İletişim Başkanı Duran, "2. İletişim Şurası ve Türkiye'nin Yeni İletişim Vizyonu" başlıklı makale kaleme aldı:

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- "İletişim ve medya alanını sosyal bilimlerin, devlet politikalarının ve uluslararası ilişkilerin önemli bir bileşeni olarak ele alan vizyoner bakış açısıyla Türkiye, sınırları içinde kamu yararını ve doğru bilgiyi esas alan nitelikli bir medya ekosistemi inşa etmeyi hedeflerken küresel düzlemde ise hakikatin sesi olmayı sürdürecektir" "2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi her maddesi ile Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı mottosunun hayata geçirilmesinde bir rehber ve yol haritası niteliğindedir. Bildirge, Türkiye'nin iletişimde hakikat eksenli yeni paradigmasının hem teorik gerekçesini hem de operasyonel araçlarını bir arada ortaya koymaktadır"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, "Dijital Egemenlik Ekseninde 2. İletişim Şurası ve Türkiye'nin Yeni İletişim Vizyonu" başlıklı makaleyi Anadolu Ajansı (AA) için kaleme aldı.

***

Medya teknolojileri, fertten aileye, yerelden küresel zemine uzanan bir etki gücüyle hayatımızın her alanını kuşatıyor. Bu dinamik korelasyon, içinde bulunduğumuz çağa "iletişim yüzyılı" tanımını kazandırıyor.

İletişim yüzyılında var olmak, pratik teknolojilerin arkasındaki psiko-sosyal ve kültürel yansımaları görmeyi, imkanların ve risklerin farkında olmayı, bu sürecin paradoksal doğasını doğru yönetmeyi gerektiriyor. Çünkü dijital egemenlik ve algoritmik yönlendirme ekseninde gelişen tekno-kapitalizm, iletişim ve medya alanında kapsamlı dönüşümlere sebep olurken "bizleri kontrol eden" anlatıları kuruyor ve bilincimizi, idrakimizi ve vicdanımızı yöneten "özne" konumunu elde ediyor.

Bugün artık "anlamı ve hakikati" bulmakta gittikçe zorlandığımız bir dönemden geçiyoruz. Derin sahte içerikler, filtre balonları ve yankı odalarıyla gerçeğin tekrar tekrar inşa edildiğine tanık oluyoruz. Öte yandan bu dönem, uluslararası sistemde yaşanan krizin yanı sıra bu sisteme meşruiyet kazandıran kurumların, normların ve ortak değerlerin de ciddi bir aşınmaya uğradığı tarihi bir kırılma dönemidir.

Bu saiklerle İletişim Başkanlığı olarak, Türkiye'nin iletişim stratejisini güncellemek ve yol haritasını belirlemek için uzun bir hazırlık sürecinden sonra 28-29 Temmuz'da 2. İletişim Şurası'nı düzenledik. Şura kapsamında içinde yaşadığımız dünyanın meydan okumalarını tespit etmek, ülkemizin güçlü yönlerini pekiştirip, eksiklikleri gidermek amacıyla geniş kapsamlı istişareler gerçekleştirdik.

Türkiye'nin İletişim Yüzyılı vizyonuyla iletişim politikalarını milli kapasitenin ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi önemsiyoruz. " Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı" mottosuyla Türkiye bugün yalnızca krizleri yöneten değil, küresel gündemin şekillenmesine katkı sunan bir ülke konumundadır.

İletişim Yüzyılı'nda Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini artırmak ve demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsur olarak dezenformasyona karşı koymak ve bilinç oluşturmak temel hedeflerimizden birisidir. Zira yapay zekayla birlikte ulaşılan yeni anlatı çağında dezenformasyon bir "caydırıcı güç" işlevi kazanmaktadır. Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadele; ülkelerin demokrasi ve toplumsal barış açısından bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.

Yüzyılımızın savaşları artık sadece cephelerde değil, ekranların derinliğinde ve dijital mecralarda yürütülmektedir. Milletler arasında güveni yeniden tesis edecek, hakikati koruyacak ve insanlığın ortak vicdanını yeniden güçlendirecek yeni bir iletişim anlayışına duyulan ihtiyacın da ortaya konduğu İletişim Şuramızın çerçevesini ve bildirgesini bu makalede okurlarımızla paylaşmak istiyorum.

İletişim Ekosisteminde Stratejik Ortak Akıl: 2. İletişim Şurası

İletişim Şurası'nın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medya ve iletişimin yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştu. Aradan geçen uzun süre içerisinde sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, yeni teknolojilerin gelişimine paralel olarak bireyden topluma ve uluslararası ilişkilere uzanan değişimleri analiz edecek, iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu.

Bu ihtiyaca binaen 2025 yılında şuranın hazırlık çalışmalarını başlattık. Fikri altyapısı, 425 iletişim uzmanı ve profesyonelinin katılımıyla 2. İletişim Şurası Hazırlık Çalıştayı'nda oluşturuldu. Kamu kurumlarından üniversitelere, medya ve sivil toplum kuruluşlarından özel sektöre kadar iletişim camiasının tüm aktörlerini bir araya getiren çalıştayda 16 farklı alanda çalışma grubu yer aldı. Stratejik iletişim, yapay zeka, dezenformasyonla mücadele, kamu diplomasisi, kriz yönetimi, medya politikaları, dijital dönüşüm ve daha pek çok başlıkta durum tespitleri, analizler, etkili çözüm önerileri ve yeni politikalar üzerine müzakereler gerçekleştirildi. Yürütülen çalışmalar neticesinde sonuçlar raporlandı ve iletişim vizyonumuzun köşe taşlarını ortaya koyan sonuç bildirgesi hazırlandı.

2. İletişim Şurası'nı 28-29 Temmuz 2026'da düzenledik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle açılışını yaptığımız Şura'da çalıştayların rapor sunumları panel oturumlarıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Ayrıca "2. İletişim Şurası Raporlar" ve "2. İletişim Şurası Tebliğler" kitapları program kapsamında okurlarla buluşturuldu.

2. İletişim Şurası'nın Politika Rotası: Sonuç Bildirgesi

2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi ise Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek; ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini güçlendirecek, teorik tartışmaları somut politika önerilerine dönüştürecek detaylı bir rehber niteliği taşıyor. Bildirge, Türkiye'nin 21. yüzyılda izleyeceği iletişim rotasını kurumsal, eğitimsel, yasal ve stratejik olmak üzere 4 temel eksende özetliyor. Dezenformasyonun milli güvenlik tehdidine dönüştüğü, yapay zekanın toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği ve iletişim gücünün jeopolitik rekabetin merkezine yerleştiği bu dönemde bildirge, Türkiye'nin "hakikat, güven ve etki" üçgeninde kurumsallaşmış ve proaktif bir iletişim modeline geçiş yaptığını ilan ediyor.

Bildirge, iletişimin farklı boyutlarına dair şu özet fikir, tespit ve teklifleri içeriyor:

Stratejik İletişim

İletişim Başkanlığı koordinasyonunda kurulacak ortak bir stratejik iletişim çalışma grubunun kriz dönemlerindeki yetki, sorumluluk ve onay süreçlerini önceden belirlemesi kritik bir öneme sahiptir. Bu grup; hibrit tehditler ve uluslararası krizlerle mücadelede proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık ilkelerini esas alarak veri temelli içerikler üretmeli, analiz süreçlerinde ise yapay zeka teknolojilerinden güvenli ve etkin bir şekilde yararlanmalıdır. Stratejik iletişim anlatısını güçlendirmek adına Türkiye'deki uluslararası öğrencilerin birer iletişim elçisi olarak konumlandırılması, bu alanda küresel ölçekte referans oluşturacak bir sistemin geliştirilmesi, uluslararası akademik işbirliklerinin artırılması ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğünün desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.

Siyasal iletişim

Kritik önem taşıyan diğer bir konu ise çalışmaların veriye dayalı yürütülmesi, sosyolojik değişim ve dönüşümlerin dikkate alınması ve olası krizleri etkin şekilde yönetebilmek adına stratejik ve proaktif bir yaklaşımın benimsenmesidir. Bu bağlamda, siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği yapısal fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanırken aynı zamanda bu sürecin doğurabileceği yeni nesil risk ve tehditlere karşı da proaktif tedbirlerin alınması büyük bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.

Kamu diplomasisi

Kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü işbirliklerinin kurulması ve geliştirilecek etkili anlatı stratejileri vasıtasıyla faaliyetlerin Türk dış politikasıyla tam uyumunun sağlanması temel gerekliliklerden biridir. Bu doğrultuda, etki odaklı ve ağ (network) temelli tasarlanması gereken kamu diplomasisi süreçlerinde Türkiye'nin uluslararası yayıncılık potansiyelinin geliştirilmesi ve kültürel, sportif, bilimsel ile insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurlarının dönemsel ve tematik bazda, çok dilli bir anlatı stratejisiyle ele alınması öngörülmektedir. Ayrıca yürütülen faaliyetlerin etkililik düzeyini yapay zeka ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik olarak ölçümleyecek mekanizmaların kurulması, Türkiye markasını güçlendirecek stratejilerin bir "ülke markalaması strateji belgesi" ve somut bir eylem planına dönüştürülmesi büyük bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.

Gazetecilik ve dezenformasyonla mücadele

Medya mensuplarının farkındalığının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tecrübesinden yararlanan eğitimlerle artırılması ve haber süreçlerinde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Bu süreçte yapay zekanın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımına yönelik eğitim programları; medya ve dijital okuryazarlık, doğrulama, telif hakları ile dijital etik konularını kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalı, ayrıca yerli yapay zeka teknolojilerini desteklemek adına paydaşlar arası işbirliğiyle bir "Türkiye Medya Veri Tabanı" oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler ve bilgi kirliliğine karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryolarının hazırlanması önem arz ederken; dijital araçların doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı gibi gazetecilik ilkeleriyle uyumlu kullanılması, haber üretiminin tıklanma baskısından arındırılarak nitelikli saha haberciliğinin desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne yönelik mevzuat düzenlemelerinin yapılması, konvansiyonel medyanın ortak projelerle korunması, engelli bireylerin içeriklere erişim standartlarının geliştirilmesi ve korsan yayıncılıkla mücadele edilmesi kritik adımlardır. Televizyon yayınlarında reyting kaygısından uzak, milli kimlikle uyumlu nitelikli içeriklerin teşvik edilmesi, Türkiye'nin kendi hikayesini kendi ürettiği projelerle dünyaya anlatması bu bütüncül stratejinin tamamlayıcı unsurları olarak öne çıkmaktadır.

Halkla ilişkiler

Mesleki terminolojinin standartlaştırılması ve ortak kavram ile terim setlerinin yaygın kullanımının teşvik edilmesi sektörel bütünlük açısından önemlidir. Bu doğrultuda halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak kabul edilerek karar alma mekanizmalarına etkin biçimde dahil edilecektir. Dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamalarının, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılması hedeflenirken, aynı zamanda insan odaklı iletişim anlayışının korunması hassas bir denge olarak gözetilmelidir. Bu alandaki nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite, kamu ve özel sektör arasındaki işbirliklerinin kurumsallaştırılması, sürdürülebilir bir sektörel ekosistemin inşası için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkmaktadır.

Dijitalleşme

Türkiye'nin dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlendiği, görev dağılımları netleştirilmiş bütüncül bir ulusal strateji çerçevesinde yürütülmesi temel bir gerekliliktir. Bu süreçte devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün işbirliğiyle iletişim hukukunun dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek "unutulma hakkı" açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Sürecin toplumsal boyutunda ise dijital ebeveynliğin güçlendirilmesi, çocukların yaşlarına uygun güvenli içeriklere erişmesi ve dijital medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması hayati öneme sahiptir. Yapay zeka ve dijital platformların kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ile bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçevelerin oluşturulması, kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanarak sürekli çalışan koordinasyon mekanizmalarının kurulması büyük bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.

Kriz iletişimi

Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) uyarınca afet ve kriz dönemlerindeki resmi bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu'nun merkezi rolünün güçlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda kurumlar arası daimi koordinasyonu sağlayacak bir "Afet İletişimi İstişare Kurulu" oluşturulmalı, afeti yöneten ekipler ile afet iletişimini yöneten yapılar birbirinden kesin olarak ayrılmalıdır. Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyona karşı kriz öncesi önleyici tedbirler geliştirilmeli, "Afet Yayıncılığı Standardı" güncellenerek medya platformlarında yalnızca yetkin ve akredite kişilere yer verilmesi sağlanmalıdır. Toplumsal dayanışmayı tehdit eden linç kültürü, algı operasyonları ve manipülasyonlara karşı proaktif idari ve hukuki tedbirler tavizsiz uygulanırken; medyadaki "ilk paylaşan olma" baskısına karşı "kurumsal teyit mekanizmaları" standart ve zorunlu bir mesleki kural haline getirilmelidir. Ayrıca dijital erişimin sınırlı olduğu riskli bölgelerde yüz yüze farkındalık faaliyetleri ile alternatif anons ve yerel radyo sistemleri afet öncesinde planlanmalı; afetzedelerin travmatik durumlarını ve mahremiyetlerini gözetecek "Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları" ivedilikle hayata geçirilmelidir.

İletişim eğitimi

İletişim Fakültesi öğrencilerinin son dönemlerini doğrudan sektörde geçirebilecekleri uzun dönemli staj programlarının yaygınlaştırılması ve mezunların kamuda istihdam imkanlarının geliştirilmesi son derece yararlı olacaktır. Eğitim altyapısının çağın gereksinimlerine uydurulması adına iletişim fakültesi müfredatlarının dijitalleşme süreçlerine göre güncellenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Toplumsal düzeyde dijital bilincin artırılması amacıyla da medya okuryazarlığının yalnızca iletişim alanında değil, tüm üniversite programları için temel ve zorunlu bir ders haline getirilmesi sürdürülebilir bir medya ekosisteminin inşası için vazgeçilmez bir adım olarak öne çıkmaktadır.

Sinema, dizi, film

Değişen teknolojik ile sosyolojik koşullara uygun sinema politikalarının geliştirilmesi; araştırma, arşivleme, restorasyon ve sektörel veri paylaşımı amacıyla ulusal sinema platformlarının artırılmasının teşvik edilmesi öngörülmektedir. Sektörün uluslararasılaşma potansiyelini artırmak adına ortak yapımlar, festivaller ve küresel işbirliklerinin desteklenmesi önem arz etmektedir. Ayrıca uluslararası içerik tekelleşmesine ve kültürel hegemonyaya karşı Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yerli ve milli değerleri esas alan kapsamlı bir "İletişim Strateji Belgesi" hazırlanmalıdır. Bu bağlamda, izleyiciyle daha güçlü bağ kuran, doğal ve özgün hikaye anlatımına sahip; kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ile belgesel üretimlerinin teşvik edilmesi kritik bir adımdır. Türkiye'nin içerik üretim gücünü artırmak amacıyla belirlenen hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasının teşvik edilmesi ve bu platoların bölge turizmine katkı sağlayacak destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi, bütüncül bir kültürel kalkınma stratejisi olarak benimsenmiştir.

Görüldüğü üzere, 2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi her maddesi ile "Türkiye Yüzyılı, İletişim Yüzyılı" mottosunun hayata geçirilmesinde bir rehber ve yol haritası niteliğindedir. Bildirge, Türkiye'nin iletişimde "hakikat eksenli" yeni paradigmasının hem teorik gerekçesini hem de operasyonel araçlarını bir arada ortaya koymaktadır.

Türkiye Yüzyılı'nın İletişim Rotası: Hakikatin Sesi Olmak

Sonuç olarak 2. İletişim Şurası, çağın anlam kaybına karşı verdiğimiz samimi mücadelenin en önemli ayaklarından birisidir. İletişim ve medya alanını sosyal bilimlerin, devlet politikalarının ve uluslararası ilişkilerin önemli bir bileşeni olarak ele alan vizyoner bakış açısıyla Türkiye, sınırları içinde kamu yararını ve doğru bilgiyi esas alan nitelikli bir medya ekosistemi inşa etmeyi hedeflerken küresel düzlemde ise hakikatin sesi olmayı sürdürecektir.

[Prof. Dr. Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı]

Kaynak: AA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.