Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir?
Haberler » Gündem » Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir? - Haberler

Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir?

İran Devrim Muhafızları, Ukrayna uçağını Cruise füzesi zannettikleri için düşürdüklerini açıklamasının ardından Cruise füzesi özellikleri merak edildi. Peki Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir? İşte Seyir füzesi Cruise füzesi hakkında merak edilenler…

Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir?

'da düşen ve 176 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazası ardından İran yetkilileri "Hava savunma operatörümüz uçağı Cruise füzesi sandığı için yanlışlıkla için vurdu" açıklamasını yaptı. Açıklama sonrası vatandaşlar Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir gibi konuları araştırdı.

CRUİSE FÜZESİ NEDİR?

Cruise füzesi kaldırıcı kuvvet olarak kanatçıklarının yardımıyla havanın dinamik yapısından, sürüklenmeyi dengelemek için de çekiş kuvvetlerinden bunun içinde jet motorundan faydalanan güdümlü bir füze sistemidir. Kruz füzesi genel olarak içerisinde klasik patlayıcı veya nükleer bomba bulunan savaş başlıklarını yüzlerce kilometre taşımak üzere tasarlanmıştır. Gelişmiş kruz füzeleri süpersonik veya yüksek sesaltı hızla ilerleyen, kendi kendine sevk edebilen, radara yakalanmamak için çok alçak irtifadan uçabilen araçlardır. Genel olarak bu araçlar savaş başlığı taşımaları ayrıca keşif veya özetleme değil saldırı amacı taşıdıklarından insansız hava aracı sınıfına girmezler.

Bu füzelerin atası Birleşik Krallık tarafından 1920li yıllarda denenen Larynx model araçtır. 1944 yılında ise Almanlar gerçek anlamda bir kruz füzesi olan V-1i üretti. V-1 füzesi uçak gövdesinden, kısa kanatçıklı, motoru arka tarafında basit bir güdüm sistemi olan bir silahtı. Güdüm sistemi çok basit jiroskop sisteminden ibaretti. V-1 itiş gücünü pulse-jet motordan alıyordu. Bu motorun çıkarttığı sesden ötürü V-1e kısaca "uçan bomba" adı verildi. Yüksek vuruş etkisinden ötürü sadece geniş alanlara örneğin şehirlere karşı kullanıldı. V-1 ve ilk olarak üretilen diğer benzer silahlar kısaca uçan bomba olarak da anılmaktadır. II. Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluğu fazladan patlayıcı yüklenmiş pilotlu kamikaze, genel amaçlı roket motorlu ve pilotlu Ohka model uçakları üretti.

Savaştan hemen sonra USAFnin elinde birbirinden farklı 21 güdümlü füze porojesi vardı ki bunlar içerisinde kruz füzeleri de bulunuyordu. Dört tanesi hariç diğer projeler iptal edildi. Bunlar BANSHEE, SM-62 Snark, SM-64 Navaho ve MGM-1 Matadordu. BANSHEE tasarım olarak Afrodit Operasyonuna çok benziyordu ve Afrodit projesi başarısız olunca, 1949 yılının Nisan ayında BANSHEE projesi de iptal edildi.[1].

Soğuk Savaş döneminde hem ABD hem de SSCB karadan,denizaltından ve uçaktan atılabilen farklı kruz füzesi denemeleri yaptı. Sonunda Amerikanlılar temel özelliklerini V-1 den alan SSM-N-8 Regulus füzesini geliştirdi.

Bunun yanında Amerikan Hava Kuvvetleri yine V-1 e çok benzeyen karadan karaya fırlatılabilen kanatlı, taşınabilir, nükleer kapasitesi olan MGM-1 Matador füzesini geliştirdi. Bu füzeler daha sonra Batı Almanya, Tayvan ve Güney Kore ye yerleştirildi. 7 Kasım 1956 tarihinde Batı Almanya da bulunan ABD Hava Kuvvetlerine ait Matador birlikleri habersiz bir şekilde heran ateşlenecek şekilde yerleştirildi. Bunun en önemli sebebi 1956 Macar Devrimine karşı SSCB birliklerinin Macaristana girmesiydi.

Cruise füzesi

CRUİSE FÜZESİ HAKKINDA?

1957 ile 1961 yılları arasında ABD tutkulu ve iyi şekilde maddi destek sağlanmış bir program dahilinde nükleer başlık taşayabilen Pluto Projesini hayata geçirdi. Pluto düşman hava radarlarına yakalanmadan, yere yakın bir irtifadan Mach 3 hızı üzerinde uçan ve savaş başlığında hidrojen bombası taşıyabilen bir güdümlü füzeydi. Bu proje esnasında 1961 yılında gücü 500 megawatta dayanan bir motor geliştirildi ki o zamana kadar üretilen en güçlü motordu. Bu proje ICBMlerin üretilmesiyle terkedildi.

Balistik füzeler genellikle geniş alanlarda kullanmak için üretilmiştir Ruslar ise nükleer ve klasik patlayıcı taşıyan tipteki kruz füzelerini Amerikan Deniz Kuvvetlerine ait uçak gemisi filolarına karşı kullanmak üzere geliştirdi. SSCB ye ait büyük denizaltılar (örneğin Echo ve Oscar sınıfı) bu tür silahlarla donatılmış ve ABD uçak gemisi filolarını denizlerde birer gölge gibi izlemiştir. Bu silahların havadan fırlatılan (ALCM) modelleri Backfire, Bear ve Blackjack model Rus ağır bombardıman uçaklarına yüklenmiştir.

Savaşbaşlığı

Birçok kruz füzesinin savaş başlığında klasik türde 500 kiloya yakın patlayıcı bulunur. Bunun sebebi bu füzeler gemileri batırmak ve sığınakları yok etmek amacını taşımaktadır. Bazıları ise nükleer başlık da taşımaktadır.

Havadinamiği

Kruz füzeleri aynen uçaklarda kullanılan kanatlardan yararlanarak havada süzülür.

Motor

Birçok kruz füzesi itiş gücü olarak jet motoru, ile turbofan motorundan yararlanır.

Güdüm

Seyrüsefer sistemi olarak en ucuz sistemler radarlı ve barometrik irtifaölçer . Şu an kullanılan bazı füzelerde ise Uydu seyrüsefer ya da jiroskopik güdüm sistemlerinden yararlanılır. Bunlarda nazaran çok daha pahalı olan GPS ve TERCOM sistemleri vuruş yüzdesi bakımından daha başarılıdır. Gemisavar kruz füzeleri olan RGM-84 Harpoon ve SS-N-12 Sandboxnun ise kızılötesi ve radar güdüm sistemleri vardır.

CRUİSE FÜZESİ TÜRLERİ

Kruz füzeleri ebatları, hızları, menzilleri ve nereden atıldıklarına (kara,hava, gemi ya da denizaltından) göre türlere ayrılır. Birçok füze benzer teknik özellikleri olmasına rağmen fırlatma platformlarından ötürü ufak değişiklikler gösterebilir.(örneğin uçak ve denizaltından fırlatılan modeller gemiden fırlatılanlara nazaran daha küçük ve hafif olur)

Güdümleme sistemi olarak çok değişik sistemler kullanılır. Bazı modeller değişik güdüm sistemleri ile uçabilir. Bunlar Jiroskopik seyrüsefer, TERCOM, ve Uydu seyrüsefer sistemleridir. Büyük kruz füzeleri hem klasik patlayıcı hem de nükleer başlık taşırken, küçük olanları sadece klasik patlayıcı bulunan başlıklar taşır.

Hipersonik

Hipersonik kruz füzeler çok yüksek hızlarda uçma kabiliyetine sahiptir.

Örneğin:

Brahmos-2 (Hindistan/Rusya ortak üretimi) (2013)

Süpersonik

Bu füzeler kullandıkları ramjet motorları sayesinde ses hızının üzerinde uçabilirler. Bu füzelerin menzili 100–500 km arasıdan değişir. Farklı seyrüsefer sistemleri kullanılmaktadır.

Örneğin:

SLAM

P-500 Bazalt (SSCB/Rusya)

P-270 Moskit (SSCB/Rusya)

P-800 Oniks (SSCB)

P-700 Granit (SSCB/Rusya)

PJ-10 BrahMos (Hindistan/Rusya)

Uzun menzilli sesaltı

Hem ABD hem de eski SSCB döneminde birçok uzun menzilli sesaltı güdümlü füzesi üretildi. Azami 1,000 km menzilli füzeler ortalama 800 km/s hıza ulaşıyordu. 1.500 kgya yakın fırlatma ağırlığı bulunan füzeler hem klasik hem de nükleer başlık taşıyabiliyordu. İlk üretilen modelleri jiroskopik seyrüsefer sistemi ile donatılmış,ardından sıkça TERCOM ve DSMAC sistemler kullanılmıştır. Günümüz modern füzelerinde ise uydu seyrüsefer sistemleri kullanılmaktadır. Örneğin:

AGM-86B (ABD)

BGM-109 Tomahawk (ABD/Birleşik Krallık)

Kh-55 Granat (SSCB)

Hyunmoo IIIC (Güney Kore)

Babur 2 (Pakistan) tasarım aşamasında

Nirbhay (Hindistan) tasarım aşamasında

Orta menzilli sesaltı

Bu füzeler aynı ebat ve aynı hız özelliklerine sahip olmalarına rağmen azami menzilleri 1.000 km nin altındadır. Farklı seyrüsefer sistemleri kullanılmaktadır.

Örneğin:

Taurus KEPD 350 (Almanya/İsveç)

Storm Shadow/SCALP (İngiltere/Fransa)

Babur (Pakistan)

Ra'ad ALCM (Pakistan)

Hyunmoo IIIA/B (Güney Kore)

Kısa menzil

Bu kısa menzilli sesaltı füzelerinin ağırlığı ortalama 500 kg (1.100 lb) ve azami menzilleri 70 ila 300 km (40-200 mil) arasında değişmektedir. Seyrüsefer sistemi olarak büyük modeller ile aynı sistemleri kullanmaktadır. Her zaman kruz füzesi olarak anılmazlar. Örneğin:

AGM-84 Harpoon (ABD)

RBS 15 (Almanya/İsveç)

C-802 (Çin)

SOM seyir füzesi (Türkiye)

Bu füzeler genellikle yüksek öneme sahip düşman gemi, komuta merkezi,sığınak, köprü ve barajlarına karşı kullanılmak üzere üretilmiştir.Gümünüz füzeleri sahip oldukları gelişmiş seyrüsefer sistemleri sayesinde yüksek vuruş yüzdeleri yakalamaktadır.

Özellikle 2001 yılınd ABD deniz güçleri tarafından kullanılan BGM-109 Tomahawk modeli ordunun en başarılı ve kullanılan silahlarından birisi olmuştur. Gemi ve denizaltılardan atılan füze uzun menzillerden kara hedeflerine karşı klasik patlayıcı başlıkları ile yüksek vuruş yüzdesi yakalamıştır. Tanesi 600,000 Amerikan dolarına malolmaktadır.[2] Bu füzenin havadan fırlatılan bir modeli olan AGM-86 ABD hava kuvvetleri tarafından kullanılmaktadır. Bu füze . B-52 Stratofortress bombardıman uçağından fırlatılmaktadır. Hem Tomahawk hem de AGM-86 füzeleri Çöl Fırtınası Harekatı süresinde yoğun biçimde kullanılmıştır. İngiliz Kraliyet Ordusu Deniz Kuvvetlerine bağlı nükleer denizaltılar yine Amerikan yapımı bu füzelerden kullanmaktadır. Kraliyet Donanması 1999 yılında Kosova Savaşı sırasında bu füzelerden fırlatmıştır.

Hem Tomahawk (AGM-109) hem de ALCM (AGM-86) USAF için B-52 ağır bombardıman uçaklarından fırlatılacak nükleer ALCM kruz füzesi olmak için yarışmıştır. USAF uçaklardan fırlatmak için AGM-86 , hem USAF hem de Deniz kuvvetleri kamyon ve gemilerden fırlatmak için AGM-109 modelini seçmiştir. Kamyondan fılatılan AGM-109,Pershing II ve SS-20 Orta Menzilli Balistik Füzeler SSCB ile imzalanan Orta Menzilli Nükleer Güçlerin azaltılması anlaşması çerçevesinde imha edilmiştir.

Hindistan ve Rusya ortak olarak süpersonik hızda uçabilen kruz sınıfında BrahMos füzesi üzerinde çalışmaktadır. Brahmos'un üç farklı modeli vardır: Gemiden/karadan fırlatılan, havadan fırlatılan ve denizaltından fırlatılan. Gemiden/karada fırlatılabilen modeli 2007 sonlarında hizmete girmiştir. Brahmos kara hedeflerine karşı kullanılmak üzere geliştirilmiştir. Ruslar bunun yanında başka modeller üzerinde çalışmaya devam etmektedir Bunlar: SS-N-12 Sandbox, SS-N-19 Shipwreck, SS-N-22 Sunburn ve SS-N-25 Switchblade. Bu alanda İngiltere ve Fransa Storm Shadow, Almanya ve İspanya Taurus missile ve Pakistan tek başına Tomahawk kruz füzesine benzeyen Babur füzesi üzerinde çalışmaktadır. Çin ve Tayvan C-802 kruz füzesi üzerinde çalışmaktadır. Bu füzeler başlıklarında kimyasal, biyolojik, nükleer ve klasik patlayıcı taşıyabilir.

Nükleer başlıklı modelleri

SSM-N-8 Regulus

ABD nin elinde 460 adet AGM-129 Gelişmiş Kruz Füzesi ve bunlarda kullanılabilecek W80 model ve içerisinde 5 kt ila 150 kt güçleri arasında nükleer bomba taşıyan savaş başlığı bulunmaktadır. Bu füzeler B-52 Stratofortress (B-52H) uçaklarından harici kundaklardan fırlatılabilir. Ayrıca ABD nin elinde nükleer başlık taşıyabilen 350 adet denizden fırlatılabilen kruz füzesi bulunmaktadır. Bu füzelerin 3000 km. menzillidir. Bu füzeler gemilerin depolarında saklanmaktadır.

SSM-N-8 Regulus nükleer savaş başlığı taşımak için tasarlanmıştır.

Ruslara ait Kh-55SM kruz füzesi Amerikan AGM-129 ile aynı menzile (3000 km) sahip olmasına rağmen çok daha güçlü (200 kt.) savaş başlığı taşıyabilir.

Günümüz çatışmalarına etkileri

Kruz füzeleri çatışmalarda tek bir seferde milyon dolarlar harcanan en pahalı silah sistemlerinin başında gelir. Buradaki en önemli sorun vurulan hedef değerinin harcanan füzelere değip değmediğidir. Örneğin halen sürmekte olan Ebedi Özgürlük Harekatı esnasında vurulan hedeflerin kıymetinin harcanan kruz füzelerine kıyasla kıymetsiz olması bu füzelerin kullanımı hakkında bazı soru işaretlerini akıllara getirmektedir. Ancak pilotların eğitimi , askeri kuvvetlerin desteklenmesi ve kontrolü ile ilgili bütün sabit ve daimi tesis maliyetleri kıyaslandığında bu ve benzerleri insansız hava taşıtlarının maliyetleri araçlar ucuz kalmaktadır. Bunun yanında pek çok ordu askerlerinin hayatını riske atmak yerine böyle silahları kullanmayı tercih eder.

"Cruise" füzesi uçuş süresinin tamamında veya büyük bir kısmında normal bir uçak gibi uçan ancak pilotu olmayan güdümlü silah sistemlerine verilen genel bir isimdir. "Cruise" füzelerini oldukça eski bir geçmişleri vardır, kolay yapımları, diğer füze sistemlerine nazaran daha ucuz olmaları ve değişik yerlerden, havadan, karadan ve denizden fırlatılabilmeleri onları cazip hale getirmiştir.

ABD arsenalinde bugün 2000 kilometre mesafeden hedefe fırlatılabilen ve hedefi birkaç metre hatayla vurduğu iddia edilen "Cruise" füzeleri mevcuttur.

Askeri amaçla kullanılan ilk "Cruise" füzesi 2. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Londra'yı bombardıman için kullandıkları V-1 uçan bombalardır. V-1'ler karadan, açılı bir platform üzerinden bir roket motoru (RATO) yardımıyla fırlatılmakta, fırlatma tamamlandıktan sonra V-1 uçuşa geçince ramjet ana motoru devreye girmekte ve roket motoru otomatik olarak düşmektedir. Bundan sonra V-1 bir uçak gibi hedefine doğru yoluna devam etmektedir. O zamanki teknoloji bugünün elektronik teknolojisinin çok gerisinde olduğu, örneğin uydu bağlantılı GPS sistemleri henüz gelişmediği veya keşfedilmediği için V-1'ler yere çok yakın ve arazi düşey kesitine paralel bir şekilde uçma olanağına sahip değildi. Bu nedenle yükseklerde uçan Hawker "Typhoon" ve Gloster "Meteor" gibi hızlı av uçakları tarafından kolayca yakalanıyorlardı.

2. Dünya Savaşı'nın Pasifik Cephesi'nde sona ermesi atom bombasının Amerikan B-29'u "Enola Gay" tarafından Hiroshima'ya ve daha sonra da Nagasaki'ye atılması sonucu mümkün olmuştur. Bu olayın neticesi harbin bütün galipleri dikkatlerini nükleer silahlara ve bunu düşman üzerine gönderebilecek uzun menzilli balistik sistemlere çevirmişlerdir.

1950'li yılların ortalarına gelindiğinde kıtalararası (ICBM) balistik füzeler henüz emekleme seviyesindeydi. USAF'ın orta menzilli (IRBM) füzeleri olan Jupiter ve Thor henüz devreye girmemişti. Sovyetler Birliği'nde de durum aynıydı. SS-6 ancak 1960'da hizmete girebilmiştir. Hakiki manadaki ilk kıtalararası Sovyet füzesi olan SS-7'nin üretimine 1956'da karar verilmiş olmasına rağmen deneyler 1960'a kadar devam etmiş, servise girişi ise bunu takip eden yıllarda olmuştur

Uzun menzilli bombardıman uçakları ile nükleer bombaların taşınabilme olanağı vardı ve bütün süper güçler bu olanağı zaten kullanıyordu. Sovyetler'in Tu-95 ve Tu-16'sı, USAF'ın B-36'sı, B-47'si ve hatta 1956'da devreye giren B-52'si bu uçaklar arasında sayılabilir. Ancak bombardıman uçaklarının av-önleme uçakları tarafından havada önlenebilme ve imha edilebilme, hava alanlarının da daha önceden tahrip edilebilme olanağı olduğundan nükleer başlıkları daha güvenli bir şekilde, atmosfer dışından parabolik bir trajektoride taşıyabilecek çok kademeli kıtalar arası füzelere ihtiyaç vardı. Ancak bu talebin 1960'lı yıllardan önce karşılanamayacağı ortadaydı. O zaman ne yapılmalıydı? Tek çıkış yolu bir ara çözüm bulunmasındaydı. Balistik füzeler devreye girene kadar aradaki boşluğun o günün oldukça gelişmiş jet teknolojisini kullanan "Cruise" füzeleri ile kapatılması yoluna gidildi. Amerikalı'ların geliştirdiği uzun menzilli, satıhtan fırlatılabilen RGM-6 "Regulus", MGM-13 "Mace" ve MGM-61 "Matador"füzeleri bu uygulamanın en önde gelen örneklerindendir. Sovyetler'in MiG-15'den geliştirdikleriAS-1 "Kennel", AS-2 (Kh-20) ve AS-3 (Kh-20) de bu uygulamanın havadan kara hedeflerine fırlatılan belirgin örnekleridir. Satıhtan satıha atılanlar arasında daSS-N-3 "Sepal" sayılabilir.

Tabii bu uygulamanın en büyük mahsuru, bu füzelerin daima devamlı gelişmekte olan hızlı av-önleme uçaklarının tehdidi altında olmalarıydı. Radara kolayca yakalanıyorlar ve hemen önleme uçakları önlerine çıkıyordu. Bu nedenlerle balistik kıtalar arası (ICBM) ve orta menzilli (IRBM) füzeler devreye girince bu ikinci kuşak diyebileceğimiz "Cruise" füzeleri devre dışı bırakıldı.

Ancak geçen zaman içinde bir taraftan anti-balistik füze sistemleri geliştirilmeye başlandı diğer yandan da nükleer silahların terk edilmesi için uluslar arası andlaşmalar imzalandı ve balistik füzeler imha edilmeye başladı. Kalan füzeler de konvensiyonel silah sistemlerini taşımak için çok pahalı elemanlardı. Bu nedenlerde tekrar "Cruise" füzelerine bir geri dönüş başladı; ancak bu sefer gelişen teknolojinin ışığı altında.

Yeni Dönem "Cruise" füzeleri:Bugün en az oniki ülke "cruise" füzesi üretmekte ve ihraç etmektedir. Kullanıcıların sayısı ise bilinmemektedir. Bu füzeler uzun menzilli havadan-karaya, karadan-karaya füzelerden kısa veya orta menzilli gemi-savar füzelere kadar büyük çeşitlilik göstermektedir. Bunlardan bazılarını saymak gerekirse İngiliz yapımı "Sea Eagle", Çinyapımı"Silkworm", Fransız "Exocet", Alman "Kormoran", İsrail "Gabriel", İtalyan "Otomat", Norveç "Penguin", İsveç "RBS-15" ve ABD yapımı "Harpoon", "BGM-109 Typhoon", AGM-69 "ALCM Cruise" füzeleri sayılabilir. Sovyetler Birliği/Rus Federatif Cumhuriyeti'nin ürettiği "Cruise" füzeleri ise daha büyük bir çeşitlilik göstermektedir. AS-16 (Kh-15), AS-16 (Kh-55), AS-5 (KSR-2) ve AS-4 (Kh-22) havadan atılan, SS-N-9 , SS-N-12 , SS-N-19 denizden, satıhtan veya denizaltından fırlatılan füzeler sayılabilir.

"Cruise" füzeleri gelişen teknolojilerin sağladığı üstünlükler sayasinde son derece alçaktan uçabilen, arazi konturlarını ve düşey kesitini izleyebilen, birkaç metre hata ile hedefi vurabilen, bu işlemleri yaparken radarlara ve düşman uçaklarına yakalanmayan, uçucu personelin kaybına neden olmayan en ucuz çözümlerdir.

Deniz altından fırlatılan "Tomahawk"ların tek farkı daha kalın bir zırha sahip olmaları ve bunun neticesi 36 kilo daha ağır olmalarıdır. Fırlatma işlemi bir torpido kovanından su jeti vasıtasıyla yapılmakta, roket su sathına gelir gelmez roket motoru devreye girmektedir. Bundan sonraki işlemler satıhtan fırlatılan "Tomahawk"larla benzerlik göstermektedir.

Havadan atılan AGM-86'larda ise füze daha B-52H'ın kanat altındaki pilonu veya gövde içindeki yuvasını terkederken turbofan motoru çalışmaya başlamakta, füze gövdeden ayrıldıktan sonra ana kanatlar açılarak kontrollu uçuşa geçmektedir.

Günümüzün modern ABD menşeili "Cruise" füzeleri GPS yer belirleme ve yön bulma sistemleri, TERCOM arazi konturlarına uyum sağlıyan sistemler ve DSMAC dijital görüntülü arazi uyumu sistemleri ile donatılmıştır. Daha önceki, örneğin Körfez Savaşı'nda kullanılan "Cruise" füzeleri GPS yerine ataletsel belirme sistemi olan IPS'leri kullanıyorlardı.

GPS sistemi uydular ile haberleşme neticesi füzenin yerküre üzerindeki konumunu sağlamaya, rotasını tanzim etmeye ve düzeltmeye yarayan bir sistemdir. Bu sistemin işlemesi için fırlatıcı araç, uydu ve "Cruise" füzesi arasında bir haberleşmeye (communications) ihtiyaç vardır.

TERCOM sistemi ise aşağı bakan bir radar gibi çalışarak arazi konturlarını takip eder, uçuş güzergahındaki arazinin düşey kesitlerini çıkararak füze bilgisayarına aktarır. Aktarılan bu bilgiler daha önce füze bilgisayarına yüklenmiş olan üç boyutlu arazi haritasıyla karşılaştırılır, gerekirse güzergah düzeltilir veya füze planlanan irtifadan ve güzergahtan uçmaya devam eder. Bu irtifa zaman zaman 15-20 metreye kadar inmektedir.

Yeni "Cruise " füzelerinin burunlarına dijital bir kamera yerleştirilmiş bulunmaktadır. Bu kamera DSMAC denen bir sisteme bağlıdır ve tespit edilen dijital görüntü ile arazi korelasyonunu sağlar, sonuçta hedefin belirlenmesini temin eder.Ancak görünen hedef daha önce bilgisayara yüklenmiş olan bir data olup bina o anda terk edilmiş olabilir. Bu özellik en son nesil "Cruise" füzesi olan AGM-129'larda yok edilmeye çalışılmaktadır.

ABD'NİN "CRUİSE" FÜZELERİ:

ABD'nin elindeki modern "Cruise" füzeleri üç ana tipten oluşmaktadır.

1. GLCM: Ground Launched Cruise Missile- Yüzeyden Fırlatılan Cruise Füzesi

2. ALCM: Air Launched Cruise Missile: Havadan Fırlatılan Cruise Füzesi

3. SLCM : Surface Launched Cruise Missile: Yüzeyden Fırlatılan Cruise Füzesi

Donanmanın elindekilerin tamamı SLCM kategorisine girmektedir. "Tomahawk" olarak adlandırılan bu "Cruise" füzeleri dört ana modelden oluşmaktadır.

1. BGM-109A......................................... Kara taarruz, nükleer başlık taşıyabilir

2. BGM-109B (RGM-109B)..................Gemilere karşı

3. BGM-109C (RGM-109C).................Kara taarruz, konvensiyonel başlık

4. BGM-109D (RGM-109D).................Kara taarruz, konvensiyonel çoklu başlık (cluster munition)

Hava Kuvvetlerinin elindeki "Cruise füzeleri ise "ALCM" ve bunun geliştirilmiş modeli olan "ACM" (Advanced Cruise Missile- Gelişmiş Cruise Füzesi) versiyonlarından oluşmaktadır ve aşağıdaki modelleri içermektedir.

1.AGM-86B.......................................Nükleer başlıklı

2.AGM-86C.......................................Konvensiyonel başlıklı

3.AGM-86D.......................................Konvensiyonel başlıklı, AGM-86C'nin geliştirilmiş modeli

4.AGM-129........................................Nükleer veya konvensiyonel başlıklı, Radara görünmeyen (Stealth)

Bunlardan ilk üç model "ALCM", sonuncusu ise "ACM" olarak sınıflandırılmaktadır. Bunların tamamı B-52H'lar tarafından6'sı kanat altında ve 14'ü gövde içinde olmak üzere taşınabilmektedir. B-2'ler de AGM-86D ve AGM-129 taşıyacak tarzda modifiye edilmişlerdir.

Tomahawk füzelerinin maliyeti 600.000 ila 1.000.000 ABD Doları arasında değişmektedir.Boş ağırlığı 1588 kilogram olan bu füze 452 kilogram konvensiyonel silah başlığı taşıyabilmektedir. Menzili 1600 kilometrenin üzerinde olup uzunluğu 5.56 metre, kanat açıklığı ise 2.67 metredir.

Süratleri:ABD yapısı olan AGM-86'lar ve "Tomahawk"ların hızı yüksek subsonik hızdır. Yani modeline göre 550-600 mil/saat (880-960 km/saat) arasıdır.

Şu an hizmette olan Rus yapımı cruise füzelerinin süratleri ise süpersonik veya yüksek supersonik hızdır. Örneğin SS-N-12 nin hızı 2.5 Mach (2750 km/saat)dir.

B-52H'ların taşıdığı AGM-86'ların ise maliyetleri yaklaşık 600.00 ABD Doları civarındadır. 1469 kilogram boş ağırlığı olan bu füzeler 678 ila 1356 kilogram konvensiyonel savaş başlığı taşıyabilmektedir. Menzilleri de taşıdığı başlığa bağlı olarak 1000 kilometre civarında değişmektedir.

DETONASYON (PATLATICI) SİSTEMLERİ

ABD'nin konvensiyonel başlıklı "Cruise" füzeleri çarpma patlamalı başlıklara sahiptir. Bu başlıklar iki tiptir; parça tesirli başlık ve delici başlık. Nükleer başlıklı olanlar ise hedefin üzerinde belirli bir yükseklikte "proximity fuse" veya benzeri bir sistemle patlar.

CRUİSE FÜZELERİNE KARŞI ÖNLEM NASILDIR

Cruise füzelerine karşı önlemler, çok alçaktan uçabilen uçaklara karşı alınan önlemlerle aynıdır. Tomahawk ve AGM-86 gibi Cruise füzeleri hedefe çok alçaktan uçarak gelmekte, belirli bir yakınlığa yaklaşınca da yükselmekte ve bilahare pike yaparak hedefe dalışa geçmektedir. Yakalanabileceği en uygun an bu andır. Bu anda uçaksavar ateşi ve kısa menzilli SA (yerden havaya) füzeler ile vurulabilir. Diğer bir önlem de Rusya'nın elindeki MiG-25 ve özellikle bu iş için geliştirilmiş MiG-31'lerdir. MiG-31'lerin dördü birarada uçtuğu taktirde 800 kilometrelik bir cepheyi her yükseklikte radar ile tarayabilmekte ve hareketli bütün uçar nesneleri tespit edebilmektedir. Arkasından da roket veya top saldırısı ile tahrip edebilme yeteneğine sahiptir. ABD yapımı F-15C/D ve F-16'ların Block 42 ve 50'leri de bu yeteneğe sahiptir. Ama yine binlerce kilometrelik bir cephede bu iş oldukça zordur. Hele saldırganın elinde hava üstünlüğü varsa.


Haber Videosu

: Cruise füzesi nedir? Cruise füzesi menzili ve Cruise füzesi özellikleri nelerdir? Seyir füzesi nedir?
HABER YORUMLARI
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet

Haberler