Kıble bulma: Kıble ne tarafta? Kıble yönü nasıl bulunur? Kıble hangi yönde? Kıble neresi?

Kıble bulma: Kıble ne tarafta? Kıble yönü nasıl bulunur? Kıble hangi yönde? Kıble neresi?

Kıble bulma: Kıble ne tarafta? Kıble yönü nasıl bulunur? Kıble hangi yönde? Kıble neresi?
Haberler.com - Haberler | Gündem

Namaz kılmadan önce yönümüzü kıbleye çevirmeliyiz. Kıble yönü genellikle cep telefonlarından tespit edilebiliyor. Fakat telefon olmayan yerde kıbleyi nasıl buluruz, kıble yönü nasıl öğrenilir merak ediliyor. Peki, kıble ne tarafta, kıble hangi yönde? Kıble neresi?

Sözlükte "yön, yönelinen cihet veya şey" anlamına gelen kıble terim olarak müslümanların namazda yönelmeleri gereken istikameti, Kâbe'yi ifade eder. Kıble yönü genellikle misafirliğe giderken, yabancı bir ortama girerken, bilmediğimiz bir yere girerken lazım olmaktadır. Peki, kıble yönü nasıl tespit edilir? Kıble yönü öğrenme nasıl yapılır?

KIBLE NEDİR? KIBLE NERESİ?

Sözlükte "yön, yönelinen cihet veya şey" anlamına gelen kıble terim olarak müslümanların namazda yönelmeleri gereken istikameti, Kâbe'yi ifade eder. Kâbe'ye yönelmek ayrıca ezan, ikamet (kamet), cenazenin defni, hayvan kesimi, dua gibi hususlarda da söz konusudur.

İslâm'dan Önceki Dinlerde Kıble. Gerek semâvî dinlerde gerekse diğer dinlerde inananların özellikle bazı bedenî ibadetleri yerine getirirken belli bir istikamete doğru yönelmeleri gerekli görülmüştür. Kutsala doğru olan bu yöneliş, bütün ferdî ve içtimaî alanları kapsamasına rağmen bir varlığı kendisinden başka bir gerçeklikle ilişkilendirmeyi hedeflediğinden bütün hakikatlerin bir araya geleceği bir merkez meydana getirir. Kutsalla bir şekilde irtibatlandırılan yer veya yönler insanlar tarafından seçilmemiş, sadece keşfedilmiştir. Çünkü kutsal mekânlar ilâhî bir işaretle belirlenmiştir. Nitekim Kâbe'nin yeri Hz. İbrâhim'e Allah tarafından gösterilmiş (el-Hac 22/26), Kudüs'teki mâbedin yeri de Dâvûd'a Tanrı tarafından melek aracılığıyla bildirilmiştir (II. Samuel, 24/16-25). Ayrıca hemen bütün dinlerde kutsal kabul edilerek ibadet anında kendilerine yönelinen bu tür mekânlarda mâbedler yapılmak suretiyle kutsallıkları teyit edilmiştir. Öte yandan bu mekânların doğu-batı, kuzey-güney gibi ana yönlerle ilişkileri bulunduğu gibi dünyanın her yerinden insanların buralara yönelmeleri sebebiyle bizzat kendileri de bir yön oluşturmuştur.

Mayalar ibadetlerinde güneşe doğru yönelirlerdi. Sâbiîler, Işık kralının ve Işık âleminin mekânı olduğuna ve nurla kaplı bulunduğuna inandıkları için diğer ibadetlerinde olduğu gibi namazlarında da kuzeye dönmektedirler. Maniheistler de kâinatın en yüksek ve gök kubbenin orta kısmı kabul ettikleri için ibadetlerinde Kuzey kutbuna yönelmişlerdir. Harrânîler'in ise Güney kutbuna yöneldikleri bilinmektedir. Hinduizm'de tanrılara nisbet edilen özel mekânlar ve coğrafî yönlere yüklenilen mitolojik anlamlar sebebiyle tapınaklar farklı istikametlere doğru inşa edilmiştir. Ancak bir Hindu sabah kalktığında güneşe doğru eğilir ve yüzünü doğuya çevirerek sabah ibadetini yapar.

Yahudilik'te ibadetler Kudüs'e dönülerek yapılmakta olup bu yön "mizra" (doğu yönü) olarak adlandırılmaktadır. Kudüs'ün Dâvûd tarafından Yebûsîler'den alınışından sonra Rab Yahova, Dâvûd'a mâbedi inşa edeceği yeri melek aracılığıyla bildirmiş (II. Samuel, 24/16-25), oğlu Süleyman tarafından milâttan önce yaklaşık 950'lerde şetiya taşı üzerine mâbedin inşa edilmesinden itibaren Kudüs Yahudiliğin dinî merkezi haline gelmiştir (I. Krallar, 8/28-49). Süleyman döneminde başlayan bu uygulamaya Daniel'in kitabında da rastlanmaktadır. Onun Bâbil sürgününde dahi odasının pencerelerini Kudüs'e doğru açtığı ve önceleri yaptığı gibi günde üç defa diz çökerek Tanrı'nın huzurunda dua edip şükrettiği kaydedilmektedir (Daniel, 6/10). Kudüs'ü işgal eden Romalılar'ın mâbedi yıkmasından, hatta başka milletlerin Kudüs'ü ele geçirmesinden ve yahudilerin dünyanın değişik bölgelerine sürgün edilerek dağılmasından sonra da bütün dönemlerde Kudüs onların ibadet ederken yöneldikleri dinî bir merkez olma özelliğini korumuştur.

Kudüs Mâbedi'nin yıkılışından sonra dünyanın farklı bölgelerindeki sinagoglar (beyt hakneset) önceleri giriş kısımları, sonradan kıbleleri Kudüs'e gelecek şekilde inşa edilmiştir. Sinagoglarda rulo halindeki el yazması Tevrat tomarlarının muhafaza edildiği, Aron ha-kodeş adı verilen ve camilerdeki mihraba benzeyen özel bölümler de Kudüs'e yönelik yapılmıştır. Yahudiler sinagoglarda olduğu gibi evlerinde de ibadet ederken Kudüs'e doğru yönelmektedirler.

Diğer Sâmî milletler gibi İbrânîler'in temel yönünü tesbitte güneşin doğuşu belirleyici bir rol oynamış, günlük hayatlarında da doğu yönü onlar için önemli olmuştur. Ahd-i Atîk'te bu yöne "mizrah" (Yeşu, 4/19), "mizrah şemeş" (gün doğusu) (Sayılar, 21/11; Hâkimler, 11/18) veya sadece moşa (yükselmek) (Mezmurlar, 75/6) şeklinde atıflarda bulunulmuştur. Diğer yönler de tanımlarını doğuya nisbetle almışlardır. Buna göre batı "arka" (Yoel, 2/20), kuzey "sol" (Tekvîn, 14/15) ve güney de "sağ" (I. Samuel, 23/24) olarak nitelendirilmiştir. Kuzey yönü daha çok mitolojik temalarla ilişkilendirilmiştir (Yeremya, 4/6; Yoel, 2/20). Güneşin doğuş yönü "ön" olarak kabul edilmiş, Kudüs Mâbedi'nin doğu kapısı, güneş ışıkları ilkbaharda ve gün dönümünde mâbedin iç mekânlarına girecek şekilde yapılmıştır. Nitekim Hezekiel'in rü'yetlerinde bu kapıdan "doğuya bakan kapı" ifadesiyle bahsedilmektedir (Hezekiel, 43/1-5).

Hıristiyanlar ibadetlerini doğuya yönelerek yapmaktadırlar. Çünkü Îsâ Mesîh doğuda, Beytlehem'de doğmuş (Matta, 2/1), onun doğumu üzerine müneccimler doğudan gelmişler, doğumuna işaret eden yıldızları da doğuda görmüşlerdir (Matta, 2/1-2). Matta İncili'nde Îsâ'nın tekrar gelişinin de doğudan olacağına işaret edilmektedir (Matta, 24/27). Bizans İmparatorluğu döneminde Kudüs hıristiyanların eline geçmesine ve onlara göre de kutsal sayılmasına rağmen ilk Kıptî ve Doğu kiliseleriyle daha sonraki dönemlerde Batı kiliseleri doğuya dönük olarak yapılmıştır. Süryânî mimarisinde de bütün kiliseler Îsâ'nın doğudan geri döneceği inancı gereği bu yöne doğru inşa edilmiş, mezbahın orta bölümünde "kduş-kudşin" olarak adlandırılan niş şeklindeki kısım da Îsâ'ya taç olarak süslenmiştir.

Beytlehem'de inşa edilen Doğuş Kilisesi doğuda bulunduğundan kilise binalarındaki yön geleneği kökenlerini, yahudi sinagoglarının Kudüs Mâbedi'ne doğru şeklindeki coğrafî yönlendirilişinden ziyade Greko-Romen mâbedlerinin doğuya doğru şeklindeki evrensel yönlendirilişinden alır. Genellikle ilk kiliseler bir doğu-batı ekseni üzerinde yönlendirilmiştir. Bununla birlikte en eski kiliseler ve IV. yüzyıldaki büyük Konstantin bazilikalarının girişleri doğuda olmak üzere kıbleleri batıyı gösterecek tarzda inşa edilmiştir. V. yüzyılla birlikte bu plan, kiliselerin girişleri batıda ve çoğunlukla yarım daire şeklindeki "altar" denilen çıkıntılı kısımları doğuda olacak şekilde düzenlenmiştir. Buna rağmen altarın doğuda bulunması, ibadet eden her hıristiyanın yüzünü doğuya döndürmüş olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü modern uygulamaya göre bir kilisede bulunan oturaklar ibadete katılanların farklı yönlere dönecekleri şekilde yerleştirilebilmektedir.

Mânevî bir sebebe bağlı olmamakla birlikte daha sonraki dönemlerde kiliselerin doğuya döndürülmesine eskatolojik bir anlam da yüklenmiştir. Îsâ'nın tekrar dönüşünün doğudan olacağı Matta İncili'nde ifade edildiğinden (24/27) hıristiyanlar ibadetlerinde doğuya dönmüşlerdir. İlk bazilikalarda yarım daire şeklindeki çıkıntılı kısımda bulunan ve "insanoğlunun işareti" sayılan geniş bir haç dualarda odak noktası olmuştur.

Modern insanın belirli bir tarafa yönelme sembolizmini zayıf bulabileceği, ayrıca yer darlığı sebebiyle şehirlerde geleneğe uygun kilise inşa etmenin zorluğu dikkate alınarak son zamanlarda kiliselerin pusulasız inşa edilmesi âdet olmuştur.

KIBLE YÖNÜ NASIL BULUNUR?

Kalıcı bir ibadet hane inşası için Kıble açısının veya kıble saatinin bilinmesi gerekmektedir.

Kabe'nin bulunduğu nokta ile bizim bulunduğumuz noktanın kuzey kutupla meydana getirdiği küresel üçgenin trigonometrik çözümünün açı cinsinden ifadesine kıble açısı denir.

Güneşin günlük deklinasyonu (arz üzerindeki her gün değişen konumu) ile Kâbe'nin bulunduğu nokta ve bulunduğumuz nokta arasında teşekkül eden küresel üçgenin trigonometrik çözümünün zaman cinsinden ifadesine kıble saati denir. Kıble saatleri; yalnız adı geçen şehir için geçerlidir. Namaz vakitlerinin illerden (±) fark alınarak ilçelerde kullanılışı gibi kesinlikle kullanılmamalıdır. Kıble istikâmetinin pratik olarak tespitinde kıble saati en pratik bir metottur. Güneşin arz üzerinde bulunduğu nokta her gün değiştiğinden namaz vakitleri gibi kıble saatleri de her yer için ve her gün için değişmektedir.

Sıhhatli yön gösterebilecek teknik âletler herkesin elinde bulunamayabilir. Bulunsa dahi çevremizdeki demir cinsi eşya veya malzemeler, pusulanın sapmasına sebep olurlar. Günümüzde en sıhhatli kıble tayinini kıble saati ile mümkündür. Kıble saatiyle yapılan kıble tayini kesin ve hatasız olduğundan tercih edilmektedir. Kıble tespiti yapılacağı günde net bir güneşin olması şarttır.

Cami yapan dernek ve vakıflar ile şahısların cami inşaatına başlamadan önce Müftülüklerimize müracaat ederek camilerin kıble yönünü işaretlettirmeleri gerekmektedir. İl Müftülüklerimizde kendi il ve beldelerinin, ilçe müftülüklerimizde kendi ilçe ve beldelerin kıble açı ve kıble saatleri bulunmaktadır.

Kıble bulma: Kıble ne tarafta? Kıble yönü nasıl bulunur? Kıble hangi yönde? Kıble neresi?

KIBLE NASIL BULUNUR?

Kâbe'yi görerek namaz kılanların, doğrudan Kâbe'ye; görmeden kılanların ise Kâbe istikametine yönelmeleri (istikbâl-i kıble), namazın farzlarındandır. İnternet ile beraber uygulamalar sayesinde kolaylıkla Kıble bulunabilir. En eski yöntem ise pusuladır.

Güneş Kıble'yi bulmak için etkili yöntemler arasındadır. Güneşe doğru dönüp sağ elimizi kaldırdığımızda, Kuzey ön taraf, Güney ise arka tarafımız olacaktır.

Kıble Saati; Kabenin bulunduğu nokta, güneşin günlük deklinasyonundaki yeri ve bulunduğumuz nokta arasında olusan küresel üçgenin trigonometrik çözümünün zaman cinsinden ifadesidir. Güneşin deklinasyonu değiştikçe kıble saatleri de günlük olarak değişmektedir.

KIBLE YÖNÜ BULMA YÖNTEMLERİ

1-) Kıble Saati:

Kalıcı bir ibadet hane inşası için Kıble açısının veya kıble saatinin bilinmesi gerekmektedir.

Kabe'nin bulunduğu nokta ile bizim bulunduğumuz noktanın kuzey kutupla meydana getirdiği küresel üçgenin trigonometrik çözümünün açı cinsinden ifadesine kıble açısı denir.

Güneşin günlük deklinasyonu (arz üzerindeki her gün değişen konumu) ile Kâbe'nin bulunduğu nokta ve bulunduğumuz nokta arasında teşekkül eden küresel üçgenin trigonometrik çözümünün zaman cinsinden ifadesine kıble saati denir. Kıble saatleri; yalnız adı geçen şehir için geçerlidir. Namaz vakitlerinin illerden (±) fark alınarak ilçelerde kullanılışı gibi kesinlikle kullanılmamalıdır. Kıble istikâmetinin pratik olarak tespitinde kıble saati en pratik bir metottur. Güneşin arz üzerinde bulunduğu nokta her gün değiştiğinden namaz vakitleri gibi kıble saatleri de her yer için ve her gün için değişmektedir.

2-) Pusula ile Kıble Bulma:

Yön bulma denilince akla ilk pusula ile yön bulmak geliyor. Pusula ile kıble yönünü tespit edebilir ve kıbleyi bulabilirsiniz. Pusulanın kırmızı ucu daima kuzeyi göstermektedir. Buna bakarak kıble yönünü bulabilirsiniz.

3-) Güneş ile Yön ve Kıble Tayini:

Güneş doğudan doğmaktadır ve batıdan batmaktadır. Haliyle öğleye kadar sağ elimizi güneşe doğru uzatırsak, sol tarafımız batı yönü olacaktır. Önümüz kuzey ve arka tarafımız da günel olacaktır.

4-) Diğer Yöntemler ile Kıble Tespiti:

Minare ve cami kapıları ile kıble yönünü tespit edebilirsiniz. Ülkemizde minare kapıları genellikle kıble yönünü, güney yönünü göstermektedir. Aynı şekilde iki minare arası da genelde kıbleyi gösteriyor. Caminin ana kapısının da yönü genellikle kıbleye bakar. Ağaçların yosunlu tarafı kuzey yönünü gösterir. Karıncalar yuva yaparken çıkardıkları toprağı yuvanın kuzey istikametine yığarlar.

5-) Online Haritalar, Telefon ile Kıble Tespiti:

Son olarak cep telefonunuzdan navigasyonu açarak kıbleyi bulabilirsiniz. Kıble bulucu uygulamalar ile de aynı şekilde kıble tespiti yapmak mümkündür.

KIBLESİNDE HATA TESPİT EDİLEN CAMİLERLE İLGİLİ NE YAPMAK GEREKİR?

Kâbe'yi görerek namaz kılanların, doğrudan Kâbe'ye; görmeden kılanların ise Kâbe istikametine yönelmeleri (istikbâl-i kıble), namazın farzlarındandır. Uzaklardan Kâbe'ye yöneliş, ancak takrîbî (yaklaşık) olarak gerçekleşebilir. Bu yönelişte esas olan, namaz kılanın yüzünün Kâbe istikametinden tamamen sapmamış olmasıdır. Kâbe veya Kâbe'nin gökyüzüne doğru dikey doğrultusu, kişinin yüz açısı içerisinde kaldığı sürece namaz kılan, kıbleye yönelmiş sayılmaktadır (el-Fetâva'l-Hindiyye, I, 70).

Buna göre namaz kılan, kendisini Kâbe'ye dik olarak bağlayan doğrudan, sağa veya sola tam 45 (kırk beş) derece dönmediği takdirde yüzü, Kıble istikametinden tamamen sapmış olmaz. Dolayısıyla da namazın sıhhatine engel teşkil etmez. Bununla birlikte namaz kılan kişi, gücünün yettiği ölçüde Kâbe istikametine tam isabet edecek şekilde yönelmeye çalışmalıdır.

Daha önce kıble istikametinde kısmi sapmalar olacak şekilde yapılmış olan camilerde kılınan namazlar sahihtir. Ancak kıble sapmaları, en kısa zamanda ve mümkün olan en uygun yolla düzeltilmelidir. Yeni yapılacak olan camilerin mihraplarının ise Kâbe istikametine yönelik olarak hatasızyapılmasına azami özen gösterilmelidir.

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title