İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ
Haberler » Güncel » İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ - Haber

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Kıyafetlerini çıkarıp, dilenciye giydirdiİZMİR'in Konak ilçesinde, yol kenarında dilenen bir vatandaşa 2 kişinin kendi kıyafetlerini giydirdiği anlar, sosyal medyada takdir topladı.

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Kıyafetlerini çıkarıp, dilenciye giydirdi

'in Konak ilçesinde, yol kenarında dilenen bir vatandaşa 2 kişinin kendi kıyafetlerini giydirdiği anlar, sosyal medyada takdir topladı.

Çankaya Şair Eşref Bulvarı üzerinde yol kenarında dilencilik yapan bir erkek bir şahsı gören 2 kişi durdu. Üzerinde kışlık kıyafet olmadığını gören vatandaşlardan biri, dilenciye kendi kıyafetini verebileceğini söyledi. Bunun üzerine bir kişi kazağını ve montunu çıkardı. Söz konusu iki kişi, kıyafetleri dilenciye kendi elleriyle giydirdi. Kıyafetlerini çıkaran kişi ise, havanın soğuk olmasına rağmen tişörtle kaldı. Olay, çevredeki bir kişi tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, kullanıcıların takdirini topladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------------Olayın sosyal medyada paylaşılan görüntüsü

Haber: Davut CAN - Kamera: ,  

===============================

Otomobilin köpeği ezdiği an kamerada

Bursa'nın Büyükorhan ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışırken otomobilin çarptığı köpek telef oldu. Kaza anı, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.Büyükorhan ilçe merkezinde Pazar günü yolun karşısına geçmeye çalışan köpeğe otomobil çarptı. Köpek telef olurken, kaza anı saniye saniye bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Köpeğin sahibinin şikayeti üzerine jandarma çalışma başlattı. Görüntülerden yola çıkan jandarma ekipleri, otomobilin plakasını tespit edip, sürücünün Osman Y. olduğunu tespit etti.Merkez Nilüfer ilçesinde oturduğu belirlenen Osman Y., şikayet üzerine Görükle Polis Merkezi'ne gelerek ifade verdi. İfadesinde köpeği fark etmediğini söyleyen Osman Y., "Sokağın ortasında bir insan vardı. Ona bakarken köpeği fark etmeyerek ezmişim. Benim köpeği ezdiğimden bile haberim yok. Bugün saat 2 civarı bir polis aradı. Bu olaydan o zaman haberim oldu. Sosyal medyada tanımadığım insanlar bana hakaret ediyor. Köpeğin sahibini ve eşini arayıp, özür diledim. Keşke elimden daha fazla bir şey gelseydi" dedi.

Görüntü Dökümü: ------------------------------Otomobilin köpeğe çarptığı anın güvenlik kamerası görüntüleri

Haber-Kamera: Huzeyfe ÖZDEMİR/BÜYÜKORHAN (Bursa),

==============================

MERSİN Mezitli'de sel nedeniyle otomobiller sürüklendi, üst üste yığıldı

Mersin'in merkez Mezitli ilçesinde şiddetli yağışın etkisiyle birçok araç, su taşkınlarının etkisiyle sürüklendi. Özellikle Davultepe Mahallesi'nde sürüklenen park halindeki birçok araç üst üste yığıldı. Araçlarda hasar meydana gelirken, sahipleri de gördüğü manzara karşısında şok yaşadı.İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin inceleme yaptığı siteye sevk edilen 5 çekiciyle, sıkışan araçlar kurtarılmaya çalışıldı.Ayrıca çevredeki sitelerde bazı daireleri su bastı. 

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

MERSİN

===============================

Çilingirciye dayak kamerada

KONYA'da  kimlikleri belirlenemeyen 3 kişi,  iddiaya göre otomobilin kapsını açamadıkları gerekçesiyle  telefonla çağırdıkları çilingirci K.T.'yi dövüp, bin 100 lirasını zorla aldı. Şüphelilerin, K.T.'yi dövme anları güvenlik kamerasına yansıdı. Polis, 3 kişinin kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.   Olay, geçen pazar günü saat 18.00 sıralarında merkez Karatay ilçesi Ulubatlı Hasan Mahallesi'nde bulunan bir apartmanın otoparkında meydana geldi. Çilingircilik yapan K.T.'yi cep telefonundan arayan bir kişi, iddiaya göre, otomobilinin kapısını açamadığını söyleyerek yardım istedi. K.T.'de bunun üzerine verilen adrese gitti. K.T.'yi araçtan indiren 3 kişi, karanlık bir bölgeye giderek cep telefonunu vermesini istedi. K.T. telefonunu vermeyince, şüpheliler tekme ve tokatlarla saldırmaya başladı. O anlar ise güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.Şüphelilerin elinden kaçmayı başarak K.T., polis merkezine giderek şikayetçi oldu. Vücuduna aldığı darbeler sonucu hastaneden iş göremezlik raporu olan ve cebindeki bin 100 lirasınında çalındığını öne süren K.T., polise gidip şikayette bulundu. K.T, ifadesinde, "Beni arayarak araçlarının kilitli kaldığını söylediler. Bana atılan konuma gittiğimde beni arabadan indirdiler. Telefonumu istediler ancak ben vermedim. Sonra beni karanlık, tenha bir yere getirerek dövdüler. Ellerinden kaçarak kurtuldum. Cebimdeki bin 100 lira paramda yoktu. Paramı da gasp etmişler. Hepsinden şikayetçiyim" dedi. Polis, 3 kişinin kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.   

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------Şüphelilerin çilingiri dövmesiÇilingirin kaçıp, kurtulması

Haber-Kamera: Tolga YANIK KONYA

===============================

İnşaat kazısında insan ve hayvan figürlü mozaik bulundu

ŞANLIURFA'da, 'Amazon kraliçelerinin av ve savaş sahneleri'nin tasvir edildiği mozaiklerin bulunduğu Haleplibahçe'deki Mozaik Müzes'ine yakın bir bölgede yapımı devam eden inşaatın bodrum katında insan ve hayvan figürlerinin bulunduğu mozaik bulundu. Bölgede kaçak kazı yaptıkları belirlenen 2 şüpheli gözaltına alınırken, mozaikler koruma altına alındı.Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bir evin bodrum katında yapılan kaçak kazı sırasında mozaik bulunduğu ihbarı üzerine harekete geçti. Balıklıgöl civarındaki Mozaik Müzesine yakın mesafedeki adrese baskın yapan ekipler, inşaat halindeki evin bodrum katında açılan üzeri molozlarla kapatılmış çukuru tespit etti. Çukurdan içeri giren ekipler, 2 oda halindeki tünelde 4 metre karelik tabanda insan ve hayvan figürlerinin yer aldığı mozaik bulunduğunu saptadı. Bir kısmı tahrip edilmiş taban mozaiğinin bulunduğu alanda yapılan aramada 2 şüpheli çeşitli kazı malzemeleriyle yakalandı.

MOZAİK MÜZESİNDEKİ ESERLERLE BENZERLİK TAŞIYORKoruma altına alınan mozaiği inceleyen uzmanlar, eserin Mozaik Müzesinde yer alan milattan sonra 5 veya 6'ncı yüzyıllardan kalan mozaiklerle benzerlik gösterdiğini belirledi. İnşaat çalışmasının durdurulduğu bina zeminindeki mozaiklerin incelemesine devam ediliyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Mozaiğin bulunduğu evPolis bodrum kattına inmesiÜzeri molozlarla kapalı olan kazıTünelde bulunan mozaiklerGenel ve detay görüntüler

Haber: Ali LEYLAK-Kamera: Ömer ŞULUL -ŞANLIURFA

===============================

Yaban domuzları, mahalleye indi

Bursa'nın Kestel ilçesinin karla kaplı yüksek kesimlerinde yiyecek bulmakta zorlanan yaban domuzları, mahalleye indi. Yolda yiyecek arayan yaban domuzları, cep telefonunun kamerasıyla görüntülendi.Kestel'in karla kaplı yüksek kesimlerinde yiyecek bulmakta zorlanan yaban domuzları, kırsal Alaçam Mahallesi yakınlarına indi. Mahalle yolu üzerinde yiyecek arayan yaban domuzu ve 2 yavrusu, bir otomobilin önünde bir süre ilerledikten sonra ormanlık alana girerek gözden kayboldu. Otomobil sürücüsü, cep telefonunun kamerasıyla saniye saniye domuzları görüntüledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Domuzların araç önünde gezinmesinden detaylar

Haber-Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

===============================

Kuruma tehlikesindeki Seyfe Gölü'nde su seviyesi yüzde 50'ye ulaştı

KIRŞEHİR'de Eylül ayından itibaren kuruma tehlikesi yaşayan kuş cenneti Seyfe Gölü'nde son yağışlarla birlikte su seviyesi yüzde 50'ye ulaştı. Seyfe Gölü Ekoloji Derneği Başkanı Ömer Çetiner, "Eylül ve Ekim aylarında gölümüz tamamen kurumuştu. Ama yağışların etkisiyle şuan gölümüzde su oluştu" dedi. İç Anadolu Bölgesi'nin su kaynaklarından Seyfe Gölü, 1989 yılında 1'inci derece sit alanı, 1990 yılında tabiat koruma alanı ilan edildi. 1994 yılında Ramsar sözleşmesi ile uluslararası düzeyde korunması garanti altına alınan 152 bin hektarlık Seyfe Gölü, Eylül ve Ekim aylarında kuraklıkla mücadele etti. Su oranı büyük oranda azalan ve kuruma tehlikesi yaşayan Seyfe Gölü'nde, son yağışlarla birlikte su seviyesi arttı. 187 kuş türüne ev sahipliği yapan göldeki su oranı yüzde 50 seviyesine ulaştı.

'YAĞIŞLARIN ETKİSİYLE SU OLUŞTU'Seyfe Gölü Ekoloji Derneği Başkanı Ömer Çetiner, kuş cenneti gölün kış ayları ile birlikte yağış almaya başladığını belirterek, "2020 yılının ilk günlerinde Seyfe Gölü konusunda az da olsa sevindirici bir konumdayız. Çünkü son zamanlarda az da olsa yağışın etkisiyle göldeki su oranı yüzde 50 civarına ulaştı. Seyfe Gölü'nün tabanı çorak toprak olduğu için bir damla bile su düşse tabana inmiyor ve yüzeyde kalıyor. Yani Seyfe Gölü'nde tabana su gitmiyor. Bilindiği gibi Eylül ve Ekim aylarında gölümüz tamamen kurumuştu. Kurumasının nedeni de buharlaşmaydı. Yüzey su girişi maalesef olmuyordu. Şuan yine yüzey su girişi yok; ama yağışların etkisiyle şuan gölümüzde su oluştu" dedi.

'KUŞLAR GERİ GELDİ'Yağış nedeniyle göle çok sayıda kuşun geldiğini ifade eden Çetiner, "Bu kadar suyla bile şuanda binlerce kuşu bir arada görebiliyoruz. Çünkü dünyada 4 adet göç yolu var. Bunlardan iki tanesi 'den geçiyor. Bir tanesi de Seyfe Gölü kuş cenneti üzerinden geçiyor. Buradan geçen kuşlarımız eğer ortam güzelse gelip konaklıyorlar. Ortam müsait olmadığında da devam edip gidiyorlar. Eğer ortam müsait değilse ben bir doğa suçu işlediğimizi düşünüyorum. Çünkü kuşların yaşam hakkını kendilerine vermeliyiz. Onlara barınabilecekleri bir ortam sağlamamız gerekiyor. Göl kuruduğu zaman bizler de rahatsız oluyoruz. Şuan kaz, ördek, angut, martı ve diğer türlü kuşlarımız Seyfe Gölü'nde mevcut. Su seviyesi bizi mutlu etmiyor. Biz istiyoruz ki suyumuz daha fazla olsun. Kuşlarımıza rahat ortam bulamadığımızda bunun rahatsızlığını yaşıyorum. Tek umudumuz Seyfe Gölü ile ilgili çalışmaların hızlanması ve eski güzelliğine dönmesidir" ifadelerini kullandı.

'KUŞLAR GÖLÜN ÖNEMİNİ BİZDEN DAHA ÇOK İYİ BİLİYOR'Geçen yıl Ağustos ayının sonuna kadar yüzde 90 su yoğunluğunun olduğunu söyleyen Çetiner, "Bu da geçen yıl yağışların Haziran ve Temmuz ayına kadar sarkmasından kaynaklandı. İnşallah Temmuz ayına kadar yağışlar devam ederse doluluk da devam edecektir. Kuş sayımız da çeşit olarak artacaktır. Bu da kuş cenneti Seyfe Gölü'nün güzelliğini ortaya koyacaktır. Kuşlar Seyfe Gölü'nün önemini bizden daha çok biliyor. Bizler de en az kuşlar kadar Seyfe Gölü'nün önemini bilirsek gölümüz kurtarılacaktır" diye konuştu.    

Görüntü Dökümü: ------------------Ömer Çetiner ile röportaj-Seyfe Gölünden görüntü-Drone görüntüsü-Kuşlardan görüntü-Genel görüntü

Haber: Olcay DÜZGÜN - Kamera: Abdurrahman DULKADİR/KIRŞEHİR,

==============================

Kokoreçe kadın eli değdi 

Van'da, üniversitenin Aşçılık Bölümü'nden mezun olup, bir süre tanınmış kokoreç ustalarından eğitim alan Zehra Yılmaz (21), ağabeyinin kokoreççisinde çalışmaya başladı. İş yerinde şef olarak çalışan Yılmaz, "Müşterilerden çok olumlu geri dönüşler alıyorum. Kadınların isteyip de yapamayacakları bir şey yok. Ben bu alanda daha da ilerlemek istiyorum" dedi.Erciş ilçesinde oturan Zehra Yılmaz, Yalova Üniversitesi'nde Aşçılık okudu. Çok istediği ve büyük merak duyduğu bu bölümü bitirdikten sonra 5 yıldızlı otellerde staj yapan Yılmaz, daha sonra ağabeyinin kokoreç dükkanında çalışmaya karar verdi. Kokoreç ile ilgili çok fazla bilgiye sahip olmayan Yılmaz bu işi öğrenmek için Antalya ve 'deki tanınmış ustalarının yanında bir süre eğitim aldı. Eğitiminin ardından şef olarak çalışmaya başlayan Yılmaz, 'kadın eli değen' kokoreci müşterilerine sunuyor.

'KADINLARIN İSTEYİP YAPAMAYACAĞI HİÇBİR ŞEY YOK'Kokoreç ustalarının genelde erkek olduğunu belirten Yılmaz, "Kokoreç ustaları genellikle erkek olarak biliniyor. Ama kadınlar da bu işi çok iyi ve özenle yapıyorlar. Biraz zor görünebilir fakat bu iş çok keyifli. Bir de müşterilerden çok olumlu geri dönüşler alıyorum. Onlar kokoreci beğenerek tüketirken bende mutlu oluyorum. Kadınların isteyip de yapamayacakları bir şey yok. Kokoreci de ben çok isteyerek ve severek yapıyorum. Türkiye'de sayısı az olan kadın kokoreççiler arasına girmiş oldum. Çok mutluyum ve işimi çok severek yapıyorum" diye konuştu.

MÜŞTERİLER ŞAŞIRIYORGenellikle erkekler tarafından yapılan bu meslekte, tezgah başında kadın kokoreççiyi gören müşteriler şaşkınlık yaşasalar da kokoreci beğenerek tüketiyor. Yılmaz, ızgara başında bir kadını gören bazı müşterilerinin şaşırdığını belirterek, "Müşteriler görünce şaşırıyor tabi ki. Bir kadının ızgarada olması, kokoreç pişiriyor olması, kokoreç çeviriyor olması, o kokoreci taşıyıp çıkarıyor olması bazı müşteriler için şaşırtıcı bir durum. Ama hem temiz çalışıyor diye insanlar güveniyorlar ve sunduğum ürünleri çok beğeniyorlar" dedi.

'İDEALLERİM VAR'Henüz 21 yaşında olduğunu ve gelecek ile ilgili planlarının olduğunu da belirten Yılmaz, "Ailemin ve özellikle abimin çok desteğini gördüm. Bu işi öğrenmem için bana çok fazla destek oldu. Ben pastacılık üzerine kendimi geliştirmek isterken benim bile yabancısı olduğum kokoreç ustası oldum. Bu işi öğrenmek için çok fazla mücadele verdim ve şu anda en iyisini yapmak için çalışıyorum. Ben bu alanda daha da ilerlemek istiyorum. Şu anda çalıştığım yerde şef olarak çalışıyorum ama ilerde şeften ziyade işletme sahibi olmayı istiyorum. Hem kendi mutfağımda hem de kendi işletmemde olmak istiyorum. Ama bir de sadece kokoreç üzerine değil değişik lezzetlere de yönelmek istiyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------Tezgah başında çalışma yaparken-Zehra Yılmaz'ın çalışmaları-Kokoreç dağraması-Zehre Yılmaz ile röportaj-Genel detaylar

Gülay KUYUCU/VAN,

===============================

Baleyi, tramvay istasyonlarına taşıdı

ANTALYA'da, eski gazeteci, fotoğraf sanatçısı ve yönetmen Müge Ayyıldız, Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçılarıyla baleyi sokağa taşıdı. Tramvay istasyonlarında dans eden balet ve balerinleri gören kişilerin tepkilerini fotoğraflayan Müge Ayyıldız, projesinin tamamlanmasının ardından sergi açacağını ve gelirini engelliler yararına kullanılacağını söyledi. Eski gazeteci, fotoğraf sanatçısı ve yönetmen Müge Ayyıldız, Antalya Devlet Opera ve Balesinin 9 balerin ve baleti ile birlikte hem bale dansına dikkat çekmek hem de hiç bu dansı izlememiş insanları baleyle tanıştırmak için yaklaşık 3 yıl önce bir proje başlattı. Proje kapsamında bale dansını sokağa taşıdığını söyleyen Ayyıldız, " 'Halka sanatı gösterecek neler yapabilirim?' diye düşündüm. Türkiye'de hiç opera ve bale izlememiş çok insan var. Hiç balerin ya da balet görmemiş insanlara baleyi anlatmak istedim. Kalabalık ortamlara sanatçıları götürerek fotoğraflar çektim" dedi.

'GENEL ANLAMDAKİ TEPKİ ŞAŞKINLIKTI'Çekim sırasında halkın tepkilerinin enteresan olduğunu söyleyen Müge Ayyıldız, "Biz çekim yaparken yanımızdan gülümseyerek geçen de oldu, durup birkaç dakika izleyen de. Genel anlamdaki tepki ise şaşkınlıktı" diye konuştu.

'ÇIPLAK İNSANLAR VAR' DİYE ŞİKAYET EDİLDİTramvay istasyonlarındaki çekimleri yaparken ilginç bir de olay yaşadıklarını kaydeden Ayyıldız, "Birileri bizi şikayet etmiş. Polis geldi. 'Burada çıplak vatandaşlar olduğu ihbarını aldık. Galiba sizsiniz' dedi. Tabi orada ne yaptığımızı anlattım. İşleri gereği kimlik kontrolü yaptılar ve sonra da teşekkür edip gülümseyerek gittiler. Benim için unutulmaz bir anı oldu bu" dedi.

'PROJENİN DEVAMINI SU ALTINDA ÇEKTİK'Aynı sanatçılarla projenin devamı olarak su altı çekimlerini yaptığını da anlatan Ayyıldız, zorlu bir çalışma olduğunu söyledi. Bröveli dalgıç olan ve aynı zamanda su altı fotoğrafçılığı da yapan Müge Ayyıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sanatçı arkadaşlar da sıcak bakınca su altında da böyle bir çalışma yaptık. Bu çekimler sırasında sanatçıların kostüm değiştirmek ve bir şeyler içmek için kısa molaları oldu. Onlar çok zorlanmadı ama ben 5 saate yakın suyun içindeydim. Sürekli dalıp çıkıyordum. Çok güzel bir çalışma oldu."

SERGİNİN GELİRİ ENGELLİLER YARARINAAyyıldız, bu projeyi engelliler için hazırladığını ifade ederek, tamamladığında bir sergi açacağını söyledi. Serginin gelirinin tamamının engelliler yararına kullanılacağını kaydeden Ayyıldız, 3 yıl önce başladığı çalışmayı önümüzdeki aylarda bitirmeyi hedeflediğini sözlerine ekledi.

BABASI ESKİ GENEL YAYIN YÖNETMENİEski Günaydın gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Ayyıldız'ın kızı, Hürriyet Gazetesi eski müdürü Enes Ayyıldız'ın da yeğeni olan Müge Ayyıldız, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Sinema Televizyon Bölümünden mezun olduktan sonra bir dönem gazetecilik yaptığını belirtti. Gazetecilikle babasının yanına gidip gelirken lise yıllarında tanıştığını anlatan Ayyıldız, "Günaydın, Akşam, Sabah, Star, Hürriyet gazetelerinde çalıştım. Sanat fotoğraflarını çekmeye de 10 yıl önce yerleştiğimiz Antalya'da başladım" dedi.

'GAZETECİLİĞİM SANATIMA YANSIYOR'Eski bir gazeteci olmanın fotoğraf ve film çekimlerinde çok olumlu katkısı olduğunu sözlerine ekleyen Ayyıldız, "Her şeye bir gazeteci gözüyle bakıyorsunuz. Hayata farkı açıdan bakıyorsunuz. İletişim farklı oluyor. Üretirken de kurgu yaparken de farklı düşünüyor insan. Seçtiğimiz müzikler bile farklı oluyor. Gazetecilik yapmış olmam çok keyifli benim için" dedi.

'YOL FİLMLERİ HAZIRLIYORUM'Aracıyla sürekli yollarda olduğunu, yollarda gördüklerini fotoğraf ve film olarak kaydettiğini söyleyen Ayyıldız, "Hazırladığım kısa filmleri festivallere gönderiyorum. İki yıl önce İzmir Kısa Film Festivali'ne bir film göndermiştim. 6 bine yakın filmle yarıştı ve özel seçkiye girdi. Dört ayrı salonda 1 hafta boyunca gösterimdeydi. Konusu break dansçıların hayatına dairdi. İstanbul'da çektiğim 15 dakikalık bir filmdi ve üç gün üç gecede tamamlamıştım" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Bale fotoğraflarıSu altında bale yapmalarıRöp: Müge Ayyıldız 

Haber: Selma KUNAR- Kamera: ANTALYA

=================================

Van kedilerine 'Mozart' dinletiyorlar 

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Kedi Villası'nda koruma altındaki Van kedilerine çeşitli müzikler dinletiliyor. Kedilerin en çok Mozart dinlerken sakinleştiğini belirten YYÜ Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, "Tabi ki klasik müziğin en önemlilerinden Mozart müziğini de hayvanlarımıza dinlettiriyoruz. Bu müziğin hayvanlar üzerine sakinleştirici ve dinlendirici etkisi olduğunu biz kabul ediyoruz" dedi.

Farklı göz renkleri, bembeyaz tüyleriyle ünü ülke sınırlarını aşan Van kedilerine, koruma altında oldukları Van Kedi Villasında özenle bakılıyor. Her mevsim ziyaretçisi bulunan Van kedileri, sevecenlikleriyle gelen konukları etkiliyor. Birbirinden sevimli Van kedilerine aile ortamı oluşturmak içinde merkezin kapısı gelen ziyaretçilere hep açık. Ziyaretçiler kedilere yoğun ilgi gösteriyor. Merkez çalışanları da kedilerin korunması ve iyi bakılması için her türlü gerekeni yapıyor. Van kedilerine günün belirli saatlerinde müzik dinlettiriliyor. 

'KEDİLERE AİLE ORTAMI HAZIRLIYORUZ'Van YYÜ Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, kedilere aile ortamı hazırladıklarını, bu bağlamda hayvanların insanlarla temas etmesine, sevmesine müsaade ettiklerini söyledi. Müziğin de bunun bir parçası olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, kedilere müzik dinlettirdiklerini ve bunların arasında özellikle Mozart müziğini dinlettirdiklerini ve bunun da kediler üzerinde önemli etki bıraktığını söyledi.

'MOZART DİNLEYİNCE SAKİNLEŞİLORLAR'Prof. Dr. Kaya, "Ev ortamında daha güzel vakit geçirme açısından kedilere çeşitli müzikler ve fon müziklerini dinlettiriyoruz. Tabi ki klasik müziğin en önemlilerinden Mozart'ı da hayvanlarımıza dinlettiriyoruz. Bu müziğin hayvanların ruhsal durumuna katkısı olduğuna inanıyoruz. Sakinleştirici ve dinlendirici etkisi olduğunu biz kabul ediyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Van Kedi Villası'ndan detay-Van Kedileri'nin müzik dinlemesi-Kedilerden Detaylar-Kedilerin oyun oynaması-Kedilerin kameralara poz vermesi-Kedilerin müzik dinlemesinden detaylar-YYÜ Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya ile röportaj-Van Kedilerinden detaylar

Gülay KUYUCU- Orhan AŞAN/VAN,

===============================

Fenikelilerin 2800 yıllık tekniğiyle yapılan tekne baharda yola çıkacak

İZMİR'in Urla ilçesinde 15 senedir, eski çağlardaki tekneleri bugünün koşullarında yeniden üreterek yolculuklar yapan 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, milattan önce (M.Ö) 800'lü yıllarda Fenikelilere ait olduğu düşünülen bir ticaret teknesinin kopyasını aynı montaj tekniğini kullanarak yaptı. Metal çivi, cıvata veya vida kullanılmadan monte edilen 6 ton ağırlığındaki tahta tekne, nisan ayında Karadeniz'e doğru yola çıkacak.İzmir'in Urla ilçesinde, antik tekne modellerini günün koşullarında yeniden üreterek bu teknelerle yolculuğa çıkan 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, M.Ö. 800'lü yıllarda kullanıldığı ve Fenikelilere ait olduğu düşünülen ticaret teknesinin yapımını tamamladı. Tekne, daha önceki projelerden farklı olarak 'kavela zıvana' tekniğiyle, tahtalar zıvanalarla birleştirilip, metal çivi, cıvata veya vida kullanılmadan, tahta çivi kullanılarak montajı yapıldı. Antik teknelerle o dönemleri yeniden deneyimleyen ekip, nisan veya mayıs ayında Karadeniz'e doğru yola çıkmayı bekliyor. Deneysel arkeoloji üzerine çalışan ekip daha önce dünyanın en eski açık deniz gemisi Uluburun ile Doğu Akdeniz'de 3 bin mil yolculuk yaptı. M.Ö 600'lü yıllara ait savaş teknesi Kybele ile İzmir'den Marsilya'ya 56 gün süren bir seyahat düzenledi. Dernek üyeleri, Urla sahilinde bulunan deneysel atölyedeki malzemelerle her yıl yeni bir proje üzerinde çalışıyor. Görev dağılımı ile çalışan 30 kişilik kadrodan bazıları tahtaları keserken, bazıları zıvana işlemlerini gerçekleştiriyor. Ekipte, doktordan arkeoloğa, marangozdan teknik ressama birçok farklı meslekten üye bulunuyor.

'NİSAN VE MAYISTA KARADENİZ UYUYOR'İkonografiden faydalanarak, tekne tipini seçtiklerini anlatan Arkeolog Osman Erkurt, "Bu tekneyle özellikle Levant bölgesinden, yani bugünkü Suriye'den Mısır'a sedir ağacı kütükleri taşınıyordu. Kütükleri sudan çekerek de taşıyabiliyor, güvertesine de alabiliyor. Biz bu sene bu tekneyle Karadeniz'e çıkacağız. Karadeniz arkeolojisinin üstünde çok az çalışılmış, bu anlayışı yıkmak istiyoruz. Çanakkale ve İstanbul Boğazı'ndaki akıntılarla seyir konusunda dünya çapında bir tezimiz var. Onun son denemelerini yapacağız. Daha sonra Varna'ya gelen iki Viking gemisi ile buluşup, Karadeniz'de belli seferler yapmak niyetindeyiz. Bütün bunlar için meteorolojik şartlar da önemli. Nisan ve mayıs en doğru anlar, o aylara Karadeniz'in uyuduğu aylar derler" dedi.

'KAVELA- ZIVANA TEKNİĞİ KULLANDIK''Kavela zıvana' yönteminden bahseden Mualla Erkurt, "Antik dönemlerde 'kavela zıvana' dediğimiz değişik bir teknik kullanılıyordu. İki tahta birbirine zıvanalarla birleştiriliyor ve kavela dediğimiz tahta çivilerle monte ediliyor. Bu çok değişik bir sistem. Daha önceki teknelerimizde de bu tekniği kullanmıştık fakat bazı yerlerde çivi de vardı. Bu teknede ise tamamen kavela zıvana kullandık. Çivi, cıvata veya vida yok. Baharda yapacağımız yolculukta hem bu tekniği test etmiş olacağız, hem de bu teknenin diğer bir özelliği de çok hafif olması. Mesela Uluburun 30 tondu, Kybele 24 tondu. Fenike ise 6 tonluk yelkenli bir tekne. O yüzden çok hızlı gideceğimizi tahmin ediyoruz. Bunlar modern tekneler gibi değil, tamamen arkadan esen rüzgarlarla hareket ediyor. Hafiflik işimize yarayacak. Bu teknede 10 kürekçimiz, 2 yelkencimiz olacak. Toplamda 15 kişi olacağız" diye konuştu.

ZORLU YOLCULUKLARDernek gönüllüsü 112 Acil Servis doktoru Tolgay Uzun ise, yolculukların zorlu geçtiğine dikkat çekerek kilo kayıpları ve ishal sorunlarının yaşandığını söyledi. Uzun, "Yaptıklarımız antik zamanlara ait tekneler olduğu için onlarla yaptığımız yolculuklar oldukça zor geçti. Kybele teknesi ile Marsilya'ya 56 gün süren bir yolculuk yaptık. Tekneler o zamanki şartlara göre yapıldığı için bir doktor olarak da benim için tecrübe oldu. Denizi tanıdık, teknedeki insanların beslenmesinden sağlık durumuna kadar neler yaşayabileceğini gördük. Beslenmeye bağlı kilo kayıpları oldu. Su kaynağına bağlı olarak ishal gibi problemler oldu, hepsini hallettik. Çok heyecanlı ve güzeldi. Bunlar bize tecrübe oldu, yeni teknemizle yapacağımız seyahatte için daha donanımlıyız" dedi.Ekibin sevk ve idare sorumlusu Aytekin İzbul da "Seyirlerle ilgili yön belirlemede görev alıyorum. Deneysel arkeoloji olarak tekneleri yaptığımızda o zamanın koşullarının ne kadar zor olduğunu anlıyoruz. Bu teknelerde çok dikkatli, tedbirli olmak zorundayız. Hava koşullarına göre hedefimizi ve davranış şekillerimizi belirliyoruz. Antik koşullarda insanların seyirleri hava koşullarına bağlıydı. Biz de rüzgarı hesaplıyoruz ve buna göre yola çıkıyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Atölyede çalışan ekipten genel ve detay görüntülerFenike teknesinden genel ve detay görüntülerEkip teknedeyken görüntülerKybele teknesinden görüntülerOsman Erkurt ile röp.Mualla Erkurt ile röp.Tolgay Uzun ile röp.Aytekin İzbul ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

==============================

Ege'de yaş sebze meyve ihracatı yüzde 7 arttı

EGE Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (EYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, 2019 yılında ihracat rekorunu yüzde 7 artışla 890 milyon dolara çıkaran Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği'nin, 2019 yılı performansını değerlendirerek, 2020 yılı hedeflerini açıkladı.EYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, EYMSİB Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte 2019 yılı ihracat performansını değerlendirdi. Uçak, EYMSİB'nin 2019 yılında ihracatı yüzde 7 artırarak, 890 milyon dolar olarak gerçekleştirdiğini, en fazla ihraç edilen ürünün ise kiraz olduğunu açıkladı. 2020 yılında 1 milyar dolar ihracat hedeflediklerini ve gidilmedik yerlere gideceklerini aktaran Uçak, "Muz, ejder meyvesi, kivi ve avokado gibi katma değeri yüksek ürünlerle ilgili çalışmalarımız var. Dikili'de örtü altı tarım işletmesi kurulacak. Tarım Bakanlığı bünyesi altında İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege ihracatçı Birliği, İzmir Ticaret Borsası girişimci olarak kuruldu. İnşallah önümüzdeki yıllarda örtü altı katma değeri yüksek ürünler yetiştirmeyi planlıyoruz" diye konuştu.

'ÖN PLANA ÇIKAN ÜRÜNLER KİRAZ, SOFRALIK ÜZÜM VE KESTANE'İhracata katkı sağlayan tüm ihracatçılara teşekkür eden Uçak, kiraz, sofralık üzüm, kestane, mandalina, kornişon ve biber turşuları, kurutulmuş domates ve meyve suyu konsantrelerinin başı çektiğini vurgulayarak şöyle dedi:  "Özellikle Türkiye genelinde yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında düşüş yaşandığını düşünürsek, birliğimiz ihracatının yükselmesini sağlayan firmalarımızı başarılarından dolayı takdir etmemiz gerektiğini düşünüyorum. 2019 yılında 890 milyon dolarlık ihracatımızda ön plana çıkan ürünlerimiz kiraz, sofralık üzüm, kestane, mandalina, kornişon ve biber turşuları, kurutulmuş domates ve meyve suyu konsantreleri olmuştur. Ülkeler bazında da birliğimiz üzerinden her zaman olduğu gibi ağırlıklı olarak Rusya, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İtalya gibi ülkelere ihracatımız gerçekleşmiştir. Kemalpaşa'da, Selçuk'ta kiraz, şeftali, narenciye ve nar üreticilerimiz ile bir araya gelerek sorunlarını dinledik. Aynı zamanda bir ziraat mühendisi ve bir halkla ilişkiler uzmanımızdan oluşan üye ilişkileri ekibimiz, yıl boyunca 700'e yakın üye firmamızı ziyaret etti, Ege Bölgesi'nde yer alan üreticiler ile Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri ile görüşmeler gerçekleştirdiler ve talep ve beklentileri yönetim kurulumuza raporladılar." 

'UR-GE PROJELERİNİ FAALİYETE GEÇİRDİK'Yurtdışında da ihraç ürünlerini tanıtmak için faaliyetlerine devam ettiklerini söyleyen Uçak, sözlerini şöyle sürdürdü:  "2019 yılında Almanya, Japonya, Çin, Hong Kong gibi ülkelerdeki fuarlarda ürünlerimizi tanıtma imkanı bulduk. 2020 yılında da hedefimiz ihracatımızın potansiyel gösterdiği ve daha önce gidilmedik yerlere giderek üyelerimizin ihraç ürünlerini yurtdışında tanıtmak. Bu kapsamda, en büyük potansiyel pazarlardan Çin'in yanı sıra, Güney Kore, Vietnam, Hindistan gibi ülkelerde fuarlara katılım sağlayacağız. Bu yıl Asya ile birlikte Afrika pazarına da açılmak gibi bir hedefimiz var. Avrupa ve Rusya pazarını tüm üyelerimiz biliyor artık, bizim amacımız dünyayı onlara adım adım yaklaştırmak. 2019 yılının sonunda hem yaş meyve sebze hem de meyve sebze mamulleri sektöründe URGE projelerini faaliyete geçirdik. Toplam 33 firmamız ile kümelenme projesine dahil olduk. 2020 yılında firmalarımızın talepleri doğrultusunda yurtdışı pazarlama faaliyetlerinde bulunacağız."

'ALTERNATİF PAZARA İHTİYACIMIZ VAR'

Uçak, Rusya ile ihracatı değerlendirirken "Rusya ile iyi bir duruma geldik. Yurtdışına giden ürünler analiz yapılmadan gitmiyor. Raporları çıkıyor ve ona göre izin veriliyor" dedi. Uçak, Çin'e de sadece kiraz ihraç edebildiklerini belirterek, "Çin'e daha çok meyve satmak isteriz. İki devlet arasındaki protokolün genişletilmesini isteriz. Çalışmalar devam ediyor. Çin iyi bir pazar. Alternatif pazara ihtiyacımız var. Rakip ülkelerimiz çoğalıyor. Yıllar öncesinden birçok ülkeye ürün yetiştiremiyorduk. Şu anda rakip ülkeler var. Bunlar bizim için ister istemez ürünlerin önünü kesiyor, bazı ülkeler rakamı düşürüyor. Hızlı bir şekilde girilmeyen pazarlara girmek için UR-GE projeleri geliştiriyoruz" diye konuştu.Kuru soğan ve taze patates, ihracatının ön izne bağlı mallar listesine eklenmesine ilişkin konuşan Uçak, "Şu anda Türkiye'de patates ve soğan anlamında yeterli ürün var. Fiyatlar da istikrarını koruyor. Şubat ayında da patates hasadının başlamasıyla herhangi bir sorunla karşılaşacağımızı sanmıyorum" değerlendirmesinde bulundu.'ORGANİK REÇEL ÜRETECEĞİZ'Toplantıya ayrıca, Menemen Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nden gelen Yeşim Sever ise, EYMSİB'nin de katkılarıyla doğal reçel üretimi yapacaklarını söyleyerek, "Ayva reçeli üretiyoruz, anne usulü, katkı maddesi yok. Raf ömrü biraz az olacak ama koruyucu madde yok, sağlıklı bir ürün. Destek bekliyoruz, gerekli desteği sizlerden alacağımıza inanıyoruz. Hep birlikte inşallah menemende tarımı canlandıracağız. Logomuz Zümrüdüanka, nedeni Zümrüdüanka gibi küllerimizden doğmak. Arazi üzerinde çalışmalarımız başladı. Tarım Bakanlığı ile birlikte yürüteceğiz. Mart ayında organik çilek üreterek üretime başlayacağız. Mevsim meyveleriyle yürüyeceğiz. İpek böceği gübresinden güzel bir gübre ürettik. Çıkış maddesi zaten ipek böceği. Gübresinden iyi sonuçlar elde ettik" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Toplantıdan genel ve detay görüntülerHayrettin Uçak'ın konuşmasıHayrettin Uçak'ın soruları yanıtlaması

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR,

===============================

Kefaller Arap ülkelerine, havyarları Amerika'ya 

MUĞLA'nın Ortaca ilçesinin Dalyan Kanalı'nda yetiştirilen tonlarca kefalin büyük kısmı, Mısır ve Suriye'ye ihraç edilerek bölge ekonomisine katkı sağlanıyor. Kefalden elde edilen havyarlar ise İtalyan ve Amerikan mutfaklarına lezzet katıyor.Dünyaca ünlü İztuzu Plajı, 2 bin 500 yıllık kaya mezarları ve caretta caretta'larıyla ilgi çeken Ortaca'da, turizmin yanı sıra balıkçılık da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Dalyan Kanalı'nda üretimi gerçekleştirilen kefal, dünyaya satılıyor. Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi'nde (DALKO) çalışan balıkçılar, süzeklerle kefalleri sabah erken saatlerde toplayıp, tesislere getiriyor. Paketlenen balıklar, iç ve dış piyasaya satılıyor. Tel tezgahlarda kurutulan kefal yumurtaları ise yine paketlenerek İtalya ve Amerika'ya ihraç ediliyor. Kurutulan balık yumurtalarının bir kısmı makarna başta olmak üzere çeşitli yemeklerin üzerine ekilerek kullanılması amacıyla tokmaklarla ezildikten sonra elekten geçirilerek toz haline getiriliyor.DALKO Başkanı Arif Yalılı, "Ülke genelinde mumlanmış balık yumurtası rağbet görüyor. Kurutulup öğütülen balık yumurtası tozu, özellikle İtalyanların ve Amerikalıların çok rağbet gösterdiği bir ürün. Bu ürünü özellikle makarna ve birçok yemek ürünlerinde kullanıyorlar. 2019 yılında 600 ton kefal balığı üretimi yaptık. 400 tonunu Mısır ve Suriye'ye gönderdik. Amerika ve İtalya'ya 15 ton balık yumurtası ihraç ettik" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Balık çiftliğinden görüntüTesislerdeki kefal balıklarından görüntüKefal yumurtalarından görüntüDALKO Başkanı Arif Yalılı ile röp. 

Haber-Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA,

==============================

Çizdiği resimlerle şehrin sokaklarını renklendiriyor

TEKİRDAĞ'da şehir merkezi, ilçeler ve köylerdeki sokaklara resimler çizen ressam Timur Bilgin (47) kente renk kattı. Çizdiği resimlerin Tekirdağ'ı yansıtmasına özen gösterdiğini belirten Bilgin, "Bu çalışmalarım çok beğenildi. Şu anda birçok köy muhtarından davet alıyorum. Yetişebildiğim sürece hepsinin taleplerinin yerine getireceğim" dedi.Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Daire Başkanlığı bünyesinde çalışan ressam Timur Bilgin, şehir merkezi, ilçeler ve mahallelerde birçok noktadaki elektrik trafoları ve bahçe duvarlarına çizdiği resimlerle çevreye renk kattı. Malkara, Saray, Hayrabolu, Şarköy, Ergene ve Çorlu ilçelerindeki duvarlara resim çizen Bilgin, son olarak Süleymanpaşa ilçesinde Tarım Fuarlarının yapıldığı Karaevli Mahallesi'nde buğdayın toprakla buluşmasını duvarlara resmetti. 

Tekirdağ'ın duvarlarına çizdiği resimlerle renk katan Timur Bilgin, resimlerinde şehri yansıttığını belirterek şöyle konuştu:  "Büyükşehir Belediyesi'nde işe başladıktan sonra kafamda olan bir sosyal projeyi hayata geçirdim. Mahalle ayırmaksızın her noktada resim yapma projemi, başkan Kadir Albayrak'a sunup onayını aldım. Ben de Tekirdağ'ın köy ve ilçelerinin tarihsel ve sosyal kimliklerini göz önünde bulundurarak, renkli bir hava katmaya başladım. Daha önce de yurt içi ve yurt dışında benzer eserler yapmıştım.

'ÇALIŞMALAR BEĞENİLİYOR, DEVAM EDECEĞİM'Her mahallenin tarihsel kimliğinden yola çıkarak resimlerini yaptığını belirten Bilgin, "Şimdi Karaevli Mahallesi'nde çalışma yapıyorum. Karaevli'nin özelliklerinden biri, İpekyolu'nun bu köyden geçtiğini öğrendim. Bir de Mimar Sinan'ın bu köyde tarihi bir köprüsü bulunuyor. ve bilinçli tarım olarak da Trakya'nın en büyük yüz ölçümüne sahip bir köy burası. Önce tarımın eskilerde nasıl yapıldığını resmettim. Buğdayın toprağa ekilmesi, karasaban ile toprağın sürülmesi. Oraklarla biçilmesi ve sofraya ekmek olarak gelişini resimledim. Daha sonra tarihi ipek yolunu ve köprüyü çizeceğim. Bu çalışmalarım çok beğenildi. Şu anda birçok köy muhtarından davet alıyorum. Yetişebildiğim sürece hepsinin taleplerinin yerine getireceğim" dedi.

'HARİKA RESMİLER ÇİZEREK, BİZLERİ MUTLU ETTİ'Karaevli Mahallesi Muhtarı Aydın Akın, ressam Timur Bilgin'in tarım mahallesi olan Karaevli'yi yansıtan resimleri profesyonelce çizdiğini ve mahallenin çehresinin değiştiğini söyledi. Akın, "Biz köyümüzün geçmişi ile bir kompozisyon düşündük ve Timur Bilgin'e anlattık. Köyümüzde karasaban ile yapılan çiftçiliği resmetmesini ve yeni kuşağa bunu göstermeyi istedik. Oda gerçekten harika resmiler çizerek, bizleri mutlu etti" dedi.Mahalle sakinlerinden Emrullah Kaya da, "Köyümüze yapılan çalışmalar ve resimler gayet güzel oldu. Resimlere baktığımız da bizlerin döneminde yapılan çiftçiliği hatırlatıyor. Şimdi gençler bilmezler kara saban ile toprak sürmeyi, orak ile buğday biçmeyi biz yaşlılar biliyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Ressamın bir çok nokta da yaptığı çizim çalışmalarından görüntüler-Ressamın çalışma anları ve detayları-Ressam Bilgin ile röp.-Köylüler ile röp.-Muhtar ile röp.-Muhabir Ruhan Yalçın'ın anonsu-Biten çizimlerden detaylar

Haber-Kamera: Ruhan YALÇIN/TEKİRDAĞ,

==============================

Kars Çayı'na düşen angusu kurtarma operasyonu

KARS'ta, kesim için mezbahaneye götürülürken, sahibinin elinden kaçan ve Kars Çayı'nda ilerlerken buzlu suya gömülen 500 kilogram ağırlığındaki angus cinsi büyükbaş, belediye ekiplerince iş makineleri kullanılarak 1 saatte kurtarıldı. Angus, kepçeye bacağından bağlanıp, kesildi.Kars Kalesi arkasındaki belediye ait mezbahaneye kesim için götürülen angus bir anda sahiplerinin elinden kurtuldu. Angus, Kars Çayı'na buz tutan yüzeyinde ilerlerken bir anda suya gömüldü. Bacağından yaralanan angus yerinden kıpırdayamayınca hayvan sahipleri belediyeden yardım istedi. Kepçe ile olay yerine gelen ekipler angusu kurtarma operasyonu başlattı. Göreviler, buzların kırılma tehlikesine karşın angusun yanına kadar gidip boynuna halat bağladı. Kepçe de havyanın çekilecek bölümün buzlarını kırdı. Kıyıya çekilen angus yaklaşık 1 saat süren çalışma sonucu düştüğü çaydan kurtarıldı.Sahibi tarafından kurtarıldığı yerde kesilmek istenen angus buna da bir süre direndi. Kepçeye bacağından bağlanan angus daha sonra kesildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ------------------Buzlu Kars Çayına düşen angus-Görevlinin ip götürmesi-Kapçenin buzları kırması ve angusu kurtarması-Angusun yanına kimseyi yaklaştırmaması-Kepçe ile havaya kaldırılması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

===============================

Köy çocuklarının 'de kızak keyfi

AK Parti Palandöken Gençlik Kolları'nca Palandöken Kayak Merkezi'ne götürülen Dereboğazı köyü okulundaki 16 öğrenci, öğretmenleriyle birlikte ilk kez düşe kalka kızak keyfi yaşadı. Kayak yapan akranlarını ilgiyle izleyen çocuklar, bindikleri Gondol Liftle Palandöken'i gezdi. Küre kafede yemek yiyen öğrenciler, unutulmaz bir gün yaşadı.

Türkiye'nin kış turizmi merkezlerinden Palandöken'de özellikle hafta sonu yoğunluk yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde etkili olan yoğun kar yağışının ardından kar kalınlığının 100 santimetre olarak ölçüldüğü Palandöken Kayak Merkezi, yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. AK Parti Palandöken Gençlik Kolları'nca Palandöken'e götürülen Dereboğazı köyü okulundaki 16 öğrenci, güneşin ve karın tadını doyasıya çıkardı. Öğretmenleri ile birlikte düşe kalka kızak keyfi yaşayan öğrenciler, kayak yapan akranlarını ise ilgiyle izledi. Kızak keyfinden sonra Gondol-Lifte binen öğrenciler Palandöken'i gezdi. Palandöken'in 2 bin 500 rakımındaki küre kafede yemek yiyen öğrenciler unutulmaz bir gün yaşadı.

'ÇOCUKLARIMIZI HEP UZAKTAN GÖRDÜKLERİ PALANDÖKEN'LE TANIŞTIRDIK'Bu tarz etkinlikleri sık sık düzenlediklerini belirten AK Parti Palandöken Gençlik Kolları Başkan Vekili Emir Demirkan, "Palandöken ilçesine bağlı Dereboğazı köyünde daha önceden buraları görmemiş öğrencileri getirdik. Kızakla kayıp, gondol lifte Palandöken'i gezdiler. Çocuklarımızı hep uzaktan gördükleri Palandökenle tanıştırdık. Umarım önümüzdeki günlerde kayak da yaptırırız" diye konuştu.Dereboğazı Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni Fazilet Bektaş, öğrencileri ile birlikte güzel bir gün geçirdiklerini belirterek, "Öğrencilerim ilk kez Palandöken dağına çıkıyor. Hepsinin imkanı yoktu. Daha önce aileleri bir iki kişiyi getirmiş. Ama şimdi bütün öğrencilerimizin dağı görme fırsatı oldu. İnşallah önümüzdeki aylarda yine gelebiliriz. Çok mutlular. Onlar buraları gördüğü için ben daha çok mutlu oldum. Bize bu imkanı sağlayan ekibe teşekkür ediyorum" dedi.Daha önce Palandöken'e hiç çıkmadığını söyleyen 5'inci sınıf öğrencisi Melisa Nihan ise "Köyde de kızakla kayıyoruz ama bu kadar zevkli olmuyor. Buralar çok güzel. Ama buradaki diğer arkadaşlar gibi kayakla kaymak istiyorum. Umarım bu isteğimizde kabul olur" diye konuştu

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Palandöken kayak merkezine kızakla çıkan öğrencilerden detay -Öğrenciler kızakla kayması -Melisa Nihan ile röp-Umut Delioğlu ile röp-Emir Demirkan ile röp-Öğretmen Fazilet Bektaş ile röp-Öğrencilerin Gondol lifte binmesi

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

===================================

Minik öğrenciler, güzel sanatlar fakültesinde baskı resim yapmayı öğrendi

ERZURUM Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde anaokulu öğrencilerine baskı resim dersi verildi. Minikler, akrilik boya kullanarak değişik şekillerde yaptıkları baskı resimleri sergiledi. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, baskı resim sanatını öğretmek için fakülte binasında anaokulu öğrencileriyle çalışma yaptı. Merkez Palandöken ilçesindeki Yenikent Anaokulu'nun öğrencilerini resim bölümü atölyesinde misafir eden Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, önce baskı resimi anlattı. Özışık'ın köpük tabaklara çizdikleri resimler üzerine nasıl baskı yapılacağını tarifinden sonra resim bölümü öğrencilerinin yardımıya anaokulundan gelen minikler, çeşitli renkteki boyalarla çalışma gerçekleştirdi. Çiçek, böcek ve değişik şekillerde hazırlanan resimleri akrilik boya kullanarak kağıda baskı yapan minikler, eserlerini atölyedeki iplere asarak kurumaya bıraktı. Baskı resimin çok ağır kimyasal ve matbaa tekniğiyle yapıldığını belirten Doç. Dr. Cemile Didem Özışık, anaokulu öğrencileri için daha sağlıklı olduğu için akrilik boyayı tercih ettiklerini söyledi. Köpük tabak üzerine kalemle yaptıkları resimlerin çeşitli boyalarla kağıtlara basıldığını anlatan Özışık, öğrencilerin eğlenceli ve iyi bir vakit geçirdiklerini kaydetti. Özışık, "Baskı resim, bir sanat dalı. Çocuklar sanatla rehabilite olmalı. Resim yapmanın amacı çocukları rehabilite etmek olmalı. Boyayla temas etmeleri, resim yapmaları onlar için bir rehabilite alanı. Baskı resimlerin tek bir seferlik değil çoğaltılabilir olması ve tek plaktan istediğimiz kadar baskı alabiliyoruz. Bu da çocukların ilgisini çeken bir yöntem" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Anaokulu öğrencilerinin atölyeye alınması-Doç. Dr. Cemile Didem Özışık'ın çocuklara bilgi vermesi-Özışık'ın baskı resmin nasıl yapılacağını anltması-Çocukların baskı resim yapmalarından genel ve detay-Özışık'la röp-Çocuklarla röp-Baskı resim çalışmasından genel detay-Biten baskı resimlerin kurumaya bırakılması

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

====================================

Güneydoğu'da yazın çalıştırılan eşekler, kışın ölüme terk ediliyor

GÜNEYDOĞU Anadolu Bölgesi'ndeki kentlerde, yazın yük taşıtılan eşekler, kış aylarında yem ve barınak masrafından kurtulmak isteyen sahipleri tarafından terk ediliyor. Başıboş bırakılan onlarca eşek, soğuk havada arazilerde yiyecek ararken, bazıları açlıktan, donarak ya da kurt ve köpeklerin saldırısına uğrayarak ölüyor.Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Diyarbakır, Şanlıurfa, Bingöl ve Mardin'deki köylerin çoğunda eşekler yaz aylarında çalıştırılıyor. Yük taşımada kullanılan onlarca eşek, kış aylarında yem ve barınak masrafından kurtulmak isteyen sahipleri tarafından terk ediliyor. Hava sıcaklığının sıfır derecenin altına düştüğü kentlerde onlarca eşek kış aylarını atlatmak için yaşam mücadelesi veriyor. Kış aylarında sahipsiz kalan eşekler, şehirler arası yollarda ve boş arazilerde yiyecek arayarak karınlarını doyurmaya çalışırken, dondurucu soğukla da mücadele ediyor. Kışın çetin geçtiği bölgedeki çoğu eşek, açlıktan, soğuktan ya da kurt ve köpeklerin saldırıları sonucu yaşamlarını yitiriyor.'VİCDANEN RAHATSIZIM'Eşeklerin yazın çalıştırılıp, kışın ölüme terk edilmesine vicdanen rahatsızlık duyduğunu belirten Emrah Delibalta, "Bizim insanlarımız yazın bu eşekleri bütün işlerde kullanıyorlar. Kış olduğunda bir parça arpa vermemek için, çıkar ve menfaat olmadığı için böyle çöle salıyorlar. Biz insanlar maalesef böyleyiz yani. İşte onlar da bir parça yiyecek bulmak için geziyorlar. Kimisi soğuktan ölüyor, kimisini köpek ve kurtlar yiyiyor. Vicdanen rahatsızım" dedi.'EŞEKLER GÜNBEGÜN ÖLÜYOR'Eşeklerin gün geçtikçe ölüp sayıca azaldığını ifade eden Fatih Tekin ise "İstanbul'da ikamet ediyorum. Annem ve babam burada olduğu için 2 haftalığına geldim. Buraya geldim ama gelmez olaydım. Kar kış geldiği zaman eşekleri salıyorlar, yazın çalıştırıyorlar. Yazın işlerini görüyorlar, kışın da salıyorlar. Gerçekten vicdanen çok rahatsızım. Köyde de kimse bu duruma karşı bir şey yapamıyor. Eşekler günbegün ölüyor" diye konuştu.'KEDİ KÖPEK GÖRÜLÜNCE NASIL KOŞULUYORSA EŞEKLERE DE KOŞMALILAR'Sedat Delidolu da hayvan severlere çağrıda bulunarak, "Eşekleri yazın çalıştırıyorlar; işte hayvan gütmek, tezek toplamak, arpa ve buğday taşıtmak için kullanıyorlar. Şimdi de başıboş bırakıyorlar. Kar, kış, yağmur, çamur demeden eşekler böyle dışarıda kalıyor. Hayvan severlerin bunlara bakması lazım. Bir kedi, köpek gördüklerinde nasıl koşuyorlarsa eşeklere de aynı hassasiyeti göstermeleri lazım. Bakmıyorlar, eşekler böyle dışarıda kalıyor, ölüm terk ediliyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Mücahit Yolcu anons-Terk edilen eşekler-Eşeklerin arazilerde dolaşması-Eşeklerin karda yiyecek araması-Eşeklerin çöplerden beslenmesi-Mücahit Yolcu anons-Emrah Delibalta ile röp.-Fatih Tekin ile röp.-Sedat Delidolu ile röp.-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mücahit YOLCU/DİYARBAKIR,

==================================

Yörük Müzesi'nde çoban kepeneğine büyük ilgi 

ANTALYA'nın Manavgat ilçesindeki Yörük Müzesi'ni bu yıl 30 bin kişi ziyaret etti. Ziyaretçilerin ilgisini en çok, çobanların dağda ve ovada hayvanlarını otlatırken soğuktan ve sıcaktan korunmak için giydikleri kepenek, çekti.Manavgat ilçesi Evrenseki Mahallesi'ndeki ve Antalya Büyükşehir Belediyesi'nce işletilen Özel Yörük Müzesi, Yörük kültürünün tüm öğelerini tek çatı altında birleştiriyor. Müzeyi ziyaret edenler, kıl çadırlardan yün eğirme aletlerine, eski silahlardan el dokuması halı ve kilimlere, mutfak eşyalarından tarım aletlerine kadar çok sayıda eseri birebir görüp dokunarak bilgi alma şansı buluyor. 4 bin metrekare alanda kurulu müze, yaklaşık 1000 etnografik esere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca müze bahçesinde açık alanda Yörük göçünü temsil eden heykeller kurularak, Yörük göçü tasvir edildi.

KEPENEĞE ÖZEL İLGİMüzeyi ziyaret edenlerin ilgisini en çok çobanların dağda ve ovada hayvanlarını otlatırken soğuktan ve sıcaktan korunmak için giydikleri kepenek çekiyor. Kepeneğin özelliğiyle ilgili bilgi veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdür Vekili İsmail Oskay, "Kepenek yazın serin, kışın sıcak tutar. Rüzgarı ve soğuğu almaz. Çobanlar gece yatarken kullanır. Yünden yapılır. Kepenek tüfek saçması geçirmez, yırtıcı hayvan saldırdığında çobanı korur. Zararlı sürüngenler, böcekler kepenek üzerinde yürüyemedikleri için çobanı korur" dedi.

30 BİN ZİYARETÇİMüzenin özellikle kente gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çektiğini kaydeden Oskay, "Modern çağa rağmen Antalya, hala Yörük kültürünün en net ve en güzel görülebildiği yer. Türkün kendisini bu kentte bulmak mümkün. Bunu da gelen yabancılara ve ziyaretçilere tanıtmak çok değerli. Vatandaşlarımız da çok ilgili, bu yıl ziyaretçi sayımız 30 bini gördü" diye konuştu.

MÜZEDE TARİH DERSİMüzeyi öğrencileriyle ziyaret eden ve bir dersi burada işleyen Hatice Sezer Anadolu Lisesi Müdürü Ali Kaplan da zaman zaman tarih derslerini müzede işlediklerini, öğrencilere farklı bir ortamda bizzat anlatılan konunun somut örneklerini gösterme imkanı bulduklarını söyledi. Öğrencilerle birlikte müzeyi gezip anlatmaktan keyif aldığını anlatan Kaplan, "Çocuklarımızın çok dikkatini çekiyor. Geçmişle bağ kuruyor. Atalarıyla bir bağlantı yakalıyorlar. Tarih dersi işleniyor. Türk milletinin iktisadi, tarih, sosyal ve ekonomik geçmişini burada görebiliyoruz" dedi.Hatice Sezer Anadolu Lisesi öğrencisi Ezgi Kaplan (16) ise müzeyi daha önce de ziyaret ettiğini ve çok sevdiğini söyledi. Ezgi Kaplan, müzede en çok ilgisini, misafirleri ağırlamak için bağırsaktan yapılan sandalyelerin çektiğini söyledi.Öğrencilerden Göktuğ Arda Bülek de Yörüklerin kullandığı tüfek ve silahların dikkatini çektiğini belirtti. Yunus Emre Tepe ise müzenin çok eğlenceli olduğunu ve en çok kepeneğin ilgisini çektiğini ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Müze giriş genel görüntü-Müze içinde sergilenen eselerden görüntü-Öğrencilerin müzeyi gezmesi-Bahçede kurulan çadır ve heykellerden görüntü-RÖ 1: İsmail Oksay  ( Antalya büyükşehir belediyesi Turizm şube müdürü )-RÖP 2: Ali Kaplan ( Anadolu lisesi müdürü )-RÖP 3: Ezgi Kaplan ( Öğrenci )-RÖP 4: Göktuğ Arda Bülek ( Öğrenci )-RÖP 5: Yunus Emre Tepe ( Öğrenci )-Detaylar

Haber: Alparslan ÇINAR-KAMERA; Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,DHA)

============================

Thomas Cook krizi, borç dışında aşıldı

PROFESYONEL Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca, iflas eden İngiliz seyahat acentesi Thomas Cook'un sektöre 200 milyon euro borcu olduğunu söyledi. Atmaca, "Thomas Cook krizi, alacaklar dışında aşıldı diyebiliriz. Sadece otellerin ciddi alacakları var" dedi.Dünyanın en çok turist ağırlayan kentleri arasında olan Antalya, 2019 yılında rekor üstüne rekor kırdı. Bir günde gelen turist sayısı yaz aylarında 100 bini bulan kent, 2018 yılında 13 milyon 642 bin turist ağırladı. 2019'da ise tarihinde ilk kez 15 milyon rakamını aşan Antalya, İran pazarından beklediğini alamamasına ve Thomas Cook'un iflasına rağmen sezonu iyi kapattı.Geçen yıl eylül ayında, 178 yıllık dünyanın en eski seyahat acentesi Thomas Cook'un borçları nedeniyle iflasını açıklamasının ardından kentteki lüks oteller ve turizm tesisleri, acente ile iş birliği yaptıkları ve İngiliz turistlerin ne olacağı ve sektöre zarar verip vermeyeceği belirsizliğine düştü. 2019 yılı son aylarında İngiltere'de düzenlenen turizm fuarına katılan turizmciler, sektörün İngiliz kaybı yaşamayacağını gördüklerini belirtti.

'ACENTENİN BORÇLARI ÇOK'POYD Başkanı Ülkay Atmaca, İngiltere için bir korkuları olmadığını ve yeni rezervasyonlarda ciddi derecede İngiliz talebi aldıklarını söyledi. Fuarda mutlu olduklarını ve İngiliz Thomas Cook krizinin aşıldığını gördüklerini belirten Atmaca, acentenin turizm sektörüne ciddi derecede borcu olduğunu anlattı. Yeni birtakım planlamalar yapıldığını, krize rağmen kış sezonunda İngiltere'den Antalya'ya golf turizmi için çok sayıda turistin geldiğini kaydeden Atmaca, şöyle konuştu: "Thomas Cook krizi, alacaklar dışında aşıldı diyebiliriz. Sadece otellerin ciddi alacakları var. Nasıl aşılacak o bilmiyorum. 150- 200 milyon euro civarında bir alacaktan söz ediliyor."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Havalimanı turist görüntüsü ( Arşiv )Denize giren turistlerin görüntüsü ( Arşiv )RÖP: Ülkay Atmaca  ( POYD Başkanı )

Haber: Alparslan ÇINAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA, DHA)

===============================

Bilişim Vadisi 'Teknolojik İpek Yolu' olacak

TÜRKİYE'nin teknoloji üretme ve geliştirme üssü olarak planlanan Bilişim Vadisi'nde şu ana kadar 74 teknoloji firması faaliyete geçti. Bilişim Vadisi Genel Müdürü Ahmet Serdar İbrahimcioğlu yerli otomobilin tanıtımının ardından Bilişim Vadisi'nden ofis almak isteyen şirketlerin arttığını belirterek, "Dünya merkezi olmayan bir Ar-Ge anlayışına doğru gidiyor. Dolayısıyla biz bir merkez üssü olmayı kendimize hedef olarak koyuyoruz. Teknolojinin gelişeceği, gelişmekten öte bulunacağı ve aynı zamanda gelişmekten sonraki kısmında ticarileştiği bir teknolojik İpek Yolu'nu burada kurmak istiyoruzö dedi. Yerli otomobil TOGG'u da bünyesinde bulunduran Türkiye'nin en büyük teknoloji üretim ve geliştirme üssü Bilişim Vadisi, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde faaliyetlerine devam ediyor. Toplam 3 milyon metrekarelik alanda 5 etap olarak planlanan Bilişim Vadisi'nin yapımı tamamlanan 200 bin metrekarelik kapalı alana sahip birinci etabında TOGG ile birlikte toplam 74 teknoloji firması faaliyet gösteriyor. 2011 yılında o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından fikri ortaya atılan Bilişim Vadisi'nin yapımı için çalışmalar 2015 yılında başladı. 2017 yılının son çeyreğinde bünyesine firma kabul etmeye başlayan Bilişim Vadisi'nde, birinci etabın tamamlanmasının ardından ikinci etap inşaatı için çalışmalar başladı. 

TAMAMLANDIĞINDA 100 BİN PERSONEL ÇALIŞACAK Osmangazi Köprüsü'nün hemen yanında bulunan Bilişim Vadisi'nde, firmaların 7 gün 24 saat boyunca çalışma imkanı bulunuyor. Tamamlanan birinci etapta yaklaşık 10 bin kişinin çalıştığı Bilişim Vadisi'nde 5 etabın hepsi tamamlandığında 100 bin Ar-Ge personeli çalışacak. Bilişim Vadisi'nin teknoloji ihracatı hedefi ise yılda 8 milyar dolar. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN VİZYON PROJESİ Bilişim Vadisi'nin ortaya çıkış sürecini anlatan Bilişim Vadisi Genel Müdürü Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, "Aslında Bilişim Vadisi 2011 yılında Sayın Cumhurbaşkanı'nın dünyadaki 3 benzeri ile birlikte ilerlemesini istediği bir vizyon projesi olarak kuruldu. Bu projenin kuruluş amacındaki niteliklerden bir tanesi Amerika'daki Silikon Vadisi, Çin'deki Yapay Zeka Merkezi ve Rusya'daki Skolkova Teknopark gibi örneklerinden bir tanesi olması. Devasa bir kamu yatırımı olarak kurulmuş, 3 milyon metrekarenin üzerinde bir alanda planlanmış ve şu anda 200 bin metrekare kapalı alanda kurulmuş bir yapı. Buranın ilk temelleri 2015 yılında atıldı. 2017'nin son çeyreğinde açılışı gerçekleştirildi. İlk firmalarını o zaman almaya başladı.ö dedi. 

'SAVUNMA TEKNOLOJİLERİNDE GELDİĞİMİZ NOKTAYI SİVİL TEKNOLOJİLER ALANINA DA AKTARMAMIZ LAZIM'Yerli otomobil TOGG'un Bilişim Vadisi'ndeki önemini belirten İbrahimcioğlu, "Burada yapılan projelerle de Bilişim Vadisi'nin isminden söz edildiğini söyleyebiliriz. Bizim birkaç hedefimizden bir tanesi, savunma teknolojilerinde Türkiye'nin geldiği bir bilgi birikimi var. Hatta bu bilgi birikimini sahada da, ticari alanda da gösterdi. Bu savunma teknolojilerinde geldiğimiz noktayı sivil teknolojiler alanına da aktarmamız lazım. İşte sivil teknolojilere aktarım hususundaki alan Bilişim Vadisi olacak. Bilişim Vadisi'nin bu manadaki ilk şirketi de Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu oldu. Yani mobilite ekosisteminin başı. Mobilite ekosisteminin çevresinde oluşacak birçok bilişim alanı var. Yapay zeka, coğrafik bilgi sistemleri, hatta Endüstri 4.0 ile birlikte söylediğimiz makinelerin haberleşmesi, 5G, 6G Fintech, ödeme sistemleri gibi teknolojilerin de dahil olabileceği, aslında yürüyen bir bilgisayardan bahsediyoruz otomobil derken. Dolayısıyla bu mobil ekosistemi kuracak yapıyı da planlıyoruz." diye konuştu. 

'TÜRKİYE'DEKİ KALİFİYE AR-GE PERSONELİ AÇIĞINI KAPATMAYI HEDEFLİYORUZ'Bilişim Vadisi bünyesinde nitelikli AR-GE personelleri yetiştiğini söyleyen İbrahimcioğlu, şöyle konuştu:  "Bunun altyapısını kuracak en önemli şeylerden biri de insan kıymeti. Bu insan kıymetini sağlayacak açık kaynak yazılım platformunun kurulması gündemdeydi geçtiğimiz yılda. Biz Bilişim Vadisi olarak Türkiye Açık Kaynak Platformu projesinin de Proje Yürütücüsü olarak imzamızı attık. Bu maksatla Bilişim Vadisi içerisinde bir yazılım okulu kurulmasının müjdesi de geçtiğimiz açılış töreninde verilmiş oldu. Bu yaptığımız projelerle aslında hem istihdamı artıracak hem de istihdama yönelik yani Türkiye'deki bilinçli ve kalifiye, nitelikli Ar-Ge personeli açığını da kapatmış olmayı hedefliyoruz."

SİNGAPUR'DA TÜRK TEKNOLOJİSİ TANITILDI İbrahimcioğlu, Bilişim Vadisi'nin Türkiye'de ilk kez teknoloji firmalarını bir araya getirip Singapur'da düzenlenen bir fuara katılım sağladığını söyleyerek, şu açıklamada bulundu: "Bilişim Vadisi, vizyonu çerçevesiyle ulusal ve uluslararası anlamda milli teknoloji hamlesi ile geliştirilecek faydalı teknolojilerin de öncüsü olmayı hedeflediği için burayı biz bir ticarileşme merkezi olarak da görüyoruz ve bu hedefe doğru çalışıyoruz. Bu maksatla Türkiye'de ilk defa bir teknoloji pavilyonunu Singapur'da Türk teknolojisini tanıtmak amacıyla kurduk. Bilişim Vadisi burada milli katılım organizatörü olarak Türkiye'den 14 tane teknoloji firmasını oraya götürdü. Biz orada 14 firmamıza 350 iş görüşmesi sağladık. Bunlardan 25 tanesi ile de satış sözleşmesi yapmak suretiyle dönüş aldık. Singapur'dan 25 satış sözleşmesi ile döndük. Bu sadece birincisi."

22 OYUN GELİŞTİRİLDİ Dijital oyun pazarının 100milyar dolarlık bir pazara sahip olduğunu ifade eden İbrahimcioğlu, "Ulusal anlamda da Türkiye'de ilk defa dijital oyun geliştiricilerini bir araya getiren, dijital oyun pazarı 100 milyar dolarlık bir pazar, yaz oyun kampı yaptık. Burada 18 ile 35 yaş arasındaki tam 300 genci bulundurduk ve orada oyun geliştirmelerini sağladık. 22 tane takım kurduk. 22 takımdan 22 oyun geliştirdik. Bu oyunlardan 3 tanesi de uluslararası yatırım aldı. Bunlardan 7 tanesi süreç içerisinde firmalaştı." dedi.

'TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK KULUÇKA MERKEZİ'Nİ KURDUK'Bilişim Vadisi bünyesinde Türkiye'nin en büyük kuluçka merkezini kurduklarını da söyleyen İbrahimcioğlu, "2020 yılına doğru baktığımızda, TOGG'un etrafında oluşacak mobilite ekosisteminin oluşmasını sağlamak, bununla beraber Türkiye girişimciliğini artırıcı faaliyetleri de yine Türkiye'nin en büyük kuluçka merkezi altyapısını kurmak suretiyle, ki kurduk bunu. 25 bin metrekare büyüklüğünde içerisinde kongre merkezleri, seminer ve konferans salonları olan bir alt yapıyla kurduk. Bunu en büyük girişimcilik atölyesine çevireceğiz. Hedeflerimizden bir tanesi bu." dedi. 

'4 GÜN İÇERİSİNDE 30 BAŞVURU ALDIK'Yerli otomobil TOGG'un tanıtımının ardından Bilişim Vadisi'nde ofis almak isteyen şirketlerin bir anda arttığına dikkati çeken İbrahimcioğlu, şöyle konuştu:  "Normalde biz aylık olarak firmaların buraya gelmesi noktasında 10 ile 15 arasında başvuru alırız. Biz yerli otomobilin tanıtımının yapıldığı gün olan 27 Aralık ile 31 Aralık 2019 arasında, 4 gün içerisinde 30'un üzerinde başvuru aldık. Bunun içerisinde hafta sonu da var. Biliyorsunuz genelde insanlar hafta sonları tatil yaparlar. İnsanlar tatil yapmayıp proje başvurusunda bulundular. Dünya merkezi olmayan bir Ar-Ge anlayışına doğru gidiyor. Dolayısıyla biz bir merkez üssü olmayı kendimize hedef olarak koyuyoruz. Teknolojinin gelişeceği, gelişmekten öte bulunacağı ve aynı zamanda gelişmekten sonraki kısmında ticarileştiği bir teknolojik İpek Yolu'nu burada kurmak istiyoruz." 

'İHRACAT HEDEFİMİZ 8 MİLYAR DOLAR' Türkiye'deki geliştirme bölgelerinin tamamının yıllık 4.1 milyar dolar ihracat yaptığını belirten İbrahimcioğlu, şu açıklamada bulundu:  "Türkiye'deki teknoloji geliştirme bölgelerinde yaklaşık 55 bin Ar-Ge personeli çalışıyor. Bunların toplam ihracatı da 4.1 milyar dolar civarında. Eğer Bilişim Vadisi 100 bin personeli hedefliyorsa, 55 bin kişi ile 4.1 yapılıyorsa, bizim 100 bin personel ile 8 milyar dolar ihracat hedefini kendimize belirlememiz lazım. Dolayısıyla biz bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz. Çin'den Londra'ya giden demiryolu hattı direk Bilişim Vadisi'nin içinden geçiyor. Teknolojik ipek yolu ifadesini kullanmamın sebebi bu. Bilişim Vadisi Türkiye ihracatının sanayi anlamında yüzde 18'inin yapıldığı bir bölgenin tam ortasında, imalat sanayisinin neredeyse yüzde 40'ının olduğu bir sanayi bölgesinin yine tam ortasında, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve İstanbul gibi 4 büyükşehrin ve Kuzey Marmara Otoyolu ile 2 buçuk saate indirilen İzmir'in çok yakınında. İzmir Teknoloji Üssü ile de birleşti Bilişim Vadisi. Artık Bilişim Vadisi İzmir'de de mevcut. Böyle değerlendirdiğimizde, bütün bu bölgelere İzmir'i de dahil ettiğinizde, yerelden ulusala, ulusaldan uluslararasına fiziki manada gidebilecek bir merkez konumunda bulunuyor."   

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Bilişim Vadisi'nden drone ve aktüel görüntüler(sessiz) -Genel Müdür Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ile röp. -Detay 

HABER: Ergün AYAZ-KAMERA: Dinçer AKBİR/GEBZE(Kocaeli), 

====================================

zmir'deki taksilerde dijital dönem başladı

İZMİR Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'nın taksi çağırma uygulaması En Taksi İzmir ve VIP taksi uygulaması hizmete girdi. Uygulama ile müşteriler internet üzerinden ve mobil uygulamadan taksi çağırabilecek. Müşteriler, çağırdıkları taksinin sürücünün kim olduğunu görüp, aldığı hizmeti ve şoförü de puanlayabilme imkanına sahip olacak.İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'nca, mobil uygulama ve internet üzerinden taksilere erişimi sağlayacak olan En Taksi İzmir ve VIP taksi uygulamaları hizmete girdi. Bir yılı aşkın süredir İzmir Ulaşım Merkezi'nde (İZUM) geçtiği testlerden tam not alan En Taksi İzmir uygulaması birlikte, müşteriler internet üzerinden ve mobil uygulamadan taksi çağırabilecek. Uygulamayı kullanan müşteriler, çağırdıkları taksinin sürücünün kim olduğunu görüp, aldığı hizmeti ve şoförü de puanlayabilme imkanına sahip olacak. En Taksi uygulamasıyla birlikte, müşteriler gideceği mesafeye ne kadar ücret ödeyeceğini de önceden öğrenip, ödemesini kredi kartıyla yapabilecek. Uygulama kapsamında kullanıcılar, kendilerine gönderilecek olan aracı veto hakkına da sahip olacak. VIP Taksi ise vatandaşlara lüks taşıma imkanı sunacak ve aynı anda 8 kişi seyahat edebilecek. VIP araçlarda TV yayını, internet bağlantısı, çay-kahve makinesi, buzdolabı, çelik para kasası bulunacak.'BUGÜN TAKSİCİLER İÇİN BAYRAM'En Taksi ve VIP taksi uygulaması, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Celil Anık, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Zekeriya Mutlu, oda başkanları ve taksici esnaflarının katılımıyla basına tanıtıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, taksilerin şehirler için sembol olduğunu belirterek, "Bugün taksiciler için bayram günü. Bu yüzden İzmir'in tüm billboardlarında En Taksi var. Çünkü biz, taksici esnafının kentin sembolü olduğunu düşünüyoruz. Taksiler, o kentin ayaklı habercileridir. Kente gelenler önce taksiciyle karşılaşıp ondan alır. Bu sistemi Türkiye'de ilk kez uygulayan şehir olmanın gururunu yaşıyoruz. Çağın akışına ayak uydurmaktan başka şansımız yok. Aksi taktirde potansiyelimizin altında kalırız. İzmir'i İzmir yapan esnafıyla daha çok iş yapacağız" dedi.'KARBON SALINIMI AZALACAK'İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Anık, yeni sistemden hem müşterilerin hem de taksicilerin memnun olacağını söyledi. Anık, şöyle dedi: "Türkiye'de ilk defa belediye otoritesinde ve meslek odası kontrolünde tek merkezli yeni nesil dijital taksi sistemini İzmir'de gerçekleştiriyoruz. İzmir ilklerin şehri olmaya devam ediyor. Teknoloji canlı bir organizma gibi sürekli gelişmeye, ilerlemeye devam ediyor. Adapte olabilenler yaşıyor, olamayanlar ise veda ediyor. Taksiciler olarak kendimizi geliştirerek, yenilemek zorundayız. Teknolojinin geldiği bu noktada, taksiciler olarak daha insan odaklı bir sistem arayışına girdik. Bugün uzun süren arayışların neticesinde, dünya örneklerini inceledikten sonra, içimize sinen, herkesi memnun eden teknolojik bir çözümü ortaya koymanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sistem sadece müşteri odaklı olmayacak. Sistemin taksimetreye entegre çalışması nedeniyle araçlar çok daha verimli çalışacak ve taksilerin trafikte boş gezmelerinin önüne geçilecektir. Bu şekilde karbon salınımı azaltılacak. İzmir'deki ilk lüks taksiyi de bugün trafiğe çıkarıyoruz. Yaza doğru artacak olan araç sayımız ile İzmirli vatandaşlarımıza hak ettikleri konforda taksicilik hizmeti sunmaya başlayacağız."Anık ayrıca, 'Engelsiz Taksi' uygulamasının da ilerleyen günlerde açıklayacaklarını söyledi. Kesilen kurdelenin ardından Soyer, yeni nesil taksilerde incelemelerde bulunduktan sonra Celil Anık'ın kullandığı taksiyle alandan ayrıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Basın toplantısından görüntüTunç Soyer konuşma görüntüsüCelil Anık konuşma görüntüsüFotoğraf çekilme görüntüKurdele kesiminden görüntüTunç Soyer taksiye binme görüntüsü

Haber: Tolga TAHÇI -Kamera: Mustafa KÖPRÜLÜ/İZMİR,

====================================

 


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler