Dha Yurt Bülteni-2

Dha Yurt Bülteni-2

1)AFYONKARAHİSAR'DA TUR OTOBÜSÜ İLE TIR ÇARPIŞTI: 23 YARALI (1)AFYONKARAHİSAR'ın Sultandağı İlçesi yakınlarında tur otobüsü ile TIR'ın çarptığı kazada, 23 kişi yaralandı.

Dha Yurt Bülteni-2

1)AFYONKARAHİSAR'DA TUR OTOBÜSÜ İLE TIR ÇARPIŞTI: 23 YARALI (1)

AFYONKARAHİSAR'ın Sultandağı İlçesi yakınlarında tur otobüsü ile TIR'ın çarptığı kazada, 23 kişi yaralandı. Saat 07.30 sıralarında meydana gelen kazanın ardından bölgeye çok sayıda sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.

AFYONKARAHİSAR,  

=======================================================

2)BU SPORCU ALKIŞLANIR, DERECEYİ BIRAKIP YARDIMA KOŞTU 

BALIKESİRLİ oryantiring sporcusu Batuhan Erikli, yarışmada yaralanan bir sporcunun yardım sesini duyunca dereceye girebileceği şampiyonayı bırakıp desteğe koştu. Sırtında 1.5 kilometre taşıdığı kadın yarışmacıyı görevlilere teslim eden Erikli, dereceden oldu. Fair Play'lik hareketi nedeniyle sporcuyu kutlayan Takım Antrenörü Köksal Aksoy, "Biz sporcularımıza Fair Play'in dereceden daha önemli olduğunu da öğretiyoruz" dedi.

Balıkesir Oryantiring Takımı, Samsun'un Atakum İlçesi Kabadüz Mahallesi'nde yapılan Türkiye Oryantiring Şampiyonası'na 15 sporcusuyla katıldı. Geçen pazar günü gerçekleştirilen 1. Kademe Yarışması'nda Balıkesir Oryantiring takımının başarılı E20 A sporcusu Batuhan Erikli, 15'inci hedefini aramaya başladı. Yarışmayı ikinci sırada götüren Erikli, bir kadın sporcunun yardım isteğini duyunca, yarışmayı bırakıp sesin geldiği tarafa yöneldi. Ayağı burkulan ve acılar içinde kıvranan, ayağının üzerine basamayan E20 A sporcusu Seher Şahin'i görünce yardıma koştu. Şahin, Batuhan'ın yarışmayı bırakmamasını söylemesine rağmen genç sporcu, rota dışındaki seher Şahini 1.5 kilometre sırtında taşıdı. Tesadüfen orada geçen görevlilere teslim etti. Batuhan, fazla zaman kaybettiğini düşünerek yarışı bıraktı. 

"PİŞMAN DEĞİLİM İNSANLIK GÖREVİMİ YAPTIM"

Elde edeceği dereceyi belki de de birinciliği kaçıran Erikli, yaptığı hareketten pişman olmadığını belirterek, "15'inci hedefime giderken yardım edin diye bir ses duyunca koşarak sesin geldiği yere gittim. Ayağı burkulan genç bir kız vardı. Omuzlayıp yola kadar çıkardım. Orada bana, 'Ben giderim sen yarışına devam et' dedi. İki adım gittim, sonra gönlüm razı olmadı. Geri döndüm, sırtladım, yoldan aşağıya 1.5 kilometre götürdüm. O esnada federasyonun aracı geldi. İçinde Federasyon Başkanı Hacer Akyüz vardı. Sporcu arkadaşımı aldılar başkan bana 'sen devam et' dedi. Ben hem fazla zaman kaybettiğimi düşündüm, hem de yaralı sporcunun durumunu merak ettiğim için yarışmayı bıraktım. Bitiş noktasına döndüğümde diskalifiye olduğumu öğrendim. Yaptığımdan pişman değilim insanlık vazifemi yaptım, her zaman da yaparım" dedi. 

"SPOR KARDEŞLİKTİR SPOR DOSTLUKTUR"

Genç sporcunun antrenörü Köksal Aksoy, öğrencisiyle gurur duyduğunu belirterek, "Samsun'daki Oryantiring Türkiye Şampiyonası, bu sezon başlangıcının ilk yarışıydı. Batuhan 20 hedeflik yarışmada 16'ıncı hedef doğru ilerlerken bir yardım çağrısı duyuyor. Yarışı bırakarak arkadaşına yardıma gidiyor. Yola indirmesine rağmen orada bırakmaya gönlü razı olmuyor ve 1.5 kilometre de sırtında taşıyor. Sonra tesadüfen rastgelen içinde federasyon başkanının da bulunduğu federasyon aracındaki görevlilere yaralı sporcuya teslim ediyor. Batuhan yarışmayı bitirseydi ara derecelere de bakıldığında ikinci olacaktı. Fakat, fazla zaman kaybettiği için iddiası kalmamıştı ve diskalifiye olmayı göze aldı. Bu olayı her zaman tekrarlayacağını kendisi de ifade ediyor. Biz sporcularımıza öncelikle etik değerlerin ve Fair Play'in her zaman önde olması gerektiğini söylüyoruz. Bu olayın yaşanması da bizi ayrıca gururlandırdı. Bu tür davranışlar her zaman görmek istediğimiz davranışlardır. Spor kardeşliktir, spor dostluktur" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü

----------------------

Batuhan Erikli sporcu arkadaşlarıyla antrenmanda

Batuhan Erikli konuşuyor

Antrenör Köksal Aksoy konuşuyor

Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Hilmi DUYAR/ BALIKESİR,

=========================================================

(ÖZEL)

3)KALÇA ÇIKIĞIYLA DOLAN NEHİR'İN İLK ADIMLARI BEKLENİYOR

İZMİR'de sol kalça çıkığı ile doğan ve henüz 2 günlükken bu tanı konulan Nehir Çelik bebekte çift ara bez uygulamasıyla da düzelme olmayınca 3 aylıkken cerrahi müdahalede bulunuldu. Şimdi 7 aylık olan Nehir'in tedavisi sürerken, ameliyatı yapan Doç. Dr. İbrahim Akel, "Erken tanı Nehir'in en büyük şansı oldu. İlk adımlarını normal yaşıtları gibi atacak" dedi. 

Özel sektörde çalışan Öykü Çelik (35) ile Ali Çelik'in kızları Nehir Çelik, 20 Mart 2017'de doğdu. Çelik çifti doğumun ertesi günü Kent Sağlık Grubu Alsancak Tıp Merkezi'nde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy'a muayeneye götürdü. Uzm. Dr. Paksoy, Nehir bebeğin sol kalçasının çıkık olduğunu tespit etti, tedavi için bebeği Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Akel'e yönlendirdi. Nehir bebeğin tedavisine Doç. Dr. Akel tarafından başlandı.

Tanı ve tedavide geç kalınmasının sakatlıkla sonuçlandığı kalça çıkığı ile doğan Nehir'in hem şanssız hem de şanslı bir bebek olduğunu belirten Kent Sağlık Grubu Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Akel, "Nehir nadir gördüğümüz, doğuştan hemen sonra kalçanın çıkık olduğu hasta grubunda. Bu bir şansızlık. Genelde böyle hastaların yüzde 90'ı toparlanır. Ancak Nehir'de bir ayı geçtikten sonra hala kalça yerine oturmuyor ve çıkmaya devam ediyordu. Çift ara bez uygulamasıyla düzelmeyip, yüzde 10'luk dilime girmişti. Şanslıydık çünkü 2 günlükken çocuk doktorumuz bu durumu fark etti ve hemen takibe aldık. Üç ayı geçince Nehir'e medikal girişimle açık redüksiyon dediğimiz çok küçük bir kesikten (2 santimetre) çok fazla dokuya zarar vermeden kalçayı yerine oturtucu işlemimizi yaptık. Ameliyat ve alçı tedavisi ile kalçası sağlıklı bir şekilde yerine getirildi. Alçı sonrası özel bir cihaza geçildi. İşler yolunda gidiyor. Yürüme çağı geldiğinde bu cihazdan da kurtarıp sağlıklı yaşıtları arasında oynamaya göndereceğiz" dedi.

Kalça çıkığının doğumsal yerine gelişimsel olarak adlandırılmasının daha doğru olduğunu belirten Uzm. Dr. Paksoy da şu uyarılarda bulundu:

"Çünkü ilerleyen aylarda da ortaya çıkabiliyor. O nedenle çocuk hekiminin bebeklerin aylık kontrollerinde her defasında kalça muayenesi yapması önemli. 2 aylıkken ultrason yapılmalı. Kalça çıkığı tedavi edilmezse çocuk sakat kalabilir, aksayarak yürür. Bu durum hem çocuğun spor aktiviteleri yapmasını zorlaştırır, hem de psikolojisini bozar" diye konuştu.

Çok zor bir süreç geçirdiklerini, ilk duyduğunda çok üzüldüğünü belirten Anne Çelik ise duygularını şöyle dile getirdi:

"Daha iki günlükken bebeğinizin sevincini yaşarken böyle üzücü bir haber alıyorsunuz ve küçük meleğinize bunu yakıştıramıyorsunuz. Sonucun iyi olacağını düşünürek hem çocuk hem ortopedi doktorumuza güvendik, olumlu zamanlamayla müdahale edildi, şu an çok mutluyum. Her normal bebek gibi Nehir de bebekliğini yaşamaya devam ediyor. Sadece aplikasyon cihazı ve alçının verdiği belirli kısıtlamalarla bebekliğini yaşadı. Ama sıkıntımız yok. En çok beklediğimiz onun ilk adımlarını görmek. Çok mutlu olacağız o zaman." 

--- KUTU ---

KALÇA ÇIKIĞINDA ERKEN TANI NEDEN ÖNEMLİ?

Doğuştan kalça çıkığının Türkiye'deki önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. İbrahim Akel, "Son 15-20 yıl içerisinde Sağlık Bakanlığı'nın politikalarıyla beraber koruyucu hekimlik, bu konuda farkındalık arttı. Çok daha fazla çok daha geç yaşlarda gördüğümüz kalça çıkıklarını artık erken tespit edip erken tedavi edebiliyoruz. Kalça çıkığı ya da kalça yetmezliği muayenede pek bulgu vermiyor. Daha çok erken tanı ultrasonla yapılabiliyor. Bizim 2010 ve 2013'e yayınlanmış, Türkiye'nin en geniş hasta grubuyla radyolojik grafiler üzerinden yapılmış bir çalışmamız var. Prof. Dr. Yücel Tümer başkanlığında yürüttüğümüz bu çalışmada 6 ay -14 yaş arasında rastgele seçilmiş, Türkiye'nin her yerinden toplanmış 5 bin civarında röntgen filmini inceledik. Binde 5 civarında ihmal edilmiş çıkık vakası saptadık. Bunlar atlanmış, ileride sakatlıklara yol açabilecek hasta grubu aslında. Sonra tekrar 6 ay- 8 yaş arasında çocukların filmlerinden kalça açısal değerlerini değerlendirdiğimiz bir çalışma yaptık. Bu da Türkiye'de bir ilk, hatta dünya çapında da bu kadar büyük bir seri yok. Yayınladık. Burada amaç olabildiğince bu hastalığın teşhisini erken koyabilmek ve en hızlı şekilde kalçanın sağlıklı büyümesini sağlayacak cerrahi dışı ya da cerrahi tedavileri uygulamak" dedi. 

Görüntü Dökümü

------------------------

-Anne, baba ve bebek genel görüntü.

-Doç. Dr. İbrahim Akel bebeği muayene ederken.

-Uzm. Dr. Süreyya Paksoy ile röp.

-Doç. Dr. İbrahim Akel ile röp.

-Anne Öykü Çelik ile röp.

-Genel- detay görüntü

Haber-Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

========================================================

4)DÜĞÜN HAZIRLIĞI YAPAN AŞIKLARDAN İLGİNÇ DAVETİYE

İZMİR'in Çiğli İlçesi'nde, evlilik hazırlığı yapan 32 yaşındaki Gökçe Ekim Öztürk ile aynı yaştaki Mehmet Can nikah davetiyelerini yeşeren kalemden hazırladı. Davetiyelerinin boşa gitmesini istemeyen çiftin hazırladığı davetiye içindeki kalem, kullanıldıktan sonra toprağa gömülüyor ve filizlenip çiçek açıyor.

Çiğli'de yaşayan ve düğün organizasyonu işiyle uğraşan Gökçe Ekim Öztürk ile özel bir şirkette satış uzmanı olarak çalışan Mehmet Can, 22 Ekim'de yapacakları nikah töreni için hazırlanacak davetiyenin farklı olmasını istedi. Kafa kafaya veren iki aşık, çöpe atılmaması için farklı bir düğün davetiyesi tasarladı. Ayrıca kendi nikah davetiyesinin farklı olmasını isteyen Öztürk'ün aklına, 'yeşeren kalem' geldi. Dışarıdan normal bir kalem gibi görünün yeşeren kalem, kullanıldıktan sonra toprağa gömülünce filizlenip, kadife çiçeği açıyor. 22 Ekim Pazar günü Çiğli Belediyesi Nikah Salonu'nda dünya evine girecek olan Öztürk ve Can davetiyelerini yakınlarına ve arkadaşlarına dağıttı.

"AMACIM ÇEVREYE FAYDALI OLMAK"

Düğün organizasyonu işiyle uğraştığı için kendi düğün davetiyesinin farklı olmasını isteyen Öztürk, "Bu pazar nikah törenim var. Standart davetiyeleri kullanmaktansa daha çevreci işe yarayan, farklı bir şey yapmak istedik. Ben düğün organizasyonu işi yapıyorum. Bana da yakışan böyle bir şeydi. Yeşeren kalemi düğün davetiyesi yapmayı düşündüm. Bu kalem kısaldığında toprağa ekiliyor. Uçundaki tohumlar su verildiğinde çiçek olarak geri çıkıyor. Davetiyemin çöpe gitmesini istemiyorum. Farklı olmasını istedim. Dış kabı da kitap ayracı olarak kullanılıyor. Dağıttığım arkadaşlardan farklı tepkiler aldım. İlk önce ne olduğunu anlamaya çalıştılar. Anlattığımda ise çok hoşlarına gitti. Düğün davetiyemle çevreye bir faydam olsun istedim. Bu davetiye ile birlikte aşkımız gibi davetiyemizin de yeşermesini istiyorum. Herkesi pazar günü nikahıma bekliyorum" dedi.

Gökçe Ekim Öztürk'ün davetiye verdiği arkadaşı Özlem Balcı ise, davetiyeyi ilk aldığı zaman şaşkınlık yaşadığını belirterek, "Ekim benim eski bir arkadaşım. Davetiyeyi getirdiği zaman çok şaşırdım. Biz alışmışız süslü büyük davetiyelere. Ne olduğunu sordum ve bana anlattı. Çok hoşuma gitti. Örnek olması bakımında da güzel bir davetiye olmuş. Kitap okuyan biri olarak da dış kabı kitap ayracı olarak kullanılıyor. Böylece davetiye çöpe gitmemiş oluyor. Bu davetiye nikah şekeri olarak bile dağıtılabilir" dedi.

Görüntü Dökümü

------------------------

Gökçe Ekim Öztürk ile röportaj

Özlem Balcı ile röportaj

Genel ve detay görüntüler

(Haber-Kamera: Mehmet CANDAN/ İZMİR,

==================================================

5)BU İLKOKULDA ÖĞRENCİLER OKULDAN AYRILMAK İSTEMİYOR

AYDIN'ın İncirliova İlçesi'nde ilkokul öğretmeni Cevat Ayna, ev ortamına çevirdiği sınıfta sıra dışı eğitimiyle takdir topladı. Keyif alan öğrencilerin ders bitse de okuldan ayrılmak istememesi başarıyı ortaya koydu.

Osmanbükü Ekrem Çiftçi İlkokulu'nda 4. sınıf öğretmeni Cevat Ayna, öğrencilerine verdiği eğitimle adından söz ettirdi. Sınıfta öğrencilere her türlü imkanı sağlayarak adeta ev ortamı yaratan Ayna, çalışmasıyla takdir topladı. Ayakkabıyla girmenin yasak olduğu sınıfta biri kendi kızı 17 öğrencisi bulunan Ayna, ders sonrasında ise sınıfın temizliğini öğrencileriyle birlikte yapıyor. Piyano gibi sanat faaliyetlerinin yanı sıra üç boyutlu yazıcı kullanma gibi projeler üzerine öğrencilerini yetiştiren Ayna'yı çocuklar çok seviyor. Günün nasıl geçtiğini anlamayan öğrencilerinden beşini ise kendisi okula götürüp getiriyor. Ayna'nın kedisi de çocuklarca çok seviliyor.

PROJENİN ORTAYA ÇIKIŞI VE SÜRECİ ANLATTI

15 yıldan beri öğretmenlik yapan Cevat Ayna, "Bu proje 7 yıl önce başladı. Eğitim öğretim yılı başında velilerimizle yapılan toplantıda karar aldık. Sınıfa ayakkabıyla girmeme kararını uyguladık. Bu çalışmalarla ilgili, çok sayıda eğitime gittim. Bu eğitimlerden biri ise yüksek lisans eğitimiydi. Yaşama dayalı öğrenme modeli üzerinde eğitim aldım. Yaptığımız bu projenin başta hiçbir ismi yoktu. Sonraki süreçte 'Mutlu Öğrenme Sınıfı' adını verdik. Öğrenciler bu sınıfta çok mutlu olduklarını düşünüyorum. Yerde oturmaktan, yerde ders işlemekten, yukarıya çıkarak burada etkinlikler yapmaktan ve yaparak yaşayarak öğrenmekten çok büyük keyif alıyorlar. Bu eğitim hep desteklerle devam etti. Velilerin desteğiyle süreci götürdük. Şimdi hiç tanımadığımız insanlar bile mesaj atarak destek vereceklerini söylüyorlar. Bizim yapmak istediğimiz şeylerden biri ise üç boyutlu yazıcıydı. Bu sınıftaki en önemli faktörümüz hayal etmekle başlıyor. Merak etmekle başlıyor. Öğrenme merakla başlar, biz de bu merakı öğrencilerimizde uyandırmamız gerekiyor. Asıl öğrencilerin hayal etme becerilerini kısıtlayan değil, onlara bu imkanları sunabilen bir öğrenme ve yaşantı merkezi haline gelmesi gerekiyor. Bizde bunu sınıfımız adına başardığımızı düşünüyorum. Gazi Üniversitesi Dç. Dr. Selçuk Özdemir hocamızla bir panelde karşılaştık. Benim yapmış olduğumum çalışmalara destek olmak istediği söyledi. Ben de üç boyutlu yazıcı ve robot tipleri üzerinde bir çalışma yapacağımı belirttim. Bu konuda bize destek olunca artık bir yazıcımız da oldu. Bilişim garaj atölyesine de kayıt olduk. Bir hafta sonrada onunla ilgili kitlerimiz gelecek" dedi.

GÖZYAŞLARI SEL OLDU 

Hayatındaki en önemli ilham kaynağının Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyleyen Ayna, "Onun yaptıklarını düşündüğümde, benim yapacak daha çok şeyim olduğunu düşünüyorum. Bu vatana borcumuzun çok fazla olduğunu ve çok daha güzel şeyleri başarmamız gerektiğini düşünüyorum" dedi.

Ayna'nın öğrencilerinden kızı Güneş Ayna, "4 yıldan beri bu sınıfta okuyorum. Sınıfımızın bir de Yaramaz adlı kedi var. İkinci sınıftayken sınıfa kadar bizi takip etti. Öğretmenimize 'Kedi sınıfta kalabilir mi' diye sorduk. O da sınıfta kalmasına izin verdi.  Bize çok alıştı ve sınıfımızın kedisi oldu" diye konuştu.

Bir diğer öğrenci Deniz Selek ise, "Sınıfta arkadaşlarım ve öğretmenimle çok mutluyum. Burada istediğimiz her şey var. Çok güzel derslerde yapıyoruz. Çok mutluyuz. Kedimiz bile var. Bence bu sınıf dünyanın en iyi sınıfı" dedi.

Öğrencilerden Sıda Çeler, "Bu sınıfta çok mutluyum. Burada eve gitmeden bir hafta boyunca bile kalabilirim. Okul bittikten sonra bile buradan çıkmak istemiyoruz. Öğretmenimizden rica ediyoruz biraz daha ders yapalım diye. O da bizi kırmayarak derse devam ediyor" ddiye konuştu.

Öğrencilerden Muharrem Akan, "Okula gelince hiç okuldan gitmek istemiyoruz. Okulda kalmak istediğimiz söyleyince, öğretmenimiz bize çadır kampı bile kurdu. Burada çok mutluyuz" dedi.

  

Görüntü Dökümü

------------------------

Sınıfta yapılan sıra dışı eğitimden görüntü

Kedi ile öğrencilerin görüntü

Öğretmen Cevat Ayna, öğrenciler Deniz Selek, Güneş Ayna, Sıda Çeler ve Muharrem Akan ile röp.

Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,

======================================================

6)KAZDAĞI KESTANESİ 3 LİRAYA DÜŞTÜ 

ÇANAKKALE'nin Bayramiç İlçesi'ndeki Kazdağları'nın kuzey yamaçlarında bulunan kestane ağaçları iyi mahsul verince, ürünün kilo fiyatı 3 liraya kadar düştü. 

Bayramiç sınırlarında kalan Kazdağları eteklerindeki Karaköy, Çırpılar, Toluklar, Dağoba, Evciler, Çavuşlu, Serhat, Daloba, Yassıbağ, Beşik köylerinin önemli gelir kaynağı olan ve doğal ortamda yetişen kestane ağaçları, hasadın yapılmasıyla iyi mahsul verdi. Verimin yüksek olması nedeniyle ilçe pazarında kestanenin kilo fiyatı 3 liraya kadar düştü. Doğaseverler ve yürüyüş grupları da bölgeye gelerek hem spor yaptı, hem de kestane toplayarak ateşte pişirmenin keyfini çıkardı.

Yassıbağ Köyü'nden 48 yaşındaki Zeynep Coşkun, "Kazdağlarının yamaçlarında ve dere yataklarında topladığım kestaneleri, pazarda 3 ila 5 lira arasında satıyorum. Bu ürün bizim için önemli bir gelir kaynağı" dedi. 

Görüntü Dökümü

------------------------

Pazardaki kestane satan köylülerden görüntü.

Yassıbağ köyünden Zeynep Coşkun ile röportaj.

(Haber- Kamera, Fatih DALDAL/ BAYRAMİÇ (Çanakkale),  

=====================================================

7)DATÇA'DA EKİM AYINDA DENİZ KEYFİ

MUĞLA'nın Datça İlçesi'nde, ekim ayına karşın güneşli ve sıcak havayı fırsat bilenler plajlara akın etti. 

Ekim ayının ilk günlerinde havaların kısa süreli serinlemesinden sonra, güneşin tekrar yüzünü göstermesiyle birlikte, ilçede yazdan kalma günler yaşanmaya başladı. Hava sıcaklığı 26, deniz suyu sıcaklığı ise 22 dereceye kadar yükselince, vatandaşlar kendilerini sahillere attı. İlçe merkezindeki 'mavi bayraklı' Hastanealtı Plajı, deniz keyfi yaşamak isteyenlerle dolup taştı. Denizin tadını çıkartanlar, bol bol yüzdü. 

Görüntü Dökümü

----------------------

Datça Hastane altı plajından görüntü

Denizde yüzenler

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

================================================

Kaynak: DHA