Özgür Özel: Yeni parti kuruyoruz, ana muhalefet kürsüsünü bırakmıyoruz
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP kürsüsüne veda ederek yeni parti kuracaklarını duyurdu. Yeni partinin TBMM'de ana muhalefet olacağını belirten Özel, iktidara yürüyeceklerini söyledi ve Türkiye İttifakı çağrısı yaptı.
(TBMM) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yeni parti kuracaklarını açıkladı. Özel, "Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizle hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün bu kürsüye CHP'nin grup kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz. Yeni yolu açıyoruz. Yeni yolda hep birlikte yürüyeceğiz. İktidara yürüyeceğiz" dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP grup toplantısında CHP kürsüsüne veda ederek, yeni parti kuracaklarını açıkladı. Özel, şöyle konuştu:
"Tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. İnceldiği yerden kopacaksa burada kopacak. Kimse bana particilik oynamayacak. ya CHP'li gibi davranılacak ya da saraydan alınan talimatlar unutulacak, başkası yoktur. Böyle bir şey yok. Dünyanın lafını duyduk senelerce bir kelime cevap vermedik ama milletin, partililerin gözünün önüne geçip de böyle bir şey yok. Şaşıyor musunuz sokakta sel olup akanlara? Şaşarsınız. Çünkü orada akan duygu adalet duygusudur. Taşan duygu yenilgiye isyan duygusunud, kabaran duygu iktidara yürüme duygusudur o yüzden biz akıp gidiyoruz siz dört kişiyle davul zurna tedbirli esnaf ziyareeti yapmaya kalkıyorsunuz."
Şükürler olsun ki bugün istikameti millete soran ve doğru yolu milletle bulan bir yolda ilerliyoruz. Bütün başvuruları yaptık. Delege imzalarını veriyoruz yapmıyor, Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gidiyoruz 'Haksızsın' demiyor biliyor yapılacak o kongre, '3 Ekim'de görüşeceğim başvurunu' diyor dün görüşmesi gerekirken. Yargıtay karar verecek. İstinaf Mahkemesi yedi günde gidecek kararı, 59 gün tutuyor. Ne zaman adli tatil başlayacak, pazartesi. Cuma günü öğlen yolluyor. Talimatı bakanlıktan alıyor, Yargıtay'ın yetkisini gasp ediyor, kendi kararının arkasında durmuyor.
"MECBUR BIRAKILMIŞ, VAKTİ GELMİŞ, HÜZÜNLÜ BİR VEDANIN HEMEN EŞİĞİNDEYİZ"
İlk gün sokağa çıktık, sokakta bizi gören kolumuzdan tuttu, kimi 'Partiyi bunlara bırakma' dedi, kimi 'Yeni parti kur' dedi. Hep 'Sabır' dedik. 'Bekleyin' dedik. 'Ya bir yol bulacağız, ya yeni bir yol açacağız' dedik. Milletimize onları asla ve asla yalnız bırakmayacağımızı, asla ve asla onların umutlarını köreltmeyeceğimizin sözünü verdik. Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim. Bu partinin evlatları CHP'nin bu ülkenin kurucu partisi olduğunun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu partinin kurucusu olduğunun, bu partinin onun iki eserinden birisi, gurur duyduğu bir eseri ve onun emaneti olduğunun farkındadır. Demokrasi mücadelesinin ağır bedellerini ödemiş bir siyasi partidir bu. Kurulduğu gündeki Milli Mücadele'nin yanında; demokrasi mücadelesinde, il başkanlarının suikastlare feda etmiş, il başkanları hapislere atılmış, işkenceler görmüş, mal varlıklarına el konmuş, darbeler görmüş, saldırılar görmüş bir partidir. Bugün geldiğimiz noktada biz bu büyük bir mirasın her satırına, her emekçisine, her neferine ezbere bildiğimiz hatırasının geçmişteki her gününe sonuna kadar sahip çıkıyoruz.
"ATATÜRK'ÜN GÖSTERDİĞİ YOL, BİZİM YOLUMUZDUR"
Ancak artık partimiz butlanla, yargı kollarıyla, saray duvarları arasına sıkışmış bir esaretin ve bir işgalin altındadır. İşgal altında olan; Atatürk'ün mirasını korumanın sorumluluğu da artık bu salondadır, bizim omuzlarımızdadır. Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp da çıktık. Miras bizdedir. Meşruiyet bizdedir. Yetki bizdedir, görev bizdedir. Cumhuriyet'i kuran geleneğin bugünkü kuşakları ve anlayışı bizimle birliktedir. Biz asla ve asla 47 yıl sonra parti birinci parti yapan, AK Parti'ye ilk yenilgisini tattıran, Ankara'da partinin işgaline direnen, partiyi işgale gelenlerin sabahleyin fedailerle, kriminal tiplerle gelişine göğüsleriyle direnen, devletin polisi gelip üzerine gaz sıkılan, cop vurulan, Atatürk'ün emaneti tarumar edilen, odada her bir çekmecesi açılıp açılıp yere atılan o günden sonra; milletvekillerimizle, üyelerimizle, Türkiye'nin dört bir yanından gelen il başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle birlikte o binadan çıktık. Yenilgileri, teslimiyetleri, hüzünleri geride bıraktık ve karşımıza umuda yürüyüşü, iktidara yürüyüşü aldık. Bir rahmet başladı, bir yağmur başladı, doluya döndü. Birilerinin dediği gibi namuslu, çalışkan, ülkenin umudu arkadaşlarımızdan değil; ama haksız yere ülkemize sıkılan biber gazlarından ve kulaklarımızda duymak istemediğimiz o kendi arkadaşlarımızın teslimiyet sözlerinden arınarak adım adım ilerledik. Meclis'e geldik, önünde buluştuk, binaya sığındık. O günden sonra bugüne kadarki bu mücadeleyi hep birlikte yürüttük. Bugün gelinen nokta, sarayla uzlaşmanın ya da uzlaşanlarla uzlaşmanın, teslim olmanın noktası değildir. Sinmek, susmak, durmak asla değildir. İşgal altındaki İstanbul'da saray kuklası bir paşa olmak yerine; ölümü göze alıp Anadolu'ya geçip kurtuluş mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yol, bizim yolumuzdur.
"ATEŞTEN GÖMLEĞİ HEP BERABER GİYİYORUZ"
Bugün geride bıraktığımız şey ne Cumhuriyet'tir ne demokrasi mücadelesidir ne de bu büyük tarihi mirastır. Biz oradan buraya yaptığımız yürüyüşte, o günden bugüne yaptığımız yürüyüşte ve bugünden sonra yapacağımız yürüyüşte her adımda; eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış siyaseti geride bırakıyoruz. Eski nesil siyaseti geride bırakıyoruz. Yeni nesil siyaseti, yeni bir rekabet ahlakını, özgür ve onurlu insanların ülkesini kurmak için yola çıkan ve bu konuda kararlılıkla yürüyen bir anlayışı hayata geçiriyoruz. Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz. Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili, devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık değil, bu bir vazgeçiş değil. Bu Türkiye'de daha güçlü şekilde değişimi sürdürme ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir siyasi parti kurucusunun gösterdiği hedefe ulaşma azmini terk edemez. Hiçbir makam demokrasiden ileride, hiçbir yapı Cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz. Herkesin haberi olsun, buradan ilan ederiz, dosta, olmayana, yanımızda olanlara, düne kadar karşımızda olanlara ilan ederiz ki; biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz, biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz.
"ANA MUHALEFET GRUP KÜRSÜSÜNÜ BIRAKMIYORUZ"
Korkanlar, çekinenler, üç günlük dünyada şerefini değil de rahat koltuklarını düşünenler varsınlar geride kalsınlar. Biz demokrasiyi milletin gerçek gücü, adaleti devletin temel vasfı ve umudu bu milletin evlatlarının en büyük hakkı olarak görüyoruz. Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisi'miz MYK'mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz. Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizde hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün bu kürsüye CHP'nin grup kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.
"HEP BİRLİKTE OLACAĞIZ"
Elbette bizler sosyal demokratız, Altı Ok'a sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce beş parti, yüzde 25 oy aldığımız yerden, yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarla birlikte Türkiye İttifakı'nı kurmuşsak, Atatürk'le sorunu olmayan, Misakımilli sınırlarıyla sorun olmayan, Cumhuriyet'le sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye İttifakı'nda kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz. Ayrıca milletvekillerimiz bu büyük yürüyüşün ilk adımını atarken doğru tasarlanmış, doğru hazırlanmış, doğru takvimlenmiş, riskleri doğru analiz edilmiş şekilde elbette büyüyeceğiz ve güçleneceğiz, hep birlikte olacağız.
"YENİ YOLU AÇIYORUZ"
Buradan önemle ricamdır, bugünlerde bizim bu partiyi milletvekilleriyle kurmamızla birlikte doğru bir takvimlendirme ve ölçeklendirme içinde iktidar yürüyüşümüzü herkes güvensin. Yarın sabah kimse belediye başkanına 'Sen niye geçmedin?' Belediye meclis üyesine 'Hala niye buradasın?' Bir tane kuralımız var. Bir kere kimseyi geride bırakmayacağız, kimseden ayrı ya da uzak değiliz. 'Ben yeni partide yokum. Özgür Özel ile arkadaşlarıyla birlikte birlikte değilim' diye kulağınızla duymadığınız herkes emin olun ki bizimle birliktedir. Kimse şundan şüphe etmesin: Bu iktidar yürüyüşünde, bizler, sizler, biz, hepimiz ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız ne Mansur Yavaş'ı. Ne Zeydan Karalar kalır Adana'da, ne Vahap Seçer Mersin'de. Selam olsun Edirne'den Iğdır'a, Trabzon'dan Antalya'ya. 'Ben onlarla değilim' diyebilir. Tarihin önünde milletin gönlünde ayrışabilir. Bu lafı duymadığımız herkes bizimle birliktedir, iktidar yürüyüşündedir. Sahipsiz vatanın batması haktır. Sen, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır. Bu büyük yürüyüşe, bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yolları kapattılar, yeni bir yol açmaya var mısınız? Yeni yolu açıyoruz. İktidara yürümeye var mısınız? Haydi bakalım yolunuz açık olsun, yeni yolda hep birlikte yürüyeceğiz. İktidara yürüyeceğiz. Yürüyelim arkadaşlar."
Özgür Özel, konuşmasını tamamlayıp kürsüden ayrılırken ayakta alkışlanda ve "iktidar, iktidar" sloganları atıldı.


















