Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir? - Haberler
Haberi Paylaş

Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir?

Haberler.com - Haberler | Gündem
Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir?

Tarihte Kızılderililerin nasıl adlandırılması gerektiği tartışma konusu olmuş ve hâlâ bu tartışma devam etmektedir. İnsanlar Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir? sorularını merak etmektedir. Peki, Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir? İşte detaylar...

Tarihte Kızılderililerin nasıl adlandırılması gerektiği tartışma konusu olmuş ve hâlâ bu tartışma devam etmektedir. İnsanlar Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir? sorularını merak etmektedir. Peki, Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir? İşte detaylar...

Kızılderililerin nasıl adlandırılması gerektiği hâlâ tartışma konusudur.

Türkçe Kızılderili adı İngilizce Redskin (kızıl deri) adının çevirisidir ve dünya dilleri arasında ayrıca Farsçada dakullanılır. İngilizcedeki Redskin nitelemesi harfiyen İspanyolca Piel Roja adlandırmasından çeviridir ve bu İspanyolca ad, Kristof Kolomb'un 1492 yılında Hindistan sandığı yere ilk ulaştığı nokta olan Karayipler'in (hâlâ Batı Hint Adaları West Indies olarak da bilinir) yerli halklarından Taynoların vücutlarını Bixa orellana tohumuyla boyamasından kaynaklanır. İngilizcede ayrıca Red Indians (Kızıl Hintler) adı da geçer fakat o kadar yaygınlaşmamıştır ve en:Redskin (slang) adı da günümüzde yalnızca argo olarak kabul edilmektedir. Türkçedeki Kızılderili adı ise argo değildir.

Abd Nüfus Sayım Dairesi (Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Sayım Bürosu) ülkedeki yerlileri American Indian and Alaska Native adı altında topluca ele alır ve American Indian («Amerikalı Hint») terimiyle Kıta ABDsi'ndeki yerliler (ki hepsi de Kızılderilidir) kastedilirken, Alaska Native («Alaska Yerlisi») terimi Alaska'daki yerlilerin tamamı (Aleutlar, Alaska Eskimoları, Alaska Kızılderilileri) için kullanılır.

ABD'li ve Rus ırk araştırmacılarının raporunda, Kuzey Amerika kıtasının ilk sakinlerinin genetik beşiğinin Sibirya'nın güneyindeki dağlık Altay bölgesi olduğu ortaya çıktı. ABD'deki İnsan Genetiği dergisinde yayımlanan araştırmayı yapanlardan Pennsylvania Üniversitesi Antropoloji bölümü Doçenti Theodore Schurr, Rusya, Moğolistan, Çin ve Kazakistan'ın kesiştiği Altay bölgesinin on binlerce yıldır çok sayıda halkın gelip gittiği kilit bir yer olduğunu belirtti.

Rapora göre, Amerika kıtasındaki ilk insanların ataları bu halklardan biriydi ve bugün Rusya Federasyonu'nun bir parçası olan Altay'dan 20 bin ila 25 bin yıl önce gelmişlerdi. Asyalılara ait genetik özelliklere sahip bu insanlar, o dönemde sular altında olmayan Bering Boğazı'nı geçmeden önce tüm Sibirya'yı geçtiler. Yaptıkları araştırmalard, Amerikalı Kızılderililerin ve Güney Altay bölgesinde yaşayan yerli kavimlerin DNA'larında Y kromozomunu (babadan geçen) analiz eden bilim adamları, iki grubun paylaştığı ve bunlara özgü genetik mutasyonu bulmaya çalıştılar. Araştırmanın sonucunda, Amerikalı ve Rus antropologlar, her iki grupta da, anneden miras mitokondriyal genlerde de aynı genetik özellikleri buldular. Çalışmalarında bu mutasyonların ortaya çıkması için ne kadar zaman geçmesi gerektiğini hesaplayan bilim adamları, Altay genlerinin 13 bin ila 14 bin yıl önce Amerikalı yerlilerinkinden ayrıldığını tahmin ediyorlar.

İstiklal Caddesi'nde sokak müziği yapan iki kişi, giydikleri Kızılderili kıyafetleriyle ilgi odağı oldu. Çocuklar Kızılderili müziğiyle dans ederken, bazı vatandaşlar ise Kızılderili kıyafetli müzisyenlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

İstiklal Caddesi'nde her geçen gün farklı kıyafetlerle sokak müziği yapan sanatçılara bir yenisi daha eklendi. Dün öğlen saatlerinde geleneksel kıyafetleri ve çalgılarıyla İstiklal Caddesi'ne gelen iki Kızılderili, müzikleriyle vatandaşların ilgisini çekti. Kızılderililer hem üflemeli hem de telli geleneksel çalgılarıyla caddeden geçen vatandaşlara müzik kültürlerini tanıttı. Rengarenk ve içinde kuş tüyleri ve çeşitli kumaşların kullanıldığı geleneksel kıyafetler giyen Kızılderililer, kendileriyle fotoğraf çektirmek isteyenleri de kırmayarak hem çalgı çaldılar hem de fotoğraf çektirdi. Çocuklar ise Kızılderili müziğiyle dans etti.

Kızılderililer Türk mü? Kızılderililer kimdir? Kızılderili savaşları nelerdir?

Kızılderili savaşları ya da ABD Kızılderili savaşları (İngilizce American Indian Wars «Amerikan Kızılderili Savaşları», Indian Wars «Kızılderili Savaşları»), Yeni Dünya'da Kuzey Amerika'nın yerlisi ABD Kızılderilileri ile Eski Dünya'dan gelen Avrupalı göçmen yerleşimciler arasında patlak veren ve 1622–1924 yıllarında aralıklı olarak asırlara yayılan Amerikan Bağımsızlık Savaşı öncesi ve sonrası bir dizi çatışmalar silsilesidir. Savaşın ana sebebi, keşfedildiği andan itibaren Amerika kıtasını doğudan işgal etmeye başlayan Avrupalı sömürgecilerin sürekli artması ve bu artış sonunda yerlileri batıya sürmeleridir. Bu savaşlar Amerika kıtasının doğu kıyısından batı kıyısına kadar genişlemenin mukadder olduğunu ifade eden Kader Manifestosu gibi ideolojiler tarafından teşvik edildiği gibi, politik kaygıyla zorla ya da antlaşmalarla Kızılderili Tehciri gibi etnik temizlik hareketleri de savaşların tetikleyici unsurlarıdır. Bu savaşlar sırasında ABD Kızılderili katliamları da görülür.

ABD Sayım Bürosu'nun 1894 yılındaki rakamlarına göre ABD ile Kızılderililer arasında 40'tan fazla savaş yaşanmış, çoluk çocuk dahil yaklaşık 30.000 Kızılderili ile 19.000 Beyaz yaşamını kaybetmiştir.

ABD 2010 nüfus sayımına göre kendini ABD Kızılderilisi (ya da Alaska yerlisi) olarak tanımlayan kişi sayısı ABD nüfusunun % 0.9 kadarına tekabül eder[3]. Avrupalı sömürgecilerin bulunmadığı Kolomb öncesi Amerika'da ABD Kızılderililerinin nüfusları üzerine hiçbir kesin kanıt yoktur.

Kızılderililerin bağışıklık sistemine yabancı olan Avrupa kökenli salgın hastalıklar, kendi aralarında kabileler arası savaş, Avrupalı sömürgecilerle savaş, Kanada ve Meksika'ya göç, azalan doğum oranları ve asimilasyonların doğal sonucu olarak ABD Kızılderililerinin nüfusu 19. yüzyılda bir milyonun altına düşmüştür. Bilginler, bu düşüşün ana sebebi olarak Avrupalı kâşif ve tüccarların Avrupa'dan gelirken getirdikleri yeni hastalıklar olduğunda hemfikirdir ve bu asırlar boyunca bağışıklığı olmayan Kızılderililer aleyhine işlemiş, bağışıklığı olan Avrupalıları fazlaca etkilememiştir. Örnek olarak, bazı tahminlere göre çiçek hastalığı salgınlarında Kızılderili nüfusunda % 80-90 ölüm vakası görülmüştür.

1894 yılındaki Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Sayım Bürosu'na (Bureau of the Census) göre ABD ile Kızılderililer arasından 40'tan fazla savaş yaşanmış, çoluk çocuk dahil yaklaşık 30.000 Kızılderili ile 19.000 Beyaz yaşamını kaybetmiştir.

İlk mücadele 1600 lerde çoğu İngiliz olan Britanyalıların Yeni Dünya'daki yerleşim sürecinde yerli Kızılderili kabileleri ile yeni yerleşimciler arasında olmuştur. Daha sonra asırlara yayılan aralıklı savaşlar görülmüştür: 17. yüzyılda Jamestown Katliamı (1622), Pequot Savaşı (1637), Anglo-Powhatan savaşları (1610–14, 1622–32, 1644–46), King Philip's War (1675-78), King William's War (1688–97); 18. yüzyılda Queen Anne's War, Tuscarora Savaşı, Yamasee Savaşı ile Father Rale's War, Father Le Loutre's War, French and Indian War, Pontiac's War ile Lord Dunmore's War. Bu savaşların çoğunda Kızılderililer Britanyalılarla savaşmıştır. Amerikan Devrimi ile 1812 Savaşı'nda ise Kızılderililer hem Amerikalılara karşı savaşmış hem de Amerikalıların yanında Britanyalılara karşı savaşmıştır. ABD'nin kuruluş sürecinde ABD için savaşan uluslararasında Kızılderililer genelde göz ardı edilir.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı 1775–1783

Amerikalılar için Amerikan Bağımsızlık Savaşı temelde iki paralel savaştan oluşur: Doğuda Büyük Britanya Krallığı güçlerine karşı savaş, Batıda ise Kızılderililerle yapılan savaştır ve bu bölüm daha çok «Kızılderili Savaşı» (Indian War) olarak bilinir. Yeni ilân edilen Amerika Birleşik Devletleri Mississippi Nehri'nin doğusundaki Kızılderili topraklarının kontrolü için Britanyalılarla yarışmıştır. Amerikalıların genişlemesinin durdurulması umuduyla Kızılderililerin çoğu Britanyalılarla aynı safta yer almışlardır ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın en kapsamlı ve en yıkıcı kısmı Kızılderililerle yapılan savaş olmuştur.

Bazı Kızılderili toplulukları bölünerek savaşta farklı taraflarla müttefik oldular. Bunlardan en göze çarpanı İrokuaların konfederasyon yapısındaki Altı Milletin bölünmesidir. Oneydalar ile Tuskaroralar Amerikan Devrimi'nde isyancıların (Amerikalılarin) tarafından savaşırken, Mohavklar, Senekalar, Kayugalar ve Onondagalar Britanyalıların safına geçmiştir. İrokualar bu savaşta birbirleriyle doğrudan mücadele etmekten kaçınmışlar, devrim sonunda ise zorunlu intra-İrokua mücadelesi görülmüştür. İrokuaların her iki tarafı da yeni siyasi muafiyet kapsamında topraklarını kaybetmiştir. Topraksız kalan İrokualar Ontario'daki Grand River rezervasyonu'na kapatılmışlardır. Güneydoğuda ise, Çerokiler tarafsız (ya da isyancı yanlısı) ya da Britanya yanlısı olarak iki hizbe bölünmüşlerdi. Britanya yanlısı bu Çerokiler daha çok Chickamauga olarak bilinirler ve reisleri Tsiyu Gansini (?? ???? Dragging Canoe) önderliğinde savaşa girmişlerdir. Diğer birçok kabile de benzer biçimde bölünerek savaşta iki ayrı tarafta yer almışlardır.

Hem göçmenler hem de savaşmayan Kızılderililer bu savaşlarda büyük acı çekmiş, köyleri sık sık askeri seferler sırasında yıkılmış erzakları da yağmalanmıştır. Bu askeri seferlerin en büyüğü 1779 yılındaki Sullivan Seferi olmuş, 40'tan fazla İrokua köyü yerle bir edilmiştir.

Britanyalılarla Amerikalılar arasında imzalanan Paris Antlaşması (1783) gereği, yerlilerin rızası alınmadan Kızılderili Toprakları ABD'ye devredilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri düşman birlikler olarak Britanyalıların safında kendilerine karşı savaşmış olan bu Kızılderililerin topraklarını fetheden halk edasıyla kabul etmiştir.

Chickamauga savaşları

u sınır çatışmaları, Amerikan Bağımsızlık Savaşına Çerokilerin de dahil olmasıyla birlikte neredeyse 1794 sonuna kadar durmadan sürmüştür. Önce "Chickamauga Çerokileri" sonra da "Aşağı Çerokiler" denen Çeroki kabile birliği, ilk önce Overhill Towns Çerokilerinin, sonra da Lower Towns, Valley Towns ve Middle Towns Çerokilerinin katılımıyla liderleri Tsiyu Gansini önderliğinde güneybatıya önce Chickamauga (Chattanooga, Tennessee) yöresine çekilmiş sonra da Five Lower Towns Çerokileri bunları takip etmiştir. Bunlara Krikler, beyaz Toriler, kaçak köleler, Çikasov dönekleri, yüzden fazla Şavni yüz kadar Chickamauga Çeroki savaşçısına takas olarak katılıp kuzeye göç etmişler, sonraki yıllarda bunlara diğer Kızılderililerden yetmiş kadar kişi katılmıştır. Saldırıların birincil hedefleri Watauga, Holston ile Nolichucky nehirleri boyunca koloniler ve yukarı Doğu Tennessee'deki Carter Vadisi, ayrıca 1780 yılında Fort Nashborough ile başlayan Cumberland Nehri boyunca yerleşimler, hatta Kentucky, Virginia, Kuzey Karolina, Güney Karolina ve Georgia kolonileridir. Tsiyu Gansini'nin yakın müttefiği olan Krik (Muskogi) reisi Hoboi-Hili-Miko komutası altındaki Yukarı Krikler sık sık Chickamauga savaşçılarıyla birlikte akınlara katıldıkları gibi onlardan ayrı olarak da savaşmışlar ve Cumberland yerleşimindekiler Çikasov, Şanvi ve Lenapelerin saldırılarına maruz kalmışlardır. Tsiyu Gansini ile halefi Kunokeski sık sık birlikte Kuzeybatı Toprağı'ndaki akınları yapmışlardır. Savaşlar Kasım 1794 tarihinde Tellico Blockhouse Antlaşması yapılana kadar sürmüştür.

Chickamauga savaşları gerçekte bazı tarihçilerin İkinci Çeroki Savaşı dediği ve bütün Çeroki Milleti ile Büyük Britanya Krallığının müttefik olduğu koloniler arasında süren 1776-1777 yıllarındaki savaşın devamıdır.

Kuzeybatı Kızılderili Savaşı

1787 yılında Kuzeybatı Yönetmeliği doğrultusunda Beyaz yerleşimciler için resmî olarak Kuzeybatı Toprağı düzenlenmiş ve Beyazların bölgeye akını başlamıştır. Bu Beyaz yerleşimcilerin topraklarına doluşmasına yerli Kızılderililer direniş göstermiş ve çatışmalar başlamıştır. Başkan George Washington bunun üzerine yerlilerin direnişini kırmak için bölgeye silahlı keşif heyeti göndermiştir. Bununla birlikte, Kuzeybatı Kızılderili Savaşı, Weyapiersenwah önderliğindeki Şavniler, Mishikinakwa önderliğindeki Mayamiler, Buckongahelas önderliğindeki Lenapeler ve Egushawa önderliğindeki Odavalardan oluşan bir kabileler konfederasyonudur ve Josiah Harmar ile Arthur St. Clair adlı generaller tarafından bozguna uğratılmışlardır. General St. Clair yenilgisi Kızılderililer tarafından şimdiye kadar Amerikan ordusuna verilen en ağır kayıpları içerir. Amerikalılar bir anlaşmaya varmak istediler, fakat Weyapiersenwah önderliğindeki Şavniler sınır çizgisinde ısrar edince bu talep Amerikalılarca kabul edilemez bulunmuş ve general Anthony Wayne komutasındaki yeni bir keşif heyeti gönderilmiştir. Wayne'nın ordusu 1794 yılında Fallen Timbers Muharebesi'nde Kızılderili konfederasyonu tarafından yenilgiye uğratılmıştır. Kızılderililerin Britanyalılardan umdukları yardım o anda gelemedi ve yerliler 1795 yılında Greenville Antlaşması'nı imzalamak zorunda kaldılar. Yapılan bu antlaşma gereği Kızılderililer bugünkü Ohio eyaletinin tamamı ile Indiana eyaletinin bir kısmını ABD'ye devrettiler.
Türkiye'nin en kapsamlı haber sitesi, Haberler.com ile haberler devam ediyor.

Tecumseh, Krik Savaşı ve 1812 Savaşı

1800 yılında Indiana Toprakları valisi olan William Henry Harrison başkan Thomas Jefferson'ın yönetimi altında Kızılderili topraklarını elde etmek için oldukça saldırgan bir politika izlemiştir. Şavni Kızılderililerinden Tecumseh ile Tenskwatawa adlı iki kardeş Amerikan yayılmasına karşı direnen bir kabile birliği gibi davranarak Tecumseh'in Savaşı'nı yönetmişlerdir.

Tecumseh Güneydeki Krikleri, Çerokileri ve Çoktavları müttefikleri olarak savaşa katmış, Harrison ise Tenskwatawa ile takipçilerini 1811 yılında Tippecanoe Muharebesi'nde yenerek Kızılderili konfederasyonunun üzerine yürümüştür. Amerikalılar askeri direnişten sonra zafer geleceğini umarken, Tecumseh Britanyalılarla açıkça müttefik olmuş ve bunlar 1812 Savaşı'nda Amerikalılarla savaşmışlardır.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı gibi 1812 Savaşı da Batı cephesindeki büyük bir savaştır. Krik Savaşı (1813–1814) Krik (Muskogi) Milleti içinde bir iç savaş olarak başlamış, daha sonra Tecumseh'in cesaretiyle Amerikan yayılmacılığına karşı gelişen bir mücadelenin parçası olmuştur. Amerikalılar doğuda Britanyalılarla yaptıkları savaşta çıkmaza girerken, batıdaki Kızılderililerle yaptıkları savaşlarda daha başarılı olmuşlardır. Thames Muharebesi'nde Tecumseh'in Harrison'un ordusu tarafından öldürülmesiyle birlikte Eski Kuzeybatı direnişi sona ermiştir. ABD'ye karşı savaşan Krikler yenilmiştir.

Bağımsızlık ve Kuzeybatı Kızılderili Savaşı'nda olduğu gibi 1812 Savaşı'ndan sonra da Britanyalılar Kızılderili müttefiklerini Amerikalılara terk etmişlerdir. Bu Kızılderili savaşlarında dönüm noktası olmuş, Amerikanın yayılmacılığına karşı yabancı güçlerle ittifak son bulmuştur.

Tehcir dönemi savaşları

Kızılderililerin epeyce bir kısmı Kızılderili Tehciri denen toplu zorunlu göçleri imzalamıştır. Çoğu isteksizce göçe katılmış fakat huzurla göç etme şartlarına hükûmet uymamıştır. Bazı gruplar, bu tehcir antlaşmalarının uygulamasına direniş gösterip 1832 yılındaki Kara Şahin Savaşı 1836 Krik Savaşı gibi kısa savaşlar ya da İkinci Seminole Savaşı (1835–1842) gibi uzun ve bedeli ağır savaşlar çıkmıştır.

İkinci Seminole Savaşı

Bazı bilginlere göre açgözlülük, ırkçılık ve Kızılderililerin yaptığı baskınlara (gerçek ya da iftira) karşı "kendini savunma" iddiaları 1820 lerde günün olayları olmuştur ve yerleşimcilerin "ilk ve son kez Florida'yı Kızılderililerden kurtarmak" istemeleri önemli bir rol oynamıştır. Bazen zenci kaçak kölelerin Seminolelerin kamplarına sığınmaları da gerginliği artıran sebeplerden biridir. Bunların kaçınılmaz sonucu olarak bölgenin yerlisi olan Kızılderililer ile sonradan gelen Beyaz yerleşimciler arasında çatışmalar çıkmaya başlamıştır. Andrew Jackson Kızılderili Tehcir Yasası'nı imzalayarak bu sorunu atlatmaya çalıştı. Yasaya göre Florida Kızılderilileri tehcir (gerekirse) öngörülmüştür. Aripeka, Micanopy ve Osceola gibi güçlü liderlerine güvenen Seminoleler atalarının yurtlarından ayrılmaya niyetleri yoktu ve topraklarına hızlı biçimde doluşan Beyaz yerleşimcilerin hırsızlık ve kendi kamplarına saldırılarına misillemede bulunmuşlardır. Bu çatışmalar İkinci Seminole Savaşı olarak bilinir ve şimdiye kadar Kızılderililere karşı yürütülen en uzun ve en pahalı savaş olmuştur.

Seminolelerin Aralık 1835 tarihindeki korugan saldırısı

Tehcire direnen Seminoleler Florida'da savaş hazırlıklarına başlarlar. St. Augustine milisleri (St. Augustine Militia) Amerika Birleşik Devletleri Savaş Bakanlığı'na başvurarak 500 misket tüfeği istemiş ve 500 gönüllü milis tuğgeneral Richard K. Call komutası altında seferber edilmiştir. Kızılderililer yerleşimcilere ve onların çiftliklerine baskın yapmış, yerleşimciler de işgal ettikleri Kızılderili topraklarını bırakıp askeri kalelere, büyük kentlere ya da dışarı kaçmışlardı. Osceola önderliğindeki bir savaşçı grubu Florida milislerine malzeme götüren bir trene baskın yapmış ve trenin korumalarından sekizini öldürüp diğer altısını da yaralamıştır. Elde edilen ganimetin çoğu birkaç gün sonra milislerin misilleme saldırısıyla geri alınmıştır. St. Augustine'nin güney sahilleri boyunca yer alan şeker plantasyonları buralarda çalışan zenci kölelerin çoğunun katılımıyla Seminoleler tarafından yıkılmıştır.

ABD Ordusu yaklaşık 550 askerden oluşan 11 birliğini Florida'da konuşlandırmıştır. Fort King (Ocala) askeri kalesinde yalnızca tek birlik vardı ve burasının Seminoleler tarafından istila edilebileceğinden korkuluyordu. Askerler Fort Brooke (Tampa) kalesindeki iki birliğe üç birlik daha eklemiş ve diğer birlikleri de Fort King'e göndermişlerdir. 23 Aralık 1835 günü Francis L. Dade komutasında toplam 110 adamdan oluşan iki birlik Fort Brooke'nin soluna konuşlandırılmıştır.

Dade Katliamı ABD Ordusu'ne Seminoleler tarafından verdirilen en büyük hezimettir

Beş gün boyunca yürüyen askerleri gölge gibi takip eden Seminoleler 28 Aralık 1835 günü askerleri pusuya düşürdüler. Yalnızca üç asker kurtulmuş ve Edwin De Courcey adlı biri ertesi gün bir Seminole tarafından öldürülmüştür. Ransome Clarke ile Joseph Sprague adlarında kurtulan iki kişi Fort Brooke kalesine geri döner. Clarke daha sonra aldığı yaralar sonucu ölürken, Sprague sağ salim daha uzunca bir süre yaşamıştır. Seminoleler ise yalnızca üç adam kaybetmiş, beş kişi de yaralanmıştır. Aynı gün Dade Katliamı'nda Osceola ve savaş arkadaşları tarafından pusuya düşürülen Wiley Thompson öldürülmüş, diğer altı kişi ise Fort King dışında öldürülmüştür. Binbaşı Ethan Allen Hitchcock şubat ayında Dade Katliamı kalıntılarını bulmuştur.

29 Aralık günü general Clinch, Fort Drane kalesinin (Clinch'in şeker plantasyonu Fort King'in 32 km kuzeybatısındadır) soluna, 500 gönüllü dahil 750 askeri 1 Ocak 1836 tarihinde askerlik hizmeti sona erinceye kadar konuşlandırmıştır. Bu grup Withlacoochee Nehri'nin güneybatı kıyılarında birçok göl ve bataklıktan oluşan ve Cove of the Withlacoochee olarak bilinen korunaklı bölgeyi ziyaret eder. Fakat askerler nehre ulaştıklarında karşıya geçmek için bir araç bulamayınca Clinch yalnızca tek bir kano ile bütün askerler karşı kıyıya geçirmiştir. Karşıda Seminoleler saldırıya geçer ve askerler yalnızca süngü takacak kadar fırsat bulur. Dört ölü ve 59 yaralı veren askerler nehir boyunca çekilip milislerden bir örtü yapar. Haberler.com okumaya devam edin. Sizlere en doğru bilgileri tarafsız şekilde iletiyoruz.

Okeechobee Gölü Muharebesi olarak bilinen başka bir kilit çatışmada, albay Zachary Taylor ilk büyük eylemine tanık olur. 19 Aralık günü Kissimmee Nehri'nın yukarısındaki Fort Gardiner kalesine 1.000 kadar askeri bırakan Taylor Okeechobee Gölü'ne yönelir. İlk iki gün içerisinde doksan Seminole teslim olur. Üçüncü gün Taylor teslim olan Kızılderililerin hapsedilmesi için Fort Basinger kalesinin inşa edilmesini ister. Üç gün sonra Tayor ve adamları 1937 Noel günü Okeechobee Gölü'nün kuzey kıyılarında Seminolelerin büyük çoğunluğunu yakalar.

Denizciler mangrovlar arasındaki Seminoleleri ararken

Halpata Tastanaki, Sam Jones ve son zamanlarda gelen Kowakuce önderliğindeki Seminoleler Cladium jamaicense (İngilizcede «testere otu» anlamına sawgrass denir) ile çevrili olan bir hamak pozisyonu almışlardı. Zemin kalın çamurlu olup Cladium denen otlar kolayca cildi kesip yakar. Taylor'un 800 adamı varken, Seminoleler ancak 400 den daha az sayıda idiler. Taylor ilk olarak bataklık merkezine düzgünce hareket etmeleri için Missouri gönüllülerini göndermiştir. Taylor'un planı Kızılderililere doğrudan saldırı yapmak yerine, etrafını kuşatarak etkisiz kılmaktı. Bütün adamları yürüyerek hattı oluşturmuştur. En kısa sürede de aralık bölgeye gelen Missouri gönüllüleri Kızılderililerin ağır ateşi altında dağılırlar ve ölümcül yara alan komutanları albay Gentry adamlarını toparlayamaz ve bataklık üzerinden geri kaçarlar. Cildi kesip yakan Cladium otlarıyla kaplı bölgede yapılan mücadele Altıncı Piyade'ye bağlı beş bölük için ölümcül olmuştur. Askerler ve astsubayların çoğu ya öldürülmüş ya da yaralanmıştı. Sağ kurtulabilen yalnızca dört kişiydi. Yalnızca yaklaşık bir düzine Seminole muharebede öldürülmüştür. Aralarında Taylor'un subay ve astsubaylarının da olduğu Yirmi altı ABD askeri ölmüş ve 112 asker yaralanmış iken Seminolelerden ölen 11, yaralanan ise 14 kişidir. Taylor 100 midilli ile 600 baş sığır yakalamış, fakat hiçbir Seminoleyi sağ yakalayamamıştır. Bununla birlikte, Okeechobee Gölü Muharebesi Taylor ve ordusu için büyük bir zafer olarak karşılandı.

1840'ta Florida'nın aşağısına saran savaşta Seminolelerin birçoğu ağır ölümlü birkaç yüz kayıp verip, Florida'nın solunu Oklahoma için bırakmıştır. Seminole Savaşının gerçek maliyet tahminleri 30.000.000 $ ila 40.000.000 $ dolardır. Fakat gerçek maliyet analizleri yapılmamıştır. ABD Kongresi "Kızılderililerin düşmanca tutumlarını bastırabilmek" için savaş fonu tahsis etmiş, fakat 1836 Krik Savaşı'nın maliyetleri de buna dahil edilmiştir. Deniz operasyonlarında savurganlık soruşturma konusu olmuş ve yaklaşık 511.000 $ harcandığı belirlenmiştir. Soruşturmada bulunan harcama miktarı tartışmalıdır. Başka şeylerin yanı sıra, oyma kanoların tanesi 10-15 dolardan satın alınırken, donanma kano başına ortalama 226 dolar harcamıştır. Kara ordusu, donanma ve deniz müdavimlerine Florida'da 10.169 servis edilmiştir. Savaşta 30.000 milis ve gönüllü görev yapmıştır.

Kaynaklarda ABD ordusu İkinci Seminole Savaşında resmî olarak 1.466 kayıp vermiş ve bunların çoğu da hastalıktan ölmüştür. Doğrudan savaş eylemiyle ölenlerin sayısı azdır. Bu sayı, Mahon'un raporlarına göre 328, Missall'ın raporların göreyse 269 subay ve asker Seminoleler tarafından öldürülmüştür. Bu ölümlerin yaklaşık yarısı Dade Katliamı, Okeechobee Gölü Muharebesi ve Harney Katliamı'ında olmuştur. Benzer biçimde, Mahon'un raporları da donanma için 69 ölü kaydederken, Missal raporlarında ABD deniz kuvvetleri ve deniz piyadelerinin 41 ölü verdiğni kaydetmiş, fakat diğerlerinin Florida dışına gönderildikten sonra ölmüş olabileceği ekler. Mahon ve Florida Board of State Institutions 55 gönüllü subay ve askerin Seminoleler tarafından öldürüldüğü konusunda hemfikir iken, Missall bunların sayısının bilenemediğini savunur. Ancak, hastalık ya da kaza sonucu ölen milis ve gönüllülerin sayısı üzerine hiçbir rakam verilmemiştir. Öldürülen Beyaz sivil ve Seminolelerin sayısı da belirsizdir. Kuzeydeki bir gazetede 1839 yılında Florida'da Seminole Kızılderililerinin seksenden fazla sivili öldürdüğü haberedilmiştir. Hiç kimse Kızılderililer tarafından öldürülenlerin ya da açlık veya diğer mahrumiyetlerden ölenlerin sayısını tutmamıştır. Batıya sevk edilen Kızılderililerin tehcirinde başarılı olunamamıştır. 1843 yılının sonlarında 3.824 Kızılderili Florida'dan Kızılderili Toprakları'na sevk edilmiş, fakat 1844'te yalnızca 3.136 kişi kalmıştır. 1962 yılında Oklahoma'da yalnızca 2.343 Seminole bulunurken, Florida'da 1.500 kadarının olduğu tahmin ediliyor.

Haberler.com - Gündem

Haberi Kaydet
/beğendim
/alkışladım
/beğenmedim
/güldüm
/üzüldüm
/sinirlendim
/şaşırdım
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title