Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5

1)15 ASKERİN ŞEHİT EDİLDİĞİ TERÖR SALDIRISI İLE İLGİLİ DAVA BAŞLADI KAYSERİ'de 17 Aralık 2016 tarihinde çarşı iznine çıkan askerlerin bulunduğu halk otobüse bombalı araçla düzenlenen, 15 askerin şehit olmasıyla sonuçlanan terör saldırısıyla ilgili davanın görülmesine Kayseri 4'üncü Ağır...

Dha Yurt Bülteni-5

1)15 ASKERİN ŞEHİT EDİLDİĞİ TERÖR SALDIRISI İLE İLGİLİ DAVA BAŞLADI

 

KAYSERİ'de 17 Aralık 2016 tarihinde çarşı iznine çıkan askerlerin bulunduğu halk otobüse bombalı araçla düzenlenen, 15 askerin şehit olmasıyla sonuçlanan terör saldırısıyla ilgili davanın görülmesine Kayseri 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde geniş güvenlik önlemleri altında başlandı. 70 sanıklı FETÖ davasının Kayseri Adliyesi Konferans Salonunda yapılması nedeniyle tutuklu sanık ve şikayetçi yakınlarının fazla olması nedeniyle Adliye karşısında yapımı yeni tamamlanan Bölge İdare Mahkemesi salonda görülen duruşmada tutuklu sanıklar polisin geniş güvenlik önlemleri altında salona getirildi. Duruşma, sanıkların kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından alınan savunmaları ile devam etti. 21 sanık, 'devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak, 15 kez 'nitelikli adam öldürme', 54 kez 'kasten adam öldürmeye teşebbüs', 'tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma veya el değiştirme', 'silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçlarından tutuklu yargılanıyor.

17 Aralık'taki hain saldırıda 1'inci Komando Tugayı'nda vatani görevini yapan askerlerden Abdulsamet Özen, Ahmet Taş, Arif Tuğ, Fehmi Barcın, Göksal Mustafa Ağaçyetiştiren, Hasan İlhan, Kamil Tunç, Kenan Döngel, Muhammed Ali Ocak, Mustafa Cihan, Raşit Yücel, Serdar Amak, Uğur Korkmaz, Yunus Emre Duran ve Mesut Yaşar şehit olmuştu.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Adliye binası görüntü

-Mahkum araçlarından görüntü

-Şehitlerin davasını takip için bayrağıyla gelen Fevzi Kurtoğlu ile röportaj

-Genel detay

Haber - Kamera: Yasin DALKILIÇ/KAYSERİ,DHA)

 DV 1 Dosya 7  Dakika 21 Saniye/ 235 MB

====================================================

YENİDEN

2)KUYUDAKİ GÖÇÜĞÜN NEDENİ 'DEFİNE' KAZISI

ANTALYA'nın Elmalı İlçesi'nde dün gece kazdıkları kuyuda meydana gelen göçük nedeniyle toprak altında kalan inşaat ustası 47 yaşındaki Şaban Şener ile emekli 61 yaşındaki Eşref Nalbant yaşamlarını yitirdi. Göçük altında kalmaktan son anda kurtulan Ganim Nalbant'ın, kuyuda define aradıklarını söylediği iddia edildi.

Elmalı'ya bağlı Bayralar Mahallesi'nde Şaban Şener, Eşref Nalbant ile oğlu Ganim Nalbant, dün gece Y.Y.'ye ait bahçede bulunan eski ve toprak dolmuş su kuyusunda kazma ve kürekle kazı yaparken, göçük meydana geldi. Bir ucu kuyunun yanındaki ağaca, diğeri bellerine bağlı iple kuyuya inen Şaban Şener ve Eşref Nalbant üzerlerine yığılan toprağın altında kalırken, Ganim Nalbant ipe tutunarak kuyudan çıkmayı başardı.

CENAZELERE 6 SAAT SONRA ULAŞILABİLDİ

Saat 22.00 sıralarında 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine bölgeye çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi. Kaymakam Gürbüz Saltaş ile Belediye Başkanı Ak Partili Ümit Öztekin de bölgeye giderek çalışmaları yakından takip etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri ve Elmalı Belediyesi'ne bağlı iş makineleriyle jandarma ekipleri Şaban Şener ile Eşref Nalbant'a bulabilmek için çalışma başlattı. İş makinesi yardımıyla kuyuya inen itfaiye ekipleri, Şener ve Nalbant'a ulaşabilmek için yoğun çaba sarf etti. Ekiplerin uzun uğraşları sonucu saat 04.00 sıralarında Şaban Şener ve Eşref Nalbant'ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Yaklaşık 14 metre derinlikte bulunan Şaban Şener ve Eşref Nalbant'ın cenazeleri halat yardımıyla yukarı çekilerek kuyudan çıkarıldı.

'DEFİNE ARIYORDUK' İDDİASI

Göçükten kurtulan Eşref Nalbant'ın oğlu Ganim Nalbant'ın, olayın ardından çevredekilere kuyuda define aradıklarını söylediği iddia edildi. Şok geçiren Ganim Nalbant'ın kazıyı ne kadardır sürdürdükleriyle ilgili net bilgiler veremediği kaydedildi.

Şaban Şener ile Eşref Nalbant'ın cenazeleri Elmalı Devlet Hastanesi'nde yapılan otopsinin ardından bu sabah ailelerine teslim edildi.

Bahçenin bulunduğu evin sahibi Y.Y. ise jandarma tarafından gözaltına alındı.

ANTALYA/DHA

====================================================

3)EŞİ BARIŞMAYI REDDEDİNCE SELFİE ÇEKİP İNTİHAR ETTİ

ANTALYA'da 48 yaşındaki Nurettin Kırık, boşanma aşamasında olduğu  Gürcistan uyruklu eşi Svetlana Kırık'ın görüşme talebini reddetmesi üzerine bir ağacın altına oturup, yanındaki tüfeği karnına dayadı. Bu sırada cep telefonuyla selfie çeken Kırık, "Ben, yalnızca seni sevdim" dedikten sonra tüfeği ateşledi. Ağır yaralanan Kırık, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.  Olay, sabah saatlerinde, Muratpaşa İlçesi Çağlayan Mahallesi 2025 Sokak'ta bulunan bir apartmanın bahçesinde meydana geldi. Burdur'daki şeker fabrikasından emekli Nurettin Kırık, yaklaşık 1 yıl önce Gürcistan uyruklu Svetlana Kırık ile evlendi. Burdur'da oturan eski eşiyle de görüşmeye devam eden Kırık, bu nedenle Svetlana Kırık ile sorunlar yaşadı. Nurettin Kırık, oturdukları evden ayrılırken, Svetlana Kırık ise boşanma davası açtı.

Boşanmak istemeyen Kırık, sabah saatlerinde kamyonetiyle Svetlana Kırık'ın oturduğu eve geldi. Eşiyle görüşüp, ondan özür dilemek isteyen Kırık, aldığı olumsuz yanıt üzerine sinirlendi. Kamyonetindeki av tüfeğini alıp, havaya ateş eden Nurettin Kırık, eşi Svetlana Kırık'tan inmesini istedi. Eşinin elinde silahla beklediği gören Kırık, polisten yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

'BİR CANIM KALDI' DEYİP, TETİĞİ ÇEKTİ

Elindeki tüfekle bir ağacın dibine oturan Nurettin Kırık, namluyu karnına dayadıktan sonra tetik bölümüne düzenek yapıp, ayağını dayadı. Polisin yanına yaklaşmasını istemeyen Kırık, o sırada cep telefonuyla da selfie çekti. 

Bir taraftan bağıran Kırık, "Ben, yalnızca seni sevdim. Hala da seviyorum. Sana her şeyimi verdim. Bir canım kaldı" sözlerinin ardından tetiği ayağıyla itip, tüfeği ateşledi. Kanlar içinde kalan Kırık, sağlık ekipleri tarafından ambulansa alınarak, özel bir hastaneye götürüldü. Ağır yaralanan Kırık, kaldırıldığı hastanede, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, hayatını kaybetti.

Olay sonrası evden sokağa inen Svetlana Kırık ise ifadesine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü.

Görüntü Dökümü

-------------------

-Nurettin Kırık'ın elinde tüfekle beklemesi

-Telefonla selfie yapması

-Polisin güvenlik önlemi alması

-Kendini vuran Kırık'a polisin müdahale etmesi 

-Sağlık ekiplerinin müdahale etmesi 

-Ambulansa alınması 

-Svetlana Kırık'ın polis merkezine götürülmesi

-Olay yerinde bulunan tüfekten görüntü

Detaylar

'224 MB 3 DK 41 SN"

Haber- Kamera: Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA,

=================================================

4)KIZINI OKULA BIRAKIP EVE DÖNERKEN OTOMOBİL ALTINDA CAN VERDİ

BURSA'da 28 yaşındaki Handan Doğan, iddiaya göre, yayalara kırmızı ışık yanarken yolun karşı tarafına geçmeye çalışınca, otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Doğan'ın, kızını okula bırakıp evine döndüğü bildirildi.

Kaza, Bursa'nın merkez Osmangazi İlçesi Panayır Mahallesi İstanbul Yolu Caddesi üzerinde sabah saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre, yayalar için kırmızı ışık yanarken yolun karşısına geçmek isteyen Handan Doğan, Sercan Y. yönetimindeki 34 UV 6569 plakalı otomobili görmedi. İddiaya göre, genç kadının yola çıktığını son anda gören sürücü de frene basmasına rağmen duramadı ve Doğan'a çarptı. Handan Doğan, çarpmanın etkisiyle savrularak tramvay hattı inşaatının duvarına çarptı. Ağır yaralanan Doğan, çevredekilerin çağırdığı 112 Acil Servis ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Handan Doğan'ın, ilkokulda okuyan kızını okula götürdüğü ve evine döndüğü öğrenildi.

Handan Doğan'ın cansız bedeni, kaza yerine gelen Adli Tıp Kurumu aracına alınarak morga kaldırıldı. Polis, sürücü Sercan Y.'yi gözaltına aldı, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Kaza yerinden,

-Hayatını kaybeden kadından

-Çarpan araçtan detaylar,

-Vatandaşların polis ekipleri ile tartışmaları,

-Olay yerinde bir vatandaş ile röportaj

Berktuğ ÖNCÜ- Enver Fatih TIKIR/BURSA, -

SÜRE: 3 dk 17 sn

BOYUT: 104 MB

==================================================

5)MAHKEMENİN GEREKÇELİ KARARINDA, FETÖ GERÇEKLERİ

 

DARBE girişimi sırasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Lojistik Merkezi, darbeci askerlere yemek temin edilmesi için ele geçirilmeye çalışıldı; ancak halkın tepki göstermesi üzerine askerler, Hasdal Kışlası'na dönmek zorunda kaldı. Burada görev alan askerler, İstanbul 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonrasında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Lojistik Merkezi'ni darbecilere yemek temin edilmesi için ele geçirmeye çalışan askerlere verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının açıklanan gerekçeli kararında örgütsel tüm bağlantılar, ortaya konuldu.

İstanbul 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, Türkiye genelinde darbe suçlamasıyla yargılananların suçlamayı reddetmesine rağmen örgütsel bir yapıyla nasıl hareket ettiği ve başta FETÖ elebaşı Fethullah Gülen olmak üzere televizyonlar ile sosyal ağlar üzerinden nasıl talimatlar verildiği ayrıntılarıyla anlatıldı. Darbe teşebbüsünde bulunanların, 'Yurtta Sulh Konseyi' adını neden kullandığı da kararda yer aldı.

'HOCANIN DİLİNİ KESİN, GETİRİN' EMRİ

Darbe girişimi sırasında, en önemli kentlerden İstanbul'da köprünün kapatılmasının ön plana çıkmasına rağmen başka bölgeler de örgüt üyesi askerler tarafından ele geçirilmeye çalışıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Lojistik Merkezi de darbeci askerlere yemek temin edilmesi için ele geçirilmeye çalışılan adreslerden oldu; ancak halkın burada toplanıp, darbecilere tepki göstermesi üzerine askerler, bağlı bulunduğu Hasdal Kışlası'na dönmek zorunda kaldı. Sanıklardan Alay eski Komutanı Müslüm Kaya'nın da 15 Temmuz gecesi sela okuyan Arıcılar Camii'nin imamı için Binbaşı Özgür Araz'a, 'Gidin, şu hocanın dilini kesin; getirin' emrini verdiği de ortaya çıktı. Darbe girişiminin bu bölümlerinde görev alan askerler, 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonrasında, 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortan kaldırmaya teşebbüs etme' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

'ASKER YEŞİLİ PARDÖSÜ' GEREKÇELİ KARARDA

İstanbul 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin Ali Öztürk başkanlığındaki heyeti, gerekçeli kararlarını da açıkladı. Örgütün elebaşı Fethullah Gülen'in, 19 Mart 2016 tarihinde, üzerinde ilk defa haki renk-asker yeşili bir pardösüyle Pensilvanya'da kameraların karşısına geçmesine de değinilen kararda, şöyle denildi:

"Örgüt içerisinde 'dar daire' veya 'mahrem daire' olarak nitelendirilen sadece belirli düzeydeki örgüt mensuplarının katıldığı gizli toplantılarda daha açık bir dil kullanmayı tercih eden örgüt liderinin, kamunun erişimine açık konuşma ve yazılarında ağırlıklı olarak Arapça, Farsça tamlamaların yer aldığı ağdalı bir dili tercih ettiği, çoğunlukla eylem talimatlarını yaptığı bu konuşmalar üzerinden gerçek anlamını yalnızca örgüt içerisinde belirli bir statüye sahip oldukça dar bir çevrenin anlayabileceği bir dil kullandı. Örgüt lideri ilk defa haki renk bir pardösü giyerek, bahse konu konuşmayı, 'giysi dili' ile yaptı. Konuşmanın ve verdiği eylem talimatlarının hedef kitlesinin, örgütün TSK içerisindeki mensupları olduğunu subliminal mesaj olarak verdi. Konuşmanın 15.36'ncı saniyesinde, kurmakta olduğu cümleyi bir anda yarıda keserek ilgisiz bir şekilde, tane tane ve son derece dikkat çekici vurgulu ifadelerle 'anti parantez umum adına konuşuyorum. Umum İslam toplumu adına, Kapadokya sakinleri, oradaki serkarlar adına konuşuyorum' şeklinde söyleyerek yaptığı konuşmada verdiği eylem talimatlarının hedef kilesinin hangi örgüt üyeleri olduğunu yine ezoterik bir dille ifade etti."

SERKAR, 'KOMUTAN'; KAPADOKYA, 'MAHREM YERLER' DEMEKMİŞ

Fethullah Gülen'in bu konuşmasında kullandığı kelimelerin ne anlama geldiğinin de açıklandığı gerekçeli kararda, şu bilgilere yer verildi:

"Osmanlıca bir kelime olan 'Serkar' kelimesinin Türkçe'de 'Komutan, amir, müdür' anlamına geliyor. 'Kapadokya' ifadesi ise FETÖ içerisinde 'özel mahrem yerler' olarak kodlanıyor. Bu kurumunda TSK için kullanılan bir şifre olduğu, bu şifrenin anlamını örgüt içerisinde sadece -örgüt literatüründe 'mahrem hizmetler veya hususiler' olarak adlandırılan, örgütün TSK bünyesindeki örgütsel faaliyetlerini koordine eden, üst düzey TSK imamları bilmektedir" denildi. Farklı dosyalardaki gizli tanıkların ifadelerinin de kullanıldığı gerekçeli kararda, "Örgüt liderinin konuşmasında sık sık 'ıslahçılar', 'Islah hareketi' tabirlerini kullandığı, 'ıslah' kelimesinin Arapça kökenli bir kelime olup 'sulh' kelimesi ile aynı kökten türediği, 'ıslah' ve 'sulh' kelimelerinin aynı anlamı ifade ettiği, nitekim örgüt liderinin ezoterik bir dil kullanarak yaptığı bu konuşmadan gerekli mesajı alan örgüt üyelerinin kendilerini 'Yurtta sulh konseyi' olarak adlandırdığı ve 15 temmuz 2016 tarihinde bu isim altında darbe bildirisi yayımlayarak silahlı darbe teşebbüsünde bulundukları."  

Kararda, örgütün televizyon kanallarının kapatılmasından sonra kullanılan 'Can Erzincan Televizyonu'nda, 14 Temmuz 2016 tarihinde, canlı yayınlanan ve Ahmet Altan, Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak'ın katıldığı 'Özgür Düşünce' programına da değinildi. Yayında baştan sona darbeye ilişkin birden fazla subliminal mesaj verildiği kaydedilen kararda, "Program sırasında verilen aralarda defalarca, ekranı tamamen kaplayan koyu yeşil bir fon üzerine büyük harflerle 'Bu şarkı Can Erzincan Televizyonunu karartıp özgür medyayı susturmak isteyenlere gelsin' yazısının ardından 'Yine yeşillendi fındık dalları' parçası çalındığı, klibin yine koyu yeşil bir fon üzerine yine büyük harflerle 'Anlayana sivrisinek saz, anlamayana' yazısıyla sona erdiği, parça çalındıktan sonra katılımcıların kahkahalarla gülüştükleri, bu klibin programa verilen her arada yayımlandı. Programda verilen reklam aralarında 'bir ümidimiz var' başlığıyla, 'Bekliyorlar bizi biliyoruz dört gözle, dinliyorlar hakikat namına söyleyeceklerimizi, seviyorlar yürekten, dua ediyorlar, dertleniyorlar, onlar dostlarımız, yüreğimiz bir, sevdamız bir. Bir olur baykuşa bayram ettirmeyiz, ana sütü gibi tertemiz Anadolu'nun çocuklarıyız. Madem nefesimiz var, özgürüz, güneşli güzel günler ise belki yarın, belki yarından da yakın. İnanıyoruz, bir ümidimiz var. Can Erzincan Çalışanları' şeklinde VTR gösterildi. Programda baştan sona darbeye ilişkin birden fazla kez subliminal mesaj verildi" denildi. Mahkemenin gerekçeli kararının sonuç bölümünde ise şu bilgilere yer verildi:

"Devletin başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere örgütle etkin bir şekilde mücadele sürecine girdiği, örgütün, örgüt üyelerini yeni ihdas edilen kadrolara yerleştirmek bir yana, mevcut kadroları korumakta zorlanması, ekonomik, siyasi yönden zayıflayarak bir anlamda tasfiye sürecine girmesi, örgütün 'mağdur edebiyatı' stratejisi üstüne kurulu algı yönetiminden de bir sonuç alamayacağının anlaşılması üzerine, mülkiye, adliye, emniyet, eğitim, ordu içerisindeki kadrolaşmasını tamamladığı, anayasal düzeni yıkarak rejimi değiştirmek için artık zamanın geldiğini düşünen örgüt lideri Fetullah Gülen'in 19 Mart 2016 tarihli konuşmasında örgütün anayasal düzeni değiştirme amacı doğrultusunda silahlı darbe girişiminin talimatını verdiği, talimatın, örgütün hücre tipi yapılanma modeline uygun olarak 'abi - imam' tabir edilen yönetici vasfına haiz sivil unsurlar vasıtasıyla, alt kademelerde yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanmış, içinde generaller, amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er, erbaşlar ile askeri öğrencilerden oluşan devletin silahlı gücünü kullanmaya yetkili hücrelere gizlilik kurallarına riayet edilerek ulaştırıldı. Küçük yaşlarda örgüte kazandırılarak örgüt liderine koşulsuz itaate şartlandırılmış sözde 'Altın Nesil'in, yıllardır beklenen vaktin geldiği inancıyla 'Altın Vuruşu' yapmak amacıyla 15/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla Cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimine imza attıkları anlaşılmıştır."

Taylan YILDIRIM/İZMİR, -

=====================================================

6)MEZARLIK DUVARININ DİBİNDE CENİN BULUNDU 

BURSA'nın Osmangazi İlçesi'nde mezarlık duvarının dibinde toprağa gömülü halde, 2 aylık olduğu sanılan cenin buldu.

Merkez Osmangazi İlçesi Panayır Mezarlığı'nda temizlik yapan defin ve bakım görevlisi Aziz Özlük, duvarın dibinde bastığı toprağın çöktüğünü fark etti. Toprağı eşen Özlük, bir cenin gördü. Aziz Özlük, durumu amirlerine ve polis ekiplerine bildirdi. Mezarlığa gelen Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin yaptıkları incelemenin ardından cinsiyeti belli olmayan ve 2 aylık olduğu sanılan cenin, otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Cenin gömülen yerden görüntü

-Cenini bulan adam yeri gösterirken

-Cenini bulan röp.

-Detaylar

Süre: 1 dakika 11 saniye Boyut: 73 MB

Mehmet İNAN/BURSA,

=====================================================

7)TURAN MAHALLESİ AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ'NE KAVUŞTU

AYDIN'ın Nazilli ilçesinde, Belediye tarafından sosyal tesis amacıyla yapılan bina, Sağlık Bakanlığına devredilerek Aile Sağlığı Merkezi olarak hizmete açıldı. Aile Sağlığı Merkezi'nden Cumhuriyet ve Turan Mahalleleri'nde yaşayan 23 bin kişinin yararlanacağı bildirildi.

Nazilli Belediyesi tarafından, Turan Mahallesi'nde, 150 metrekarelik alana, belediye tarafından 200 bin lira harcanarak 6 odalı, sosyal tesis yaptırıldı. Yapımı tamamlanan sosyal tesis, Aile Sağlığı Merkezi olarak kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığı ile protokol imzalandı. Cumhuriyet ve Turan mahallelerinde yaşayan 23 bin kişiye hizmet verecek olan ilçenin 13 No'lu Aile Sağlığı Merkezi olarak düzenlendi. Nazilli 13. Aile Sağlı Merkezi'nin açılışı, dün (pazartesi) düzenlenen törenle yapıldı. Törene, Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger, Nazilli Kaymakamı İbrahim Küçük, Nazilli Garnizon Komutanı Personel Yüzbaşı Samet Demet, MHP'li Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, Nazilli Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akif Dönertaş, Turan Mahallesi Muhtarı Serpil Akçasakız, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarını temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Çocukluğunun Turan ve Cumhuriyet mahallelerinde geçtiğini belirten Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, "Turan Mahallesi'nde, doğup büyüdüm. Mahallelim, sağlık sorunu olduğunda 1 ve 3 No'lu Aile Sağlığı Merkezleri'ne gitmek zorunda kalıyordu. Bu sağlık ocakları mahalleye 4-5 kilomotere kadar bir mesafede. Belediye olarak burada güzel bir Aile Sağlığı Merkezi olsun istedik. Bu, Aile Sağlığı Merkezi'nden 23 bin vatandaşımız hizmet alacak" dedi.

Aydın Valisi Yavuz Selim Kösger de Aile Sağlığı Merkezi'nin bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirtip, "Memlekete çivi çakan tüm yöneticilerimizin yanında ve destekçisiyiz" diyerek, Belediye Başkanı haluk Alıcık'a teşekkür etti.

Konuşmaların ardından açılış kurdelesi, protokol üyeleri tarafından kesilerek 13 No'lu Aile Sağlığı Merkezi hizmete açıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------------

-MHP'li Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık'ın konuşması

-Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger'in konuşması

-Açılış kurdele kesimi

-Aile Sağlığı merkezi'nin görüntüsü

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Bahattin ALBAYRAK/ NAZİLLİ (Aydın),

======================================================

8)KÖYE KURULAN GÜNEŞ PANELLERİ İLE İÇME SUYUNA KAVUŞTULAR

BİTLİS'in Tatvan İlçesi'ne bağlı Sarıkum Köyü'ndeki su sorunu, kurulan güneş panellerinden elde edilen enerji ile çözüldü.

Yıllardan bu yana içme suyu ihtiyacını elektrikle çalışan su pompalar ile karşılayan köyülüler enerji maliyetlerinden yakınınca  İl Özel idaresi, Tatvan Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği yeni bir formül arayışına girdi. Yapılan çalışmalar sonucu 265 bin TL maliyetli güneş panellerinden elde edilen enerji ile köye maliyetsiz su getirildi. Panellerin olduğu bölgede inceleme yapan Bitlis Valisi İsmail Ustaoğlu, bu uygulamanın bölgede 8 ayrı köyde uygulanacağını söyledi. Vali Ustaoğlu, 25 gün önce faaliyete giren tesisin birçok köyde de uygulanabileceğini, tesislerin maliyetlerini 4 yıl içerisinde kendini amorti edeceğini belirtti. Vali Ustaoğlu şöyle dedi:

"Tatvan'a bağlı Sarıkum köyümüzde yıllardır içme suyu problemi çekiliyordu. Bunun da enerji maliyeti maalesef çok yüksekti. Bu anlamda köyümüzün bunu kaldıracak ekonomik gücü yoktu. Ortalama aylık 5 bin TL'lik bir enerji sarfiyatı oluyordu. Buradaki 2 depoya terfi sistemi ile suyun basılmasında enerji maliyeti de yüksekti. Özel İdare ve Köylere Hizmet götürme Birliği ile birlikte hareket ederek köyümüzün içme suyu sorununun çözülmesi adına böyle bir tesisi 25 gün önce faaliyete soktuk. Güneş panelli enerji sistemi köyümüzün bu maliyeti çok yüksek olan enerji giderinin giderilmesi noktasında çok güzel bir hizmeti yerine getirecek. Artık günlük ortalama 200 kilovatlık enerji üretimi sağlanacak. Bu ilimiz açısından örnek bir uygulama oldu. Başka köylerimizde de köylünün enerji noktasında sıkıntı çekilen bu bölgedeki 8 köyümüz de sıra bekliyor. Bu projemiz örnek oldu."

'TÜRKİYE'NİN EN FAZLA GÜNEŞ ALAN 3'NCÜ HAVZASIYIZ'

Vali Ustaoğlu, güneş alma noktasında Vangölü Havzası'nın Türkiye'nin 3'ncü sırasında yer aldığını da hatırlatırken şöyle konuştu:

"Van Gölü Havzası'nda güneş alma noktasında Türkiye'nin ilk 3'üne giren Bitlis ve ilçelerinde böyle bir potansiyel var. Vangölü Havzasında enerji sektöründe yapılacak bu tip çalışmalarla bizim de gerek ülke ekonomisine gerek ilimiz ekonomisine katkı sağlama noktasında bundan sonraki süreçte de çalışmalarımız olacak. Bu tesisin bizlere rakamsal maliyeti 265 bin TL. Şu anki hesaplamalarımıza göre, yıllık burada köylünün cebinden yaklaşık 65- 70 bin TL'lik masrafı olacaktı. Ancak, bu tesisle bu para da köylümüzün cebinde kalacak. Bu tesisimizi de bu şekilde 4 yıl içerisinde amorti etmiş olacağız."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Güneş panellerinden detay görüntüler

-Vali İsmail Ustaoğlu'nun köye gelişi ve karşılanması

-Vali ve beraberindekilerin panelleri incelemeleri

-Vali Ustaoğlu'nun Gazetecilere açıklamalarda bulunması

-Detay görüntüler

Özcan ÇİRİŞ/BİTLİS,

===================================================

9)AVANOS'TA GONDOLDA NİKAH

NEVŞEHİR'in Avanos ilçesinde, 28 yaşındaki Suat Ünlü ile 24 yaşındaki Nuray Kılıç'ın nikahı gondolda kıyıldı.

Diyarbakır'da jandarmada görevli askeri personel olan 28 yaşındaki Suat Ünlü, Yozgat'taki kız arkadaşı 24 yaşındaki Nuray Kılıç'a Avanos'ta evlilik teklifi yaptı. Çift nikahları için de Avanos'u seçti. Kızılırmak üzerindeki gondolda kıyılan nikahta, çiftin arkadaşları da şahitlik yaptı. Genç çift ve arkadaşları daha sonra gondol ile gezdi.

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Gelin Damak ve evlendirme memuresi ile  Kızılırmakta gondol içerisinde sohbet etmesi

-Evlendime memuresinin Nikah kıyması

-Gelin ve Damadın arkadaşları cep telefonu ile anı görüntülemeleri

-Avanos asma köprüsünde geçen vatandaşların gelin ve damadı alkışlamaları

-Gelin ve Damadın Gondol ile Kızılırmak'da  tur atmasından genel görüntü

Haber - Kamera: Sinan KORKMAZER/NEVŞEHİR,DHA)

DV 2 Dosya 3  Dakika 52 Saniye  305 -MB

================================================

10)TÜRKİYE'NİN EN AĞIR FUARI   

 BURSA'da bu yıl 3'üncüsü açılacak Blok Mermer Fuarı'nın düzenlenmesinde yer alan MADSİAD Başkanı Erol Efendioğlu, Blok Mermer Fuarı'nın 25 Ekim'de kapılarını açacağını söyledi. Fuarın 3 yılda büyük bir büyüme gösterdiğini belirten Efendioğlu, "Türkiye'de bu hızla büyüyen başka bir fuar yok. Bu yıl fuarda tam 50 bin ton mermer bloğu sergilenecek. Bu yönü ile Guinness Rekorlar kitabına girecek bir fuar. Blok mermerlerin Bursa'ya taşınması sırasında 1300 TIR kullanıldı. Türkiye'de TIR sıkıntısı dahi yaşadıkö dedi.

Bursa Maden Sanayici İşadamları Derneği (MADSİAD) Başkanı Erol Efendioğlu, Bursa Fuar Merkezi'nde yarın açılacak '3'üncü Bursa Blok Mermer Fuarı' ile ilgili bilgi verdi. Efendioğlu, ilk yılında 540, 2'nci yılında 1100 blok sergilendiğini bu yıl ise rekora giderek 2 bin blok sergilediklerini anlattı. Efendioğlu, "Sergilediğimiz blok sayısı, 3 yılda 500'den 2 bine çıktı. Türkiye'de bu hızla büyüyen bir fuar yok. Dünyada bu hızla yükseliş yapan bir fuar var mı bilmiyoruzö dedi.

15 MİLYON DOLARLIK MERMER SATILACAK

Başkan Efendioğlu, fuarın ivmesinin son derece hızlı olduğunu anlatırken, "İşin en güzel taraf;, sergilemekle kalmıyoruz, fuarda 15 milyon dolarlık mermer satışı hedefliyoruz. Mermer alıcıları dünyanın dört tarafından Bursa'ya geldi. Alanımız kısıtlı olduğu için yabancı firmalara çok fazla yöneldik. Fas, Cezayir, Tunus gibi ülkelerden talep geldi. Ancak, bu yıl sadece yerli firmalara yönelik bir fuar gerçekleştirdik. Katılımcı firma sayısı 220 ve 2 bin blok sergilenecekö diye konuştu.

"DÜNYANIN EN AĞIR FUARI"

Erol Efendioğlu, fuarın dünyanın en ağır fuarı olacağını bildirirken şöyle devam etti:

"Bu konuda Guinness Rekorlar kitabına girecek bir rakam söz konusu. 50 bin ton blok mermer bu fuarda sergilenecek. 1300 TIR blok mermer Bursa'ya fuar alanına getirildi. Türkiye genelinde 3-4 gündür TIR sıkıntısı yaşanıyor. 1300 TIR bu fuara malzeme taşıdı. Geçen yıl 20 bine yakın ziyaretçi fuarı ziyaret etti, bu yıl yüzde 20'lik bir artış bekliyoruz.ö

Görüntü Dökümü

-------------------------

Fuar alanından detaylar

Hasan BOZBEY/ORHANGAZİ(Bursa), -