Maden Faciasında Ölen İşçinin Ailesi Manevi Tazminat Davasını Kazandı

Maden Faciasında Ölen İşçinin Ailesi Manevi Tazminat Davasını Kazandı

Karaman'ın Ermenek İlçesi'nde bir maden ocağından meydana gelen faciada yaşamını yitiren 18 işçiden Mehmet Baha'nın ailesi, açtığı manevi tazminat davasını kazandı.

Maden Faciasında Ölen İşçinin Ailesi Manevi Tazminat Davasını Kazandı

1)ERMENEK MADEN FACİASINDA ÖLEN İŞÇİNİN AİLESİ, MANEVİ TAZMİNAT KAZANDI

KARAMAN'ın Ermenek İlçesi'nde bir maden ocağından meydana gelen faciada yaşamını yitiren 18 işçiden Mehmet Baha'nın ailesi, açtığı manevi tazminat davasını kazandı. Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi, annesi ve babasına 100'er bin lira, 6 kardeşine 40'ar bin lira  manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ermenek İlçesi'ne bağlı Pamuklu Köyü Cenne Mevkii'nde Has Şekerler Madencilik'e ait linyit ocağını, 28 Ekim 2014 Salı günü saat 12.15'te işçilerin öğle yemeği molası sırasında eski ocakta biriken su bastı. Su baskını sonucu 18 işçi yaşamını yitirdi.  18 işçiden 8 yıllık evli, 1 çocuk babası 32 yaşındaki Mehmet Baha'nın, annesi, babası ve 6 kardeşi, facianın ardından ocağı işleten Has Şekerler Madencilik Şirketi, ruhsat sahibi Ermenek Cenne Linyit Kömür Şirketi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na karşı manevi tazminat davası açtı.

ANNESİ, BABASI VE 6 KARDEŞ'E TAZMİNAT

Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yönünden görevsizlik kararı verdi. Mahkeme heyeti geçen 26 Aralık günü görülen son duruşmada görme engelli baba Hasan ve anne Ayşe Baha'ya 100'er bin lira, kardeşleri Hamdi, Ahmet ve Hüseyin Baha ile  Aysel Dündar, Selvinaz Eski ve Gülşen Çoban'a, 40'ar bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi. 

'TAZMİNATIN MİKTARI AZ' 

Ailenin avukatı Emin Bahçeevli, davanın yıllardır sürdüğünü ve verilen tazminat miktarlarının da az olduğunu belirtti. Bahçeevli, "Mahkemelerce hükmedilecek hiçbir tazminat, maden kazasında ölen işçileri geri getirmeyecektir, Asıl olan, insanın yaşamıdır. Bu tür kararlar, caydırıcılık unsuru taşıması ve vefat eden maden işçilerinin ailelerinin bir nebze rahatlamasını sağlaması açısından önemlidir." dedi.  

'KARAR KAĞIT ÜZERİNDE KALACAK'

Bahçeevli, tazminatın ocağı işleten şirket ile ruhsat sahibi şirket tarafından birlikte ödeneceğine belirterek, şöyle konuştu:

"Ne yazık ki mahkeme, kazanın meydana gelmesinde denetim yönünden ağır kusurları bulunan davalılar; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yönünden görevsizlik kararı verdi. Hükmedilen tazminat bedellerini, maden kazası sonrası kapatılan özel maden şirketlerinden tahsil etmek neredeyse imkansız. Hem bu denli düşük tazminatlara hükmedilmesi, hem de verilen kararın kağıt üzerinde kalacağı göz önüne alınırsa, mahkemeler nezdinde insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu, bunun sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını söyleyebiliriz."

Bahçeevli, alınan kararın, maden faciasında ölen diğer işçi ailelerin açtığı tazminat davası için emsal teşkil edeceğini sözlerine ekledi.  

(Görüntü Dökümü 

-----------------------

Maden ocağından (ARŞİV) 

Haber: Ali Rıza ETCİ ERMENEK KARAMAN DHA)

============================================

2)4 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ SALDIRIDA BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞTİ, 8 YILDIR BÖBREK BEKLEYEN KADINI HAYATA BAĞLADI

KONYA'nın Ereğli ilçesinde babasıyla birlikte 4 kişinin öldüğü silahlı saldırıda ağır yaralanan ve tedavi altında olduğu hastanede beyin ölümü gerçekleşen  Müslüm Gök'ün (53), bağışlanan organlarından bir böbreği, 8 yıldır nakil bekleyen Kezban Ulusoy'u(37) hayata bağladı. Hayata tutunan Ulusoy, "Hala inanamıyorum. Şoktayım. Kader bize de güldü." dedi.

Ereğli ilçesinde geçen çiftçi Cem Küççüktürk (48), geçen cumartesi günü apartmandaki hissesini müteahhitte vermediği için komşuları tarafından baskı gördüğünü öne sürerek toplantıyı basıp, 3'ü komşusu olmak üzere 4 kişiyi öldürüp, Müslüm Gök'ü de yaraladı. Kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınan Gök'ün dün beyin ölümü gerçekleşti. Bunun üzeri ailesi organların bağışlanması kararını aldı. Gök'ün karaciğeri ve böbreğinin biri nakledilmek üzere Antalya'ya gönderildi. 

'HALA İNANAMIYORUM'

Gök'in diğer böbreği ise Konya'da doğuştun bir böbreği olmayan, bebek tedavisi gördüğü sırada diğer böbreğini de kaybeden 8 yıldır diyalize bağlı yaşayan Kezban Ulusoy'a nakledildi. 

Ameliyat sonrası çok mutlu olduğunu belirten Ulusoy, "Hala inanamıyorum. Şoktayım. Kader bize de güldü." dedi. 

Kezban Ulusoy'un ablası Elmas Boynueğri (41) ise, "Kardeşimin bir böbreği doğuştan yoktu. Diğer böbreğini de bebek tedavisi sırasında kaybetti. 8 yıldır diyalize giriyordu. Biz sevindik onlar üzüldü. Allah onlara da bol bol sabır versin." dedi.

Ameliyatı gerçekleştiren Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Emin Türk, "Biz bu böbreği 8 yıldır böbrek hastası olan Kezban hanıma naklettik. Bir insanımız hayatını kaybetti ama 3 vatandaşımız sevindi, mutlu oldu. 2018 yılının ilk naklini gerçekleştirdik. Vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda böyle duyarlı olmasını temenni ediyorum" dedi.

Görüntü Dökümü 

--------------------

Kezban Ulusoy'dan detay ve röp.

Doç. Dr. Emin Türk röp.

Genel ve detay

Haber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA)

=====================================================

(ÖZEL)

3)EDİRNE'Yİ SU BASKINLARINDAN KURTARACAK KANAL PROJESİNDE SONA GELİNDİ

EDİRNE'de Yunanistan ile sınırı oluşturan ve her yıl taşkınlarla gündeme gelen Meriç Nehri'nde Devlet Su İşleri tarafından başlatılan 7 bin 800 metrelik 'Kanal Edirne' projesinde sona gelindi.  Meriç Nehri'nin by-pass edilerek oluşturulan kanalla birlikte 2 bin metreküp/saniye seviyesinde taşan Meriç Nehri artık 2 bin 500 seviyesine de çıksa, taşkınlar olmayacak.

Edirne'de Yunanistan ile sınırı oluşturan ve her yıl taşkınlarla gündeme gelen Meriç Nehri'nde Devlet Su İşleri tarafından 2015 yılının Kasım ayında 45 milyon lira bütçe ile başlatılan 'Kanal Edirne' projesinde kazı çalışmalarını yüzde 99'u, toplam fiziki çalışmasının ise yüzde 73'ü tamamlandı. Meriç Nehri'nde by-pass edilerek oluşturulan 7 bin 800 metrelik kanal, Edirne'nin adeta Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin ardından 4'üncü nehri olacak. Meriç Nehri'nin by-pass edilerek oluşturulan kanalla birlikte 2 bin metreküp/saniye seviyesinde taşan Meriç Nehri artık 2 bin 500 seviyesine de çıksa, taşkınlar olmayacak.Yunanistan ve Bulgaristan'a sınır Meriç Nehri üzerinde devam eden, 'Kanal Edirne' projesi ile birlikte yürütülen, Karaağaç Tahliye ve Drenaj Kanalı ile 5 bin kişinin yaşadığı Karaağaç Mahallesi su baskınından kurtarılıp 7 kilometre uzaklıkta tekrar Meriç Nehri'ne bağlanacak.

Meriç Nehri yatak temizliği ve tahkimatı işleri tamamlandığında, Meriç Nehri'nin Arda Nehri ile birleştiği noktada meydana gelebilecek 2 bin 562 metreküp/saniye debinin, bin 789 metreküp/saniyelik kısmı Meriç Nehri ana yatağından ve 773 metreküp/saniyelik kısmı da Kanal Edirne'den geçirilerek, Edirne il merkezinde oluşabilecek taşkının önüne geçilecek.  Tahliye kanalının tamamlanmasıyla yaklaşık 1000 metreküp/saniyelik taşkın suyunu kaldırabilecek kanalın taban genişlik kapasitesi 50 metre, derinliği de 4.5 metre olacak. Kanal üzerinde yaya ve araç geçişlerini sağlamak için oluşturulacak olan 5 köprüden 4'ünde çalışmalar tamamlandı.

Kanal Edirne ve Meriç Nehri yatak temizliği ve diğer çalışmalar tamamlandığında, yeni rekreasyon alanı oluşturulacak, Meriç Nehri boyunca 6 bin metre ve Kanal Edirne boyunca 16 bin metre olmak üzere toplam 22 bin metre yürüyüş ve bisiklet parkuru yapılacak.

'KANAL EDİRNE BÖLGENİN HAVASINI DEĞİŞTİRECEK'

DSİ Edirne 11'nci Bölge Müdür Yardımcısı Serkan Genç, Kanal Edirne çalışmalarında sona gelindiğini belirterek, "Kent merkezini taşkından koruması planlanan Kanal Edirne projesinin tamamına yakını tamamlandı. Tahliye kanalı sayesinde, debi arttığı zamanlarda nehir yatağının daraldığı kısımlarda oluşacak geri tepmenin de önüne geçilmesi hedefleniyor" dedi. Kanal Edirne projesinin taşkın önleme ana görevi yanı sıra geçtiği alandaki peyzaj çalışmalarıyla da bölgenin havasını değiştireceğini anlatan Genç, "Kanal Edirne ve Meriç Nehri yatak temizliği ve tahkimatı işleri tamamlandığında, yeni rekreasyon alanı oluşturulacak olup, bu kapsamda Meriç Nehri boyunca 6 bin metre ve Kanal Edirne boyunca 16 bin metre olmak üzere toplam 22 bin metre yürüyüş ve bisiklet parkuru yapılacak. Bu yıl sedde imalatı çalışmalarına başlanılacak. Kanalda günlük 4 bin 500 metreküp kazı DSİ makine parkıyla yapılmıştır.Taşkın önleme kapsamında Meriç Nehri'nde devam eden yatak temizleme çalışmalarında ise şuana kadar 1 milyon 800 bin metreküp kum çıkarılmıştır" dedi.

'TAŞKINLARDAN KORKMAYACAĞIZ'

Nehir kıyısında restoran işletmeciliği yapan Selahattin Kaya, her taşkın sonrası  işyerinin sular altında kalmasıyla maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek, "Kanal Edirne, Trakya ve Edirne için çok önemli bir proje. Bunun bir çok nedeni var. Yıllardır Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açmasıyla burada ben ve yüzlerce işletmecinin, iş yerini su taşkın olacak diye korkmayacağız. Çok zarara uğradık. Bulgaristan baraj kapaklarını açsa da inşallah bu proje buna son verecek. Biz esnaflar ve burada yaşayan halk olarak, artık bu korkumuz kalmamış olacak. Bizim için çok önemli ve değerli projedir. Projeyi sonuna kadar destekliyoruz. Geç kalınmış bir proje olarak görüyorum. Keşke daha önce yapılsaydı da iş yerlerimiz sular altında kalıp biz bu zarara uğramasaydık" dedi.

İşletmecilerden Serdar Camlı, "Aşırı su gelirse tahliye olacak. Bu tahliye ile birlikte iş yerlerine zarar vermemesi amaçlanıyor. Devletin bu yatırımı bize faydalı olacak. Kanal Edirne taşkın korkularımızı önlemesini düşünüyoruz. Kanal Edirne derdimize derman olacak" dedi.

Görüntü Dökümü

---------------------------------

Meriç Nehri'nin havadan çekimi

Kanal Edirne'nin dronlu çekimi

Kanaldan detaylar

Kanal ve Selimiye Camisi

Seddelerden detaylar

DHA muhabiri Ali Can Zeray anonsu

DSİ 11. Bölge Müdür Yardımcı Genç ile röportaj

Nehir kıyısındaki işletmecilerle röp.

Su basan Karaağa Mahallesi

Projenin animasyon görüntüleri

Haber-Kamera: Ali Can ZERAY/EDİRNE,-

==========================================================

4)KANTİNDEN YİYECEK HIRSIZLIĞI KAMERADA

MANİSA'nın Turgutlu ilçesindeki bir lisenin bahçesindeki okul kantinden yiyecek çalan iki kişi, güvenlik kamerasınca görüntülendi. İşletme sahibi hırsızların birçok kez kantine dadandığını belirterek, bir an önce yakalanmasını istedi. 

Turgutlu ilçesi Cahit Gönlübol Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin bahçesindeki kantininden bir yıl içinde 5 kez hırsızlık yapıldı, bir kez de teşebbüste bulunuldu. Güvenlik kamerasınca görüntülenen hırsızlıklardan 2'si geçen hafta yaşandı. Geçen hafta salı günü meydana gelen hırsızlıkta, kapüşonlu iki kişi, saat 21.20'de, işletmenin camını kırıp, pencereden uzandıkları bisküvi ve çikolataları alıp kaçtı. Son olarak geçen cumartesi günü işletmeye gelen kapüşonlu iki kişi, yine kantinin kapısını açamayınca penceresine yöneldi. Pencere camını kırmaya kalkışan, ancak başaramayan, güvenlik kamerasını fark edince panikleyen hırsızlar kaçtı. Hırsızlıların yakalanması için polis ekipleri çalışma başlattı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Kantin işletmecisi Nazmi Başyılmaz, "2 Ocak 2018 tarihinde evimde tesadüfen güvenlik kamerasını izlerken, işyerimde 2 hırsızın olduğunu gördüm. Polise haber verdim. Allah razı olsun 5 dakika içinde gelerek okulun çevresini kuşattılar. Ancak öğrendiğime göre bir dakika arayla zanlılar izlerini kaybetmişler. En son da cumartesi günü işyerime gelen zanlılar amaçlarına ulaşamadan ayrıldı" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

---------------------

Her iki hırsızlıktan güvenlik kamerası görütüsü

Zanlılar kantine girmeye çalışırken görüntü

Zanlılar kanti etrafında dolaşırken görüntü

Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Doğan ÇİZMECİ/ TURGUTLU (Manisa),

===================================================

5)2'Sİ ENGELLİ 4 KİŞİLİK AİLE NAYLON ÇADIRDA YAŞAM SAVAŞI VERİYOR

İZMİR'in Beydağ ilçesinde, naylon çadırda kalan aileden yüzde 65 engelli raporuna sahip baba Cavit Başoğlu, kış aylarında zor şartlarda yaşadıklarını, çadırlarının su aldığını ve soğukta titreyerek uyuduklarını belirterek, yetkililerden yardım istedi.

İşşiz olan ve yere düşen pompalı tüfeğin patlaması sonucu sağ bacağından yaralanıp, yüzde 65 fiziksel engelli kalan Cavit Başoğlu, imam nikahlı eşi Ayfer Sakin, yüzde 50 zihinsel engelli raporlu kızı Ayşe Nur ((8) ve oğlu Halil (5) ile birlikte, yaklaşık bir senedir Beydağ'daki kırsal Eğridere Mahallesi'nde kurdukları naylon çadırda yaşamını sürdürüyor. Aile, yaklaşık bir sene önce Ödemiş ilçe merkezindeki, kirası 200 TL olan derme çatma evde kalırken, zihinsel engelli Ayşe Nur'un bir komşularının otomobilinin boyasını çizmesinin ardından yaşanan kavga sonrasında oradan ayrılıp bu naylon çadırı kurmak zorunda kaldı. Yaşamlarını devletten aldıkları engelli maaşıyla sürdürdüklerini belirten Cavit Başoğlu, zor şartlarda yaşadıklarını, çadırlarının su aldığını ve titreyerek uyuduklarını belirterek yetkililerden yardım istedi.

Beydağ 80'inci Yıl Aşağı Aktepe İlkokulu 2'nci sınıf öğrencisi, engelli Ayşe Nur, haftada 2 gün de tedavi amaçlı olarak Ödemiş'teki Aktif Değişim Rehabilitasyon Merkezi'ne gidiyor. Cavit Başoğlu'nun ağabeyi, mermer ustası Hüseyin Başoğlu, Beydağ Belediyesi'nin çadıra elektrik temin ettiğini, Beydağ Kaymakamlığı'nın da kömür ve nakit para gibi çeşitli yardımlarda bulunduğunu, fakat bunun yeterli olmadığını söyledi.

"SUYUN İÇİNDE YATIYORLAR"

Hüseyin Başoğlu, "Biz yetkililerden en azından bir prefabrik ev istiyoruz. Kardeşim ve kardeşimin kızı Ayşe Nur engelli. Ne kardeşimin ne de onun eşinin işi var. Tek gelirleri, aldıkları engelli maaşı ve kaymakamlıktan gelen ufak tefek yardımlar. Kaldıkları yer gerçekten çok sağlıksız. Suyun içinde yatıyorlar, tuvaletleri yok. Beydağ Kaymakamlığı elektrik verdi, bir tek o var. Ben sadece kardeşim için bir prefabrik ev istiyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Ağabey Hüseyin Başoğlu'nun açıklamalarından görüntü

Ailenin yaşadığı yerin fotoğrafları

Haber- Kamera: Davut CAN/ İZMİR,

===================================================

6)GELİN-DAMADA HIRSIZ ŞOKU

ADANA'da doğal ortamda düğün fotoğrafı çektiren gelin ile damadın otomobilde bıraktıkları içinde altın kolye ve cep telefonu olan çanta çalındı.

Damat Seçkin Aslan ile gelin Büşra Aslan düğün öncesi hatıra fotoğrafı çektirmek için otomobillerini Ali Nihat Gökyiğit Botanik Bahçesi otoparkına bıraktı. Düğün salonuna gitmek için araçlarının yanına gelen gelin-damat hayatlarının en mutlu gününde şoke oldu.

Çiftin 1 saat önce park ettiği otomobilin ön camını kıran hırsızların, Büşra Aslan'ın içerisinde altın kolye ve cep telefonu olan çantayı çaldığı belirlendi.  Araç başında birbirlerini teselli eden gelin ve damat olayın şokunu üzerlerinden atmaya çalıştı. Kına gününde tatsız bir olay ile karşılaştıklarını belirten Büşra Aslan, "Bu kadar otomobil varken neden bizimkini seçtiniz? En mutlu günümüzde bizi üzdüler" dedi.Seçkin Aslan ile gelin Büşra Aslan, dana sonra aynı otomobile binerek düğün salonunun yolunu tuttu.

Görüntü Dökümü

--------------------------

Gelinin olayı anlatması

Damadın arabanın yanında olayı anlatması

Gelin ve damadır bir birine sarılması muhabirin üzülmeyin demesi

Damat ile röp çalınan eşyaları söylımesi

Arabanın arkasındaki yazının görüntüsü

Gelin damad bir birine serılarak araca bakmaları

Gelin ve damadın 3 araba  varken neden bezem araç demesi

Gelin ve damat el ele tutşması yakın plan

Camı kırılan gelin arabasının görüntüsü

Kırılan cam parçalarının görüntüsü

Gelinin telefonla olayı bir yakınına anlatması

SÜRE: 03'55     BOYUT: 238 MB

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ ADANA,

==================================================

7)ÜSTEĞMEN, DARBE GİRİŞİMİ OLUNCA KATALOG EVLİLİĞİNİ ERTELEMİŞ

İNCİRLİK Üssü'nde görevli Havacı Üsteğmen Murat A,'nın Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) içinde hiç tanımadığı Sümeyre G. ile evleceği ortaya çıktı.

Aydın'da örgütün mahrem imamlarından olduğu öne sürülen E.K. yakalanınca, hakkındaki soruşturma genişletildi. İddiaya göre, E.K.'nın yine örgütün evlerinde kalan Sümeyre G.'ye evlilik kataloğundan, Adana'daki İncirlik 10'uncu Tanker Üs Komutanlığı'nda görev yapan Havacı Üsteğmen Murat A.'yı gösterdi. Bunun üzerine, Murat A. ve Sümeyre G., tanıştı. Evlilik hazırlıklarını tamamlayan çift 27 Ağustos 2016'da düğün tarihlerini aldı. Düğün davetiyelerini de bastıran Murat A. ve Sümeyra G., 15 Temmuz'da darbe girişimini olunca evlenemedi. Düğün tarihini erteleyen Üsteğmen Murat A, ise görev yeri olan İncirlik Üssü'ne döndü.

"ÖRGÜT İÇİN KENDİMİ FEDA EDERİM"

E.K'nın yakalanmasının ardından, cep telefonu yazışmaları incelendi. Telefonunda 'ByLock' yüklü olduğu belirlenen 'Mahrem imanın' Sümeyre G. ile olan yazışmaları da ortaya çıktı. Yazışmalarda, Sümeyre G.'nin, "Örgüte hizmet için kimle derseniz, kim olursa onunla evlerim. Ben kendimi bu harekete feda ediyorum" dediği ifade edildi. Ayrıca ele geçirilen belgelerde E.K.'nın bu yöntemle evlendirmek istediği 22 kız olduğu da söylendi. Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bunun üzerine Üsteğmen Murat A.'yı yakaladı. Sorguya alınan Murat A. ifadesinde evleneceği Sümeyre G.'yi tanımadığını söyledi. Uzun süre suçlamaları kabul etmeyen Murat A.'ya daha sonra düğün davetiyesi gösterildi. Sorgusu tamamlanan Murat A. tutuklanarak cezaevine konuldu.

Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,

====================================================

8)DENİZ TAŞLARI TUVALİ OLDU

MUĞLA'nın Datça ilçesinde yaşayan emekli sigortacı 70 yaşındaki Yılmaz Anakoç, deniz kenarından topladığı taşların üzerine akrilik boyayla resimler yaparak, birbirinden ilginç eserlere imza atıyor. 

İstanbul'da uzun yıllar özel sigorta şirketlerinde yöneticilik yaptıktan sonra emekliye ayrılarak, iki yıl önce Datça'ya yerleşen Yılmaz Anakoç, ayakkabıya benzer bir taşın üzerini boyayarak başladığı çalışmalarını her geçen gün çeşitlendiriyor. En büyüğü 15-20 santimetrelik taşların üzerine kuyumcu titizliğiyle resimler yapan Anakoç, küçük ayrıntılarda ise büyüteç kullanıyor. Özellikle tarihi resimlerin kopyalayan Anakoç'un resimleri, adeta asıllarını aratmıyor.

Osmanlı motifleri ve Türk minyatüründen örnekleri deniz taşlarının üzerine aktaran Anakoç, yaptığı çalışmaları yakınlarına hediye etmeyi sevdiğini söyledi. Bir yıl önce deniz kenarında oturup etrafı seyrederken dikkatini çeken bir taşı boyayıp kırmızı bir spor ayakkabısı yaptığını belirten Anakoç, "Sonrasında ise düz taşların üzerine resimler yapmaya başladım. Çevremdekiler çok beğenince, çalışmalarımı çeşitlendirdim. Özellikle eski Türk resim sanatının benzeri olan minyatürler yapmayı seviyorum. Bazen taşların şekillerine göre, üç boyutlu çalışmalar yapıyorum" dedi.

Yaptığı çalışmaların beğenilmesinden mutlu olduğunu ifade eden Anakoç, "Daha önce hiç resim çalışması yapmamıştım. İlk denemelerden sonra çalışmalarım giderek gelişti. Deniz kenarından topladığım taşa nasıl bir resim yapacağıma karar verdikten sonra, önce astar boyayla yüzeyini iyice düzlüyorum. Sonra akrilik boya kullanarak resimleri yapıyorum. Resim tamamlandıktan sonra ise üzerine vernik atarak, parlaklık kazandırıyorum. Böylelikle taş üzerine yaptığım resimlerin bozulmadan uzun ömürlü olmalarını sağlıyorum. Taş üzerine yaptığım resimlerden gelecekte bir sergi açmayı düşünüyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

---------------------------

Yılmaz Anakoç deniz kenarında, üzerine resim yapacağı taşları toplarken

Yılmaz Anakoç, deniz kenarında taş toplarken, nelere dikkat ettiğini anlattı.

Evinin bir köşesinde taşların üzerine resim yaparken

Yılmaz Anakoç ile röp.

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

==========================================================