TBMM'de 'kuyu tipi' cezaevi tartışması

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti'nin 'kuyu tipi cezaevleri' araştırma önergesi reddedildi. AK Partili Yurdunuseven iddiaların münferit olduğunu savunurken, DEM Partili Koçyiğit sistemin özünü oluşturduğunu belirtti. Görüşmelerde cezaevlerindeki yoğunluk, insan hakları ihlalleri ve açlık grevi ölümleri de gündeme geldi.

(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti'nin  "kuyu tipi cezaevlerinin yol açtığı ihlallerin araştırılması" amacıyla verdiği Meclis Araştırması önerisi görüşmelerinde, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, cezaevlerindeki bazı münferit iddiaların tüm sistemi töhmet altında bıraktığını söyledi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise "Bizim önergemize "münferit iddia" diyor. Hayır efendim, münferit değil sistemin özünü oluşturuyor S ve Y Tipleri... İzolasyon, tecrit, yalnızlaştırma, psikolojik işkence ve hatta süngerli odada işkence yapılıyor mahpuslara, bunlardan haberi var mı sayın vekilin?" diye yanıt verdi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul, kamuoyunda 12.Yargı Paketi olarak adlandırılan Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşülmesi bekleniyor.

Teklifin görüşmelerine geçilmeden önce DEM Parti'nin kuyu tipi cezaevlerinin yol açtığı ihlallerinin araştırılması amacıyla verilen Meclis Araştırması önerisi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

ÇALIŞKAN: CEZAEVLERİNDE İNSANLAR NÖBETLEŞE SIRAYLA UYUYOR

DEM Parti'nin önerisi üzerine Yeni Yol Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, "İslamcı kökene sahip bir iktidarın olduğu bir dönemde adaletten söz edeceğimiz yerde kuyu tipi cezaevlerine, tecride, açlık grevinde ölüme, sırf yakınlarına eziyet olsun diye -binlerce kilometre, bin kilometre uzağa- karı koca insanların iki ayrı cezaevine atıldığına; kanser hastalarının, yaşlı hastaların tedavisine izin verilmediğine; göz göre göre şu açlık grevinden bir insanın öldüğü bir güne şahit oluyoruz. İnanın ki bizler, burada halkın temsilcileri olarak şu açlıktan ölüme seyirci kalan hepimiz azmettirici olarak bunun katliamından -katiliz demeye dilim varmıyor ama- sorumluyuz, özellikle de iktidar mensupları" dedi.

Bugün cezaevlerindeki insanların nöbetleşe, sırayla yattıklarını söyleyen Çalışkan, "Yüzde 125, yüzde 140 civarında doluluk oranı var. Bugün cezaevleri insanları ıslah etmiyor, yeni yeni suçlular ortaya çıkarıyor. Allah'ın verdiği hakkı siz alamazsınız, cezaevindeki bir mahkümun havasından ne istiyorsunuz Allah aşkına? Yeni yeni... Yani memleketin bütün sorunları bitti, kuyu tipi cezaevi... Bunlar şeytanın bile herhalde aklına gelmez. Onun için de bu cezaevlerindeki engelliler, hasta mahkumlar, yaşlılar... Herkese karşı hepimizin sorumluluğu var. Onun için de bu vebalden kurtulmak istiyorsanız gelin bir defa olsun doğru yapın, tek bir defa doğru yapın, bu önergeye 'evet' deyin, gerçekler ortaya çıksın, bizler de sorumluluktan kurtulalım" diye konuştu.

ARSLAN: GÜVENLİK DEVLETİN GÖREVİDİR ANCAK GÜVENLİK İLE İNSAN ONURU BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ DEĞİL

İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan, Türkiye'de ceza infaz kurumlarının kapasitesinin yaklaşık 305 bin kişi olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:

"Buna karşılık, bugün cezaevlerinde 421 bini aşkın insan bulunmaktadır. Bu veriler, cezaevlerimizin uzun süredir kapasitesinin çok üzerinde bir yük taşıdığını göstermektedir. Böyle bir ortamda uyuşturucu suçundan hüküm giyen de, hırsızlıktan yatan da, adam öldüren de, taksirli bir trafik kazası nedeniyle cezaevinde bulunan da aynı koğuşta, aynı şartlarda yaşamaya mahküm ediliyor. Kısacası, koğuşlarda suçun niteliği, kişinin ihtiyaçları ve ıslah süreci yeterince gözetilmiyor. Oysa cezaevleri yalnızca cezalandırma yeri değildir, insanı yeniden topluma kazandırma kurumlarıdır. Bunun yolu da eğitimden, meslek edindirmeden, psikolojik destekten ve insana umut verebilen bir infaz anlayışından geçmektedir. Ne yazık ki bugün birçok ceza infaz kurumunda aşırı doluluk, yetersiz fiziki şartlar ve sınırlı sosyal imkanlar nedeniyle bu hedeflerden her geçen gün daha da uzaklaşılmıştır."

Kıymetli milletvekilleri, bütün bu genel sorunların yanında son yıllarda kamuoyunda kuyu tipi cezaevleri olarak bilinen yüksek güvenlikli, Y tipi ve S tipi ceza infaz kurumlarına ilişkin iddialar ise daha da ağır bir tartışmayı beraberinde getirmektedir. Bu kurumlara ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar arasında uzun süre tek kişilik hücre uygulamaları, doğal ışık ve temiz hava erişiminden yaşanan sıkıntılar, sağlık hizmetlerine ulaşımdaki gecikmeler, aile ve avukat görüşmelerindeki sorunlar ile mahremiyetin zedelenmesine yönelik iddialar bulunmaktadır. Elbette güvenlik devletin görevidir ancak güvenlik ile insan onuru birbirinin alternatifi değildir."

YURDUNUSEVEN: KUYU TİPİ CEZAEVİ ŞEKLİNDE BİR CEZA İNFAZ KURUMU TANIMI BULUNMAMAKTADIR

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, cezaevlerindeki bazı münferit iddiaların tüm sistemi töhmet altında bıraktığını söyleyerek "Bence doğru değil. Şunu da özellikle üstüne basarak söylemek istiyorum. Bireysel de olsa tüm iddialar titizlikle incelenmekte ve gerekli yaptırımlar da yerine getirilmektedir. Türkiye son yıllarda ceza infaz sistemi hizmetlerinde çok önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Fiziksel altyapı önemli ölçüde yenilenmiş, eski ve yetersiz kurumlar yerine çağdaş standartlara uygun kurumlar inşa edilmiş, personel sayısının niteliği artırılmış, insan haklarıyla ve diğer bir sürü konuda kapsamlı eğitim programları uygulanmıştır. Bunun dışında, dijital dönüşüm çalışmaları ile görüntülü aile görüşmeleri, e-avukat sistemi ve Bakanlık iletişim sistemi gibi uygulamalar da hayata geçirilmiştir" dedi.

Önergede yer alan "kuyu tipi cezaevleri" ibaresinin doğru olmadığını söyleyen Yundunuseven, "Kuyu tipi cezaevi şeklinde bir ceza infaz kurumu tanımı bulunmamaktadır. Söz konusu kurumlar 5275 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesinde belirtilen yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarıdır. Bu kurumlarda uygulanacak infaz rejimi ve hangi hükümlülerin bu kurumlarda kalacağı doğrudan kanun tarafından belirlenmektedir. Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları, firara karşı gerekli teknik, mekanik, elektronik ve fiziki güvenlik tedbirleriyle donatılmış, güvenlik ihtiyaçları dikkate alınarak planlanmış kurumlardır. Bu kurumlar, yalnızca tek kişilik odalardan oluşmamakta, bir ve üç kişilik odalardan oluşan yerleşim yapısına sahiptir. Hükümlülerin hangi odalarda kalacağı mevzuat hükümleri ile idare ve gözlem kurullarının değerlendirmesi doğrultusunda belirlenmektedir. Önergede ileri sürülenin aksine, bu kurumlarda uygulanan infaz rejimi, hükümlülerin mutlak bir izolasyon altında tutulmasına dayanmamaktadır." diye konuştu.

"İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS VE HAYATIN KORUNMASI ESASTIR"

AK Partili Yurdunuseven, hükümlülerin birçok alanda güvence altına alınan hakları olduğunu belirterek "Hükümlülerin eğitim faaliyetlerinden yararlanması, bireysel ve grup halinde iyileştirme programına katılması, sosyal ve kültürel etkinliklere iştirak etmeleri, spor faaliyetleri, açık havaya çıkmaları, aileleri ve avukatlarla görüşmeleri, telefonla haberleşmeleri, mektup ve diğer haberleşme alanları da kanunla güvence altına alınmıştır. Ceza infaz sistemimizin temel amacı yalnızca güvenliği sağlamak değildir tabii ki, aynı zamanda hükümlülerin yeniden topluma kazandırılmasını da hedefleyen eğitim, iyileştirme ve rehabilitasyon faaliyetlerini etkin bir biçimde yürütmektedir" dedi.

Açlık grevlerine de değinen Yurdunuseven, "5275 sayılı Kanun'un 82'nci maddesi kapsamında ceza infaz kurumlarında açlık grevine başlayan hükümlü ve tutuklular hakkında uygulanacak usuller ayrı ayrı belirtilmiştir. Bu kapsamda açlık grevine giren kişilerin sağlık durumları düzenli olarak takip edilmekte, doktor kontrolünde gerekli muayene ve tetkikler yapılmakta, hatta B kompleks vitaminler başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm vitamin destekleri de sağlanmaktadır. Devletimizin bu konudaki temel yaklaşımı açıktır. İşkenceye sıfır tolerans ve hayatın korunması esastır. Sağlık hizmetlerinin sürekli sağlanması ve yaşam hakkının güvence altına alınması konusunda da hiçbir tereddüde yer verilmemektedir" ifadelerini kullandı.

"BENİ TEHDİT EDİYORSUNUZ"

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, AK Partili Yurdunuseven'in konuşmasına yerinden tepki göstererek "Allah size de nasip etsin o kadar konforlu bir ortamı" demesi üzerine, Yurdunuseven tehdit edildiğini öne sürerek "Çok saygısızca bir cümle o, tehditvari, çok ayıp! Beni tehdit ediyorsunuz" dedi.

Altaca Kayışoğlu ise Yurdunuseven'e "Allah nasip etsin diyorum, konforunu görün, ben memnun değilim yani. O kadar güzel anlattın ki dua ettim işte" diye yanıt verdi.

KOÇYİĞİT: SÜNGERLİ ODADA İŞKENCE YAPILIYOR MAHPUSLARA, BUNLARDAN HABERİ VAR MI SAYIN VEKİLİN?

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, AK Partili Yurdunuseven'in konuşması üzerine söz talep ederek şöyle konuştu:

"Sayın Hatibi dinleyince insan gerçekten kuyu tipi S ve Y tipi cezaevlerinden değil de sanki Antalya'da beş yıldızlı otelden bahsediyor gibi düşünüyor doğal olarak. Gerçekten hatibi dinlediğimizde -tekrar etmek istiyorum- S ve Y tipi, "kuyu tipi" olarak nitelendirilen, önergemizde de yazdığımız hapishanelerden değil Antalya'da beş yıldızlı bir otelden bahsettiğini düşünüyoruz ve hepimizde şöyle bir duyu gelişti: Ya, bizde mi gitsek, orada kalsak, o kadar güzel anlattı ki. Sağlığa erişim var, spor hakkı var, sosyal aktivite var, her türlü işler yapılıyor; muazzam bir cezaevi tablosu çizdi. Peki, gerçek ne Sayın Başkan? Bakın, Antalya S Tipinde Gürkan Türkoğlu, kuyu tipi cezaevine karşı, oradan sevk edilmek ve kuyu tipi cezaevlerini protesto etmek için bedenini açlığa yatırdı ve yaşamını yitirdi. Milletvekiliyiz biz ya, bu Mecliste yaşıyoruz. Bir insan, insanlık onuruyla bağdaşmayan cezaevi koşulları için açlık grevi yapıp yaşamını yitirmiş, vekil gelmiş burada bize masal anlatıyor."

117 bin fazla mahpus var cezaevinde, insanlar yerde yatıyor. Sırayla yemek yiyor, sırayla tuvalete gidiyor, sırayla banyo yapıyor, günlerce banyo yapamıyor, insanlar sağlığa erişemiyorlar, ilaçlarını alamıyorlar, revire çıkarılmıyorlar, revire çıkarıldığında, sevk edildiğinde hastaneye götürülemiyorlar. O çok bahsettiği, güzelleme yaptığı idari gözlem kurulları otuz üç yıllık mahpusların infazını yakıyor. Şimdi, bütün bunlar orta yerde dururken gelmiş bizim önergemize "münferit iddia" diyor, hayır efendim, münferit değil sistemin özünü oluşturuyor S ve Y Tipleri. İzolasyon, tecrit, yalnızlaştırma, psikolojik işkence ve hatta süngerli odada işkence yapılıyor mahpuslara, bunlardan haberi var mı sayın vekilin? Buradaki  İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna ne kadar başvuru geliyor haberi var mı sayın vekilin? Dönüp bir baksın bütün bu raporlara. Gelen mektuplar var, her gün yüzlerce mektup alıyoruz ya. Mektupları okumak için Komisyon kurdu grubumuz biliyor mu sayın vekil? Cezaevindeki sorunlara yetişmek için."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.