Dha İstanbul Bülteni - 4

Dha İstanbul Bülteni - 4

1- TOPKAPI'DA AYNI BÖLGEDE TRAMVAY YİNE RAYDAN ÇIKTI(1)Ersan SAN-Murat SOLAK / İstanbul DHATopkapı- Habipler tramvay hattında seferini yapan tramvay, Topkapı İstasyonunda raydan çıktı.

Dha İstanbul Bülteni - 4

1- TOPKAPI'DA AYNI BÖLGEDE TRAMVAY YİNE RAYDAN ÇIKTI(1)

Ersan SAN-Murat SOLAK/ İstanbul DHA

Topkapı- Habipler tramvay hattında seferini yapan tramvay, Topkapı İstasyonunda raydan çıktı. Tramvay seferleri çift yönlü olarak yapılamıyor. Olay yerine ekipler sevk edildi.

Dün akşam da aynı bölgede tramvay raydan çıkmıştı.

Metro İstanbul'dan yapılan açıklamada, "T4 Topkapı- Mescid-i Selam Tramvay Hattı Topkapı İstasyonu makas bölgesinde bir aracta deray olmuştur. Fetihkapı- Şehitlik İstasyonları arasında ring seferi yapılacaktır." denildi.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Olay yerinden görüntüler

-Raydan çıkan tramvay

-Çalışmalar

-Yolcuların rayda yürümesi

DHA FEED

===================

 (ÖZEL) 

2- 'TEHDİT' AÇIKLAMALARI TAKSİCİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜ

ESKİ BAŞKANDAN YENİ BAŞKANA TEPKİ

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu,

"Biz şiddete, baskıya karşıyız. Kesinlikle bunları tasvip etmiyoruz ve yapmalarına da müsaade etmeyiz"

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Eski Başkanı Yahya Uğur

"İstanbul'daki taksicilerin yüzde 90'ı bu açıklamayı tasvip etmeyeceklerdir. İstanbul'daki taksiciler vandal değildir. Yakıp, yıkmak, hele böyle tehdit etmek bunlar hiç taksiciye mahsus konular değildir"

"Gerçekten taksiciler mağdur olmuştur. Haklıyken, haksız duruma düştük" 

Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Harun UYANIK/ İstanbul DHA

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki eylemde yaptığı açıklamalarla tartışma konusu oldu. Aksu, bugün yaptığı açıklamada ise "Biz şiddete, baskıya karşıyız" dedi. Aksu'ya tepki gösteren İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Eski Başkanı Yahya Uğur da, "Tehdit etmek gerçekten büyük cahillik, haksızlık, kendini bilmezlik" diye konuştu.

"İSTANBUL TAKSİCİLERİ OLARAK EYLEME KARŞIYIZ" 

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu, tehdit içeren açıklamalarının tepki görmesi üzerine bugün farklı bir dille konuştu.

Aksu, "Orada kullandığım ifade şu; Avrupa ülkelerinde UBER'e karşı ticari taksiler eylem yaptı ve eylemi bazı konularda şiddete dönüştürdüler. Biz İstanbul'da, İstanbul taksicileri olarak eyleme karşıyız. Biz şiddete, baskıya karşıyız. Kesinlikle bunları tasvip etmiyoruz ve yapmalarına da müsaade etmeyiz" dedi.  Eyüp Aksu, "Fakat ekmeğimiz ve emeğimiz için elimizden gelen hukuksal mücadelemizi sonuna kadar veririz ve siyasi görüşmelerimizi her türlü yaparız" diye konuştu.

" 'Ekmeğimiz ve emeğimiz için elimizden gelen mücadeleyi yapacağız' ifadesini kullandım" diyen Aksu, "İstanbul taksicileri gece, gündüz hizmet verirler. Kimsenin burnunun dahi kanamasına vesile olmazlar. Şiddeti, kaba kuvveti kesinlikle tasvip etmiyoruz. Bunların yapılmasına da oda başkanı olarak kesinlikle müsaade etmem" şeklinde konuştu

"TAKSİDEN DAHA GÜVENLİ BİR TAŞIMA ARACI YOKTUR"

Eyüp Aksu, UBER'e neden karşı olduklarını ise şöyle açıkladı:  UBER dediğimiz Amerika menşeli bir komisyon firması. Özel araçlarla, 100 bin liralık araçlarla taksicilik yapan, şehir içi grup yolcu taşımacılığı turizm belgesini kullanıp, suistimal eden, taksicilik yapan bir korsan taşımacılık. 10553 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 1986 yılında devletimize paramızı ödedik. Biz bu taksileri devletimizden satın aldık. İstanbul'da şehir içi taksi taşımacılığı T plakalı tahditli araçlara aittir. Ama bu UBER komisyonculuk yaparken yolcuyla korsan taksiciyi buluşturuyor, aradan komisyonu alıyor, yüzde 20'sini kesip Hollanda'ya parayı aktarıyor. Bunlar korsan taşımacıdır. Bizim seslenişimizin sebebi ekmeğimiz yok oluyor, işlerimiz düştü, mağduruz. Biz bu plakaları çok zor şartlarda aldık, sermayemiz, her şeyimiz bu. Kimsenin ekmeğinde gözümüz yok. Ama kimsenin de bizim ekmeğimizde gözünün olmaması lazım

Aksu, "Taksiden daha güvenli bir taşıma aracı yoktur. UBER sistemine kayıt olmayın, kimlik bilgileriniz ve kredi kartı bilgileriniz yurt dışına aktarılıyor. Bu bir tehlikedir. Bunu göz önüne alın. Eğer bizim taksicilerden şikayetiniz olursa İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nı arayın. Biz o şikayetleri değerlendiririz. Gereken cezayı uygularız. İstanbul'da taksicilik hizmetini taksiciden başkası veremez. En güvenli taşıma taksilerdir" dedi.

"TAKSİCİLERİN YÜZDE 90'I BU AÇIKLAMAYI TASVİP ETMEYECEKLERDİR"

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası eski Başkanı Yahya Uğur,  Aksu'nun açıklamalarına tepki gösterdi.

"Haklıyken haksız duruma düştük" diyen Yahya Uğur,"Maalesef tartışma başka yerlere kaydı. İstanbul'da 17 bin 395 taksi var. UBER sadece taksicileri tehdit etmiyor. Aynı zamanda devletin koyduğu kanunları da tehdit ederek içeri girmeye çalışıyor. İstanbul'daki taksicilerin yüzde 90'ı bu açıklamayı tasvip etmeyeceklerdir. İstanbul'daki taksiciler vandal değildir. Yakıp, yıkmak, hele böyle tehdit etmek bunlar hiç taksiciye mahsus konular değildir. Gerçekten taksiciler mağdur olmuştur. Haklıyken, haksız duruma düştük. Şu anda UBER'in reklamı yapılıyor" dedi.  

Uğur da UBER'e karşı olduklarını tekrarlarken, "UBER yasa dışıdır, mevcut kanunlarla, devletin, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin hiçbir kurumunun izin vermediği bir kuruluştur" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

------------------

Uğur'un açıklamaları

Aksu'nun açıklamaları

Taksi durağından görüntüler

Taksilerin görüntüsü

Detaylar 

==============================

3- ULAŞTIRMA BAKANLIĞI: (İRAN'DA D-ÜŞEN JET)  İNCELEME 4 PERSONELİMİZ VE İRAN YETKİLİLERİ TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR

İstanbul DHA

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, İran'da 11 kişinin ölümüyle sonuçlanan jet kazasıyla ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada "Jetin düşmesine yönelik incelemeler Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinden 4 personelimiz ve İran yetkilileri tarafından sürdürülmektedir" denildi.

Ön rapor yayımlanacağı belirtilen açıklamada, "Kaza nedeninin belirlenmesine ilişkin kara kutuların çözümlenmesi ve diğer verilerin değerlendirilmesi çalışmaları devam etmektedir. Söz konusu incelemenin ardından kazanın nedenleri ortaya çıkacak ve hazırlanan ön rapor yayımlanacaktır. Diğer taraftan kazazedelerin naaşlarının ivedilikle ülkemize getirilmesi için Dışişleri Bakanlığımızla birlikte İran tarafı ile çalışmalar yürütülmektedir" ifadeleri yer aldı.

============================

(Geniş haber)

4- SURİYELİ AKTİVİST ANNE VE KIZININ ÖLDÜRÜLMESİ DAVASINDA KARAR... 

-Sanığa hem "ağırlaştırılmış müebbet" hem de "müebbet" hapis cezaları verildi

Yüksel KOÇ/ İSTANBUL,  

Üsküdar'da  akrabalsı Suriyeli aktivist Orouba Barakat ile gazeteci kızı Halla Barakat'ı öldürdüğü iddiası ile yargılanan Ahmet Bereket ilk duruşmada bir kez ağırlaştırılmış müebbet bir kez de müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, tutuklu sanık Ahmet Bereket (22) ile avukatı Fatma Erik Peyiş katıldı.

'BEN ÖLDÜRMEDİM'

Tercüman vasıtası ile sorgusu yapılan sanık Bereket, Bursa'da çalıştığını belirterek, "Bayramda İstanbul'a gelememiştim. Bayramdan sonra İstanbul'a geldim. Ölenlerin evine gittim, kapıyı çaldım kimse açmadı. Saat 18.00'dan 23.00'a kadar bahçede bekledim kimse gelmedi. Üsküdar'a gittim sabah 07.00-08.00'a kadar sahilde bekledim. Tekrar ölenlerin evine gittim, kimseyi evde bulamayınca Bursa'ya döndüm. Ölenlerle hiç karşılaşmadım. Ölen şahısları kesinlikle ben öldürmedim. Görmedim bile onları. Orouba babamın amcasının kızıdır. Halla da onun kızıdır. Aramızda herhangi bir husumet yoktur" dedi.

TERCÜMANI SUÇLADI

Tutuklandığı 4. Sulh Ceza Hakimliği'nde anne ve kızını nasıl öldürdüğünü anlattığı ifadesi hatırlatılan sanık Bereket, "Doğrudur, mahkemede öldürdüğümü söyledim. Tercüman böyle söylersem 2 yıl yatıp çıkabileceğimi söyledi. Pişman olup öldürdüğümü kabul edersem serbest bırakılacağımı söyledi. Öldürmediğimi söylersem 10 yıl yatacağımı söyledi. Tercüman bana böyle söyleyince inandım. Ben orada hakime Orouba'nın yanında çalışıp paramı almadığımı söylemedim. Benim paramı vermişti. Ben olay günü kesinlikle ölenleri görmedim, hiç karşılaşmadım" dedi.

Maktül Orouba Barakat'ın sağ el işaret parmağında bulunan kalıntıda kendisine ait DNA izine rastlandığı hatırlatılan sanık Ahmet Bereket, "Kesinlikle öyle bir şeyi kabul etmiyorum. Ben onları hiç görmedim ki böyle bir şey olsun. İmkansız, benim tenim onların tenine değmedi" şeklinde konuştu.

Sanığın avukatı müvekkilinin beyanlarına katıldığını belirterek beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.

Duruşma savcısı sunduğu esas hakkındaki mütalaada sanığın Orouba Barakat'ı "Kasten öldürmekten" suçundan cezalandırılmasını istedi. Savcı, sanığın Orouba Barakat'ın öldürülmesini gizlemek amacıyla kızı Halla Barakat'ı öldürdüğünü savunarak, sanığın ayrıca "Nitelikli kasten öldürmek" suçundan da cezalandırılmasını istedi.

Mütalaaya karşı son sözü sorulan sanık, "Ben o eve gitmedim. Öldürülmeleriyle kesinlikle alakam yoktur" dedi.

BİR MÜEBBET BİR DE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI

Kısa bir aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, sanık Ahmet Bereket'i, Orouba Barakat'a yönelik eyleminden dolayı, "Kasten öldürmek" suçundan müebbet, kızı Halla Barakat'a yönelik eyleminden dolayı da, "Nitelikli kasten öldürmek" suçundan da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Üsküdar'da 19 Eylül 2017 tarihinde Suriye'li aktivist Orouba Barakat ile ABD vatandaşı gazeteci kızı Halla Barakat'ın evlerinde bıçaklanarak öldürüldüğü, soruşturma sonucunda izlenen kamera kayıtlarında akrabaları olan Ahmet Barakat'ın eve giriş ve çıkış görüntülerine ulaştığı belirtiliyor. İddianamede, sanığın, "Kasten adam öldürme" suçundan iki kez müebbet hapis cezası ile cezalandırılması talep ediliyordu.

Görüntü Dökümü:

-----------------

Olaya ilişkin arşiv görüntüler

=================================

5- ÜNLÜ SANAYİCİ NECATİ ASLAN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

 

Haber: Taner YENER Kamera: İdris TİFTİKCİ/ İSTANBUL,

Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Türk ağır sanayisinin öncü isimlerinden Necati Aslan İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı.

Kasımpaşa'daki Büyükpiyalepaşa Camii'nde düzenlenen cenaze törenine 81 yaşında vefat eden Necati Aslan'ın ağabeyleri Bayram Yusuf Aslan ve Tacettin Aslan, oğlu Adnan Aslan'ın da aralarında bulunduğu aile üyelerinin yanı sıra  TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Hüsamettin Cindoruk, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, iş insanları Yılmaz Ulusoy ve İbrahim Çeçen'in da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı.  Tören öncesi Aslan'ın oğlu ve ağabeyleri taziyeleri kabul etti.  Necati Aslan'ın cenazesi öğlen vakti kılınan cenaze namazının ardından Beşiktaş Ulus'taki aile kabristanında toprağa verildi.

 

HASTANEDE YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ

Ağır sanayi alanında Türkiye'nin öncü kuruluşlarından İÇDAŞ A.Ş.'nin ve grup şirketlerinin yönetim kurulu başkanı Necati Aslan, dün öğle saatlerinde tedavi gördüğü hastanede, yaşlılığa bağlı çoklu organ yetmezliği sonucu hayatını kaybetmişti.

 

Görüntü Dökümü:

-----------

-Cenazeye katılanlar

Mehmet Büyükekşi'nin taziyesi

Hüsamettin Cindoruk'un taziyesi

Lokman Çağırıcı'nın  taziyesi

Ailenin taziyeleri kabul etmesi

Tabuttan detay

Cenaze namazı kılınması

Tabutun götürülmesi

=======================

6-  AKM'DE YIKIM ÇALIŞMALARI HIZLANDI

Yıkım yapılan bölümde baret haricinde hiç bir güvenlik önlemi olmadan gezinen kişiler dikkat çekti.

Haber-Kamera: Zeki GÜNAL-İSTANBUL,

Atatürk Kültür Merkezi (AKM)'de başlayan yıkım çalışmaları hızlandı. Çatıda iş makinesiyle yapılan yıkıma aşağıdan da bir iş makinesi dahil oldu. Bugün yapılan çalışmalarda yıkım yapılan alanda başında sadece bir baret bulunan ve bunun dışında hiç bir önlem almadıkları görülen iki kişinin sık sık gezinmesi dikkat çekti.

Görüntü Dökümü

--------------

-Yıkım yapılan AKM binası

-İş makinesinin yıkım çalışmaları

-Yıkım yapılan alanda dolaşan kişiler

-Genel ve detay görüntüler

=====================

7 - HRANT DİNK CİNAYETİ DAVASINA SANIKLARIN SAVUNMASIYLA DEVAM EDİLDİ

DÖNEMİN İSTANBUL JANDARMA GÖREVLİSİ YÜZBAŞI MUHARREM DEMİRKALE:  "YEMİN EDERİM Kİ BENİM VE PERSONELİMİN BU ALÇAK CİNAYETLE ALAKASI YOK"... 

Haber: Özden ATİK/İstanbul, DHA 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, jandarma ve eski emniyet görevlileri ile ana dava hükümlülerinin de aralarında bulunduğu 9'u tutuklu 85 sanıklı davada, o dönem İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü TİM Komutanı olarak görev yapan Muharrem Demirkale savunma yaptı. Demirkale, Dink ailesine hitap ederek "Sayın acılı aile, yüreğinize seslenmek istiyorum. Kutsal bildiğim tüm değerler üzerine yemin ederim ki, benim ve personelimin bu alçak cinayetle alakası yok ama nedense buna dahil edilmeye çalışıyoruz" dedi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ile dönemin İstanbul İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar getirildi. Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in de aralarında bulunduğu tutuksuz sanıklar ile avukatları ve Dink ailesinin avukatları da duruşmada hazır bulundu. 

DİNK AİLESİNE HİTAP ETTİ

Duruşmada, dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat görevlisi yüzbaşı Muharrem Demirkale savunmasına Dink ailesine seslenerek başladı. Sanık Demirkale, Dink ailesine hitap etmek istediğini belirterek "Sayın acılı aile, yüreğinize seslenmek istiyorum. Kutsal bildiğim tüm değerler üzerine yemin ederim ki benim ve personelimin bu alçak cinayetle alakası yok ama nedense buna dahil edilmeye çalışıyoruz. Ama suçluyuz bu milenyum yılında hala demokrasiyi içselleştiremediysek suçluyuz. Bu toprakların insanları olarak siz de bilirsiniz ki, insanlar öldükten sonra kıymetlenir. Milyonlarca insan Hrant öldükten sonra videolarını izledi. 'Ben de ondanmışım, o da bendenmiş' dedi. Bu yapılanlar onu geri getirmeyecek ama bazı isimlerin ölümleri acı da olsa insanlığa hizmet eder" şeklinde konuştu. 

"LARDAKİ KİŞİLERİN HİÇBİRİ İSTANBUL İSTİHBARAT PERSONELİ DEĞİL"

Yıllarca istihbaratçı ve komando olarak görev yaptığını, Güneydoğu'da çalıştığını söyleyen Demirkale, iddiaların aslı olmadığını masumiyet karinesinin ihlal edildiğini savundu. Sanık Muharrem Demirkale, "Fotoğraflardaki kişilerin hiçbiri İstanbul istihbarat jandarma personeli değil. Bunu poliste söyledim. Kriminal inceleme yerine görüntü üzerinden teşhis yaptırıldı. 2005-2012 arasında İstanbul'da çalıştım. Cinayet günü çekilen fotoğraf ve videolar benim personelim değil. Olay tarihinde PKK masası başındaydım. Bizim üzerimize çalışılmış" diye konuştu. Bitlis'e atandığı yıllarda firari savcı Zekeriya Öz ile tanıştığını, Urfa'da görevliyken de Ali Fuat Yılmazer ile Irak'tan gelen silah yüklü kamyonun yakalanması sırasında yaptıkları çalışmayla tanıştığını ifade eden sanık Demirkale, 2005'te İstanbul'a atandığını söyledi. 

"İRTİBAT NORMAL DEĞİL" SORUSU

Daha sonra Mahkeme Başkanı Ali İhsan Horasan, sanık Ahmet İlhan Güler'in "Muharrem Demirkale ile Ali Fuat Yılmazer arasındaki irtibat normal değil" yönündeki savcılık ifadesini okudu. Bu ifadeyi sanık Ahmet İlhan Güler'e sorması üzerine Güler, söz konusu iddiasını yineleyerek "Diyalog kurulurken yukarıdan aşağı gelişir. Rütbe ve pozisyonları birbirine yakın olan insanlar irtibat kurar. Erol Demirhan ile teknik dinlemede çalışıyor, Muharrem Demirkale ise PKK masasında. Tanışabilirler ama iş ilişkisi içinde normal değil" şeklinde konuştu. Güler'in ardından sanık Ali Fuat Yılmazer söz alarak "Ahmet İlhan Güler'in 'normal ilişki değil' yorumu kişiseldir. Biz koordinasyon yükümlülüğü altındayız. Güvenlik ve istihbarat teşkilatları koordineli çalışmak zorunda. Erol Demirhan diyelim ki FETÖ'cü, atayan kendisi, niçin verdi o zaman o göreve. Ben kendisi üzerinden tanıdım. Urfa'daki ve İstanbul'daki kadroyu kendisi şekillendirmişti" dedi. Bunun üzerine kendisine yeniden söz verilen sanık Muharrem Demirkale "Şaşkınlık içerisindeyim. Aramızdaki görev ilişkisiydi" dedi. 

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Olaya ilişkin arşiv görüntüler

==================================

8- CANER ERKİN'İN 2 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

Haber: Ümit TÜRK İstanbul/ DHA 

Beşiktaş ile Medipol Başakşehir arasında 1-1 berabere sonuçlanan maçta sarı kart sonrası hakem Mete Kalkavan'a küfür ettiği iddia edilen Beşiktaşlı oyuncu Caner Erkin'e, "Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçlamasıyla 1 yıldan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 

Beşiktaş-Medipol Başakşehir arasında 23 Ekim 2017 tarihinde Vodafone Park'ta oynanan maçın 87. dakikasında maçın hakemi Mete Kalkavan'a gördüğü sarı kart sonrası küfür ettiği iddiasıyla hakkında re'sen soruşturma başlatılan Beşiktaşlı futbolcu Caner Erkin'e dava açıldı.

HAKARET KASTININ OLMADIĞINI SAVUNDU

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Spor Suçları Soruşturma Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ifadesi alınan ünlü futbolcunun, hakeme yönelik hakaret kastının olmadığını söylediği öğrenildi. 

2 YILA KADAR HAPİS TALEBİYLE YARGILANACAK

Soruşturmayı tamamlayan savcılık hazırladığı iddianamede Caner Erkin'in hakem Mete Kalkavan'a sinkaflı küfür ettiğinin sabit olduğunu belirterek, "Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçlamasıyla 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Erkin, Asliye Ceza Mahkemesi'nde iddialara ilişkin hakim karşısına çıkacak.