İYİ Partili Kavuncu: "Milletimizin birikiminden, hazinesinden yüz milyarlarca doları buharlaştırdılar. Sanırım 10 bin dolar eksik kalmış bunu da benden istiyorlar"
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, fon vurgununa yönelik açıklamalarından dolayı AK Parti'nin kendisine "AK Parti'nin siyasi saygınlığını zedelediği" gerekçesiyle 500 bin liralık dava açtığını belirterek, "Milletimizin birikiminden, hazinesinden yüz milyarlarca doları buharlaştırdılar. Sanırım 10 bin dolar eksik kalmış bunu da benden istiyorlar.
(ANKARA) - İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, fon vurgununa yönelik açıklamalarından dolayı Ak Parti'nin kendisine " Ak Parti'nin siyasi saygınlığını zedelediği" gerekçesiyle 500 bin liralık dava açtığını belirterek, "Milletimizin birikiminden, hazinesinden yüz milyarlarca doları buharlaştırdılar. Sanırım 10 bin dolar eksik kalmış bunu da benden istiyorlar. Davayı bana açmayacaksınız. Galiba siz iyice yolunuzu şaşırdınız. İnsanlar bu konunun sorumlularına dava açmasını bekliyorlar" dedi.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul Barosu'nda dün yapılan seçimlere değinen Kavuncu, "Seçimleri kazanan Ümit Kocasakal ve arkadaşlarına da buradan tebriklerimizi iletiyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun diyoruz. Seçim sonrası Sayın Ümit Kocasakal'ın vermiş olduğu mesajlar çok ama çok önemli. Gerek Anayasa'nın ilk dört maddesi ile ilgili hassasiyetini vurgulamış olması, gerekse hak ve özgürlüklere erişim konusundaki engeller üzerinde durması, buraya vurgu yapması gerçekten kıymetlidir. Biz de bu verilen mesajlardan dolayı memnuniyetimizi ifade ediyor, kendilerini bir kez daha tebrik ediyoruz" dedi.
KAVUNCU'YA "SİYASİ SAYGINLIK" DAVASI..
Kavuncu, fon vurgununa ilişkin şunları kaydetti:
"Fon meselesinde vermiş olduğumuz bu mücadeleden dolayı da vatandaşlarımız bizlere takdirlerini iletiyorlar. Sanırım bütün bu olanlar AK Parti Genel Merkezi'ni rahatsız etmiş ve beni mahkemeye vermişler. Tam 500 bin liralık tazminat talep ediyor AK Parti Genel Merkezi. Yani AK Parti Genel Merkezi tarafından hukuki bir sürece maruz kalma mutluluğuna İYİ Parti'den bir ben eriştim. Bu fon yolsuzluğu ile ilgili söylemiş olduğum şu cümleyi gerekçe gösteriyorlar: Demişim ki geçtiğimiz haftalarda 'Bu yaşanan bütün yolsuzluklar, bu yaşanan vurgun, bu AK Parti'nin yol açtığı ve dibine kadar bulaştığı bir yolsuzluktur.' Cümle bu. AK Parti'nin siyasi saygınlığını kurmuş olduğumuz bu cümleyle zedelemeye çalışmışız. Mahkemeye vermiş oldukları dilekçede, gerekçede bu şekilde ifade edilmiş. Milletimizin birikiminden, hazinesinden yüz milyarlarca doları buharlaştırdılar. Sanırım 10 bin dolar eksik kalmış. Bunu da bizden, benden istiyorlar.
"SİZİN SAYGINLIĞINIZ MI KALDI"
Öncelikle şunu ifade edeyim; eğer millet nezdindeki saygınlığınızı gerçekten görmek istiyorsanız sokağa çıkın. Çıktığınızda şunu göreceksiniz. Benim söylediklerimin çok hafif kaldığını, milletimizin bu konuda çok daha ağır ifadeler kullandığını ve bu konuda çok daha net ifadelerle yaşadıkları sıkıntıyı, acıyı ifade ettiklerini göreceksiniz. Saygınlığınız mı kaldı, saygınlıktan bahsediyorsunuz.
"SPK YÖNETİM KURULUNDA İYİ PARTİLİ ADALET BAKANI'NIN EŞİ Mİ VARDI"
Bu yolsuzluğa biz mi yol açtık? Mesela SPK Yönetim Kurulunda İYİ Partili bir Adalet Bakanı'nın eşi mi vardı? ya da bu kadar yolsuzluğa, vurgunluğa sebep olan bir şirketin yönetim kurulunda İYİ Parti'nin Tuzla İlçe Başkanı mı vardı? Bu bütün yaşanan yolsuzlukta bizim genel başkan yardımcılarımızın adı mı geçti? Sayın Erhan Usta'nın, Sayın Burak Dalgın'ın adı mı geçti? Sayın Müsavat Dervişoğlu bu adı geçen bütün yetkililerin atamasını yapan kişi midir? Kimdir bu işin sorumlusu? AK Parti değil midir? AK Parti değil de başka bir partinin adını, başka kişi ve kurumları mı zikredeceğiz? Bu nasıl bir kafadır? Bu nasıl bir anlayıştır?
Biz bu yolsuzluğun sizin eseriniz olduğunu söyledik değil mi? Paraları indirenler sizin sıralarınızda oturmuyor muydu? Davayı bana açmayacaksınız. Galiba siz iyice yolunuzu şaşırdınız. İnsanlar AK Parti'den bu genel başkan yardımcılarına, bu konunun sorumlularına dava açmasını bekliyorlar. Onlardan hesap sormasını bekliyorlar. Ama AK Parti genel merkezi beni dava ediyor ya. ve kurduğum az önce söylediğim cümleden dolayı.
"BİZ Mİ MİLLETİN PARASINI ÇALDIK"
Ben mi yaptım bu hırsızlığı, ben mi yolsuzluk yaptım? Bu vurgunun müsebbibi, sebebi ben miyim? Siz asıl dava açmanız gereken kişilere dava açmaktan bile aciz bir durumdasınız. Sizin arkadaşlarınızın ceplerine indirdikleri yetmedi galiba. Geldiniz benim 500 bin lira helal parama mı göz diktiniz? 2 milyar vurgun yapan bir genel başkan yardımcısına WhatsApp grubundan çıkarma cezası veriliyor. Bu vurgunu dile getiren bana ise 500 bin liralık bir tazminat davası açılıyor. Biz mi bu milletin parasını çaldık? Allah'a şükür hayatım boyunca hiçbir zaman haram parayla işim olmadı. Harama da el uzatmadık. Bununla da elbette ki gurur duyuyoruz. Siz yol arkadaşlarınızdan dava arkadaşlarınızdan çaldıkları parayı iade etmeleri için ne kadar uğraştınız? Ne kadar çaba gösterdiniz? Ne yapıyorsunuz bu konuda? Edilip edilmediği, bu çabanın gösterilip gösterilmediği bile net değil. Gidin onlardan bu parayı isteyin. Gidin onlardan bu hesabı sorun. Mahkeme gerekçesinde vurguladığınız saygınlık var ya benim bu kurduğum cümleden dolayı sizin saygınlığınıza hiçbir şey olmadı. Sizin saygınlığınıza bu yolsuzluğa bulaşan arkadaşlarınız en büyük darbeyi vurdu.
"ARTIK KENDİNİZİ KAYBETMİŞ ARSIZLAŞMIŞ DURUMDASINIZ"
Ben bugün Mecliste temsil edilen, grubu bulunan bir partinin sözcüsüyüm. Bu davanın anlamı şu: 'Davayı açtık. Sen konuştuğun sürece de biz devam edeceğiz.' Elinizden geleni ardınıza koymayın. Biz bu milletin hakkını savunmak için, bu milletin hakkını aramak için her gün konuşacağız. Her gün daha yüksek sesle konuşacağız, konuşacağız. Canımızdan başka verecek hiçbir şeyimiz kalmasa da sonuna kadar biz bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Anayasa'yı tanımayan sizler aslında Anayasa'nın bizlere verdiği bu ifade özgürlüğünü, Anayasa'nın bizlere verdiği bu siyaset yapma hakkını da elimizden almaya kalkışacak kadar artık kendinizi kaybetmiş, arsızlaşmış durumdasınız. Bu tehditlerle bizleri sindiremezsiniz. Sabaha kadar istediğinizi açın, istediğinizi yapın.
"MİLLET VİCDANINDA MAHKUM OLAN SİZLERSİNİZ"
Millet vicdanında mahkum olan bizler değil, millet vicdanında mahkum olan sizlersiniz. Biz bakın bir genel başkan yardımcınızın neden dibine kadar bulaşmış dediğimizin gerekçelerini de biz size anlatalım. Bir genel başkan yardımcınız malı götürmüş, fahiş ve haksız kazanç elde etmiş. Bunların tamamı belgeleriyle sabit. Bu sizin içinizden bir kişi, genel başkan yardımcısı. Kimin? Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkan yardımcısı. Bitmiyor. Bir başka genel başkan yardımcınızın oğlunun mal varlığına tedbir koyup bir saat sonra bu tedbiri kaldırdınız. Neden? Hangi siyasi partiden bu? Adalet ve Kalkınma Partisi'nden, doğru mu? Emeklinin açlık sınırında yer aldığı, öğrencinin perişan olduğu, insanların adalet aradığı, hakkını hukukunu aradığı ama bulamadığı, bulmaya çalıştığı bu ülkede; 'Türkiye Yüzyılı' sloganının sahibi, 'Türkiye Yüzyılını' yapan, yaratan, sloganı bulan kişi de sizin arkadaşınız, doğru mu? Bu da sizin milletvekiliniz. Kurtarmaya çalıştınız. Sonra yine yakalama kararı çıktı hakkında. Bu da sizin içinizden bir kişi. Ortada çok açık ve net organize bir suç hatta kamu gücü eliyle kamu gücünü kullanarak oluşturulmuş bir organize suç örgütü, suç durumu var.
"MAHKEMEDE KAYIT ALTINA ALINMASINA İMKAN BULACAĞIZ"
Aslında bir taraftan da çok memnunuz. Bütün bu anlattıklarımızın sizin sayenizde mahkemede kayıt altına alınmasına da imkan bulacağız. Bizi oraya çağıracaklar. Biz de bunları tek tek milletimize anlatacağız ve bunların tamamı resmi kayıt altına alınacak. Buna da imkan verdiğiniz için ben buradan sizlere teşekkür ediyorum.
"BU KAFA BU ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLER"
Bütün bu yaşanan krizden, sıkıntıdan dolayı milyonlarca insanımız aslında mağdur olmuş. İş adamlarımız, sanayiciler mağdur olmuş. Bakın AKP Genel Başkan Yardımcısının bütün bu mağduriyetler karşısında yaşadığı üzüntü, sıkıntı ne biliyor musunuz: 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a böyle bir yanlışı nasıl yaparsınız?' Bu bizi çok yaraladı. Yani diyor ki 'milyonlar bu ülkenin vatandaşları, milletimiz bizim umrumuzda değil, bizim için varsa yoksa tek bir kişi var, onun mutluluğu ya da onun üzüntüsü. Onun bekası ya da onun sıkıntısı. Bütün derdimiz, bütün tasamız odur.'
Bu nasıl bir akıldır y? Biz bu milletin geleceğini, bu milletin vicdanını bunlara mı emanet edeceğiz? Türkiye'nin bir an önce bu kafadan, bu akıldan bu zihniyetten, bu şuurdan kurtulması lazım. Çünkü bu kafa bu ülkeyi ancak bir felakete sürükler. Siz busunuz işte. Sokağa çıkmazsınız tabii. Sokakta bir saygınlığınız kalmadı. Çünkü saygınlığı, mutluluğu, huzuru aradığınız tek bir yer var. Onun için 'Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi', onun için 'tek adam rejimi' diyorsunuz. Bütün kaygınız o. Bir kere 'millet' deyin yahu."
"BU BÜTÇE GERİ ÇEKLİMELİ"
2027 Bütçesi'ne de değinen Kavuncu, şöyle konuştu:
"Bu bütçe bize göre geri çekilmesi gereken bütçedir. Orta Vadeli Plan (OVP) açıklandı. Ne zaman? 6 Eylül 2026'da. 6 Eylül 2026'dan tam 11 gün sonra 17 Eylül 2026'da Türkiye bu fon krizine uyandı. Ve fon krizi bütün makro iktisadi yani makro ekonomik rakamlara etki edecek, bütün ekonomiyi sarsacak, bütün piyasaları allak bullak edecek çok büyük bir finansal kriz. Ancak 2027 bütçesi 6 Eylül 2026'da açıklanan OVP'yi esas alan ve OVP'deki rakamların üzerine inşa edilmiş bir bütçe.
Şimdi soruyorum buradan: Sizin 6 Eylül 2026'da duyurduğunuz OVP'ye göre 2027 bütçesi acaba 17 Eylül'deki yaşanan fon krizinden sonra bir değişikliğe uğramalı mıdır, uğramamalı mıdır? Uğratmadınız. Bu kadar büyük bir krizde ne enflasyon ne faiz ne büyüme ne ithalat-ihracat, bütçe açığı gibi birçok figürün bu fon krizinden ari kalması, bunun etkisinden arındırılmış bir şekilde önümüzdeki seneye girmesi mümkün değil. Dolayısıyla 6 Eylül'de açıklanmış orta vadeli planı baz alan 2027 bütçesi aslında sakat ve sağlıksız bir bütçedir."

























