Kurtulmuş: Türkiye modeli dünyaya örnek olacak

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sürecin devlet aklıyla yürütüldüğünü belirten Kurtulmuş, 'Türkiye modeli'nin barış sağlandığında dünyaya örnek olacağını ve hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacağını söyledi. Kanun'un genel af olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ortaya koyduğumuz ' Türkiye modeli', barış ve esenliğin sağlanma süreci Allah'ın izniyle tamamlandığında, bütün dünyaya örnek olacak, bütün dünyadaki siyasal bilgiler, hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacaktır." dedi.

Meclis'te Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Kurtulmuş, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Terörsüz Türkiye sürecinde yapılanları anlatan Kurtulmuş, süreçte siyasi kararlılık bulunduğunu, sürecin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde "devlet aklı" şeklinde yürütüldüğünü belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin stratejik noktalarda önemli destek verdiğini dile getiren Kurtulmuş, siyasi partilerin de desteklerinin, süreci siyasi olarak anlamlı hale getirdiğini vurguladı.

Bölgenin, terör örgütleri tarafından, bazı ülkelerin hallaç pamuğu gibi dağıtıldığı bir bölge haline geldiğine dikkati çeken Kurtulmuş, bu dönemde etnik aidiyetler, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden kırılmalar oluşturulduğunu söyledi.

Türkiye'nin daha fazla bölünmenin değil, daha fazla derlenip toparlanmanın merkezi olması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve aziz milletimizin başına bela olan bu terör meselesinden hep beraber kurtulalım. Bu bir örnek olarak da bölge ülkeleri tarafından kabul edilecektir. Ortaya koyduğumuz Türkiye modeli, barış ve esenliğin sağlanma süreci Allah'ın izniyle tamamlandığında, bütün dünyaya örnek olacak, bütün dünyadaki siyasal bilgiler, hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacaktır. Böylesine önemli bir süreç. Bölgenin bu kadar bölünüp parçalandığı, İsrail'in her tarafa tasallut ettiği, bölgedeki bütün ülkelere fiilen saldırdığı, ülkelerin alanlarını, topraklarını işgal ettiği ortamda bizim önce iç kaleyi tahkim etmemiz gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın iki sene evvel Ahlat'ta yapmış olduğu ilk konuşmada üzerine basa basa söylediği hususlardan birisi, budur. Böylesine bir ortamda, böylesine zor bir coğrafyada bu kadar büyük iddiası olan bir ülke olarak Türkiye, iç kalesini tahkim etmek mecburiyetindedir. Bu süreç böyle başlamıştır. Bunun en önemli ayaklarından birisi de artık Türkiye'nin terörle hiç meşgul olmaması, buraya gücünü, insan kaynaklarını, mali kaynaklarını asla kaybetmemesi gerektiğidir."

"Karşımıza çıkan yeni bir yoldur"

Kurtulmuş, uzun yıllardır terörle mücadele edilmesine rağmen etnik farklılıklara sahip insanlar arasında husumet bulunmadığını vurguladı.

Hiçbir şekilde Türk'ü Kürt'ten ayırt edecek kültürel farklılığın ve önemli noktanın olmadığının altını çizen Kurtulmuş, politik ayrışmaları ortadan kaldırmanın ve herkesin fikrini söylemesi gerektiğinin önemine işaret etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyük fırsatların açıldığını dile getirerek, "Bu Yasa her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Raporun kapıyı araladığını, büyük oyla kabul edilen Yasa'nın da kapıyı tamamen açtığını görüyorum. Karşımıza çıkan yeni bir yoldur. Bu yol, Türkiye'de gerçekten birliğin, beraberliğin, kardeşliğin yoludur. Bu yol, aynı zamanda bölgede bütün bölge halklarının kardeşliğinin sağlanabileceği atmosferin oluşturulmasına imkan sağlayacak bir yoldur. Burada dikkatli olmak lazım. Bunun böyle olmasını isteyenler olduğu gibi istemeyenlerin de çok olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

"Dış tehditlere karşı, provokasyonlara karşı dikkatli olmak gerektiği kanaatindeyim"

Eski dönemin alışkanlıkları üzerinden siyasi konuşma devrinin geride kalması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, karşıtlıklara dayanan dilin bırakılmasının önemine değindi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herkes, yeni dönemin hassasiyetlerine uygun barış ve kardeşlik diliyle konuşmak durumundadır. Önceki ezberlerine göre yapılan siyasetin de bundan sonra bir karşılığı olmayacaktır. Bunun için herkesin fikrini sonuna kadar söylemesi, bunu Türkiye'nin birliği, beraberliği, ortak vatandaşın yurttaşlığı, ortak medeniyetin paydaşlığı, ortak coğrafyanın kaderdaşlığı anlayışı içerisinde bunları bir araya getirmesi lazım. Ayrıştırıcı, ötekileştirici, bunların üzerinden siyasi rekabeti 'siyasi husumet' zanneden dilin geride bırakılması lazım. Bunun ilk şartı da o vatanseverliği, ırkçı, ayrıştırıcı, zaman zaman şoven anlayış içerisinde görmemektir. Bu vatanın tamamı bizimdir. İstanbul da Ankara da Şırnaklının Hakkarilinin Diyarbakırlınındır. Aynı şekilde Şırnak'a gittiğim zaman en az yöre halkı kadar oraya ait hissediyorum. Bu aidiyet duygusunu çok köklü bir şekilde yerleştirmektir. Bunun başlangıcı dildir. İnsanların anlaşmasını sağlayan da ayrışmasını sağlayan da dildir. Dolayısıyla burada siyasetçilere büyük sorumluluk düşüyor."

Herkesin, kendi yankı odalarında, kendi tabanlarını tatmin etmek için üç beş tane ayran kabartan söz söyleyebileceğini belirten Kurtulmuş, on yıllar boyunca Türkiye'nin bunu yaptığını, bunun bir faydasının olmadığının görüldüğünü vurguladı. Kurtulmuş, herkesin sadece kendi yankı odalarında değil, şehrin meydanlarında, sokaklarında herkesi kuşatan, herkese söz söyleyen bir sözü kurması ve bunun üzerinden siyaset geliştirmesi gerektiğini dile getirdi. Kurtulmuş, "Dış tehditlere karşı, provokasyonlara karşı dikkatli olmak gerektiği kanaatindeyim." dedi.

"Sürece yönelik ne tür tehditler olabilir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "En belli başlısı şu an bütün Orta Doğu ülkeleri için mevcut olan İsrail tehdididir." dedi.

Kurtulmuş, "İsrail'in bu sürece dair bir provokasyon yapma ihtimalinden mi bahsediyorsunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Hiç şüphesiz. Bunu nereden söylüyorum? Bunu asla bir korku yaymak için söylemiyorum. Türkiye'nin geçmiş tecrübelerinden, Allah rahmet etsin Turgut Özal zamanında, rahmetli Erbakan Hoca zamanında, daha evvel Demirel ve Ecevit'in de denemeleri var. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde 2013'te denemeler var. Türkiye'de, hep bu terör örgütünden kurtulmak için siyasetçiler birtakım çabalar sarf etmiş. Ama bu sarf edilen iyi niyetli çabaların tamamına yakını birtakım şer odakları tarafından, Türkiye düşmanı mahfiller tarafından, onların içerideki ve dışarıdaki unsurları tarafından akamete uğratılmış, provokasyonlar yapılmış, suikastlar yapılmış. Eşref Bitlis Paşa'nın suikastinden Uğur Mumcu suikastine, Bahriye Üçok suikastine kadar, rahmetli Özal'ın kongre salonunda kurşunlanmasına kadar bütün bunlara baktığımız zaman bunların hepsinin Türkiye'de bir barış ve esenlik ortamı olmasın, bir kardeşlik temin edilmesin diye gayret gösteren şer odaklarının eylemleri olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki bunların bir kısmı faili meçhul olarak kalmış. Bunlara karşı uyanık olmak lazım. Türkiye'de ilk sefer siyasi olarak, fikri olarak bu kadar büyük bir ittifak ortamı oluşmuştur. Bunun kıymetini bilmek lazım."

"Bu, bir genel af değil"

"Bugün 81 ilin valisini ve mülki amirlerini bir araya getiriyorsunuz? Sürece ilişkin valilere tavsiyeleriniz olacak. Bu toplantıya dair beklentiniz nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin daveti üzerine toplantıya katılacağının bilgisini verdi. Çiftçi'nin zaman zaman illerin valileri ve emniyet müdürleriyle çevrim içi görüşmeler yaptığını hatırlatan Kurtulmuş, senede bir gün de TBMM'de Türkiye'nin bütün valilerinin bir araya geldiğini anımsattı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Bu önemli bir dönem, önemli bir süreç. Bu sürecin hassasiyetleri, bununla ilgili olarak da valilerimizin, emniyet müdürlerimizin kendi illerinde her türlü yanlışlığa karşı şimdiden tedbirlerini alması gerektiği, provokasyonlara karşı uyanık olmaları gerektiği ana fikri üzerinde bir toplantı olacağını zannediyorum." diye konuştu.

"Siz başından beri bu Yasa'nın bir af yasası olmadığını vurguladınız. Aksi görüşler de var buna yönelik. Ulus devlet yapısına aykırı olduğunu da söylüyorlar Yasa için. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna karşılık Kurtulmuş, bu eleştirilere katılmadığını vurguladı. Bunları haksız, maksadını aşan eleştiriler olarak gördüğünü belirten Kurtulmuş, her kim ne eleştiri yaptıysa onu saygıyla karşıladığını söyledi.

Bunun, demokrasinin gereği olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bu çıkan Yasa, komisyon raporumuz da, komisyon raporumuz rapor olarak önümüzde duruyor da çok kolay hazırlanmadı. Saatler süren 21 büyük toplantı. Her toplantı 5 saat, bazen daha uzun sürdü. Rapor hazırlanma safhasında partilerin temsilcileriyle birlikte 6 toplantı yaptık. Çok derin tartışmalar yapıldı. Kelime kelime hassasiyetle üzerinde duruldu. Tam da bu eleştirileri dikkate alarak bu tartışmaları yaptık. Yasanın yapılma sürecinde, hazırlanma sürecinde de aynı şey oldu. Milli egemenliğimizi, birliğimizi, bütünlüğümüzü, ulus devlet yapımızı, üniter yapımızı bozacak bir tek cümle yoktur. Bu anlamda da bu, geçici ve müstakil bir yasadır tanımı gereği. PKK-KCK terör örgütünün kendi tasfiye süreciyle ilgilidir."

Kurtulmuş, bütün bu endişelerin ortaya hiç konulmaması için hazırlanan Kanun'un içine 3 emniyet sibobu yerleştirildiğine işaret ederek, "Bunlardan birisi, raporda kritik eşik olarak tanımladığımız örgütün silahı bıraktığı, bütün unsurlarıyla kendisini feshettiği... Bunu biz tespit edecek değiliz. Bunun, güvenlik birimlerince tespit edilmesi ve güvenlik birimlerinin yapmış olduğu bu tespit zaten rutin olarak Milli Güvenlik Kurulu'nda güvenlik meseleleri konuşuluyor, Milli Güvenlik Kurulu'nda konuşularak kararlaştırılması ve bunun yayınlanmasıyla birlikte Yasa yürürlüğe girer. Birinci maddede bunu söylüyoruz. Yasanın üçüncü maddesinde tekrar aynı cümleyi teyiden koyuyoruz. Bir teyit ve tespit mekanizması olmadan, bu da devletin en üst güvenlik birimi tarafından tespit edilmeden asla Yasa uygulamaya girmeyecek. Birinci emniyet sibobu bu. İkinci emniyet sibobu... Bu, bir genel af değildir, diyoruz. Bir Kurul kuruldu. Bu Kurul'un başkanlığını Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız yapacak. Adalet Bakanımız, İçişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Dışişleri Bakanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve Milli Güvenlik Kurulu Sekreterimizin olduğu bir yapı." değerlendirmesinde bulundu.

"Kurul'un verdiği kararlar çerçevesinde uygulama gerçekleşecek"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Kanun'un genel af olmadığının altını çizerek, "Tek tek her bir dosya hakkında, 'geldi, teslim oldu, silahını verdi', 'örgütsel bağlantım kalmadı' dedi. Her bir dosyayla ilgili bu Kurul'da kararlar verilecek. Bu Kurul'un verdiği kararlar çerçevesinde uygulama gerçekleşecek. İkinci emniyet sibobu budur. Bu Kurul'a da idari, adli ve hukuki düzenlemeler yapabilmeyi teklif etme yetkisi verildi. Sürecin içerisinde gerekli birtakım düzenlemeler olursa Kurul, o günün şartları içerisinde, günün gerekleri içerisinde değerlendirecek." diye konuştu.

Üçüncü emniyet sibobunun ise TBMM bünyesinde oluşturulacak, bütün siyasi partilerin katılım sağlamasını ümit ettiği bir İzleme Komisyonu olduğunu anlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"İzleme Komisyonu vasıtasıyla da siyaset, meselenin her safhasını, TBMM, her safhasını çok partili bir şekilde kontrol edecek, bir araya gelecek, toplantılar yapacak, sürece ilişkin tekliflerini ortaya koyacak. Bununla ilgili kendi birtakım tespitleri varsa bunu da Kurul'la, Türkiye kamuoyuyla paylaşacak. Bu kadar nitelikli bir şekilde hazırlanmış, tüm emniyet sibopları, ola ki bir eksiklik olmasın diye düşünülerek tasarlanmış olan Yasa Teklifi'ne nasıl 'bölücü bir yasa teklifi' denilebilir? Siyaseten söylenebilir ama bu siyaseten söylenenin de hiçbir karşılığı olmadığı öncelikle TBMM'deki oylamayla ortaya konulmuştur. 467 milletvekili çok büyük bir çoğunlukla bu Yasa'ya 'Evet' demiştir. Milletimizin de kahir ekseriyetinin buna 'Evet' dediğini biliyoruz. İnşallah bundan sonrası hiçbir aksamaya mahal vermeden tıkır tıkır işleyecektir."

(Sürecek)

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.