Türkiye, NATO'nun güvenlik mimarisinde kilit rol üstleniyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye halihazırda devam eden, Kosova Gücü (KFOR), Deniz Muhafızı Harekatı, Ege Denizi'nde düzensiz göçle mücadele faaliyeti, Daimi Deniz Kuvveti, Müttefik Mukabele Kuvveti, NATO Hazırlık İnisiyatifi, NATO Güvence Tedbirleri, NATO'nun Afrika Birliği'ne destek çalışmaları ve NATO'nun entegre hava ve füze savunma sistemine yaklaşık 3 bin personel ve muhtelif sayıda silah, araç ve platformla destek veriyor - Türkiye, 2028'den itibaren NATO'nun en kritik gücü olan Müttefik Mukabele Kuvveti (ARF) liderliğini üstlenerek Avrupa'nın güvenliğinde kilit rol oynamaya devam edecek - NATO'nun "Caydırıcılık ve Savunma Konsepti" ile beraber Türkiye, ABD, İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa ile birlikte hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekat alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen sayılı müttefiklerden oldu

NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak Türkiye, ittifaka halihazırda yaklaşık 3 bin personelin yanı sıra muhtelif sayıda silah, araç ve platform ile destek veriyor.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesinde düzenlenen kolektif meşru müdafaa hakkı kapsamında, Sovyet tehdidine karşı bir savunma örgütü olarak 4 Nisan 1949'da kuruldu.

AA muhabirinin Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynaklarından edindiği bilgilere göre, Türkiye'yi NATO üyeliğine yönelten temel faktör, Türk boğazları ile doğu vilayetleri üzerinde hak iddia eden Sovyetler Birliği'nin oluşturduğu tehdidi dengeleme ihtiyacı oldu.

Türkiye'nin NATO'ya resmi üyeliği ise Kore Savaşı'nın ardından gerçekleşti.

25 Haziran 1950'de patlak veren Kore Savaşı'na, BM çağrısına uyarak 25 Temmuz 1950'de asker gönderme kararı alan Türkiye, ABD'den sonra Kore'ye kara kuvveti göndereceğini bildiren ilk ülke oldu.

Kore Savaşı'nda gösterdiği başarıların ardından ABD tarafından 15 Mayıs 1951'de diğer NATO üyesi ülkelere Türkiye'nin üyeliğini teşvik eden bir mektup gönderildi. Bunun ardından, 16-20 Eylül 1951'de Ottowa'da yapılan NATO Bakanlar Konseyi toplantısında Türkiye'nin üye olarak çağrılmasına oy birliğiyle karar verildi.

Türkiye'nin NATO üyeliğine ilişkin protokol, 17 Ekim 1951'de imzalandı. Kuzey Atlantik Anlaşması'na Türkiye Cumhuriyeti'nin katılmasına dair 5886 sayılı Kanun 18 Şubat 1952'de kabul edilerek NATO'ya resmen üye olundu.

Ardından, 1 Mart 1952'de dönemin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü'nün katıldığı NATO Lizbon Konferansı'nda düzenlenen törenle General Eisenhower başkanlığında Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı'nda (SHAPE) Türk bayrağı göndere çekildi.

NATO'ya kararlı destek

Türkiye, resmi üyesi olduğu tarihten bu yana NATO'ya verdiği katkıyı artırarak sürdürdü.

NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, NATO'nun görev ve misyonlarına (Afganistan, Kosova, Bosna Hersek, Libya, Irak) katkı verirken, diğer müttefiklerin aksine terörle mücadele etmesi ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar nedeniyle Soğuk Savaş dönemi askeri kabiliyetlerini muhafaza ederek daha da geliştirdi.

Türkiye, NATO'nun Afganistan'da yürüttüğü barışı destekleme harekatına 2002-2014 yılları arasında Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (ISAF), 2015'ten itibaren ise Kararlı Destek Misyonu (RSM) bünyesinde katkı sağladı.

Ayrıca RSM kapsamında, Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nın güvenli şekilde işletilmesinde çerçeve ülke sorumluluğunu da alan Türkiye'ye ait askeri birlik, 28 Ağustos 2021'de NATO harekatının sonlandırılmasıyla görevini başarıyla tamamlayarak yurda döndü.

Irak Ordusu'nun kapasitesinin artırılmasına yönelik başlatılan NATO Irak Misyonu'na (NMI) 2018'de katkı sunmaya başlayan Türkiye, bölgedeki güvenlik durumunun kötüleşmesi sonucunda bu yıl martta başlatılan geri çekilme faaliyetine kadar yaklaşık 40 personelle kesintisiz destek oldu.

NATO makamları tarafından alınan, NMI faaliyetlerine ikinci emre kadar çekirdek bir kadroyla Napoli Müşterek Kuvvetler Komutanlığı'nda devam edilmesi kararının ardından Türkiye, Napoli'de oluşturulan çekirdek kadroya da 3 personelle destek vermeye başladı.

Türkiye halihazırda devam eden, Kosova Gücü (KFOR), Deniz Muhafızı Harekatı, Ege Denizi'nde düzensiz göçle mücadele faaliyeti, Daimi Deniz Kuvveti, Müttefik Mukabele Kuvveti, NATO Hazırlık İnisiyatifi, NATO Güvence Tedbirleri, NATO'nun Afrika Birliği'ne destek çalışmaları ve NATO'nun entegre hava ve füze savunma sistemine yaklaşık 3 bin personel ve muhtelif sayıda silah, araç ve platformla destek veriyor.

NATO tatbikatlarına yoğun katılım

Türkiye, harekat ve misyonlara katkı kapsamında, birlikte çalışılabilirliğin göstergesi ve uygulama alanı olan NATO tatbikatlarına da aktif olarak katılım sağlıyor.

Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından, 2023'te 34, 2024'te 39 ve 2025'te 50 NATO tatbikatına katılım sağlandı.

Türkiye, bu yıl ise NATO'nun Müttefik Tepki Kuvvetinin (ARF) harekata hazırlık seviyesini geliştirmek amacıyla 12-24 Şubat tarihlerinde Almanya'da düzenlenen NATO Steadfast Dart Tatbikatı'na katıldı.

Tatbikata, Anadolu Görev Grubu'nun da dahil olduğu deniz, kara ve hava unsurlarıyla büyük katkı sağlayan Türkiye, 2 binden fazla personelden oluşan müşterek bir kuvvetin de Almanya'ya intikalini sağladı.

NATO Steadfast Dart'ta Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Anadolu gemisinden kalkan TB-3 SİHA da Baltık Denizi üzerinde belirlenen hedefi başarılı atış faaliyeti ile vurdu.

Bu faaliyet, bir insansız hava aracının gemiden kalkış yaparak bir atışlı tatbikata ilk kez destek sağlaması olarak tarihe geçti.

Türkiye'den NATO'ya çok boyutlu destek

Öte yandan Türkiye, 2023'ten itibaren, Kosova Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini 2'nci kez yürütüyor. Ayrıca 2022'de Kosova'da çıkan olayların ardından KFOR İhtiyat Taburunu farklı tarihlerde Kosova'ya 4 kez konuşlandıran Türkiye, bölgenin güvenlik ve istikrarına da katkıda bulundu.

Türkiye, ayrıca NATO tarafından 2016'da Akdeniz'de durumsal farkındalık, terörizmle mücadelenin desteklenmesi ve bölgesel güvenlik kapasite inşasına katkı sağlanması maksadıyla başlatılan Deniz Muhafızı Harekatı (DMH) kapsamında yılda 6 kez icra edilen odak harekatlarından birini de komuta ediyor.

Türk Deniz Kuvvetleri, 32 NATO üyesi içerisinde, Deniz Muhafızı Harekatı'na en fazla katkı veren ülke konumunda yer alıyor.

Bu kapsamda Türkiye, Daimi Deniz Görev Grubu-22'yi, sonuncusu 2025'te olmak üzere toplamda 5 kez, Daimi Deniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2'yi son ikisi 2023 ve 2025 yılında olmak üzere toplamda 7 kez komuta etti.

Türkiye'nin NATO görevlerine komuta yetkisi

Türkiye, NATO görevlerine sadece personel veya teçhizat katkısı ile değil, komuta misyonuyla da katkı sağladı.

Bu kapsamda Türkiye, Türk Yüksek Hazırlıklı Deniz Görev Gücü Kuvveti (TURMARFOR) 2023'te NATO Mukabele Kuvveti Deniz Unsur Komutanlığı (NRF-MCC) ve 2024-2025 döneminde Akdeniz Görev Kuvveti Komutanlığı (CTF MED) görevini üstlendi.

Türk Deniz Kuvvetleri Müttefik Mukabele Kuvveti (Allied Reaction Force-ARF) Deniz Unsur Komutanlığı bünyesinde 2025-2026 dönemi için Amfibi Görev Komutanlığı/Çıkarma Kuvveti Komutanı (CATF/CLF) görevlerini üstlenen Türk Deniz Kuvvetleri, 2024-2028 dönemi için Karadeniz Görev Kuvveti Komutanlığının (CTF-BLACK) komuta görevini yürütmeye devam ediyor.

Türkiye, ayrıca Karadeniz'in barış ve istikrar denizi olarak kalması için "bölgesel sahiplik ilkesi" temelinde NATO faaliyetlerine aktif katkı sağlamayı da sürdürüyor.

Ayrıca, savunma ve güvenlik alanındaki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye, insansız sistemler alanındaki bilgi ve tecrübesine istinaden üçüncü bir NATO Mükemmeliyet Merkezine ev sahipliği yapmak üzere İnsansız Sistemler Mükemmeliyet Merkezi'nin kurulum çalışmalarına 30 Nisan 2024'te başladı.

NATO hava sahasına katkılar

Türkiye, NATO kapsamında icra edeceği bir harekatın hava gücünün kullanımı yönüyle en etkin şekilde desteklenebilmesi için Müşterek Kuvvet Hava Unsurunu (JFAC) da teşkil etti.

Önceki yıllarda Litvanya, Polonya ve Romanya'da NATO Hava Polisliği görevlerini başarıyla icra eden Türk Hava Kuvvetleri, bu yılın Ağustos-Kasım ayları arasında Estonya'da NATO Hava Polisliği görevini yeniden üstlenecek.

Ayrıca NATO'nun muhtelif görevlerinde de ittifak unsurlarına Havadan İhbar Kontrol (HİK) ile havadan yakıt ikmal uçakları ve kıymetlendirilmiş uydu görüntüleriyle katkı sağlanmaya devam ediliyor.

NATO kadrolarında yüksek oranda doluluk

NATO kuvvet ve komuta yapısındaki personel kadrolarını yüksek oranda dolduran Türkiye, bu kapsamda, Etiyopya'nın başkenti Adis Ababa'daki Afrika Birliği Karargahı'nda yer alan NATO İrtibat Ofisi'nin 9 Mart 2022'de tekrar faaliyete geçirilmesine liderlik etti.

Türkiye, NATO'nun önemli ortaklık araçlarından biri olan "Savunma Kapasite İnşası Girişimi" kapsamında Gürcistan'da Deniz Güvenliği ve Havacılık alanında liderlik görevinin yanı sıra İstihkam ve Özel Kuvvetler Danışmanlığı görevini, Ürdün'de ise Çekirdek Tim Komutan Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Ayrıca Moldova, Moritanya ve Bosna Hersek Savunma Kapasite İnşası Girişimlerine uzaktan danışmanlık desteği sağladı.

NATO'nun "Caydırıcılık ve Savunma Konsepti" ile beraber Türkiye, ABD, İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa ile birlikte hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekat alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen sayılı müttefiklerden oldu.

Böylece Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlanan Türkiye, Afganistan'dan Kosova'ya, Akdeniz'den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO sorumluluk sahasında, pek çok görev ve operasyonda etkin rol üstlendi.

Türkiye merkezi bir müttefik olarak ön plana çıkıyor

Öte yandan Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türkiye'nin NATO İttifak'ı içindeki varlığı, statik bir üyelikten ziyade dinamik bir "güvenlik üreticiliği" üzerine kurulu.

İttifak'a sadece katılan değil güvenlik üreten, kriz yöneten ve çözüm geliştiren stratejik bir aktör olma özelliğini barındıran Türkiye, NATO'nun sadece güney kanadını koruyan bir "cephe ülkesi" değil, Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak ön plana çıkıyor.

Tehditlere karşı "360 derece" yaklaşımıyla, coğrafi sınırlarının ötesinde küresel istikrara katkı sunan Türkiye, yakın coğrafyasındaki krizlerde gerilimi artıran değil, sağduyulu ve yapıcı yaklaşımlarıyla çatışmayı yöneten bir denge unsuru rolü üstleniyor.

Türkiye'nin savunma doktrini, yerli ve milli imkanlarının, NATO'nun "caydırıcılık ve savunma" konseptiyle entegrasyonuna dayanıyor.

İttifakın ikinci büyük ordusu Türkiye

NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, askeri kapasitesini yüksek teknolojiyle birleştirerek İttifak'ın en güçlü dayanaklarından biri olma özelliğini taşıyor.

Bu kapsamda, Türkiye, "Çelik Kubbe", "KAAN" ve "Altay" gibi projelerle sadece kendisini değil, NATO'nun teknolojik üstünlüğünü de tahkim eden en önemli unsurlarından biri olarak ön plana çıkıyor.

Türkiye, 2025'te gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 2,33'ünü savunmaya ayırarak NATO'nun mali ve askeri sorumluluklarını en yüksek düzeyde üstlenen ülkeler arasında yer alıyor.

NATO'nun temel tehditlerinden biri olan teröre karşı sahada en etkin mücadeleyi veren tek müttefik olan Türkiye, İttifak'ın en önemli unsurlarından biri olma özelliğini sürdürüyor.

Türkiye, NATO'nun geleceğini şekillendiriyor

2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin bu sene 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek olması da Türkiye'nin İttifak içindeki diplomatik gücünün ve güvenilir liderliğinin zirve noktası olarak değerlendiriliyor.

Türkiye, geliştirdiği insansız hava aracı (İHA) teknolojilerinden uzay yeteneklerine kadar, NATO'nun geleceğini şekillendiren önemli aktörlerden biri olarak konumlanıyor.

NATO'nun, bu yılki en geniş kapsamlı ve katılımlı fiili tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 Tatbikatı'nda TCG Anadolu'dan kalkan TB-3 İHA, dünya askeri literatürde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

NATO'dan, Türkiye'ye 2028'de kritik görev

Türkiye, 2028'den itibaren NATO'nun en kritik gücü olan Müttefik Mukabele Kuvveti (ARF) liderliğini üstlenerek Avrupa'nın güvenliğinde kilit rol oynamaya devam edecek.

Yapay zeka, siber savunma ve uzay yetenekleriyle Türkiye, NATO'nun dönüşen tehdit algısına en hızlı uyum sağlayan aktörü olarak öne çıkıyor.

Türkiye'nin köklü geçmişi ve teknolojik atılımı, bu yıl da İttifak'ın geleceğini tayin eden en önemli değişkenlerden biri olmaya devam ediyor.

2026 NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi

NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde, Türkiye'nin İttifak'a verdiği önem ve sağladığı katkıların yanı sıra, güvenlik üretmedeki askeri ve diplomatik gücü ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın etkili lider diplomasisinin ön plana çıkacağı değerlendiriliyor.

Zirve kapsamında Türkiye'nin hedeflerinden biri ise İttifak'ın birlik beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalara karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO'nun kararlılığının vurgulanması olarak belirlendi.

Türkiye, bu kapsamda diğer İttifak üyelerinden de Kuzey Atlantik Antlaşması'nın örgüte üye ülkelerin silahlı saldırıya uğrayan herhangi bir üye ülkeye yardım etmelerini öngören 5'inci maddesine bağlılıklarını teyit etmelerini bekliyor.

Kaynak: AA / Utku Şimşek
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.