Esmaül hüsna nedir? Esmaül husna dinle! Esmaül hüsna Türkçesi nedir? Esmaül hüsna oku | Allahın isimleri

Esmaül hüsna nedir? Esmaül husna dinle! Esmaül hüsna Türkçesi nedir? Esmaül hüsna oku | Allahın isimleri

14.11.2019 09:31 | Son Güncelleme: 02.09.2020 16:49

Esmaül hüsna en güzel isimler anlamına gelir ve Allah'ın isimlerini ifade eder. Allah'ın isimlerini öğrenmek isteyenler esmaül hüsna dinle, esmaul husna ılahı, esmaül hüsna okumak, esmaül hüsna zikir, esmaül hüsna sırrı, esma-i hüsna faziletleri, esmaül hüsna ve anlamları, esmaül hüsna Türkçesi ve esmaül hüsna duası gibi konuları araştırıyor.

Allah'ın isimleri anlamına gelen esmaül hüsna, "esmâ" kelimesi ile "en güzel" anlamındaki "hüsnâ" kelimesinin oluşturduğu bir kavramdır. Peki, esmaül hüsna Arapça okunuşu, esmaül hüsna tesbihat, ve esmaül hüsna fazileti nedir? Esmaül hüsna faziletleri, esmaül hüsna ilahisi, esmaül hüsna anlamları, esmaül hüsna oku, esmaül hüsna isimleri, esmaül hüsna çocuklar, esmaül hüsna faziletleri faydalari, esmaül hüsna ilahisi, esmaül hüsna anlamları ve teşbihleri gibi konular ve diğer detaylar haberimizde… Esma ül hüsna dinle!

ESMAÜL HÜSNA NE DEMEKTİR?

İsmin çoğulu olan "esmâ" kelimesi ile "en güzel" anlamındaki "hüsnâ" kelimesinin oluşturduğu bir sıfat tamlaması olan "esmâ-i hüsnâ", "en güzel isimler" anlamında Yüce Allah'ın bütün isimleri için kullanılan bir terimdir. Kur'an-ı Kerim'de, "Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur." (Tâhâ, 20/8); "...En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O galiptir, hikmet sahibidir." (Haşr, 52/24) mealindeki âyetlerde ifade edildiği gibi en güzel isimler Allah'a mahsustur. Çünkü bütün kemal ve yetkinliklerin sahibi O'dur. O'nun isimleri en yüce ve mutlak üstünlük ifade eden kutsal nitelemelerdir.

Allah Teala'nın Kur'an'da ve sahih hadislerde geçen pek çok ismi vardır. Kul bu isimleri öğrenerek Allah'ı tanır, O'nu sever ve gerçek kul olur. Kur'an'da, "En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'na o güzel isimlerle dua edin..." (A'râf, 7/180) buyrularak, esmâ-i hüsnâ ile dua ve niyazda bulunulması istenmiştir. Esmâ-i hüsnânın birden fazla olması, işaret ettiği zâtın birden çok olmasını gerektirmez, bütün isimler o tek zâta delalet ederler: "De ki: İster Allah deyin, ister Rahmân deyin, hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler ona aittir." (İsrâ, 17/110)

ESMA-İ HÜSNA

Ayet ve hadislerde Allah'ın isimleri "En güzel isimler" el-esmâü'l-hüsnâ" şeklinde ifade edilmektedir.

ESMAÜL HÜSNA OKU | ALLAH'IN İSİMLERİ

Allah(C.C.), Er-Rahmân, Er-Rahîm, El-Melik, El-Kuddûs, Es-Selâm, El-Mü'min, El-Müheymin, El-Azîz, El-Cebbâr, El-Mütekebbir, El-Hâlık, El-Bâri, El-Musavvir, El-Gaffâr, El-Kahhâr, El-Vehhâb, Er-Rezzâk, El-Fettâh, El-Alîm, El-Kâbıd, El-Bâsıt, El-Hâfıd, Er-Râfi, El-Mu'ız, El-Müzil, Es-Semi, El-Basîr, El-Hakem, El-Adl, El-Latîf, El-Habîr, El-Halîm, El-Azîm, El-Gafûr, Eş-Şekûr, El-Aliyy, El-Kebîr, El-Hafîz, El-Mukît, El-Hasîb, El-Celîl, El-Kerîm, Er-Rakîb, El-Mucîb, El-Vâsi, El-Hakîm, El-Vedûd, El-Mecîd, El-Bâis, Eş-Şehîd, El-Hakk, El-Vekîl, El-Kaviyy, El-Metîn, El-Veliyy, El-Hamîd, El-Muhsî, El-Mübdi, El-Muîd, El-Muhyî, El-Mümît, El-Hayy, El-Kayyûm, El-Vâcid, El-Macîd, El-Vâhid, Es-Samed, El-Kâdir, El-Muktedir, El-Mukaddim, El-Muahhir, El-Evvel, El-Âhir, El-Zâhir, El-Bâtın, El-Vâlî, El-Müteâlî, El-Berr, Et-Tevvâb, El-Müntekim, El-Afüvv, Er-Raûf, Mâlik-ül Mülk, Zül-Celâli vel ikrâm, El-Muksit, El-Câmi, El-Ganiyy, El-Mugnî, El-Mâni, Ed-Dârr, En-Nâfi, En-Nûr, El-Hâdî, El-Bedî, El-Bâkî, El-Vâris, Er-Reşîd, Es-Sabûr.

1. AYETLERDE GEÇEN ALLAH'IN İSİMLERİ

Kur'ân ayetlerinde Yüce Allah'ın isimleri isim veya

isim tamlamaları şeklinde geçmektedir.

el-A'lâ (en yüce, en şerefli),

el-A'lem (her şeyi en iyi bilen),

el-Alî (şanı, şerefi, izzeti ve kudreti yüce olan),

el-Âlim (bilen, anlayan, tanıyan),

el-Alîm (her şeyi çok iyi bilen),

el-Âhir (varlığının sonu olmayan, ölümsüz, ebedî ve bâkî),

el-Akrab (bilmesi, görmesi, duyması, haberdâr olması ve yardım etmesi açısından insanlara en yakın olan),

el-Azîm (zatı, isim, sıfat ve fiilleri itibariyle pek ulu, büyük, yüce),

el-Azîz (üstün, güçlü, kuvvetli, galip, şerefli, değerli, melik),

el-Bâri' (yaratan, örneği olmadan varlıkları îcat eden),

el-Basîr (aydınlık ve karanlıkta küçük ve büyük her şeyi gören),

el-Bâtın (mâhiyeti akıl ile idrâk olunamayan, hayal ile tahayyül edilemeyen, her şeyin iç yüzünü, sırlarını bilen), hayyül edilemeyen, her şeyin iç yüzünü, sırlarını bilen),

el-Berr (iyilik eden, çok lütufkâr, çok merhametli, çok şefkatli),

Câ'ılûn (yaratan, vâr eden, bir varlıktan başka bir varlık yapan),

el-Cebbâr (emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yaratıklarının hâllerini düzelten),

el-Ebkâ (verdiği nimetler sürekli ve hep kalıcı olan),

el-Ehad (eşi, benzeri ve ikincisi bulunmayan bir tek, yegâne),

el-Ekrem (en çok ikram eden),

el-Evvel (öncesi olmayan, yaratılmamış, ezelî ve kadîm tek varlık),

Fâil(ûn) (yapan, yaratan, vâr eden),

el-Fettâh (iyilik kapılarını açan, en âdil hüküm veren)

el-Ğaffâr (çok affeden, çok bağışlayan, günah ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan),

el-Ğafûr (çok affeden, çok bağışlayan),

el-Ğanî (zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan),

el-Habîr (her şeyden haberdar olan, gizli aşikâr her şeyi bilen, haber veren),

el-Hâdi' (hile yapanları cezalandıran)

el-Hâdî (hidayet eden, doğru yolu gösteren),

el-Hafî (çok ikram eden, son derece iyilik ve lütuf sahibi, her şeyi bilen, duaları kabul eden)

Hâfiz(ûn) (koruyup gözeten),

el-Hafîz (varlıkları yok olmaktan koruyan),

el-Hakîm (hikmet sahibi, her işi, emri ve yasağı yerli yerinde olan),

el-Hâkim (hükmeden, karar veren, haklıyı haksızı ayıran),

el-Hakem (hüküm veren, son kararı veren),

el-Hakk (varlığı, ilâh ve rab oluşu hak olan, eşyayı var eden, hakkı ızhar eden, mülk sahibi, yok olmayan, varlığında şüphe bulunmayan, âdil),

el-Halîm (çok sakin, hemen öfkelenmeyen, acele etmeyen, teenni ile hareket eden),

el-Hallâk (mükemmel yaratan, devamlı yaratan),

el-Hasîb (insanlara yeten, insanların yaptıklarını koruyup hesaba çeken),

Hâsib(în) (insanları sorgulayan, hesaba çeken),

el-Hayr (hayırlı olan, faydalı olan, iyilik eden),

el-İlâh (ma'bûd, Tanrı),

el-Kadîr (çok güçlü, çok kuvvetli, istediğini istediği gibi eksiksiz, kusursuz ve tam yapabilen),

el-Kâdir (güçlü, kuvvetli, her şeye gücü yeten),

el-Kâfî (kullarına yardım eden, vekil olan, yol gösteren, yaptıklarını bilen, gören, haberdar olan ve hesaba çeken),

el-Kahhâr (yenilmeyen, daima galip gelen),

el-Kâhir (galip gelen, zelil eden, güçlü, her şeyi kuşatan, yaratıklarını dilediği gibi yöneten),

el-Kâim (varlıkları görüp gözeten, koruyan, yöneten),

el-Karîb (af, mağfireti, rahmeti, bilmesi, görmesi ve duyması itibariyle kullarına yakın olan),

el-Kâşif (azap, sıkıntı, bela ve dertleri gideren),

Kâtib(ûn) (insanların yaptıklarını yazan),

Esmaül hüsna tablo

el-Kavî (kuvvetli, kudretli, her şeye gücü yeten),

el-Kayyûm (zatı ile kaim olana, ezelî ve ebedî, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklaması olmayan, varlıkları yöneten, koruyan, ihtiyaçlarını üstlenen),

el-Kebîr (zatı, isim ve sıfatları, şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti, değer ve izzeti pek yüce, ulu ve büyük),

el-Kerîm (değerli, şerefli, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan ),

el-Kuddûs (her türlü çirkinlik, noksanlık ve ayıplardan

uzak, tertemiz, bütün kemal sıfatları kendisinde toplayan, güzellik, iyilik ve ihsanlarıyla övülen),

el-Latîf (yaratıklara karşı yumuşak, çok merhametli, çok lütufkâr, ihsan sahibi, insanlara hak ettiklerinden fazlasını veren her şeyin detayını, sırlarını en iyi bilen, işleri çok hassas düzenleyen, gözle görülmeyen),

Mâhid(ûn) (yeryüzünü yaratıkları için elverişli, yarayışlı ve faydalı olarak yaratan),

el-Mâlik (bütün varlıkların sahibi),

el-Mecîd (çok şerefli, çok itibarlı),

el-Melik (bütün varlıkları yöneten, dilediğini yapan, dilediği gibi hükmeden),

el-Melîk (çok mülkü olan, her şeyin sahibi ve maliki, onları terbiye edip yetiştiren, mülk ve güç veren),

el-Metîn (çok kuvvetli, çok dayanıklı, acizliği, za'fiyeti ve gevşekliği olmayan),

el-Mevlâ (dost, yardımcı, görüp gözeten),

Mu'azzib(în) (suç işleyenleri, zalimleri, günahkârları cezalandıran),

el-Mu'ızz (izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şerefli kılan, aziz yapan),

el-Muhric (bir şeyi açığa çıkaran, bir varlıktan başka bir varlık var eden, gizli şeyleri ortaya çıkaran),

el-Muhît (ilim ve kudretiyle her şeyi kuşatan, her şeye muttali olan),

el-Mukît (her şeye gücü yeten, rızık veren, yapılanları bilen, koruyan, mükâfat veren),

el-Muktedir (güçlü, kuvvetli, istediğini istediği gibi yapan),

el-Musavvir (yaratıklara şekil ve özellik veren),

Mûsi('ûn) (gökleri genişleten),

el-Mübîn (varlığı aşikâr olan, hakkı ızhar eden, gerçeği beyan eden),

Mübrim(ûn) (hile ile kötülük yapmaya karar verenleri bilen, onların bu kötülüklerini boşa çıkran, onları kesin olarak cezalandıran),

Mübtelî(n) (deneyen, imtihan eden, gizli olanları açığa çıkaran),

el-Mücîb (duaları, istekleri, dilekleri kabul eden, ihtiyaçları karşılayan, sıkıntıları gideren),

el-Müheymin (insanların bütün yaptıklarını bilen, koruyan, görüp gözeten),

el-Mühlik (isyan eden, azan, günaha dalan ve zulmeden fert ve toplumları helâk eden),

el-Mü'min (yaratıklarına güven veren),

el-Müneccî (sıkıntı, bela ve azaptan kurtaran),

el-Münezzil (nimet veren, su, sekînet, melek, kitap ve peygamber indiren),

el-Münîr (ışık veren, aydınlatan),

Münşi'(ûn) (îcat eden, inşa eden, yapan, örneksiz olarak yaratan),

Müntekım(ûn) (suçluları cezalandıran),

Münzil(în) (melek, kitap, su ve sekînet indiren, nimet veren),

Münzir(în) (kullarına fayda ve zarar veren şeyleri bildiren; inkâr ve isyan edenlerin âkibetinin kötü olduğunu haber vererek onları bu davranışlardan sakındıran ve azabı ile korkutan),

Mürsil(în) (vahiy, peygamber, bol yağmur, aşılayıcı rüzgâr, koruyucu melek, âsiler için yıldırımlar ve âfetler gönderen),

el-Müste'ân (kendisinden yardım istenen, kendisine sığınılan),

Müstemi(ûn) (sesleri işiten, duyan),

el-Müte'âl (aşkın, pek yüce, ulu, eksik ve noksanlıklardan berî olan),

el-Mütekebbir (ihtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu),

el-Müteveffî (yaratıkların canlarını alan),

en-Nâsır (yardım eden),

en-Nesîr (çok yardım eden, sürekli yardım eden),

er-Râfi' (peygamber ve mü'minlerin itibar, şan ve şereflerini artıran, göğü yükselten),

er-Rahîm (çok merhametli),

er-Rahmân (çok merhametli),

er-Rakîb (insanların hâllerini, sözlerini, yaptıklarını

ve davranışlarını bilen, haberdar olan, murakabe edip koruyan),

er-Raûf (çok merhametli, çok şefkatli, çok acıyan),

er-Rezzâk (bol nimet, maddî ve manevî rızık veren),

Sâdık(ûn) (söz, iş, va'd ve va'îdinde doğru olan, her sözünü ve va'dini yerine getiren),

es-Samed (her şeyin kendisine muhtaç olduğu, yöneldiği,

her dilek ve isteğin mercii; hiç eksiği, kusuru ve ihtiyacı olmayan ulu, şanlı, dosdoğru, âdil ve güvenilir olan),

es-Selâm (eksiklik, acizlik, hastalık, ölüm ve benzeri şeylerden salim olan kullarına güven ve selamet veren),

es-Semî' (her sözü, bütün konuşulanları en iyi işiten, duyan)

Allah

Şâhid(în) (bilen, muttali olan, her şeye tanık olan),

eş-Şâkir (verdiği nimetlere şükreden ve çalışan kimseyi ödüllendiren),

eş-Şefî' (mü'minlerin yâr ve yardımcısı, azap ve sıkıntılardan koruyucusu olan),

eş-Şehîd (her şeye muttali olan, gören, bilen, haberdâr olan, her yerde hazır nazır olan, hiçbir şey kendisinden gizlenemeyen, bütün sırlara vakıf olan, her şeyi murakabe eden),

eş-Şekûr (ibadet eden kullarının mükâfatlarını bolca veren, az çok her itaati ödüllendiren),

eş-Şey (var olan, mevcut),

et-Tevvâb (sürekli tövbeleri kabul eden),

el-Vâhid (zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan, tek olan),

el-Vâlî (koruyup gözeten, yardım eden, işleri deruhte eden),

el-Vâris (bütün varlıkların sahibi, bâkî ve ebedî olan, her

şey kendisine dönen),

el-Vâsi' (güçlü, kuvvetli, ilim ve merhameti her şeyi kuşatan, bütün yaratıklara rızık veren, nimet ve ihsanı bol olan),

el-Vedûd (mü'minleri çok seven, kulları tarafından çok sevilen),

el-Vehhâb (karşılıksız çok nimet veren, ikram ve ihsanda devamlı olan, lütfu, ihsanı ve rahmeti bütün kulları kuşatan),

el-Vekîl (güvenilen, koruyan, yardım eden, görüp gözeten, her şeyin maliki ve yöneticisi olan),

el-Velî (dost, seven, görüp gözeten, yardım eden),

ez-Zâhir (varlığı her şeyden aşikâr olan, her şeye galip gelen, her şeyden yüce olan),

Zâri'(ûn) (ekinleri, bitkileri yetiştiren, büyüten),

Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ hû (Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah) (Toplam: 119)

İSİM TAMLAMALARI

Adüvvün li'l-kâfirîn (kâfirlerin düşmanı)

Âhizün bi nâsiyetihi (suçluları cezalandıran)

Ahkemü'l-hâkimîn (hüküm verenlerin en adili)

Ahsenü'l-hâlikîn (yaratanların, takdir ve tasvir edenlerin en iyisi)

Âlimü'l-ğaybi (gaybı bilen)

Allâmü'l-ğuyûb (görünmeyenleri çok iyi bilen)

Bâliğu emrihi (emri, hükmü hedefine ulaşan, kararını infaz eden)

Bedî'u's-semâvâti ve'l-ard (gökleri ve yeri örneği olmadan yaratan)

Berîü'n mine'l-müşrikîn (müşriklerden berî, uzak olan)

Câmi'u'n-nâs (kıyamette insanları bir araya toplayan, cem eden)

Ehlü'l-mağfire (mağfiret ehli, affedici )

Ehlü't-takvâ (azabından korkup sakınmaya, korunmaya lâyık olan)

Erhamü'r-râhımîn (merhamet edenlerin en merhametlisi )

Esdaku hadîsen (en doğru sözlü)

Esdeku kîlen (en doğru sözlü)

Esra'u ferahan (kullarının tövbesine çok sevinen)

Esra'u mekren (hile ve tuzak kuranları en süratli bir şekilde cezalandıran)

Esra'u'l-hâsibîn (hesap soranların, hesap görenlerin en süratlisi)

Eşeddü be'sen (çok şiddetli cezalandıran)

Eşeddü ferahan (kulunun tövbesine çok sevinen)

Eşeddü kuvveten (çok kuvvetli, çok güçlü)

Eşeddü tenkîlen (çok şiddetli cezalandıran)

Fa'âlü'n-limâ yürîd (dilediğini yapan)

Fâliku'l-abbi ve'n-nevâ (çekirdek ve taneleri çatlatan, yarıp açan )

Fâliku'l-ısbâh (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran)

Fâtıru's-semâvâti ve'l-ard (yeri ve gökleri yaratan)

Gâlib'ün 'alâ emrihî, (emirinde işinde ve hükmünde galip olan)

Ğâfirü'z-zenbi (günahları bağışlayan)

Hâliku külli şey'in (her şeyin yaratıcısı)

Hayru'l-fâsılîn (hükmedenlerin, haklı ile haksızı ayırt edenlerin en hayırlısı)

Hayru'l-fâtihîn (hükmedenlerin, nimet verenlerin, hayır kapılarını açanların en hayırlısı)

Hayru'l-ğâfirîn (bağışlayanların en hayırlısı)

Hayru'l-hâkimîn (hüküm ve karar verenlerin en hayırlısı )

Hayru'l-mâkirîn (hile ile kötülük yapanları bilemeyecekleri, anlayamayacakları cihetlerden daha şiddetli cezalandıran)

Hayru'l-münzilîn (nimet verenlerin, ikram edenlerin en hayırlısı)

Hayru'l-vârisîn (varislerin en hayırlısı)

Hayru'n-nâsırîn (yardım edenlerin en hayırlısı)

Hayru'r-râhımîn (merhamet edenlerin en hayırlısı)

Hayru'r-râzkîn (rızık, nimet verenlerin en hayırlısı)

Hayrun hâfizan (en iyi koruyup gözeten)

İlâhü'n-nâs (insanların ilâhı)

Kâbilü't-tevb (tövbeleri kabul eden)

Kâşifü'l-azâb (azabı, sıkıntıyı, derdi kaldıran)

Mâlikü yevmiddîn (hesap gününün maliki, sahibi)

Mâlikü'l-mülk (bütün mülkün sahibi)

Meliki'n-nâs (insanların meliki)

Mûhinü keydi'l-kâfirîn (kâfirlerin tuzağını zayıflatan,

boşa çıkaran)

Muhîtü'n bi'l-kâfirîn (kâfirleri kuşatan)

Muhyî'l-mevtâ (ölüleri dirilten)

Muhzî'l-kâfirîn (kâfirleri rezil rüsvay eden)

Mütimmü nûrihi (nurunu, dînini tamamlayan)

Nûru's-semâvâti ve'l-ard (gökleri ve yeri aydınlatan)

Rabbü külli şey'in (her şeyin rabbi)

Rabbü'l-âlemîn (âlemlerin rabbi)

Rabbü'l-ard (yeryüzünün rabbi)

Rabbü'l-arş (arşın rabbi)

Rabbü'l-felak (sabahın rabbi)

Rabbü'l-ızzeti (kudret ve şeref sahibi)

Rabbü'n-nâs (insanların rabbi),

Rabbü's-semâvâti (göklerin rabbi)

Rabbü'ş-şi'râ (Şi'ra yıldızının sahibi)

Refî'u'd-derecât (manevî dereceleri ve gökleri tabaka tabaka yükselten)

Semî'u'd-du'â (tövbeleri ve duaları duyan ve kabul eden)

Serîu'l-hısâb (hesabı, sorgulaması çok süratli olan)

Şedîdü'l-'azâb (azabı, cezalandırması çok şiddetli olan)

Şedîdü'l-'ıkâb (çok hızlı cezalandıran)

Şedîdü'l-mihâl (cezası, azabı, kuvveti çok şiddetli olan)

Vâsi'u'l-mağfire (bağışlaması, mağfireti bol olan)

Zü'l-fadli'l-azîm (çok ikram sahibi)

Zî't-tavl (lütuf, bağış, ikram, ihsan, af ve bağış sahibi)

Zü'l-ikrâm (ikram sahibi)

Zû fadlin ale'l-âlemîn (âlemlere nimet veren)

Zû fadlin ale'n-nâs (insanlara ikram eden),

Zû-intikam (intikam sahibi, âsileri, zalimleri cezalandıran)

Zü'l-'ıkâb (suçluları, günahkârları, zalimleri cezalandıran)

Zü'l-Arş (Arş'ın sahibi)

Zü'l-celâl ve'l-ikrâm (azamet ve kibriya, ikram ve ihsan sahibi)

Zü'l-kuvveti (güç ve kuvvet sahibi)

Zü'l-mağfire (af ve bağış sahibi)

Zü'l-me'âric (bütün derecelerin sahibi)

Zü'r-rahmeti (merhamet sahibi) (Toplam: 81)

Kur'ân'da Allah'ın güzel isim ve sıfatları bildirildiği gibi hadislerde de bildirilmektedir. Bazı hadislerde Allah'ınM güzel isimlerinin sayısı 99 olarak geçmekte, hadislerin bir kısmında bu isimler zikredilmekte, bir kısmında ise zikredilmemektedir.

Kuran-ı Kerim

HADİSLERDE GEÇEN ALLAH'IN İSİMLERİ

Ebû Hüreyre(r.a.) rivayet etmiştir:

"Allah'ın 99 ismi vardır. Yüzden bir eksik. Bu isimleri bir kimse ezberlerse (hıfz) cennete girer. O tektir, teki sever." (Buhârî, De'avât, 68, VII, 169)

"Allah'ın 99 ismi vardır, yüzden bir eksik. Kim bunları sayarsa (ihsâ) cennete girer." (Buhârî, Tevhîd, 12; Şurût, 18, ; Müslim, Zikir, 5, ; Nesâî, es-Sünenü'l-Kübrê, Nu'ût, 1, )

"Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları sayarsa (ihsâ) cennete girer." (Tirmizî, De'avât, 83 )

Tirmizî, bu rivayetinde 99 ismi zikretmiştir. Bu isimler şunlardır:

Allah, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, esSelâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, elMütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr, elKahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,

el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, el-Basîr,

es-Semi', el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm,

el-Azîm, el-Gafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz,

el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb,

el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd,

el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd,

el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, elHayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed,

el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel,

el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâlî, el-Berr, etTevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikü'l-Mülk,

Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi', el-Ganiyy,

el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdi, elBedî', el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.

el-Esmâü'l-Hüsnâ ile ilgili eser telif edenlerin hemen

hepsi Tirmizî'nin bu rivayetini esas almışlardır. Müslümanlar arasında meşhur olan da bu rivayette geçen isimlerdir.

Tirmizî'nin rivayetinde bulunduğu hâlde, isim kipiyle Kur'ân'da bulunmayan isimler şunlardır:

el-Adl (âdil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan)

el-Bâkî (sonlu ve ölümlü olmayan, varlığı sürekli olan, ebedî)

el-Bâsıt (dilediğine rızkı bol veren)

ed-Dârr (zarar veren şeyleri yaratan âsileri cezalandıran)

el-Kâbıd, (dilediğine rızkı daraltan, ölüm zamanı gelenlerin ruhlarını kabzeden)

el-Hâfıd (şan, şeref ve itibar bakımından kâfirleri alçaltan, değersiz yapan, cezalandıran)

el-Mâcid (çok şerefli, çok itibarlı olan)

el-Mâni' (istediği şeye engel olan, koruyan, kurtaran, yardım eden)

el-Mu'ızz (izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan)

el-Muhsî (insanların bütün yaptıklarını, olup biten her şeyi bilen ve koruyan)

el-Mukaddim (önce olan, öne alan)

el-Esmâü'l-Hüsnâ ile ilgili eser telif edenlerin hemen hepsi Tirmizî'nin bu rivayetini esas almışlardır. Müslümanlar arasında meşhur olan da bu rivayette geçen isimlerdir.

Tirmizî'nin rivayetinde bulunduğu hâlde, isim kipiyle Kur'ân'da bulunmayan isimler şunlardır:

el-Adl (âdil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi

hak ve doğru olan)

el-Bâkî (sonlu ve ölümlü olmayan, varlığı sürekli olan, ebedî)

el-Bâsıt (dilediğine rızkı bol veren)

ed-Dârr (zarar veren şeyleri yaratan âsileri cezalandıran)

el-Kâbıd, (dilediğine rızkı daraltan, ölüm zamanı gelenlerin ruhlarını kabzeden)

el-Hâfıd (şan, şeref ve itibar bakımından kâfirleri alçaltan, değersiz yapan, cezalandıran)

el-Mâcid (çok şerefli, çok itibarlı olan)

el-Mâni' (istediği şeye engel olan, koruyan, kurtaran, yardım eden)

el-Mu'ızz (izzet ve şeref, güç ve kuvvet, itibar ve şeref veren, aziz yapan)

el-Muhsî (insanların bütün yaptıklarını, olup biten her şeyi bilen ve koruyan)

el-Mukaddim (önce olan, öne alan)

el-Burhân (delil sahibi, kullarına delil gösteren, varlığına her şey delalet eden)

el-Cemîl (zatı, isim, sıfat, söz, fiil ve hükümleri iyi, güzel, iyilik ve ihsan sahibi)

ed-Dâim (ölümsüz, varlığı sürekli olan, bâkî ve dâim)

el-Ebed (ölümsüz, varlığı sürekli, bâkî ve dâim)

el-Fâtır (yaratan, îcat eden, yoktan var eden)

el-Hâfız (koruyup gözeten)

el-Kâfî (kullarına yardım eden, yol gösteren, yaptıklarını bilen, gören, haberdar olan ve hesaba çeken)

el-Kâhir (galip olan, zelil eden, güçlü, her şeyi kuşatan, yaratıklarını dilediği gibi yöneten)

el-Kâim (varlıkları görüp gözeten, koruyan, yöneten)

el-Karîb (af, mağfireti, rahmeti, bilmesi, görmesi ve duyması itibariyle kullarına yakın olan)

el-Mu'tî (nimet veren, ihsanda bulunan)

el-Mübîn (varlığı aşikâr olan, hakkı izhar eden, gerçeği beyan eden)

el-Mü'în (kullarına yardım eden)

er-Râşid (doğru yolu gösteren, her işi isabetli olan)

er-Rabb (varlıkları yaratıp yetiştiren, terbiye eden, eğiten, yetiştiren, her şeye nizamını, güzelliğini ve yeteneklerini veren, her şeyin maliki ve sahibi)

es-Sâdık (söz, iş, vaat ve vaîdinde doğru olan, her sözünü ve vaadini yerine getiren)

es-Sâmi' (sözlerin açığını da gizlisini de işiten)

es-Sedîd (her işinde doğru, âdil ve doğru sözlü olan)

et-Tâmm (zat, isim, sıfat ve fiilleri, eksiksiz, kusursuz ve mükemmel olan, acziyet ve zafiyeti olmayan)

el-Vâkî (yaratıklarını tehlikelerden koruyan)

el-Vitr (ilâh, yaratıcı ve mabud olmada eşi ve benzeri bulunmayan, tek olan)

Zü'l-kuvâ (güç, kuvvet sahibi)

Hadislerde geçen "99" rakamı, Allah'ın isimlerinin sayısını değil çokluğunu ifade eder. Allah'ın güzel isimleri bir sayı ile sınırlı değildir. (Abdullah bin Salih, s.132)

İmam Nevevî; "İslâm bilginleri bu hadislerdeki sayının

Allah'ın isimleri için hasr (sayısal sınırlama) ifade etmediği, hadisin bu isimlerin dışında Allah'ın isimlerinin olmadığı anlamına gelmediği konusunda ittifak ettiklerini, hadisin maksadının bu isimleri sayanların cennete gireceklerini bildirmek olduğunu" söylemiştir. (Nevevî, Şerhu Sahîh-i

Müslim, XVII, 5)

Hadislerde geçen "saymak (ihsâ)" ve "ezberlemek (hıfz)" kelimeleri ile maksat; Allah'ı güzel isimleriyle tanımak,

O'na O'nun istediği şekilde iman, ibadet ve itaat etmektir.

(Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sıfât, I, 30) Yoksa bu isimleri anlamadan ezberlemek ve tekrarlamak değildir. Meselâ bir insan yaptığı bir işte Allah'ın kendisini gördüğünü, yaptıklarını bildiğini, ameline göre ödül veya ceza vereceğini düşünmesi ve ona göre hareket etmesi Allah'ın isimlerini hıfz ve ihsâ'dır.

"Esmâ-i hüsnâ" ile ilgili rivayetlerin dışında da özellikle dua ile ilgili hadislerde Allah'ın güzel isimleri geçmektedir. Burada şu örnekleri verebiliriz:

Ekber; zatı ve isimleri, sıfat ve fiilleri, şanı ve şerefi, nimet ve ihsanı en yüce, en ulu (Müslim, Tahâre, 17; Tirmizî, De'avât, 25)

el-Fâtın; deneyen, imtihan eden (Mâlik, Kader, 5)

el-Ferd; tek, kadîm, ezelî, ebedî ve bâkî olan (Beyhakî, I, 161)

el-Hayî; edep ve hayâ sahibi, çirkinliği bulunmayan, bağış, ihsan ve nimeti terk etmeyen (Ebû Dâvud, Hammam, 2; İbn Mâce, Dua, 13; Nesâî, Gusl, 7)

Hâzimü'l-Ahzâb ; güçlü orduları ve toplumları bozguna uğratan, yenen (Müslim, Cihâd, 20, III, 1363) el-Kâdî; hakla hükmeden (Beyhâkî, el-Esmâ ve's-Sıfât, s. 111)

el-Muhsin; yaptığı şeyleri iyi, güzel, sağlam ve kaliteli yapan, insanlara ikram (Süyûtî, No: 1817. I, 215)

Mücriye's-Sehâb; bulutları hareket ettiren (Müslim, Cihad, 20) el-Mükevvin; ebedî olarak vâr olan (Ahmed, II, 539; Buhârî, Tevhîd, 26)

Münzilü'l-Kitab;Kitabı indiren (Müslim, Cihâd, 20- 21)

el-Müsa'ır;ürünleri azaltıp çoğaltan, kıtlaştırıp bollaştıran (Tirmizî, Büyu', 73; Ebû Davud, Büyu', 51) en-Nazîf ; sözleri, işleri ve hükümleri temiz, iyi ve güzel olan (Tirmizî, Edeb, 41)

er-Refîk ; yumuşak davranışlı, merhametli (Müslim,

Selâm, 15; Buharî, Edeb, 35; Ebû Davud, Edeb, 15)

es-Sâil ; insanları ahirette sorgulayan, hesaba çeken

(Müslim, İmâre, 45; Buhârî, Enbiya, 50)

es-Sâni'; varlıkları, iyi, güzel, sağlam ve muhkem yapan, fâil, halik, musavvir (Müslim, Zikr, 9)

es-Setîr ; kullarının ayıp ve kusurlarını örten (Nesâî,

Gusl, 7; Ebû Davud, Hammam, 2; Ahmed, IV, 224)

es-Seyyid; en şerefli, en yüce, kâinatın sahibi, maliki

ve yöneticisi (Ahmed, IV, 24; Beyhakî, el-Esmâ ve's-Sıfât,I,54)

es-Sübbûh; her türlü kötülük, eksiklik, acizlik ve noksanlıklardan uzak olan (Müslim, Salât, 223; Ebû Davut, Salât, 17;

Nesâî, Sünen, Tatbik, 11; Ahmed, V. 35, 99, 115,148)

eş- Şâfi' ; maddî ve manevî hastalıklara şifa veren, sıkıntıları gideren (Buhârî, Merda, 20, Tıb, 40; Müslim, Selâm, 46-48)

et-Tabîb; işleri en iyi yapan, bir şeyi en iyi bilen, mahir, hükmeden, karar veren, maddî ve manevî dertlere deva veren, şâfî (Ebû Davud, Tereccül, 18, No: 4207)

et-Tayyib; söz, iş ve hükümleri iyi, güzel ve faydalı olan, eksiklik ve noksanlardan münezzeh olan (Tirmizî, Edeb, 41; Müslim, Zekât, 65)

Allah'ın isimleri zikredilerek yapılan dualar kabule şayandır. Hem Kur'ân, hem de hadislerdeki dua örneklerinde dua öncesinde veya sonrasında Allah'ın güzel isimleri belirtilmiştir.

ESMAÜL HÜSNA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ESMAÜL HÜSNA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ESMAÜL HUSNA HAKKINDA MERAK EDİLENLER

ALLAH'IN 99 İSMİ HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadislerinde, Yüce Allah'ın 99 isminden söz ederek bu isimleri sayan ve ezberleyen kimselerin cennete gireceğini haber vermiştir (Buhârî, Da'avât, 68; Tevhîd, 12; Müslim, Zikr, 2; Tirmizî, Da'avât, 82). Hadislerde geçen "saymak" (ihsâ) ve "ezberlemek" (hıfz) ile maksat Allah'ı güzel isimleriyle tanımak ve O'na iman, ibadet ve itaat etmektir.

Allah'ın isimleri 99 ile sınırlı olmayıp bunların dışında başka isimleri de vardır. Söz konusu hadiste 99 sayısının zikredilmesi, sınırlama anlamında değil, bu isimlerin Allah'ın en meşhur isimleri olması sebebiyledir.

Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayet ettikleri hadiste bu doksan dokuz isim tek tek sayılmıştır (Tirmizî, Da'avât, 87; İbn Mâce, Duâ, 10).

Kuran-ı Kerim

ÇOCUKLARA ALLAH'IN İSİMLERİ VERİLEBİLİR Mİ?

Bir anne-babanın çocuğuna karşı görevlerinden birisi de ona güzel isim vermektir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), bir hadisinde insanların kıyamet günü isimleri ile çağrılacağını belirterek "Çocuklarınıza güzel isim koyunuz." (Ebû Davud, Edeb, 69) buyurmuştur.

Çocuklara Allah'ın isimlerini vermeye gelince, hemen belirtmek gerekir ki Allah'a has isimler aynı lafızla çocuklara verilmemelidir. Şayet çocuklara Allah'ı hatırlatacak isimler verilecekse başına "kul" anlamına gelen "abd" kelimesi eklenerek "Abdullah" (Allah'ın kulu), "Abdurrahman"(Rahman'ın kulu), "Abdurrahim"(Rahim'in kulu), "Abdülkâdir"(Kâdir'in kulu) gibi isimler verilmelidir.

Allah Teala'nın "esma-i hüsna"sından "Kerim, Latif, Rauf…" gibi isimler ise Allah'ın dışında kulların da vasıflandığı müşterek isimler olduğundan Allah'a has olmayan bu isimler çocuklara ad olarak verilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr, IX, 598)

"İSM-İ A'ZÂM" NE DEMEKTİR?

İsm-i A'zâm, sözlükte "en büyük isim" anlamına gelmektedir. Terim olarak Allah'ın en güzel isimleri içerisinde yer alan bazı isimler için kullanılmıştır. İslam âlimlerinin bir kısmı, Allah'ın isimlerinin tamamının, fazilet ve üstünlük bakımından eşit derecede olduğunu kabul etmiş, diğer bir kısmı ise, hadisleri göz önünde bulundurarak, bazı isimlerin diğerlerinden daha büyük ve faziletli olduğu görüşünü benimsemişlerdir.

Hz. Peygamberin bazı hadislerinde İsm-i A'zâmdan bahsedilmekte, bu isimle dua edildiği zaman duanın mutlaka kabul edileceği bildirilmektedir (bk. Ebû Dâvûd, Vitr, 23; Tirmizî, Da'avât, 64, 65, 100; Nesâî, Sehv, 58; İbn Mâce, Duâ, 9, 10). Fakat Allah'ın en büyük isminin hangisi olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çünkü bu hadislerin bir kısmında "Allah" ismi, bir kısmında ise "Rahmân, Rahîm"(esirgeyen, bağışlayan), "Hayy Kayyûm" (diri ve her şeyi ayakta tutan), "Zü'l-celâli ve'l-ikrâm"(ululuk ve ikram sahibi) isimleri Allah'ın en büyük ismi olarak belirtilmektedir.

Konuyla ilgili bir hadis şöyledir: "Resulullah (s.a.s.), bir kişinin şöyle dua ettiğini işitti: 'Allah'ım, şehadet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, Samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yoktur, her şey sana muhtaçtır), senden çocuk olmadı (kimsenin babası olmadın), doğmadın (kimsenin çocuğu olmadın), bir eşin ve benzerin yoktur." Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s.) buyurdular: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i A'zâm'ı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim İsm-i A'zâmla dua ederse Allah ona icabet eder, kim onunla talepte bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir." (Tirmizî, Da'avât, 65) Başka bir hadis meali de şöyledir: Bir adam şöyle dua etmiştir: "Ey Allah'ım, hamdlerim sanadır, nimetleri veren sensin, senden başka ilah yoktur. Sen semavat ve arzın celal ve ikram sahibi yaratıcısısın, Hayy ve Kayyumsun (kâinatı ayakta tutan hayat sahibisin) Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!" (Bu duayı işiten) Resulullah (s.a.s.) sordu: "Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor, biliyor musunuz?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir?" diye cevap verdiler. Resulullah şöyle devam etti: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim ki, o, Allah'a, İsm-i A'zâm'ı ile dua etti. O İsm-i A'zâm ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir." (Ebû Dâvud, Salât, 368).

"ALLAH" İSMİ YERİNE "TANRI" KELİMESİNİ KULLANMAK CAİZ MİDİR?

"Tanrı" kelimesi, Arapça "ilah" kelimesinin karşılığıdır. "İlah" daha çok, Allah'tan başka ibadete layık görülen varlıklar için kullanılır. "Allah" kelimesi onun bizzat kendisini ifade eden özel ismidir. Bu bakımdan, kelâm âlimlerine göre "Allah" kelimesi, Cenab-ı Hakk'ın yüce zatına ve bütün kemal sıfatlarına delalet eden özel ismidir. Hiçbir dilde bu kelimenin ifade ettiği özel manayı kapsayacak bir kelime bulunmamaktadır. Öte yandan "Allah" kelimesi bütün Müslümanlar için tevhid inancını temsil eden ortak bir bağ niteliğindedir. Bu sebeple Müslümanların, ibadet ettikleri tek yaratıcılarını "Allah" diye anmaları daha doğru olur. Dolayısıyla "Allah" bu adla veya "esmâ-i hüsnâ" adı verilen 99 isminden biriyle anılmalıdır. Bununla birlikte, dinimizin bildirdiği mutlak kemal sahibi, noksanlardan münezzeh olan yüce Allah'ı "Tanrı" diye anmak da İslam inancına aykırı olmaz.

Esmaül hüsna nedir? Esmaül husna dinle! Esmaül hüsna Türkçesi nedir? Esmaül hüsna oku | Allahın isimleri
Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet

Haberler

Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Şu an buradasınız: Esmaül hüsna nedir? Esmaül husna dinle! Esmaül hüsna Türkçesi nedir? Esmaül hüsna oku | Allahın isimleri - Haber
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 25.11.2020 21:35:26. #1.14#
title