Kabataş Haberleri

Kabataş haber, Kabataş son dakika haberleri ve gelişmeleri.

Kabataş - 26.02.2021
MİLLET İRADESİNE DARBE: 28 ŞUBAT - "El ele insan zinciri" 28 Şubat'a karşı duruşu ülke geneline yaydı
O dönem başörtüsü yasağının en katı şekilde uygulandığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin önünde bir araya gelen katılımcılar, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Aksaray, Laleli, Beyazıt, Sultanahmet, Eminönü, Galata Köprüsü üzerinden Karaköy, Kabataş, Beşiktaş, Ortaköy ve o dönemki adıyla Boğaziçi Köprüsü girişinden, Anadolu Yakası'nda da Paşalimanı Caddesi, Üsküdar, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla ve Gebze güzergahı boyunca kesintisiz "insan zinciri" oluştu.
Kabataş - 15.02.2021
Bursa'da bazı feribot seferleri iptal edildi
İDO'nun internet sitesinde yer alan duyuruya göre, olumsuz hava koşulları dolayısıyla saat 07.45 Kabataş-Kadıköy-Bursa, 08.
Kabataş - 14.02.2021
İstanbul Boğazı gemi geçişlerine kapatıldı
Öte yandan Şehir Hatları, hava muhalefeti nedeniyle Kabataş-Adalar seferleri hariç diğer seferlerin yapılamadığını duyurdu.
Kabataş - 13.02.2021
Demir Özlü: 1950 sonrası Türk edebiyatının önemli yazarı hayatını kaybetti
1950 sonrası Türk edebiyatının önemli yazarları arasında gösterilen Özlü, Ödemiş İstiklal İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi'nde (1953) öğrenim gördü.
Kabataş - 12.02.2021
İDO ve BUDO'da bazı seferler iptal edildi
İDO'nun internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, 09.30 Kadıköy-Bursa, 08.30 Kadıköy-Bursa, 07.45 Kabataş-Bursa seferleri olumsuz hava şartlarından dolayı iptal edildi.
Kabataş - 11.02.2021
İETT OTOBÜSÜNÜ ÇALIP TUR ATAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Kadıköy arasında sefer yapan, park halindeki İETT otobüsünü çalarak, tur attıktan sonra Beyoğlu'na bırakan şüpheli Ali Volkan Ç.(32) hakimlik sorgusunda "Aslında benim Kabataş'a gitmem gerekiyordu ancak gezme olmasın diye Taksim'de otobüsü köprü altında bıraktım" dedi.
Kabataş - 10.02.2021
ESKİŞEHİR - Sanatçı Ali Düşenkalkar: "Sadece sanata değil, insana karşı da sorumluluğumuz var" (7)
"Baba Evi", "Hanımın Çiftliği", "Muhteşem Yüzyıl Kösem'" ve "Gönül Dağı" adlı dizilerle, "İstanbul Kanatlarımın Altında", "Kaç Para Kaç", "Çamur", "Korkuyorum Anne", "Devrim Arabaları", "Osmanlı Cumhuriyeti" ve "Ay Büyürken Uyuyamam" adlı filmlerde rol alan oyuncu Ali Düşenkalkar, "Sorumluluk, sadece sanata karşı değil, insana karşı da öyle. Sanat benim için bu anlamda araç olarak kullanılabilir. İnsana karşı da her zaman nefes alıyorsak sorumluluğumuz vardır. Ben sadece bu kapsamda sanırım tiyatroyla buluştuğum ve bu yapıda bir kültürde ders aldığım için böyle düşünüyorum." dedi. Devlet Tiyatrosunda birçok oyunda oyuncu ya da yönetmen olarak yer alan, sinema filmi, dizi ve belgesellerde seslendirmeler yapan, yurt içi ve yurt dışı festivallerden ödülle dönen sanatçı, aynı zamanda Bursa Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliğini de üstleniyor. Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde çekimleri devam eden, TRT'nin sevilen yapımı Gönül Dağı dizisinde "Düğüncü Muammer" rolünü canlandıran sanatçı, sanata ve insana sorumlulukla geçen 40 yıllık sanat hayatını, "yedek parça ve yan sanayi" dediği seslendirmenin pandemiyle birlikte geldiği son durumu ve 11 Şubat'ta Bursa, Nilüfür Belediyesi Kent Tiyatrosunda dünya prömiyerini yapacakları konteynır projesi "Hamlet'in Bütün Ölüleri ya da Hamlet'in Mezarlık Ziyareti" oyunuyla ilgili heyecanını AA muhabiriyle paylaştı. SORU: Merhabalar, hoş geldiniz nasılsınız? Ali Düşenkalkar: "Kayıtta mıyız?" SORU: Kayıttayız. Ali Düşenkalkar: "Çok güzel, ben bu soruyu daha sonra yine soracağım, kayıtta mıyız? diye. Bu benim esprim çünkü röportajlarımda onu yapıyorum. Hoş geldiniz." SORU: Siz de hoş geldiniz çekimden. Eskişehir'de, Sivrihisar'dayız. TRT1'deki Gönül Dağı dizisinin çekimleri nasıl sürüyor? Ali Düşenkalkar: "Teşekkür ederim. ya ne kadar güzel, Anadolu'nun bir köşesi gibi düşünebilirsiniz Sivrihisar'ı. Fakat doğa şartları. Kışa girmekteyiz. 'Kış geç kaldı.' diyor Sivrihisarlılar. Biz de kışın geç kaldığını artık kar yağışıyla hissetmeye başladık Sivrihisar'da. Hissetmiyoruz aslında zaman zaman çenemizin kilitlendiği oluyor." SORU: Veysel'in (Semih Ertürk) babası, Düğüncü Muammer'i oynuyorsunuz. Sıcak bir dizi çekiyorsunuz. Kardeşiniz Ağıtçı Hüseyin (Erdal Cindoruk) ile barıştınız mı onu sorayım? Ali Düşenkalkar: "Sanırım barışmayacağız. Barışırsak, sanırım senarist arkadaşlarımızın kurduğu bütün kurgu bozulur. Orada bir çatışma, çelişki, sorun var. Orası senaristler için hoş bir durak. Sanırım barışmazlar onlar. Barışmamanın yollarını bulmak daha zor biliyorsunuz değil mi? Yani kurgu aşamasında senarist arkadaşların bizi bağlamlara götürdüğü meselelerde haftalık senaryoyu elime aldığımda gerçekten çok gülüyor, çok eğleniyorum o sahnelere. TRT 1'in bu sıcak dizisinde yer almaktan ve seyirci tarafından aynı sıcaklıkla kucaklanmamızdan dolayı çok mutluyum." SORU: Zaten barışırsanız da onun şiddeti, duygusallığı yüksek olur herhalde? Ali Düşenkalkar: "Zaman zaman buna benzer nüveler veriyoruz. Yine yakında olacak bir bölümün içinde böyle sahneler var, söylemeyeceğim, sürpriz kalsın. Kayıtta mıyız?" SORU: Kayıttayız. Siz aynı zamanda Eskişehir Anadolu Üniversitesinde öğretim görevlisiydiniz. Devam ediyor musunuz? Ali Düşenkalkar: "Hayır, devam etmiyorum. 2000-2005 yılları arasında bir yarım yıl ara vererek Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuvarında tiyatro bölümünde derslere gelmiştim. Eskişehir'i iyi bilirim. Ama olduğumuz semt mesela o zamanlar yok gibiydi adeta. 'Burası eskiden dutluktu.' derdik ya, adeta öyle bir bölgeydi. Ayrı bir köşeydi. Tarlalar vardı. Çekim vasıtasıyla geldim ve hayretler içerisindeyim. Gerçi Eskişehir çok değişti. Kasaba niteliğinden gerçekten büyük şehirle beraber büyük bir vizyonla çok başkalaştı." SORU: Lefkoşa doğumlusunuz ve liseyi bitirene kadar orada okudunuz ve yaşadınız. Tiyatroya orada hem okulunuzda hem de sokak tiyatrosu yaparak başladınız. Savaş karşıtı oyunları sokakta sahneliyormuşsunuz. Biraz o yıllarınızı anlatır mısınız? Nasıl bir hayatınız vardı? Ali Düşenkalkar: "1974'ten söz ettiniz. Kendimi bildiğim ilk gençlik yıllarım. İçinin delikanlılığıyla insanın anarşik ruhu başkaldırır ya, işte o yıllar sanırım." SORU: Bir de 1974 tarihi olarak önemli bir yıl.. Ali Düşenkalkar: "Tabii ki; 1974, savaş yılı ve Barış Harekatı'nın yapıldığı yıl. Savaşın gençler üzerindeki travmaları... Benim annem ve babam mesela 1958-1959 ve 1963 savaşlarını da biliyor. Ben 1961 doğumluyum. Tam merkezde, Lefkoşa'nın göbeğinde doğdum. Aslında insanlar savaş istemiyor. Fakat sistem buna sanırım zorluyor. Bunu da ötelemek, itmek ve savaştan uzak kalmak lazım. Sanırım gençlik yıllarım buna karşı koydu. Gerçekten, 'Savaşa hayır' pankartı açarak, 1977-1979 yıllarında Brecht'in, Neşe Yaşin'in şiirlerini okuyarak, herhangi bir uç ve siyasi mesele olmadan, insanları savaş karşıtlığına davet eden bir oluşumun içindeydim ben de. Bu gösterileri yapıyorduk." "Felsefi ve estetik açıdan kendimizi beslememiz gerekiyor" SORU: Lefkoşa'da tiyatro ve sanat, insan hayatında ne kadar etkili ve nasıl bir yerdedir, merak ediyorum? Ali Düşenkalkar: "Çok uzun zamandır Lefkoşa'nın dışındayım ama bağım kesilmedi. Annem ve kardeşim orada. Son 2-3 yıldır Lefkoşa Belediye Tiyatrosu idaresi bir değişim gösterdi. Bayrak değiştirdi arkadaşlar. Fakat Devlet Tiyatrosunun biraz atıl kalmış bir hali var. Üstelik çok büyük anlaşmaları var, Türkiye'deki Devlet Tiyatroları ile. Yılda iki yönetmen, iki oyuncu ve dekor yapımı becayiş edilebilir ya da buradan yardım isteyebilirler. Orada kadroların gelişmesi ve genişlemesi lazım. Gelişme ise sadece okul bitirmekle olmuyor. Oradaki dostlar sanırım biraz az görüyor bunu. İnsanın herhangi bir sohbette, bir resimde ya da müzik parçasını dinlediğinde beslenmesi gibi hem felsefi hem de estetik açıdan kendimizi beslememiz gerekiyor, her zaman, her yerde. Sanatçının zaten asıl durakları buralar. Oralarda beslenir ve oralara yatırım yaparsak, kendi ülke tiyatromuza da şehrimize de ülkemize de sınırlarımıza da belirli katkılarda bulunuruz. Orada bir duraksama var galiba. Siyasiler, gerçek yatırımın insana olduğunu unutmadan, tiyatroya yatırım yaparlarsa sanırım gelişebilir. Kıbrıs'ta tiyatro yanmıştı ve yanmış olan tiyatro yapılmadı. Başka bir şey söylemeyeyim. Siyasiler bunu işitirlerse kendi kulaklarını çeksin." SORU: Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarından mezun olur olmaz Devlet Tiyatrolarına hiç ara vermeden başlamışsınız. Şanslı mı demeliyiz hemen kadroya girmeniz yönünden? Ali Düşenkalkar: "Evet, çok doğru, çok haklısınız. Biz sınıf olarak şanslıydık. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarının tiyatro bölümüne 1979 yılında giren öğrenciler, çok önemli bir yelpazedeki öğretim görevlileri tarafından yetiştirildi. Yani bizim sınıfımızın hocaları, Türkiye tiyatrosuna bugün damgalarını vurmuş insanlardır. Onun için çok şanslıydık gerçekten. Zaten tiyatro, usta-çırak ilişkisine dayalı bir şeydir. 1979 yılında girdik, 1983 yılında mezun olduk. Birkaç arkadaşımız alt sınıfta kaldı. Fakat onlarla da birkaç yıl sonra İstanbul Devlet Tiyatrosu çatısı altında buluştuk. İstanbul Devlet Tiyatrosu yeni kurulmuştu. 4-5 yıl olmuştu. 60 kişilik ortalama bir kadrosu vardı. Biz 11 kişilik bir sınıftık mezun olduğumuzda. 10 kişi birden tek dilekçeyle bizi İstanbul kadrosuna aldılar. Devlet Tiyatrosunun genç insana ihtiyacı vardı. Bizim öğretmenlerimiz sağ olsun Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarının öğretim görevlileriydi. Bir torpil mi yaptılar? Hayır. Bir 10 yıl sonra tiyatronun bütün yükünü bu sınıf taşıdı." SORU: "İstanbul Efendisi", "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz", "Macbeth", "Amadeus", "Afife Jale", "Küçük Nasrettin" ve dahası, çok sayıda oyunda, oyuncu, yardımcı yönetmen ve yönetmen olarak da görev yaptınız. Sanki yıllar içinde hiç boşluk vermeden çalışıyor olmanız sanata karşı büyük bir sorumluluğunuz varmış hissi uyandırıyor. Siz öyle hissediyor musunuz? Ali Düşenkalkar: "Sorumluluk, sadece sanata karşı değil, insana karşı da öyle. Sanat benim için bu anlamda araç olarak kullanılabilir. İnsana karşı da her zaman nefes alıyorsak sorumluluğumuz vardır. Ben sadece bu kapsamda sanırım tiyatroyla buluştuğum ve bu yapıda bir kültürde ders aldığım için böyle düşünüyorum. Sahnede olmak güzel bir şey. Şimdilerde artık pek sahnede olmayı seçmiyorum. Yönetmenlik tarafına geçmek daha çok hoşuma gidiyor. Son 5-6 yıldır yaptığım oyunlarla daha çok aşağıda olmayı seviyorum gerçekten. Üretimin farklı bir bakışıyla, başka bir tümce söylemek için. Yaşamınızda derdiniz varsa da zaten sanatla uğraşırsınız. Hele tiyatroyla derdiniz olmazsa yaşama dair, hiçbir şekilde yoksunuzdur orada. Derdiniz varsa kurtulamazsınız da bu dertten. Hep bir şey anlatmak durumundasınız ya da sizce nasıl olması gerektiğini söylemek zorundasınız." SORU: Profesyonelliğinizin kırkıncı yılınızdasınız değil mi? Ali Düşenkalkar: "Profesyonelliğim evet, evet. Devlet Tiyatrosuna ilk 1983 yılında girdiğime göre evet. 1983 yılından önce de ben tiyatro yaptım. 1980 yılının şubat ayında Devlet Tiyatrosuna figüranlıkla başladım, profesyonel yaşama. Doğru, tam 40 yıl olmuş." "Selendirme sanat değildir, var olan bir şeyle örtüşmektir" SORU: Dönüp baktığınızda kilometre taşlarınıza içinizde mutluluk yaşadığınız ve iyi ki yaptım dediğiniz hangi projeleriniz var? Ali Düşenkalkar: "Ben sadece İstanbul'da tiyatro yapmadım. İstanbul dışında, Trabzon, Adana, Ankara, Bursa Devlet Tiyatrosu, İstanbul içinde özel tiyatrolar, Nilüfer Kent Tiyatrosu ve Bursa Şehir Tiyatrosunda oyunlar sahneye koydum daha önce. Sadece İstanbul değil, derdim. Herkese ulaşmak için bunları tercih ettim." SORU: Türkiye'nin dört bir yanına gitmek değil mi? Ali Düşenkalkar: "Tiyatro yapıyoruz. Tiyatro yaptıktan sonra sorun yok. Bu bildiğim ve anladığım bir iş. Onun için başka bir iş yapmayı tercih etmiyorum. Bunun yedek parça ve yan sanayileri de var." SORU: Evet, seslendirme için söylüyorsunuz yedek parça ve yan sanayiyi. Ama aslında çok önemli filmlerin başrol ve ana karakterlerinin sesisiniz. Bu çok büyüleyici geliyor izleyenlere aslında ama siz yedek parça ve yan sanayi diyorsunuz. Neden? Ali Düşenkalkar: "Şöyle; ben orada bir filmde oynayan sanatçıya sanat yapmıyorum. Yapılmış bir olgu var ortada. Bunu böyle savunuyorum. Onun için yedek parça, yan sanayi diyorum. Gerçek bir sanat var, estetik, film, yönetmen, oyuncu, prodüktör var. Bu filmde biz sadece Türkçe söyleyen kısmındayız. Onun için biz bir yedek parçayız, bir yan yoluz diyorum. Biz sanat yapmıyoruz. Seslendirme bu anlamda bir sanat değildir. Seslendirme var olan bir şeyle örtüşmektir ve onun önüne geçmeden, ciddi ve büyük bir saygınlıkla yapılması gerekir. Oynamış bir aktörün önüne geçmeye çalışarak, onun tümcelerini, onun anlarını eğer algılamayıp metin okumaya çevirirseniz, o da en kötüsü olur. Artık yavaş yavaş ülkemizde teknolojinin gelişmesiyle iyi seslendirme yapılmadığı kanaatindeyim. Çünkü eskiden biz stüdyoya hep beraber, 7-8 kişi girerdik ya da konuşacağınız roller beraber girerdi. Artık şimdi salgının da bize kazandırdığı bir şeyler oldu galiba. Evden de seslendirme yapabiliyoruz. Belirli programları var ve evden siz konuşuyor, gönderiyorsunuz. Sonra başkası da aynı şekilde yapıyor gönderiyor. Onun ne dediğini, nasıl dediğini bilmiyorsunuz. Hangi tonda cevap vereceğinizi bilmiyorsunuz. Yani stüdyodaki insanın aldığı nefesin nasıl bir nefes olduğunu ya da nasıl bir tonda size bağırdığını bilmiyorsunuz. Artık makinelere ve teknolojiyle yapılan bir seslendirmeye kalınca, bu anlamda biraz eski değerlerini yitirdi. Anılarımızda kalacak yakında." SORU: Bu anlamda tabii stüdyoda hep beraber seslendirmeniz, bu ruhu yaşatıyor olmanız aslında önemli ve "Sadece seslendirme yapıyorum." dememektir bu. Evde tek başınıza teknolojik seslendirme kaydında demek ki bu ruhu hissetmiyorsunuz? Ali Düşenkalkar: "Tabii ki önemli. Hayır tabii ki vermiyor." SORU: Ben dahil eminim çok insan, Hugo Weaving'ın oynadığı "V For Vendetta"da, V'yi sırf sizin sesinizle dinlemek için dublajlı halini izlemek istiyor, bu ruhu hissederek. Siz ne hissediyorsunuz? Ali Düşenkalkar: "Evet, o film benim yaşamımda çok özel bir yer aldı. Haklısınız. Çok da güzel bir film çünkü. Ben o filmi 3 günde konuştum. Birinci gün bitireceğimizi sanıyorduk seslendirme yönetmeniyle. Fakat bir yerde yoruldum. Önceki gün prova da yapmıştım. Herkes prova da yapmıyor artık. Eskiden biz prova yapardık. Kaseti alırdık stüdyodan, yapım şirketinden. Seyrederdik, tekste bakardık, tekstin deşifresini yapardık. Şimdi artık o kadar süratli yaşıyoruz ki, bu da artık fast food gibi bir hale dönüştü. Zaten deşifre ederken filmi konuşmuş oluyorsunuz. Ne filmi görüyorsunuz, ne filme sahipsiniz, birden bire sizden kaçıp gidiyor. Seslendirmenin bugün Türkiye'de geldiği yerden dolayı üzgünüm. Eskiden öyle değildi. Bu sadece benim için özel bir şey değil. Özellikle böyle bir filmi konuşmuş olmamdan kaynaklanan bir övgüyü almışlığımdan söylemiyorum. Buna bir enstantane diyelim. Ben bugün böyle görüyorum. Daha iyisi yapılabilirdi ve yapılıyordu. Zamana karşı yarış sanırım bunun tadını kaçırdı. Dibi tuttu." SORU: Tiyatro oyunlarınızın yanı sıra radyo tiyatrosu, radyoda arkası yarın, belgeseller, sinema filmi ve dizi film seslendirmelerine okul zamanında mı başlamıştınız? Ali Düşenkalkar: "Okul biterken son sınıfta başladım. Ramazan eğlence programlarında Dinçer Sümer'in yazdığı oyunlar vardı. Onlarla başlamıştık. Bir ajans çağırıyordu ve onları arkası yarın gibi yapıyorduk. Film seslendirmesine de belki hatırlayacak olanlar vardır, VHS ve Betacam dönemi vardı. Stüdyolara gider kasetleri seslendirirdik. Her köşede kasetçiler vardı eskiden. Müthiş bir dönemdi. Bir stüdyo günde 3-4 kaset yapabilirdi. O stüdyoda işimiz biter, öbür stüdyoya giderdik. Ben de yaptım. Adıma değil, bir ticari şirketin adına 5 tane stüdyoyu ben çalıştırdım. Cast'ları yaptım, insanları nasıl bir ses yelpazesiyle bir filmde konuşturmak adına çalışmalar yaptım. Çünkü öyle bir ses vardır ki değerlidir. Bas bir sestir. Sadece bas olduğu için o arkadaşımıza, o ünlüye, eğer başrolü verirseniz, ki yapılan en büyük yanlışlardan biridir diye düşünüyorum, o doğru olmayabiliyor. Çünkü o aktörün sesi benzeyebilir ama o filmde öyle oynamamıştır. Onun için o konuşmacıyı bulmak lazım." SORU: Çok filmde rol aldınız. Mesela Reha Erdem'in "Korkuyorum Anne", "Kaç Para Kaç", "Beş Vakit" başta olmak üzere, filmlerinin birçoğunda varsınız. Bu filmler hep ödüllü, festival filmleri oluyor. Reha Erdem'in filmlerinde olmak nasıl bir duygu? Sinema filmlerindeki seçiminizi neye göre belirliyorsunuz? Ali Düşenkalkar: "Evet, çok mutluluk verici bir şey. Bir gün bir gazete bana sormuştu, 'Korkuyorum Anne'den sonra ne düşünüyorsunuz?' diye. 'Artık oğluma hediye edebileceğim bir filmim var.' demiştim. Manşetten röportajıma onu yazmışlardı. Reha Erdem ile tanışmam çok ilginç. A Ay filmini çektikten sonra bir çocuk konuşmacı arıyorlarmış. Çocukları eskiden bizde kadın arkadaşlarımız konuşurdu. Çok da güzel sesler vardır. Yıllarca benim ağabey-kardeş, abla-kardeş konuştuğum sesler vardır. Örnek, rahmetli Fatoş Balkır, Oya Küçümen, Oya Presçiler ve birçok arkadaşımla, hanımefendiyle ağabey-kardeş konuşmuştum. 30 yıl önce, sesim 14 yaşına kadar inebiliyordu. Bir gün Reha Erdem, stüdyoda bir erkek çocuk konuşmacı arıyor. Bana ulaştılar, 'Tabii gelirim.' dedim. Orada tanıştık. Hatta Arif arkadaşımız çok iyi bir oyuncudur. Onu konuştum. Çok beğendi Reha, 'Tamam oldu.' dedi. Birkaç kadın arkadaşımız konuşmuş, olmamış. İlk tanışmamız öyle başladı. Ondan sonra Kaç Para Kaç'ta beraber çekim yaptık. Benim işimin bittiği gün, beraber vapur iskelesindeydik Kabataş'ta.
Kabataş - 10.02.2021
İDO VE ŞEHİR HATLARI'NDA BAZI SEFERLER İPTAL
İDO'dan yapılan açıklamada, olumsuz hava koşulları dolayısıyla saat 07.45 Kabataş-Kadıköy-Bursa, 08.
Kabataş - 09.02.2021
Bursa'da lodos nedeniyle bazı feribot seferleri iptal edildi
BUDO'nun internet sitesinde yer alan açıklamada, saat 07.00'deki Bursa (Mudanya) - İstanbul (Eminönü/Sirkeci) ve 08.30'daki İstanbul (Eminönü/Sirkeci) - Bursa (Mudanya) seferlerinin olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildiği bildirildi. İDO'nun internet sitesinden yapılan açıklamada, saat 07.15 Yalova-Yenikapı, 07.45 Yenikapı-Yalova, 07.45 Kabataş-Kadıköy-Bursa, 08.
Kabataş - 09.02.2021
İDO ve Şehir Hatları'nda bazı seferleri iptal edildi
İSTANBUL Deniz Otobüsleri (İDO) ve Şehir Hatları, hava muhalefeti nedeniyle bazı seferlerin iptal etti. İDO'dan yapılan duyuruda olumsuz hava koşulları nedeniyle saat 07.00 Pendik-Yalova, 07.00 Yalova-Pendik, 07.15 Yalova-Yenikapı, 07.45 Yenikapı-Yalova, 07.45 Kabataş-Kadıköy-Bursa, 08.
Kabataş - 04.02.2021
Son dakika haber | Eski bakanlardan Adnan Kahveci'nin sır ölümünün üzerinden 28 yıl geçti
İstanbul Kabataş Erkek Lisesini birincilikle bitiren Kahveci, yine birincilikle İstanbul Üniversitesini kazandı.
Kabataş - 02.02.2021
Son dakika haber: TİP Genel Başkanı Baş'tan, Boğaziçi Üniversitesindeki öğrencilere müdahaleye tepki Açıklaması
"Bu süreçte öğrenci arkadaşlarımızın bu haklı direnişini kıramayan, kendi seçmenlerinin, yandaşlarının bile öğrencileri haklı görmesine tahammül edemeyen iktidarın neredeyse sinir krizleri geçirdiğini söylememiz gerekiyor. Bu nedenle ne yapıyorlar? Daha önce yaptıklarını. Bildiğimiz bir filmi tekrar devreye sokuyorlar." diyen Baş, "Kabataş yalanı" gibi yeni yalanların devreye girdiğini savundu.
Kabataş - 29.01.2021
Bursa'da yarın kuvvetli fırtına bekleniyor
Bursa için kuvvetli fırtına uyarısında bulunuldu.
Kabataş - 27.01.2021
İDO ve BUDO'da sefer iptalleri
İSTANBUL Deniz Otobüsleri (İDO) ve Bursa Deniz Otobüsleri (BUDO) olumsuz hava şartları nedeniyle bazı seferlerini iptal etti.  İptal edilen seferler şöyle:   İDO:  saat 07.45 Kabataş-Kadıköy-Bursa ve saat 08.
Kabataş - 25.01.2021
İstanbul'da deniz ulaşımına lodos engeli
Şehir Hatları A.Ş'nin de Kadıköy-Karaköy-Eminönü seferleri, Kadıköy-Beşiktaş seferleri ve 17.30 Kabataş-Karaköy-Bostancı seferleri yapılamayacak.
Kabataş - 25.01.2021
İstanbul'da kuvvetli lodos etkili oluyor
İDO'nun internet sitesinde yer alan duyuruda, saat 14.50'deki Kadıköy-Yenikapı-Armutlu Tatil Köyü-Armutlu-Bursa seferi, saat 15.00'teki Bursa-Yenikapı-Kadıköy-Kabataş seferi ve saat 15.
Kabataş - 10.01.2021
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu basın toplantısı düzenledi: (1)
Kabataş'ta meydana geldiği belirtilen olayın görüntülerinin hala gösterilmediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Bunun kadar yalan söyleyen ikinci bir insan görmedim.
Kabataş - 25.12.2020
Yalvaç Ural, "Hayatımız Kitap" programına konuk oldu
Özellikle Kabataş Erkek Lisesi'nde hocalarından çok şey öğrendiklerini ve gençlik yıllarında çok kitap okuduklarını anlatan Ural, şunları söyledi: "O zaman kompozisyon diye çok önemli bir ders vardı.
Kabataş - 23.12.2020
İstanbul Bilim Olimpiyatları Şehir Takımı, Uluslararası Metropol Şehirler Olimpiyatı'nda ikinci oldu
İstanbul Bilim Olimpiyatları Şehir Takımını oluşturan öğrenciler ve alanları şöyle: "Ahmet Ala-İstanbul Erkek Lisesi/Bilgisayar, Alper Tezcan-Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi/Fizik, Ayşe İrem Durmuş-Kabataş Erkek Lisesi/Kimya, Berkan Tarak-Galatasaray Lisesi/Kimya, Eser İlke Genç-Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi/Fizik, Barış Koyuncu-Enka İstanbul Koleji/Matematik, Ömer Faruk Erzurumluoğlu-Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi/Matematik, Cengiz Eray Aslan-Cağaloğlu Anadolu Lisesi/Bilgisayar.
Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Şu an buradasınız: Kabataş Haberleri | Kabataş Haber - Haberler - Kabataş haberleri, son dakika kabataş haber ve gelişmeleri burada. MİLLET İRADESİNE DARBE: 28 ŞUBAT - El ele insan zinciri 28 Şubat'a karşı duruşu ülke geneline yaydı.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 3.3.2021 13:00:06. #1.15#
title