12. Yargı Paketi'nde TBMM'de yoğun tartışmalar
TBMM Genel Kurulu'nda, 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin ilk bölüm görüşmeleri tamamlandı. Muhalefet, teklifin yargı bağımsızlığını zayıflattığını ve yasama sürecini işlevsizleştirdiğini savunurken, iktidar yargılamaları hızlandıracağını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Teklifin tümü üzerinde söz alan Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, teklifle 13 farklı kanunda değişiklik yapıldığını, bunun, teklifle ilgili komisyon denetimini fiilen işlevsizleştirdiğini savundu.
Teklifin önemli bir kısmının mahkemelerin iş yükünü azaltma ve yargılamaları hızlandırma amacı taşıdığını anlatan Özdağ, "Elbette yargılamaların makul sürede sonuçlanması çok önemlidir ancak adaletin ölçüsü yalnızca hız değildir. Hızlı karar vermek ile doğru karar vermek arasında hassas bir denge vardır. Tek hakimle görülecek davaların kapsamının genişletilmesi, heyet incelemesinin daraltılması ve yargısal güvencelerin azaltılması pahasına sağlanan hız adaleti büyütmez, aksine adaletin niteliğini zayıflatır." diye konuştu.
Özdağ, ayrıca teklife komisyon sürecinde eklenen ve kamuoyunda "IBAN mağdurları" şeklinde bilinen haksız menfaat için banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşanlarla ilgili düzenlemenin önemli ancak yeterli olmadığını da dile getirdi.
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, teklifin yargıyı etkin ve verimli kılmadığını belirterek, "Tam aksine iktidarın 8 yıldır süregelen kötü yasama alışkanlığının bir kez daha en açık ve en çıplak halidir. Bu kürsüden defalarca söyledik, bir kez daha söylüyoruz. Bu Meclis bir noter değildir. Ne var ki iktidar partisi 8 yıldır bu kürsüyü tam olarak notere dönüştürmüş durumdadır. Önümüzdeki teklif bunun en somut delilidir." ifadelerini kullandı.
30 maddelik teklifin 13 farklı kanunda değişiklik yaptığına işaret eden Olgun, "İcra ve İflas Kanunu'ndan Noterlik Kanunu'na, Danıştay Kanunu'ndan Türk Ceza Kanunu'na, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndan Türk Medeni Kanunu'na kadar birbiriyle hiçbir mantıksal bağı bulunmayan düzenlemeler tek bir torbaya dolduruluyor. Bu, parlamenter müzakerenin sistematik olarak imkansız kılınmasıdır. Bu, Meclisin asli görevini yani kanun yapma görevini fiilen ortadan kaldırmaktadır." dedi.
"Yargı bağımsızlığını güçlendiren isabetli bir düzenleme"
MHP Sakarya Milletvekili Muhammet Levent Bülbül, kanun teklifinin yargılama sürelerinin belirliliğini artırmaya, usul ekonomisini sağlamaya ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yerine getirerek hukuki belirliliği tesis etmeye yönelik olduğunu aktardı.
Bülbül, şöyle konuştu:
"Teklife genel olarak bakıldığında, hukuk yargılamalarında duruşmalar arası sürenin makul ölçüde sınırlandırılması, belirsiz alacak davasının yerini daha işlevsel bir kısmi dava rejiminin alması, vesayet altındaki kişilere ait malların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden daha rekabetçi biçimde satılabilmesi, noterlik işlemlerinde dijitalleşmenin genişletilmesi ve idari yargıda tek hakimle görülebilecek dava kapsamının genişletilmesi öngörülmektedir. Bunların her biri yargı sisteminin işleyişini hızlandırmaya ve vatandaşımızın adalete erişimini kolaylaştırmaya matuftur."
Hakimlik ve savcılık mesleğinin temel unsurunun hukuki bilgi ve değerlendirmeyle uyuşmazlıkların çözümlenmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Bülbül, "Hukuki nitelendirme yetkisinin bilirkişiye devredilmesi yargı bağımsızlığının ve hakimin vicdani kanaatinin özüne aykırıdır. Bu itibarla, teklifin hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulmasını disiplin yaptırımına bağlaması yargı bağımsızlığını güçlendiren isabetli bir düzenlemedir. Yargı bağımsızlığını yalnızca, hakimin dış müdahalelerden korunması olarak değil, aynı zamanda yargı mensubunun mesleki, liyakat, eğitim ve etik donanımla güçlendirilmesi olarak okumak gerekmektedir." dedi.
Kanun düzeyindeki her iyileşmenin üzerine inşa edildiği anayasal zeminin taşıyıcılığıyla sınırlı kaldığına işaret eden Bülbül, şöyle devam etti:
"1982 Anayasası'nın darbe döneminden devraldığı vesayetçi ruh yargı kurumlarının milletle tam anlamıyla bütünleşmesinin önünde hala bir engel teşkil etmektedir. MHP bu meseleyi bir parti çıkarı değil milletin ilelebet payidar kalması davasının bir parçası olarak görmektedir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin sıklıkla ifade ettiği üzere, milletin bekası ile hukukun üstünlüğü birbirinden ayrı düşünülemeyecek 2 kavramdır. Devletin güçlü, milletini birlik içinde görmek isteyen her Türk vatandaşı aynı zamanda adaletin kesintisiz işlediği bir düzeni de arzu eder. Bu inançla, hak ve özgürlükleri öne çıkaracak, demokratik, kapsayıcı ve katılımcı yeni bir anayasa yapılmasını öncelikli hedefimiz olarak görmekteyiz. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesinin statüsü, kuruluş ve yargılama esasları ile üye yapısının köklü bir reforma tabi tutulmasını da ayrıca gerekli görmekteyiz. Milletimizin egemenlik haklarını esas alan, Cumhuriyetimizin temel niteliklerini koruyan ve mevcut Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilkelerini kökleştiren 100 maddelik anayasa önerisi partimiz tarafından daha önce kamuoyuyla paylaşılmıştır. Milli ve kapsayıcı, demokratik yeni bir anayasayla darbe kalıntılarının tamamen temizleneceği, uzlaşma yoluyla yeni bir anayasa hazırlamak artık milli bir vecibe haline gelmiştir. Ancak biliyoruz ki büyük anayasal dönüşümler dahi günlük adalet hizmetinin aksamadan yürütülmesini gerektirir. Vatandaşımız her gün mahkeme kapılarında hak arama mücadelesi vermektedir ve bu mücadelenin makul sürede ve öngörülebilir kurallarla sonuçlandırılması anayasal tartışmaların gölgesinde ihmal edilemeyecek bir önceliktir."
"Sorunları çözmek yerine büyüten bir tamir paketi"
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, teklifi eleştirdi.
Teklifle getirilen düzenlemelerin bazılarını sayan Ayan, "IBAN mağdurları. 300 bine yakın mağdurdan bahsediliyor, her ne kadar iktidarın bazı vekilleri bunun mağduriyet olmadığını ifade etse bile biz mağduriyet olarak görüyoruz bunu. 300 bine yakın dosyadan bahsediliyor ve bu 300 bine yakın dosyayla, haliyle aileleri de işin hesabına katarsak milyonları bulacak bir mağduriyetten bahsediyoruz. Biz aylarca buradaki hukuksuzlukları buralardan dile getirdik, 12. Yargı Paketi Komisyona gelene kadar AKP, tek bir hareketlilik göstermedi, sonra baktı, 'evet, hakikaten ortada büyük bir hukuksuzluk var, giderelim.' deyip komisyonda bir önergeyle geldiler. Ancak bu düzenleme IBAN mağdurlarının sorunlarını çözmüyor, ceza hukukunun ilkeleriyle de bağdaşmıyor. Yapılması gereken ne? Açık söyleyelim, banka hesabı ödeme aracı veya kimlik bilgilerini suçta kullanılmak üzere kullandırılmasının bağımsız bir suç olarak tanımlanması. Ancak ve ancak bu sorunu bu şekilde köklü bir şekilde çözebilirsiniz." dedi.
Mağdurların zararlarının giderilmesini ve onarıcı adaleti sağlayan bir şekilde suç işleme kastı olmayanların uzlaştırma kapsamına alınmasının gerektiğini söyleyen Ayan, "Bu teklif, yargının temel sorunlarını çözen bir reform paketi değil, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükümlerin asgari düzeyde yeniden yazan, hak ve özgürlükleri genişletmek yerine, mevcut sistemi ayakta tutmaya çalışan, sorunları çözmek yerine büyüten bir tamir paketi." ifadelerini kullandı.
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Türkiye'de yargının etkin, verimli ve adil işlemediğini, yargı paketlerine karşın vatandaşlarda adalete güvenin artmadığını ileri sürdü.
Tutuklamanın istisna haline gelmediğini, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmadığını, savunmanın sorunlarının çözülmediğini savunan Uzun, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Tutukluluk fiilen cezaya döndü. Yargının ve adaletin temel sorunlarına çare olmayan 11 yargı paketinden sonra yine bir dizi değişiklikle sözde yargı reformu yapıyormuş gibi Meclis'in meşgul edilmesinden biz artık bıktık, usandık. Her zaman olduğu gibi yürütmenin hazırladığı bu metin milletvekillerine imzalatıldı. Bizim burada yaptığımız bu çalışmanın yasama faaliyeti olarak değerlendirmesinin neredeyse imkansız hale getirildiği, yürütmenin yazı işlerine çevrilmiş bir Meclis anlayışıyla Meclis'e nezaketsizlik yapıldığını düşünüyorum. Teklifin önemli bölümü, yine Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükümler nedeniyle ortaya çıkan boşlukları doldurmaya çalışmaktadır. Karşımızda kapsamlı bir adalet reformu yoktur. Anayasa Mahkemesinin zorunlu kıldığı teknik bir tamirat vardır."
"Düzenlemelerin ortak amacı yargılamaları hızlandırmak"
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Nurettin Alan, 15 Temmuz gecesi hain darbe girişimine karşı göğsünü siper ederek devletin bekası, milletin istiklali uğruna canlarını feda eden 253 şehidi rahmetle ve minnetle yad ettiğini ve karanlık geceyi canları pahasına aydınlatan kahraman gazilere şükranlarını sunduğunu söyledi.
Milletin adalet beklentisini daha güçlü şekilde karşılayacak, yargı hizmetlerinin etkinliğini artıracak ve hukuk sistemini değişen ihtiyaçlara uygun biçimde geliştirecek önemli bir reform paketini hep birlikte müzakere ettiklerini anlatan Alan, "Adalet yalnızca mahkeme salonlarında tecelli eden bir kavram değildir. Adalet, vatandaşın, devlete olan güveninin, toplumsal huzurun ve güçlü devlet anlayışının en temel dayanağıdır." ifadelerini kullandı.
12. Yargı Paketi hazırlanırken yalnızca bugünün ihtiyaçları değil geleceğin hukuk sisteminin de dikkate alındığını kaydeden Alan, "Bu düzenlemelerin ortak amacı yargılamaları hızlandırmak gereksiz bürokrasiyi azaltmak, vatandaşlarımızın haklarına daha kısa sürede kavuşmasını sağlamak ve adalet hizmetlerinin etkinliğini artırmaktır. Teklifimizle birlikte vatandaşlarımızın doğrudan hayatına dokunan birçok soruna kalıcı çözümler getiriyoruz." dedi.
Yalnızca hukuki değerlendirmeyle çözülebilecek konularda gereksiz bilirkişi incelemelerine başvurmanın önüne geçtiklerini kaydeden Alan, şöyle konuştu:
"Son yıllarda IBAN kiralama olarak bilinen yöntemle yalnızca banka hesabını veya ödeme aracını başkasının kullanımına açarak dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişiler bakımından fiilin haksızlık içeriğiyle ceza arasındaki dengenin daha adil bir şekilde kurulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda dolandırıcılık suçuna iştirakin yalnızca kendisine veya başkasına ait banka hesabını kredi kartı ya da ödeme araçlarını menfaat karşılığında kullandırmakla sınırlı olduğu hallerde verilecek cezada yarı oranda indirim yapılması öngörülmektedir. Böylelikle suçun asli failleriyle yalnızca hesabını kullandırmak suretiyle suça iştirak eden kişiler arasındaki kusur ve haksızlık, farklı ceza hukukunun temel ilkeleri doğrultusunda daha adil şekilde gözetilmiş olacaktır."
Teklifle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında oluşan hukuki boşlukların giderileceğini anlatan Alan, böylece anayasal güvenceleri güçlendirdiklerini ve uygulamada yaşanan belirsizlikleri ortadan kaldırdıklarını aktardı.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Buldan, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.




















