Hak savunucularından "acele kamulaştırma" projelerine tepki: Bir şirketi binlerce hayvana tercih ediyorlar

Hak savunucularından 'acele kamulaştırma' projelerine tepki: Bir şirketi binlerce hayvana tercih ediyorlar
Güncelleme:
+18 sitede yayında
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Danıştay 6. Dairesi'nin Akbelen'deki acele kamulaştırma kararına ilişkin duruşmasının ardından Türkiye'nin dört bir yanından gelen hak savunucuları, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) önünde bir araya gelerek, maden projelerine tepki gösterdi. Ordu'nun Perşembe Yaylası'nda yürütülen maden çalışmalarına karşı mücadele eden Müşerref Kutlu, "Biz bu ülke için üretmiyor muyuz Perşembe Yaylası'nda? Perşembe Yaylası'nda o kadar hayvancılık, biz kendimiz için mi üretiyoruz sadece? Biz soframızda bir tas çorbamızı içer kalkarız. Geri kalanını bu ülkenin ekonomisi için üretiriz. Başka bir derdimiz yoktur bizim." dedi.

Haber: Erva GÜN / Kamera: Ünal AYDIN

(ANKARA) - Danıştay 6. Dairesi'nin Akbelen'deki acele kamulaştırma kararına ilişkin duruşmasının ardından Türkiye'nin dört bir yanından gelen hak savunucuları, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) önünde bir araya gelerek, maden projelerine tepki gösterdi. Ordu'nun Perşembe Yaylası'nda yürütülen maden çalışmalarına karşı mücadele eden Müşerref Kutlu, "Biz bu ülke için üretmiyor muyuz Perşembe Yaylası'nda? Perşembe Yaylası'nda o kadar hayvancılık, biz kendimiz için mi üretiyoruz sadece? Biz soframızda bir tas çorbamızı içer kalkarız. Geri kalanını bu ülkenin ekonomisi için üretiriz. Başka bir derdimiz yoktur bizim." dedi.

Danıştay 6. Dairesi, Akbelen'deki 7 köyün sınırları içinde yer alan zeytinlik ve tarım alanlarının "acele kamulaştırmasını" içeren Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın iptal istemini duruşmalı olarak görüştü. Duruşmanın ardından Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen hak savunucuları, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) önünde bir araya geldi. Duruşmaya katılan çevre savunucuları ve köylüler, kurum önünde yaşanan süreçlere ve mücadelelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

İkizköy'den çevre savunucusu Esra Işık, memleketin dört bir yanından "kamu yararı ve maden ile enerji projeleri maskesiyle toprağından, zeytininden, fındığından, yerinden ve yurdundan edilen köylüler" olarak toplandıklarını söyledi. "MAPEG eliyle şirketlerin çıkarı için toprakların talan edildiğini" savunan Işık, Ege'den Karadeniz'e, Akdeniz'den Doğu Anadolu'ya kadar yaşanan sorunları anlatmak için geldiklerini kaydetti. Işık, "Bugün buraya ineğimizi bırakarak geldik. Hasadı bekleyen mahsullerimizi bırakarak geldik. Koyunlarımızı bırakarak geldik. Her şeyimizi, evimizi, barkımızı bırakarak geldik. Sözümüzü söylemeye geldik" dedik.

"BİN YILLIK TAR İ H BİR ŞİRKETİN KAR HIRSINA TERK EDİLEMEZ"

Ordu'nun Perşembe Yaylası'nda yürütülen maden çalışmalarına karşı kampanya yürüten Müşerref Kutlu, evlerinden ve yurtlarından çıkarak doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden geldiklerini, hepsinin derdinin köyü, toprağı, merası, ormanı, suyu, fındığı ve zeytini olduğunu ifade etti. Akbelen'in zeytininin Karadeniz'in sofrasına, Karadeniz'in fındığının ise Akbelen'in sofrasına gittiğini söyleyen Kutlu, birbirlerinden farkları ve ayrı gayrıları olmadığını belirtti.

Perşembe Yaylası'na MAPEG tarafından bir şirketin gönderildiğini ve bir ay önce kadınların yerlerde sürüklendiğini aktaran Kutlu, o kadınların emekleriyle hayvancılık yaptığını, bu ülke ekonomisi için ürettiklerini söyledi. Kutlu, konuşmasında şunları kaydetti:

"Binlerce hayvan var. Binlerce hayvanı, bir şirketi, bir şirketi binlerce hayvana tercih ediyorlar. Biz bu ülke için üretmiyor muyuz Perşembe Yaylası'nda? Perşembe Yaylası'nda o kadar hayvancılık, biz kendimiz için mi üretiyoruz sadece? Biz soframızda bir tas çorbamızı içer kalkarız. Geri kalanını bu ülkenin ekonomisi için üretiriz. Başka bir derdimiz yoktur bizim. Bizim Perşembe Yaylası'nda dört mevsim turizm vardır. Turizm mi, maden mi diyoruz? Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne. Bizi oralarda sahipsiz bırakıyorlar. Geliyorlar Perşembe Yaylası'nın Karga Tepesi'nde bir manzara fotoğrafı çekinip gidiyorlar. Orada köylü ne halde? Orada koyunun başındaki çoban ne halde? Ahırında inek sağan kadın ne halde bilmiyorlar. Biz suç örgütü müyüz? Biz bu toprakta hayvancılık yapmak istiyoruz. Bizim başka bir derdimiz yok. Biz bu soyumuzu gelecek nesillere bırakmak istiyoruz. Binyıllık bir tarih var Perşembe Yaylası'nda. Bin yıllık bir bölgesel ticaret var. Bir şirketin kar hırsına terk edilemez. Biz bunu kabul etmiyoruz."

Denizli'nin Avdan köyünden gelen Hatice Kocalar da Akbelen ve Türkiye için geldiklerini söyleyerek, eşiyle zorlukla yürüyerek geldiklerini belirtti. Kendi 30-40 dönümlük tarlalarının talan edildiğini dile getiren Kocalar, "Türkiye'nin her tarafındaki madene dur diyelim" çağrısında bulundu.

"KİŞİSEL ÇIKARLAR İÇİN KAMU GÖREVLİSİNİN ŞİRKET LEHİNE DURDUĞUNU GÖRDÜM"

Giresun'un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü köyünde Alagöz Maden şirketinin faaliyetlerine karşı mücadele eden Mesut Yılmaz ise Danıştay'daki acele kamulaştırma kararı iptal davasına katıldığını ifade ederek salondaki izlenimlerini paylaştı. Yaklaşık 1 yıldır bu mücadelenin içinde olduğunu ve ateş dokunduğunda durumun ciddiyetini fark ettiğini söyleyen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün Danıştay'da iki tane masa vardı. Bir masada halkı, vicdanı, adaleti, geçmişi ve geleceği temsil eden bir masa gördüm. Sol taraftaki masadaysa benim devletimin şirketle bir olup halkının karşısına geçtiği ve devletimin kamu görevlisinin kendisinin de orada şirketin lehinde naralar attığını gördüm. Açıkçası çok üzüldüm. Biz atalarımızın bize bıraktığı mirasın peşinden el sürdürmemek için tarih boyunca Giresun'da, Tirebolu'da, Topal Osman'ın torunları, Çepnililer olarak savaştık. Karadeniz'deki o dönemde Türkiye'nin parası yokken bu fındık satılıp, bu fındık üretilip bu Türkiye'nin borçları, dış borçları ödenirken bu fındık vardı. Bizim madenimiz toprağın altında, bizim çıkartabileceğimiz güçte bir maden vardır. Madene karşı da değiliz ama bizim bölgemiz, madencilik faaliyetleri ne kadar usulüne uygun yaparsanız yapın, erozyona, toprak kaymasına ve çeşitli doğal afetlere meydan verecektir. Bizim asıl madenimiz şu an yerde duruyor. Bizim asıl madenimiz mısırımız, ondan ürettiğimiz mısır ekmeğimiz, fındığımız, fındığımızdan ürettiğimiz yağımız, her şeyimiz burada şu an ayaklarımızın kenarında duruyor. Bizim madenimiz toprağın altında olabilir ama toprağın üstü altından her zaman daha değerlidir."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.