Dha Yurt Bülteni - 1

Dha Yurt Bülteni - 1

1)İÇİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZTÜRK: ALEVİ KAYMAKAMLAR VAR, 2 EMNİYET MÜDÜRÜMÜZ ALEVİİÇİŞLERİ Bakan Yardımcısı Sebahattin Öztürk, Tunceli'de sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle yaptığı toplantıda, Alevi gençlere devlet kapısında iş verilmediği yönündeki eleştirilere,...

Dha Yurt Bülteni - 1

1)İÇİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZTÜRK: ALEVİ KAYMAKAMLAR VAR, 2 EMNİYET MÜDÜRÜMÜZ ALEVİ

İÇİŞLERİ Bakan Yardımcısı Sebahattin Öztürk, Tunceli'de sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle yaptığı toplantıda, Alevi gençlere devlet kapısında iş verilmediği yönündeki eleştirilere, "Neticede bu siyasi bir iktidar, kendisiyle ilişkili olmayan bir kesime o kadar büyük bir ağırlık vermediği söylemek mümkün. Ama hiç verilmiyor demek de doğru değil. Alevi kaymakamlar var, 2 il emniyet müdürümüz Alevi" yanıtı verdi.

İçişleri Bakan Yardımcısı Sebahattin Öztürk, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Tunceli'de ilk olarak Valiliği ziyaret etti. Vali Osman Kaymak, Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Salih Karataş, Emniyet Müdürü Doğu Ateş tarafından karşılanan Bakan öztürk, burada Vali Kaymak, emniyet, jandarma yetkilileri ve 7 ilçenin kaymakamı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle biraraya geldi. Vali Osman Kaymak, işsizliğin önlenmesi için Tunceli'de yapılan hizmetleri ve maliyetleri konusunda kısa bilgiler verdi.

"SÜREÇLERİN TAMAMI ÖRGÜT TARAFINDAN SUİSTİMAL EDİLDİ"

İçişleri Bakan Yardımcısı Sabahattin Öztürk, burada yaptığı konuşmada, Tunceli'nin 1 numaralı melesesinin güvenlik olduğunu belirterek, "İçişleri Bakanlığı olarak spesifik olarak, direkt alanımız güvenliktir. Onun için sizinle hasbıhal etmek istedim. 35 senedir terörle mücadele ediyoruz. Bu bölücü terörle mücadele süreci inişli, çıkışlı oldu. Zaman zaman geri çekilmeler oldu. Zaman zaman barış süreci, çözüm süreci denilen süreçler oldu. Fakat sonuçta şu görüldü ki bu süreçlerin tamamı örgüt tarafından istismar edildi ve devlete karşı silahlanma ve güç toplama vesilesi olarak görüldü. Ülkemizin geleceğe hızlı, güçlü bir şekilde gidebilmesi, Alevisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle, Türküyle birleşmesine bağlıdır. Eğer bunlardan bir tanesini yolculukta kaybedersek, bu bizim gücümüzü önemli ölçüde zaafa uğratır. En büyük zararı buranın mahalli halkına vererek göstermiştir, bu vahşi örgüt, kanlı yüzünü. Bizim arzu ettiğimiz en önemli şey; Tunceli'de, Tuncelili vatandaşlarımızın, Bingöl'de Bingöllü vatandaşlarımızın yapmakta olduğumuz terörle mücadelede bizim yanımızda kol kola, omuz omuza bize destek olmalarını istemekten ibarettir. Ülkemiz zor bir coğrafyada yer alıyor. Bu Anadolu topraklarında ne medeniyetler, ne milletler gelmiş, geçmiş. Biz 1000 yıldır burada, 1071'den beri Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla bu birlikteliği burada kurduk ve uzun süreli bir devletler, medeniyet manzumesi oluşturduk. Bunu sizinle yaptık. 2017 yılında Allah nasip ederse ciddi bir mücadele noktasındayız. Bunu sizinle beraber yapacağız" dedi.

"REFERANDUMDA HER TÜRLÜ GÜVENLİK TEDBİRİ ALINACAK"

Referandum konusuna da değinen Bakan Yardımcısı Öztürk, referandum günü insanların güvenli bir şekilde oylarını, kendi iradeleri doğrultusunda kullanması için her türlü güvenlik tedbirinin alınacağını ifade etti.

'ALEVİ GENÇLERE KAMUDA İŞ VERİLMİYOR' İDDİASI

Alevi gençlere kamuda iş imkanı verilmediği yönünüde hem sitem, hem de sorular üzerine Öztürk, şöyle konuştu:

"Bu bölgeden gelen çocukların, hiçbir mülakatta torpilli olmadıkları halde, ben buradan bazı çocuklarımızın kaymakam olarak seçmiş birisiyim. İsim de verebilirim, ama şuan buna gerek yok. Bu isimleri ifşa etmenin anlamı yok. Ayrıca şu an Türkiye'nin 81 il emniyet müdürü içinde 2 emniyet müdürümüz Alevi. Hangileri olduğunu sormayın ama ben Alevi emniyet müdürü olduğunu söyleyeyim. Dolayısıyla devlet içinde böyle bir önyargı yoktur. Neticede bu siyasi bir iktidar, kendisiyle ilişkili olmayan bir kesime o kadar büyük bir ağırlık vermediği söylemek mümkün. Ama hiç verilmiyor demek de doğru değil. Bu ülkenin bir bütün olarak ileriye doğru yürümesinde sizlerin de rolü var. Sizleri hesaba katmamış, hiçbir proje başarıya kavuşmaz. Dolayısıyla devletin her kademesinde öğretmeninden subayına kadar, albayından polisine kadar, hakimine, yargıcına kadar, her yerde olması gerektiğinin 3 puan altında 3 puan üstünde olması gerektiğini düşünüyorum. Kişisel olarak ben bu hükümette hem bakanlık yapmışım, hem de şu an bakan yardımcısıyım ve bunun da gereğini yerine getirmiş birisiyim. Belki istediğiniz kadar olmuyor, olabilir ama ben şunu diyeyim; Tunceli'de yetişmiş olan veya Alevi olan bir kardeşimizin devletin bir kademesinde Alevi olduğu için veya Tuncelili olduğu için red edilmesine asla gönlüm razı değil. Öyle birşey yok zaten, olamaz da. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Böyle bir durum devlet içinde asla olmaz."

İçişleri Bakan Yardımcısı Sebahattin Öztürk, toplantıdan sonra Tunceli'den ayrılarak Ankara'ya dönmek üzere Elazığ'a gitti.

Görüntü Dökümü

------------------------------

-Bakan yardımcısı STK temsilcileriyle toplantıda

-Toplantıdan detay görüntü

-Vali Osman Kaymak'ın konuşması

-Bakan Yardımcısı Sabahattin Öztürk'ün konuşması

-Bakan Yardımcısı Öztürk, valilik binasından ayrılışı

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ferit DEMİR/TUNCELİ, -

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316258_

=========================================================

2)KILIÇDAROĞLU: CUMHURUN BAŞKANI OLAMAZ, KENDİSİNE OY VERENLERİN BAŞKANI OLUR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Dedeman Otel'de Denizli Tüccarlar, Sanayiciler ve İşadamları Platformu'nun üyeleriyle basına kapalı toplantı yaptıktan sonra geçen yıl Kayseri'deki bombalı saldırıda şehit olan er Hasan İlhan'ın Hacıkaplanlar Mahallesi'ndeki baba evini ziyaret etti. Kılıçdaroğlu kendisini kapıda karşılayan şehit babası Süleyman İlhan'a taziyelerini iletti. Aileyle bir süre görüşen Kılıçdaroğlu, daha sonra Hasan Güngör Spor Salonu'nda düzenlenen toplantıda yaklaşık 3 bin kişiye seslendi.

'80 MİLYON DEMOKRASİ DESTANI YAZMALIYIZ'

Bütün anne ve babalara seslendiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, "16 Nisan'da hayırlı güzel bir iş yapalım. Herkesin yüzü gülsün. Tamam mı anneler. Size de sesleniyorum babalar. Sizin de kaygılarınızı, endişelerinizi biliyorum. Yeri geliyor çocuklarımızı askere, yeri geliyor gurbete, yeri geliyor okula gönderiyorsunuz. Çocuklarımız bizden daha güzel bir hayat sürsünler istiyoruz. Bunun temel yolu eğer bir ülkede demokrasi varsa, vatandaşın hakları güvence altına alınmışsa huzur vardır. Bu süreçte bir destan yazmalıyız. Hepimiz 80 milyon demokrasi destanı yazmalıyız. Demokrasiye sahip çıkmalıyız. Demokrasiye sahip çıkmak, birlikte sahip çıkmak demektir, benim gibi düşünmeyen insanın da özgürce yaşamasına sahip çıkmak demektir. Herkesin huzur içinde yaşaması demektir" dedi.

'TBMM'NİN FESHEDİLMESİNİ KABUL EDEN VARSA EVET DESİN'

Anayasa değişikliği referandumunun toplumu gerdiğini, böldüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "Önümüze bir anaya değişikliği getirdiler. Bu değişiklik toplumu geriyor, bölüyor. Sayın Başbakan'a soruyorum neden evet diyecekler. Neden evet dediklerini anlatamıyorlar. Ben neden hayır dediğimizi anlatıyorum. Size söyleyeyim, Siz Türkiye Büyük millet Meclisi'nin bir kişi tarafından feshedilmesini istiyor musunuz? Sabah kalkacak TBMM'yi feshediyorum diyecek. Bunu kabul ediyor musunuz? Ben kabul etmiyorum. Ben kabul ediyorum diyen varsa gitsin evet versin" diye konuştu.

'SABAH, ÖĞLE, AKŞAM MİLLİ İRADE'

1924 Anayasası'nın TBMM'de tartışılırken iki genç milletvekilinin Atatürk'e Meclisi feshetme yetkisine karşı çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, "1924 yılında, en güçlü olduğu dönemde bile bu yetki Atatürk'e verilmedi. Şimdi önümüze bir değişiklik getiriyorlar, tek kişiye Meclisi feshetme yetkisi veriyorlar. Sabah milli irade, öğleyin milli irade, akşam milli irade, ikindi milli irade. Peki kardeşim milli iradeyi neden feshediyorsun. 80 milyonun oy kullanarak Meclise gönderdiği milletvekillerinden oluşun Meclisi niye feshediyorsun. Bunun cevabını almış değiliz" dedi.

'CUMHURUN BAŞKANI OLAMAZ, KENDİSİNE OY VERENLERİN BAŞKANI OLUR'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğiyle başbakanlığın kaldırılacağını, cumhurbaşkanının iki şapkası olacağını belirterek, şöyle konuştu

"Başbakanlığın kaldırılmasını istiyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan bu yana başbakan vardır. Hepimizden toplanan vergilerin nerelerde harcadığının hesabı TBB'ye verilir. Getirilen değişiklikle cumhurbaşkanının iki şapkası var. Niçin şimdi başbakanlığı kaldırıyoruz, niye kaldırıyoruz. Efendim iki başlılık var, o nedenle kaldıralım. Cumhurbaşkanının, başbakanın bakanların, hakimin, doktorun görevi ayrı, hepsinin görevi var. Yeni anayasa değişikliğiyle iki başlılık geliyor. Hem bir partinin genel başkanı olacak, hem cumhurbaşkanı olacak. Niçin, sonra gelip Mecliste ant içecek. Ben tarafsız olamam. CHP'nin genel başkanıyım. MHP'nin Genel Başkanı Bahçeli tarafsız olamaz, Ak Parti'nin Genel Başkanı Binali Yıldırım tarafsız olamaz. Ama cumhurbaşkanı tarafsız olmak zorundadır. Çünkü cumhurun başkanı, 80 milyonun başkanı. Aynı zamanda bir partinin de genel başkanı olursa orada tarafsızlık olmaz. Kendisine oy verenlerin başkanı olacak. Cumhurun başkanı olamaz. Bu doğru mudur, yanlış mıdır? Eğer biz demokrasiyi savunuyorsak cumhurbaşkanının tarafsız olması lazım. Çünkü devletin sigortasıdır, rolü odur. Kurumlar sağlıklı çalışmazsa hepsini toplar. Şimdi hepsini toplayamayacak. Bizi ne diye çağıracak. Her Salı günü çıkıp kendi partisinin konuşmasını yapacak."

'BİR PARTİNİN DEĞİL, MEMLEKET MESELESİDİR'

Vatandaşlardan 16 Nisan referandumunda sandığa giderken ellerini vicdanlarına koyarak, düşünerek oy vermelerini, bayrağı, çocuklarını, düşünmelerini isteyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bu bir partinin meselesi değildir, vatan memleket meselesidir. Bir parti seçmiyoruz, iktidara taşımıyoruz. Torunlarımıza ders verebileceğiz, onurumuzla cevap verebileceğimiz bir sürecin başındayız. Gideceğiz, oyumuzu kullanacağız, hayırlı bir iş yapacağız. Çocuklarımıza, torunlarımıza bu ülkeden başbakanlığı almak istediler, Meclisi feshetmek istediler vermedik diyeceğiz. Bu değişiklik toplumu bölüyor. İster doğu, ister batı, kuzey, güney bizim topraklarımız, bu bayrak bizim bayrağımız. Kimliği ne olursa olsun, siyasi görüşü, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun, 80 milyon kenetlenmeliyiz, bir arada yaşamalıyız, kardeşçe, al bayrağın altında Türkiye için yaşamalıyız. Bizi ayırıyorlar, toplumu kutuplaştırıyorlar. Neden kavga ediyorlar, kavga edecek ne var" dedi.

'SURİYELİLİR'E VATANDAŞLIK İÇİN REFERANDUM YAPALIM'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete Suriyeliler'e vatandaşlık verilmesi için referandum yapılması önerisini de yineledi. Kılıçdaroğlu, "Suriyelilere vatandaşlık verelim kabul ediyor musunuz, 6.5 milyon çocuk işsiz, sen önce kendi çocuklarına iş bul. Suriyeliler'e vatandaşlığı hangi gerekçeyle veriyorsun. Kendilerine teklif yaptım. Milletimin sağduyusuna güveniyorum. Onun için de referandum yapalım, yapsınlar. 18 yaşında çocuğa milletvekilliği getireceğiz diyorlar. Ömür boyu askerden muaf, iki yıl vekillik yaptıktan sonra ballı emeklilik maaşına hak kazanacak. İçinizde 18 yaşındaki çocuğu milletvekili olacağını düşünen var mı? Kimin için yapıyorlar, kendi çocukları için yapıyorlar. Sizin çocuklarınız El Bab'a gidecek. Onların çocukları 18 yaşında milletvekili olacak. Evet diyecek vatandaşa sesleniyorum. Ankara'daki beylerin çocukları Meclis'e gidecek, senin çocuğun eksi 35 derecede terör örgütüyle mücadele edecek. Onun için hazırlanan bütün tuzakları yıkacağız. Türkiye'yi yeniden huzura barışa kavuşturacağız. Kimsenin endişesi olmasın" dedi.

'HOLLANDA'DAKİ VATANDAŞLARIMIZ HOLLANDALILARLA KARŞI KARŞIYA GETİRİLDİ'

Anayasa değişikliğinin milletin hangi derdini çözeceğini soran, çiftçinin, esnafın, emeklinin, atama bekleyen öğretmenin, taşeron işçinin derdini çözmeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, dış politika konusunda da hükümeti eleştirdi. Hollanda'da yaşanan olaylar nedeniyle hükümete destek verdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Dış politikada meselesi millidir. Hollanda'daki olaylarla ilgili olarak iki bakan alınmazsa biz de gitmeyiz dedik, doğru değildir dedik. Bir bakanı uçağını almıyorsan, bir bakanı kapının önüne koyuyorsan, biz bundan rahatsızlık duyarız dedik. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir olay yaşanmamıştır, böyle bir duruma sokulmamıştır. Soruyu sorduk, Dışişleri Bakanının uçağı havadayken Türkiye'nin Hollanda büyükelçisi neredeydi. Türkiye'nin bakanı Hollanda'dan çıkarıldı, kapının önüne kondu, büyükelçisi neredeydi. Bu soruların cevabını istiyoruz. Fatura kime çıktı. Hollanda'da çalışan işçilere çıktı. Suriye dediler, bulaşmayın dedik. Fatura kime çıktı, Suriye'deki Türkmenlere çıktı. Hollanda'dan gönüllü Türkiye'ye gelmek istiyor var mı, hayır. Alın teri döküyorlar, çalışıyorlar. Hepimizin yakını var. Orada özgürlük var, demokrasi var, çalışıyorlar alın teri döküyorlar. Neden orada karşı karşıya getiriyorsun. Devlet akılla yönetilir, dışişleri akılla yönetilir. Diline sahip olamayan devleti yönetemez. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Rakka'ya gideceğiz tık yok, Mümbiç'e gireceğiz tık yok. Rahmetli Ecevit'i hatırlatmak istiyorum. Devlet böyle yönetilir, hamasetle lafla yönetilmez. Hamaset tamam, işe gelince hiçbir şey yok."

'HERKES BİR KİŞİYİ HAYIR İÇİN İKNA ETSİN'

Köyde muhtar seçimi yapıldığında bile ihtiyar heyeti seçildiğini, muhtarı köyün arazisini tek başına satamadığını, anayasa değişikliğiyle bir kişiye 80 milyonluk Türkiye'nin teslim edildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, milletvekili sayısının 600'e çıkarılmasını da eleştirdi. Bakan sayısının kaç tane olacağının bilinmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, tüm vatandaşlardan bir kişiyi hayır için ikna etmelerini istedi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bu mahalle oyumuzun en düşük olduğu mahalle denildi. Onun için bu toplantıyı bu mahallede yapacağız dedik. Bizim konuşmamız dertleşmemiz lazım. Hangi partiden olursak olalım, birlikte bu memlekette huzur içinde insanca yaşamak istiyoruz. Kimse kimseye kötü laf etmesin. Birbirimizi tanımasak ta bu ülkenin sokaklarında birbirimize selam verelim istiyoruz. Bütün İslam dünyası bize bakıyor. Mustafa Kemal Cumhuriyeti kurdu, bütün İslam dünyası cumhuriyeti kurdu. Niye geriye gidiyoruz. Adalet, hak, huzur herkes için olmalı. TBMM, adalet herkes için olmalı. Hepimizin düşünmesi lazım. Komşumuzu da ikna edeceğiz. Benim gibi buradaki herkesin tek tek sorumluluğu var. Bir vatandaşı bulacaksınız ve ikna edeceksiniz. Hayır oyu kullanalım diyeceksiniz. Geleceğimiz, Türkiye için yapacaklar bunu. Bu bir parti meselesi değil. 23 Nisan çocuklarımız için bayram ilan edildi. Çocuklarımız benim bayramımı benim elimden almayın diyor. Bu çocuk diyor bunu. Bizim çocuk bu çocuklarımız, şimdi bu çocuğumuzun elinden bayramını alıyoruz. Çünkü bu meclisin hükmü kalmıyor. Bu bir parti olayı değil, hangi partiden olursak olalım birlikte yaşamak durumundayız. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. 16 Nisan'da sandığa gideceğiz, hayırlı bir iş için oyunuzu kullanacağız."

Kılıçdaroğlu, toplantının ardında vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Bazı vatandaşlar koruma engelini de aşarak Kılıçdaroğlu'na sarılıp, fotoğraf çektirdi.

Kılıçdaroğlu, toplantının ardından Dedeman Otel'e geçti. Kılıçdaroğlu, bugün de Ege turuna devam edecek.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Kılıçdaroğlu'nun şehit ailesini ziyaretinden görüntü

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından görüntü

Konuşma sonrası vatandaşların ilgisinden görüntü

Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Osman Nuri BOYACI-Deniz TOKAT/DENİZLİ,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316233

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316234

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316235

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316236

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316237

====================================================

3)ÇAVUŞOĞLU: 'KAZAN KURUP TEKRAR İNSANLARI YAKACAK MISIN?'

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ak Parti Konyaaltı İlçe Başkanlığı'nın AKM Perge Salonu'nda düzenlenen referandumla ilgili toplantısına katıldı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc'ın telefonda aradığını belirten Çavuşoğlu, "Demokrasi ve özgürlükler konusunda diğer bazı ülkelerden farklı olduğunu gösterdiö dedi.

Dün Macaristan Dışişleri Bakanının da bir açıklaması olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, "Avrupa'da Türklerin kampanya yapmaya hakkı var' diyor. Çünkü artık çok kültürlü etnik yapılar var. Örneğin Kanada'da Ukraynalı, Ruslar yaşıyor. Burada Antalya'da da var ve Ruslar da gelip burada kampanya yapabilir. Biz de onlara vatandaşlık, oturma izni veriyoruz. Bir de Anadolu insanları var Ermeni, Süryani, Alevi, Sünni var da var, Gürcü, Çerkez, Arap hepsi bizim zenginliğimiz. Ama 'benden olmayan herkes yok olsun' dersen, Avrupa'daki hastalığa yakalanırsın. 'Kara olursa Afrika'ya gitsin, Musevi olursa yakılsın, oradan gelmesin, buradan gelmesin' öyle olmaz. Bu Avrupa'yı felakete götürür. Yok edemeyeceğine göre, kazan kurup tekrar insanları yakacak mısın kardeşim? Nereye gidecek bu insanlar. Biz uyarılarımızı yapmaya devam edeceğiz, ama ders alalımö diye konuştu.

'KILIÇDAROĞLU 3 GÜN SONRA ÇARK ETTİ'

15 Temmuz darbe gecesi hem MHP lideri Bahçeli'nin, hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dik durduğunu söyleyen Bakan Çavuşoğlu, "Kılıçdaroğlu 3 gün dayanabildi. 3 gün sonra çark etti, çünkü parti içi farklı fraksiyonlar var. CHP'nin içinde PKK'ya sempati duyan milletvekilleri var diyorum hoplayıp, zıplıyorlar. DEAŞ girmiş çıkmış milletvekilleri var diyorduk, hoplayıp, zıplıyorlar. Kendileri de biliyorlar ve kendileri koymadı onları ön seçim yaptılar ön seçimle girdilerö dedi.

BU SİSTEM ERDOĞAN SONRASININ SİGORTASI

Bakan Çavuşoğlu, "Bu sistemi Recep Tayyip Erdoğan için getiriyorlar' diyorlar. En fazla iki dönem yapabilir, o da fani Allah uzun ömürler versin ama, getireceğimiz sistem esas Recep Tayyip Erdoğan sonrası sigortasıdır. Çünkü ülkeler şahıslara bağlı olmaz, sistemi güçlendirmek gerekiyor. Demokratik sistem güçlü olacak. Güçler ayrılığını iyi tesis edeceksiniz. Kimse birbirine keyfi davranamayacak. Herkes işini yapacak. Sistem bir şahsı güçlendirmek değil tüm kurumları güçlendirmektirö dedi.

'CUMHURBAŞKANI 4 ÜYE ATADI DİYE YARGI ELDEN GİTMEZ'

Cumhurbaşkanı 4 HSYK üyesini atadı diye yargının elden gitmeyeceğini dile getiren Mevlüt Çavuşoğlu, 7'sini de Mecliste partilerin uzlaşıp göndereceğini ve tarafsız olacağını kaydetti.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Salondakilerden görüntüler

Bakan Çavuşoğlu'nun gelişi

Bakan Çavuşoğlu'nun konuşması

Salondakilerin şarkı söylemesi

Bakan Çavuşoğlu'nun konuşmasını sürdürmesi

Haber-Kamera: Mehmet ÇINAR/ANTALYA,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316253

==============================================

4)BAKAN KAYA: DİPLOMASİ TARİHİNDE BİR UTANÇ GECESİYDİ

Denizli Anemon Otel'de düzenlenen İş Dünyası Denizli İstişare Toplantısı düzenlendi. Toplantıya Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın yanı sıra, AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, Denizli Sanayici Tüccar ve İşadamları Platformu üyeleri ile Ekonomi Bakanlığı'nın 7 Genel Müdürü ile TOKİ Başkanı katıldı.

Toplantıda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Hollanda'da yaşadıkları ile ilgili Denizlili vatandaşların görüşlerinin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Daha sonra kürsüye çıkan Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, Denizli'de olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi, 16 Nisan'da hemşehrilerinden evet oyu istedi. Hollanda'da yaşadıklarını anlatan Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, şöyle konuştu:

"Konsolosluğa 30 metre kala, 7 saat boyunca bir arabanın etrafında ve içinde hiçbir insanı ihtiyaçlarımızı karşılamamıza izin vermeyerek bizi tuttular. Biz dik durduk, çünkü 15 Temmuzda bu millet dik durdu. 250 tane canımızı verdik, şehidimiz var, gazilerimiz var. Millet bu vatanı, kanıyla, canıyla sulamıştır. Biz de Hollanda'da vatandaşlarımızla buluşacağız dedik, ama çok insanlık dışı bir muameleyle karşılaştık. Diplomasi tarihinde bir utanç gecesiydi. Diploması tarihinde görülmeyecek şekilde bizi sınır dışı ettiler. İnsanlık dışı bir muameleye karşılaştık. Kadın bakan olarak kınadığımı orada ifade ettim. 8 Mart Kadınlar Günü'nden üç gün sonra Avrupa'nın göbeğinde, her türlü özgürlüğün beşiği olduğunu söyleyen Hollanda gibi bir ülkede bize niçin bunu yaptılar diye düşünmemiz gerekiyor. 16 Nisan'da Avrupalı tüm kardeşlerimiz bu yapılan insanlık dışı muameleye cevabı güçlü bir evetle verecektir."

'KADIN BAKANLAR KULAKLARINA İNANAMADI'

Birleşmiş Milletler'de Hollanda'da yaşadığı insanlık dışı muameleyi anlattığını söyleyen Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, "Kadın bakanlarla ikili görüşmelerim oldu, onlara da bu olayı anlattım. Bakanlar kulaklarına, duyduklarına inanamadılar. İnanılmaz bir olay yaşadık. Bu Türkiye'nin daha da güçlenmesini istemeyen Hollanda'nın bize insanlık dışı bir müdahalesiydi. 17 Nisan'da daha güzel bir Türkiye olacak inşallah" diye konuştu.

'15 TEMMUZ BİR İŞGAL GİRİŞİMİ'

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişimine değindi, 16 Temmuz sabahı güneşin Türkiye'de bir başka güzel doğduğunu söyledi. Zeybekci, "15 Temmuz olgunlaştırılan bir işgal girişimi. İki tane nesebi belli olmayan insana teslim etmenin girişimi. Gezi olaylarından, 17 Aralık'tan, 7 Haziran'dan beri her şeyiyle hazırladılar. Bir işgal girişimiydi. Bu millet dualı bir millettir, esaret görmemiş bir millettir. Bu millet milyonlarca şehit verdi. Bu coğrafyada biz her türlü zulmü gördük. Asla aman demedik, teslim olmadık. Bir dönemi kapattı, çünkü artık bu millet demokrasiye el koydu. Ülkesinin geleceğine el koydu. Artık bu ülkede böyle bir darbe girişimi olmaz. Başka yöntemlerle yapabilirler mi, yapabilirler" diye konuştu.

'HAKSIZLIKLARIN HESABI MUTLAKA SORULACAK'

Almanya'nın Der Spiegel dergisinin 23 Temmuz'daki kapağına tepkisini yeniden dile getiren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"23 Temmuz Cumartesi günü Almanya'da yayın yapan bir dergi Der Spiegel, o gün kapağında Türkiye'nin kapağını kullanma saygısızlığıyla üzerinde dikenli teller ve bir zamanlar demokrasi vardı başlığı. Daha şehitlerimizin kanı kurumadan. O gün Türkiye ile ilgili algı operasyonunun seferberliği başladı. Darbe girişimi başarılı olsaydı, hükümet yok edilseydi, insanların özgürlükleri yok edilseydi, demokrasi mi olmuş olacaktı. İşte bu kendilerini ele vermeleri. Bundan sonra Avrupa'nın birçok yerinde algı operasyonu başlattılar. Onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti Bakanının bir adi polis şefi tarafından parmakla tehdit edildiği Hollanda'nın yanında, Almanya'da yayın yapan bir gazetede, bu ülkenin Ekonomi Bakanı'na Erdoğan'ın tasmalı köpeği diye hitap etti. 80 milyonu temsil eden Ekonomi Bakanına bu sözü söyledi. Özay Gönlüm'e anma gecesi yaptık. Köln'de iki defa iptal edildikten sonra Almanya'daki Türk vatandaşlarımızla bir araya geldik. Bunlara ulaşmak benim hakkım. Onların da o dönemde ulaşılmak insani hakları. Artık Türklere hiçbir hak vermemek, yasaklamak mübah, onlara küfretmek aralarında şakalaşmak haline geldi. Bakanımıza yapılan tüm haksızlıkların hesabı mutlaka sorulacak."

'GÜMRÜK BİRLİĞİ GÜNCELLEMİSİNİ 2018 BAŞI BİTİRECEĞİZ'

Türkiye'nin AB sürecinin en kritik dönemini yaşadığını vurgulayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "AB sürecinin en kritik dönemini yaşıyoruz. AB ile dış ticaret hacmimiz 160 milyar dolar. Para her şey değil. Bu millet Kurtuluş Savaşı'nda günde bir tayin pilavla savaştı. Terör örgütün sevindiren adımlardan uzak duracağız. Aynı şekilde Türkiye o devasa Avrupa Birliği'nin 5. ekonomik ortağı. Gümrük Birliği'nin güncellenmesiyle ilgili çok önemli bir noktadayız. AB ile Gümrük Birliği'nden güncellenmesinde etki değerlendirme raporları hazırlıyoruz. Sonuç iki taraf da kazanıyor. Türkiye tek başına AB'nin büyümesini artırıyor, ihracatını artırıyor. Türkiye'nin büyümesine de AB'nin katkısı oluyor. Onun için AB ile oturduk karar verdik, gel görüşelim dedik, Gümrük Birliği'nin güncellenmesini. 2018'in başı gibi inşallah bunu bitireceğiz. Dünyada menfaate dayanmayan hiçbir ilişki yoktur. AB'nin kapısında Türkiye hiçbir zaman el pençe divan durmadı, bundan sonra da durmayacaktır. Onlar da kazanacak, bizler de kazanacağız" diye konuştu.

'BU MESELE TÜRKİYE MESELESİDİR'

16 Nisan'ın AK Parti meselesi değil memleket meselesi olduğunu söyleyen Zeybekci, "Bu sistem Türkiye'nin başına bela. Ne bedel ödediysek, bu sistem yüzünden ödedik. İstiklalimizin, istikbalimizi bu sistem sayesinde halletmeye çalıştılar. Bu mesele bir Türkiye meselesidir, bu bir beladan kurtulma meselesidir. Hiçbir seçime giderken yüreğiniz ağzınızda gitmeyeceksiniz. Kim kimle koalisyon yapar diye düşünmeyeceksiniz. Seçimlerden tek başına, kesintisiz 5 yıl iktidar çıkacak. Bu mesele sizin meselenizdir. Sahip çıkmanızı, taraf olmanızı istiyorum" şeklinde konuştu.

Toplantının sonunda platformu oluşturan meslek odası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri iki bakana çini hediye etti. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

Görüntü Dökümü

---------------------------

Salondan görüntü

Bakanların gelmesinden görüntü

Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın konuşmasından görüntü

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin konuşmasından görüntü

İki bakana hediye verilmesinden görüntü

Haber-Kamera: Osman Nuri BOYACI-Deniz TOKAT/DENİZLİ,

=================================================

5)BAYKAL: DEMOKRASİDE TAKDİR TEK KİŞİYE VERİLEMEZ

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, partisinin Giresun İl Başkanılğı tarafından düzenlenen referandumla ilgili toplantıda konuştu. Herkesin derdinin vatan ve Türkiye olduğunu kaydeden Baykal, "Peki Türkiye'ye yönelik bir tehdit mi var, evet var. O nedenle bir aradayız. Türkiye'ye sahip çıkma günüdür, tehlikeleri ve tehditleri ortaya dökme ve millete anlatma günüdür. Devlet kuruldu diye iş bitmiyor. Sık sık devletine sahip çıkmak zorunda kalıyorsun, sahip çıkarsan ayakta kalıyorsun. Şimdi o sınavlardan birisinin içine giriyoruz. Bakıyoruz anayasada bir tek üstünlük var. Ne o; cumhurbaşkanlığının üstünlüğü. Meclisin yetkilerini almış, yasama yetkilerini almış, bütçe, denetleme yetkisini almış, soru sorulamıyor. 'Niye öyle yaptın' denilemeyen bir cumhurbaşkanı. O karar verecek, uygulayacı olacak. Bu getirilenin başkanlık rejimiyle hiçbir alakası yok. Başkanlık rejimi haysiyetli bir rejim. Dengesi var, freni var, organı var, hakları ve hukuku var, denetimi var. Bizde var mı öyle bir şey, yok. Bütçeyi hazırlayıp gönderiyor, Beştepe'nin noteri gibi Meclis onaylayacak. Demokraside takdir tek kişiye verilmez arkadaşö dedi.

'TÜRKİYE'NİN TAPUSUNU GAPTIRMAYIN'

Türkiye'nin tapusunun milletin elinde olduğunu dile getiren Baykal şöyle devam etti:

"Milli mücadelede işgale son verenler kimler, Düşmanı Anadolu'dan çıkaranlar kimler? Atalarımız, dedelerimiz. Onlara veraseten, siz değil misiniz bu ülkenin sahibi? Sen bakma tapu falanın üzerinde, filanın üzerinde. Olabilir. Ağacıyla, çimeniyle, deresiyle, dağıyla o benim, bizim. Türkiye'nin tapusunu gaptırmayın arkadaşlar. Benim Ispartalı hemşerim rahmetli Demirel'in söylediği gibi; Türkiye'nin tapusunu gaptırmayın Giresunlular.ö

'DEVLET EVET DİYOR, MİLLET HAYIR DİYOR'

"Bütün devleti evet için seferber etti. Para devletin, uçak devletin, yetki devletin, memur devletin. Devletin kampanyası evet, hayır da milletin kampanyası. Millet de hayır diyecekö diyen Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Devlet evet diyor, millet hayır diyor. Devletle millet ayrı telden çalıyor olabilir. Peki, millet mi devlete uyacak, devlet mi millete uyacak? Elbet de devlet, millete uyacak. Sen millete efelik yapma hakkını nereden kazanıyorsun. Hayır, toplumdan gelen bir hareket. Yukarıdan talimatla, emirle, çıkarla yapılan bir şey değil. Gönülden yapılan bir iş. Onun için hayır gelecektir. Bunu gördüler, şimdi ne yapıyorlar? 'Bu hayırcılar terörist' diyorlar. Senin devletin bütün imkanlarıyla topladığın insanlara, milletin yarısına küfrettiriyorsun. Ayıp değil mi, kim yaparsa yapsın. Kendi akrabası için 'alakası yok' diyor. Peki, neden söylüyorsun? Çaresizlikten, tükenmişlikten. Hayır diyenlere terörist diyecek, bana da söylerler diye korkacak. Ben hayır diyorum, bana terörist diyenin de alnını karışlarım. Hayır, ananınız ak sütü gibi helal arkadaşlar. Bunu dediler, baktılar tutmadı. Toplum kabul etmedi. Bizim toplumumuzun vicdanı vardır. Nerden çıktı bu terör falan dediler. Birileri bunu anladı, lafı hafif evirip çevirmeye başladılar. Bununla sonuç alamadıklarını gördüler. Şimdi yeni bir kaldıraca ihtiyaçları var. Terör kaldıracı bunların sıkletini çekmedi. Şimdi Avrupa kaldıracıyla bir yerlere gitmeye çalışıyorlar. Şimdi Rotterdam'dan 'evet' çıkarmaya çalışıyorlar. Yahu sen Rotterdam'a gitmişken bir Oslo'ya uğra, bir süre önce gittiğin ve PKK ile işbirliği yaptığın Oslo'ya. Oradaki Oslolulara bir sor bakalım; teröristle kim beraber olmuş, kim olmamış. Rotterdam'dan git de Avrupa neymiş bir anla da gel. Rotterdam'dan evet'e bir hadise çıkarmaya çalışıyor. Millet bunu da yemez. Karaman'ın koyunu Rotterdam'ın oyunu. Atatürk'ün dediği gibi 'milletin istiklalini yine milletin azim ve istikrarı kurtaracak."

Deniz Baykal referandumda 'hayır' çıkması halinde bir hafta sonraki 23 Nisan'ı ilk günkü heyecanla kutlayacaklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bir hayır çıksın, hemen ertesi günü cumhurbaşkanına istifa ederseniz diyorlar. Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu söyledi, ben de böyle söylüyorum; hayır çıktıktan sonra biz cumhurbaşkanına sen istifa et demeyeceğiz. Devam et, görevini tamamla. Hükümet de devam etsin. Mecliste çoğunluğunuz var. Zamanı geldiğinde seçimi de yapın. O ayrı bir iş. Kimse kriz çıkarmak istemiyor. Biz kriz çıkarmak istemiyoruz, sistem işlesin, hukuk işlesin, devlet işlesin. Sen seçim kazandın. Oradasın, tamamla süreni arkadaş. Bizim bir derdimiz yok bu konuda. Ama ne olacak o zaman? Devlet tahrip olmaktan kurtulacak. Biz 16 Nisan'da 'hayır' çıkarsa bir hafta sonra 23 Nisan günü öyle bir Meclis açılışı, 23 Nisan kutlaması yapacağız ki, sanki 23 Nisan 1920'de Ankara'nın Ulus'undaki o taş mektepte Mustafa Kemal'in ve arkadaşlarının dualar okuyarak açılışını yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni sanki biz 2017'de açıyormuş gibi heyecanla aynı duyguyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışını kutlayacağız.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

-Baykal'ın açıklamaları

-Detaylar

Haber-Kamera: Hakan KABAHASANOĞLU/GİRESUN,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316275

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316001

================================================

6)CHP'Lİ İNCE"HAYIR DİYENLERE TERÖRİST DİYEN TERBİYESİZDİR"

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, referandum çalışmaları kapsamında Keşan İlçesi'nin ardından Edirne'de halka seslendi. Trafiğe kapalı olan Saraçlar Caddesi'nde konuşan Muharrem İnce, referandum maddelerini anlatarak Ak Parti hükümetini eleştirdi. Başbakan Binali Yıldırım'ın üçüncü köprüye ilişkin söylemlerini hatırlatan İnce, "Almanlar bizi çekemiyormuş. Binali Yıldırım öyle anlatıyor. Niye köprü yapmışız biz, Almanlar bizi çekemiyormuş. Niye çekemesin. Adamlar o köprüyü 100 sene önce yapmış zaten. Senin yaptığın köprüden Almanların yaptığı arabaya binerek geçiyorsun, sen ne konuşuyorsun. Bir de şunu diyor ki 'üçüncü köprüyü yaptık, görmüyor musun?' Üçüncü köprüyü yaptığına göre birinci ve ikinci köprüyü yapmışlar demek ki. Birinci köprü 1973'te yapıldı. 45 sene önce bu millet yaptı. Köprü yaptın Allah razı olsun, teşekkür ederim. 60-70 lira parayı verip geçiyoruz. Yahu o dolarların hepsi ana sığmaz ki, artan ile de köprü yapacaksın tabi ki. Biraz yapacaksın, ne var ki bundaö dedi.

15 TEMMUZ'UN SEBEBİ 2010 REFERANDUMU

Yargının FETÖ/PDY terör örgütüne teslim edildiğini öne süren İnce, 15 Temmuz darbe girişiminin nedeninin 2010 yılında yapılan referandum olduğunu iddia ederek, "2010 yılında referandumda 'hayır' dedik, onlar ne dedi 'evet' dedi. Ne oldu 2010'da yargıyı FETÖ'ye teslim ettiler. 15 Temmuz'un olma sebebi 2010 referandumudur. O zaman yargıyı teslim ettiler. Açılım sürecinde PKK ile pazarlık yaptılar. Biz 'hayır' yapmayın dedik, onlar 'evet' dediler. Dadaloğlu, Köroğlu, 'hayır' dedi. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'nin işgaline 'hayır' dedi. Bizde demokrasinin katledilmesine 'hayır' diyoruzö şeklinde konuştu.

SABAH AKŞAM YALAN SÖYLÜYORLAR

İnce, hükümetin yani anayasa maddelerine güvenmediği için Almanya ve Hollanda ile kavga ettiğini öne sürerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Evet diyenler kimler, bakın Kuran-ı Kerim'in, kutsal kitabımızın ilk emri nedir? Oku. İstiklal marşımızın ilk sözcüğü nedir? Korkma. İlkeniz bu olsun 'oku ve korkma'. Neyi okuyacaksın, önce 18 maddeyi oku. Buraya evet dersek terör bitecekmiş, ekonomi düzelecekmiş. Ben 50 kere okudum hiçbir maddede ekonomi ve terörden bahsetmiyor. Hangi madde ile maddesini söyle. Neden bunu okumuyorlar, malına güvenmiyor. Güvense maddeleri tartışır. Malına güvenmediği için Almanya ile kavga Hollanda ile kavga. Hayır diyenler terörist bunları konuşuyor. Sabah akşam yalan söylüyor. Hayır diyenlere terörist diyor. Siz terörist misiniz? Siz PKK'lımısınız, IŞİD'çimiziniz. Hayır diyenlerde evet diyenlerde bu memleketin evladı. Evet diyenler emin olunki bir kere okusalar yüzde 1 bile evet çıkmazdı. Ama hayır diyenlere terörist diyen terbiyesizdir.ö İnce, konuşmasının ardından Edirne'den ayrıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

-İnce'nin geliş ve gidiş detayları

-İnce'nin konuşması

Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Ali Can ZERAY/EDİRNE,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316239

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316240

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316242

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316243

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316244

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316245

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316246

================================================

7)FEYZİOĞLU: PARMAKLARIMIZ AYRI DA OLSA, KOLUMUZ BİRDİR. O KOL ASİL TÜRK MİLLETİDİR

TÜRKİYE Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, hakkında yapılan eleştirilere cevap vererek Türk milliyetçisi olduğunu söyledi. Feyzioğlu, "Gururla söylüyorum. Sizler gibi bende ailemden Atatürk'ün tanımladığı şekilde Türk milliyetçisi olmayı öğrendim. Bunu da hiçbir yerde söylemekten çekinmem. Parmaklarımız ayrı da olsa, kolumuz birdir. O kol asil Türk milletidirö diye konuştu.

Amasya Barosu tarafından gerçekleştirilen konferansa TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, konuşmacı olarak katıldı. Konuşmasında aylardır Türkiye'yi karış karış gezdiğini belirten Feyzioğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımız bu ajanslara da düştü. Feyzioğlu, Avrupa'yı karış karış geziyor. PKK'lılarla birlikte iş tutuyor demişler, böyle bir şey söyledi. Sayın Cumhurbaşkanımızın danışmanları bu konuda kendilerini bilgilendirsinler. Rica ediyorum. Ben yurt dışında değilim, aylardır Türkiye'yi karış karış geziyorum. Bir kere Rotterdam'a gittim. Aynı tarihte de havaalanında Sayın Başbakan'la denk geldik. O da Almanya'ya gidiyordu. Tabii o evete gittiği için Sayın Cumhurbaşkanımız rahatsız olmuyor ondan, Almanya'da olsa, ben anayasayı anlatmaya gittiğim için o rahatsızlık vermiş" dedi.

Türk milliyetçisi olduğunu, bunu gururla söylemeye de devam edeceğini belirten Feyzioğlu, "Gururla söylüyorum. Gururla söylemeye devam edeceğim. Doğdum, büyüdüm, sizler gibi bende ailemden Atatürk'ün tanımladığı şekilde Türk milliyetçisi olmayı öğrendim. Başka milletlerin Türk milletini sömürmesine karşı çıkmak Türk milliyetçiliğidir, bu vatanın yer altı, yer üstü zenginliği Türk milletinindir demek, Türk milliyetçiliğidir, bu halkın alınteri hiç kimseye peşkeş çekilemez demek, Türk milliyetçiliğidir. İşte biz böyle Türk milliyetçileriyiz. Bunu da hiçbir yerde söylemekten çekinmem. Parmaklarımız ayrı da olsa, kolumuz birdir. O kol asil Türk milletidirö diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Anayasa değişikliği konferansına katılan vatandaşlardan detay

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun salona gelişi

Saygı duruşu ve istiklal marşı detay

Feyzioğlu'nun konuşması

Haber-Kamera: Sinan HARMANCI/AMASYA,

17.03.2017 - Haber Kodu : 170317006

===============================================

8)BARO ESKİ BAŞKANI KOCASAKAL: TÜRKİYE YOL AYRIMINDA

İSTANBUL Barosu eski başkanı Ümit Kocasakal, 16 Nisan'daki referandumda Türkiye'nin yol ayrımında olduğunu belirterek, Türk milletinin olmak ya da olmamak arasında bir sınav vereceğini söyledi.

Antalya Barosu Staj Akademisi'nde 2017 yılının ilk dersini, Konyaaltı Belediyesi'nde düzenlenen toplantıda İstanbul Barosu eski Başkanı Ümit Kocasakal verdi. 'Milli Egemenlik Nedir, Nasıl Kullanılır' konusunda konuşan Ümit Kocasakal, genç meslektaşlarına mesleklerine ve cübbelerine saygılı olmaları çağrısında bulundu.

TUVALETLERDEN CÜBBE TOPLANIYOR

Kocasakal, kendisinin aklının ucundan bile geçmezken 6 yıl baro başkanlığı yaptığını söyledi. Bir dönem de yönetim kurulu üyeliği yaptığını anlatan Kocasakal, şöyle devam etti:

"Bakın Çağlayan Adliyesi'nde her gün ortalama tuvaletlerden 40 tane cübbe toplanıyordu. Yahu insan cübbesini tuvalete bırakır mı? Bakın ben yeminle söylüyorum. Hayatım boyunca cübbem üstümde hiç tuvalete girmedim, giremem. Çıkarırım cübbemi, bir yere bırakırım. Öyle giderim. O cübbe basit bir cübbe değil" diye konuştu.

"BU ORTAMDA YARGIYA DA GEREK YOK"

Avrupa'nın en beğenilen cübbesinin düğmesi ve cebi olmadığı için Türkiye'deki avukatların cübbesi olduğunu anlatan Kocasakal, "Değerli meslektaşlarım bir ülkede hukuk devleti işlemiyorsa, o ülkenin yargısı bağımsız değilse hepinize geçmiş olsun. Yahu nasıl yapacaksın mesleği? Zaten bu ortamda mahkemeye, avukata filan gitmeye gerek yok. İktidar partisinin il başkanlığına, ilçe başkanlığına gidersin, işi çözersin. Sen avukat olarak huzuruna çıktığın kişilerin hukuka göre değil de başka şeylere göre karar vereceğini düşünüyorsan, nasıl yapacaksın bu mesleği" diye konuştu.

Ardından 16 Nisan'da yapılacak referanduma sözü getiren Kocasakal, getirilmek istenen sistemle kayıtsız şartsız Türk milletine ait olan egemenlik yetkisinin Türk milletinden alınıp bir kişiye verilmek istendiğini savundu. "Aklımızla alay mı ediliyor?" diyen Kocasakal, şöyle devam etti:

"Bu saatten sonra kendi kendimizi yönetmiş olmayız. Birisi bizi yönetmiş olacak. Çünkü denetleme imkanımız yok. 5 seneden 5 seneye seçimle ise ya 5 sene sonra bu sistemle seçimin garantisi mi var? Ben bu kadar yetkiyi evde anama babama vermiyorum. Yahu anneme babama vermediğim bu kadar yetkiyi bir kişiye niye vereyim."

Referandumda Türkiye'nin yol ayrımında olduğunu belirten Kocasakal, "16 Nisan'da millet olarak TEOG sınavı gibi sınava gireceğiz. Olmak ya da olmamak. Shakespeare'nin var ya hani 'To be or not to be.' Yani hukuk devleti olmak ya da olmamak. Hukuk güvenliğine sahip olmak ya da olmamak. Medeni ülke olmak ya da olmamak. Telafisi yok. Hayırın ise hiçbir riski yok. Mevcut sistemin de arızaları var, ama gidermek o kadar kolay ki, iki kanun değiştirin yemin ediyorum bir sorun kalmaz. Siyasi partiler kanunu ile seçim kanunu" dedi.

Toplantı sonunda Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan, Kocasakal'a plaketle teşekkür etti.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Toplantıdan genel görüntüler

Ümit Kocasakal'ın konuşması

Plaket verilişi

HABER-KAMERA: Mustafa KOZAK/ANTALYA,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316252

==============================================

9)BALIKESİR DE KORKUNÇ CİNAYET

AFGANLI KOCA EŞİNİ ÖLDÜRÜP CESEDİNİ PARÇALAMIŞ

BALIKESİR'de, Afganistan'dan kaçak yollarla Türkiye'ye gelen 34 yaşındaki Rahim Özbek'in, 5 ay önce eşi 38 yaşındaki Hayriye Özbek'i öldürüp cesedi parçalara ayırarak gömdüğü ortaya çıktı.

Olay, geçen Ekim ayında Alihikmetpaşa Mahallesi'nde meydana geldi. Balıkesir'de yaşayan Afganistan uyruklu 4 çocuk annesi Hayriye Özbek, 5 ay önce ortadan kayboldu. İki haftada bir Balıkesir İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gelerek imza atması gereken kadının imza atmadığını belirledi. Polis, başlattığı soruşturma kapsamında Afganistan'dan Türkiye'ye kaçak yollarla gelen eşi Rahim Özbek'e ulaştı. Rahim Özbek, polise eşinin çocuklarını da bırakıp kaçtığını söyledi.

Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekipleri, Özbek çiftinin çocukları ile de görüştükten sonra davranışlarından şüphelendiği baba Rahim Özbek'i gözaltına aldı. İfadesi alınmak üzere emniyete götürülen Rahim Özbek, eşini evde demir sopayla kafasına vurarak öldürdüğünü, ardından cesedi parçalayarak Kepsut Yolu'nda bulunan Alihikmetpaşa Spor Tesisleri yakınlarındaki sazlıklarla kaplı dere yatağına gömdüğünü itiraf etti.

Polis, dün Rahim Özbek'in yer göstermesiyle parçalara ayrılan kadının cesedini buldu. Dalgıçlar, sazlıkta gömülü olan cesede ait kemik parçalarını sudan çıkartırken Balıkesir İl Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek de olay yerine giderek çalışmaları takip etti. Cinayet zanlısı Katil Rahim Özbek'in emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Cesedin aranması

Karısını öldüren Rahim Özbek'in arama çalışmasını izlemesi

Rahim Özbek'in polisin sorularına cevap vermesi

Haber-Kamera: Hilmi DUYAR-Coşkun YAMAN/BALIKESİR,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316264

======================================

10)ALKOLLÜ SÜRÜCÜ CAMİ DUVARINA ÇARPTI

İZMİR'in Karşıyaka İlçesi'nde, alkollü olduğu belirlenen 29 yaşındaki Ümit Kordoğan, hafif ticari aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek Hacı Mustafa Başikçioğlu Camii'nin kapısına ardından da duvarına çarptı. Kazada sürücü Kordoğan yaralanmazken, camide maddi hasar meydana geldi.

Kaza, gece saat 02.00 sıralarında Atakent Mahallesi Hasan Ali Yücel Bulvarı'nda meydana geldi. Karşıyaka'dan Mavişehir yönüne seyir halinde olan Ümit Kordoğan idaresindeki 35 HGT 95 plakalı hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak Hacı Mustafa Beşikçioğlu Camii'nin kapısına ardından da duvarına çarparak durabildi. Kazayı gören diğer sürücüler durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri yaptığı kontrolde Kordoğan'ın herhangi bir yara almadığını belirledi.

Öte yandan polisin yaptığı kontrolde sürücü Ümit Kordoğan alkollü olduğu belirlenerek ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Polisin kazayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Kaza yerinden görüntü

Camii'nin yıkılan kapısından görüntü

Kaza yapan hafif ticari araçtan görüntü

Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Mehmet GÜNEY/İZMİR,

17.03.2017 - Haber Kodu : 170317011

==================================================

11)HALK OTOBÜSÜ SEYİR HALİNDEYKEN ARKA TEKERLEĞİ ÇIKTI

SİVAS Belediyesi'ne ait özel halk otobüsünün seyir halindeyken sol arka tekerinin çıkması trafikte korku dolu anlar yaşattı.

Olay dün akşam saat 19.00 sıralarında Gülyurt Mahallesi Karaağaç Köprüsü mevkiinde meydana geldi. Sivas Belediyesi'ne ait Gülyurt, Kılavuz, Doğukent seferini yapan ve içinde yolcu sayısının belli olmadığı Adem Bulut yönetimindeki 58 H 0122 plakalı halk otobüsü, seyir halinde iken sol arka tekeri bilinmeyen bir nedenle yerinden çıktı. Teker orta refüjü geçerek park halinde bulunan 58 BE 512 plakalı araca zarar verdi. Tekeri çıkan ve 3 metre kadar sürüklenen otobüs devrilmeden durdu. Otobüs içerisinde bulunan yolcular başka otobüsle gidecekleri yere götürüldü. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

-Olay yerinden görüntüler

-Halk otobüsünün çıkan tekeri

-Otobüsün görüntüsü

-Detaylar

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316271

==================================================

12)TIR'IN LASTİKLERİ YANDI

SAKARYA'nın Sapanca İlçesi'nde seramik taşıyan TIR'ın lastikleri alev aldı. İtfaiye ekibi dorseye sıçrayan yangını kontrol altına alarak söndürdü.

Olay, TEM Otoyolu Sapanca Göl Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Bilecik'ten yüklediği seramikleri Tekirdağ'a götüren 37 yaşındaki Mesut Soybudak yönetimindeki 43 KB 661 plakalı TIR'ın dorsesinin lastikleri tutuştu. Diğer sürücülerin ikazları üzerine Mesut Soybudak, aracı yolun kenarına park etti, çekiciyi dorseden ayırdı. Diğer sürücüler, alevlere yangın söndürme tüpleri ile müdahale ederken, ihbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekipler, dorseye sıçrayan yangını kontrol altına alarak söndürdü.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

-Yanan araçtan görüntü

-Söndürme çalışmaları

-Sürücüden görüntü

Haber-Kamera: İsa ÇİÇEK/SAPANCA(Sakarya),

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316259

=====================================================

13)EVİNİ SİLAH ATÖLYESİNE ÇEVİRMİŞ

İZMİR'in Karşıyaka İlçesi'nde, silah kaçakçılığı yaptığı ve bu amaçla silah fabrikası kurduğu belenen A.A.'ya ait adreslere polis tarafından operasyon düzenlendi. Aramalarda kurusıkı tabancadan bozma çok sayıda tabanca ve yapımında kullanılan ekipman ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen A.A. tutuklandı. Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, silah ve mühimmat kaçakçılığı yaptığı, ayrıca bu amaçla silah fabrikası kurduğu tespit edilen 34 yaşındaki A.A.'nın yakalanması için önceki gün operasyon düzenledi. Operasyonda A.A. yakalanırken, şüpheliye ait 4 ayrı adrese arama yapıldı. Aramalarda A.A.'nın yaşadığı evin çatı katında kurusıkı tabancaların çevrilmesinde kullanılan alet ve makinelerin yanı sıra 14 yapımı tamamlanmış tabanca, henüz toplanmamış 12 tabanca, yapım aşamasında 18 kurusıkı tabanca, 18 av tüfeği, 56 tabanca şarjörü ile çok sayıda mermi ele geçirildi. Gözaltına alınan A.A., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.

Görüntü Dökümü

--------------------------

Ele geçirilen malzemelerden görüntü

Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Mehmet GÜNEY/İZMİR,

16.03.2017 - Haber Kodu : 170316260

=======================================

14)KEŞANLI ALİ DESTANI MÜZİKALİ BÜYÜLEDİ

MERSİN Devlet Opera ve Balesi (MDOB), Türk epik tiyatrosunun öncüsü olarak gösterilen Haldun Taner'in yazdığı 'Keşanli Ali Destanı'nın müzikal versiyonunu sahneledi.

Mersin Kültür Merkezi Opera Sahnesi'nde sahnelenen eseri, Vali Yardımcısı Süleyman Deniz, MDOB Müdürü Ufuk Kasar, Mersin Barosu Başkanı Av. Ali Er ile çok sayıda sanatsever izledi. Besteleri Yalçın Tura tarafından hazırlanan müzikalin orkestra yönetmenliğini Aytuğ Ülgen ve Orhan Öner Özcan dönüşümlü yaparken, sanat yönetmenliğini ise Melih Öztürk üstlendi. Koreografisini Tolga Ergen'in hazırladığı müzikalde, Kıvanç Uğraşbul, Funda Hayfavi, Gülden Vurandemir, Neslihan Ulaş Evcimen, Cüneyt Erdoğan, Kazım Erdem Özdemir, Özkan Çavdaroğlu, Serkan Karagöz, Ayşegül Devrim Dinçer ve Gözde Tuyan sahne aldı.

Sanat yönetmeni Melih Öztürk, Keşanlı Ali Destanı'nın müzikalini 50 kişilik kadro ile 50 günde sahneye taşıdıklarını belirterek, "Bir tiyatro eserini opera sanatçıları ile ilk defa sahneye koymak, bizi gerçekten çok heyecanlandırdı. Bir diğer heyecan verici olay da, tiyatrolarda duymadığımız müziklerin ilk defa seyircilerle buluşturulması oldu. Keşanlı Ali, Haldun Taner'in bugüne kadar bir çok tiyatro tarafından sahnelenmiş dev oyunu, bir opera sahnesinde seyircilerle birlikte olmakta. Bu da bizi çok gururlandırıyor. Umarım seyirci, bundan sonraki temsillerde bizimle birlikte olur, çok güzel bir atmosfer yaratılır. Şimdiden tüm seyircilerimize teşekkür ediyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

Opera binasının görüntüsü

Operaya giren vatandaşlardan görüntü

Salondan görüntü

Oyundan görüntü

Sanat Yönetmeni Melih Öztürk ile röp.

Haber-Kamera: Mustafa ERCAN/MERSİN,

17.03.2017 - Haber Kodu : 170317007

=====================================