Fındıkta Cinse Göre Fiyat Değişimine Tepki Geldi

Fındıkta Cinse Göre Fiyat Değişimine Tepki Geldi

Ordu'da serbest piyasada bu sezon ilk defa fındığın cins ve kalitesine göre fiyatlandırılarak piyasa oluşturulup alım yapılması tepki çekti.

Fındıkta Cinse Göre Fiyat Değişimine Tepki Geldi

(ÖZEL HABER)

1)FINDIKTA CİNSE GÖRE FİYAT AYRIMINA TEPKİ

ORDU'da  serbest piyasada bu sezon ilk defa fındığın cins ve kalitesine göre fiyatlandırılarak piyasa oluşturulup alım yapılması tepki çekti. Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu, Ordu'da yetiştirilen fındığın daha önceki yıllarda tek fiyat üzerinden satıldığını, bu sezon ise yağlı ve çakıldak fındık ayrımı yapılarak serbest piyasada iki fiyatın ortaya çıktığını, bununda üreticiyi mağdur ettiğini söyledi. Geçen sezon serbest piyasada fındığın 8 TL'ye inmesi üzerine Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından müdahale alımı gerçekleştirildi. TMO, müdahale alımını bu sezonda devam ettirirken Giresun kalite fındığı 10.50 TL, levant kalite fındığı ise 10 TL'den almaya başladı. Serbest piyasada ise fındık fiyatları TMO fiyatının altında kalırken 9 TL dolayında seyretti. Yeni sezonda üreticinin serbest piyasada umduğunu bulamadığını ve fiyatların halen  TMO fiyatın olan 10 TL'nin altında seyrettiğini, yağlı-çakıldak fındık ayrımıyla fiyatların beklenen seviyeye ulaşmadığını vurgulayan Selami Akarsu, "Yağlı fındık, çakıldak fındık muhabbeti bu işin alavere dalavere tarafından geliyor. Normalde böyle bir konu yoktu. Bundan öncede eski-yeni fındık muhabbeti çıkardılar. Bu iş bittikten sonra 'ne yapalım' noktasında fiyatları çakıldak ve yağlı fındık diye ikiye böldüler. Yağlı fındık iç piyasada güzel tüketildiğini hepimiz biliyoruz. Alıcılar bu işi belli bir ranta getirmek, çiftçinin kafasını karıştırmak için çakıldak-yağlı fındık fiyatı muhabbeti yaptılar. Bununda sona gelecek. Biz fındıkla ilgili hangi oyunlar oynanacak onu takip edeceğiz. Mutlaka bir sorun yine çıkaracaklar. Yağlı fındığımız her zaman kaliteli fındıktır" dedi.

TMO OLMASAYDI PİYASADA BİR ENKAZ OLACAKTI

Çakıldak fındık ile yağlı fındık arasında yaklaşık 75 kuruşluk fiyat farkı olduğunu, çakıldak fındığın serbest piyasada daha yüksek fiyattan alındığını da belirten Selami Akarsu, "Bu esasen doğru değil ama yapacak bir şeyde yok, alıcılar bunu böyle yapıyor. 9.50 TL çakıldak fındık, yağlı fındık ise 8.75 TL civarında.  Bu noktada alıcı ihracatçılar değilde manavlardan bahsedelim. Manavlarda zorda. Onlarda ne yapacağını bilmiyor. Fındık ileriye doğru daha net bir şekil alacak. Kimse bunun üzerinde oyun oynayacak durumda kalmayacak. Çünkü; TMO hasat öncesi fiyat politikasını açıklayacak. Üreticimiz ne yaptığını bilecek ve kafası rahat olacak. TMO olmasaydı piyasada bir enkaz olacaktı, en azından bir çizgi oluştu. TMO olmasaydı fındığın ve üreticinin durumu çok vahim olacaktı. Tabiki çakıldak fındık uzun ömürlü, dayanıklı. Yüksek rakımlarda yetişiyor, ağacıda uzun ömürlü. Damak tadında ise yağlı fındık daha harika. Piyasayı böyle yağlı-çakıldak fındık ayrımı ile ikiye bölmeye hiç gerek yok" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Selami Akarsu ile röportaj

-Fındık görüntüsü (arşiv)

(SÜRE: 6.00 Dk ) (BOYUT: 355 MB)

Haber-Kamera: Nedim KOVAN/ORDU-DHA

=========================================================

(ÖZEL HABER)

2)CENNETTEKİ KAÇAK BİNALARIN MOLOZ YIĞININDAN DOĞAL TEPELER YAPTILAR

SAMSUN'de yer alan Türkiye ve dünyanın en önemli sulak alanlarından Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'nde bulunan yaklaşık 319 kaçak yapının yıkımıyla ortaya çıkan moloz yığını doğal tepeler haline dönüştürüldü. Molozlardan 4 tane tepe oluşturulup üzeri de toprakla kaplandı. Tepelerin kuş gözlem amaçlı da kullanılabileceği belirtildi. Bölgedeki doğal yapının zarar görmemesi için bu uygulamanın gerçekleştirildiği ifade edildi. Türkiye ve dünyanın en önemli sulak alanlarından biri olan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'nde Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından 2016 yılında yapılan çalışma ile bölgede bulunan 319 kaçak yapı yıkıldı. Çoğu villalardan oluşan binaların yıkımı sonrasında ortaya çıkan moloz ile ilgili ise farklı bir çözüm yolu bulundu. Molozun kamyonlarla delta dışına çıkarılmasının hem doğal yaşamı olumsuz yönde etkileyeceği hem de maliyetinin çok fazla olması nedeniyle çözüm yolu arandı. Beton moloz yığını deltada 4 farklı noktada toplanıp üzeri de toprakla kapanarak tepeler oluşturuldu.  Tepelerin kuş gözlem amacıyla da kullanılacağı belirtildi. Bu uygulamanın ise daha önce yapılmış bir benzerinin bulunmadığı ifade edildi.

'DOĞAYI BOZACAK NİTELİKTEYDİ'

Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Zennube Albayrak, Kızılırmak Deltası'nın Bütün Şehir Yasası ile birlikte kendilerine devrolduktan sonra ilk yaptıkları çalışmanın bölgedeki kaçak yapılaşma ile ilgili mücadele olduğunu dile getirerek "Bu konu ile ilgili güçlü bir irade sergiledik. Yaptığımız çalışmalarda kaçak olan binaların yıkımlarını gerçekleştirdik. Müthiş bir moloz çıktı burada. Bu molozları taşıyıp götürmek hem maliyetliydi hem de doğayı ve araziyi bozacak nitelikteydi onun için Tabiat Varlıkları Koruma Komisyonu ile yapmış olduğumuz ortak çalışmalarla molozları yerinde tepecikler halinde koruyalım dedik. Bunun için dört tane tepe oluşturuldu. Yıkım sonrasında ortaya çıkan molozlardan ve üzerleri toprakla kapandı. Doğal bir tepe görüntüsü verildi. Geçmişin izleri burada yaşansın ki bir daha böyle bir durum gündeme gelmesin istedik. Ayrıca ahşap bir yol olacak tepelerin üzerine kadar gelecek. Buralardan da kuş gözlemi yapılabilecek" diyerek sözlerine şöyle devam etti:

'UNESCO GEÇİCİ LİSTESİNDE'

"Burada doğal yaşamı bitki örtüsünü engelleyecek bir düzenleme yok. Sanki burası hep böyleymiş gibi doğal bir şekilde kalacak. Böyle bir çalışmanın ilk defa yapıldığını biliyoruz. Hem geçmişi hatırlamak hem de geleceğe sahip çıkmak adına güzel bir çalışma oldu. Şu anda UNESCO geçici listesindeyiz. Kalıcı listeye girmek için dosyamızı teslim ettik bununla ilgili çalışma devam ediyor. Eğer kalıcı listeye girersek Kızılırmak Deltası Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Listesine gire.n ilk doğal mirası olacak. Buda ayrıca bir öneme sahip olacak anlamına geliyor."

RAMSAR SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA KORUNUYOR 

Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti 21 bin 700 hektarlık sulak alana sahip, 5 bin 174 hektarlık kısmı ise, Yaban Hayatı Geliştirme Alanı olarak Uluslar arası Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunuyor. Bölgede irili ufaklı 20 göl ile büyük bataklık ve sazlık alanlar yer alıyor. Avrupa Kuş Alanları Envanteri'ndeki en önemli 4 kriterden 3'üne sahip olan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'nde, Türkiye'de bugün kayıt altına alınmış 478 kuş türü tespit edildiği, bunların 350'sinin burada görüldüğü ve 140'ının burada ürediği tespit edildiği ifade edildi. Dünyada nesli tehlike altında olan 24 kuş türünün 15'inin, Kızılırmak Deltası'nda görülüp kayıt altına alındığı, Kızılırmak Deltası'nın dünyadaki kuş cennetlerinden farklı kılan en önemli özelliklerden birinin de yılın her ayı farklı kuşların görülebildiği olduğu belirtildi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Deltadan detay

-Tepelerden detay

-Delta ve tepelerden drone görüntüsü

-Yıkım fotoğrafları

-Röportaj.

(SÜRE: . 3.55 Dk) (BOYUT: 439.79 MB)

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER/SAMSUN,  

======================================================

(ÖZEL HABER)

3)PROF.DR. POLAT: İÇ SULARIMIZDA İSRAİL SAZANI TEHDİDİ

SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Nazmi Polat, göl, gölet, akarsu gibi iç sularda balık faunasında büyük değişiklik yaşandığını havuz balığı olarak bilinen İsrail sazanını baskın tür haline geldiğini söyledi. Tüketilmeyen bu balığın diğer balık türlerinin sayısının artmasına engel olduğunu belirten Prof.Dr. Polat: "Bir el bütün sularımıza bu balığı yaygınlaştırdı ama bu elin kim olduğunu bu gücün ne olduğunu kimse kabullenmiyor, kabullenmek istemiyor" dedi.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Nazmi Polat, 30 yıldır aynı üniversite e görev yaptığını ve Samsun'un iç sularını tamamen bildiğini ve her ortamda yaşayan balıklarla ilgili araştırma yaptığını söyleyerek "2005 yılında bununla ilgili bir kitap hazırladık. Daha sonra Samsun'un balık faunasında çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldık. O gün bir kaç alanda bulunan havuz balığı insanların İsrail balığı dediği bir balık şu anda iç sularımızın tamamını kapsamış durumda. Bir el bütün sularımıza bu balığı yaygınlaştırdı ama bu elin kim olduğunu bu gücün ne olduğunu kimse kabullenmiyor, kabullenmek istemiyor. Bütün iç sularımızı hatta Yeşil Irmak Nehri'ni bile baskın hale getirecek bir istilacı tür çoğalıyor ise bunda başka gerekçelerin de aranması gerekiyor" diyerek sözlerine şöyle devam etti:  "Bizim normal balıklarımız yılda bir defa ürerken İsrail sazanı 6-7 bazen 9 defa üreme yapıyor. Ondan öte bu balık, bizim doğal faunamızdaki balıkların yumurtaları ile besleniyor. Bu balık ekolojik ortama çok kolay uyum sağlayabilen, çok değişik habitatlarda rahatlıkla yaşayabilen, sıcak, soğuk, kirli, akarsu durgun suda yaşayabilen çok fazla üreteme yeteneğinde olan bir balık. Dolayısıyla bizim doğal balık türlerimizin varlığını tehlikeye atıyor, engelliyor o su da baskın tür haline geliyor. Eğer bu balıkla ciddi bir mücadele yapılmazsa, bu baskınlığı önlenemezse yakın bir gelecekte özellikle durgun sularımızdan başlamak üzere doğal balık faunamızın yok olduğunu göreceğiz. Bu da göllerimizin çölleşmesi manasına gelir. Bu balık yenmeyen tüketilmeyen alanın bir daha almadığı bir balık. Böylece doğal alanlarımızdaki ekolojik türleri yok etmiş oluruz. ekolojik halkadaki doğal türlerin yok olması demek, bu halka ile alakaları diğer canlıların da zamanla yok olacağını ve sırada birg ün insana geleceğini gösteren çok ciddi bir işarettir."

Görüntü Dökümü:

--------------------

-Gölden detay

-Prof.Dr. Nazmi Polat'tan detay

-Röportaj

(SÜRE: 3.58 Dk) (BOYUT: 444.89 MB)

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hakan AKGÜN/SAMSUN,  

======================================================

4)2 ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN SÜRÜCÜ: BEN ÇOCUKLARI GÖRMEDİM

KONYA'da aralarında husumet bulunan iki sürücünün trafikteki kovalamacası sırasında meydana gelen kazada, trafik ışıklarında refüjde mendil satan 3 kardeşten 2'si öldü, 1'i yaralandı. Kazanın ardından tutuklanan ve 'Taksirle ölüme neden olma' suçundan yargılanan sürücüler  Cumaali Çetin  ve Atilla Mayda, 6'ncı kez hakim karşısına çıktı. Sürücülerden Atilla Mayda, "Ben çocukları hiç görmedim. Cumaali arkadan aracıma çarptı. Vatandaşlar refüje çıkan arabayı aşağıya indirdi." dedi.  Kaza, 21 Ekim 2016 tarihinde akşam saatlerinde merkez Meram İlçesi Taşcami Uzunharmarlar Caddesi'ndeki kavşakta meydana geldi. Resul (10), İsmail (8) ve Yakup Çiçek (6) kardeşler okul harçlıklarını çıkartmak için ışıklı kavşakta mendil satmaya başladı. İddiaya göre aralarında daha önce husumet bulunan ve trafikte karşılaşan Cumaali Çetin (37) yönetimindeki 42 AKK 47 plakalı minibüsüyle,  Atilla Mayda'nın (42) kullandığı 42 CFC 55 plakalı otomobili kovalamaya başladı. 

3 KARDEŞİ EZDİ

Kovalamaca sırasında Mayda, kırmızı ışık yandığı için yavaşlamak istedi. Bu sırada arkadan gelen minibüs otomobile hızla çarptı. Çarpmanın şiddetiyle otomobil refüje çıkıp Yakup, İsmail ve Resul Çiçek kardeşleri ezdi. Durumları ağır olan çocuklardan Yakup Çiçek olay günü, Resul Çiçek de 1 gün sonra tedavi gördükleri hastanede yaşamını yitirdi. İsmail Çiçek de tedavisi tamamlandıktan sonra taburcu oldu.

 

2 SÜRÜCÜ  TUTUKLANDI 

Kazadan sonra sürücüler Atilla Mayda ve Cumaali Çetin gözaltına alındı. İki sürücü, polisteki ifadesinde aralarında husumet bulunduğunu trafikte karşılaşınca yaşanan kovalamaca esnasında kazanın meydana geldiğini söyledi. Sürücüler çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

ÇOCUKLARI GÖRMEDİM

Konya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Taksirle ölüme neden olma' suçundan yargılanan sürücüler Mayda ve Çetin, 6'ncı kez hakim karşısına çıktı. Sanık sürücülerden Atilla Mayda, savunmasında çocukları görmediğini belirterek, "Cumaali beni kovalamaya başladı. Işıklara geldiğimizde yavaşlamak istedim. Ancak Cumaali arkadan bana çarptı.  Arabayla refüje çıktım. Kapı sıkıştığı için arabadan aşağıya inemedim. Daha sonra  çevredeki vatandaşlar gelip arabayı kaldırıp refüjden indirdi.  Ben çocukları hiç görmedim. Arabayı yaklaşık 100 metre ileriye park edip, polise kaza yaptığımı söyledim. Poliste kazada ölenlerin olduğunu söyledi. Çok şaşırdım." dedi.

'ARACIN ALTINDA ÇOCUKLAR VAR' DİYE BAĞIRDIM

Atilla Mayda'nın kazanın ardından olay yerinden ayrılmaya çalıştığın ileri süren Cumaali Çetin ise, 'Aracın altında çocuklar var' diye bağırarak Mayda'yı uyardığını söyledi. Çetin, "Ben ilk kaza anında Atilla'nın çocuklara vurup vurmadığını görmedim. Ben aracı kaldırmaya çalışıyordum. Ancak Atilla aracı kaçırmaya çalışıyordu. Atilla'ya 'Aracın altında çocuklar var' diye bağırdım. Buna rağmen araçtan inmedi. Kaçmak için uğraşıyordu. Araçtan insin diye Atilla'nın camına vuruyordum. Oradaki vatandaşlar aracı kaldırıp, çocukları altından çıkarmaya çalışıyordu." diye konuştu.

Mahkeme, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.   

ARŞİV GÖRÜNTÜ 

Tolga YANIK/KONYA,

======================================================================

5)HAKKARİ'DE PKK CEPHANELİĞİ ELE GEÇİRİLDİ   

    

HAKKARİ ve ilçelerinde, jandarma ekiplerinin kırsal alanda yaptığı  operasyonlarda, PKK'lı teröristlere ait çok sayıda otomatik silah, mühimmat, roketatar, el bombaları, patlayıcı madde, patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler, kaçak sigara ve yaşam malzemeleri ele geçirildi.  Hakkari Valiliği, jandarma ekiplerinin Hakkari merkez ve ilçelere bağlı kırsal alanda terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlarla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, 8 Ocak 2018 tarihinde Hakkari'nin merkez, Yüksekova, Şemdinli ve Çukurca ilçelerinin kırsal alan ve meskün mahallerinde icra edilen operasyonlar yapıldığı ifade edildi. Açıklamada şöyle denildi:

"Operasyonlar neticesinde; 2 AK-47 Kalaşnikof piyade tüfeği, 1 adet LMGK piyade tüfeği, 300 AK-47 Kalaşnikof piyade tüfeği mühimmatı,1 el dürbünü,3 büyük tüp, 5 küçük tüp,1 işaret fişeği tabancası,10 işaret fişeği tabancası mühimmatı, 1 adet 120 milimetre top mühimmatı, 24 roketatar mühimmatı, 20 roketatar sevk fişeği, 1125 bixi mühimmatı, 23 el bombası, 31 el bombası fünyesi, 2.8 kilogram C4 plastik patlayıcı, 1.2 kilogram kırmızı renkli plastik patlayıcı,18 kilogram TNT patlayıcı, 600 metre kablo ile hazırlanmış EYP (el yapımı patlayıcı) düzeneği, 1 konserve kutu ile hazırlanmış el yapımı patlayıcı düzeneği, 6 telsiz düzenekli elektronik devre, 100 metre beyaz antikrom kablo, 10 metre kırmızı renkli infilaklı fitil, 7 metre kırmızı renkli saniyeli fitil, 90 mavzer mermisi, 5 bin 420 kaçak sigara ve çok sayıda yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. Konu ile ilgili adli tahkikat devam etmektedir."

Görüntü dökümü

--------------------------

-Jandarma kamerası

-Ele geçirilen malzemeler imha edilirken

HAKKARİ,

=====================================================================

 

(ÖZEL HABER)

6)KEMER GRAMANTİNİ YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

ANTALYA'nın Kemer ilçesine has tat ve aromaya sahip gramantin mandalina son dönemde bahçelerin imara açılması nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bölgede 20 yıldır gramantin ticaretiyle uğraşan Hüseyin Aydemir, "Eskiden günde 20 ton mandalina keserdik, iki ayda bitiremezdik. Şimdi günde 3- 4 ton kesiyoruz. Rekolte düştü. Kesile kesile, imara açıla açıla rekolte düştü" dedi.Antalya'nın dünyaca ünlü turizm merkezi Kemer, bölgede yetişen ve kendine has özelliklere sahip Kemer gramantini (Kemer mandalinası) ile de biliniyor. Türkiye'de birkaç farklı yerde daha yetiştirilmesine rağmen Kemer'de üretilen gramantin, renk ve aromasıyla diğerlerinden ayrılırken, pazar tezgahlarında da en fazla rağbet gören mandalina türü oluyor. İlçede toplam 8 bin 500 dekar alanda narenciye yetiştiriliyor.        Toplam alanın 1000 dekarında ise Kemer gramantini üretiliyor. 2016 yılında yaklaşık 3 bin ton üren elde edilirken 2017 yılında rekolte 1000 ton olarak gerçekleşti.

Kemer'de yaklaşık 40 yıl önce babasının başladığı gramantin ticaretini son 20 yıldır sürdüren Hüseyin Aydemir (49), bölgedeki mandalina bahçelerini kiralayıp yetiştirilen ürünlerin satışını yapıyor. Kemer'in turizm bölgesi olması dolayısıyla son dönemde bahçelerin imara açıldığını söyleyen Hüseyin Aydemir, bu nedenle Kemer gramantininin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını aktardı.

'BU KALİTE SADECE KEMER'DE YETİŞİYOR'

  Hüseyin Aydemir, "Kemer gramantini yani Kemer mandalinası Türkiye'de sadece Kemer'de yetişmiyor. Antalya Çakırlar'da, Serik'te, Aydın'da, Köyceğiz'de yoğun şekilde yetişiyor. Adana'da yetişiyor. Ama gittiği yörelerde 'Kemer mandalinası' diye satılır. Kemer bölgesindeki aroma, lezzet hiçbir yerde olmuyor. Pazarcı Adana'dan da alsa, Köyceğiz'den de alsa bütün pazarlarda Kemer mandalinası diye satılır. Adana, Köyceğiz, Çakırlar buradaki mandalinalarda renk, görüntü aynı olur hatta oralar buradan daha boylu olur ama soyup yediğiniz zaman bir avuç çekirdek çıkar. Ama Kemer mandalinasında bu çekirdek çıkmaz. Diğer o bölgelerin mandalinaları su gibi olur yani bir lezzet aroma gelmez ama buranın mandalinasını yediğin zaman çok kokulu, ciddi bir aroma gelir. Pazarlarda satılan mandalina 'Kemer mandalinası' diye satılır ama bu kalite sadece ve sadece Kemer'de yetişiyor" dedi.

AĞAÇLAR KESİLİYOR

  Kemer'de eskisi gibi gramantin kalmadığını vurgulayan Hüseyin Aydemir, "Bölgedeki ağaçlar 30- 40 senelik. Turizmin girmesiyle birlikte tarıma ağırlık verilmiyor. Turizmden dolayı Kemer'de ağaçlara eskisi gibi bakım yapılmıyor. İmara açıldı çoğu bölge, bundan dolayı kesiliyor ağaçlar. Yani böyle devam ederse 10- 20 yıl sonra sadece yemelik gramantin kalacak. Ama tarıma dönülse, tekrar uğraşılsa, bu ağaçlar tazelense yani 30- 40 senelik olmaları önemli değil bir budamayla bu ağaçlar tazelenir. O zaman daha kaliteli olur ve daha da fiyatlı satılır" diye konuştu.

'BU SENE REKOLTE DE DÜŞTÜ'

Bahçelerin imara açılmaya devam etmesi durumunda Kemer gramantininin yok olacağını kaydeden Hüseyin Aydemir, şöyle dedi:

  "Eskiden biz günde 20 ton mandalina keserdik, iki ayda bitiremezdik. Şimdi günde 3- 4 ton kesiyoruz. Rekolte düştü. Kesile kesile, imara açıla açıla rekolte düştü. 15- 20 ton iki, üç posta işçiyle mandalina kestiğimiz günleri bilirim bundan 20- 25 sene önce. Bu sene meyve eksik. Bu sene 1- 1.20 lira bizim toptan satışımız. Bizden toptan alan arkadaşlarımız da pazarda 2 liraya satıyor. Geçen sene 60 kuruştu satışımız. Bizden alan da 1-1.20 liraya satıyordu. Geçen sene rekolte yüksekti. Bu sene rekolte de düştü."

Görüntü dökümü

----------------------------

Kemer mandalinası ağaçta detay

Mandalinanın soyulması detay

Kemer mandalinası ağaçta detay

Soyulmuş mandalina detayı

Mandalina yiyen kişiden detay

Kemer mandalinası ağaçta detay

Hüseyin Aydemir'in gelişi ve kasadaki mandalinayı kontrol etmesi

Hüseyin Aydemir röportaj

Mandalina toplayan işçiler detay

Hüseyin Aydemir röportaj

Mandalina ağacı detay

Hüseyin Aydemir röportaj

Mandalina toplayan kadın işçi detay

Toplanan mandalinanın konulduğu sepet detayı

Hüseyin Aydemir röportaj

Mandalina kasası detay

Hüseyin Aydemir'in Kemer mandalinasının nasıl anlaşılacağını anlatması

Kemer mandalinası ağaçta detay

Hüseyin Aydemir'in mandalina yemesi

Mandalina toplayan işçiler detay

(361 MB/// 05.55")

(Haber- Kamera: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya), )

=============================================================

 

(ÖZEL HABER)

7)KELEBEKLER TURİZM ELÇİSİ

ANTALYA Tanıtım Vakfı (ATAV), kentin sahip olduğu 3'ü endemik 183 kelebek türüne ilişkin kitap hazırladı. Kitapla, dünyadaki kelebek tutkunlarının kente çekilmesi hedefleniyor. Türkiye'deki 350 dolayında kelebek türünden, 3'ü endemik olmak üzere 183'ü, Antalya'nın dağları ve yaylalarında görülüyor. Birçok Avrupa ülkesinden daha fazla kelebek çeşidine sahip Antalya'nın bu özelliğini kullanmak isteyen ATAV, 3 yıllık çalışmanın ardından 'Antalya Kelebekleri' adlı kitap hazırlattı. Yakın zamanda yaşamını yitiren Prof. Dr. Olcay Yeğin ve çalışma arkadaşlarının fotoğrafladığı kelebeklerin, özellikleri ve nerelerde bulunduklarına yönelik bilgiler de kitapta toplandı.

TÜRKİYE'DE 350, ANTALYA'DA 183

ATAV Başkanı Yeliz Gül Ege, dünyada kelebekleri takip eden ve bunlar için kamp kuran insanlar olduğunu söyledi. Bu insanlara Antalya'nın kelebek türü açısından ne kadar zengin olduğunu göstermek amacıyla kitap hazırlattıklarını belirten Ege, "Türkiye'de 350 civarında kelebek çeşidi var. Antalya'da ise bu kelebeklerden 183'ü bulunuyor ve bunlardan 3'ü endemik. Kitapta harita üzerinde kelebeklerin görülebileceği alanlar numaralandırıldı. Görsel ve bilgi hazinesi olarak başka bir kitap yok. Yaylaları çekim merkezi haline getirmek, doğa alanlarının ne kadar harika olduğunu göstermek ve eko turizme dikkat çekmek amacıyla bu kitap hazırlandı" dedi.

ÇOCUKLARA KELEBEKLERİ ANLATACAKLAR

Kelebeklerin ciddi fanları olduğunu belirten Yeliz Gül Ege, sürdürülebilir turizm için eldeki kaynakları gösterdiklerini aktardı. Kelebekler kitabını vakıf yararına sattıklarını kaydeden Ege, belediye başkanlarının da gittiği yerlerde bu kitapları yabancı konuklara hediye ettiğini söyledi. Kitapta üç dilde kelebekler hakkında bilgi verildiğini aktaran Ege, sergilerle tanıtıma devam ettiklerini kaydetti. Ege, "Şimdi okullarda sergi açacağız. Çocuklara turistlerin sadece deniz için gelmediğini, aynı zamanda 183 kelebeği görmeye geldiğini anlatmaya çalışacağız. Çocuğun ağzında bakla ıslanmıyor, bunu herkese anlatacaktır. Bu kanalı kullanmak istiyoruz" dedi.

Görüntü dökümü

-----------------------

-Kelebek görüntüsü

-Kelebek kitabının görüntüsü

-RÖP: Yeliz Gül Ege

-Kitabın satış için rafda görüntüsü

(418 MB/// 03.44)

( Haber: Hasan DEMİRBAŞ-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,)

===================================================================

8)SAHTE ÇAĞRI MERKEZİ DOLANDIRICILARI ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

ZONGULDAK merkezli İstanbul, İzmir, Balıkesir ve Bilecik'te düzenlenen operasyonda, çağrı merkezi üzerinden ulaştıkları kişileri sağlık sigortası yapma veya yenileme vaadiyle kredi kartı bilgilerini alarak dolandırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan 4'ü kadın 9 kişi adliyeye sevk edildi.  Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, sahte çağrı merkezi üzerinden aradıkları kişileri, sağlık sigortası yapma veya yenileme vaadiyle kredi kartı bilgilerini aldıkları ve bu şekilde dolandırıcılık yaptıkları tespit edilen şebekeye yönelik operasyon düzenlendi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, yaklaşık 6 ay süren teknik ve fiziki takip sonrası geçen Cuma, Zonguldak, İstanbul, İzmir, Balıkesir ve Bilecik'te eş zamanlı olarak yapılan operasyonda 4'ü kadın 9 kişiyi gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Şebekenin bu yolla 40'a yakın kişiyi dolandırdığı, sayının da artabileceği belirtildi.

Görüntü dökümü

----------------------------

-Şüphelilerin sağlık kontrolü

-Şüphelilerin adliyeye getirilmesi

-Adliye detay

Süre: (2.04) Boyut: (126 MB)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK,

==================================================================

9)KOCAELİ'DE 96 AVCIYA 305 BİN TL CEZA KESİLDİ

KOCAELİ'nde, 2017 yılında kaçak avlandıkları ve ekosisteme zarar verdikleri gerekçesiyle 96 kişiye 305 bin 650 TL idari para cezası kesildi. Orman ve Su İşleri Kocaeli Şube Müdürü İlyas Çiçek, 2017 yılında bin 426 kişi denetlendiğini, 32 adet tüfeğe el konulduğunu söyledi. Orman ve Su İşleri Kocaeli Şube Müdürlüğü ekipleri yaban hayatın korunması amacıyla görev bölgelerinde 2017 yılı içerisinde yaptığı denetimlerde kaçak avcılara ceza yağdırdı. Mevzuata uymayanların cezalandırıldığını söyleyen Orman ve Su İşleri Kocaeli Şube Müdürü İlyas Çiçek, "Bizim sahamız içerisinde 10 adet korunan alan var, 2 tane de yaban hayatı geliştirme sahamız var. Bunlar bizim korunması gereken, olmazsa olmaz alanlarımızdan bir tanesidir. 13 tane avlık alanımız var. Bu avlaklarla ilgili avcılarımız kota almak zorunda. 2017 yılında yaklaşık bin 426 avcıyı kontrol etmişiz ki bizim kayıtlı avcı sayımız 5 bin 833. Bunların bin 426 tanesini kontrol etmişiz. Mevzuata uymayan, kurala uymayan 96 avcıya idari işlem uygulamışız. Bu uygulanan idari işlem sonucunda ortalama 306 bin TL para cezası uyguladık" dedi.  Kurallara uymayanların tüfeklerine el konulduğunu söyleyen Çiçek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu avcıların içerisinde tüfeklerine el konulanlar var. 32 adet tüfeğe 2017 yılında el koyduk ve 70 adet de diğer malzemelerine el koyduk. Bunun yanında biz bu avcılarımıza her yıl eğitimler düzenliyoruz. 2017 yılında 14 tane avcı kursu düzenledik, 532 adet avcıya sertifika verdik. Çünkü avlanma yapılabilmesi için avcı kursu eğitimi alınması sertifikanın alınması lazım ondan sonra avcılığa başlayabiliyorsunuz, yoksa başka türlü belge alma şansınız yok. Yine 2017 yılında 534 tane yaralı hayvan bize intikal etti. Bunların 174 tanesinin tedavisi yapıldıktan sonra tabiata salındı"

Çiçek doğaya sülün saldıklarını belirterek, "2017 yılında 2 bin adet sülün kuşunu doğaya saldık. 2017 yılında 2 bin 100 kilogram yemi doğaya bıraktık ki belediyelerimiz de ayrıca yemleme çalışmaları yapıyorlar, avcı derneklerimiz de katkı sağlıyor" dedi.

Görüntü dökümü

---------------------------------

-Orman Su İşleri Şube Müdürü İlyas Çiçek ile röp

-Kaçak avlanmayla ilgili toplantıdan detaylar

-İçi doldurulmuş hayvan detayları

Haber: Ergün AYAZ-Dinçer AKBİR-Kamera: Alişan KOYUNCU-İZMİT(Kocaeli),

===================================================================

10)TOKAT'TA KAÇAK AVCILARA 135 BİN LİRA CEZA UYGULANDI

TOKAT Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü İhsan Ekinci 2017 yılında kaçak av yapan 142 kişiyi tespit edip toplamda 135 bin lira ceza uyguladıklarını söyledi. Sosyal medyadan av paylaşımları yapanlar da cezadan nasiplerini aldı.

Tokat Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü İhsan Ekinci özellikle geceleri araç farları kullanılarak yapılan avlanma şekliyle etkin olarak mücadele ittiklerini belirterek, buna müsamaha gösterilemeyeceğini söyledi. Türkiye de kaçak avı önlemek adına avcılık kursları açarak, verdikleri belge ile bilinçli avlanmayı teşvik etmeye çalıştıklarını ifade ederek, "Avcılık kurslarına katılmayan insanlara da yaklaşık 10 kişilik bir ekiple müdahale etmeye çalışıyoruz. Karasal avcılıkta özellikle far avı dediğimiz gece avında hiçbir müsamaha göstermiyoruz. Hiçbir gece avına tahammülümüz yok. Çünkü katliam, vahşet yapıyorlar" dedi.

'BİN 725 KİŞİ KONTROL EDİLDİ'

İnsanların limitler ve kendilerine gösterilen yerler haricinde avlanmak istediğini, bunu engellemeye çalıştıklarını kaydeden Ekinci şunları söyledi:

"İnsanlar maalesef kendilerine gösteren alanların dışında, limitlerin dışında avlanmak istiyorlar. Engellemeye çalışıyoruz. Bunu da sayı olarak Tokat'ta gittikçe düşürdük. 2017 yılında bin 725 kişi kontrol edildi. Bu bin 725 kişiden 142'sine idari para cezası uygulandı. Bunların bir kısmı avcılık belgesi olamasına karşın izinsiz sahada avlanmış kişiler. Otomatik diye tabir ettiğimiz tüfekler 8 fişek atıyor, takoz koydurarak 2'ye düşürüyoruz. Çünkü hayvana kaçma şansı da bırakılması gerekiyor. Otomatik tüfekleri de çifte dediğimiz 2 fişekli hale getiriyoruz. Takozu olmayanlara da biz cezai işlem uyguluyoruz. Sayı gittikçe düşüyor. Hem eğitimlerimizin faydası oluyor bunda, hem de cezaların duyurulması kaçak avcılığın önüne geçmemize sebep oluyor."

'135 BİN LİRA CEZA UYGULADIK'

Sahadaki kontrollerin yanında sosyal medyadan av fotoğraflarını paylaşanların da sıkı şekilde takip edildiğini söyleyen Ekinci şöyle konuştu:

"Tokat'ta sosyal medyadan paylaşımlar yapan 14 kişiye de idari yaptırım kararı uyguladık. Bakanlığımızın, Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğümüzün bünyesinde genel müdürümüzün kurmuş olduğu bir ekip var. Tüm Türkiye'deki sosyal medya sayfalarını tarıyorlar veya ihbar alıyorlar, o ihbarlar üzerine 81 ilin hangisinde paylaşım yapıldıysa bu kişi neredeyse o ile gönderiyorlar bilgileri. Bizler de burada cezai bildirim uyguluyoruz. Bizim de burada kendi içimizde 3 kişilik bir ekibimiz var. Bu ekipte yine sosyal medya üzerinden kaçak av veya limitler dışında avlananları belirliyor. Vatandaş, bazen 10-12 tane avı arabanın kaputuna diziyor, onları sosyal medyada bir hüner gibi sergilemeye çalışıyor. Biz bunları da engellemeye çalışıyoruz. Toplamda da 135 bin lira para cezası uyguladık."

Avcılara eğitimlere katılma uyarısı yapan Ekinci, kurallara uygun avlanma ile hiç kimsenin zarar görmeyeceğini, bu sayede yaban hayatına da saygı gösterilebileceğini ifade etti.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Ormanlık alandan görüntüler

-Milli Parklar Müdürü Ekinci'nin konuşması

Haber-Kamera: Halil İbrahim YEL/TOKAT,

(304 mb)

======================================================