TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Bir Sultan, Bir Darbe, Bir Anayasa" başlıklı Sultan Abdülaziz Han'ı anma programında konuştu Açıklaması

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 'Bir Sultan, Bir Darbe, Bir Anayasa' başlıklı Sultan Abdülaziz Han'ı anma programında konuştu Açıklaması
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Anayasaları darbelerden bütünüyle ayırarak hiçbir şekilde darbelerin gölgelerinin, tortularının anayasalar üzerine aksetmesine müsaade etmeden, Türkiye'nin yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahip olduğunun altını çizmek isterim" - "Anayasa tartışmaları kısır gündelik siyasi tartışmaların da mevzusu değildir. Siyasi partiler gelir gider, isimler gelir geçer ama ülkelerin anayasaya ihtiyaçları, milletin talepleri ortadadır. Bunun gerektirdiği şekilde hareket edilmesi Türkiye'nin geleceğinin önemli unsurlarından birisidir" - "Yeni bir anayasayı yapmak mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin öncelikli ödevlerinden birisidir. Türkiye'nin gücünü artıracak katılımcı, çoğulcu, demokratik ve kuşatıcı bir anayasayı yapmak için hepimizin üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmesi lazım"

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, "Anayasaları darbelerden bütünüyle ayırarak hiçbir şekilde darbelerin gölgelerinin, tortularının anayasalar üzerine aksetmesine müsaade etmeden Türkiye'nin yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahip olduğunun altını çizmek isterim." dedi.

Kurtulmuş, TBMM'nin himayesinde Galatasaray Üniversitesinin "Milli Egemenliğin 150 Yıllık Hafızası: Parlamento ve Anayasanın 150. Yılı Projesi" kapsamında düzenlenen Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han'ı anma törenine katıldı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş program kapsamında ilk olarak, Sultan Abdülaziz Han döneminde kullanılan ve geniş bir külliye olan Feri Sarayları sınırları içindeki Kabataş Erkek Lisesi ve Galatasaray Üniversitesi binalarında incelemede bulundu.

Sultan Abdülaziz Han'ın, yandaki binayla irtibata geçmesini önlemek adına inşa edilen duvardaki kapıların önünde döneme dair bilgiler alan Kurtulmuş, daha sonra Kabataş Erkek Lisesi binasında Sultan Abdülaziz Han'ın katledildiği odayı ziyaret etti. Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Akif Emre Öktem tarafından olay gününün anlatılmasının ardından Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi.

Galatasaray Üniversitesinin konferans salonunda devam eden "Bir Sultan, Bir Darbe, Bir Anayasa" başlıklı programda, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tarihi Türk Müziği Topluluğu tarafından Sultan Abdülaziz Han'ın bestelerinden oluşan konser verildi.

"Tarih, aynı zamanda geleceğe ışık tutmaktır"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'deki anayasacılık hareketinin önemli dönüm noktalarından birisi olan 1876'nın 150. yıl dönümü dolayısıyla bu yıl TBMM olarak bir dizi etkinlikler yaptıklarını, şu ana kadar beş üniversitede anayasa çalışmaları ve paneller gerçekleştirdiklerini söyledi.

Söz konusu etkinliklere değer katan güzel bir buluşmayı da Sultan Abdülaziz Han'ı anmak vesilesiyle Galatasaray Üniversitesi'nde gerçekleştirdiklerini ifade eden Kurtulmuş, Ankara'da Ekim ya da Kasım ayında anayasa konusunda bir çalıştay düzenleneceğini kaydetti.

Kurtulmuş, Galatasaray Üniversitesi'nde ve Kabataş Erkek Lisesi'nde, Sultan Abdülaziz Han'ın katledildiği odada, hala gizemini koruyan, hala ciddi şekilde üzerine tartışılan, bir kısmının üstünü örtmeye çalıştığı ama Osmanlı Cihan Devleti'ni yıkılışa doğru süratle götüren bir katlin, bir infazın gerçekleştiği yerde anlamlı anma törenleri yaptıklarını belirterek, "Prof. Dr. Akif Emre Öktem hocamızın anlattıkları çerçevesinde bir kere daha gördük ki Sultan Abdülaziz Han kimilerinin örtmeye çalıştığı gibi intihar ederek değil, dışarıdan bir müdahaleyle maalesef infaz edilerek vefat etti. Allah rahmet eylesin." dedi.

Sultan Abdülaziz Han'ın Türk ve Osmanlı modernleşmesinin önemli isimlerinden olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Sultan Abdülaziz'in hem devletin idari yapısını güçlendiren hem de ordunun modernleşmesini sağlayan önemli adımları gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Kurtulmuş, kendi döneminde ve sonraki dönemlerde birileri tarafından Sultan Abdülaziz hakkında küçük düşürücü bazı yakıştırmalarda bulunulduğunu kaydederek, "Kendisinin sadece pehlivan özelliğini öne çıkararak entelektüel, derinlikli, bilge kişiliğini öteledilerse de Sultan Abdülaziz Han aslında eserleriyle, felsefe üzerindeki çalışmalarıyla adından söz ettirmiş ve gerçekten ciddi bir entelektüel birikime, derin ve çaplı bir devlet vizyonuna sahip olan bir padişahtı." diye konuştu.

Modernleşme başta olmak üzere kamu düzeni ve denizcilik gibi birçok konuda Sultan Abdülaziz Han'ın attığı adımlara dikkati çeken Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Sultan Abdülaziz Han'ın belki de içinde bulunduğu o siyasi baskılara maruz kalmasının en önemli hususiyetlerinden birisi de sadece Avrupa devletlerinin gölgesinde gelişen, Osmanlı'nın birtakım gelecek arama macerasında vizyon yenilemesine doğru gitme arzusudur. Açıkçası karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı, Osmanlı'nın sadece Avrupalı bazı müttefikler ya da muarızlar çerçevesinde değil, Ruslarla birlikte geliştireceği yeni birtakım yaklaşımlar ve ittifaklarla kendi vizyonunu yenileyebileceğini düşündüğü ifade edilir. Hatta kendisine karşı suikastın arkasındaki temel unsurlardan birisinin de bunun olabileceği tarihçiler tarafından söylenir."

Kurtulmuş, Türkiye'de tarih konusunda bazı yanlışlıkların sürekli yapıldığını, yakın tarihin önemli şahsiyetleri üzerinden tarafgirliklerin devşirildiğini ya da tarafgirliklerin yakın tarihin önemli şahsiyetleri üzerinden anlamlandırılmaya çalışıldığını dile getirerek, "Tarih, sadece dünü anlamak değil tarih, aynı zamanda geleceğe ışık tutmaktır. Dünün güç dengeleri içerisinde İngiltere-Osmanlı, Almanya-Osmanlı, Fransa-Osmanlı, Rus-Osmanlı ilişkileri bir başka şekilde olduğu gibi yarın da bambaşka bir şekilde olacaktır. Yakın tarihi gerçekten yeniden okumak, günümüze bir şekilde uyarlamak ve dersler çıkarmak mecburiyetindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin anayasacılık tarihi

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'nin anayasacılık tarihinin de fevkalade önemli olduğunu belirterek, 1876'nın anayasacılık bakımından önemli adımlarından birisi olduğunu vurguladı.

"Anayasa çalışmalarıyla darbeler arasında da bir ilişki vardır." diyen Kurtulmuş, 1876 Anayasası'nın da Sultan Abdülaziz Han'a yapılan darbenin hemen arkasından kabul edildiğine dikkati çekti.

Kurtulmuş, Cumhuriyet tarihinde 1961 ve 1982 Anayasalarının, 1960 ve 1980 darbelerinden sonra kabul edilmesinin de tesadüf olmadığını vurgulayarak, "Bugün bile bazılarının tartıştığı mesele, Türkiye'nin 150 yıllık anayasacılık müktesebatına rağmen, hala açık bir tartışmadır. Kimilerine göre anayasa sadece kurucu meclisler, kurucu iradeler tarafından yapılır. Bu kurucu irade de topla, tüfekle, tankla, süngüyle yani birtakım güçlerle ortaya konulan iradedir. Halbuki artık geldiğimiz noktada Türkiye için milletten başka, milli iradeden başka, milletin sözünden başka bir kurucu irade asla kabul edilemez, düşünülemez ve başka bir güce kurucu irade yaftası yakıştırılamaz." diye konuştu.

"Türkiye yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahiptir"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 150 yıllık süre içerisinde Kanun-ı Esasi'nin, en başından itibaren öncü bir atılım olduğunu ifade ederek, bugün yürürlükte olan anayasa ve öncekilerin kabul ediliş ve uygulanma süreçlerinin Türkiye siyaseti bakımından fevkalade büyük bir müktesebat olduğunu belirtti.

150 yıl gibi kısa bir süre içerisinde anayasacılık bakımından bu kadar derin bir tecrübeye sahip olan başka bir milletin bulunmadığını kaydeden Kurtulmuş, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu tecrübenin iyi tarafları da vardır, kötü tarafları da vardır. Yanlışları düzeltip yolumuza devam etmek boynumuzun borcudur. Anayasaları darbelerden bütünüyle ayırarak hiçbir şekilde darbelerin gölgelerinin, tortularının anayasalar üzerine aksetmesine müsaade etmeden, Türkiye'nin yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahip olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca anayasa tartışmaları kısır gündelik siyasi tartışmaların da mevzusu değildir. Siyasi partiler gelir gider, isimler gelir geçer ama ülkelerin anayasaya ihtiyaçları, milletin talepleri ortadadır. Bunun gerektirdiği şekilde hareket edilmesi Türkiye'nin geleceğinin önemli unsurlarından birisidir."

Kurtulmuş, 150 yıllık mücadele sırasında en önemli meselelerden birisinin "Ne oldu da biz Batı karşısında yenildik?" sorusu olduğunu ifade ederek, "Kimisi kurumsal kapasitemizin zayıflamasına, kimisi bilim ve teknolojide geri kalmamıza, kimisi ordu bakımından zayıf düşmemize, kimisi içeride toplumsal bütünlüğün zayıflamasına bağlar. Ama ne olursa olsun bu 150 yıl içerisinde entelektüellerin, siyasetçilerin iyi niyetli bir şekilde çözüm arayan, Türkiye'yi daha ileriye götürmek isteyenlerin üç temel konuda anayasa çalışmalarına, daha doğrusu Türkiye'de devletin gücünü geliştirme, artırma çabalarına katkı sunmaya çalıştıklarını görüyoruz." şeklinde konuştu.

Cevap aranan üç temel konudan birisinin, "Devletin kudreti hangi kısıtlar altında ele alınmalıdır?" olduğunu aktaran Kurtulmuş, ikinci meselenin de "milletin iradesinin hangi kurumlar, hangi mekanizmalar vasıtasıyla temsil edileceği" olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, milletin iradesinin nasıl temsil edileceğinin, aynı zamanda demokrasinin genişleme fikriyle de birebir ilgili olduğunu belirterek, "Dün devam eden tartışmaların bugün de bundan sonra da yoğunlaşması mukadderdir ve hatta doğru konulardır." dedi.

"150 yıl içerisinde Türkiye demokrasi bakımından da fevkalade ileriye gitmiştir"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, bir başka temel konun da "insan hak ve özgürlüklerinin hangi çerçeveler içerisinde korunacağı, hangi mekanizmalarla ele alınacağı ve bunun millet iradesini nasıl güçlendirebileceği" olduğunu kaydetti.

150 yıllık müktesebatın asla hafife alınmaması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"150 yıl içerisinde Türkiye, demokrasi bakımından da fevkalade ileriye gitmiştir, büyük merhaleler geçirmiştir. Sultan Abdülaziz Han'ın katli gibi, Cumhuriyet döneminde Adnan Menderes'in ve arkadaşlarının katli gibi fevkalade hazin bir antidemokratik sonuçla karşılaşmıştır. Partilerin kapatıldığı, siyasetin sözünün kısıldığı nice dönemleri Türkiye geride bırakmıştır. Ama Türkiye'nin istikameti 150 sene evvel olduğu gibi bugün de daha ileriye gitmek, daha modern toplumlar inşa etmek, daha güçlü demokrasileri inşa etmek ve milletle devlet arasındaki bütünleşmeyi tam manasıyla sağlamaktır."

Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu perspektiften baktığımızda siyaset olarak, bilim insanları, akademik camia olarak, fikir insanları olarak üzerimizdeki önemli sorumluluklardan birisi de Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacını karşılamaktır. Türkiye artık 21. yüzyılın bu şartları içerisinde hele hele dünyanın tam manasıyla bir savaş meydanına döndüğü, dünyada hemen hemen oluşan bütün bölgesel ve küresel krizlerin bizim çevremizde yer aldığı böylesi bir dünyada Türkiye iç birliğini, bütünlüğünü, öncelikle anayasal düzenini demokratik unsurlarla tahkim ederek yoluna devam etmek durumundadır.

Yeni bir anayasayı yapmak mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin öncelikli ödevlerinden birisidir. Türkiye'nin gücünü artıracak katılımcı, çoğulcu, demokratik ve kuşatıcı bir anayasayı yapmak için hepimizin üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmesi lazım. Bu çerçevede 'zamanı gelmedi' diye düşünmeden, anayasa tartışmalarını da sadece ezberlenmiş birtakım kalıplar etrafında ele almadan tartışmaları sürdüreceğiz ve inanıyorum ki sonunda Türkiye 2026'da, 2027'de kendisine yaraşan, milletimizin birliğini bütünlüğünü temin eden, Türkiye'nin küresel alandaki rekabet gücünü artıran, Türkiye'yi bölgesindeki ve dünyadaki tehditlerden koruyan çağdaş bir toplum sözleşmesi olarak yeni anayasasını gerçekleştirecektir."

"Artık Türkiye kendi anayasasını yaparak önündeki bütün engelleri kaldıracak"

Kurtulmuş, anayasa tartışmaları gündeme geldiğinde "Kurucu irade yok ama…" diyenlerin bulunduğunu anımsatarak, "Onların derdi, millete kurucu irade olarak bir paye ve güç vermemektir. Onların anayasadan anladıkları, kapalı kapılar ardında birileri anayasa yapar ve hakim unsurların mütegallibenin ihtiyacı neyse o çerçevede bir anayasa metni yazarak bunu millete dikte ederler. 'Millet öyle anayasa falan yapabilecek olgun bir şahsiyet değildir. Millet güdülecek, millet etrafı kuşatılarak ne tarafa gidip gitmesi gerektiği söylenecek, yeri geldiğinde de parmakla tehdit edilecek bir unsurdur.' Hayır, o devirler geride kaldı. Artık Türkiye kendi anayasasını yaparak önündeki bütün engelleri kaldıracak ve ümit ediyorum ki çok daha güçlü bir şekilde Türkiye, bugünün dünyasında yerini alacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Yeni Anayasanın Türkiye için bir zaruret olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "İç kalemizi tahkim etmenin önemli unsurlarından birisi de milletin geniş kesimleri tarafından benimsenmiş bir anayasa mutabakatının sağlanmasıdır. Onun için bazı küçük rötuşlar değil, tam manasıyla demokratik devrim niteliğinde olacak bir anayasal çerçeveye Türkiye'nin ihtiyacı olduğu aşikardır. Bu söylediğim sözlerin birilerini ne kadar rahatsız edeceğini bilerek söylüyorum. Ama Türkiye artık laf olsun, birilerinin gönlü alınsın diye konuşulacak bir ülke değildir. İhtiyacımız neyse onu ortaya koyacağız ve milletin mutabakatıyla bu ihtiyaçları karşılamak için gayret sarf edeceğiz." ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, gelecek dönemin tam manasıyla demokratik, güçlü Türkiye'si için sadece anayasanın değil, Türkiye'deki siyasal sistemin ana unsurlarını oluşturan bazı temel metinlerde de mutlaka demokratik değişimlerin olması gerektiğini belirtti.

Daha demokratik, daha katılımcı, herkesin sözünün daha rahat söylenebildiği ve bunların da karşılık bulduğu bir seçim yasasının oluşturulmasının elzem olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, ayrıca Siyasi Partiler Yasasının da güçlendirilerek, siyasi partilerin yasal güvenceler altına alınması gerektiğini vurguladı.

Kurtulmuş, TBMM'nin daha iyi çalışabilmesini sağlayacak demokratik, katılımcı ve çağdaş bir Meclis İçtüzüğü'nün de hazırlanmasının önemini dile getirerek, bunların yanı sıra siyasi etik yasasının da mutlaka çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Programda, İstanbul Valisi Davut Gül, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, Sultan Abdülaziz Han'ın torunlarından Neslişah Sultan'ın oğlu Prens Abbas Hilmi Abdülmunim, milletvekilleri, akademisyenler ve öğrenciler yer aldı.

Kaynak: AA / Ali Kemal Akan
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.