Dha Yurt Bülteni-2

Özel güvenlik görevlisi ailesinden 5 kişiyi öldürdü (2)ÖLÜ SAYISI 5'E ÇIKTIMuş Şeker Fabrikasında özel güvenlik görevlisi olarak çalışan Mehmet Can Aykan'ın dün akşam cinnet geçirmesi sonucu ağır yaraladığı 2 kişi de hayatını kaybetti.

08.09.2017 09:58 | Son Güncelleme: 08.09.2017 09:58
Dha Yurt Bülteni-2

Özel güvenlik görevlisi ailesinden 5 kişiyi öldürdü (2)

ÖLÜ SAYISI 5'E ÇIKTI

Muş Şeker Fabrikasında özel güvenlik görevlisi olarak çalışan Mehmet Can Aykan'ın dün akşam cinnet geçirmesi sonucu ağır yaraladığı 2 kişi de hayatını kaybetti. Aykan'ın tüfeğinden çıkan saçmalarla ağır yaralanan ve hastanede tedavi altına alınan oğlu Musab Aykan ile Vahide Aykan da sabaha karşı yaşamını yitirdi. Ölen 5 kişinin cenazesi otopsileri yapılmak üzere Malatya'daki Adli Tıp Kurumu'a kaldırıldı. Firarda olan Mehmet Can Aykan'ın yakalanması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

GÖRÜNTÜ GEÇİLECEK 

Haber-Kamera: MUŞ  

========================================

Bursa'da Özel Harekatlı şafak operasyonu: 7 gözaltı

BURSA'da polis, aranması olan ve haklarında yakalama kararı çıkartılan kişiler için bu sabah 30 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Polis Özel Harekat timlerinin de katıldığı operasyonda 7 kişi gözaltına alındı.

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, çeşitli suçlardan aranması bulunan kişileri yakalamak için, merkez Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer ilçelerinde 30 adrese saat 05.30'da eş zamanlı operasyon düzenledi. Özel Harekat Şube Müdürlüğü, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçe ekiplerinden toplan 190 polisin katılımıyla gerçekleşen operasyonda belirlenen ev ve işyerleri arandı. Operasyon kapsamında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezaları bulunan 7 kişi yakalandı.

Emniyet yetkilileri bu operasyonun kentin huzur ve güvenini arttırmak için yapıldığını söylerken, böyle uygulamaların devam edeceğini belirtti.

Görüntü Dökümü:

-Ekiplerin emniyetten çıkışı

-Özel harekat timlerinin baskın yapılan eve girişi

-Özel harekat timlerinin evde arama yapması

-Yakalanan şahısların emniyete girişi

-Detaylar

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,-

===================================

Bursa'da zehir tacirleri 'Yunus' polislerinden kaçamadı

 

BURSA'da motorize polis ekipleri ile kovalamaca yaşanan bir otomobilde 1 kilo 150 gram esrar ve 2 adet ruhsatız tabanca ele geçirildi.

Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Motorize Polis Ekipleri, merkez Osmangazi ilçesi Ahmetpaşa Mahallesi'nde 16 JFR 94 plakalı bir otomobilden şüphelenerek takibe aldı. Ekiplerin dur ihtarırına uymayan otomobil ve içerisinde ki 3 kişi kaçmaya çalıştı. Kısa süren kovalamacanın ardından aracı durduran polis ekipleri otomobilde bulunan Y.E.(28), F.Ö.(33) ve S.E.(37) gözaltına aldı. Araçta yapılan aramalarda 1 kilo 150 gram esrar, 2 adet ruhsatsız tabanca ve çok sayıda dolu fişek ele geçirildi. 3 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:  

zanlıların adliyeye götürülmesi

Haber-Kamera: Berktuğ ÖNCÜ/BURSA,-

========================================

Cezaevinde hükümlüye tecavüz iddiasına suç duyurusu

 

NEVŞEHİR E Tipi Kapalı Cezaevi'nde hükümlü olarak bulunan Diyarbakırlı 21 yaşındaki Ü.Ç.'nin babası M.Ç., koğuşta bulunan 4 kişinin oğluna tecavüz ettiği iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusu Nevşehir'e gönderilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Baba M.Ç., oğlunun can güvenliğinin tehlikede olduğunu iddia etti. 

Diyarbakır'da 2014 yılında 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından tutuklanan ve şu anda 21 yaşında olan Ü.Ç., Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2014 yılından bu yana değişik cezaevlerinde kalan Ü.Ç., son olarak kendi isteğiyle Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevk edildi.

Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nde cezasını çeken Ü.Ç., geçtiğimiz günlerde cezaevi ziyaretine gelen babasına, 4 tutuklunun tecavüzüne uğradığını söyledi. Oğlunun cezaevinde tecavüze uğradığını öğrenen baba M.Ç., Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. 

Suç duyurusu dilekçesinde Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nde yatan oğlunun başına ağır bir olay geldiğini söyleyen baba M.Ç., H.S., İ.S., H.Z. ve M.K. isimli tutukluların oğluna tecavüz ettiğini belirtti. Dilekçesinde oğlunun halen aynı cezaevinde hükümlü olduğunu belirten baba M.Ç., "Oğlum cezaevinde 4 kişinin tecavüzüne uğramıştır. H.Z. isimli tutuklu çocuğum ile birlikte Tokat Cezaevi'nde kalmıştır. Orada da buna benzer olaylar olmuştur. H.Z., Tokat Cezaevi'nde olanları anlatmakla tehdit ederek çocuğuma tecavüz etmiştir. Çocuğum bu durumu cezaevi yetkililerine söylemiş, ancak H.Z. ile aynı koğuşa verilmiştir. Güvenlik zaafiyetinden dolayı oğlumun başına bu vahim olay gelmiştir. Cezaevi yöneticileri başta olmak üzere çocuğuma tecavüz eden 4 kişiden şikayetçiyim. Bu olay nedeniyle oğlumun psikolojisi bozulmuştur. Ayrıca oğluma tecavüz eden kişiler, oğlumun kaldığı koğuşun yanındaki koğuşa yerleştirilmiştir. Bu nedenle oğlumun can güvenliğinden endişe etmekteyim"dedi. 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusu Nevşehir'e gönderilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Haber: Felat BOZARSLAN/DİYARBAKIR,- 

==============================================

Posof'a mevsimin ilk karı yağdı

 

ARDAHAN'ın Posof ilçesi ile Artvin'in Şavşat ilçeleri arasındaki Arsiyan Dağı'nın zirvesine mevsimin ilk karı yağdı.

Posof'ta dün etkili olan yağmur, yüksek kesimlerde kara dönüştü. Hava sıcaklığının giderek düşmesiyle deniz seviyesinden 2 bin 750 metre yükseklikteki Arsiyan Dağı beyaza büründü. Posoflu'lar, "Kış erken geldi, dağlara kar düştü. Bu mevsimde düşmemesi lazımdı, mevsimlerin değişikliklerinden kaynaklı galiba. Allah kolaylıklar versin. İnşallah kışımız kolay geçer. Kış telaşı ve yakacak derdimiz başladı" dedi.

Görüntü Dökümü

Haber: Alper TURGUT/ POSOF(Ardahan), - 

==========================================

Genç anne, hastanede 4'üncü kattan ölüme atladı

 

NİĞDE'de 28 yaşındaki Sevgi Akın, 50 günlük bebeğinin yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanenin 4'üncü katından atlayarak yaşamına son verdi.

Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 50 günlük bebeği için hastanede bulunan Sevgi Akın, sabah saatlerinde arka bahçede özel güvenlik tarafından yerde hareketsiz bulundu. Çağrılan sağlık ekipleri genç kadının ölmüş olduğunu belirledi. Yetkililer, psikolojik rahatsızlığı bulunan ve çevresine intihar edeceğini söyleyen Sevgi Akın'ın, 4'üncü kattaki çocuk servisinin penceresinden atlayarak intihar ettiğinin düşünüldüğünü belirtti. Sevgi Akın'ın cenazesi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu'na gönderilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR 

Haber-Kamera: Ali KADI/ NİĞDE,

=============================================

Karslı arıcıları iklim değişikliği vurdu; verim düşük

KARS'ta bu yıl kuraklık en çok arıcıları etkiledi. Geçen yıla oranla bal üretimi yüzde 20'lere kadar düşen arıcılar kredi borçlarının ertelenmesini istedi.

35 yıldır arıcılık yaptığını belirten Ordulu Yaşar Kaçar, her arıcı gibi bu yıl kendisinin de zarar ettiğini söyledi. 10 yıldır Kars'ta arıcılık yapan Kaçar, bu yıl zarar etmesine rağmen önümüzdeki yıl da Kars'a gelmeyi düşündüğünü, bunun dışında yapacak başka bir işinin olmadığını belirtti. Bu yıl yaklaşık 2.5 aydır Arpaçay-Akyaka yol ayrımındaki bir araziye arkadaşıyla beraber 425 kovanla konuşlandığını vurgulaya Yaşar Kaçar şunları söyledi. "Arcılığın 10 yıl öncesiyle 10 yıl sonrası aynı değil. Şu an iklim değişikliği nedeniyle verim oranı her yıl yüzde 30 düşüyor. 35 yıldır arıcılık yapıyorum, son 10 yıl boşa çalışıyoruz. İklim dolayısıyla verim düşük olduğu için bankalardan kredi kullanıyoruz, ödemede zorluk çekiyoruz. Bunu fırsat bilen bal tüccarları da balı 5 yıldır aynı fiyattan almaya çalışıyorlar. Devletin buna sahip çıkmasını istiyoruz. Kredilerin ertelenmesinde devlet bize yardımcı olsun. Bu yıl bal beklentimiz yok denecek kadar az. Arkadaşımın kovanlarıyla beraber 425 kovan var. İyi bal olsa 12-13 tonun üzerinde bal alırdık ama şu anda 2 tonu geçemeyiz. Kuraklık oldu, yağmurlar iyi olmadı, bahar kötü geçti o yüzden de verim düşük oldu."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Arıcı Yaşar Kaçar'ın konuşması

-Kocanlar ve arılardan genel ve detaylar

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

==========================================

Ata yadigarı semercilik mesleğini sürdürüyor

 

MANİSA'nın Kula İlçesi'nde 45 yıllık semer ustası Ahmet Bak, kendisinden sonra bu işi sürdürecek kimse olmadığını belirterek, ata yadigarı mesleğinin yok olmaması için semerlerin süs eşyası olarak talep edilen minyatürlerini yapıyor.

Manisa'nın Kula İlçesi'nde 45 yıldır, 4 kuşaktır semercilik ile uğraştıklarını anlatan 63 yaşındaki Ahmet Bak, kendisinden sonra mesleğini devam ettirecek kimsenin olmadığını dile getirdi. Küçük semerci dükkanını her gün açıp, işini devam ettiren Bak, ilginin olmamasına rağmen minyatür semerler yaparak mesleğini canlı tutmaya çalıştığını belirtti.

Semer ustası Ahmet Bak, 3 çocuğunu semercilik ile büyüttüğünü anlatarak, "Ben sanatımı çok seviyorum. Semer yapmayı babamdan öğrendim. Bu meslek atalarımızdan geliyor. Ben dördüncü kuşağım. Benden sonra bu işle ilgilenen kimse yok. Semercilik artık resimlerde kalacak. Mesleğimin devam etmesini isterim" dedi.

Semerciliğin ustalık isteyen bir meslek olduğunu belirten Ahmet Bak, bir semerin saz, keçe, çınar ağacı ve kendir çuvalından yapıldığını söyledi. Çınar ağacını eskiden eliyle şekillendirdiğini ama artık makinelerin kullanıldığını kaydeden Ahmet Bak, "Bir semer 3 günde yapılır. Önce saz kısmını yaparız, sazlar hayvana dokunmasın diye içine keçe çekeriz. İşlerimi kendim elimde yapıyorum" diye konuştu.

ARTIK MİNYATÜRLERİNİ YAPIYOR

Eski günleri özlemle anan Ahmet Bak, geçmişte siparişlere yetişemediğini, ancak teknoloji ile birlikte düz arazilerde traktörlerin kullanıldığını belirterek şöyle dedi: "Çırak bulamıyorum. Mesleğim kaybolursa çok üzüleceğim. Çünkü memlekette eşek kalmadı. Ben de yaptığım semerleri Kütahya bölgesine gönderiyorum. Eskiden çoktu, sıra bekliyorlardı. Ben 10-15 tane sipariş alıyordum, sırayla yapıyordum. Şu anda onlar bitti. Ama yine de boş durmuyoruz. Semerlerin dekor amaçlı kullanılması için minyatürlerini yapıyorum. Amerika'ya, Almanya'ya gönderdim. Minyatür semerleri Türkiye'nin çeşitli yerlerinden isteyenler oluyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Semerci ustası Ahmet Bak'ın çalışırken görüntüsü,

-Ahmet Bak'ın yaptığı semerlerden görüntü,

-Semerci ustası Ahmet Bak'ın konuşmasından görüntü,

-Ahmet Bak'ın semerci dükkanından genel görüntü.

Haber - Kamera: Nermin UÇTU/ MANİSA,

============================================

Yarım asırdan uzun süredir helva üretiyor

AYDIN'ın Nazilli ilçesinde 56 yıldır helva üretimi yapan 82 yaşındaki Ali Kama, lezzetli helva yapımının ipuçlarını verdi. Güzel helva yapmak için güzel tahinin şart olduğunu vurgulayan Kama, kesinlikle glikoz kullanmamak gerektiğine dikkat çekti. 

Helvacılığı çocukken Konya'nın Akşehir ilçesinde babası Osman Akyavaş'tan öğrendiğini söyleyen Ali Kama, yarım asırdan uzun süredir ürettiği helvaların Türkiye'nin dört bir yanından sipariş aldığını anlattı. Bu işi oğlu Kürşad Kama (50) ve torunu Batuhan Kama'ya (25) da öğrettiğini anlatan Ali Kama, işininin başından bir an olsun ayrılmıyor. 

Nazilli'de 56 yıldan bu yana tahin ve helva üretimi yaptığını söyleyen Ali Kama, "Oğlum ve torunumla birlikte hazırladığımız helvalarımız Türkiye'nin dört bir yanından talep alıyor. Tahin ve helva çeşitlerimiz 56 yıl içerisinde kendiliğinden markalaştı. Ben helvacılığı 1957 yılında ustam ünlü tahin ve helva imalatçısı babamdan öğrendim. Oğullarıma da öğrettim. Tabii ben de işyerimizden bir an olsun ayrılmıyorum" dedi. 

Makinenin başına geçip lezzetli helva yapımının ipuçlarını paylaşan Kama, "Kaliteli ve yerli susamlardan elde ettiğimiz tahinlerimiz çok iyidir. Tahinlerimiz iyi olunca da haliyle helvalarımız da çok iyi oluyor. Tahin yaparken kesinlikle glikoz kullanılmamalı. Glikoz sağlığa zararlı olduğu için biz sadece şeker kullanıyoruz. Helvanın hammaddesi olan tahini elde ederken, susamı iyi ve güzel kavurmalı, çiğ kalmamasına dikkat edilmelidir. Biz susamlarımızı, ilaç kullanılmayan Kuşadası, Güzelçamlı bölgelerinden temin ediyoruz. Helvalarımızı sade, kakaolu, çikolatalı, antep fıstıklı ve yaz helvaları olarak müşterilerimize sunuyoruz. Ürettiğimiz helvalarımızı Ankara, İzmir, İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ 

-Ali Kama'nın tahin üretimi yapılan makinenin başında görüntüsü,

-Ali Kama'nın konuşmasından görüntü,

-Helva çeşitlerinden detay görüntü.

Haber - Kamera: Bahattin ALBAYRAK/ NAZİLLİ (Aydın),

========================================

Saman bu yıl çiftçinin yüzünü güldürdü

DİYARBAKIR'da, bu yıl verimli geçen hububat üretimi en çok samana etki etki. Mercimek samanı tonu 650 lira, buğday samanı ise 250 lira ile son yılların en fazla fiyat artışını yaşarken, bazı çiftçiler kış aylarında saman fiyatının daha da artacağını düşünerek samanlarını satmıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Diyarbakır İl Koordinatörü Cevat Delil, Türkiye'nin bu yıl saman ihtiyacının olmadığını dile getirerek, beklentilerin üzerinde bir verim alındığını söyledi. Delil, "Piyasada samanımız var. Bingöl ve Muş'ta kuraklık yaşanması bu yıl samanda fiyat artışı yaşanmasına neden oldu"dedi.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında son yıllarda bölgede yapılan sulama kanalları, sulama barajları gibi tarım arazilerini güçlendirme çalışmaları hububat üretiminde ciddi bir artış yaşattı. Yaklaşık 5,5 milyon dekar alanda tarımsal üretim yapılan Diyarbakır'da, bu yıl hububat üretiminin verimli geçmesi, samana da yansıdı. Saman üretiminin artması fiyatının da artmasına neden olurken, mercimek samanının tonu 650 liraya, beyaz saman olarak bilenen buğday samanı ise 250 liraya satılıyor. Elazığ, Muş'un yanı sıra Türkiye'nin bir çok iline Diyarbakır'dan gönderilen saman, bu yıl çiftçilerin gelirine önemli bir katkı sağladı. Bazı çiftçiler, saman fiyatının kış aylarında daha çok artacağını düşünerek, şu an ellerindeki samanların satışını yapmıyor. 

"KURAKLIK YAŞANMASI SAMAN FİYATINI ARTIRDI"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Diyarbakır İl Koordinatörü Cevat Delil, Türkiye'nin bu yıl saman ihtiyacının olmadığını dile getirerek, beklentilerin üzerinde bir verim alındığını söyledi. Delil, "Piyasada samanımız var. Bu yıl mercimek samanının fiyatı 650 lira, buğday samanın fiyatı ise 250 lira olarak belirlendi. Bizim bölge çiftimiz çok çömerttir. Saman üretimi yapmak isteyenlere kendi arazilerini ücretsiz tahsis ediyor. Bingöl ve Muş'ta kuraklık yaşandığından dolayı bu yıl samanda fiyat artışı olmasına neden oldu. Çiftçilerimiz son yıllarda samanlarını balyalama sistemiyle satışa sunması da çok önemli bir gelişmedir. Balyalama sisteminin hayata geçmesiyle anız yangınlarında ciddi bir düşüş yaşanacağına inanıyoruz"dedi.

SAMAN, BALYA MAKİNASINA TALEBİ ARTTI

Diyarbakır'ın en büyük tarım arazisine sahip Bismil İlçesi'nde ekilen buğday, mercimek, arpa ve mısır tarlalarındaki samanlar tarladan toplanılarak, saman balya makinasıyla balyalanıp satışa sunuluyor. Samanın taşınması için son yıllarda kullanılmaya başlanılan saman balya makinası sayesinde çiftçiler daha az masrafla çok gelir elde ediyor. Bismil İlçesi'ne bağlı Sarılar Köyü'ndeki çiftçi Rahmi Sarı, bu yıl saman üretiminde memnun olduklarını ifade ederek, saman sayesinde yüzlerinin güldüğün söyledi. Diyarbakır'da saman pahalı olması bu yıl yaşanan yağışlardan kaynaklandığını anlatan Sarılar, samana önemli bir talebin olduğunu, ellerindeki samanı şu an satmayı düşünmediklerini kaydetti.

Görüntü Dökümü:

-Samanlardan görüntü

-Samanlıkta çalışanlar

-Samanların balya haleni getirilmeleri

-Konuşmalar

-Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Ahmet ÜN/DİYARBAKIR, -

=================================

Kula'nın peribacaları turizmin yeni gözdesi

MANİSA'nın Kula İlçesi'nde volkanik arazide yer alan Kula Peribacaları, hem görselliği hem de üstü açık yer bilimi laboratuvarı olması özelliğiyle turizmin yeni gözdesi oluyor. Yılda yaklaşık 30 bin kişinin ziyaret ettiği bölgede 16 yıldır çalışma yapan Prof. Dr. Tuncer Demir, Kula Peribacaları'nın Kapadokya'ya rakip olabileceğini söyledi. 

Ülkenin ilk jeoparkının bulunduğu Kula'da, 80'den fazla volkan konisinin yanı sıra ziyaretçilerin ilgisini çeken peribacaları da bulunuyor. Kula'ya 16 kilometre uzaklıktaki Burgaz Mevkiinde yer alan ve koruma altında olan Kula Peribacaları, ücretsiz olarak gezilebilirken ziyaretçilerine de hayran bırakıyor. Birçok ziyaretçi Kula Peribacaları'nı ilk kez duyduğunu ve Ege Bölgesi'nde peribacası olduğunu bilmediğini söyledi. Yakınları ile birlikte alanı gezen ziyaretçilerin yanı sıra en güzel kareyi yakalamak isteyen fotoğrafçılar ve yer bilimciler de Kula Peribacalarını mesken tuttu. Türkiye'nin birçok yerinden öğrenciler ve yer bilimciler alanı gezerek, Kula Peribacalarını ve volkanik araziyi görme fırsatı yakaladı. İzmir'den gelen Nurten ve Bünyamin Tür çifti, burayı çok beğendiklerini belirterek, herkesin görmesi gerektiğini söyledi.

Kula Belediyesi'nin kurduğu Jeopark Merkezi'nde turizm işletmecisi Ali Karataş, "Kula Volkanik Jeoparkı, Türkiye'nin ilk ve tek jeoparkıdır. İlk olarak 1.2 milyon yıl önce ilk volkan patlamaları yaşanmış. Daha sonra da üç evre halinde devam etmiş ve en son 10-12 bin yıl önce patladığı tahmin ediliyor. Bu alan jeopark sertifikası aldıktan sonra sadece Türkiye'de değil, dünyada da ilgi çekmeye başladı. Sonbahar ve ilkbahar aylarında ziyaretçiler geliyor. Bunun için turizm tanıtım çalışmaları yapıyoruz" dedi. Jeopark alanına gelenlerin en son patlayan volkanın küllerini ve dikkat çeken peribacalarını görebileceklerini dile getiren Karataş, 300 kilometrelik bir alanın turizm potansiyeli olduğunu aktardı. 

Jeopark merkezinde çalışan jeofizik mühendisi Yiğit Karakuzu, jeofizik anlamda Kula Peribacaları'nın güzelliğinin dikkat çekti. Kula Peribacaları'nın bölgedeki volkanik olaylardan çok daha önce oluştuğunu belirten Karakuzu, "Turistlik anlamda jeopark alanında en çok turist çeken yer peribacaları. Yılda yaklaşık 30 bin ziyaretçi çekiyor" dedi. 

ÜSTÜ AÇIK LABORATUVAR GİBİ

Bölgede İngiliz ve Hollandalı yerbilimcilerle birlikte 16 yıldır çalışma yapan Akdeniz Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncer Demir, "Bu bölgenin evrimi üzerinde çalışma yapıyoruz. Çalışmalar devam ediyor. Bu bölge yerbilimleri açısından üstü açık laboratuvar gibi. Yer tarihinin yaklaşık olarak 24 milyon yıllık arşivi orada. Kapadokya bölgesindeki peribacaları volkanik külleri üzerinde gelişmiştir. Kula bölgesi volkanik, ama oradaki peribacalarının volkanizmayla alakası yok. Kula'da peribacaları akarsuların günümüzden 14-15 milyon yıl önce biriktirmiş olduğu alüvyon depolar içinde gelişmişlerdir. Kula'daki peribacalarının evrimi devam ediyor. Hızla oluşup, hızla yok oluyorlar. Bir süreklilik var. Peri bacaları oluşuyor, yıkılıyor ve yerine yenisi gelişiyor" dedi. Kapadokya'da peribacalarının şapkaları volkanik malzemeden oluşurken, Kula'da peribacalarının şapkalarının çimentolaşmış çakıl ve kum depolarından oluştuğunu aktaran Prof. Dr. Demir, bölgede 1 milyon 200 bin yıl önce volkanizmanın faaliyete geçtiğini anlattı.

O DÖNEMİN İKLİM KOŞULLARI BELİRLENECEK

Prof. Dr. Demir, 2014 yılında bölgede Anadolu'da insanlık tarihine ait en eski el ürünü olan 500-600 milyon yıl öncesine ait keskinin bulunduğunu da belirterek, "Büyük Menderes vadisinde bulunmuştu. Arkeolojik bir kazı yapmamıştık. Tesadüfen akarsuyun biriktirdiği depoların içinde insan el ürünü olan bir keski bulduk. Bunun da yaş tayinini yaptık. Çok önemli bir bulgu oldu. Çalışmalar devam ediyor. O dönemlerdeki iklim koşullarını araştırıyoruz. İnsanların neden burayı tercih ettiğini ortaya çıkaracağız. İklim, bitki örtüsü, hangi tür canlıların yaşadığına yönelik çalışmalarımız devam ediyor" dedi. 

KAPADOKYA'YA RAKİP OLABİLİR

Bölgenin önemli bir turizm potansiyeli olduğunu aktaran Prof. Dr. Demir, hem Türkiye'nin en genç volkanik arazisi olması nedeniyle hem de bölgenin yer bilimi arşivi özelliği taşıması dolayısıyla dikkat çektiğini kaydetti. Prof. Dr. Demir, "Turizm açısından Kapadokya'ya rakip olabilir. Kula'daki peribacaları başka bir kökenden oluşuyor. Kapadokya'daki gibi tipik volkanizma üzerinde değil. Yer tarihi açısından yaklaşık 30 milyon yıllık arşiv özelliği taşıyor. Sahada birçok volkanizma meydana gelmiş. Volkanlardan çıkan lavlar katılaşmış, volkanik kayaçlar oluşmuş. Volkanik kayaçlar sahayı aşınmadan korumuş. Türkiye'nin en genç volkanı var orada. Orada 3 bin yaşında, 1 milyon 250 bin yaşında, 70 bin yaşında, 350 bin yaşında volkanizma da var. Yer bilimleri açısından hareketli bir saha. Yer bilimleri ve doğa bilimleri açısından çok önemli bir sahadır" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Kula Peribacalarından görüntü

Ziyaretçilerin görüntü

Jeopark merkezi çalışanları turizm işletmecisi Ali Karataş ve jeofizik mühendisi Yiğit Karakuzu'nun konuşması

Haber- Kamera: Nermin UÇTU/ MANİSA,

===========================================

Kaynak: DHA

Paylaş
Google'da Takip Et Facebook'ta Paylaş! Twitter'da Paylaş! Whatsapp'da Paylaş! Instagram Sayfası
title