Kandil için namaz nasıl kılınır? Kandil akşamı kılınan namaz nedir, nasıl kılınır, ne zaman kılınır?

Recep ayının ilk Cuma gecesine denk gelen Regaib Kandilinde kılınacak namaz hakkında Kandil için namaz nasıl kılınır? Kandil akşamı kılınan namaz nedir, nasıl kılınır, ne zaman kılınır? sorularının yanıtı merak ediliyor. Peki, Regaip Gecesi hangi namaz kılınır? Akşamla yatsı arası kılınacak namaz hangisi? Receb ayı nafile namazları nelerdir? Recep ayında kılınacak namazlar ve yapılacak ibadetler nelerdir? Regaip gecesi ibadetleri nelerdir?
Kandil için namaz nasıl kılınır sorusunun yanıtı merak edilen konular arasında yer alıyor. Regaib gecesi ibadetlerini yapmak isteyen müslümanlar, Kur'anı Kerim okumak, ibadet yapmak, zikir çekmek için araştırmalar yapmakta. Peki, Kandil için namaz nasıl kılınır? Kandil akşamı kılınan namaz nedir, nasıl kılınır, ne zaman kılınır?
KANDİL İÇİN NAMAZ NASIL KILINIR?
Abdülkâdir Geylâni (Kuddise Sirruhû) 'nın, senedini zikrederek Humeyd et-Tavil (Radıyallahu Anh) dan, onun da Enes ibni Malik (Radıyallahu Anhum) 'dan rivayet ettiği bir hadisi şerifte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Her kim Receb'in ilk perşembesini oruçlu geçirir, sonra cuma gecesi olan o gece akşamla yatsı arasında 12 rekat kılar, her rekatta bir Fatiha Suresi, üç Kadr (Kadir) Suresi, peşine 12 kere de İhlas Suresi okuyup, her iki rekatta bir selam verirse, namazını bitirince :
[Allahümme Salli Alê Muhammedinnebiyyülümmiyyi vealê âlihivesellim]
'Ey Allah! Nebiyy-i Ümmi olan Muhammed'e ve âline salat eyle.' diye 70 kere bana salât okur, sonra secdeye kapanarak o secdesinde:
[Sübbuhun Guddüsün Rabbülmelêiketi verruh]
'Allah-u Te'âla bütün noksan sıfatlardan son derece münezzehtir, mukaddestir. Meleklerin ve Ruhun (Cebrail'in) Rabbi'dir.' diye 70 kere tesbihte bulunur ve başını kaldırdıktan sonra (iki secde arasında otururken) 70 kere:
[Rabbiğfirverham vetecêvez ammê teğlemü feinneke entelazîzül eğzam]
'Ey Rabbim! Bağışla ve acı. (Benim günahlarımla ilgili) bildiklerine ceza vermekden geç. Şüphesiz ki en ulu ve yüce olan Sensin ancak Sen.' der.
Sonra 2. secdeye vararak 1. secdede söylemiş olduğunun benzerini tekrar eder de, bitiminde Allah-u Te'ala'dan murâdını isterse, dileği muhakkak yerine getirilir." buyurmuştur.
Bu namazın fazileti hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Nefsim (canım) tasarrufunda (yönetimi altında) olan Zat'a yemin ederim ki, erkek veya kadın herhangi bir kul bu namazı kılarsa denizlerin köpükleri, kum taneleri, dağların ağırlığı, yağmurların damlaları ve ağaçların yaprakları kadar (fazla) olsa da mutlaka Allah'u Teala onun bütün günahlarını mağfiret eder.
Ayrıca bu kişi, hane halkından (yakın akrabasından, günahkar) yedi yüz kişi hakkında kıyamet günü şefaatçi kılınır. Kabrindeki ilk gecesi olunca bu namazın sevabı (nurlu bir surete bürünerek) güleç bir yüzle kendisine gelip, keskin ve belağatlı bir dille ona ;
'Ey benim dostum Sevinebilirsin, muhakkak ki her zorluktan kurtuldun.' dediğinde o;
'Sen de kimsin? Vallahi senden güzel yüzlü, senden tatlı dilli ve senden hoş kokulu bir şahıs görmedim.' der.
O da ona: 'Ey sevdiğim kişi ben senin,şu senenin şu ayının şu gecesinde kılmış olduğun namazın sevabıyım.Bu gece isteğini yerine getireyim,tek başına kaldığın şu anda sana yoldaş olayım ve yalnızlık hissini senden gidereyim diye kabrine geldim.
Sûr'a üfürüldüğü zaman da, kıyamet arasatında başının üstünde gölge olacağım, artın sen müjdelenebilirsin. Zira ebediyyen Mevlan tarafından sana ulaşacak hiçbir haytı kaybetmeyeceksin.' diye cevap verir."
(Kaynak : Abdülkadir el-Geylani, el-Ğunye li tâlibi tarîki'l-Hakkı 'Azze ve Celle | Hafız Muhammed ibnü Nâsır, Emâli İbni'l-Husayn | Razîn ibnü Mu'alive, Tecridü's-sıhah | el-Ğazali, İhyâü'ulumi'd-din | Ebu Abdillah el-Hubeyşi, Kitabul-Berake | es-Seyyid Ali Zade, Şerhu Şir'ali'l-İslam | Abdülhak ed-Dehlevi, Mâ Sebvete bi's Sünne fi eyyâmis-sene | Seyyid Mürteza ez-Zebidi | Muhammed Hakki en-Nazilli, Hazinetü'l-esrar | Mısır Vadi'n-Nil Matbaası)

RECEP AYININ HER ON GÜNÜNÜN ZİKİRLERİ
"Her kim Receb-i Şerifin ilk onunun her günü yüz kere:
[Sübhanelhayyilgayyûm]
'Hayy ve Kayyûm (gerçekte tek diri ve her şeyin yegâne yöneticisi) olan Allah-u Te'ala'yı tesbih ederim!'
İkinci onun her günü yüz kere:
[Sübhanellahilehadissamed]
'Ahad ve Samed (tek ve ulu) olan Allah-u Te'ala'yı tesbih ederim!'
Üçüncü onun her gününde de yüz kere:
[Sübhanellahrrauf]
'Raûf (yaratıklarını çokça esirgeyici) olan Allah-u Te'ala'yı tesbih ederim!' derse, ona verilecek sevabı hiçbir vasfedici tarif edemez."
(Kaynak : Safûri, Nüzhetü'l-mecâlis - Enisü'l-celis hamişi)
REGAİB GECESİ NEDİR?
Sözlükte "kendisine rağbet edilen şey, bol ve değerli bağış" anlamındaki ragibenin çoğulu olan regaib kelimesi hadis ve fıkıh literatüründe "bol sevap ve mükâfat, faziletli amel", özellikle Mâlikî fıkıh kaynaklarında sünnetin mukabili olarak "müstehap, nâfile ibadet" mânalarında kullanıldığı gibi (İbn Ebû Şeybe, II, 49; İbn Abdülber en-Nemerî, I, 127; Hattâb, II, 79) hicrî takvime göre yedinci ay olan recebin ilk perşembesini cumaya bağlayan geceye ad olmuştur (ayrıca bk. KANDİL).
Regaib gecesi, Kur'an'da saygı gösterilmesi istenen ve hadislerde -gün belirtilmeden- oruç tutulması tavsiye edilen haram aylardan (el-Bakara 2/217; el-Mâide 5/2, 97; Ebû Dâvûd, "?avm", 55; İbn Mâce, "?ıyâm", 43) receb ayında bulunmakla birlikte özellikle tasavvufî eserlerde yer alan, Hz. Peygamber'in Regaib gecesinde ana rahmine düştüğü, receb ayının ilk perşembe günü oruç tutup gecesinde Regaib namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin birçok faziletinin bulunduğu yönündeki rivayetlerin asılsız olduğu hadis âlimlerince belirtilmiştir. İbnü'l-Cevzî, Regaib orucu ve namazıyla ilgili hadisin Zâhid Ebü'l-Hasan Nûreddin Ali b. Abdullah b. Hüseyin b. Cehdam (ö. 414/1024) tarafından uydurulduğunu ve hadisin başka hiçbir kaynakta geçmediğini belirtir (el-Mevzû?ât, II, 47). Ayrıca isrâ ve mi'rac olayının Regaib gecesi meydana geldiğine dair rivayetin de aslı bulunmamaktadır (İbn Kesîr, III, 109; Bedreddin el-Aynî, IV, 39). Regaib gecesiyle ilgili özel ibadet ve kutlamalar IV. (X.) yüzyılda ortaya çıkmış olup bu gecenin ilk defa kandil olarak kutlanmasına Kudüs'te 448 (1056), Bağdat'ta 480 (1087) yılında başlanmış, Gazzâlî de bütün Kudüs halkının bu geceyi ihya ettiğini söylemiştir (İ?yâ?, I, 203). Ebû Tâlib el-Mekkî gibi bazı mutasavvıflar Regaib gecesinden söz etmeyip receb ayının ilk gecesini ihya etmenin müstehap olduğunu belirtseler de (?utü'l-?ulûb, I, 121) bu geceyle ilgili rivayetlerin çok zayıf ya da uydurma olduğu hadis âlimlerince tesbit edilmiştir.
İslâm âlimlerinin büyük bir kısmı Hz. Peygamber, sahâbe ve tâbiîn dönemlerinde Regaib kandilinin bilinmediğini, kandil geceleri kutlanmasının diğer dinlerin tesiriyle ortaya çıktığını, dolayısıyla bu gecede özel bir ibadet yapmanın dinde yeni ibadet ihdası anlamına geleceğini, Resûl-i Ekrem tarafından genel olarak bid'atların yasaklanmasının yanı sıra (Buhârî, "?ul?", 5) cuma günü ve gecesi özel bir ibadet yapılmasının da yasaklandığını (Müslim, "?ıyâm", 147, 148), bu sebeple Regaib günü ve gecesinde muayyen ibadetler yapmanın dinen sakıncalı olduğunu belirtmiştir. Bir kısım âlimler ise genel anlamda fazileti âyet ve hadislerde belirtilen receb ayının bir gecesi olması dolayısıyla Regaib'in de faziletli gecelerden sayılacağını, namazın en üstün ibadet olup akşamla yatsı arasında nâfile namaz kılmanın fazileti hakkında -zayıf da olsa- hadisler, sahâbî ve tâbiî sözleri (Tirmizî, "?alât", 204; İbn Mâce, "İ?ametü'?-?alât", 185; Taberî, XV, 69; XXI, 100) bulunduğunu, müslüman toplumlarda özel zaman dilimleri olduğuna inanılan, dinî duyguların yoğun biçimde yaşandığı bu geceleri vesile ederek kazâ ve nâfile namaz kılmanın, Kur'an okumanın, çeşitli hayırlar yaparak Allah'a yaklaşmaya çalışmanın dinen bir sakıncası olmayacağını ifade etmişlerdir. Bu konuda birinci görüşü savunan Mâlikî fakihi İzzeddin İbn Abdüsselâm ile ikinci görüşü savunan hadis âlimi İbnü's-Salâh arasında bir münazara gerçekleşmiş (münazaranın tam metni için bk. Sofuoğlu, VII [1992], s. 17-45), âlimlerin birçoğu İbn Abdüsselâm'a hak vermiş, bunun üzerine Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü'l-Kâmil, Regaib namazının camilerde kılınmasını ve bu gecenin kutlanmasını yasaklamıştır. Daha sonraki dönemlerde de benzer tartışma ve olaylar meydana gelmiştir. Osmanlı devrinde Molla Fenârî, Regaib gecesi hakkında olumlu görüş belirtmiş, çeşitli dönemlerde bu konuda lehte ve aleyhte risâleler yazılmıştır (Keşfü'?-?unûn, bk. bibl.; Îzâ?u'l-meknûn, II, 196). Farklı görüş ve uygulamalar günümüzde de varlığını sürdürmektedir.



















