Ege Denizi Haberleri

Ege Denizi haber, Ege Denizi son dakika haberleri ve gelişmeleri.

Ege Denizi - Dün
Haftanın tarihine bakış
1992- Ege Denizi'ndeki tatbikatlar sırasında, ABD'ye ait uçak gemisi Saratoga'dan atılan iki füze "Muavenet Muhribi"ne isabet etti, gemi komutanıyla beraber 5 denizci şehit oldu, 13 kişilik personel yaralandı.
Ege Denizi - 22.09.2021
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünya 5'ten büyüktür
Dünya üzerinde Kovid-19 aşı dağılımı adaletsizliğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; "Aşı milliyetçiliğinin farklı yöntemlerle halen sürdürülüyor olması insanlık adına yüz kızartıcıdır. Özellikle bu salgının küresel bir felaketin üstesinden ancak uluslararası işbirliği ve dayanışmayla gelinebileceği açıktır. Tüm ülkeler bu salgından kurtulmadan herhangi bir ülkenin tek başına güvenle hayatını sürdürmesi mümkün değildir. Genel Kurul'da ortaya çıkacak iradenin bu hakikatin anlaşılması bakımından bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Salgın döneminde küresel işbirliğinin önemi yanında tıp biliminin ulaştığı yüksek seviyeyi de görme imkanı bulduk. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanan ilk aşının Almanya'da yaşayan Türk kökenli iki bilim insanı tarafından geliştirilmesinden gurur duyduk. Türkiye olarak 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' inancıyla ilk günden itibaren elimizdeki imkanları dost ve kardeşlerimizle paylaşmaya çalıştık. Bir taraftan vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunarken diğer taraftan da  159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım gönderdik. Bu vesileyle yerli aşımız Turkovac'ı milletimizle birlikte bütün insanlığın istifadesine sunacağımızı buradan ifade etmek istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü'nün güçlendirilmesini ve salgınlara karşı sözleşme hazırlanması girişimlerini destekliyoruz." 'AFGAN HALKINA KARŞI KARDEŞLİK GÖREVİMİZİ YERİNE GETİRMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ' "'Ben yaptım oldu', bu mantıkla hareket edildiğinde bunun faturasını sadece belli başlı ülkeler değil, tüm insanlık ödemektedir. Sahadaki gerçekleri ve sosyal dokuyu dikkate almayan, dayatmacı yöntemlerle meselelere çözüm üretilemeyeceği en son Afganistan'da hem de çok acı bir şekilde görülmüştür. Afganistan halkı, 40 seneden fazladır süren istikrarsızlık ve çatışmaların sonuçlarıyla baş başa bırakılmıştır. Siyasi süreçten bağımsız olarak Afganistan'ın uluslararası camianın yardımına ve dayanışmasına ihtiyacı bulunuyor. Ülkede bir an önce barış, istikrar ve güvenliğin tesis edilerek Afgan halkının huzura kavuşmasını temenni ediyoruz. Türkiye olarak bu zor günlerinde Afgan halkına karşı kardeşlik görevimizi yerine getirmeyi sürdüreceğiz." 'DEAŞ'LA GÖĞÜS GÖĞÜSE ÇARPIŞAN VE BU TERÖR ÖRGÜTÜNÜ HİZMETE UĞRATAN TEK NATO MÜTTEFİKİYİZ' "Suriye'de, tüm dünyanın gözlerinin önünde yüzbinlerce kişinin ölümüne milyonlarca kişinin yerlerinden edilmesine neden olan insani dram 10. Yılını geride bıraktı. Ülkemiz bir yandan 4 milyona yakın Suriyeliye kucak açarken bölgeyi kana ve gözyaşına boğan terör örgütlerine karşı sahada mücadele etmektedir. DEAŞ'la göğüs göğüse çarpışan ve bu terör örgütünü hizmete uğratan tek NATO müttefikiyiz. Yine sahadaki varlığımızla, PKK terör örgütünün Suriye'de işlediği katliam ve etnik temizlik faaliyetlerinin önüne biz geçtik. Şehitler verme pahasına yürüttüğümüz çabalar sonucunda güvenli hale getirdiğimiz bölgelere şu ana kadar 462 bin Suriyelinin gönüllü olarak geri dönüşünü sağladık. Aynı şekilde İdlib'deki varlığımız sayesinde milyonlarca insanın hem canını kurtardık hem de yerinden edilmesini öneldik. Uluslararası toplum bir 10 yıl daha Suriye krizinin devam etmesine izin veremez. Soruna Suriye halkının beklentilerini karşılayacak şekilde BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararının temelinde siyasi bir çözüm bulunması için daha güçlü bir irade ortaya konulması gerekiyor. BM insani yardım mekanizmasının 12 ay süreyle uzatılmasını memnuniyetle karşılıyoruz." Bölgedeki terör örgütleri arasında ayrım yapılmasının, bunları taşeron olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Erdoğan sözlerine şöyle devam etti; "Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve milli güvenliğimizi tehdit eden terör örgütleriyle mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. Ülkemizde Suriyeliler dışında da sayıları bir milyonu aşan çeşitli statülerde göçmen vardır. Afganistan'daki gelişmeler sebebiyle son dönemde bu ülkeden göç akını ihtimaliyle karşı karşıyayız. Suriye krizinde insanlık onurunu kurtaran bir ülke olarak artık yeni göç dalgalarını karşılamaya ne imkanımız ne de tahammülümüz vardır. Adil yük ve sorumluluk paylaşımı temelinde tüm paydaşların bu konuda üzerine düşenleri yapmasının vakti çoktan gelmiştir. Artık 1951 Cenevre Sözleşmesini ve uluslararası insani hukuku aşındıranlara karşı somut bir tavır ortaya konulmalıdır." 'FİLİSTİN DEVLETİNİN KURULMASI ÖNCELİKLİ HEDEFLERİMİZ ARASINDA YERİNİ KORUYOR' "Bölgemizde istikrarsızlığı körükleyen, barış ve güvenliği tehdit eden en önemli sorunlardan biri de İsrail Filistin itilafıdır. Filistin halkına yönelik zulüm sürdükçe, Ortadoğu'nun kalıcı barış ve istikrara ulaşması mümkün değildir. Bunun için işgal, ilhak ve yasadışı yerleşim politikalarına mutlaka ve derhal son verilmelidir. Kudüs'ün 1947 tarihli BM kararına dayanan uluslararası statüsüne, Harem-i Şerif'in mahremiyetine ve Filistin halkının haklarına yönelik ihlallere karşı durmayı sürdüreceğiz. Barış süreci ve iki devletli çözüm misyonu daha fazla gecikmeksizin yeniden canlandırılmalıdır. 1967 temelinde özellikle başkenti Kudüs olan bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulması öncelikli hedeflerimiz arasında yerini koruyor." KIRIM DAHİL, UKRAYNA'NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN VE EGEMENLİĞİNİN KORUNMASI "Kafkasya'daki istikrar bakımından yakın dönemde önemli adımlar atılmıştır. Azerbaycan meşru müdafaa hakkını kullanarak Güvenlik Konseyi'nin yıllardır uygulanmayan kararlarına konu olan öz topraklarındaki işgali sona erdirmiştir. Bu gelişme bölgede kalıcı barış adına yeni fırsat pencerelerinin açılmasına da imkan sağlamıştır. Tarafların atacağı her olumlu adımı desteklemek kararındayız.  İlhakını tanımadığımız Kırım dahil, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasına önem veriyoruz. Çin'in toprak bütünlüğü perspektifinde Müslüman Uygur Türklerinin temel haklarının korunması hususunda daha çok çaba gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Keşmir'de 74 yıldır süregelen sorunun taraflar arasında diyalog yoluyla ve ilgili BM kararları çerçevesinde çözülmesinden yana olan tavrımızı sürdürüyoruz. Bangladeş ve Myanmar'daki kamplarda zor şartlarda yaşayan Rohingya Müslümanlarının anavatanlarına güvenli, gönüllü, onurlu ve kalıcı şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasına da destek veriyoruz." 'DİĞER LİDERİN BU PLATFORMDA SESİNİ DUYURAMAMASI ADİL DEĞİLDİR' "Kıbrıs meselesi adil, kalıcı ve sürdürebilir çözüm ancak sonuç odaklı gerçekçi bir yaklaşımla mümkündür. BM'in eşit olarak kabul ettiği adadaki iki halktan birinin lideri sizlere hitap edebilirken, diğer liderin bu platformda sesini duyuramaması adil değildir. Çözüm için adanın asli unsuru olan Kıbrıs Türk Halkı'nın egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekiyor. Kıbrıs Türk Halkı'nın ortaya koyduğu yeni çözüm vizyonunu destekliyoruz. Buradan uluslararası topluma Kıbrıs Türklerinin görüşlerini açık fikirlilikle ve ön yargısız bir şekilde değerlendirme çağrısında bulunuyorum." 'DOĞU AKDENİZ'DE EN UZUN KIYIYA SAHİP TÜRKİYE' "Doğu Akdeniz'deki sükünet ortamının devamı ortak çıkarımızdır. Deniz yetki alanlarının paylaşıma ilişkin sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesini temenni ediyoruz. Bunun için öncelikle Doğu Akdeniz'de en uzun kıyıya sahip Türkiye'yi bölgede yok sayan anlayıştan vaz geçilmesi şarttır. Diyalog ve işbirliği için bölgedeki tüm aktörlerin yer alacağı Doğu Akdeniz Konferansı düzenlenmesi önerisi hala masadadır. Benzer şekilde, yine Ege Denizi'ndeki sorunlarında yine ikili diyalogla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Ege Denizi - 21.09.2021
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kuruluna hitap etti: (2)
Bangladeş ve Myanmar'daki kamplarda zor şartlarda yaşayan Rohingya Müslümanlarının anavatanlarına güvenli, gönüllü, onurlu ve kalıcı şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasına da destek verdiklerini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti: "Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm, ancak sonuç odaklı, gerçekçi bir yaklaşımla mümkündür. BM'nin eşit olarak kabul ettiği Ada'daki iki halktan birinin lideri sizlere hitap edebilirken, diğer liderin bu platformda sesini duyuramaması adil değildir. Çözüm için Ada'nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekiyor. Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu yeni çözüm vizyonunu destekliyoruz. Buradan, uluslararası topluma Kıbrıs Türklerinin görüşlerini açık fikirlilikle ve önyargısız bir şekilde değerlendirme çağrısında bulunuyorum. Doğu Akdeniz'deki sükunet ortamının devamı ortak çıkarımızadır. Deniz yetki alanlarının paylaşımına ilişkin sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesini temenni ediyoruz. Bunun için öncelikle Doğu Akdeniz'de en uzun kıyıya sahip Türkiye'yi bölgede yok sayan anlayıştan vazgeçilmesi şarttır. Diyalog ve iş birliği için bölgedeki tüm aktörlerin yer alacağı 'Doğu Akdeniz Konferansı' düzenlenmesi önerimiz hala masadadır." "Türkiye, hakkaniyetli bir dünya yolunda atılan her adımın yanında olmuştur" Benzer şekilde Ege Denizi'ndeki sorunların da yine ikili diyalogla çözülmesi gerektiğine inandıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa Birliği'ne üyelik sürecindeki kararlılığımızı da sürdürüyoruz.
Ege Denizi - 20.09.2021
İtalyan gazetesi, Yunanistan'ın Ege Denizi'nde düzensiz göçmenleri geri itmesini işledi
Yunanistan'ın Ege Denizi'nde geri ittiği düzensiz göçmenlerin yaşadıkları İtalyan gazetesinde geniş şekilde yer buldu.
Ege Denizi - 14.09.2021
Yunanistan unsurlarının bu yıl geri ittiği yaklaşık 6 bin göçmeni Türkiye kurtardı
Aralarında yaşlı, çocuk ve kadınların da olduğu düzensiz göçmenler, kapasitesinin çok üzerindeki bindikleri bot, can salları ve teknelerle açıldıkları Ege Denizi'nde zorlu deniz ve hava koşullarının yanı sıra Yunanistan unsurlarının kötü muamelesi ile de karşılaşıyor.
Ege Denizi - 10.09.2021
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Van'da konuştu Açıklaması
"Kaçak göçmenlerin güzergahlarında alarm halindeyiz" Bunların çok uzun zamandan beri hem terörle mücadelede hem de özellikle kaçakçılık, uyuşturucu ve kaçak göçmen mücadelesinde alınan tedbirler olduğunu vurgulayan Soylu, şöyle devam etti: "Peki bunun sonunda Türkiye'de ne oldu? Bunu açık bir şekilde ifade edeyim. Eğer biz bu tedbirleri almasaydık, şu anda sınırımızın hemen öteki tarafında 2 milyon kaçak Afgan göçmen var. Bu, bugün değil. Yaklaşık 5 yıldır, sınırımızın hemen öte tarafında duruyor bunlar. Biz tedbirlerimizi sıkı aldığımız için Türkiye bu konuda çok sıkı bir tedbirle beraber davrandığı için sadece öyle değil aynı zamanda doğuda tüm illerde çok uzun zamandır alarm halindeyiz. Kaçak göçmenlerin güzergahlarında alarm halindeyiz. Bir taraftan Trakya, Edirne hattında, aynı zamanda Ege hattında, kısmen Akdeniz hattında alarm halindeyiz. Bütün buralarda yakalamalarımızı gerçekleştiriyoruz." Türkiye'nin bu göç mücadelesini ortaya koyduğu için etrafındaki coğrafyada göç baskısını engelleyebildiğini aktaran İçişleri Bakanı Soylu, şunları kaydetti: "Yine bir rakam daha vereyim buradan. İdlib'te 3,8 milyon insan yaşıyor. Sınırımızın hemen karşı tarafında. Afrin'de 600 bin insan yaşıyor. Fırat Kalkanı bölgesinde yaklaşık 1,2 milyon insan yaşıyor. Resulayn ve Tel Abyad, yani Barış Pınarı bölgesinde de 350 bin insan yaşıyor. Etrafımızdaki sınırda kendi yerlerinden edilmiş yaklaşık 8 milyon insan yaşıyor. Türkiye uzun yıllardan beri bu göçü ciddi bir şekilde tutabilen kabiliyete sahip. Bunu nasıl sağlıyor? Şimdi buradaki arkadaşlarım hatırlayacaklardır. Bizi küçümsediler ve bize kızdılar Türkiye'deki bazıları. Dediler ki İdlib'te niye ev yapıyorsunuz? Sizin derdiniz ne? Sizin ne işiniz var Çobanbey'de, Azez'de, El Bab'ta, Resulayn'da, Tel Abyad'da, Afrin'de. Biz oraları güvenli bölge olarak o insanların yaşayabileceği ve buradan da 461 bin insanın geri dönebileceği bir noktaya taşıdık. İdlib'te sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yaklaşık 50 bin briket evi yaptık. 42 bini tamamlandı. Diğeri de tamamlanıyor. Buraya 300 bin insan şu anda yerleşti. Yüz bine çıkaracağız ve 300 bin insan daha yerleşecek. Yani oradaki insanların da bir vesileyle orada yaşamasını temin eden bir göç dalgasını engelleyebilecek tedbirleri de güvenli bölge oluşturup aldık." "Kaçak göçte mücadelemiz olağanüstü şekilde sürmektedir" "Türkiye gerek doğu sınırlarında, gerek güney sınırlarında, özellikle Suriye'de terörden arındırılmış ve güvenli hale getirilmiş bölgelerde uzun erimli bir politikayı ortaya koymuş ve ne kadar doğru yaptığı da sonuçları itibarıyla belli olmaktadır." ifadesini kullanan Bakan Soylu, konuşmasını şöyle tamamladı: "Şu ana kadar Afganistan'dan sınırlarımızın ötesine yoğun bir göç dalgası, yani var olanın dışında bir göç dalgası belirmemiştir. Bu konuda takiplerimiz devam etmektedir. Buna karşı alacağımız tedbirler vardır. Kaçak göçte mücadelemiz olağanüstü şekilde sürmektedir. 2016'dan bugüne kadar yaklaşık Afganistan'dan Türkiye'ye kaçak olarak gelenlerin ortalama yüzde 30-35'i kendi ülkelerine geri gönderilmiştir. Son yıllarda bu rakam yüzde 45-50 seviyesine çıkmıştır. Yani her iki Afgan'dan biri kendi ülkesine Afganistan'la yapmış olduğumuz anlaşmalar çerçevesinde geri gönderilmişti. İfade etmem gerekir ki bunların bir bölümü hem Ege Denizi'nden hem de Edirne sınırından yurt dışına gitmişlerdir.
Ege Denizi - 10.09.2021
Son dakika haberleri! 15 kişinin öldüğü Doğanlar Apartmanı ile ilgili korkunç iddia
Ege Denizi'nde Seferihisar açıklarında, 30 Ekim 2020'de meydana gelen, 115 kişinin hayatını kaybettiği 6.
Ege Denizi - 09.09.2021
Milli Savunma Bakanı Akar, "Adalar Denizi ve Yunanistan ile Komşuluk İlişkileri Sorunları Sempozyumu"nda konuştu: (2)
Tüm dünyayı etkileyen düzensiz göç ve mülteci akınının büyük bölümünün Akdeniz ve Ege havzaları yoluyla gerçekleştiğini dile getiren Akar, "BM verilerine göre dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke Türkiye'dir. Doğal olarak Türkiye göç konusunda ağır bir yük taşımaktadır. Buna karşın bir yandan Yunanistan teröristlerin hamiliğini yaparken diğer taraftan mülteciler konusunda uluslararası hukuka, AB'nin savunduğunu iddia ettiği ortak değerlere ve evrensel ilkelere aykırı ve insanlık dışı uygulamalar sergilemektedir. Ege Denizi'nde kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere göçmenleri acımasız bir şekilde geri itmeye devam etmektedir.
Ege Denizi - 09.09.2021
Son dakika haberleri | Milli Savunma Bakanı Akar, "Adalar Denizi ve Yunanistan ile Komşuluk İlişkileri Sorunları Sempozyumu"nda konuştu: (1)
Kıta sahanlığı, karasuları, hava sahası ve FIR hattı sorunlarını hem ayrı ayrı hem de birbirleriyle bağlantılı sorunlar olarak nitelendiren Akar, "Yunanistan Kıta Sahanlığı sınırının Doğu Akdeniz'deki adalar ile Türkiye anakarası arasından geçtiğini ileri sürerek Ege Denizi'nin neredeyse tamamı üzerinde haksız iddialarda bulunmaktadır.
title