Dha Yurt Bülteni-4

Dha Yurt Bülteni-4

1)ELEKTRİK ARIZASINA GİDEN EKİBİN ARACININ ÜZERİNE ÇIĞ DÜŞTÜARTVİN'de elektrik arızasını gidermek için yola çıkan Çoruh TEDAŞ İl Müdürlüğü ekiplerinin içerisinde bulunduğu kamyonetin üzerine çığ düştü.

Dha Yurt Bülteni-4

1)ELEKTRİK ARIZASINA GİDEN EKİBİN ARACININ ÜZERİNE ÇIĞ DÜŞTÜ

ARTVİN'de elektrik arızasını gidermek için yola çıkan Çoruh TEDAŞ İl Müdürlüğü ekiplerinin içerisinde bulunduğu kamyonetin üzerine çığ düştü. Şans eseri 3 kişilik ekibin yara almadığı olayda, kamyonette hasar meydana geldi. Merkeze bağlı Alabalık köyü Kermik Mahallesi'nde meydana gelen elektrik arızasını gidermek için, Çoruh TEDAŞ İl Müdürlüğü ekipleri, dün saat 1700 sıralarında bölgeye hareket etti. Ekipler, mahalle yakınlarına geldiklerinde yamaçtan kar kütleleri koptu. Ekibin içerisinde bulunduğu kamyonet, hızla aşağıya inen kar kütlesinin altında kaldı. Sürücü Murat Gündoğdu ile yanındaki Volkan Demirci ve Ensar Akbulut, araçtan kendi imkanlarıyla çıktı. 3 kişi ekip, olay sonrası kontrol amaçlı hastaneye kaldırılırken, hurdaya dönen araç da bulunduğu yerden kaldırıldı.

Görüntü dökümü

-----------------------

-Kamyonet ve çevrenin cep telefonuyla görüntüleri

Haber-Kamera: Adem GÜNGÖR/ARTVİN/DHA

===================================================

2)ULUDAĞ'DAKİ TEK RUHSATLI OTEL YIKILIP OTOPARK OLDU 

TÜRKİYE'nin ilk ve en modern kayak tesislerine sahip Uludağ'da, tek ruhsatlı olan Büyük Otel yıkılıp otopark yapıldı. Toplam 30'a yakın otel ve kamuya ait misafirhanenin bulunduğu Uludağ'da artık ruhsatlı hiç bir tesis yok. GÜMTOB Başkanı Haluk Beceren, şu an otopark olarak kullanılan arsaya altı otopark üstü otel olan bir tesis yapılacağını öğrendiklerini söyledi. Büyük Otel'in yıkılmadan önceki son işletmecisi ise tesisi tahliye ettiğinden zarara uğradığı gerekçesiyle hukuk mücadelesini sürdürüyor.

Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ'da, İl Özel İdaresi'ne ait olan tek ruhsatlı olan Büyük Otel, Özel İdare'nin çıkartılan yasayla kapatılması üzerine Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne devredildi. Belediye de oteli yıktı, otelin boş kalan arsası otopark oldu. Güney Marmara Turizm ve Otel İşletmecileri Birliği Derneği (GÜMTOB) Başkanı Haluk Beceren, "Uludağ'da Özel İdare'ye ait ruhsatlı tek tesis Büyük Otel idi. Yıkılan hali ilk hali değildi. Daha sonra büyütüldü. Uludağ'da bir dönemin en iyi otellerinden biriydiö dedi. Beceren, şunları kaydetti:

"Daha sonra kanun değişikliği ile Özel İdarelerin tüm varlıklarınn Büyükşehir Belediyelerine devredilmesiyle bu otel de Bursa Büyükşehir Beledeyise'ne devredildi. Büyükşehir Belediyesi de içinde var olan kiracıyı tahliye ederek, yeniden yapılmak üzere bu kış başında yıktı. Otelin yıkımıyla ortaya çıkan arazi düzeltilerek otopark olarak kullanılmaya başlandı.Birinci Oteller Bölgesindeki otopark sıkıntısı giderilmiş oldu. Gelecekte bu araziye nasıl bir yapı yapılacak, bilmiyoruz. Bu otoparkın geçici olduğunu düşünüyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin tasarrufunda olan bu araziye altı otopark üzeri otel olacak bir tesis yapılacağını öğrendik, öyle biliyoruz.ö

HUKUK MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYOR

Büyük Otel'in yıkılmadan önceki son işletmecisi Emre Saklıca ise, devir sırasında kira sözleşmesi bitmeden tesisi tahliye etmek durumunda kaldığından maddi kayba uğradığını gerekçe göstererek Bursa 4'üncü Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 'Zarar tazminat' davası açtı.

Bursa Valiliği Özel İdare'den tesisi Dörts İnşaat Yapı şirketi adına kiralayan işletmeci Emre Saklıca, tesisin Bursa Büyükşehir'e devredilmesinin ardından işletme ruhsatı için başvuruda bulundu. Kış sezonu için tur acentaları ve çok sayıda müşterisiyle bağlantıları yapan Saklıca, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe'den Büyük Otel'in yıkılıp yerine otopark yapılacağını öğrendi.Tesisi tahliye eden Saklıca hukuk mücadelesi başlattı.Müvekkili Emre Saklıca'nın eski başkan Altepe'nin açıklamasının ardından tur acentalarının bir biri ardına rezervasyonlarını iptal ettiğini ifade eden avukat Sinan Subaşı, "Müvekkilimin Özel İdare ile yaptığı kira sözleşmesi gereği elinde kalan kiracılık süresi mevcut. Müvekkilim işletme ruhsatı alabilmek için büyük uğraşlar verdi. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe'e otelin yıkılıp otopark yapılacağını söylemesi üzerine büyük zarara uğradı. Müvekkilim, otelin mühürlenmesi ve iş yapamaz hale gelince noter aracılığı ile fesh etme kararını Büyükşehir Belediyesi'ne gönderdi. Başlattığımız hukuk davamız halen devam ediyorö dedi.

Görüntü Dökümü

------------------------

-Uludağ oteller bölgesinden detaylar

-Büyük Otel alanından detaylar

Avukat Sinan Subaşı Röportaj

-Güney Marmara Turizm ve Otel İşletmecileri Birliği Derneği  (GÜMTOB) Başkanı Haluk Beceren röportaj

Halil ÖZÇOBAN- Mehmet İNAN/BURSA,

Süre: 5 dakika Boyut: 560 MB

======================================================

(ÖZEL HABER) 

3)DOĞADA HUZUR ARARKEN, KENDİLERİNİ 'HES SAVAŞI'NDA BULDULAR

YAZ tatillerinde, Türkiye'nin birçok bölgesinde, kırsal alanda yaşam sürerken 15 yıl önce Alakır Vadisi'ne yerleşen Tuğba Günal- Birhan Erkutlu çifti, burada kendilerine köy yaşamı kurdu. Doğada huzur ararken, karşılarında kepçe gören ve ilk defa 'HES'i burada duyan çift, şimdi Alakır'da HES'lere karşı verdikleri mücadeleyle tanınıyor. Çift, bu süreçte, vadinin 929 hektarlık alanını korumaya aldırmayı da başardı. Eski Kadıköylü, yeni Alakırlı Birhan Erkutlu- Tuğba Günal çifti, 2000'li yılların başında tüm canlıların ortak ihtiyacı olan yeme, içme ve barınma ihtiyacının şehir yaşamında giderek, sağlıksız hale dönüşmesini sorgulamaya başladı. Kendilerine, doğada alternatif yaşam arayan çift, sırt çantalarıyla Anadolu'da yolculuğa çıktı. Kendi söylemlerine göre, 'şehrin ortasında doğup, doğanın ortasında büyüyen' çiftin sırt çantalı yolculuğu, Beydağları'nın önemli doğal alanlarından Alakır Vadisi Kuzca köyünde, Hamide Teyze ile karşılaşmalarıyla sona erdi. Alakır'da, kendilerine köy yaşamı kuran çift, çalı ve çamurdan yaptıkları evde yaşıyor, tüm gıda ihtiyaçlarını ürettikleri sebze ve meyvelerle karşılıyor.

10 YILLIK HES MÜCADELESİ

Alakır Vadisi'nde, 2004 yılında, nehre yakın yaklaşık 15 dönümlük arazi satın alan çift, burada köylülerle birlikte yaşam kurdu. Çadır hayatından yerleşik hayata geçen ve ekmeğinden her türlü gıda ihtiyaçlarına kadar bu arazide ürettikleriyle yaşam süren çift, 5- 6 yıllık süreç sonunda Alakır Nehri'nde yapımına başlanılan HES'lerle tanıştı. Çiftin yaklaşık 10 yıldır HES'lere karşı verdikleri hukuki mücadele sonucunda Alakır Vadisi, Danıştay tarafından 1'inci derecede Doğal Sit Alanı ilan edildi.

NEHİR KURTULDU, ONLAR SUSUZ KALDI

Bu kararın ardından Bakanlar Kurulu'nun da onayıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2 HES projesi bulunan Alakır Vadisi'nin üst bölgesi, Kesin Korunacak Hassas Alan ilan edilirken, vadinin çok önemli diğer bölümleri de korunacak alanlar arasına alındı. Ancak çiftin arazilerinin hemen yakınına kurulan HES şirketiyle uzun yıllar süren hukuki mücadele, bugün farklı boyutlara taşındı. HES şirketi, çiftin hemen yanındaki araziyi satın alıp, doğal kaynak suyunu da keserek, Günal ile Erkutlu'yu 116 gün susuz bıraktı. Mahkeme kararıyla yeniden sularına kavuşan çift, Alakır'da yaklaşık 15 yıllık öykülerini ve verdikleri mücadeleyi anlattı. 

'TEMEL İHTİYAÇLAR SORGULATTI'

Doğada yaşama tercihinin, tüm canlıların en temel ihtiyaçları yeme, içme ve barınmayı sorgulattığını belirten Birhan Erkutlu, "Yiyecekler bozulmaya, sular pet şişelere girmeye, ikame ettiğimiz yerlerin kiraları ve yaşam koşulları çok sağlıksız olmaya başlayınca biz de bu yaşantıyı sorgulamaya başladık. Edindiğiniz kazanç karşılığında aldığınız içme suyu, gıda ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarınız size sağlıksız ürünler olarak geri dönüyor. Biz de dedik ki 'Acaba alternatif bir yaşam mümkün mü?' Tabi on binlerce yıldır olduğu gibi bunun için bir toprak parçası ve çok az bir suya ihtiyacınız var. En azından barınmanızı inşa edip kendi tarımınızı, bostanınızı yapıp, kendi doğal kaynak suyunuzu çıkartıp bunları çözebilirsiniz. Bizi tetikleyen biraz da bu oldu" dedi.

'ALAKIR TESADÜF OLDU'

Tükettiklerine karşı sorumluluklarının da kendilerini çok yıprattığını dile getiren Erkutlu, "Hem çevreye duyarlıydık; ama orada tükettiğimiz ürünün üretim aşamalarında hem emek sömürüsü hem doğa sömürüsünün olduğunu bile bile bunu yapmak zorunda bırakılmak da bizi çok yıpratıyordu. Hem 3 temel ihtiyacımızı sağlıklı olarak karşılamak hem de şehirdeki tüketim çarkının içerisinde istemeden de yol açtığımız emek ve doğa sömürüsüne katkıda bulunmamak için kırsala yerleşmeye karar verdik. Onun içinde şehirden çıktık ve gezinmeye başladık. Tesadüf Alakır Vadisi oldu. Aslında çıktığımızdan beri Anadolu'nun her bir metrekaresi bir ömür rahat rahat insanları besleyecek, bakacak, koruyacak tüm olanaklara sahip bir coğrafya. Yani Alakır'ın çok ekstra bir özelliği olduğundan değil, tesadüf oldu" diye konuştu.

'KÖYLÜLER EVLERİNİ, BİLGİLERİNİ AÇTI'

Birhan Erkutlu, sırt çantalarıyla gezerken, Alakır'a yerleşmelerine vesile olan Hamide Teyze'yi ise şöyle anlattı:

"Buradan geçerken, bir Hamide Teyze'miz vardı. O durdurmuştu. Bir değirmeni vardı. Un ihtiyacımızı karşılamak için gezerken, sırt çantalı, çadır ata ata yaptığımız yolculukta, ilk ona dile getirmiştik. O bize sormuştu, 'Ne yapıyorsunuz sırtınızda bunca yük, Allah size nasıl bir ceza vermiş olabilir, avare avare dağlarda dolaştırıyor?' diye. Biz de 'Hiç üretmedik, çok tükettik, günahımız çok, bir toprak parçası arıyoruz, aynı senin gibi kendine yeterli bir model ve yaşam oluşturabilmek için' dedik. Durdu, baktı ve 'Her yer toprak ya ne arıyorsun?' demişti. Doğru ya aslında, ne arıyoruz, her yer toprak. 'Yapabilecek misiniz, asıl önemli olan o?' deyip, o bize kucak açmıştı. Buradaki yerel halk bize kapılarını, ambarlarını, evlerini açtı, en önemlisi bilgilerini açtılar. Çünkü biz şehir çocuğu olarak doğada yaşamla, tarımla, ev inşa etmekle ilgili bilgilerden tamamen yoksun yetiştirilmiştik. Onlar bize bu sıcak karşılamayı yapıp, bağlarını bahçelerini, topraklarını, bilgilerini açınca biz de burada kalmış olduk."

ÇALI VE ÇAMURDAN YUVA

Alakır'a yerleştikten sonra senelerin köylülerle birlikte paylaşımla geçtiğini anlatan Birhan Erkutlu, 'yuva' adını verdikleri çalı ve çamurdan evlerini 1 haftada inşa ettiklerini söyledi. Erkutlu, "Bize şehirde bir ev sahibi olmak çok büyük bir meseleymiş gibi hep öğretildi. Bunun için mimar, mühendis olman lazım, bunlardan yoksunsan çok paran olması lazım ki yaptırabilesin; ama aslında on binlerce yıldır insanoğlu hep kendi eliyle basit yuvalar inşa etmiş. Ondan sonra daha dayanıklı, daha güvenli, daha sağlıklı olduğu sorgulanan birtakım ekstra yeni yapı tekniklerine girilmiş, betonarme, çelik konstrüksiyon gibi. Aslında doğa bütün malzemeyi bize veriyor. Yaşadığımız evi biz 2 kişi, 1 haftada herhangi bir ekstra teknik bilgiye ihtiyaç duymadan çalı ve çamurla yaptık" dedi.

EŞYALARI ŞEHİR ATIĞI

Barınmanın herkes için ulaşılabilir, erişilebilir hak olduğunu hem kendilerine hem de insanlara gösterebilmek istediklerini kaydeden Erkutlu, "'Parayı verdim, yaptırdım'dan öte her canlı kendi yuvasını yapabilecek mi? Hem kendimize bunu deneyimle fırsatı yarattık, hem de model oluşturmayı ele aldık. 'En doğru malzeme en yakın malzemedir' deriz biz. Buradaki yuva modellerinde şehir atıklarını topladık. Musluktur, sobadır, mobilyadır, tabak- çanak, kapılar, çünkü o kadar çok atığı var ki şehirlerin. Pencereleri, vanaları, tesisatları çöpten toplayıp, buradaki odun, çalı, taş, toprak gibi malzemelerin bir araya getirilmesiyle oluşan evler bunlar" diye konuştu. 

HES'İ İLK DEFA GÖRDÜLER

Hem tarımsal hem inşa deneyimlerini yaşarken 5- 6 senelik süreç sonrasında hidroelektrik santrallerin (HES) gelişine şahit olduklarını dile getiren Erkutlu, şunları söyledi:

"Tabi o zaman evimizin üzerindeki güneş panelimiz, cep telefonumuz ya da bir internet bağlantımız yoktu. İhtiyaç duymuyorduk çünkü. İhtiyaç duyduğumuz bütün bilgiler burada dönüp duruyordu.  Birden kepçeyi gördük ve onun yıkımına şahit olduk. Tabi refleks olarak gittik, 'Ne yapıyorsunuz?' diye sorduğumuzda HES projesi olduğunu söylediler. Biz ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorduk. Sonra araştırdık, ne olduğunu gördük ve bütün nehri kapalı bir boruya alarak, 10- 15 km uzaklığa taşıyıp oradan düşürerek, o güçle elektrik üreteceklerini öğrendik. Yani doğada yaşamanıza gerek yok, suyun ne kadar temel bir yaşam hakkı olduğunu, suya erişim hakkının ne kadar önemli bir şey olduğunu yaşam için hepimiz biliyoruz. Bu vadi bizim gibi bütün canlılarla ortak yaşam alanımız ve onun bir can damarı var ve bu da Alakır Nehri." 

'MÜHÜRLETTİLER AMA SÖKÜLDÜ'

Buradaki bütün tabiata can veren, mikro iklimini sağlayan nehrin alınacağını duyunca buna karşı bir şeyler yapmak istediklerini anlatan Erkutlu, "Araştırdık, 'HES nedir?' Gördük ki çağ dışı bir proje. Akdeniz sıcak ve kurak bir iklim olduğu için bunun ekonomimize herhangi bir katkısı yok. Anladığımız kadarıyla bu çok ölü bir proje ve yaratacağı yıkım da akla ziyan bir yıkım. Milyonlarca canlının yaşamı söz konusu ve onun için hukuki mücadele, barışçıl, eylemsel ve sanatsal bir mücadele başladı ve o süreç içerisinde maalesef yapılan ve mühürletsek bile proje değişikliği gibi birtakım hukuki oyunlarla tekrar o mühür sökülen HES'ler icraatlara devam ediyor" dedi.

VADİNİN HASSAS BÖLGESİ KURTARILDI

Erkutlu, mücadelelerinin sonucunda Danıştay ve Bakanlar Kurulu kararıyla vadinin 724 bin metrekaresinin 'Kesin Korunacak Hassas Alan', 8 milyon 322 bin metrekaresinin 'Nitelikli Koruma Alanı' ve 251 bin metrekaresinin 'Sürdürülebilir ve Kontrollü Kullanım Alanı' ilan edildiğini kaydetti. Böylelikle vadinin toplam 929 hektarını korumaya aldırdıklarını belirten Birhan Erkutlu, "Vadinin asıl çok hassas biyolojik yapısına sahip olan üst kotlarına yapılmak istenen 2 HES projesinin lisansı, EPDK tarafından iptal edildi. En azından bu mücadele vadinin yarısı ve en önemli biyolojik hassasiyete sahip konumunu korumuş oldu" dedi.

'MEVCUT HES'LER BİR AVM'NİN ELEKTRİĞİNİ DAHİ KARŞILAMIYOR'

Bu süreçte yapılan birkaç HES'in yıkımının da göz önünde olduğunu anlatan Erkutlu, "Zaten kuraklık da var ve üretim de yapamıyorlar. Küresel iklim değişikliği var ve bunun yansımaları direkt oradaki yatırımların ölü yatırım haline gelmesine neden oluyor. Biz hatta ufak bir hesaplama yaptık. Şu anda var olan HES'lerin toplam ürettiği elektrik miktarı bir alışveriş merkezinin tüketimini dahi karşılamıyor. Yani onlarca kilometrelik korkunç yıkım, hayvanların ve bitkilerin susuz bırakılarak öldürülmesi ve bunun bütün vadiye bir kanser gibi en tepe kodlara kadar yayılarak kar ve yağış rejimini değiştirecek sert bir müdahale yapılmasının ederi de bu aslında" diye konuştu.

ONLAR ALAKIR'I, ALAKIR ONLARI SUSUZ BIRAKMADI

Geceleri silah atışıyla taciz edildiklerini, tehdit aldıklarını da aktaran Birhan Erkutlu, son olarak HES şirketi yetkilisinin, arazilerinin sınırındaki başka bir köylüye ait araziyi satın aldığını belirterek, şunları söyledi:

"Kendi arazimizden çıkan doğal kaynak suyumuzun damarını kepçeyle kazarak, kesti. Ardından 64'lük borularla arazinin diğer tarafında Dedegöl Enerji tarafından yaptırılan hayrata suyu taşıdılar. Hayratın ve arazimizin diğer yanındaki araziyi de satın alıp, buraya da bir havuz yaptılar ve su hayrattan bu havuza taşındı. 116 gün boyunca damarımızı keserek, bizi tamamen susuz bıraktılar. 116 günlük süreçte Alakır Nehri'nden bidonlarla su taşıyıp, yaşam mücadelesi verdik. Biz Alakır'ı, Alakır da bizi susuzluktan korumuş oldu. Nihai karar alınmadı ve mahkeme süreci devam ediyor. Mahkeme, çözüm olarak hayrata götürülen sudan bize bağlantı yaptı."

Görüntü Dökümü

---------------------

Alakır'dan geniş plan görüntüler

Birhan ve Tuğba çiftinden detaylar

Çamurdan yapılan evden detay

Evin içerisinden detay

HES şirketinin yaptırdığı hayrat çeşmeden detay

Çiftin sebze yetiştirdiği bahçelerinden detay

Tuğba'nın çay servisi yapması

Çay bardaklarından detay

Birhan'dan yaşamlarına ilişkin geniş röp

Tuğba'dan sebze yetiştirdiği alanda röp

DHA muhabiri Mehmet Çınar anons(Alakır Nehri'nde HES'le ilgili)

Alakır Nehri'nden detay

Birhan'ın odun kesmesi ve odun taşıması

Vadi yaşamına ilişkin genel detaylar

HES inşasından detay

10: 16 DK//// 1 GB

Haber: Mehmet ÇINAR - Kamera: Alparslan ÇINAR/ANTALYA,

===================================================

4)KURŞUNLADIKLARI BARDA YANLIŞLIKLA MÜŞTERİLERİ VURAN 2 KARDEŞ YAKALANDI

KONYA'da bir bara ateş edip, 2 müşterinin yaralanmasına sebep olan 2 kardeş, polis tarafından gözaltına alındı. Şüphelilerden Kemal Y.'nin pompalı tüfekle işyerinin içerisine doğru ateş etme anı ise güvenlik kameralarına yansıdı.

Olay, geçen Salı günü saat 23.00 sıralarında merkez Meram ilçesi Sahibiata Mahallesi'ndeki bir barın önünde meydana geldi. İddiaya göre kimliği belirlenemeyen kişi yada kişiler işyerinin önün gelerek işyerinin içerisine doğru pompalı tüfekle ateş açarak kaçtı. Açılan ateş sonucu Yaşar Konya (53) ve Nuri Çatal (51) vücutlarının çeşitli yerlerinden hafif şekilde yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. İşyerinin kurşunlanması ise güvenlik kameralarına yansıdı.

1 GECE ÖNCE KAVGA ETMİŞLER

Olayla ilgili çalışma başlatan Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, işyerinin  güvenlik kamera görüntülerinden şüphelilerin Kemal Y.(30) ve ağabeyi Cengiz Y. (33) olduğunu tespit etti. Polis, suç aleti tüfekle birlikte iki kardeşi  kısa sürede yakaladı. Şüphelilerden Kemal Y. ilk sorgusunda,olaydan bir gün önce bara diğer ağabeyi Engin Y. (35) ile eğlenmeye gittiklerini, bu sırada fazla gürültü yaptığı gerekçesiyle bar sahibi Emin K. (47) ile tartıştıkları, çıkan kavgada Emin K.'yi elinden yaraladıklarını, kendilerinin ise dövüldüğünü ileri sürerek bu nedenle  ağabeyi Cengiz Y. ile işyerinin önüne gelerek rastgele içeriye doğru ateş ettiğini söylediği öğrenildi.

Şüphelilerin polisteki sorgusu sürüyor.

Görüntü Dökümü

--------------------------

-Şüphelilerin Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilmesi 

Saldırı anı güvenlik kamera kayıtları 

Yaralının hastaneye kaldırılması 

Olay yerinden detay

(Haber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA))

============================================================

5)35 BİN LİRALIK ALTIN ÇALANLAR TUTUKLANDI

ADANA'da hırsızlık için girdikleri evden 35 bin lira değerindeki 9 altın bileziği çalan Musa Oruç (33) ve S.E. (16) tutuklandı.

Olay, Seyhan ilçesi Aydınlar Mahallesi'nde meydana geldi. Apartman dairesinin kapı göbeğini kırarak içeri giren zanlılar, yatak odasında bulunan 35 bin lira değerindeki 9 altın bileziği çaldı. Kaçan hırsızların sokak içerisine park ettikleri otomobile binerek ayrılması, güvenlik kamerası tarafından görüntülendi.

Hırsızlık olayını fark eden ev sahibi polisi aradı. Olay yerine gelen Hırsızlık Büro Amirliği polisleri, güvenlik kamerası görüntülerini izleyip otomobilin plakasından şüphelilerin kimliğini tespit etti. Kısa sürede yakalanan Musa Oruç ve S.E. polise direndi. Güçlükle emniyete götürülen ve haklarında ayrıca 'görevli polis memuruna direnmek' ve 'uyuşturucu kullanmak' suçundan da işlem yapılan 2 hırsızlık şüphelisi, sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Görüntü Dökümü

------------------------

Zanlının emniyet müdürlüğünden çıkarılması

Polis aracına bindirilmesi

Polis aracının gidişi

Asayiş Şube Müdürlüğü tabelası

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: ADANA,

(57 MB)

==============================================================

6)POLİS BASKININI GÖRÜNCE, ESRARI SOBADA YAKTILAR

ADANA'da polis ekipleri, uyuşturucu satışı yapıldığını ihbarını alınca bir eve operasyon düzenledi. Baskını fark eden evdekiler, uyuşturucuları sobada yakmaya çalıştı.

Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, Seyhan ilçesi Yeşilyuva Mahallesi'ndeki bir evde uyuşturucu satışı yapıldığı ihbarını alınca harekete geçti. Polisin baskınını fark eden B.K. (52), Ç.K. (18), Ü.K. (21), Ç.K. (40), M.C.K. (18), N.T. (20), M.E.K (24) ve N.Ö. (32), satışa hazırlanmış paket içindeki, 'sentetik esrar' paketlerini sobada yakmaya çalıştı. Polis, ateşi suyla söndürerek bir kısmı yanan esrarları sobadan çıkardı. Narkotik köpeği, 'Kanas' ile yapılan aramalarda ise tavan arasında ve mutfak dolaplarının içinde de uyuşturucu paketleri buldu. Yapılan aramalarda, 232 paket uyuşturucuya el konuldu. Gözaltına alınan 8 şüphelinin emniyetteki sorgusu sürüyor.

Görüntü Dökümü

------------------------

Polisin sobanın içinde yanan uyuşturucuyu fark etmesi

Sobanın içinde yananlar

Ele geçirilen malzemelerden genel görüntü

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: ADANA,

(54 MB)

==========================================================

7)ZARGANA AZMANINI KÖPEK BALIĞI SANDILAR

İZMİR'in Güzelbahçe ilçesinde beslenmek için kıyıya gelen 'zargana azmanı' balığını yüzgeçleri nedeniyle köpekbalığı zanneden vatandaşlar heyecanlı anlar yaşadı. 

Güzelbahçe sahilinde yürüyüş yapan vatandaşlar deniz yüzeyinde yüzgeçlerini gördükleri balığı, köpekbalığı zannederek heyecanlı anların yaşanmasına neden oldu. Kıyıya kadar gelen balığı cep telefonlarının kamerasıyla çeken vatandaşlar yüzgecinden dolayı balığın köpekbalığı olduğunu düşündü. Vatandaşların heyecanlı hareketlerini gören trafikteki sürücüler de araçlarını durdurarak balığı seyretmek isteyince trafikte bir süre aksama oldu. Ancak köpek balığı zannettikleri balığın beslenmek amacıyla kıyıya kadar gelen ve boyu bir metreden fazla olan zargana azmanı olduğunu öğrenen vatandaşlar sahilden ayrıldı.

Görüntü dökümü

------------------------

Vatandaşların denizden çektiği görüntü

( Haber: Mehmet CANDAN Kamera: İZMİR,  

==================================================================

8)ŞEHİT POLİS NECMİ ÇAKIR'IN ADI KÜTÜPHANEDE YAŞAYACAK

TRABZON'un Of ilçesinde bir okulda yaptırılan ve Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde, 2015'te, terör örgütü PKK mensuplarına yönelik sürdürülen operasyonda şehit düşen özel harekat polisi Necmi Çakır'ın adı verilen 'Z' tipi kütüphanenin açılışı gerçekleştirildi.

Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan Çocuk ve Gençler Sosyal Koruma ve Destek Programı (ÇOGEP) kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polis ekiplerince Of Ali Yeşilyurt İmam Hatip Ortaokulu'nda hazırlanan 'Z' kütüphane hizmete açıldı. Törene Of Kaymakamı Eyüp Fırat, Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu, İl Emniyet Müdürü Orhan Çevik, şehit Çakır'ın babası Fahri Çakır ve annesi Nuriye Çakır, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, emniyet mensupları ve vatandaşlar katıldı.

'İLETİŞİMDEN KORKMAYAN'

Açılışta konuşan İl Emniyet Müdürü Orhan Çevik, yapılan bu tür projelerle çocukların suç ve suç ortamından uzaklaşacağını belirterek, "Toplumda kendine güvenen, iletişimden korkmayan, hızlı öğrenme kabiliyeti olan, okuma alışkanlığı kazanmış, bilgi sahibi, araştırma yapabilen ve milli kimlik ve aidiyet duygusu gelişmiş, bulunduğu topluma sağlayan nesillerin yetişmesidir. Yapılan bu çalışma ile çocuk ve gençlerimizi kitap ve kütüphane ile buluşturup aynı zamanda kahraman şehidimiz özel harekat polisi Necmi Çakır'ın isminin yaşatılmasını sağlamış olmaktayız. Aziz şehidimizi bu vesileyle saygıyla yad ediyorum" dedi.

Konuşmaların ardından protokol üyeleri kurdele keserek kütüphanenin açılışını yaptı. Açılışın ardından kütüphaneyi ziyaret eden katılımcılar burada öğrencilerle bir araya gelerek çalışmaları hakkında da bilgi aldı. İl Emniyet Nüdürü Çevik ve beraberindekiler, kütüphanede öğrencilerle sohbet ederek bir süre satranç oynadı. Katılımcılar şehit ailesi, polisler ve okul idaresi ile öğrenciler günün anısına okul bahçesinde hatıra fotoğrafı da çekinildi.

Görüntü dökümü

------------------------

-Okuldan görüntüler

-Yapılan konuşmalar

-Açılış ve kütüphane

-Detaylar

 HABER: FATİH TURAN KAMERA: SELÇUK BAŞAR/DHA

=============================================================