DHA YURT BÜLTENİ-5

DHA YURT BÜLTENİ-5

1)RİZE EMNİYET MÜDÜRÜ'NÜN ŞEHİT OLDUĞU SALDIRI İDDİANAMESİ HAZIRLANDIRİZE'de, trafik polisi İsmail Hakkı Sarıcaoğlu'nun (36), İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'yi şehit ettiği, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ile koruma polisi Yiğitcan Köksal'ı yaraladığı saldırı olayı ile ilgili yürütülen...

DHA YURT BÜLTENİ-5

1)RİZE EMNİYET MÜDÜRÜ'NÜN ŞEHİT OLDUĞU SALDIRI İDDİANAMESİ HAZIRLANDI

RİZE'de, trafik polisi İsmail Hakkı Sarıcaoğlu'nun (36), İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'yi şehit ettiği, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ile koruma polisi Yiğitcan Köksal'ı yaraladığı saldırı olayı ile ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Sarıcaoğlu hakkında, 'tasarlayarak kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme' ve 'tasarlayarak 2 kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs' suçlarından 'ağırlaştırılmış müebbet' ve 40 yıla kadar hapis cezası istendi. İstihbarat birimlerince 500'ün üzerinde kişinin ifadesine başvurulan soruşturmada, FETÖ/PDY örgütü ile bağlantısı tespit edilemeyen Sarıcaoğlu'nun saldırı öncesi cep telefonundan İnternet tarayıcısına 'adaletle hükmetmeyenin cezası nedir' yazarak 10 kez arama yaptığı belirlendi. Cep telefonu ile kendisine "Zorbalıkta kimleri cezalandıracağıma görüşmeler sonucunda karar vereceğim" yazılı SMS gönderdiği de ortaya çıkan Sarıcaoğlu'nun tayin talebinin reddi halinde sorumluları cezalandırma düşüncesi ile silahlı saldırı olayını önceden planladığı belirlendi. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi.
Olay, 11 Aralık'ta, Eminettin Mahallesi'ndeki İl Emniyet Müdürlüğü binasında meydana geldi. Derepazarı ilçesinde trafik polisi olarak görev yapan İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, Erzurum Atatürk Üniversitesi İnşaat Bölümü'nden yatay geçişle geçen yıl Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi'ne kayıt yaptırdı. Derepazarı ilçesinden 8 kilometre mesafedeki il merkezine tayin isteyen Sarıcaoğlu, amirleri, ilçe kaymakamı ve Personel Şube Müdürlüğü ile yaptığı görüşmelerden olumlu cevap alamayınca İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi ile görüşmek istedi. Personel görüş günü olması nedeniyle görüşme programına alınan İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, özel kalemin odasına çağrıldı. Burada, tedbir amaçlı özel kalem görevlilerince tabancası ve cep telefonu alınan Sarıcaoğlu, ardından görüşme için Müdür Altuğ Verdi'nin makam odasına girdi.

8 DAKİKALIK GÖRÜŞME SONRASI DEHŞET SAÇTI

Makam odasında 8 dakika süren görüşme sonrası odadan çıkan İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, teslim ettiği tabanca ve cep telefonunu geri aldı. Derepazarı'ndan, Rize kent merkezine tayin olma isteği, planlamaya uygun düşmediği bildirildiği için öfkelenen polis memuru, silahını teslim aldıktan kısa süre sonra aniden tekrar makam odasına yöneldi. Odaya dalan İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, tabancasını ateşledi. Tabancadan çıkan 7 kurşundan 3'üün isabet ettiği İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak şehit oldu, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ve koruma polisi Yiğit Can Köksal yaralandı. Koruma polisi Yiğitcan Köksal tarafından  bacağından vurularak, etkisiz hale getirilen saldırgan polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu tutuklandı. Tedavileri tamamlanan personel Şube Müdürü Ercan Polat ve koruma polisi Yiğit Can Köksal taburcu edildi.

41 SAYFALIK İDDİANAME HAZIRLANDI

Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen çok yönlü soruşturmada 41 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede, tutuklu polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu ile saldırı olayından yaralı kurtulan Personel Şube Müdürü Ercan Polat ve koruma polisi Yiğit Can Köksal'ında aralarında yer aldığı özel kalem görevlileri, saldırgan polis memurunun görev yaptığı ilçe kaymakamı ve emniyet müdürlüğü görevlileri ile olay yeri inceleme, otopsi ve kriminal uzmanlık raporları, cep telefonu HTS ve kamera kayıtları yer aldı. İddianamede, Sarıcaoğlu hakkında, 'tasarlayarak kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme' ve 'tasarlayarak 2 kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs' suçlarından 'ağırlaştırılmış müebbet hapis' ve 40 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi.

ÖRGÜT BAĞLANTISI TESPİT EDİLEMEDİ

Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin şehit olduğu saldırı olayı ile ilgili çok yönlü soruşturma yürütüldü. MİT, Emniyet ve Jandarma İstihbarat birimlerince yapılan araştırmalarda İsmail Hakkı Sarıcaoğlu'nun geçmişi mercek altına alındı. Cep telefonu kayıtları, kendisi ve eşinin banka hesap bilgileri, eğitim gördüğü okullar, kaldığı yurtlar ve gittiği dershaneler ile sosyal medya paylaşımları detaylı olarak incelendi. Sarıoğlu'nun öğrencilik yılları ve asker arkadaşları, görev yaptığı yerlerdeki meslektaşları, akraba ve komşuları, sosyal medya hesaplarındaki arkadaşları olmak üzere hayatının her döneminde temas ettiği 500'ün üzerinde kişinin ifadesine başvuruldu. FETÖ/PDY örgütü ile bağlantısı tespit edilemeyen Sarıcaoğlu'nun örgüt tarafından hazırlanan listede 'örgütün etki alanı dışındaki kişiler' kategorisinde gösterilerek fişlendiği belirlendi.

SALDIRIDAN SAATLERCE ÖNCE 'ADALETLE HÜKMETMEYENİN CEZASI NEDİR'E CEVAP ARAMIŞ

İsmail Hakkı Sarıcaoğlu'nun cep telefonunun teknik incelemesinde saldırıyı önceden tasarladığına dair bulgulara ulaşıldı. Sarıcaoğlu'nun saldırıdan bir kaç saat önce cep telefonundan İnternet tarayıcısına girerek 'adaletle hükmetmeyenin cezası nedir' şeklinde 10 kez arama yaptığı tespit edildi. Saldırgan, olaydan bir kaç gün önce ise polis merkezindeki bilgisayarından 'Birilerine zarar verme isteği' yazarak İnternet tarayıcısında arama yaptığı da belirlendi.

SALDIRIYI ÖNCEDEN PLANLAMIŞ

Cep telefonu ile kendi kendine SMS'ler gönderdiği de ortaya çıkan Sarıcaoğlu'nun bu yöntemle düşündüklerini not aldığı anlaşıldı. SMS'lerde "Bu konuyla ilgili psikolog, psikiyatris neyse durumumu öğrenim raporlamayı ve ilk olarak Ercan'dan başlayarak kimin hakkında suç duyurusunda bulunmam gerektiğine karar vereceğim', "İki kulvarda mücadeleye çıkacağız", "Zorbalıkta kimleri cezalandıracağıma görüşmeler sonucunda karar vereceğim", "Oyunu açık oynama ve sonuna kadar gitme kararımı teyit ediyor, ve oyunu genişletiyorum. Bu konu ile ilgili benim haberim yoktu gibi, bilseydik gibi kimseye bahane bırakmayıp, sorumluluğunu yüklüyorum" ifadelerini yazan Sarıcaoğlu'nun tayin talebinin reddi halinde sorumluları cezalandırma düşüncesi ile silahlı saldırı olayını planlayarak nasıl gerçekleştireceğini önceden tasarladığı belirlendi.

YAŞANANLAR İFADELERE YANSIDI

İddianamede, trafik polis İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, olay günü yaşananları anlattı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İnşaat Bölümü'nde gündüz okuyup gece çalışmak istediği ve bu nedenle Derepazarı ilçesinden il merkezine tayin istediği belirten Sarıcaoğlu'nun iddianamede yer alan ifadesi şöyle:

"Görüşme talebim üzerine olay günü saat 13: 30'da makama gittim. Özel kaleme tabancam ve cep telefonumu bırakarak makama girdim. Altuğ müdür bana 'Ne güzel Of'lusun, Derepazarı'nda çalışıyorsun, daha ne istiyorsun' dedi. Bende müdürüme Rize'de okuduğumu ilçede görev süremin dolduğunu, gündüz okula gidip gece çalışmak istediğimi söyledim. Müdürüm bana 'Gündüz okula giden gece ekipte ne yapar?' diye sordu. Bende 'uyur mu' demek istiyorsunuz dedim. 'Hafta içi benim 4 saat dersim var', gece çalışmanın beni etkilemeyeceğini düşünüyorum. Bir artı bir, iki artı bir, gece çalışan ekipler var. Gündüz çocuk bakılıyor da okula mı gidilemeyecek' dedim. Bunun üzerine sayın müdürümüz 'ben çocuk bakma işine takıldım, bu ne demek oluyor' diye sesini yükselterek, kızarak sordu. Ben müdürümüze tayinle ilgili örnek tarzında bir şeyler söyledim. Ama müdürüm bana 'sen şimdi onları bırak, ben şu çocuk bakma işine takıldım' dedi. Bende gece çalışıp gündüz çocuk bakan polis memurları olduğunu söyledim. Müdürüm bana 'hemen isim söyle' dedi. Ben cevap vermeden müdürüm bana 'Seni İkizdere'ye verdim, çık dışarı' dedi. Ben ayağa kalktım müdürüme tayinimle ilgili bir şeyler söylemeye çalıştım. Bu sırada sayın müdür bana 'salak mısın, ne yaparsan yap, il dışı tayini iste' dedi. Bunun üzerine makamdan dışarı çıktım"   

'CANLI YAYIN YAPIYORUM KİMSE ATEŞ ETMESİN'

Makam odasından çıktıktan sonra geri dönerek saldırı olayını nasıl gerçekleştirdiğini anlatan İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Makamdan çıktıktan sonra ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum. Tabancamı ve cep telefonumu geri aldım. Tabancamı tam kılıfına koymak üzereydim makam odasına yöneldim. Görev yaptığım ilçede yaşadığım bir olay nedeniyle tabancanın haznesinde sürekli mermi sürülü olarak duruyordu. Başmüdürün odasına girerken haznede mermi sürülü olduğunu biliyordum. Makam odasına girdim bir el ateş ettim. Ercan müdür 'vuruldum' dedi. Ercan müdür vurulduktan sonra ne yaptığımı hatırlamıyorum. Müdürün yanına gittim. Bana 'oğlum yapma, çoluk, çocuğumuz var' dedi. Bende 'bizimde çoluk çocuğumuz var' dedim. Bu sırada kendime gelir gibi oldum. Altuğ müdür elimdeki silahı tutmaya çalıştı. Altuğ müdüre ateş ettiğimi, ne kadar ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Şarjördeki mermiler bitti, yeni şarjör takarak hazneye tekrar mermi verdim. Odadan çıkmak üzereyken tanımadığım birisinin bana ateş ettiğini fark ettim.Bende ateşin geldiği yöne doğru ateş ettim. Koridora çıkıp cep telefonumu elime aldım, 'canlı yayın yapıyorum, kimse ateş etmesin' diye bağırdım. Koridorda bir kaç oda geçtikten sonra biri bana 'tabancanı yere at' diye bağırdı. Bende elimdeki silahı yere attım. Bende bu sırada ayağımdan vuruldum. Her hangi bir örgüt bağlantım yoktur. Olayı bir talimatla gerçekleştirmedim. Olay nedeniyle pişmanım. Olaylar rüya mı diye düşünüyorum"

POLAT: MÜDÜR BEY 'KALBİNİ KIRMAYAYIM, SENİ DIŞARI ALAYIM' DEDİ

Saldırıdan ağır yaralı olarak kurtulan Personel Şube Müdürü Ercan Polat da ifadesinde İsmail Hakkı Sarıcaoğlu ile tayin görüşmesi için makam girdiklerini belirterek "Müdür bey İsmail'e 'derdin ne anlat' dedi. Oda 'Müdürüm üniversite okuyorum. Merkeze gelmek istiyorum. Ben zaten merkezde oturuyorum. İlçede 6.5 yıl çalıştım ve süremi doldurdum" dedi. Müdür beyde 'olabilir' dedi. Müdür bey 'şimdi ne merkeze gelirsen nasıl okuyacaksın' diye sordu. O da 'Gece çalışıp, gündüz okuyacağım' diye cevap verdi. Müdür beyde 'sen şimdi diyorsun ki gece yatacağım, gündüz okula gideceğim' dedi. O da 'ben yatmam' diye cevap verdi. Müdür beyde 'gündüz okula gideceksen, gece mutlaka uyuman lazım. Onun için senin kalbini kırmayayım, seni dışarı alayım' dedi. İsmail de müdür beye 'Bir günde tayini çıkanlar' var dedi. Müdür bey 'kim' diye sordu. Bir trafikçi vardı, bir haftada tayini yapılmıştı. Müdür bey İsmail'e 'kalbini kırmayayım, çık' dedi. Oda odadan çıktı. Bir süre sonra yeniden odaya geldi. İsmail'e 'dur yapma, ne yapıyorsun' dedim. O sırada bana ateş etti. Vurulduktan sonra kendimi dışarı attım. Kendime geldiğimde hastanede tedavi altındaydım. Olaydan bir hafta sonra müdürümün şehit olduğunu öğrendim"

Görüntü Dökümü
--------------------
Arşiv görüntüler

Haber: Muhammet KAÇAR RİZE-DHA

=====================================================

2)MEZARLIK YOLUNDA TOPRAK KAYDI, MEZARLAR ÇÖKTÜ

BİLECİK'te Osmanlı Devleti'nin ilk eserlerinden birisi olan İmarathane ve şehitliğin bulunduğu SİT alanından geçen yolda heyelan meydana geldi. Yol kenarındaki mezarlarda çökme ve kaymalar yaşanırken, mezarlığın heyelan yaşanan yolları trafiğe kapatıldı. Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin, yeni bir mezarlık alanı belirlemeye çalıştıklarını ifade ederek, "Karayoluna çakılan fore kazıkların yer altı suyunu düzensizleştirdiğini ve mühendislik hesabı yapılamadan atılan dolgunun ekstra bir yükleme yaparak heyelanı hızlandırdığını tespit ettik" dedi. Bilecik'te şehir mezarlığı yolunda dün toprak kayması meydana geldi. Mezarlığın alt yola yakın mezarlarında çökmeler yaşanırken, mezarlar kaydı. Osmanlı Devleti'nin ilk eserlerinden biri olan İmarathane ve şehitlik nedeniyle SİT alanı olan bölgedeki heyelan nedeniyle mezarlığın girişi kapatıldı, çevresine ise uyarı levhaları yerleştirildi.
Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin, seçimlerin hemen ardından heyelanla ilgili gerekli uzmanlarla bir komisyon kurduklarını söyledi. Bölgenin SİT alanı içerisinde olduğunu hatırlatan Şahin, "Biz seçilir seçilmez, kucağımızda bulduğumuz sorun Bilecik mezarlığı oldu. Heyelan sebebiyle mezarlıkta çökmeler ve kaymalar oluşuyor. Biz hemen gerekli uzmanlarımızın eşliğinde gittik sorunu yerinde inceledik. Bir şeyin doğru çözümü, gerekçelerini önce saptamaktır. Gerekçe olarak, bizler Karayollarında yapılmış fore kazıkların yer altı suyunu düzensizleştirdiğini, buna ilave olarak yine ez az bunun kadar önemli ölçülüp biçilmeden ve mühendislik hesabı yapılamadan yapılmış dolgunun ekstra bir yükleme yaparak heyelanı hızlandırdığını tespit ettik.  Valilik talimatıyla bir komisyon kurduk. Bununla ilgili Karayolları, Kültür Bakanlığı, Çevre İl Müdürlüğü ortak bir komisyon kurduk. Bu komisyonun ilk toplantısında bölgenin SİT bölgesi olması sebebiyle Anıtlar Kurulu'ndan görüş istedik. Şu anki aşamada bunu takip ediyoruz ve çözüm üretmeye çalışıyoruz. Çünkü orada mezarlıklardan daha önemli bir İmarathane var. Her ne kadar dört duvar ve ayakta zor duran bir yapı gibi görünse de bizim tarihimiz açısından çok önemli bir eserdir. Çünkü Osmanlı göçebe yaşam tarzından yerleşik yaşam tarzına geçişinin ilk yapılarından biridir. Biz SİT bölgesinden herhangi bir makine çalıştıramayız. Anıtlar Kurulu'nun bu konuda bize vereceği belgeleri ve izinleri bekliyoruz. Bunları beklerken de bizler Bilecik için çok gerekli olan yeni bir mezarlık projesi araştırmalarını sonlandırmak üzereyiz. Çok yakında hem burasını kurtaracağız hem de yeni mezarlık bölgemizi de açmış olacağızö şeklinde konuştu.
Yakınlarının mezarlarını ziyarete gelen ve heyelan nedeniyle zorluk çektiğini ifade eden Mahir Sargıl, "Yaşanan heyelan sebebiyle mezarlık ziyaretçimiz çok zor oldu. Doğma büyüme buralıyım. Bütün mezarlarımız harap durumda. Buna büyüklerimizin bir çare bulması gerekmektedir. Toprak kayması sebebiyle mezarlığa gelenler zorluk çekiyor. Yola yakın tüm mezarlar bozuldu, bazıları çöktü. Mezarlarımızı ziyaret edemiyoruzö dedi.

Görüntü Dökümü:
-------------------------
-Mezarlığın karşıdan görüntüsü
-Kayan fore kazıkları
-Yolun alt kısmında oluşan büyük çatlaklar
-Mezarlık içerisinden çatlak görüntüsü
-Tarihi İmarethane(Aşevi) görüntüsü
-Mezarlığa girişteki yolun çökme görüntüsü
-DHA Muhabi Cafer Elmas'ın anonsu
-Arif Durmuş'un konuşması
-Mezarlık ziyaretçisi Mahir Sargıl'ın konuşması
-Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin'in konuşması
-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Cafer ELMAS/BİLECİK,-

=====================================================

2)ÇATISI ÇÖKMEK ÜZERE OLAN EVDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR

EDİRNE'nin Keşan ilçesinde Aysel Onater (75), çatısı çökmek üzere olan ve eşyaları kullanılamaz hale gelen tek katlı izbe evde yaşam mücadelesi veriyor. Keşan'da, Büyük Cami Mahallesi İzzet Molla Sokak'taki tek katlı, çatısı çökmek üzere olan, duvarları rutubetten kabararak, kısmen çatlayan ve eşyaları içeri giren yağmur suyu nedeniyle kullanılamaz hale gelen evde yalnız yaşayan Aysel Onater, yetkililerden yardım bekliyor. Birlikte yaşadığı annesini 5 yıl önce kaybettiğini ve vefat eden babasından kalan emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını belirten Onater, uzun süredir görüşmediği ağabeyi ile kendisi üzerine olan evin satılması halinde kiralık bir eve çıkabileceğini söyledi.
'HUZURA KAVUŞMAK İSTİYORUM'
Zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Aysel Onater, "Ben bu evden kurtulmak istiyorum. Artık oturulacak durumda değil. Çökecek diye korkuyorum. Bir an önce müşteri bulup satsam, hemen çıkacağım. Daha önce iş bulmuştum kendime. 1 ay kadar çalıştım. Ben işteyken hırsız camı kırıp içeri giriyor. Takılarım vardı. Onları alıp gidiyor. Bir tanıdığım vardı. Bana yardıma diye geldi. Evimde ne varsa götürdü. Gümüş çay takımı, elektrik süpürgesi, televizyon, su ısıtıcısı ve cep telefonumu alıp götürdü. Mutfaktaki tüplerimi bile çaldılar. Bir an önce temiz bir eve çıkıp, huzura kavuşmak istiyorum" dedi.
Büyük Cami Mahallesi Muhtarı Nedret Özkan ise konuyu Keşan Kaymakamlığı'na ilettiklerini ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan gelen yetkililerin, evde incelemede bulunduklarını söyledi. Özkan, Aysel Onater'in sağlıklı koşullarda yaşaması için gerekli yardımlarda bulunacağını kaydetti.

Görüntü Dökümü
----------------------
-Aysel Onater'in yaşadığı izbe ev
-Kırık eşyalar
-Rutubetten kabaran duvar
-Duvardaki çatlaklar
-Kırık, dökük eşyalar
-Ev dış genel
-Evin otlar ve çöplerle kaplı bahçesi
-Aysel Onater röp.
-Aysel Onater'in Mahalle Muhtarı Nedret Özkan'la konuşması
-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-

===================================================

3)YAVRU KÖPEK, YENİ DOĞUM YAPAN KEDİNİN SÜTÜYLE BESLENİYOR

İZMİT'te yeni doğan ve annesi ölen 6 günlük köpek yavrusu, kendisini sahiplenen bir kedinin sütüyle besleniyor. İzmit'te çiçekçilik yapan Uğur Demirtaş, mahallede yaşayan sokak köpeklerinden birinin dükkanının önünde doğum yaptığını gördü. Doğumdan sonra çok kan kaybeden köpek, bölgedeki veterinere götürülmesine rağmen kurtarılamadı. Köpeğin doğurduğu 3 yavrudan 2 tanesi de hayatını kaybederken, 1 yavru yaşama tutundu. Yavruyu sahiplenen Uğur Demirtaş, minik köpeği evine götürerek yeni doğum yapan kedisi Prenses ve yavrularının arasına koydu. Burada Prenses ve diğer yavrular ile iyi anlaşan köpek yavrusu, aynı zamanda Prenses'in sütünü de emmeye başladı.
Köpek yavrusunu sahiplenen Uğur Demirtaş, "Bizim İzmit merkezde çiçekçi dükkanımız var. Bunun annesi de mahallemizin yaşlı bir köpeğiydi, yaşlı bir üyesiydi. Doğum yaptı. Doğum yaparken öldü. 3 tane yavrusu doğmuştu ama onların da 2 tanesi öldü. Bu yavrucak kaldı bir tek. Biz de onu sahiplenmek istedik. Aldık, getirdik. Evde anne kedimiz var. Onun da 4 tane yavrusu var. Onların yanına koyduk. Annemiz de içgüdüsel olarak, artık annelik şefkatiyle ona kucak açtı. Bu şekilde, beraber yatıyorlar. Karnını doyuruyor, onunla ilgileniyor. Yavrumuz yaklaşık 4 gündür bizimle birlikte. Bu şekilde bakmaya çalışıyoruz. Şu anda sahiplendirmek gibi bir planımız yok. Biz bakıyoruz. En kötü ihtimalle, biraz daha büyüdüğü zaman eşimin Zonguldak'taki köyüne götüreceğiz. Ama inşallah, ömürleri varsa, hep beraber büyümeye devam edecekler" dedi.
Yeni doğum yapan kedisinin yavru köpeği kabul edeceğini düşünerek hareket ettiklerini söyleyen Demirtaş, "Kedinin kabul edeceğini kısmen hissediyorduk. Çünkü kedimiz çok uysal bir kedi. Yumuşak bir hayvan. O yüzden kabullenebileceğini hissettik aslında. Tabii bu kadar samimi olacaklarını ummuyorduk. Bu derecesini kimse tahmin edemezdi. Ama beklentimizin fazlası oldu. Bu şekilde kardeş kardeş büyüyorlar. Şu anda yavru kediler, yavru köpekten daha büyük. Onlar yaklaşık 1 aylıklar, köpek daha bir kaç günlük. Onun için kediler biraz daha hareketli, biraz daha afacan. O da onlara ayak uydurmaya çalışıyor. Birbirlerinin üzerine çıkıyorlar, oynuyorlar. Hep beraber yiyorlar. Akşam beraber yatıyorlar, birbirlerini ısıtıyorlar. Bu şekilde günlerini geçiriyorlar. Bu şekilde yaşıyorlar şu anda" şeklinde konuştu.
Yavru köpeğin annesini çok erken kaybetmesinden ötürü ismini Müslüm koymak istediklerini söyleyen Uğur Demirtaş, "Anne kedimizin ismi Prenses. Çünkü kendisi biraz prenses gibidir. Aynı tabaktan ikinci gün yemek yemez, aynı yemeği ertesi gün yemez. Başka bir kedi onun tabağından yemek yerse, yemez. O yüzden onun ismini Prenses koyduk. Yavru köpeğimizin de acıklı bir hikayesi olduğu için ismini Müslüm koymayı düşünüyoruz. Öyle bir düşüncemiz var. Müslüm şimdi Prenses'i emiyor. Onunla birlikte artık anne-oğul oldular. Onu emziriyor, besliyor. Onunla oynuyor. Süt annesi de diyebiliriz. Abartı olmaz. Acıklı bir hikayeden ötürü, annesini çok erken kaybettiği için Müslüm olsun dedik" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü
---------------------
Yavru köpeğin anne kediden süt emmesi
Yavru köpek ve kedilerin oyun oynaması
Sahiplenen Uğur Demirtaş ile röp.
Detay

HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),

====================================================

4)SICAK HAVALARDA SU TÜKETİMİNE DİKKAT

ZONGULDAK'ın Ereğli ilçesinde Doç. Dr. Mehmet Yaman, sıcak havalarda damarların genişlemesinden dolayı normalden hızlı çalışan kalbin daha çok yorulduğunu, bundan dolayı da hayati organlara kan akışının düştüğünü söyledi. Özellikle kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları bulunan kişilerin gölge alanları tercih etmesi gerektiğini belirten Dr. Yaman, su tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ereğli ilçesindeki özel hastanede Kardiyoloji uzmanı olarak görev yapan Doç. Dr. Mehmet Yaman, sıcak havanın insan vücudunda bir takım değişiklikler yaptığını söyledi. Yaz mevsiminde, vücudun yüzeysel damarlarında yani vücudun cilde yakın olan damarlarında vücut ısısını korumak için genişleme olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yaman, vücudun diğer hayati organlara gitmesi gereken kan bu damarlara gelmesi sonucunda da hayati organların beslenmesinin azaldığını belirtti. Bunun sonucunda çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkabilecğeini anlatan için Doç. Dr. Yaman, "Hayati organların beslenmesinin yeterliliğini sağlamak için kan daha fazla çalışma ihtiyacı hisseder. Bu da kalp hızının artmasıyla sonuçlanır. Bu da halk dilinde sıcak çarpması tabiriyle anlatılır. Halbuki buradaki sıcak çarpması tabiri hayati organlara giden yeterli kanı sağlamak için kalbin normalden daha fazla efor sarf etmesi, daha fazla çalışması anlamına gelir. Bu tür durumlar özellikle kalp hastası olan hastalarda daha ciddi sorunlara sebep olmaktadır." dedi.
SU TÜKETİMİNE DİKKAT
Doç. Dr. Yaman, kalp hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıkları bulunan kişilerin sıcak havalarda gölge alanları tercih etmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle dedi:
"Özellikle kalp hastalarının yazın hava sıcaklığında yaşam tarzı değişikliklerini hava durumuna göre ayarlamaları gerekmektedir. Sindirim sistemine giden kanı azaltmak oradaki performansı kalbin üzerine olan yükü azaltmak için sindirimi kolaylaştırıcı yemekler yemek lazım. Bunlar işte meyve, sebze ağırlıklı, gerekli zeytinyağı ağırlıklı besinler sindirimi kolay olduğundan dolayı bağırsaklara ek bir kan yükü getirmemekte. Hem de diyetsel anlamda buna dikkat etmek lazım. Su tüketimini çok arttırmak lazım. Örneğin 72 kilo olan birisi günde 2.14 litre su içmesi gerekiyor. Vücut sıcaklığını arttıracak besinlerden kaçınmak lazım. Günün en çok sıcak olduğu saatlerde genelde dışarıya çıkmamak lazım. Yazın spor aktivitelerine mutlaka önem vermek lazım. Fakat spor aktivitelerini günün serin saatlerinde, serin vakitlerinde yapmak lazım."
Doç. Dr. Mehmet Yaman, sıcak hava nedeniyle kent merkezinde bir anda yere yığılan Murat Kandemir'e(73) müdahalede bulundu. Anjiyosu yapılan Murat Kandemir, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. 

Görüntü Dökümü:
--------------------
-Murat Kandemir'in ambulansla hastaneye getirilmesi
-Hastaneden detaylar
-Mehmet Yaman'ın anjiyo yapması
-Mehmet Yaman ile röportaj

Süre: (6: 30) Boyut: (1,17 GB )
Haber-Kamera: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak),


=======================================================

5)11 YIL ÖNCEKİ BÜYÜK YANGININ İZİ SİLİNDİ, FİDANLAR AĞACA DÖNÜŞTÜ

TÜRKİYE'nin en büyük orman yangını olarak tarihe geçen ve 16 bin hektar alanın yok olduğu Taşağıl yangını sonrası 2009'da bölgede farkındalık yaratmak amacıyla oluşturulan 'ağaç mezarlığı'nda, ormanda kaybedilen ağaç türleri adına tek tek mezar yapıldı ve içine de o ağacın fidanı dikildi. 13 tür ağaç, mezarlarında yeniden doğdu.
Antalya'nın Manavgat ilçesine bağlı Taşağıl Mahallesi'nde, 31 Temmuz 2008 tarihinde çıkan ve 5 gün sonra kontrol altına alınabilen Taşağıl orman yangını, Türkiye'nin en büyük orman yangını olarak tarihe geçti. Manavgat ve Serik ilçeleri sınırlarında 16 bin hektar ormanlık alanın kül olduğu yangında yüz binlerce ağaç ve canlı yok oldu. Yangının hemen sonrasında bölgede, Orman Genel Müdürlüğü'nce (OGM), içinde yangına dayanıklı türlerin de olduğu ağaçlandırma çalışması başlatıldı.
13 AĞAÇ TÜRÜ İÇİN SEMBOLİK MEZAR
Türkiye'nin en büyük orman yangınını hafızalarda tutmak amacıyla, Taşağıl'da bir merkez oluşturuldu. Köprülü Kanyon rafting merkezlerinin de bulunduğu alanda, yangına ait acı fotoğrafların yanı sıra yangında kaybedilen 13 ağaç türüne ait sembolik mezarlar yapıldı. Ağaç mezarlığında, orman yangınında yok olan kızılçam, fıstık çamı, zeytin, sandal, defne, zakkum, akça ağaç, selvi, mezarlık selvisi, keçi boynuzu (harnup), mart mersini, çitlenbik ve diken ardıç mezarı bulunuyor.
MEZARLARINDA BÜYÜDÜLER
Serik Taşağıl Yanan Orman Alanlarının Rehabilitasyonu ve Yangına Dayanıklı Orman Tesisi Projesi (YARDOP) kapsamında Taşağıl Orman İşletme Müdürü Zeki Tuncer döneminde kurulan merkezde, yangında kaybedilen yüz binlerce ağacı anımsatmak için oluşturulan 13 mezarın her birinin baş kısmına, yangında zarar görmüş hali konuldu. Mezarın iç kısmına da fidanları dikildi. 11 yıl önceki büyük acıların anılarını hatırlatan ağaç mezarlığında ağaçların yangından zarar görmüş halleri yıllar içinde yok olurken, mezar içlerine dikilen fidanları ise 10 yıl sonra birer ağaca dönüştü.
'BİR KİBRİT BİR BOMBA GİBİDİR'
Orman yangınlarına karşı farkındalık oluşturulmak istenen alanda ayrıca yangın gününün hava sıcaklığını gösteren termometre bulunuyor. Termometrede, 31 Temmuz 2008'de bölgedeki hava sıcaklığı 57 derece gösteriliyor. Üzerinde ise 'Ormanlarımız yandıkça küresel ısınma artar' uyarısı var. Termometrenin içinde bir kibrit, 2 metrelik füze şeklinde tasvir edilmiş. Ayrıca alanda 'tehlike geçmedi' uyarısıyla füze anıtı bulunuyor. Füzeyle de ormanlık alanda bir kibrit veya küçük bir ateşin, savaştaki bir füze veya bomba etkisi yaratabileceğine dikkat çekiliyor.
16 BİN HEKTARA 2,5 MİLYON AĞAÇ DİKİLDİ
Orman Bölge Müdürü Vedat Dikici, 2008 yılında Türkiye'nin en büyük orman yangını olarak tarihe geçen Taşağıl'da 16 bin hektar alanın yok olduğunu kaydetti. Dikici, YARDOP kapsamında aynı yıl başlatılan çalışmalarla alanın tamamen yeşillendirildiğini söyledi. 1 hektara 50-60 bin tohum ekildiğini, ekim ve dikimi yapılan ağaç sayısının 2 milyon 560 binin üzerinde olduğunu söyleyen Dikici, bu fidanların bugün 10 yaşına ulaştığını açıkladı. Dikici, kızılçam ağırlıklı dikimde, tutuşması veya yanması çam türlerine göre daha zor olan yangına dayanıklı türlerin de yer aldığını söyledi.

Görüntü Dökümü
--------------
Ağaç mezarlığından görüntü
Plaketlerden görüntü
Ağaçlardan görüntü
Detaylar
241 MB/// 02.11"
HABER: Mehmet ÇINAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

========================================================

6)ANTALYA HAVALİMANI'NDA BULUNTU EŞYA DUYARLILIĞI

YIL içinde milyonlarca yerli yabancı turistin kullandığı Fraport TAV Antalya Havalimanı'nda unutulan eşyaların muhafaza edildiği kayıp eşya odası dolup taşıyor. Sahibi bulunamayan eşyalar, 6 ayın sonunda imha ediliyor.
Uçak yolcuları, uçuş stresi ve telaş gibi birçok nedenden dolayı eşyalarını havalimanı sınırlarında unutabiliyor veya kaybedebiliyor. Bekleme süresince özel odada özelliklerine göre ayrılarak tutanaklarıyla birlikte muhafaza edilen eşyalar, sahiplerinin havalimanı kayıp eşya departmanına ulaşmasını bekliyor. Sahipleri bulunan eşyalar kısa sürede iade ediliyor.
Antalya Havalimanı'nda unutulan eşyaların çoğunluğu sahiplerine ulaştırılıyor. Fraport TAV Antalya Havalimanı Operasyon ve Güvenlik Direktörü Veli Ilgaz Arnaz, bulunan her eşyanın kayıt altına alınarak muhafaza edildiğini söyledi. Buluntu ve kayıp eşyaların çeşitliliğine değinen Arnaz, "Maddi değeri yüksek telefon, dizüstü bilgisayar, fotoğraf makinesi, değerli saat ve takıların sahiplerine geri dönüşümü daha hızlı. Maddi değeri yüksek olan eşyaların sahipleri bize ulaşmayı seçiyor. Biz de gerekli teyitleri yaptıktan sonra kişinin eşyasını kendisine gönderiyoruz" dedi.
Bulunan eşya ve geri gönderim oranının yüksekliğine dikkat çeken Arnaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"2018 yılında 9 bin 500 buluntu ve kaybolan eşyayı tutanakla teslim almışız. Bu eşyalardan 4 bin kadarını sahiplerine ulaştırmışız. Toka, kemer, mayodan dizüstü bilgisayar, cep telefonu, fotoğraf makinesine kadar değişen skalada depomuzda eşyalar bulunuyor. Bu eşyaların takibini ciddi ciddi ediyoruz. 2019 yılının ilk 5 ayında havalimanı sınırlarında 3 binin üzerinde buluntu eşya tespit edilmiş, 1200'ünün sahibine ulaşarak iadesini gerçekleştirmişiz. 6 ay bekleme süresinin ardından alınmayan eşyalar, DHMİ ve emniyetin ortak çalışmasıyla imha ediliyor."
Kayıp ve buluntu eşyaların yanı sıra havalimanlarında operasyon ve güvenlik birimlerini ekstra dikkat vermeye yönelten bir diğer unsurun yasaklı eşyalar olduğunu sözlerine ekleyen Arnaz, "Yasaklı eşyalar için sivil havacılığın çok ciddi güvenlik kuralları var. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası ve ulusal angajman kuralları bulunuyor. Bu güvenlik kuralları dünyanın her havalimanında uygulanıyor. Bazı malzemelerin kabin içinde veya yolcu ile birlikte taşınması yasak. Dolayısıyla bu tür malzemelere el konulması gerekiyor. Emniyet ile birlikte güvenlik personelimiz koordineli çalışma yürütüyor. Sıvı ve jel ürünlerin yanı sıra oyuncak silahtan kesici ve delici sivri uçlu tornavida, makas, çakı gibi malzemelere de el koymak zorunda kalıyoruz" diye konuştu.
2 BİN 337 OYUNCAK SİLAHA EL KONULDU
2019 yılı 6 aylık zaman diliminde 2 bin 337 oyuncak silaha, 26 bin 818 sivri, delici ve kesici alete el konulduğunu kaydeden Arnaz, "Oyuncak silahların arasında gerçeğine çok benzeyenleri tutun da sıkışmış havayla çalışan airsoft silahlar da bulunuyor. Bu tür oyuncaklar insana zarar vermese bile uçağın kabininde bir yolcu tarafından havaya kaldırıldığında uçaktaki yolcuların panik yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle silaha benzer hiçbir oyuncağın güvenlik kapılarından geçmesine izin veremeyiz" dedi.

Görüntü Dökümü
--------------
Pano görüntü
İnen uçak görüntü
Yolcular görüntü
Sıra bekleyenler
Yolcular detay
İşlem yapanlar
Röp: Fraport TAV Antalya Havalimanı Operasyon ve Güvenlik Direktörü Veli Ilgaz Arnaz
Kargo bölümü detay
Kayıp eşya odası tabelası
Unutulan eşyalar görüntü
Silah- bıcak görüntüsü
Unutulan eşya detay
Valizlerden detay
Eşyaların raflara yerleştirilmesi

Haber: İbrahim LALELİ- Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA,


Kaynak: DHA