Brüksel'de 15 Temmuz'un 10. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi
Türkiye'nin Brüksel Büyükelçisi Barış Tantekin: - "Belçika dahil olmak üzere tüm dostlarımızdan ve müttefiklerimizden beklentimiz, FETÖ ve diğer terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz haklı ve meşru mücadelede dayanışma ve işbirliğinde tereddüt göstermemeleridir" - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: - "Ne kadar zor olursa olsun Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde egemenliğine karşı oluşan bu tarz tehditlerle başa çıkacak güçtedir. Ne kadar dış destekli olursa olsun bizler ülkemize yönelik tehditlerde tek yürek olmayı, içeride birlik olmayı başardık ve bundan sonra da başaracağız"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla Brüksel'de anma programı düzenlendi.
Program, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan "Milletin İradesi, Demokrasinin Zaferi" adlı videonun gösterimiyle başladı.
Programın açılış konuşmasını yapan Türkiye'nin Brüksel Büyükelçisi Barış Tantekin, 15 Temmuz 2016 gecesinin Türk milletinin demokrasiye, hukuk devletine ve milli iradeye bağlılığını ortaya koyduğu tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'da Türkiye'nin demokrasisini ve anayasal düzenini hedef alan kanlı bir darbe girişiminde bulunduğunu belirten Tantekin, Türk milletinin o gece devletinin ve demokrasisinin yanında durduğunu vurguladı.
Tantekin, darbe girişiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devlet ile milletin demokrasiye sahip çıkma konusundaki ortak iradesi ve vatandaşların gösterdiği direniş sayesinde başarısızlığa uğratıldığını ifade ederek, 15 Temmuz'un yalnızca bir darbe girişiminin engellendiği gün değil, aynı zamanda milli iradenin, halkın gücünün ve demokrasinin zaferi olarak tarihe geçtiğinin altını çizdi.
Tantekin, FETÖ'nün yurt dışında farklı isimler ve yapılar altında faaliyetlerini sürdürdüğüne işaret ederek örgütün, sivil toplum kuruluşları, dernekler, okullar ve ticari işletmeler gibi yapıları paravan olarak kullandığını, faaliyet gösterdiği tüm ülkeler ve toplumlar açısından ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu dile getirdi.
Büyükelçi Tantekin, "Bu karanlık örgüt tamamen tasfiye oluncaya kadar yurt içinde ve yurt dışında mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.
Mücadeleye devam ederken uluslararası işbirliğinin önemine dikkati çeken Tantekin, "Belçika dahil olmak üzere tüm dostlarımızdan ve müttefiklerimizden beklentimiz, FETÖ ve diğer terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz haklı ve meşru mücadelede dayanışma ve işbirliğinde tereddüt göstermemeleridir." diye konuştu.
Konuşmasının İngilizce bölümünde Belçikalı ve uluslararası konuklara hitap eden Tantekin, 15 Temmuz'un Türk demokrasisinin gücünü ve milletin birliğini simgeleyen tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirterek, Türkiye'nin bugün daha güçlü ve daha dirençli bir ülke haline geldiğini, NATO'ya ve bölgesel istikrara katkı sunmayı sürdürdüğünü kaydetti.
"FETÖ faaliyet gösterdiği her ülke için açık bir tehdittir"
Büyükelçi Tantekin'in konuşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın görüntülü mesajı yayımlandı.
Duran, bundan 10 yıl önce Türkiye'nin yakın tarihinin en kritik gecelerinden birinin yaşandığını söyleyerek "Halkımız sokaklara döküldü, darbe girişimine 'Dur' dedi. İhanet şebekesi ise 253 vatandaşımızın canına kıydı, onları şehit etti. Binlerce insanımız ise yaralandı." ifadelerini kullandı.
15 Temmuz'un Türkiye'nin istikbaline yön veren tarihi bir gece olduğunu vurgulayan Duran, elde edilen zaferin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk dakikalardan itibaren ortaya koyduğu kararlı siyasi duruş ve liderlik sayesinde kazanıldığını belirtti.
Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla İstanbul'da, Ankara'da ve Türkiye'nin dört bir yanında milyonlarca vatandaşın meydanlara çıkarak milli iradeye sahip çıktığına işaret ederek "Bizler o gecenin zaferini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın daha ilk dakikalardan itibaren kararlı ve bağımsız siyasi duruşuna ve liderliğine borçluyuz." dedi.
Türk milletinin tarih boyunca özgürlüğüne ve bağımsızlığına düşkünlüğüyle tanındığını dile getiren Duran, "Bizim binlerce yıllık tarihimizde esaret, ihanet ve alçakça oyunlara boyun eğmek yoktur. 15 Temmuz'da bu tarihsel misyon bir kez daha tezahür etmiştir." diye konuştu.
FETÖ yapılanmasının Türkiye'nin egemenliğini ve bağımsızlığını hedef alan en önemli tehditlerden biri olduğunu belirten Duran, Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi bugün de bu tehditlerle mücadele edecek güce sahip olduğunun altını çizdi.
Duran, "Ne kadar zor olursa olsun Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde egemenliğine karşı oluşan bu tarz tehditlerle başa çıkacak güçtedir. Ne kadar dış destekli olursa olsun bizler ülkemize yönelik tehditlerde tek yürek olmayı, içeride birlik olmayı başardık ve bundan sonra da başaracağız." ifadelerini kullandı.
Yurt dışında bulunan FETÖ mensuplarına da değinen Duran, Türkiye'nin iadesini talep ettiği örgüt üyelerinin çeşitli ülkelerde yaşamayı sürdürdüğünü belirterek, dost ve müttefik ülkelere çağrıda bulundu.
Duran, "Milletimizin egemenliğini ve demokrasimizi hedef alan yapılara karşı dostlarımızdan yanımızda durmalarını ve bu yapılarla mücadele etmek için de harekete geçmelerini bekliyoruz. Zira FETÖ sadece Türkiye'yi ilgilendiren ulusal güvenlik sorunu değildir. FETÖ faaliyet gösterdiği her ülke için açık bir tehdittir." dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin, terör örgütlerinin ve hibrit tehditlerin bugün ne denli karmaşık biçimlerde ortaya çıkabildiğini gösterdiğini dile getiren Duran, küresel ölçekte toplumların manipülasyonlarla derinleşen hakikat krizleriyle karşı karşıya bulunduğunu, medya anlatılarının toplumların gerçeklik algısını şekillendirebildiğini ifade etti.
Türkiye'nin 15 Temmuz tecrübesinin bu yönüyle evrensel bir anlam taşıdığını vurgulayan Duran, "Öyleyse hep beraber korkunun yerini umudun, çatışmanın yerini işbirliğinin, kutuplaşmanın yerini karşılıklı anlayışın aldığı, daha adil bir uluslararası düzenin mümkün olduğu bir gelecek tasavvur edelim." mesajını verdi.
"15 Temmuz doğrudan Türk devletine ve Türk halkına yönelik bir terör saldırısıydı"
Video mesajın ardından Brüksel Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Şeyda Bilen'in moderatörlüğünü yaptığı "Milli İrade ve Demokratik Direnç: 10. Yılında 15 Temmuz" başlıklı panele geçildi.
15 Temmuz gecesini Cumhurbaşkanlığında görev yapan genç bir bürokrat olarak yaşadığını anlatan Bilen, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde mahsur kaldıklarını, savaş uçaklarının bombardımanı altında kaldıklarını ve çok sayıda kişinin şehit olduğunu belirtti.
Panelin ilk konuşmacısı Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, Türkiye'nin darbeler tarihine değinerek 15 Temmuz'un önceki askeri müdahalelerden birçok yönüyle ayrıldığını söyledi.
Önceki müdahalelerinin siyasi iktidarı devirmeyi ve askeri vesayeti sürdürmeyi hedeflediğini ifade eden Yeşiltaş, "15 Temmuz'un temel farkı, FETÖ'nün yalnızca hükümeti devirmeyi değil, bütün toplumu kontrol altına almayı hedeflemesiydi." dedi.
Yeşiltaş, FETÖ'nün klasik bir askeri yapıdan farklı olarak dini referanslarla örgütlenmiş kapalı bir yapılanma olduğunu aktararak, darbe girişiminin yöntemlerinin de önceki örneklerden ayrıldığını dile getirdi.
Prof. Dr. Yeşiltaş, "15 Temmuz doğrudan Türk devletine ve Türk halkına yönelik bir terör saldırısıydı. Devletin kendi uçakları ve silahları halkın üzerine kullanıldı." diyerek, darbenin başarısızlığa uğramasında halkın direnişinin belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Önceki darbelerde görülen askeri ve siyasi elit uyumunun 15 Temmuz'da oluşmadığını belirten Yeşiltaş, buna karşılık farklı siyasi partiler, medya kuruluşları ve toplumun geniş kesimlerinin darbeye karşı ortak tavır sergilediğini, bunun da Türkiye'de askeri vesayet döneminin sona erdiğini gösteren tarihi bir kırılma olduğunu ifade etti.
Yeşiltaş, uluslararası toplumun 15 Temmuz darbe girişimine yönelik yaklaşımının homojen olmadığını, ilk aşamada Batılı ülkelerin büyük bölümünün "pragmatik", "bekle-gör" ve darbeye açık destek veren farklı tutumlar sergilediğini söyledi.
Batılı ülkelerin demokratik ilkeler gereği darbe girişimine karşı net tavır almasının beklendiğini ifade eden Yeşiltaş, buna karşın sürecin kısa sürede Türkiye'nin darbe sonrasında aldığı tedbirlerin tartışıldığı bir zemine taşındığını dile getirdi.
FETÖ'nün devlet kurumlarındaki yapılanmasıyla mücadele kapsamında güvenlik bürokrasisi ve kamu kurumlarında kapsamlı reformların hayata geçirildiğini anlatan Yeşiltaş, Batılı ülkelerden bu süreçte beklenen desteğin gelmediğini kaydetti.
Yeşiltaş, darbe girişiminden kısa süre sonra Türkiye'nin Suriye'de terörle mücadele operasyonları başlatarak askeri kapasitesini koruduğunu gösterdiğini de sözlerine ekledi.
"İnsanlar o gece demokrasilerini kaybetmek istemedikleri için sokağa çıktı"
Eski AK Parti Milletvekili Dr. Ravza Kavakcı Kan, çocukluk yıllarında devlet ve asker kavramlarının toplum üzerinde korku oluşturduğunu, demokratikleşme süreciyle birlikte bu anlayışın değişmeye başladığını söyledi.
FETÖ'nün yıllarca farklı kimliklere bürünerek devlet kurumlarına sızdığını belirten Kavakcı Kan, örgütün özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanmasının emir-komuta zincirini bozduğunu ifade etti.
Kavakcı Kan, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla milyonlarca vatandaşın demokrasi için meydanlara çıktığına işaret ederek "İnsanlar o gece demokrasilerini kaybetmek istemedikleri için sokağa çıktı." dedi.
Darbe girişiminin hedeflerinden biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bombalanmasına rağmen çalışmalarını sürdürdüğünü hatırlatan Kavakcı Kan, "Türkiye Büyük Millet Meclisi saldırıdan 24 saat geçmeden yeniden toplandı. Bütün siyasi partiler aynı çatı altında demokrasi için birlikte durdu." ifadelerini kullandı.
Kavakcı Kan, 15 Temmuz'da hayatını kaybeden 253 şehidin isimlerinin demokrasi nöbetlerinde tek tek okunduğunu aktararak bunun, toplumun demokrasiye sahip çıkma iradesinin sembolü olduğunu söyledi.
15 Temmuz darbe girişiminin Türk demokrasisine yönelik ağır bir saldırı olduğunu vurgulayan Kavakcı Kan, uluslararası kamuoyunun yaşananların ardından darbe mağdurlarından ziyade darbe girişiminde bulunanlara odaklanmasının Türkiye'de hayal kırıklığı oluşturduğunu kaydetti.
Kavakcı Kan, darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal sürecinde hukuk mekanizmalarının işletildiğini ifade ederek, görevden alınan kişilerin yargı yollarına başvurma imkanına sahip olduğunu, süreçlerin ulusal mahkemelerin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar taşınabildiğini anlattı.
AK Parti'de insan haklarından sorumlu genel başkan yardımcılığı yaptığı dönemde davaları yakından takip ettiklerini belirten Kavakcı, yargılamalarda herkesin savunma hakkının gözetilmesi için çaba gösterildiğini dile getirdi.
"15 Temmuz, örgütün uzun yıllar hazırlığını yaptığı planın meydan okuma aşamasıydı"
Panelin üçüncü konuşmacısı Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan ise FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma yöntemlerinden bahsetti.
Aslan, örgütün yalnızca askeriyede değil, yargı, diplomasi ve kamu bürokrasisinin farklı alanlarında da örgütlendiğini, faaliyet gösterdiği ülke sayısının 140'ın üzerinde olduğunu söyledi.
FETÖ'nün önce ideolojik bağlılık oluşturduğunu, ardından öğrencileri küçük yaşlardan itibaren yetiştirerek devlet kurumlarına yerleştirdiğini belirten Aslan, kritik görevlere kendi mensuplarını getirerek zamanla kurumsal yapıyı kontrol altına almaya çalıştığını ifade etti.
Aslan, "15 Temmuz, örgütün uzun yıllar hazırlığını yaptığı planın meydan okuma aşamasıydı. Örgüt, kurumların güçlü yönlerini kendi lehine kullanarak bunları zafiyete dönüştürdü." değerlendirmesinde bulundu.
Eski bir asker olarak daha sonra FETÖ mensubu olduğunu öğrendiği birçok kişiyle birlikte görev yaptığını anlatan Aslan, darbe gecesinde televizyon ekranlarında teslim olan bazı isimleri görünce büyük şaşkınlık yaşadığını söyledi.
Aslan, örgütün hücre tipi yapılanmayla faaliyet gösterdiğini vurgulayarak "Bir FETÖ mensubu, diğer mensubun kim olduğunu çoğu zaman bilmiyordu. Emirleri sivil imamlar üzerinden alıyorlardı." dedi.
Konuşmasının sonunda Aslan, FETÖ mensuplarının önemli bölümünün halen Avrupa ülkeleri ile ABD'de yaşamaya devam ettiğini belirterek, örgütün uluslararası boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Aslan, FETÖ gibi düzensiz yapılanmalarla mücadelenin uzun soluklu olduğunu, örgütün farklı ülkelerde varlığını sürdürmeye çalıştığını aktardı.
Örgütün çok sayıda ülkede kurumsal yapılanmalar oluşturduğunu ifade eden Aslan, 15 Temmuz'un doğru anlaşılabilmesi için yalnızca darbe gecesinin değil, öncesindeki bölgesel ve siyasi gelişmelerin de birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Aslan, Türkiye'nin gelecek dönemde de benzer tehditlere karşı hazırlıklı olması gerektiğinin, bu tehdidin yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığının, farklı ülkeler açısından da risk oluşturmaya devam ettiğinin altını çizdi.
Programa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Brüksel Temsilcisi Büyükelçi Gizem Alpman, Azerbaycan'ın Brüksel Büyükelçisi Vaqıf Sadiqov, Arap Birliği Belçika Temsilcisi Büyükelçi Dr. Jawad Al-Hindawi, Bosna Hersek'in Brüksel Büyükelçisi Erol Avdovic, NATO Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı (TMR) Kemal Turan, Brüksel Başkonsolosu Onur Sevim, Anvers Başkonsolosu İsmail Sefa Yüceer ile çok sayıda Türk ve yabancı davetli katıldı.





















