Meltem Banko'dan Sosyal Medya Hukukuna Dair Önemli Açıklamalar

Meltem Banko'dan Sosyal Medya Hukukuna Dair Önemli Açıklamalar

Ünlü avukat Meltem Banko sosyal medya hukukuna dair çok önemli açıklamalar yaptı.

Meltem Banko'dan Sosyal Medya Hukukuna Dair Önemli Açıklamalar

Röportaj: Oğuzhan Saruhan

Sosyal medya artık hayatımızın olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Sabah ilk uyandığımzda sosyal medya hesaplarımızı kontrol ediyoruz, uyumak için yatağa girdiğimizde yine sosyal medya hesaplarımızı kontrol ediyoruz.

Peki sosyal medyayı hukiki anlamda nasıl kullanıyoruz? Yazdığımız, paylaştığımız şeylerin başımıza dert açmaması için nelere dikkat edeceğimizi biliyor muyuz? İşte bu sorulara cevap bulmak için Avukat-Yazar Meltem Banko'yla çok güzel bir röportaj yaptım. Sadece hukuki mevzular mı konuştuk? Tabii ki hayır! Meltem Banko'nun özel hayatı, gelecekle ilgi düşünceleri, hayata bakış açısıyla ilgili de birçok soru sordum ve sağolsun kendisi de içtenlikle bu sorulara cevap verdi.

Lafı çok uzatmadan röportajımıza başlayalım;

Öncelikle bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Meltem Banko kimdir?

1986 yılında Rize`de dünyaya geldim. Eğitim hayatımı Ankara`da sürdürdüm. Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olarak avukatlık mesleğini icra etmeye başladım. 2011 yılından bu yana mesleğimi layıkıyla yapmaya çalışıyorum.

İnsanlar sosyal medyayı özgürlük alanları olarak görüyor. Bir hukuçu gözünden değerlendirecek olursanız, kullanıcıların sosyal medyada paylaştıkları şeyler yüzünden hukuki problem yaşamamaları için ne önerirsiniz? Ve kullanıcıların sosyal medyadaki özgürlük sınırları neler olmalıdır?

Gerek iletişim araçlarının gerekse her türlü iletişim yönteminin kötüye kullanımından bahsedilebileceği gibi sosyal medya araçlarının kullanımında da bu yanlış kullanıma dair birçok örnek bulunduğu belirtilmektedir. Yine de hatırlatmak gerekmektedir ki, genel kabul gören kanaate göre hiçbir sosyal medya aracı başlı başına suç işlemeyi teşvik edici nitelik taşımamaktadır fakat bu araçlar onu kullanan kişiler tarafından suç ve/veya haksız fiil aletine dönüştürülmektedir.

Sosyal medya yoluyla gerçekleştirilen iletişim sırasında taraflar; düşüncelerini dile getirirken olumlu olmalı ve nazik ifadeler kullanmalı, insanları duygusal yönden rahatsız edici iletiler yaymamalı, kişileri karalayıcı ve kişilik haklarına zarar verici hareketlerden kaçınmalıdırlar.

Sosyal medya üzerinden birini tehdit eden ya da hakaret eden kişi bulunabilir mi? Bulunursa yazdıkları delil olarak kabul edilir mi?

Bu alandaki soruşturmalarda genel itibarıyla; suçun işlendiği IP numarası tespit edidikten sonra, ilgili Telekom merkezi ile yapılan yazışmalarda IP numarasının hangi adres ve şahıs tarafından kullanıldığı tespit edilmekte ve tespit edilen şahısların şüpheli olarak ifadeleri alınmaktadır. Gerekirse adreslerde arama yapılmakta el konulan deliller üzerinde inceleme yapılarak soruşturma genişletilebilmeklerdir. Türk Ceza Yargılaması Hukuku açısından incelemede ise, yargı makamının delilleri takdir yetkisi konusunda "vicdani delil sistemi"ni ve dolayısıyla "serbest delil sistemi"ni kabul etmiş olduğu görülmektedir. Bu sistemde her şey delil olabilir ve yargı makamı da bu delilleri serbestçe değerlendirmek suretiyle bir sonuca ulaşır. Deliller, ispat için hukuk düzeninin kabul ettiği vasıtalardır.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda Twitter'a ve Youtube'a erişim engellenmişti. Bu yasaklamar özgürlük ihlali midir yoksa gerektiğinde bu yollara başvurulabilinir mi?

Ifade özgürlüğü Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi`nin 10. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin 2. fıkrasında, hangi hallerde bu özgürlüğün sınırlanabilecegi de belirtilmiştir. Kısaca özetlemek gerekirse, ifade özgürlüğü: ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güveliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, ahlakın korunması, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi, yargı erkinin otorite ve tarafsızlığının güvence altına alınması amaçlarından herhangi biri ile sınırlanabilecektir. AİHM'e göre, Sözleşme'nin 10. maddesinde belirtilen özgürlükler demokratik toplumda ne denli temel bir hak olursa olsun, harfiyen uyulması gereken ve ikna edici bir şekilde tespit edilmiş istisnalara tabidir. Bu istisnaların tespitinde devletlerin sınırlı bir yorum hakkı vardır. Ancak bu durum mutlak bir tek biçimciliğin gerekli olduğu anlamına gelmez. Fakat Sözleşmeci Devletler kendilerine uygun buldukları önlemleri seçmekte serbesttir.

Söz konusu erişimin engellenmesi kararlarına karşı yapılan bireysel başvurular neticesinde, Anayasa Mahkemesi, her iki engelleme kararı hakkında da ihlal bulunduğunu tespit etmiştir yani ifade özgürlüğü hakkına aykırı davranıldığı sonucuna varmıştır.

Mahkeme gerekçesinde, erişimin tümüyle engellenmesine yönelik müdahalenin, yeterince açık ve belirgin bir kanuni dayanağa sahip olmadığı ve bu yönüyle başvurucular açısından öngörülebilir nitelikte bulunmadığını ifade etmiştir.

Sosyal medya üzerinde gelen davaları göz önünde bulundurursanız yaşadığınız en ilginç olay neydi?

Sosyal Medya üzerinden yaşanan hukuki olayların bir çoğu film senaryosu gibi zaten. Ancak beni en çok etkileyen olay bir genç kızın Amerika'da bir tarikat tarafından Mesih ilan edilmesi ve bu olay sonucu genç kızımızın bu yayınlara inanıp ailesini bırakıp söz konusu kişilere kaçmaya çalışması. Sonrasında intihar girişiminde bulunması… Bu olayı daha fazla anlatamayacağım hatırladıkça çok üzülüyorum ve bu kızımıza hep dua ediyorum. Ailesi ile hala görüşüyorum, tedavi süreci devam ediyor. Bu ve benzeri olaylar nedeniyle internet yayınlarına özellikle dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle çocukların sık girdiği sitelerin kontrol altına alınması gerektiğini ve çocuklara ait sosyal medya hesaplarının aileler tarafından sık sık kontrol edilmesi gerektiğini düşünüyorum. 15 sene sonra alkol bağımlılarından çok internet bağımlısının olacağı söyleniyor ülkemizde ve tüm dünyada. Bu gibi konuların önlemini çok geçmeden almamız gerekiyor.

Sosyal medya insanların tanışıp evlenmelerine vesile olduğu gibi yuva yıkımlarına da sebep olabiliyor. Çifterin sosyal medyadaki yazışmaları veya diğer unsurlar boşanma davalarında delil olarak kullanılabilir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Yine, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Sunulan deliller hakim tarafından serbestçe değerlendirilir. Dolayısıyla söz konusu yazışmalar, fotoğraflar, paylasşımlar vs taraflarca dosyaya sunulduktan sonra hakim tarafından elbette değerlendirmeye alınır ve bir kanaat oluşturur. Yanlış hatırlamıyorsam İzmir'de bir nafaka artırım davasında bir kadının sosyal medya üzerinden yaptığı yer bildirimleri ve gece kulüplerinden paylaştığı fotoğraflar davayı kaybetmesine sebebiyet vermişti. Bu gibi birçok örnek dava mevcut.

Sosyal medya hukuku üzerine çok faydalı bilgiler verdiniz bunun için teşekkür ederim. Biraz da sizin sosyal medyayı kullanımınız üzerine konuşmak istiyorum.

Facebook'ta yaklaşık 550 Bin, Twitter'da ise 220 Bin takipçiniz var. Bu takipçi sayıları bir hukukçu için ortalamanın çok üstünde. Sosyal medyadaki bu başarınızı neye borçlusunuz?

Bunu bir başarı olarak gördüğümü söyleyemem. Insanlarla iletişim halinde olmayı seviyorum, içten oluşum bu hususta etkili olmuş olabilir. Sosyal medyada hayatın her alanı ile ilgili paylaşımlar yapmaktayım, sadece mesleki veya siyasi değil ortaya çıkan türlü türlü toplumsal olaylarda görüşlerimi bildiriyorum. Bazen sevdiğim güzel sözleri paylaşıyorum, yardım kampanyalarına destek veriyorum vs. hepsini birlikte değerlendirdiğimizde ortaya bu sonuç çıkıyor. Bunlar dışında gündelik hayatımla alakalı olarak çok fazla paylaşım yapmıyorum son bir senedir. Özellikle instagram hesabımdan 1000'den fazla fotoğraf sildim. Bunun tek nedeni ise gelen yorumlardan rahatsız olmam, ciddi bir iş yapıyorsunuz ve insanlar size farkı farklı yorumlar yapıyor bu da farklı bir algı yaratıyor.

Twitter'da adınızı arattığımda isminize tag'lenmiş onlarca tivit çıktı karşıma. Mesala doğum gününüzde 100'lerce tebrik tivitinin geldiğini gördüm. Yazdığınız şeyler de birçok kişi tarafından Retweet ediliyor. Bir de bunların üzerine yüksek takipçi sayınızı eklersek size sosyal medya fenomeni diyebilir miyiz?

Hayatını internet başında, sosyal ağlarda geçiren bir insan değilim. İnterneti sadece bir iletişim aracı olarak görüyorum. Gündemi takip ediyorum, önemli gördüğüm bilgileri ya da güzel sözleri paylaşmaya çalışıyorum. Tüm bunlar ışığında bir sosyal medya fenomeni olduğum söylenemez. Sadece yerinde ve zamanında kullanıyorum. Özellikle duruşma beklerken çok tweet attığımı fark ettim. İnsanların bana çok fazla tweet atmalarının tek sebebi bence beni samimi ve içten bulmaları. İtiraf etmem gerekirse son yıllarda sosyal medya üzerinden çok güzel dostluklar kurdum. Bana sosyal medyanın en büyük kazancı bu güzel insanlar ve onların hayır duaları oldu.

Twitter'da takipçilerinizle atıştığınız oluyor mu? Odun Herif isimli bi kullanıcıyla yaptığınız bazı esprili yazışmalar internette dolaşıyor. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Odun Herif başarılı bir sosyal medya kullanıcısı ve bunun yanında cidden zeki bir insan. Geçen sene Yıldız Teknik Üniversitesinde Eğitim Teknolojileri zirvesi yapılmıştı ve oraya konuşmacı olarak davet edilmiştim. Odun Herif'in adını ilk kez orda duydum sanırım kendisi de konuşmacıydı. Daha sonra Twitter üzerinden birkaç kez bu şekilde espirili bir atışmamız oluştu ve binlerce insan bu diyalogları paylaşmaya başladı. Elbette ki tüm bu espirili atışmalar sadece sosyal medya üzerinde kalır, gerçek dünya ile hiçbir ilgisi yok. Bir gün bir yerde kendisi ile karşılaşırsam samimi bir şekilde elini sıkar ve hatrını sormayı da ihmal etmem. Gerçek dünya ile sanal dünyayı birbirine karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum.

Ekşisözlük'te hakkınızda 'hayatını yardım kampanyalarına adamış, bıraksanız her gün sosyal sorumluluk projelerine katılır' gibisinden entryler var. Yardım kampanyaları hayatınızda olmazsa olmazlardan biri midir?

Ah bu Ekşi Sözlük! Yardım kampanyalarına hayat adamak kötü bir şey mi? Bunu da mı yazmışlar? İnanın sizden duyuyorum. Zor bir çocukluk dönemi geçirdim. Bu nedenle küçük bir çocuğun nelere üzüleceğini, nelere canının yanacağını çok iyi biliyorum. Tüm bunlardan ötürü de bunu bir vatandaşlık bilinci olarak değerlendiriyorum. Konuya ilişkin şahsi görüşüm ise her insanın hayatı boyunca mutlaka en az bir yardım kampanyasına destek olması gerektiği ve eğitimin her aşamasında öğrencilere SOSYAL SORUMLULUK dersi verilmesi gerektiğidir.

Ekşisözlük'teki bazı entrylerde ve Twitter'daki bazı tivitlerde güzelliğinizle ilgili yorumlar yapılıyor. Özele girmiş olacam ama sosyal medya üzerinden evlilik teklifi aldınız mı hiç?

Evet bu şekilde birçok mesaj aldım ancak ben o mesajların copy-paste olarak sanal dünyada birçok hemcinsime gönderildiğini düşünüyorum. Bana özgü bir şey diil bu durum, ülkemizde birçok kadın bu şekilde siber tacize uğramaktadır. Ben bu tip durumlarda çok ileri gidilmediği takdirde şahısları bloke ediyorum ileri gidilmesi durumunda ise takdir edersiniz ki yasal yollara başvuruyorum. Bu röportajı okuyan değerli hemcinslerime de bu tip bir olay ile karşılaştıklarında söz konusu mesajlara cevap vermemelerinin daha sağlıklı olacağını belirtmek isterim.

Bir sabah uyandığınızda tek bir tivit atma hakkınız kaldığını öğrenirseniz. O tivit hakkınızı ne yazarak kullanırsınız?

İyiler daima kazanır!

Değiştirme şansınız olsaydı Twitter'ın hangi özelliğini değiştirirdiniz? Ya da istediğiniz hangi özelliği eklerdiniz?

Twitter`ın ifade özgürlüğü yanında özel hayata saygı hakkına da riayet edebilmesi adına, bu çerçevede kendisine yapılan taleplere çok daha hızlı yanıt verebilmesini dilerdim. Kısacası 'özel hayata müdahale butonu' eklenmesini isterdim ve bu buton üzerinden giden tüm taleplerin çok hızlı bir şekilde cevaplandırılmasını dilerdim.

Hukukçu değil de sosyal medya uzmanı olsaydınız hangi ünlünün sosyal medya hesaplarını yönetmek isterdiniz?

Cumhurbaşkanımız…

Nedenini sorarsanız eğer ülkemizde devleti temsile yetkili en üst düzey insan Sayın Cumhurbaşkanımız ancak sosyal medya hesaplarında dil çeşitliliği maalesef yok. Büyük Türkiye diyoruz farklı ülkelere yardımlar yapıyoruz. En az 15 farklı dilde Sayın Cumhurbaşkanımızın sosyal medya hesaplarının kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Bu röportaj sayesinde yetkililere seslenmek istiyorum, lütfen SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN SOSYAL MEDYA HESAPLARININ DİL SEÇENEKLERİNİ arttırın.

Twitter'da sadece 3 kişiyi takip etme hakkınız olsaydı kimleri takip ederdiniz?

1-Hukuki Haber 2- Haberler.com 3- Çiğdem Banko (Avusturalya'da yaşayan ablam)

Hadi biraz da sizin özel hayatınızdan konuşalım..

Kendi hayatınız yazılsa ve bu da filme çekilecek olsa sizi kimin oynamasını istersiniz?

Bundan 10 sene önce kendime şu soruyu sormuştum; Dünyaca ünlü bir filmin başrolünde mi oynamak istersin yoksa o filme konu bir hayat mı istersin? Ve sorunun cevabı ile birlikte kendime bir yol çizdim. Tiyatro hevesimi bir kenara bırakarak, hayatın farklı alanlarında mücadele etmeye başladım. Hayatım boyunca çok fazla zorlukla karşılaştım, karşılaşmaya da devam ediyorum. Ancak hiçbir şey beni inandıklarım ve mücadelesini verdiğim doğruların yanından asla ayıramayacak. Bu doğrultuda hayatımı canlandırmasını istediğim insan asaletiyle tüm dünyanın gözdesi olmuş bir oyuncu; Catherine Deneuve

Tanıştığınız ilk ünlü isim kimdi? O an ne hissettiniz?

Yüzlerce tanınmış insan tanıdığım için ilkinin kim olduğunu hatırlamak biraz zamanımı alsa da yanlış hatırlamıyorsam eğer dönemin ünlü futbolcusu Servet Çetin ile tanıştım ilk olarak. Üniversite yıllarımda bir gençlik dergisinin Ankara Temsilcisiydim ve tanınmış isimlerle röportaj yapıyordum. İstanbul'da yaşayan kuzenim Adem Banko'nun mahalleden arkadaşıydı Servet Çetin ve onunla da güzel bir söyleşi gerçekleştirmiştim. O dönemde Galatasarayda oynuyordu ve çok gündemde bir oyuncuydu. Ne hissettiğim konusuna gelince ise açıkçası röportaj yapacağım için biraz heyecanlanmıştım ancak bir süre sonra içten sohbeti ile beraber çok gülmüştük ve keyifli vakit geçirmiştik.

Bir röportajınızda üniversite döneminizde tiyatroyla ilgilendiğinizi söylediniz. Bir gün bütün her şeyi bırakıp tiyatrocu olmak ister misiniz?

Gerçekten farklı bir eğitim hayatım oldu. Zor günler yaşadım ve bu zor günler esnasında benim için çok kıymetli olan bir isim ile tanıştım, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı sayın Adnan Erbaş. 18-19 yaşlarında liseden yeni mezun olduktan sonra diksiyon ve hitabet kursuna yazılmıştım. Bir gün bir vesile ile Adnan Erbaş ile orada tanıştık ve kendisinden oyunculuk dersleri almaya başladım. Ciddi anlamdan bütün vaktim Adnan Hoca ile geçiyordu. Sonrasında konservatuar sınarlarına girdim, birkaç okul kazandım fakat ailem pek sıcak bakmadı doğrusu. Sonrasında bu defteri kapattım. Üniversite de tiyatro kulübüne üye oldum ve orada birkaç oyunda rol aldım. Şu an düşünüyorum da iyi ki oyuncu olmamışım. İlerde Avukatlığın yanı sıra iyi bir yönetici olacağıma inanıyorum. Sorunuza gelecek olursam eğer, her şeyi bırakıp oyuncu olmayı asla düşünmem. İşimi çok seviyorum, bir gün Avukatlığı bırakacak olursam eğer Uluslar arası bir yardım kuruluşunda yönetici olmak ve bütün insanlığa hizmet etmek isterim. Bu benim en büyük hayalim.

Şimdi birkaç kelime söyleceğim, bu kelimeler sizin için ne ifade ediyorsa tek kelimeyle cevaplayabilir misiniz?

-Fenerbahçe: Mutluluk

-Twitter: Paylaşmak

-Rize: Anlam

-Dedeniz: Vefa

-Hukuk: Nefes

Gelecek planlarınızla ilgili de sormak istediklerim var;

Siyasete nasıl bakıyorsunuz?

Bu aralar en sık karşılaştığım soru 'Meltem hanım aday mısınız?' bu soruları soran herkese beni Milletin Vekilliğine layık gördükleri için öncelikle teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak Milletvekilliği sadece mecliste olmaz, kendini insanlık için hayırlı işler yapmaya adamış her insan milletin vekilidir zaten. Çocukluğumdan beri Allah bana bu duyguyu vermiş. İnanın bana her gün ama her gün farklı bir insanın derdine merhem olmak için mücadele veriyorum. Bu aslında tamamen bir yaşam biçimi. Sorunuza kısaca şu şekilde cevap veriyim, hayat zaten siyaset üzerine kurulmuş. Her olayın temelinde siyaset var, benim hayatımı siyasetten soyutlamak zaten imkansız. Dolayısıyla elbette sıcak bakıyorum ve yakın gelecekte aktif bir şekilde siyasi hayatın içerisinde rol alacağım.

Gelecek hakkında somut planlarınız var mı? Kendinizi nerede ve hangi konumda görmeyi arzu ediyorsunuz?

Gelecek için en büyük hayalim, uluslar arası bir yardım kuruluşunda yönetici olmak ve dünyanın dört bir yanına iyilik saçmak. Belki 10 yıl sonra belki 20 yıl sonra ama bu hayalimi mutlaka gerçekleştireceğim.

Ülkemizin 2023 yılı hedefleri için neler söylersiniz? Siz, Ülkemizin 2023 yılında hangi konumda olacağını öngörüyorsunuz?

Gelişme ve kalkınma bakımından yüzyıllık bir zaman dilimi bir devlet için hiç de kısa bir süre değil. Keşke daha iyi bir konumda olsaydık bugün ama henüz arzulanan o hayali gerçekleştirmiş değiliz.

George Friedman`ın yazmış olduğu ilginç bir kitap okumuştum geçen yıllarda, 'Gelecek 100 yıl' adında. Yazılanlar hangi ölçüde gerçeğe dönecek bunu bilemeyiz ama yazılanların dikkate değer olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu bakımdan ülkemizin, içinde bulunduğu ilerleme döneminden hiç ayrılmadan yoluna devam edeceğini, ekonomik ve sosyal olarak bölgesinde lider konumuna oluşacağını ifade edebileceğimi düşünüyorum.

Mesleğinizi icra etmenizi engelleyen ya da motivasyonunuzu olumsuz etkileyen unsurlara örnek verebilir misiniz?

O kadar çok şey var ki aslında ama gerek inancım gerekse hayata bakışım itibariyle olumsuzluklardan uzak durmaya çabalamaktayım. Bardağın hep dolu tarafına bakmaya, olumsuz kişi ve fikirlerden ayrı durmaya, sorunları büyütmek yerine çözüme odaklanmaya yoğunlaşıyorum.

Her ne olursa olsun karşılaştığım, yüreğimdeki sevgiyi hatırlıyorum. İyilik yapmak, zoru kolaya, çirkini güzele ve karanlığı aydınlığa çevirmek gayretinden uzaklaşmamaya çalışıyorum.

Adaletin sağlanmasına olumlu katkıda bulunduğunuzu düşünüyor musunuz?

"Dünyaya Adalet Dağıtan Devlet: Büyük Türkiye" isimli bir yazı kaleme almıştım bu hususta. Adalete verdiğim önemi, mevcut durumumuzu ve bu durumdan nasıl çıkacağımızı incelikle ifade etmeye çabalamıştım. Bu çerçevede yeniden ifade etmeliyim ki, vicdana uygun hareket etmenin, birey bakımından adaleti gözetmek olduğunu, dolayısıyla tam anlamıyla ahlaklı olanın, aynı zamanda adil olacağını düşünmekteyim.

Sorumlu olduğum her dosyada, vicdanım doğrultusunda, doğruluk çerçevesinde hareket ettiğim için adaletin sağlanmasına olumlu katkıda bulunduğumu umuyor, öyle olması için dua ediyorum.

Sorularıma içtenlikle cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim....

Röportaj: Oğuzhan Saruhan