İBB Davası'nda Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı: Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir

İBB Davası'nda Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı: Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İBB Davası'nın 68'inci duruşmasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, İBB'de "sistem" adı verilen bir yapı kurulduğunu ve bu yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde hareket ettiğini öne sürdü. Aktaş, belediyedeki hak ediş ve ödemelerin iş insanları üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığını, sistem üzerinden para toplandığını iddia ederek,"Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir" dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davası'nın 68'inci duruşması, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde oluşturulan yeni duruşma salonunda görüldü.

Duruşmada, başka bir dosyada "suç örgütü liderliği" iddiasıyla yargılanan ve İBB Davası'nın da sanıkları arasında bulunan Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı.

“ETKİN PİŞMANLIK KAPSAMINDA BEYANLARIMI BANKA KAYITLARI VE HTS TESPİTLERİYLE DESTEKLEDİM”

Yaşadığı, bildiği ve belgelerle doğrulandığını söylediği olayları mahkeme huzurunda anlatmak istediğini belirten Aktaş, kamuoyunda “Beşiktaş dosyası” olarak bilinen operasyon kapsamında gözaltına alındığını ve sonrasında tutuklandığını anlattı.

Tutuklanmasının ardından 2025 yılının nisan ayı sonunda tamamen kendi iradesiyle, herhangi bir yönlendirme ve baskı olmadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu belirten Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini söyledi.

Amacının devletin ve kamuoyunun gerçeği öğrenmesini, kendisinin ve diğer iş insanlarının yaşadığı mağduriyetlerin tekrar etmemesini sağlamak olduğunu ifade eden Aktaş, anlattığı olayların dosyaya sunduğu banka kayıtları, daha sonra yapılan HTS baz tespitleri ile diğer sanık ve tanıkların ifadeleriyle doğrulandığını savundu.

Kendisinin kurulan düzenin baskısına maruz kalan ve sistemin işleyişini anlatan kişilerden yalnızca biri olduğunu söyleyen Aktaş, etkin pişmanlık sürecinde kamu kurumlarında iş yapan iş insanlarının belediye başkanları, belediye iştiraklerinin yöneticileri, belediyelerin mali işlerinden sorumlu yöneticileri, belediye başkanlarının üyesi olduğu siyasi partilerin genel yöneticileri, aday gösterilmesinde etkili olan genel merkez yöneticileri ve bazı milletvekilleri tarafından nasıl mağdur edildiklerini İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde ayrıntılı olarak anlattığını belirtti.

Aktaş, sözlü savunmasını uzman mütalaaları ve belgelerle desteklediğini, İBB’de “sistem” olarak adlandırıldığını söylediği yapının nasıl işlediğini de mahkemeye anlatacağını söyledi.

"GERÇEK BİR DİPLOMA İLE MEZUN OLDUM"

Kendi geçmişi ve ticari faaliyetleri hakkında da bilgi veren Aktaş, 1976 yılında Diyarbakır'da doğduğunu, Harran Üniversitesi Kimya Bölümünden mezun olduğunu ve 10 kardeşin en büyüğü olduğunu söyledi.

Ticaret hayatına çocuk yaşta başladığını belirten Aktaş, Diyarbakır ve Ankara'nın ardından 10 yılı aşkın süredir İstanbul'da farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini ifade ederek, "1976 yılında Diyarbakır'da doğdum. Bir ilk, orta ve lise eğitimi Diyarbakır'da tamamladım. Haritesi kimya bölümünden gerçek bir diploma ile mezun oldum. Ben bir iş insanıyım. Bütün ticari hayatım boyunca işlerimi kanunlar içinde yürütmeye, çalışanlarımın ve ailemin emeğini korumaya çalıştım" dedi.

Aktaş, yanında bulunan kişilerin bir “koruma ordusu” olduğu yönündeki algının da doğru olmadığını savunarak, bunların daha önce kendisine yönelik gerçekleştirilen suikast girişimi nedeniyle devlet tarafından tahsis edilen resmi korumalar olduğunu belirtti.

"SİSTEMİN TEMEL AMAÇLARINDAN EN ÖNEMLİSİ EKREM İMAMOĞLU'NUN SİYASİ HAYATININ FİNANSE EDİLMESİDİR"

Aktaş, karşısına çıkan yapının Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğunu iddia etti.

İmamoğlu’nun talimatları ve para taleplerinin, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bülbüllü, CHP İstanbul Milletvekili ve eski Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ile diğer aracılar üzerinden iletildiğini öne sürdü.

Aktaş, belediyeden doğan mevcut alacakların ve hak ediş ödemelerinin temel baskı aracı olarak kullanıldığını, belediyelerle mevcut iş ilişkilerinin ceza ve fesih tehdidiyle sona erdirilmesinin gündeme getirildiğini, imar ve ruhsat süreçlerinde de pay talep edildiğini savundu.

“Sistemin temel amaçlarından en önemlisinin İmamoğlu’nun siyasi hayatını finanse etmek” olduğunu iddia eden Aktaş, iş insanları üzerinde siyasi faaliyetlerin finansmanı amacıyla baskı kurulmasının hem hukuka hem de ahlaki ve vicdani değerlere aykırı olduğunu söyledi.

“Bu sistem aracılığıyla siyaset yapmak isteyen bu kişiler halka hizmet sunmaya odaklanmak yerine iş insanlarından baskı ve zorlama ile para toplamaya çalışıyorlarsa, bunun adı siyaset değil Sayın Başkanım, kamu gücünün kötüye kullanılmasıdır” diyen Aktaş, sistemden bahseden tek kişinin kendisi olmadığını savundu.

“EKREM İMAMOĞLU TÜM PARASAL SİSTEMİ KENDİSİ TAKİP ETMEKTEYDİ”

Aktaş, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız’ın 6 Mayıs 2025 tarihli ifadesine dikkat çekti. Yıldız’ın İmamoğlu’nun parasal sistemi takip ettiğini ve sistem içerisinde kendi adına çalışan kişilerden hesap sorduğunu söylediğini aktaran Aktaş, bazı kişilerin kendi adlarına zaman zaman küçük işler yaptığını ve İmamoğlu’nun buna göz yumduğunun ifade edildiğini belirtti.

Aktaş, Yıldız’ın 17 Haziran 2025 tarihli başka bir ifadesinde ise Ali Sukas’ın işleri organize ederek temin edilen paraları Fatih Keleş’in yönettiği sisteme aktardığını, Ağaç A.Ş.’de firmalardan yüzde 7 ila yüzde 10 arasında komisyon alındığını ve Sukas’ın daha sonra kendi sistemini kurmaya çalıştığının belirtildiğini söyledi.

İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay’ın 11 Temmuz 2025 tarihli ifadesini de aktaran Aktaş, Korzay’ın kendisine “Sistem denilen bir yapı var” denildiğini, 30 milyon lira yani yaklaşık 970 bin dolar gönderilmeden paranın ödenmeyeceğinin söylendiğini ifade etti.

Korzay’ın ayrıca “Sen sistemi ilk defa mı duydun? Bunu bilmiyor musun?” şeklinde bir karşılık verdiğini aktaran Aktaş, bunların İmamoğlu dönemindeki bürokratların ifadeleri olduğunu söyledi.

“İHALELERDEN YÜZDE 10 PAY VERİLMESİ İSTENDİ”

İETT’de iş yapan Beydağ şirketinin sahibi Yusuf Yadoğlu’nun kardeşi ve temsilcisi Fatih Yadoğlu’nun 3 Haziran 2025 tarihli ifadesine de değinen Aktaş, Florya Başkanlık Konutu’nda yapılan toplantıda İbrahim Bülbüllü’nün İBB içerisinde bir havuz oluşturulduğunu söylediğini aktardı.

Aktaş, Yadoğlu’nun ifadesine göre İETT ile çalışan veya çalışmak isteyen müteahhitlerin bu havuza para yatırması gerektiğinin, ödeme yapmayanların mevcut işlerinde sorun yaşayacağının ve yeni ihalelere giremeyeceğinin söylendiğini belirtti.

Ulaşım A.Ş. şirketinin sahibi Remzi Baka’nın 26 Ağustos 2025 tarihli ifadesine de değinen Aktaş, Baka’nın İbrahim Bülbüllü tarafından Florya’daki başkanlık konutuna çağrıldığını ve büyük çaplı iş yapan firmaların sisteme katkıda bulunmasının istendiğini söylediğini aktardı.

Aktaş, Baka’nın ifadesine göre ihalelerden yüzde 10 pay verilmesinin talep edildiğini, teklifin kabul edilmemesi halinde İstanbul’da iş yapılamayacağının, ödemelerin yapılmayacağının ve işlerin zorlaştırılacağının belirtildiğini söyledi.

“SİSTEM ADINDAKİ YAPIYA ALACAĞINIZIN BELLİ BİR ORANINI VERMEDEN YASAL ALACAKLARINIZI ALAMAZSINIZ”

Aktaş, farklı kişiler, tarihler ve şirketler söz konusu olmasına rağmen yöntemin aynı olduğunu öne sürdü.

Buna göre iş insanlarının hak ediş veya mevcut alacaklarının bekletildiğini, sistemin istediği para verilmediğinde ödemelerin yapılmayacağının söylendiğini belirten Aktaş, para teslimlerinin yeni iş almak için değil, yasal hak edişleri tahsil edebilmek için gerçekleştirildiğini savundu.

Paraların karar vericilerin talimatıyla danışmanlara, şoförlere, otellere veya özel ofislere teslim edildiğini öne süren Aktaş, bu şekilde sistem yöneticilerinin arka planda tutulmasının hedeflendiğini söyledi.

Paraların belediye kasasına, resmi bağış hesabına veya banka hesabına yatırılmadığını, nakit çekilerek aracılara teslim edildiğini ve “sistem” olarak adlandırılan havuza aktarıldığını belirtti.

Aktaş, bu yapının soyut bir anlatımdan ibaret olmadığını savunarak, “Sistem adındaki yapıya alacağınızın belli bir oranını vermeden yasal alacaklarınızı alamazsınız” iddiasında bulundu.

“EKREM İMAMOĞLU BELEDİYE BAŞKANLIK MAKAMINI SİSTEME PARA TOPLAMAK İÇİN KULLANMIŞTIR”

Aktaş, kendi beyanları ile dosyada bulunan ve birbirini doğruladığını söylediği diğer ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu yapının İmamoğlu’ndan bağımsız birkaç kişinin kişisel girişimi olarak açıklanamayacağını savundu.

22 numaralı eylemde para talebinin doğrudan İmamoğlu’nun talimatı olarak iletildiğini, 141 numaralı eylemde de aynı şekilde İmamoğlu’nun talimatının gerekçe gösterilerek hak edişlerin ödenmeyeceğinin söylendiğini belirtti.

Aktaş, 142 numaralı eylemde ise taleplerin İmamoğlu’nun danışmanı tarafından Florya’daki başkanlık konutunda yapılan toplantıda açıklandığını söyledi.

Bu üç eylemin birlikte değerlendirilmesi halinde sonucunun açık olduğunu savunan Aktaş, “Ekrem İmamoğlu belediye başkanlık makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır” dedi.

“ÖZGÜR KARABAT 5 MİLYON TL PARA VERMEM GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ”

Aktaş, 2024 yerel seçimleri döneminde CHP’nin mali işlerden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın kendisini aradığını anlattı.

Karabat’ın İstanbul’da CHP’li belediyelerden ihale alan şirketlerin seçim için para vermesi gerektiğini, para vermeyenlerin sonraki dönemde olmayacağını ve ödemelerinin yapılmayacağını söylediğini aktaran Aktaş, bunun İmamoğlu’nun talimatı olduğunun kendisine iletildiğini öne sürdü.

Daha sonra Esenyurt’taki Sheraton Otel’de Karabat ile görüştüğünü belirten Aktaş, görüşmede Mustafa Selanik lakaplı Mesut Aykın’ın da bulunduğunu söyledi.

Mesut Aykın’ın 28 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde bu buluşmayı doğruladığını belirten Aktaş, Aykın’ın görüşmenin içeriğini duymadığını ancak seçim dönemlerinde belediyelerin müteahhitlerden seçim çalışmaları için para istediğini söylediğini aktardı.

Aktaş, Karabat’ın danışmanı olarak bildiğini söylediği şoförü Sırrı Küçük’ün de görüşmede bulunduğunu ifade etti.

Aktaş, Sheraton Otel’de kendisi, Mesut Aykın, Özgür Karabat ve Sırrı Küçük’ün birlikte bulunduğunu belirterek, Karabat’ın kendisine İmamoğlu’nun talimatı olduğunu söyleyerek 5 milyon lira vermesi gerektiğini ifade ettiğini iddia etti.

Bu paranın ödenmemesi halinde kendisine ve yakınlarına ait şirketlerin hak edişlerinin ödenmeyeceğinin söylendiğini belirten Aktaş, şirketlerin nakit akışının bozulacağı, banka kredilerinin aksayacağı ve ticari olarak zor duruma düşecekleri gerekçesiyle talebi kabul etmek zorunda kaldığını savundu.

Aktaş, Karabat’ın paranın Sırrı Küçük’e teslim edilmesini istediğini ve Küçük’ün telefon numarasını kendisine verdiğini söyledi.

Paranın hazırlandığı gün Ömer Güngör’e Küçük’ün telefon numarasını verdiğini, Güngör’den Karabat’ın İkitelli’deki muhasebe ofisine uğrayarak parayı Küçük’e teslim etmesini istediğini anlattı.

“5 MİLYON LİRA ÇEKTİK, BAŞAK PETROL’DE TESLİM ETTİM”

Aktaş, Ömer Güngör’ün 6 Mart 2024’te Sırrı Küçük ile telefonda görüştüğünü, Küçük’ün muhasebe ofisinde olmaması nedeniyle başka bir yerde buluşulduğunu söyledi.

Teslimatın İkitelli’deki Başak Petrol’de gerçekleştirildiğini belirten Aktaş, Güngör’ün 12 Haziran 2025 tarihli ifadesinde olayın ayrıntılarını anlattığını aktardı.

Buna göre Güngör, Aktaş’ın isteği üzerine Ümit Gözütok’a ait Cihangir Sağlık Limited hesabından Kuveyt Türk Kuyumcukent Şubesi’nden 5 milyon lira çekti. Aktaş’ın talimatıyla Sırrı Küçük’ün numarasının kendisine gönderildiğini belirten Güngör, Küçük’le Başak Petrol’de buluşarak parayı teslim ettiğini söyledi.

Aktaş, Güngör’ün yanında Ümit Gözütok’un da bulunduğunu ve teslimat sırasında Küçük’ün Güngör’e üzerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi amblemi bulunduğunu hatırladığı bir laptop çantası verdiğini söyledi.

Aktaş, mahkemeye sunulan HTS baz uzman mütalaasının 12’nci sayfasında 5 milyon liralık para çekimine ilişkin dekontun bulunduğunu belirtti. Paranın 15.44’te çekildiğini söyleyen Aktaş, Kuyumcukent ile Başak Petrol arasındaki yaklaşık 5-6 kilometrelik mesafenin bir saatlik ulaşım süresiyle uyumlu olduğunu ifade etti.

HTS kayıtlarında Ömer Güngör ile Sırrı Küçük’ün 16.52 ve 16.53’te aynı bazdan sinyal verdiğini belirten Aktaş, bunun da İkitelli Başak Petrol civarında buluştuklarını gösterdiğini savundu.

Aktaş, 5 milyon liranın çekilmesi ve teslim edilmesinin banka kayıtları, ifadeler ve HTS verileriyle doğrulandığını öne sürerek, ödemenin ticari bir anlaşma veya gönüllü bağış olmadığını, kardeşlerinin hak edişlerinin ödenmemesi tehdidi altında gerçekleştirildiğini söyledi.

“970 BİN DOLAR İSTEDİLER, KİLYOS’TAKİ OTELE BIRAKTIM”

Aktaş daha sonra 141 numaralı eyleme ilişkin savunmasına geçti.

İBB iştiraklerinde kardeşlerine ait şirketlerin iş yaptığını, hak ediş ödemelerinin kasıtlı olarak geciktirildiğini ileri süren Aktaş, Ertan Yıldız’ın Burak Korzay üzerinden İmamoğlu’nun talimatı olduğunu belirterek kendilerinden 970 bin dolar istediğini iddia etti.

Burak Korzay’ın ifadesindeki 30 milyon lira tutarının yaklaşık 970 bin dolara karşılık geldiğini belirten Aktaş, o dönemdeki döviz kurunu kendisinin hesaplamadığını, miktarı Korzay’ın ifadesinden aktardığını söyledi.

Bu ödeme yapılmadığı takdirde hak edişlerin alınamayacağının kendisine söylendiğini belirten Aktaş, şirketlerin nakit akışının bozulması, banka kredilerinin aksaması ve ticari açıdan zor duruma düşmeleri nedeniyle talebi kabul etmek zorunda kaldığını savundu.

Aktaş, 19 Ocak 2024’te 970 bin doları Burak Korzay’ın güvenli bir yer olarak belirlediğini söylediği Kilyos’taki bir otele götürdüğünü anlattı.

Parayı otelin sahibi Emre Eken’e çanta içerisinde teslim ettiğini belirten Aktaş, yanında Müslüm Koçer’in de bulunduğunu söyledi.

Burak Korzay’ın 11 Temmuz 2025 tarihli ifadesinde de olayın doğrulandığını belirten Aktaş, Korzay’ın Ertan Yıldız’dan sistemin varlığını duyduğunu, 30 milyon lira yani yaklaşık 970 bin dolar gönderilmeden paranın ödenmeyeceğinin söylendiğini anlattığını aktardı.

Aktaş, Korzay’ın kendisine parayı nereye getirmesi gerektiğini sorduğunu, Yıldız’ın ise “Sen güvendiğin bir yer söyle, ben orada aldırırım” dediğini söyledi.

Bunun ardından kendisinin çantayı otele bıraktığını Korzay’a bildirdiğini, Korzay’ın da Ertan Yıldız’a haber verdiğini belirten Aktaş, daha sonra kimliğini bilmediği bir kişinin otelden çantayı aldığının Korzay’ın ifadesinde yer aldığını söyledi.

“BELEDİYEDEN GELECEK KİŞİLER ALACAK”

Otel sahibi Emre Eken’in 22 Temmuz 2025 tarihli ifadesine de değinen Aktaş, Eken’in Korzay’ı yaklaşık 20 yıldır tanıdığını ve Korzay’ın İSFALT Genel Müdürü olduktan sonra otelde toplantılar yaptığını söylediğini aktardı.

Eken’in ifadesine göre Aktaş’ın daha önce Korzay’la birlikte otele geldiğini belirten Aktaş, daha sonra kendisinin otele tekrar giderek “Sana bir çanta bırakayım, belediyeden gelip alacaklar” dediğini söyledi.

Eken’in çantayı otelin emanet bölümüne bıraktığını ve Korzay’a da haber verdiğini aktaran Aktaş, Korzay’ın “Tamam, gelip alırlar” dediğini söylediğini belirtti.

Aktaş, Eken’in ifadesinin kendisinin otele gittiğini ve çanta bıraktığını doğruladığını savundu.

970 bin doları yeni bir iş veya ihale almak amacıyla vermediğini öne süren Aktaş, ödemenin İBB iştiraklerinde kardeşlerine ait şirketlerin doğmuş ancak ödenmemiş alacaklarını tahsil edebilmek için, “Parayı vermezseniz ödemenizi alamazsınız” baskısı altında yapıldığını söyledi.

“PARANIN ÇEKİLMESİ VE TESLİM EDİLMESİ HTS KAYITLARIYLA DOĞRULANDI”

Mahkemeye sunduğu mütalaanın ilgili sayfalarında 970 bin doların 19 Ocak 2024’te saat 11.11’de Kuveyt Türk Bankası Altunizade Şubesi’nden çekildiğini gösteren dekontun bulunduğunu söyleyen ve HTS kayıtlarına ilişkin sayfaları da mahkeme heyetine gösteren Aktaş, 19 Ocak 2024 sabahı saat 09.49’da Koşuyolu Acıbadem’de olduğunu, 11.11’de paranın çekildiğini ve ardından Kilyos’taki otele doğru hareket ettiğini anlattı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Beykoz istikametinden Sarıyer’e doğru ilerlediğini belirten Aktaş, saat 13.14’te Kilyos’taki caddede bulunduğunu ve parayı Emre Eken’e teslim ettiğini söyledi.

Aktaş, 141 numaralı eylemde talebin, miktarın, amacın, paranın bırakıldığı yerin ve teslim yönteminin birbirinden bağımsız beyanlarla doğrulandığını savundu.

“İBB YÖNETİMİNİN İSTEKLERİNİ KABUL ETMEMELERİ HALİNDE ÖDEMELERİN YAPILMAYACAĞI BELİRTİLDİ”

Aktaş daha sonra 142 numaralı eyleme ilişkin savunmasına geçti. Kardeşlerine ait Bilginay isimli şirketin İBB’nin AK Parti döneminde İETT’de otobüs tamir ve bakım işletme ihalelerini kazandığını, İmamoğlu döneminde de çalışmaya devam ettiğini belirtti.

Kendisine ait Elif LPG şirketinin ise İETT’de arıtma suyu bakım-onarım işleri ve bilgisayar malzemeleri alımı yaptığını söyledi.

2019 yerel seçimlerinin ardından İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesi sonrasında Özgür Karabat’ın referansıyla Alper Kolukısa’nın İETT Genel Müdürü olarak görevlendirildiğini öne süren Aktaş, Kolukısa’nın 21/b pazarlık usulüyle çok sayıda garajın bakım ve onarım işini, Karabat’ın mali müşavirliğini yaptığı Remzi Baka’ya ait Ulaşım A.Ş.’ye verdiğini iddia etti.

“FLORYA’DAKİ BAŞKANLIK KONUTUNDA TOPLANTI YAPILDI”

Aktaş, Özgür Karabat’ın aynı zamanda İETT’de otobüs bakım ve onarım işleri yapan Vega şirketinin sahibi Yusuf Yadoğlu’na ait Zara Araç Kiralama isimli şirketin de mali müşavirliğini yaptığını söyledi.

İETT Genel Müdürü Alper Kolukısa’nın Antalya’da bir otelde Yusuf Yadoğlu ile görüşmesi sırasında Yadoğlu tarafından Kolukısa’ya para verildiğine ilişkin görüntülerin ortaya çıktığını öne süren Aktaş, bu olayın ardından Kolukısa’nın görevden alındığını ve olayın örtbas edildiğini iddia etti.

Aktaş, daha sonra Şefik Ok’un devreye girdiğini söyledi. Ok’un CHP içerisinde aktif siyaset yapan ve İmamoğlu’nun arkadaşı olduğunu öne süren Aktaş, Ok’un İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde katı atık toplama hizmetlerini yapan Menderes Cemaloğlu’nun akrabası ve gayriresmi ortağı olduğunu iddia etti.

Şefik Ok’un, İmamoğlu ile ilişkileri nedeniyle İETT bakım-onarım işlerini yapan firmaları Küçükçekmece’deki Menderes Cemaloğlu’na ait şirketin merkezinde toplantıya çağırdığını belirten Aktaş, burada İmamoğlu tarafından yönlendirildiğini ve Florya’daki başkanlık konutunda toplantı yapılacağını söylediğini aktardı.

Aktaş, Florya’daki toplantıya Şefik Ok, İmamoğlu’nun danışmanı İbrahim Bülbüllü, Yusuf Yadoğlu’nun kardeşi ve temsilcisi Fatih Yadoğlu, Remzi Baka’nın kardeşi ve temsilcisi Şaban Baka ile Vizyon şirketinin sahibi Caner Vural’ın katıldığını söyledi.

Toplantıda Bülbüllü’nün İBB yönetiminin taleplerinin kabul edilmemesi halinde firmaların sözleşmelerinin ifası sırasında zorluk çıkarılacağını ve ödemelerin yapılmayacağını söylediğini öne süren Aktaş, sistem için her hak ediş ödemesinde sözleşme bedelinin toplam yüzde 10’u oranında para talep edildiğini iddia etti.

“2020 VE 2024 YILLARI ARASINDA TOPLAM 84 MİLYON 857 BİN 500 TL ÖDEME YAPTIK”

Aktaş, bu olayın toplantıya katılan diğer kişilerin ifadelerinde de yer aldığını söyledi.

Fatih Yadoğlu’nun 3 Haziran 2025 tarihli ifadesi ile Remzi Baka’nın 26 Ağustos 2025 tarihli ifadesini örnek gösteren Aktaş, Bülbüllü’ye ayrıca 380 milyon liralık mal ve hizmet bedeli karşılığında ödeme yapıldığının ifade edildiğini söyledi.

Kendisinin de talepleri karşılamaması halinde şirketlerin nakit akışının bozulacağı, banka kredilerinin aksayacağı ve ticari açıdan zor durumda kalacakları gerekçesiyle ödemeleri yapmak zorunda kaldığını savunan Aktaş, 2020-2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 lira ödeme yaptığını belirtti.

Bu ödemelerin İbrahim Bülbüllü’ye ve Bülbüllü’nün yönlendirdiği “Ebubekir” isimli kişiye teslim edildiğini söyledi.

“BU ÖDEMELER TOPLAM 18 PARA ÇEKME DEKONTU, 17 TESLİMATTIR”

Aktaş, söz konusu ödemelerin toplam 18 para çekme dekontu ve 17 teslimattan oluştuğunu söyledi.

Zaman nedeniyle tüm teslimatları tek tek anlatmayacağını belirten Aktaş, bunlardan birini örnek olarak sundu.

Mahkeme heyetine toplam ödeme listesinin bulunduğu sayfayı gösteren Aktaş, ilk 5 milyon liranın çekilmesine ilişkin dekontu ve ardından paranın Esenyurt’taki yeğenlerine ait OPET akaryakıt istasyonunda Ebubekir adına teslim edildiğini anlattı.

Diğer teslimatların da aynı şekilde ayrıntılı biçimde dosyada bulunduğunu belirten Aktaş, 77 ve 81’inci sayfalarda genel değerlendirmelerin yer aldığını söyledi.

Aktaş, 102 numaralı eylemde talebin, miktarın, amacın, bırakma yerinin ve teslim yönteminin birbirinden bağımsız beyanlarla doğrulandığını savundu.

“SİSTEMİN SİYASİ VE İDARİ LİDERİ EKREM İMAMOĞLU'DUR”

Savunmasının sonunda üç eylemi anlattığını belirten Aktaş, tüm olayların temelinde İBB’de Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğunu iddia ettiği “sistem” bulunduğunu söyledi.

Bu yapının belirli bir amaç doğrultusunda ve planlı şekilde para toplamak için oluşturulduğunu ileri süren Aktaş, kendisinin ve kardeşlerinin hak ettiği meşru ödemelerin yapılmayarak kamu gücü kullanılması suretiyle baskı altına alındıklarını ve kendilerinden maddi taleplerde bulunulduğunu savundu.

Aktaş, 22 ve 141 numaralı eylemlerde talimatların doğrudan İmamoğlu adına iletildiğini, 142 numaralı eylemde ise Florya’daki başkanlık konutunun toplantı için kullanıldığını belirtti.

Taleplerin İmamoğlu’nun danışmanı üzerinden açıklandığını ve aynı yöntemin yıllar boyunca çok sayıda iş insanına uygulandığını ileri süren Aktaş, “Sistemin siyasi ve idari lideri Ekrem İmamoğlu’dur” dedi.

Talepleri ileten ve paraları teslim alan kişilerin değiştiğini ancak talimatın dayandırıldığı makamın, baskı yönteminin ve amacın değişmediğini savunan Aktaş, dosyaya sunduğu bilirkişi raporunun da bu hususlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“BU ÖDEMELER RÜŞVET DEĞİL, İRTİKAP KAPSAMLI ÖDEMELERDİR”

Her üç eylem bakımından hakkında rüşvet suçundan kamu davası açıldığını ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesinin talep edildiğini belirten Aktaş, maddi olayların birlikte değerlendirilmesi halinde ödemelerin rüşvet niteliğinde olmadığını savundu.

Ödemelerin irtikap kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri süren Aktaş, bunların kardeşlerinin devam eden işlerine ilişkin hak ediş bedellerinin ödenmesini sağlamak amacıyla zorunlu şekilde yapıldığını söyledi.

Bu ödemelerin herhangi bir menfaat elde etmek için gönüllü olarak yapılan rüşvet ödemeleri olmadığını belirten Aktaş, mevcut hak edişlerin ödenmesi için talep edilen ve aksi durumda haklarının akıbetinin belirsiz hale geleceği bir ortamda mecburen gerçekleştirilen ödemeler olduğunu savundu.

Aktaş ayrıca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde İETT ile ilgili diğer eylemler bakımından “ihaleye fesat karıştırma” suçlaması yönünden duruşma savcısının beraat yönünde mütalaa verdiğini söyledi.

“EĞER ORTADA İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA EYLEMİ YOKSA NEDEN RÜŞVET VERİLSİN?”

Aktaş, savunmasının bu bölümünde mahkemeye temel bir soru yöneltti.

“Eğer ortada ihaleye fesat karıştırma eylemi yoksa bu ihalenin sonucunu etkilemek amacıyla neden rüşvet verilsin?” diye soran Aktaş, ihaleye fesat karıştırıldığı kabul edilmeyen bir eylemin aynı zamanda ihale sonucunu değiştirmek amacıyla rüşvet verilmesi olarak değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.

Aynı maddi olayın bir dosyada ihaleye fesat suçlaması bakımından beraat konusu edilirken başka bir dosyada rüşvet verme eylemi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdü.

Yolsuzlukların ortaya çıkarılmasına bizzat yardımcı olduğunu belirten Aktaş, anlattığı hususları mümkün olduğunca somut belge ve delillerle desteklediğini söyledi.

Kendi beyanlarıyla soruşturma ve kovuşturma sırasında ortaya çıkan maddi olguların örtüştüğünü savunan Aktaş, bunun ifadelerinin gerçeğe uygun olduğunu gösterdiğini iddia etti.

Özellikle parayı teslim eden ve alan kişilere ilişkin HTS kayıtlarının, olayların tarih ve saatlerinin birbirleriyle örtüştüğünü belirten Aktaş, anlatımlarının yalnızca sözlü iddialardan ibaret olmadığını; banka kayıtları, HTS verileri ve dosyadaki diğer maddi delillerle desteklendiğini söyledi.

“BERAATIMA KARAR VERİLMESİNİ TALEP EDİYORUM”

Savunmasının sonunda dosyadaki tüm delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesini isteyen Aktaş, üzerine atılı rüşvet suçundan beraatine karar verilmesini talep etti.

Aktaş, “Bu nedenlerle dosya kapsamındaki tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek üzerime atılı rüşvet suçundan beraatıma karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımla arz ve talep ederim. Teşekkür ederim beni dinlediğiniz için” diyerek savunmasını tamamladı.

Kaynak: Haberler.com
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.