Fidan: NATO Zirvesi Tarihin En Büyüğü Olacak
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinin belirsizliklerle dolu bu dönemde tarihin en büyük zirvesi olacağını belirtti. ABD Başkanı Trump’ın katılımı, savunma sanayi forumu ve yeni külfet paylaşımı sisteminin önemine vurgu yaptı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "(Ankara'daki NATO zirvesi) İnsanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin; bu tarihi dönemeçte, eşikte, bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak." dedi.
Bakan Fidan, CNN Türk televizyonunda Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı.
Fidan, Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine ilişkin bunun "düzenlenecek olmasının" önemine atıfta bulunarak "Zirve her halükarda yapılacaktı da tabii burada NATO'nun kurucusu, yönlendiricisi ve taşıyıcısı durumda olan Amerika'nın ve Sayın Trump'ın zirveye gelecek olması, bunu açıklaması başlı başına en büyük şey." ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, zirvenin Türkiye'de yapılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde olması nedeniyle zirveye gelme kararına değinen Fidan, ABD'nin dünyadaki rolünü Trump döneminde yeniden tanımlaması ve bununla transatlantik ilişkinin değişmesi ve Avrupa'nın kendisini 2. Dünya Savaşı'ndan beri, "bu derece büyük bir tehdit altında" hissetmediği değerlendirmesini yaptı.
Hakan Fidan, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırıları, ABD'nin kendini yeniden tanımlaması, ticaret savaşları ve diğer aktörleri örnek olarak gösterirken "Çin, artık durdurulamaz bir süper güç." diye konuştu.
Teknoloji, yapay zeka, marketler ve sermaye gibi konuların yeniden dağılımı ve güç değişimine işaret eden Fidan, "İnsanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin bu tarihi dönemeçte, eşikte, bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak." dedi.
Fidan, bugüne kadar bu kadar büyük problemli alanın aynı anda kesiştiği başka bir dönemeç olmadığı tespitini yaparak bunun, bir daha olmamasını diledi.
Bakan Fidan şunları kaydetti:
" Türkiye'nin bu olayların merkezinde olması, bunu yönetmesi ve bunu taşıma sorununu sırtına alması, tabii ki kendiliğinden böyle kolay olan bir şey değil. Hep söylüyorum, Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliğini, uluslararası bütün sorunları sonuna kadar yaşamış olması, hissetmiş olması, bunlardan geçmiş olması, içeride ve dışarıda girdiği bütün mücadeleler ve bunun neticesinde aslında, dünyanın nereye gittiğine ve nereye gitmesi gerektiğine ilişkin bir sahici vizyonun olması. Bu nadir bulunan bir konu. Çünkü birçok lider, bu pozisyonda olamayabiliyor. Bakın, bir idrak ve vizyon gelişmesi liderler için bir süreç. Yani bu bir günde, iki günde, 3 yılda 4 yılda olmuyor. Orada çok uzun zaman kalıp o kavgayı vermeniz gerekiyor, büyük bir gücün başında. Böyle de lider fazla yok. Halkından tekrar tekrar bunu alarak."
Türkiye'deki gibi kadroların da fazla olmadığını vurgulayan Fidan, "Dolayısıyla Türkiye'nin bu kadar kritik bir zamanda dünya barışı için ve kendi bölgesel güvenliğimiz için böylesine kritik bir rol üstlenmesini ben çok kıymetli buluyorum." diye konuştu.
NATO ittifakındaki durum
Dışişleri Bakanı Fidan, NATO'da, ABD'nin kendi başına bir grup olduğunu, ikinci grup olarak Avrupa Birliği üyesi ülkeleri ve üçüncü grupta ülkeleri de bunun dışındakilerin oluşturduğunu söyledi.
"Bu ülkelerin farklı coğrafyalarda farklı tehditleri görerek farklı ekonomik kalkınma süreçlerini şu anda yöneterek ve birbirleri arasındaki ilişkileri yeniden tanımlama süreçleri içerisinde oldukları bir dönemde Ankara'da bir araya gelip farklı perspektifleri uyumlaştırma çalışmalarını araması önemli." diyen Fidan, Ankara'nın NATO 3.0'ın tanımlandığı ve kabul edildiği yer olacağını bildirdi.
Fidan, ittifakın yeni dönemini anlatarak İkinci Dünya Savaşı'ndan, 2026'ya kadar oluşturulmuş külfet paylaşım sisteminin artık aynı olmadığını belirtti.
"Bu değişiyor, Amerika'nın baskın, yük taşıyıcı olduğu Avrupa Güvenliği Sistemi'ni artık değiştiriyoruz. Bu tek başına Amerika'nın zorladığı, dayattığı bir karar olmanın da ötesinde, oradaki ülkelerin hep beraber bu kararı, ya bu mantıklı, bizim de böyle yapmamız lazım, bağımlılığı azaltmamız lazım, kendi yükümüzü kendimizin taşıması lazım dediği bir konu." diye konuşan Fidan, yüzde 5 savunma harcamaları meselesinin önemli olduğunu aktardı.
Hakan Fidan, bütün ülkelerin istisnasız bunu kabul ediyor olması ve bundan sonra da buna göre hareket edecek olmasının fevkalade önemli olduğuna işaret ederek, külfet paylaşımı konusuna yönelik değerlendirmeler yaptı.
Ankara'daki zirvenin "tarihi" olarak nitelendirilmesinin sebeplerinden birinin, ilk defa Savunma Sanayi Forumu'nun, NATO'nun resmi programının bir parçası olması ve ilk kez bu kadar büyük ölçekte bir forum düzenlenmesi olduğunu dile getiren Fidan, bunun savunma sanayisi konusunun genel savunma stratejilerinde esas ayaklarından biri olduğunu gösterdiğini aktardı.
Yeni dönemde güvenlik
Dışişleri Bakanı Fidan, bunun strateji ve mantık değişikliği açısından da fevkalade önemli olduğunun altını çizerek bunun, zirvenin temel çıktılarından olduğunu bildirdi.
Yeni dönemde Türkiye için nasıl bir değişiklik olacağının da evrilen bir süreç olduğunu söyleyen Fidan, "Çünkü dediğim gibi şu anda politik tartışmalar var, pratikteki değişmeler daha geriden geliyor ama savunma sanayisi alanında muazzam bir işbirliği alanı açılacak, onu görüyoruz ama bununla beraber büyük bir rekabet alanı da açılacak. Bu işbirliğini ve rekabeti bir paralel şekilde götürmemiz gerekiyor. Diğer taraftan sınamaların, tehditlerin çeşidi de değişecek. Buna uygun da hareket etmek gerekiyor." diye konuştu.
Fidan, perspektifin önemli olduğunun altını çizerek AB içerisinde dahi işbirliği yapılırken birisi domine etmeye mi çalışıyor sorusunun her zaman yer aldığını, savunma stratejilerinde bir numaralı sorunun mutlak güven olduğu değerlendirmesini yaptı.
Güvenliği başkasının eline bırakmamak meselesi gündeme geldiğinde bütün savunma yükünü kendinizin geliştirmesi gerektiğini aktaran Fidan, "İşbirliği içerisinde savunma yükünü beraber dağıtalım, beraber paylaşalım dediğiniz zaman da o zaman burada kime ne kadar yetenek gidecek ona bakmanız gerekiyor. Şimdi tarih boyunca savaşmış olan Avrupa ülkeleri bundan sonra Amerika'nın yokluğunda bir savunma işbirliği düzeni geliştirirken şimdi burada detayına girmeyeyim, kendi aralarında da yani kamuoyunda dillendirmedikleri çok fazla hassas konu oluyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından bölgesel güvenliği sağlama konusunda aktif rol oynama iradesinde sorun olmadığını bildirdi.
Avrupalıların bunun siyasetini kurgulamada ve bu siyaseti bir stratejiye dönüştürmede, stratejiye uygulanabilir taktik politikalara dönüştürmede farklı düşünceleri olduğunu ve AB'li yetkililerle de bunu görüştüklerini aktaran Fidan, Avrupa Güvenlik Eylemi'nin (SAFE) yanı sıra Made in Europe gibi konularda Avrupa'nın artan bir şekilde korumacılıkla hareket ettiğini gördüklerini belirtti.
Hakan Fidan, AB'nin bu konudaki yöntemini anlatarak bunun iyi tarafının paranın içeride kalması kötü tarafının ise rekabetin azalması olduğunu kaydetti.
Avrupa'nın korumacılık yapmadığı alanda Çin gibi aktörlerle rekabet edecek durumda olmadığını söyleyen Fidan, korumacılığın ise uzun vadede tersine dönebileceğine işaret etti.
Fidan, AB yetkililerine, Ankara ile ekonomik ortaklık halinde 500 milyon nüfusa sahip bir market oluşabileceğini söylediğini aktardı.
Buna ilişkin detaylar veren Fidan, "Kısa vadede Avrupa Birliği'nin içe kapanıcı, korumacı politikalarla belli sektörleri koruyabileceğini düşünüyorum ama uzun vadede bu çok fazla etkili olmayabilir. Çünkü Çin'in ucuz üretim, sübvansiyel üretim gücüyle, Batı ekonomilerinin nasıl rekabet edeceklerinin bir reçetesi yok. Şu anda herkes bunu yönetmeye çalışıyor, bunu siyasal seçim yoluyla iktidara gelmiş partiler halklarına yansıtmamaya çalışıyorlar ama gene bu konuda en iyi karar alma yeteneği olan kurumların başında Avrupa Birliği geliyor." ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, AB'nin topluluk ülkeleri adına karar alan tarafının gündelik siyasetle çok fazla ilgisi olmadığı ve bürokratların olduğu, ulusal yapılarla ilgilenmeyen, ulus üstü, daha teknokrat, daha soğuk ve realist bakabilen bir yapı olduğunu anımsattı.
Transatlantik yapıdaki son durum
Fidan, transatlantik ilişkilerde ABD yönetimiyle, Avrupa'daki aktörlerin "kavga etmemesinin" önemli olduğuna değinerek ihtilaf potansiyelinin sürekli ortada olduğunu aktardı.
Süreci ve tartışmaları özetleyen Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bütün liderler nezdindeki güven telkin eden güvenilir ve akil adam olma durumuna dikkati çekti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Son zamanlarda Avrupa'da, Batı'da söylenen bir şey var, odadaki tek yetişkin Türkiye meselesi." diyerek Türkiye'nin bu role gelmiş olmasının sürekli barışı, istikrarı, işbirliğini, yatıştırıcılığı teşvik eden bir aktör olmasının önemine vurgu yaptı.
Müttefikler arasındaki sahici ve gerçekçi tartışmaların her zaman sağlıklı olduğuna işaret eden Fidan, "Kimsenin kendi içindekini saklamaması lazım. Tartışsınlar yani kapılar kapandıktan sonra ama çıktığı zaman da birlik mesajı verilmeye devam etsin. Biz bunu teşvik edeceğiz. Bütün stratejimiz bunun üzerine." ifadelerini kullandı.
Özgür Özel'in açıklamaları
CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in ifadelerine Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Esasında Sayın Özel'in sadece bu yazısında değil, bütün uluslararası çağrılarına baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: 'Ben burada siyaseten zor durumdayım, gelip bana niye yardım etmiyorsunuz?' Aslında söylemeye çalıştığı şey bu. Kendi içinde birtakım siyasi açmazlar var, çatışmalar var, sıkıntılar var. Şunu tanımlamak aslında belli ayrımları yapmamak oluyor. Şimdi NATO üyesi ülkeler, liderler veya diğer ülkeler, Cumhurbaşkanımızla ilişkiye geçtiği zaman Türkiye ile ilişki kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onun cumhurbaşkanı, onun bakanları… Her devlet, her devletle kendi milli çıkarı üzerinden ilişki kurar ve yürütür. Bu son derece uluslararası ilişkilerin bir numaralı kuralı. Şimdi bunu şöyle ifade ediyor: 'Siz aslında Türkiye Cumhuriyeti devletiyle değil AK Parti ile ilişki kuruyorsunuz.' zaten getirmeye çalışıyor. Şimdi bu aslında mantık olarak da kendi içerisinde çok tutarlı değil. Bu, bizim açıkçası çok fazla üzerinde durduğumuz, ciddiye aldığımız bir konuda değil. Burada kendi içinde siyasal bir feryat var."
Özel'in her yere her türlü şikayeti yaptığını söyleyen Fidan, "Aslında kendi içinde de ideolojik ironiye de düşüyor. Zaman zaman, anti-NATO olmakla inanılmaz derecede övünen siyasal söylemin sahibi, daha sonra şimdi geliyor ki NATO'yu o koruyamaz, ben koruyabilirim demeye getirir, bir noktaya gidiyor. Artık bu eklektik düşünce, bu tezatları ben dile getirmek bile istemiyorum." dedi.
Bakan Fidan, bunun stratejik seviyede bakıldığı zaman devlet aktörlerinin "ciddiye aldığı bir konu olmadığını " kaydederek "Uluslararası ilişkiler böyle işlemiyor, jeostrateji konular böyle işlemiyor. Başka türlü işliyor." diyerek bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
(Sürecek)



















