Model Bir Proje Olarak Eğitim İkamet Merkezleri

Model bir proje olarak eğitim ikamet merkezleri: Şırnak örneği
Bir Kısa Hikâye…
2010 yılında Şırnak'a Vali olarak atanan Vahdettin ÖZKAN, Uludere'nin köy okullarını ziyaret ederken aynı zamanda öğretmenlerin karşılaştığı ve yaşadığı sorunları da not almaktadır. Çoğu, mesleğe yeni başlayan heyecanlı, idealist öğretmenler. Öğrencilerin her biri dalından yeni koparılmış domates renginde al yanaklı mahcup çocuklar... Dağların, ağaçların koynunda büyümüş utangaç çocuklar… Kuşların, kuzuların sesine alışkın, ufacık elleri dağ esintisi kadar sert, kıyafetleri eski, yürekleri temiz köy çocukları. İnsanının safiyeti değil, lakin devir değişmiş; "Orda bir köy var uzakta" denilip gidilmeyen, uzaktan sevilen köy anlayışı geride kalmıştır. Şair Şükrü ERBAŞ'ın Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz şiirinde tarif edilen köy ve köylü artık yok. Sosyal ve iktisadi dönüşüm toplumun her katmanında karşılık bulmuş, devlet ve insan en ücra yerlerde bile birbirine dokunur, birbirine ulaşır duruma gelmiş.
Uludere ve Beytüşşebap'ta cesamet ve azamet timsali gibi yükselen dağların arasında kurulmuş köylerden birine atanan birkaç bayan öğretmen, belki de sıladan uzak olmanın her insanda yaratacağı lisanı hal ile -tam da fırsat bulmuşken- Vali Vahdettin ÖZKAN'a kalacak yerlerinin olmadığını söyler. Kısa; ama başarılı bir projeye dönüşecek özgün bir hikâyenin başlamasına da vesile olur öğretmenler.
Neden Eğitim-İkamet Merkezleri?
Arz edilen durum "hali pür melal" kabilindendir: "Köy okulunda sekiz bayan öğretmen görev yapmakta ve köy içinde kiralık ev bulunmamaktadır. Konut arzı yok. Köy muhtarının ve köylülerin kısıtlı imkânları ile öğretmenlere barınma imkânı sağlanmaktadır. Sobanın sadece bir göz odada yandığı köy evleri. Hane halkı sayısı bir düzineye yakın. Sıcak odanın onca çoluk çocuk varken öğretmene düşmesi mümkün değil. Hastalanmak kaçınılmaz. Öğretmenlik sınıfta bitmeyen bir meslek. Hazırlık yapmak gerek; oysa koşullar bunu imkansız hale getirmekte. Plansız, hazırlıksız yapılan bir ders veya derslerden müteşekkil bir eğitim sürecinin başarıya ulaşma şansı yok. Üstelik en temel insan ihtiyacı olan barınma sorunu halledilemiyorsa, 'bir yolu'nu bulup şehir merkezine veya daha iyi koşullarda yaşayabileceği yerlere tayin talebinde bulunmak mukadder." Gördüğü manzaradan çok etkilenen Vali Vahdettin ÖZKAN, oradan döner dönmez Şırnak'ın kırsal alanlarında onca zorluğa rağmen şevkle görev yapan öğretmenlere, valizi dışında hiçbir şeye ihtiyaç duymayacağı şekilde -kendisinin ifadesiyle- "Eğitim İkamet Merkezleri" yapılması için girişimlerde bulunur. Eğitimin asli unsuru olan öğretmenlerin en iyi koşulları hak ettiği muhakkak. Bu nedenle bir evde bulunan ne varsa, yapılmasına karar verilen bu merkezlerde de onların olması gerektiğine karar verilir.
Kısa ziyaret esnasında genç öğretmenin söylediklerine ilaveten "müşahede edilenler" bu yeni modelin gerekçelerini oluşturur. Sarp dağların arasında kurulmuş köylerin coğrafik yapısından kaynaklanan ulaşım sorunları, özellikle Beytüşşebap ve Uludere'de sert geçen kış mevsimi, konut arzı olmadığından ders bitiminde öğretmenlerin il ya da ilçe merkezlerine gitmesi ve bu durumun hem mali açıdan külfet getirmesi hem de verimliliği düşürmesi, Şırnak'ta iki yılda bir öğretmenlerin yüzde sekseninin tayin olması kalıcı konut yapılmasının temel gerekçeleri.
Kırsal nüfusun ülke ortalamasına göre fazla olduğu Şırnak'ta, köy öğretmeni eğitim süreçlerine sağladığı katkının yanında toplumsal değişim ve dönüşümün de önemli aktörüdür. Yaşadığı çevrenin kendisiyle bütünleşemeyen bir insanın icra ettiği görevin ehemmiyet derecesi ne olursa olsun elde edilecek yarar sınırlı olacaktır. Bu nedenle köy öğretmeninin köydeki kalış süresi kamu yararı açısından önem arz etmektedir. Öğretmenin görev yaptığı köyde kalma süresi uzadıkça, eğitim sektörünün de içinde olduğu, bölgesel kalkınmışlık düzeyinden kaynaklanan sorunların sürekli tahrik ve istismarı azalacaktır.
Kısa hikâyeye devam edelim. Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü'nün yürüttüğü kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında sağlanan kaynak, fikir düzeyindeki projeyi uygulama safhasına getirir ve Mayıs 2011'de protokol imzalanır. Yoğun bir arayış sonucu sağlanan bu bütçe dışı kaynak ile çoğu Şırnak'ın kırsal alanlarında olmak üzere 42 yerleşim yerinde 400 civarında tam donanımlı, dayalı döşeli apartların oluşturduğu "Eğitim İkamet Merkezleri" hızla yapılmaya başlanır.
Farklı Bir Proje
Bu projeyi farklı kılan birkaç hususa değinmekte yarar var. Projenin hareket noktası kırsalda eğitim hizmetini yürüten öğretmenler olmakla birlikte, 61. Hükümet Programı'nda belirtilen; «eğitimde fırsat eşitliğinin derinleştirmesi ve çocuklarımızı geleceğe çok daha donanımlı yetiştirecek bir ortamın sunulması» hedeflerinin tahakkuku, MEB'in 2010-2014 dönemini kapsayan stratejik planında belirtilen fizikî altyapı ihtiyacının karşılanması çerçevesinde hayata geçirilmiştir. Projeyi farklı kılan hususlara gelince;
Evvela, proje finansmanının genel bütçe dışından temin edilmesi ona sosyal sorumluluk niteliği kazandırıyor. Gerçekten de Valilikten gelen samimi çağrı Milli Piyango İdaresi tarafından olumlu karşılanıyor ve ilk kez belki de kutsiyet atfedilebilecek bir hizmetin yerine getirilmesinde kullanılıyor. Milli Piyango İdaresi'nin elde edilen sonuca ulaşma sürecindeki yönlendirme ve katkıları da takdire şayan.
İkinci olarak, projeye ait işlerin belirlenen sürede tamamlanması konusunda kimseye tolerans tanımayan Şırnak Valisi Sayın Vahdettin ÖZKAN'ın her safhayı takip etmesi ve ortaya çıkan sorunları çözmesi. Demirci ustasından kalıpçısına, sıvacısından nakliyecisine kadar uzanan her muhatabın karşılaşabileceği ya da işin ifası sırasında sözü edilen iş paydaşlarının yaratabileceği sorunlar bizatihi Valinin takip ve takdiriyle çözüldü.
Geçmişin tevarüs eden kötü alışkanlıklarından ya da tecrübelerinden olsa gerek, on yılda bitirilemez denilen işlerin bir yıl kadar kısa bir sürede, daha doğrusu bir eğitim–öğretim döneminde bitirilmesi projenin fark yaratan tarafı. Olumsuz arazi koşullarının her türlü hareket kabiliyetini kısıtlamasına, Eğitim İkamet Merkezleri'nin inşa edildiği yerlere, inşaat malzemelerinin nakliyesi yapılırken, terör örgütünün can ve mal güvenliğini hedef alan eylem tehditlerine rağmen hedeflerlerden sapmadan zor koşullar altında sonuca ulaşılması önemli bir başarıdır.
Bu projenin önemli bir özeliği, işletme açısından sürdürülebilir olmasıdır. Binaların sonraki yıllarda mevcut kondisyonunu ve konforunu devam ettirmesi önemli olduğundan, gelecekte ortaya çıkması muhtemel bakım ve onarımlar Köylere Hizmet Götürme Birlikleri tarafından yapılacaktır. Öğretmenlerin daireleri kullanması ile ilgili hazırlanmış yönerge ise, yararlanıcıların sorumluluk duygusunu artıracak ve kullanımdan kaynaklanan yıpranmaları minimize ederek makul bir güvence sağlayacaktır.
Verimlilik, kullanılan kaynaklar ile üretilen çıktılar arasındaki dengenin çıktılar lehine olmasını ifade eder. Dairelerinin inşaatında gösterilen özene ve tefrişatında kullanılan koltuklar, halılar, masalar, sandalyeler ve diğer malzemeler ile buzdolabı, çamaşır makinesi gibi elektronik eşyalar 1. sınıf standardında olmasına rağmen, Eğitim İkamet Merkezleri'nin maliyetinin düşük olması, ortaya konulan çabanın ve elde edilen ürünün doğru bir maliyetle yönetildiğini göstermektedir.
Türkiye'de ilk defa hem finansman hem de sürdürülebilirlik açısından böyle bir proje yapılmış ve bir yıl gibi kısa sürede tamamlanmıştır. Proje ile eğitimin altyapısı güçlendirilmiştir. Gelen öğretmen sadece valizini ve şahsi eşyasını alıp yerleşecek, bütün enerjisini asıl işi olan eğitime verecektir. Bu yeni model, kırsalda öğretmen sirkülasyonunu azaltarak ilin eğitim seviyesini yükseltecek, eğitimsizlikten kaynaklanan bölgesel sorunların çözümünde önemli katkı sağlayacaktır. Bu proje; çıktıları itibarıyla ülkemizin kırsal alanlarında ve kalkınmada öncelikli bölgelerinde model olabilecek bir nitelik arz etmektedir.
Projenin ismine lojman denmemesinin sebebini merak edenler için kısaca açıklayalım: Kamuda lojman denilince sıvası dökük, kapısı kırık, musluğu bozuk, boyasız, kirli pespaye mekânlar akla gelir. Bunun haklı tarafı olabilir. Verilen bunca emeğin böyle algılanması haksızlık olacağı gibi, inşa edilen yapılar "eğitim" ve "ikamet" kavramlarını karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Zira her binanın giriş katında muhtelif eğitim aktivitelerinin, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği mekânlar mevcuttur. Bu nedenle proje ikamet görevini de gören kompleks yapıyı esas almıştır.
Birkaç Hedef
Proje ile öncelikle Şırnak'ın kırsal alanlarında görev yapan öğretmenlere sağlıklı konut sağlanarak, öğretmenlerin daha kaliteli ve güvenli bir eğitim hizmeti vermeleri amaçlanmış ve motivasyonlarının üst düzeyde kalmasına gayret edilmiştir.
Gerçek şu ki Şırnak'ın eğitimdeki başarı sırası sonlarda. Bunun önemli nedenlerinden biri öğretmen sirkülasyonu. Öğretmen olarak atandığı köyde 6 aydan fazla kalmamak için her türlü fırsatı değerlendirme çabası içinde olan bir anlayıştan vazgeçilmesi, neredeyse her yıl farklı bir öğretmen gören çocuğun maruz kaldığı haksızlığın bertaraf edilmesi, ortaya çıkması arzulanan olumlu atmosferin sonuç itibariyle öğrencilerin başarı çıtalarını yükseltmesi, öğretmenlerin bölgede kalış sürelerinin uzatılması suretiyle elde edilen bilgi ve tecrübenin başarıya pozitif yönde katkı sağlaması projenin ilk akla gelen hedefleri arasında. Bunlara ilaveten, bölgedeki sorunların temelinde eğitimsizlik olduğu gibi, mevcut sorunların çözümünde anahtar rolün yine eğitimde olduğu da hatırlanmalıdır. Bu yüzdendir ki çoğu yıllar İl Özel İdaresi bütçesinden daha fazla bir kaynak eğitim altyapısını güçlendirmek için kullanılmaktadır. Örneğin 2011 yılı Şırnak İl Özel İdaresi'nin 47 milyon TL'lik öz kaynağından daha fazla bir bütçenin Milli Eğitime tahsis edilmesi sağlanmıştır.
Sosyolojik Bir Gözle Projenin Gerekliliği
Mekân ve İnsan
Mekân ile insan arasındaki ilişki modern toplumun oluşum sürecinde hemen hemen bütün disiplinler tarafından sorgulanmış bir alandır. Mekânın, dolayısıyla yaşanılan yerin/çevrenin kişi/kişilik üzerinde etkisi bütün pedagojik kuramların temas ettiği bir husustur. Yaşanılan mekânla olan ilişki daha anne karnındayken başlar ve çocuk dünyaya geldikten sonra onun duygusal ve fiziksel gelişimine doğrudan etki eder. O halde yaşı, konumu, mesleği ne olursa olsun mekânın mahiyet ve niteliği insanın hayat kalitesini belirler.
Kültürel geçmişimiz, insan ile mekân arasındaki ilişkiyi ontolojik bir düzleme taşımış ve şu veciz sözle yaşatmıştır: "Şerefül mekân bil mekîn." Yani mekânın şerefi orada yaşayanlardan gelir. Demek ki mekân insan ilişkisinde aslolan insandır. Gerçekten de insanlar yaşadıkları mekânlara anlam yüklerler, kullandıkları eşyalarla bütünleşirler. Yaşanılan her şey mekâna siner ve aslında mekânlar acı tatlı her şeye sessizce tanıklık eden canlı bir varlık gibidir.
Mesken ve İnsan
Evimiz mahremimiz, evimiz sığınağımız. Bizi tamamlayan can ve beden. İnsan nasıl ki çeşit çeşit uzuvlardan müteşekkilse, evler de öyle: odalar, pencereler, balkonlar birbirini tamamlayarak, yaşam alanları oluşturan uzuvlara ya da dolaşımı sağlayan damarlara benzemiyor mu? Ev olmazsa, aile olabilir mi mesela? Ya aile olmadan modern anlamda bir toplumun olamayacağına dair sosyolojik gerçekliği kaç kişi düşünmüştür? Peki, ev olmadan dışarıdaki onca fenalıktan insan nasıl korunabilir? Kaldırımlarda, bankamatik kulübelerinde ya da kısacası sokakta yaşayan ve adına "evsizler" denenlerden hangisinin yaşamında bir düzen ve disiplin var? Ev, hayatın kendisi; güven, düzen ve kompozisyon.
Mağara dönemi insanlarından beri evin zihinlerimizdeki en güçlü anlamı güvendir. İnsan, kendini güvende hissettiği ölçüde mutludur. İnsanın evi belki de dışarıda asla bulamayacağı sınırsız bir özgürlük dünyasıdır. Halk arasında sıkça kullanılan "İnsanın evi gibisi yok." deyimini bilmeyenimiz yoktur. Gün içinde yaşanılanlar ne kadar kötü olursa olsun, görülen mimariler, ışıklı vitrinler ne kadar ihtişamlı olursa olsun; sabahın ilk ışıklarıyla dış kapısı kapatılan eve gün batımı gelindiğinde, içimizden söylediğimiz cümle hep aynıdır: İnsanın evi gibisi yok...
Mekân ve mesken -unutmayalım ki- öğretmen ve öğrenci açısından istenilen hedeflerin gerçekleşmesinde önemli bir faktördür. Eğitim süreçlerinin gerçekleştiği mekânların kabul edilebilir standartlarda olması, başarılı bir sonuç elde etmenin temel şartıdır. Eğitimin esas paydaşları olan öğretmen ve öğrencinin hayatı, eğitimin gerçekleştiği mekânlarla sınırlı olmadığından, başarı elde etmek için insanların barındıkları mekânların da gereken standardı yakalamış olması beklenir. Başka bir ifadeyle istenilen sonuca ulaşabilmek için eğitimin paydaşı olan bireylerin gündelik hayatlarını geçirdikleri mekânların eğitim sürecine olumlu katkıda bulunması gerekmektedir.
Şimdi Teşekkür Vakti…
Şimdi bir düzine çocuğa rağmen evinin kapısını köyün cefakâr öğretmenine açan kadirşinas köylülere teşekkür etmek vaktidir. Ahırdan bozma derme çatma barınaklarda geçirilen soğuk geceleri unutup her tarafı kalorifer petekleriyle ısınan sıcak ve huzurlu bir ortamda pervasızca ayak uzatıp dostlarla yorgunluk kahvesi içmek vaktidir. Şimdi, ikramiye dağıtarak insanların başına "talih kuşu" konduran Milli Piyango İdaresi'ne "devlet kuşu" olarak da memleketin ücra köylerine şans ve mutluluk getirdiği için teşekkür etmek vaktidir. En önemlisi, en ücra yerlerde bile devlet ile vatandaşın birbirine dokunmasını sağlayan Şırnak Valisi Sayın Vahdettin ÖZKAN'a teşekkür etmek vaktidir. Şimdi yarınki dersi bekleyen al yanaklı, utangaç çocukların başarısı için masada bekleyen ders planlarını gözden geçirmek vaktidir. Vakit geç, sabah erken kalkmak için bir anne kucağı kadar sıcak yatak bir adım ötede… Ziyaret sırasında arz edilen hali pür melali ebediyen unutmak için deliksiz uykuya dalmak vaktidir…

























