Dha Yurt Bülteni-5

11.11.2016 12:39 | Son Güncelleme: 11.11.2016 12:39
Dha Yurt Bülteni-5

Sahil Güvenlik, kaçak operasyonunun görüntülerini paylaştıO anlar kameradaÇANAKKALE Boğazı'nın Akbaş Limanı yakınlarında durdurulan ve içinde 363 kaçak göçmen ile göçmen kaçakçılığı organizatörü olduğu ileri sürülen 3 kişinin yakalandığı su tankerine düzenlenen operasyon anı, Sahil...

Sahil Güvenlik, kaçak operasyonunun görüntülerini paylaştı

O anlar kamerada

ÇANAKKALE Boğazı'nın Akbaş Limanı yakınlarında durdurulan ve içinde 363 kaçak göçmen ile göçmen kaçakçılığı organizatörü olduğu ileri sürülen 3 kişinin yakalandığı su tankerine düzenlenen operasyon anı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince görüntülenerek, basınla

paylaşıldı.

Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanlığı, Çanakkale Boğazı'nda seyrederken, Gelibolu Tersanesi yakınlarındaki bir iskeleden 363 kaçağı yükleyerek yoluna devam eden "Delideniz" olan ismi kazınarak 'Eniz' olarak değiştirildiği belirlenen Türk tankerine dün (perşembe) saat 00.50 sıralarında Akbaş Limanı yakınlarında operasyon düzenlendi. Operasyon, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince anbean kamerayla görüntülendi. Görüntüler basınla paylaşılırken, yapılan yazılı açıklamada, kaçakları taşıyan geminin bir süredir takip edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

"Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları tarafından bir süredir göçmen kaçakçılığı şüphesiyle takip edilen 'Eniz' isimli su gemisinin Çanakkale'deki Gelibolu Tersanesi yanında bağlı bulunduğu iskeleye minibüslerle getirilen göçmen grubunu alarak saat 00.40'ta ileri harekete geçtiği tespit edilmiştir. Sahil güvenlik botları tarafından durdurulmak üzere takip edilen gemiye, 10 Kasım'da saat 00.50'de Çanakkale'nin Eceabat İlçesi Akbaş Limanı açıklarında hareket halindeyken Sahil Güvenlik Kontrol Tim Personeli çıkmış ve yapılan aramalarda tankerin alt bölmelerinde su sarnıçları içerisinde Bangladeş ve Pakistan uyruklu olmak üzere toplam 363 göçmen ile göçmen kaçakçısı olduğu değerlendirilen 1'i Mısır, 2'si Türk uyruklu 3 kişi yakalanmıştır."

KARAYA OTURAN TANKER KURTARILDI

Bu arada, operasyon sırasında tankerin karaya oturmasına ise, kaptanın o anlarda kumandayı bırakmasının neden olduğu belirtildi. Karaya oturan tanker, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait "Kurtarma-5" isimli römorkör tarafından çekilerek kurtarıldı. Tanker, kaçakları aldığı Gelibolu Tersanesi yakınlarındaki iskeleye götürülerek bağlandı. Çanakkale Liman Başkanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, tankerle ilgili olarak da soruşturma başlattı.

SINIR DIŞI EDİLMEK ÜZERE İSTANBUL'A GÖNDERİLDİLER

Öte yandan yakalanan kaçak göçmenler, Akbaş Limanı'nda karaya çıkarılarak bir hangara tutulup, burada sağlık kontrolünden geçirildi. Kimlik tespitleri yapıldıktan sonra Ayvacık İlçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi'ne getirildi. Merkezde yasal işlemler tamamlandıktan sonra da kaçaklar sınır dışı edilmek üzere İstanbul'a Bangladeş ve Pakistan Konsolosluklarına gönderildi. Gözaltına alınan üç göçmen kaçakçısı hakkındaki yasal işlemlerin ise sürdüğü belirtildi.

Jandarma ise, kaçak göçmenleri tankere binmeleri için iskeleye taşıdığı tespit edilen minibüslerle ilgili yasal işlem başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Sahil Güvenlik'in kaçakları taşıyan su tankerine yaptığı operasyonunun görüntüsü

Haber: Burak GEZEN/ ÇANAKKALE,

===================================================

PKK'ya bir milyonluk uyuşturucu darbesi

ADANA'da polisin, 'torbacı' diye adlandırılan uyuşturucu madde satıcılarına yönelik şok baskınları hız kesmeden devam etti. Özel Harekat timlerinin de destek verdiği 150 polisle gerçekleştirilen operasyonda, torbacıların elebaşı olduğu öhe sürülen Metin Ergün gizlendiği evde yakalandı. Diğer operasyonlarla, terör örgütü PKK'nın uyuşturucu ticaretine 1 milyon liralık darbe vurulduğu açıklandı.

Uyuşturucu Suçları ile Mücadele Şubesi'ne bağlı Narkotim ekipleri, merkez Seyhan ilçesinin Barbaros mahallesinde torbacıların elebaşı olduğu öne sürülen ve hakkında yakalama kararı bulunan Metin Ergün'ün bir evde saklandığı bilgisini aldı. Harekete geçen ekipler, Özel Harekat timlerinin de desteğini alarak 150 kişi ile evin etrafını kuşatıp, şüpheliyi yakaladı. Bölücü terör örgütü PKK yandaşlarının korsan gösterilerine sahne olan bölgede yakalanan Metin Ergün kelepçelenerek Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

32 KİLO ESRAR, 5 BİN HAP, 18 GÖZALTI

Öte yandan Nartokimler, terör örgütü PKK'ın en büyük finans kaynağı olan uyuşturucu ticaretine darbe vurmak için hız kesmeden operasyonlarını sürdürdü. Bir yandan kentin girişi noktalarında araç aramaları yapıp, bir yandan da sokak satıcılarına yönelik şok baskınlar gerçekleştiren ekipler, 18 uyuşturucu satıcısını gözaltına aldı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ise 32 kilo esrar ve 5 bin 100 uyuşturucu hap ele geçirildi.

Terörün en önemli finans kaynakların olan uyuşturucu operasyonları ile, PKK'ya yaklaşık olarak bir milyon liralık maddi darbe vurulduğu açıklandı.

Görüntü Dökümü

--------------

Polislerin operasyonun yapılacağı sokağa doğru koşması

Özel Harekat Polislerinin zırhlı araçtan inmesi

Polislerin ellerindeki uzun namlulu silahlar

Evlere girilmesi

Damda yakalanan bir şahsın kelepçelenmesi

TOMA ve zırhlı akrep aracı

Yakalanan şahısların polis aracına bindirilmesi

Yakalanan şahısların sağlık kontrölüne getirilmesi

Haber-Kamera: Fatih KARAÇALI/ADANA,

============================================

Kayseri merkezli 11 ilde FETÖ operasyonu: 79 gözaltı (3)

GÖZALTINA ALINANLARIN BAĞLANTILARI

Kayseri'de polisin bugün yaptığı FETÖ operasyonunda gözaltına alınan 79 kişi arasında bulunan Talas İlçesi'ndeki Kayseri 9'uncu Noteri Nilgün Akın'ın kocasının, FETÖ soruşturmasından dolayı firarda olan Yargıtay üyesi Ali Akın olduğu belirlendi. Yine aynı operasyonda gözaltına alınan Organize Sanayi bölgesindeki bir fabrikada işçi olarak çalışan Yakup Zavar'ın, Başbakanlığa böcek yerleştirdiği için Romanya'da yakalanan Sedat Zavar'ın kardeşi olduğu ortaya çıktı. Yakup Zavar'ın, ByLock kullandığı için gözaltına alındığı ögrenildi.

ARALARINDA ÖRGÜTÜN SGK İMAMI DA VAR

Bugün başlatılan FETÖ/PDY soruşturmasında Kayseri'de gözaltına alınanlar arasında bulunan Nilgün Akın'ın Talas ilçesinde 9'uncu Noter olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nda işçi olarak çalışan Hüdaverdi Yüksel'in de FETÖ'nün Kayseri'deki SGK'nın sözde imamı olduğu belirlendi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

Haber-Kamera: KAYSERİ

====================================

Bursa'da terör örgütü PKK operasyonunda 15 tutuklama

BURSA'da, terör örgütü PKK'ya yönelik soruşturma kapsamında, yapılan operasyonda gözaltına alınan ve dün adliyeye sevk edilen 15 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, bu sabah 8 kişi daha adliyeye sevk edildi.

Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, terör örgütü PKK'ya yönelik soruşturma kapsamında, geçtiğimiz günlerde yaptığı operasyonda gözaltına alınan ve aralarında DBP ve HDP yöneticileri ve üyelerinin de bulunduğu 29 kişiden 15'i dün çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 8 şüpheli de bugün adliyeye sevk edildi. Adliyeye giriş sırasında slogan atan şüphelileri polis engelledi. Diğer 6 kişinin emniyette sorgulamaları devam ediyor.

Görüntü Dökümü

-Şüphelilerin adliyeye girişi

-Şüphelilerin slogan atması

-Adliye binasından detaylar

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, -

===================================

Başkanların gerginliği billboardlara taşındı

'Bu da başkan', Bu bu başkan'

MUĞLA'nın Fethiye İlçesi'ne kamu alanlarının paylaşımı konusunda Fethiye Belediye Başkanı DP'li Behçet Saatcı ile Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Osman Gürün arasında yaşanan gerginlik, ilçede 15 mahalleye bu gece asılan billboardlarla yeni bir boyut kazandı. Başkan Saatcı tarafından astırılan billboardlarda Osman Gürün ile İzmir Belediye Başkanı CHP'li Aziz Kocaoğlu kıyaslanarak, fotoğraflarının üzerinde 'Bu da başkan', Bu bu başkan' ifadelerine yer verildi.

Fethiye'deki kamu alanlarının paylaşımıyla ilgili Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Fethiye Belediyesi arasında süre gelen gerginlik, geçen 3 Kasım'da Fethiye İskelesi'nin devir teslim işlemi sırasında hat safhaya çıktı. İskelenin kontrolünün ilçe belediyesinden, büyükşehir belediyesine devredilmesine tepki gösteren Fethiye Belediye Başkanı DP'li Behçet Saatcı, bir grup vatandaşla iskele üzerinde veda çayı içti. Burada yaptığı konuşmada iskeleye bir daha ayak basmayacağını belirten Başkan Saatcı, "Bu iskeleyi alan bir daha hayrını görmesin" diye beddua etti.

2014 yerel seçimlerinde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'e oy verdiğini itiraf eden Saatcı, büyükşehir yasasıyla birlikte ilçedeki parkomatlı caddelerin, sahilde yer alan kamu alanlarının ve iskelenin büyükşehir belediyesi tarafından kontrol edilmesine tepki gösterdi. Seçilmiş insanların görevini yaparken yasaları vatandaşın lehine kullanması gerektiğini anlatan Saatcı, "İskeleyi büyükşehir talep etmese Sayın Osman Gürün'ü ayağından asacaklar mı?" diye sordu.

BAŞKAN OSMAN GÜRÜN'ÜN YANITI

Fethiye İskelesi ile ilgili eleştirilere yanıt veren Başkan Osman Gürün ise "Yasa gereği Büyükşehir'e devredilmesi gereken tesisleri, hizmetleri devretmeyerek bu süreçlerde büyükşehir belediyesini vatandaşla karşı karşıya getirmeye çalışan, tesislerin büyükşehre devri halinde mağduriyet yaşanacağını iddia eden yöneticilerimiz var" diye karşılık vermişti. Gürün'ün bu sözleri yeni bir tartışmayla birlikte kıyaslamayı da beraberinde getirdi.

OSMAN GÜRÜN İLE AZİZ KOCAOĞLU KIYASLANDI

Fethiye'de 15 mahalleye bu gece asılan billboardlarda Osman Gürün'ün iskeleyle ilgili sözlerine ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Aziz Kocaoğlu'nun Çeşme Belediyesi ile ilgili açıklamasına yer verildi. 'Aynı bölge, aynı parti, aynı yasa' başlığı altında iki belediye başkanın kıyaslandığı billboardlara Gürün ve Kocaoğlu'nun fotoğrafları konularak, 'Bu da başkan', 'Bu da başkan' yazıldı. Billboardda Kocaoğlu'nun İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne devredilen yeraltı otoparkı ile 100 milyon lira değerindeki 34 dükkanı Çeşme Belediyesi'ne iade ettiği belirtilerek, "Belediyenin kendi imkanlarıyla Alaçatı'ya kazandırdığı mülkler üzerinde ne bir hakkımız nede katkımız söz konusu" sözleri yazıldı.

Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı'nın talimatıyla asılan billboardlarda Osman Gürün fotoğrafının siyah beyaz, Aziz Kocaoğlu'nun fotoğrafının ise renkli olması dikkat çekti.

Billboardlar bugün sabah saatlerinde iş yerlerine gitmek için evlerinden çıkan vatandaşları da ilgisini çekti. Vatandaşlar önünde durdukları billboardları uzun süre dikkatle inceledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Billboardların görüntüsü

Haber- Kamera: Ergün TOS/ FETHİYE (Muğla),

===================================================

Nevşehir'deki balık ölümleri, suda oksijen azlığından

NEVŞEHİR'in Acıgöl ilçesi Tatlarin Kasabası ve Ürgüp İlçesi'ne bağlı Sarıhıdır Köyünde balık ölümlerinin artması üzerine köylüler durumu ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine bildirdiler. Olay yerine geden uzmanlar balıklardan numune alarak Ankara'ya gönderdi. İlk tesbitlerde balık ölümlerinin alg patlaması sonucu sudaki oksijen azlığından kaynaklandığı belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Okan Yılmaz yaptığı açıklamada, Acıgöl ve Ürgüp ilçelerinde her yıl az ya da çok balık ölümleri olduğuna dikkat çekti. Acıgöl İlçesi'nde Tatlarin Barajında yoğun bir balık ölümü olduğu ihbarı üzerine uzmanların olay yerine gettiğini belirten Yılmaz, "Su numunelerini aldılar, bakanlığımızın Ankara'daki laboratuvarına gönderdik, sonuçlar gelmedi" dedi.

BALIK ÖLÜMLERİ ALG PATLAMASINDAN

Eş zamanlı olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Nevşehir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi uzmanlarından oluşan bir ekiple çalışmanın başlatıldığını ifade eden Okan Yılmaz şöyle devam etti: "Onların yapmış olduğu çalışmayla sularda organik madde fazlalığından kaynaklanan alg patlaması sonucuna varıyoruz. Balıkların yoğun ölümü devamlılık arz etmeyecektir. Ürgüp Sarıhıdır Köyü'nde de aynı şekilde balık ölümleri meydana gelmiş, İlçe Gıda Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerince balık numunesi aldı. Onlar da aldıkları numuneyi Bakanlığımız laboratuvarına gönderdi. Sonucu bekliyoruz. Sorun orada da geçerli alg patlamasından dolayı, sudaki oksijenin azalması sonucu toplu ölümlerin olduğu kanaatindeyiz. Sonbahar yağışlarının az olmasıyla bu göletlerimizdeki su miktarının azalması, oksijenin daha az sürede azalmasına sebebiyet veriyor. En kısa sürede yağışlarla beraber su miktarının artması, sirkülasyonun artması ile tekrar oksijeni bol yaşam standı yüksek balığa ve bereketli bir gölet ortamına kavuşacağız. Balık ölümlerinin geçici olduğunu, toplu bir yok olma anlamına gelmediği vurgulayalım. Zehirlenme bulgusu yok."

Görüntü Dökümü:

Gıda Tarım ve Hayvancılık il müdürü Okan Yılmaz'ın açıklaması

-Sarıhıdır da ölen balıklardan ve köylülerden genel ve detay görüntü

Haber - Kamera: Sinan KORKMAZER/NEVŞEHİR,DHA)

======================================================

'Diyabeti tanı, gözünü koru'

TÜRK Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen 50'nci Ulusal Kongresi, 'Diyabeti Tanı Gözünü Koru' sloganıyla Antalya'nın Serik İlçesi'nde başladı.

Belek Turizm Merkezi'nde Maxx Royal Otel'deki kongre öncesi basın toplantısı düzenlendi. Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Reha Ersöz, kongre ve diyabet hakkında bilgi verdi. Diyabetin göz sağlığına etki eden bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Ersöz, bazı hastalıkların görme kaybına yol açtığını kaydetti. Ne yapılırsa yapılsın sonucun kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ersöz, "Ama bazı hastalıklarda erken tanı, tedavinin erken başlanması hastaları önlenebilir körlük grubuna sokar. Diyabet hastalığı, önlenebilir körlükler arasında ilk sırada yer alıyor" dedi.

Bu nedenle 'Diyabeti Tanı Gözünü Koru' adı altında bir farkındalık projesi hazırladıklarına değinen Prof. Dr. Reha Ersöz, "Projeyle hekimlerin, hastalarına, 'Yılda bir kere göz hekimine git' demesini istiyoruz. Yapacağımız kampanyalarla da halkımızı bu konuda bilgilendireceğiz. Erken tanı görme kayıplarının önüne geçilmesi için önemli" diye konuştu.

5 MİLYON KİŞİ ÖLDÜ

Türk Oftalmoloji Derneği Vitreoretinal Cerrahi Birimi Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak ise 2016 yılı verilerine göre dünyada 415 milyon dolayında diyabetik hasta olduğunu, bu sayının 2040 yılında 642 milyona çıkacağının öngörüldüğünü kaydetti. Diyabetin insan hayatını çok daha yüksek miktarda tehdit ettiğini anlatan Prof.Dr. Kaynak, geçen yıl doğrudan doğruya diyabete bağlı sorunlar nedeniyle hayatını kaybeden sayısının 5 milyon olduğunu söyledi. Prof. Dr. Kaynak, eskiden zengin toplumların hastalığı olarak bilinen diyabetin her toplumda görüldüğünü, özellikle düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde daha yaygın olduğunu ifade etti. Diyabetin en önemli komplikasyonlarından birinin görme kaybı olduğunu da anlatan Prof. Dr. Kaynak, şunları kaydetti: "Dünyada görme kayıplarının yarısı katarakttır. Kataraktı önlenebilir bir görme kaybı olarak kabul ediyoruz. Bunların yanında diyabete bağlı görme kaybının en az iki kat daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Çok büyük bir insan grubunu derinden etkileyen bir hastalık olan diyabetin bir de mali karşılığı var. Dünyada maliyet ortalaması 5 milyar dolarken Türkiye'de 13 milyar lira. Bu da genel sağlık bütçesinin yüzde 6.4 oranına ulaşıyor. Ülkemiz diyabet için çok ciddi bütçe ayırmak zorunda kalıyor."

DİYABET ÖNLENEBİLİR KÖRLÜKLERİN BAŞINDA GELİYOR

Türk Oftalmoloji Derneği Tıbbi Retina Birimi Başkanı Prof. Dr. Nur Kır da şöyle konuştu:

"Bir şeker hastası görmesinde azalma, okuyamama, televizyon izleyememe, bulanık görme, dalgalı görme, renkleri iyi görememesi ya da ışıktan rahatsız oluyorsa, görme yakınmaları başlıyorsa anca o zaman doktora gitmektedir. Bu farkındalık kampanyasının amacı hastaları daha erken doktora gitmelerini sağlayabilmektir. Çünkü biliyoruz ki diyabet önlenebilir körlüklerin başında geliyor."

Kongre, 13 Kasım Pazar günü sona erecek.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Prof. Dr. Reha Ersöz,

Prof. Dr. Süleyman Kaynak

Prof. Dr. Nur Kır

Haber- Kamera: Namık Kemal KILINÇ/SERİK(Antalya),

====================================================

Profesörün hastalıklı dokular mikroskobik fotoğraf arşivi

BOLU Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fahri Yılmaz'ın, sanatsal değeri olduğunu düşündüğü çeşitli şekil ve nesnelere benzettiği hastalıklı dokuların mikroskobik fotoğraflarından oluşan arşivi ilgi çekti.

Prof. Dr. Fahri Yılmaz, hastalardan alınan parça, biyopsi ve hücrelerin mikroskop ortamındaki pataloji incelemeleri sırasında çeşitli nesne ve şekiller ortaya çıktığını fark etti. Prof. Dr. Yılmaz, kendisine göre değeri olduğunu düşündüğü belirli şekillere benzeyen hastalıklı dokuların mikroskobik fotoğraflarını çekti. Prof. Dr. Yılmaz, mikroskoba yerleştirdiği özel bir fotoğraf makinesi ile 11 yıldır yaptığı bu çalışma ile 107 fotoğraflı arşive sahip oldu.

Prof. Dr. Yılmaz, biriktirdiği 107 fotoğraf ile Bolu Fotoğraf Sanatı Derneği'nde sunum yaptı ve arşivi hakkında fotoğraf tutkunlarına bilgi verdi. İnsan yüzü, kalp, balık, kuş, kulak, bir çift göz gibi nesnelerin görüldüğü doku fotoğrafları ilgi çekti. Prof. Dr. Yılmaz, dokulardaki şekillerin görüldüğü anda çekilmesiyle ortaya güzel görüntüler çıktığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Mesleğimizle ilgili olarak mikroskop başında bir çok çalışmalarımız oluyor. Bu esnada gördüğümüz ilginç yapıları, insan vücudunda çeşitli hastalıklar sonucu alınan parçaları inceliyoruz. Bu parçalar, biyopsi, hücre inceleme ya da dokular şeklinde de olabiliyor. Bunların içinde gördüğüm sanatsal veya kendime göre değeri olan herhangi bir şeye benzettiğim görüntüleri fotoğraflıyorum, arşivliyorum. Bazen bir ebru tablosu gibi görüntüler de oluyor. Mikroskoba monte edilmiş bir fotoğraf makinem var. Gördüğün esnada çekmek gerekiyor, yoksa çekmediğiniz zaman görüntüler arşive gidiyor, çekme şansını kaybediyorsunuz. Yaklaşık 10-11 yıldır bu şekilde vakaları fotoğraflıyorum."

Prof. Dr. Yılmaz, görsel hafızanın bir patolog için önemine dikkat çekerek, "Bir Patolog aynı zamanda bir fotoğrafçıdır. Biz makineyi kullanmasak bile gördüğümüz bütün vakaların, hastalıkların fotoğrafı kafamızda var. Biz kafamızdaki bu arşivle daha önceden gördüğümüz bir kanseri hatırlayıp yeni hastalara tanı koyabiliyoruz. Görsel hafızamızın güçlü olması gerekiyor. Görsel hafızası ne kadar güçlü ise bir patolog o kadar iyidir" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------

-Fahri Yılmaz ile röportaj

-Sunumdan görüntüler

-Fotoğraflardan bazıları

-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

==============================================

Kahramankazan Devlet Hastanesi'nin ilk bebeği

KAZAN İlçesi'nin Kahramankazan unvanı alarak Resmi gazetede yayımlanmasının ardından Kahramankazan Hamdi Eriş Devlet Hastanesi'nin ilk bebeği dünyaya geldi. Şanlıurfa'dan 3 yıl önce Kahramankazan'a göç eden Güleç ailesinin ikinci çocukları dünyaya geldi. Fatma Zeynep adı konulan bebeğin ilk hediyesini Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk verdi.

15 Temmuz Gecesi Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından kalkışılan hain darbe girişiminin ardından Kazanlıların gösterdiği kahramanlık nedeniyle TBMM'de grubu bulunan tüm siyasi partilerin ortak önerisiyle Kazan'a "Kahramanlıkö unvanı verildi. Kahramanlık unvanının ardından doğum yeri Kahramankazan olarak kayıtlara geçen bebek Kahramankazan Hamdi Eriş Devlet Hastanesi'nde dünyaya geldi. Bebeğin ilk ziyaretçisi ise Başkan Ertürk oldu. Bir günlük bebeği kucağına alan Ertürk bebeğin kulağına dua okuyup annesi Emine Güleç'in kucağına verdi. Ertürk, minik Fatma Zeynep'e çeyrek altın taktı. Emine ve Halil İbrahim Güleç'in ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Fatma Zeynep'in sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Hastane odasında Belediye Başkanı Lokman Ertürk'ün bebeği kucağına alıp sevmesi

-Ertürk'ün bebeği annesinin kucağına vermesi ve altın takması

-Belediye Başkanı Lokman Ertürk röportaj

-Anne Emine Güleç ile röportaj

-Anneanne ile röportaj

-Hastane odasından detay görüntüler

Haber: Hasan POLAT/KAHRAMANKAZAN, -

===============================================

Şanlıurfa Valisi, esnafın Ahilik Duası'na katıldı

ŞANLIURFA Valisi Güngör Azim Tuna, her Cuma tarihi hanlar bölgesinde gerçekleşen ahilik duasına katılarak esnafla dua etti.

Şanlıurfa'da geleneksel olarak haftanın her Cuma sabahı tarihi hanlar bölgesindeki tüm esnafın katılımıyla Ahilik Duası yapılıyor. Bu haftaki duaya Vali Güngör Azim Tuna da katıldı. Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarlar Başkanı Şefik Bakır tarafından karşılanan Vali Tuna, çarşı esnafıyla birlikte saf tutarak, çarşı esnafı tarafından okunan Ahilik Duası'na eşlik etti. Duanın ardından esnafla tokalaşıp bol kazançlar dileğinde bulunan Vali Tuna, daha sonra esnaflarla birlikte çay içip sohbet etti. Tarihi Hanlar bölgesindeki bakırcı ve demircileri de gezen Vali Tuna, ateşte közlenmiş demiri orak üzerinde çekiçle dövdü. Vali Tuna, şöyle dedi: "Peygamberler şehri Şanlıurfa'da bunca yıldır böyle güzel bir birlik ve beraberlik içerisinde, esnaflarımızın Ahilik Duası'nı gerçekleştirmesinden dolayı bütün esnaflarımızı kutluyorum. Hayırlı ve bol kazançlar diliyorum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

Valinin esnafı dolaşması

Ahilik duası

Valinin esnafla görüşmesi

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera-Ömer ŞULUL-ŞANLIURFA-DHA)

==========================================

Şehidin ailesine 3 katlı yeni ev yapıldı

DİYARBAKIR'ın Sur İlçesi'nde geçen Ocak ayında PKK'lı teröristler tarafından şehit edilen Jandarma Uzman Çavuş Nuh Özdemir'in, Ordu'nun Akkuş İlçesi'nde derme çatma evde yaşamını sürdüren ailesi için Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan 3 katlı evin inşaatı tamamlandı. Baba Mehmet Özdemir, "Eski evimizi yıkmayacağım, oğlumun hatıralarını orada yaşatacağım" dedi.

Diyarbakır'ın Sur İlçesi'nde geçen Ocak ayında PKK'lı teröristler tarafından şehit edilen Jandarma Uzman Çavuş Nuh Özdemir'in Ordu'nun Akkuş İlçesi'ne bağlı Salman Mahallesi'ndeki derme çatma, dışı sıvasız tek katlı tuğlalı baba evinin fotoğrafının basında yer alması üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun talimatıyla Ordu Büyükşehir Belediyesi yeni ev yapımı için çalışma başlattı. Şehidin babası Mehmet, annesi Esme ve kardeşi Erol Özdemir'e gösterilen ev projesinin seçilmesinden sonra, Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 ay önce yeni evin temeli atıldı. Mevcut evin yanında yapımı süren 3 katlı evin inşaatı tamamlandı. Binanın dışı sıvanarak boyanırken, iç kısımda 3 dairenin eksikliklerinin de kısa sürede giderileceği belirtildi.

KIŞI YENİ EVDE GEÇİRECEKLER

Şehit babası Mehmet Özdemir, yıl sonuna kadar yeni evlerine taşınmayı planladıklarını belirterek, "Allah hepsinden razı olsun, devletimiz evimizi yaptı. Bina olarak yapımı bitti, içinde çalışma yapılacak. İç kısmında 3 dairede eksiklikler var onlar da giderilecek. Cumhurbaşkanımız, başbakanımız, valimiz ve büyükşehir belediye başkanımız ile destek sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Bu kışı Allahın izniyle yeni evimizde geçireceğiz inşallah. Kaldığımız şimdiki evimiz eski, ancak onu da yıkmayıp oğlumun hatıralarıyla donatacağım. Onda oğlumun çok hatırası var. Yeni evimizin yanındaki o evimizde duracak" dedi.

Şehidin ailesine 3 katlı evin yapımını üstlenen ve çevre düzenlemesini de yapacak olan Ordu Büyükşehir Belediyesi'nin, ailenin mobilya ihtiyaçlarını da karşılayacağı belirtildi.

Haber: Nedim KOVAN/AKKUŞ (Ordu), -

==============================================

Cezaevinde intihar eden savcının mektupları ailesine teslim edildi

BURSA'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra cezaevinde intihar eden Cumhuriyet Savcısı Seyfettin Yiğit'in ölmeden önce eşine ve çocuklarına yazdığı mektuplar, ailesine teslim edildi. Eşinin 15 Temmuz gecesi FETÖ'yü protesto etmek için sokağa çıktığını belirten Ayşe İlknur Yiğit, "Bize gönderdiği mektupta, sürecin geçici olduğunu söyleyerek, çocuklara iyi bakmamı istedi. 'Hayat Pınarım', 'Can yoldaşım, 'Geleceğimin garantisi' diye hitap ettiği çocuklarından ise zamanlarını bilgisayar başında değil ders çalışarak, İngilizce öğrenerek ve bana yardımcı olarak geçirmelerini yazmışö dedi.

15 Temmuz'daki başarısız darbe girişimi ardından Bursa'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan Bursa Cumhuriyet Savcısı Seyfettin Yiğit, 20 Temmuz'da kendisi gibi gözaltında tutulan bazı meslektaşları ve hakimlerle birlikte çıkartıldığı Sulh Ceza Hakimliğince 'Terör örgütü üyesi olmak' suçundan tutuklanarak H Tipi Cezaevi'ne konuldu. Savcı Seyfettin Yiğit, Kurban Bayramı nedeniyle ailesiyle açık görüş yaptıktan sonra, bayramının 4'ncü günü olan 15 Eylül gecesi, kaldığı koğuşun tuvaletinde kendini asarak yaşamına son verdi. Cesedi koğuş arkadaşları tarafından bulunan 4 çocuk babası Yiğit'in cenazesi Bursa'da toprağa verildi.

İNTİHAR EDECEK BİR İNSAN DEĞİLDİ

Emir Sultan Camii'ndeki cenaze törenine katılan Yiğit'in çocuklarından 16 yaşındaki Ayça Yiğit, "Babam hayatı boyunca FETÖ'nin karşısında oldu. O Süleyman Efendi Cemaati'ndendi. Onun şehitlik mertebesine ulaştığına inanıyorum. Bu intihar değil, cinayettir. Kendisi bunu yapacak bir insan değil" dedi. Babası ile intihar etmeden önce Kurban Bayramı nedeniyle açık görüşme yaptıklarını ifade eden Ayça, "Durumu bayağı iyiydi. Kötü değil. Konuşmalarımızda bize mektuplar yazdığını ve bunları yavaş yavaş göndereceğini söyledi. Babam bu mektupları son anda yazmadı. Bunlar bir gecede yazılacak mektuplar değil. 3-4 tane var. Cumhurbaşkanına da yazmış mektup. Bakalım bekliyoruz. Almadık mektupları. Ama onlar intihar mektubu değil kesinlikle" diye konuştu.

Ölmeden önce ailesine 3, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ise 1 mektup yazan Seyfettin Yiğit'in ailesi ve iki çocuğu için kaleme aldığı mektuplar, eşi Ayşe İlknur Yiğit'e teslim edildi. Kocasının, 20 yıldır FETÖ'ye 'casus' dediğini, 15 Temmuz gecesi binlerce kişi ile birlikte FETÖ'cülere direnmek için sokağa çıktığını açıklayan Ayşe İlknur Yiğit, "Seyfettin'in babası Süleyman Ağa Cemaati üyesiydi. Kendisi de öğrencilik yıllarında üç yıl boyunca bunların yurdunda kaldı. Yaşanan bu olaydan sonra cezaevine girmesi onu çok etkiledi. Hatta cezaevinden HSYK'ya daha önceden gönderdiği mektupta, FETÖ'nün bankasını kullanmadığını, gazetesini almadığını onlara ise asla sempati dahi duymadığını yazmıştı. Kurban bayramı için yapılan açık ziyarete gittiğimizde bizlere mektuplar yazdığını ve bunları daha sonra göndereceğini söylemişti. Sonra acı haberi aldık ve yıkıldık. Mektuplar geçenlerde bize ulaştırıldı. Seyfettin, yaşanan sürecin geçici olduğunu belirtip, benden çocuklara çok iyi bakmamı istedi. 'Hayat Pınarım', 'Can yoldaşım, "Geleceğimin garantisi' diye hitap ettiği çocuklarından ise zamanlarını bilgisayar başında değil ders çalışarak, İngilizce öğrenerek ve bana yardımcı olarak geçirmelerini istedi" dedi.

Aynı zamanda hafız olan eşinin aralarında İngilizce, Fransızca, Rusça, Arapça ve Boşnakça'nın da bulunduğu 12 yabancı dil bildiğini kaydeden Ayşe İlknur Yiğit, "Kendisi yaşı dolunca normal şartlarda ocak ayında emekliye ayrılacaktı. Fakat olmadı. Ölümünden sonra kendisine maaş bağlanmadığı gibi bizlere tazminat da vermediler" diye konuştu.

Haber: Halil ÖZÇOBAN/ BURSA, -

===========================================

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

title