1. Antalya Kadın Zirvesi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Mustafa Kemal Atatürk'ün bize bıraktığı manevi miras bilim ve akıl.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin,

"Mustafa Kemal Atatürk'ün bize bıraktığı manevi miras bilim ve akıl. Mustafa Kemal, bilim ve akılla o süreci yönetti. Biz de Cumhuriyet'in kadınları olarak bilimi ve aklı kullanacağız. Ön yargılardan, birbirimizi ötekileştirmeden, birbirimizi yok saymadan uzaklaşacağız. Herkes çok kıymetlidir ve değerlidir. Herkes birbirine değer verecek, birbirinin elinden tutacak, gönlünü birbirine yaklaştıracak" dedi.

48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında bu yıl ilki düzenlenen Antalya Kadın Zirvesi, Dedeman Otel'de başladı.

"Kadına yönelik şiddet neden artıyor? Neler yapmalıyız?" konulu zirvenin açılışına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ile çok sayıda davetli katıldı.

Bakan Fatma Şahin, yaptığı konuşmada, Altın Portakal Film Festivali'nin kendisinden 2 yaş büyük olduğunu söyledi. 1964 yılında böyle bir festivali kurmanın önemli bir vizyon olduğunu dile getiren Şahin, "Türk toplumu olarak genelde başlatırız, çok sürdüremeyiz. Uzun yıllar, 10 yıllar, 40 yıllar boyunca devam ettiren herkese çok teşekkür ediyorum. Bizim ihtiyacımız olan bu. Sporda kültürde, sanatta yalnızca sorun alanlarıyla konuşulan bir ülke değil, başarılarıyla da konuşulan bir ülke olmak zorundayız. O yüzden bu festivali çok önemsiyorum" dedi.

Festival kapsamında dün gece düzenlenen törenle 1979 ve 1980 yıllarının ödüllerinin sahiplerini bulduğu "Geç Gelen Altın Portakal"ı çok anlamlı bulduğunu ifade eden Şahin, "Tarihimizle, tarihimizdeki yasaklarla yüzleşmemiz, yasaklarla mücadele alanında yeniden düşünmemiz ve buralardan ders çıkarmamız gerektiğini, daha özgür bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye için nasıl bir iş birliği ve güç birliği yapmamız gerektiğini sürekli hatırlamamız ve hatırlatmamız gerekir" diye konuştu.

Salonda bulunan CHP Milletvekili Gülsün Bilgihan'ın da AB normları kapsamında yapılan düzenlemelere katkıda bulunduğunu vurgulayan Şahin,

"Kardeşimin Avrupa boyutunda yurt içinde ve yurt dışında nasıl bir mücadele ve gayret ettiğinin şahidiyim. Emeğe saygılı olacağız. Fikir nereden gelirse gelsin birbirimize saygı duyacağız ve doğru fikirlerin altına imza atacağız" dedi.

Toplumsal huzur ve barışı sağlayabilmek için toplumsal kalkınmaya ihtiyaç olduğunu, bunun içinse toplumun tüm katmanlarının potansiyelini maksimum seviyeye çıkartmak gerektiğini dile getiren Şahin, kadınların sürekli sorunlarla uğraşmasının buna engel olacağını ifade etti.

Türkiye'nin ileri demokrasiyi, hukuk devleti ve güçlü toplumu hedeflediğini belirten Şahin, kadın meselesinde TCK'nın 35 yıl sonra ilk kez değiştirildiğini söyledi. 35 yıl boyunca masa altında kalmış bir temel yasanın masanın üzerine çıktığını ve kadın sivil toplum kuruluşlarının mücadelesiyle temel bir yasa çıkarıldığını dile getirilen Şahin, bunların önemli ama yeterli olmadığını vurguladı.

Festivalin temasının "Ve Kadın Dünyaya Dokundu" olduğunu hatırlatan Bakan Şahin, "Aslında insanoğlu var olduğu sürece anne, eş, kardeş olarak kadın yaşama dokunuyor. Kadının yaşamına daha çok dokunmamız gerekiyor" dedi.

-Çocuk gelinler-

Salonda bulunan ve bir çocuk gelini temsil eden canlı mankene dikkati çeken Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çocuk yaşta okulda olacak çocukların asla evlendirilmemesi mücadelesi, kadın-erkek hepimizin mücadelesidir. Biz erkek de mağdur olursa onu koruruz ama bugünkü düzende kadının yaşam hakkıyla ilgili sorunlar üçüncü sayfa manşeti oluyorsa, erkeklerle beraber bu sorunu çözeceğiz ondan sonra bir erkek mağduriyeti varsa, kadınlarla beraber o sorunu çözeceğiz."

Kadının toplumdaki yerini ve fırsat eşitliğini, siyaset, sivil toplum, yerel yönetimdeki temsil oranı ile şiddetle mücadele kriterlerine göre değerlendirdiklerini ifade eden Bakan Şahin, temel eğitimde kız ve erkek çocukları arasındaki farkın 0, 5'e düştüğüne işaret etti. Bakan Şahin, temel eğitimde kız ve erkek çocukları arasındaki okullaşma oranında farkın kapandığını, ancak bunun ortaöğretim ve üniversiteye de aynı oranda yansıtılması gerektiğini söyledi.

Kız çocuklarının temel eğitimden sonra eğitimlerine devam edemediklerini ancak erkek çocukların ettiklerini belirten Bakan Şahin, haksız rekabetin daha doğuştan başladığını vurguladı. Bunun kabul edilemez olduğuna işaret eden Şahin, yoksulluğun eğitimin önünde engel olmaması için özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki taşımalı eğitime dikkati çekti.

Kız çocuklarının eğitiminin önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalıştıklarını belirten Bakan Şahin, "Eğer kadını siz eğitmezseniz, ekonomik olarak güçlendirmezseniz, birey olarak karar alma mekanizmasına taşıyamazsınız. Şiddet bir sorundur. Bunu önlemek için bu iki bacağı güçlü şekilde güçlendirmeniz ve erkeklerdeki ataerkil bakış açısını değiştirmemiz lazım" dedi.

Bunun akşamdan sabaha olamayacağını vurgulayan Şahin, özellikle erkeklerdeki ataerkil bakış açısının değişmesi için zihinsel dönüşüm gerektiğini söyledi. Bakan Şahin, şöyle konuştu:

"Temel eğitimdeki kitaplarla başlayan bir süreç var. Temel eğitimde babayı gazete okuyup, anneyi mutfakta tutan bir eğitim sistemi, sürdürülebilir bir eğitim sistemi olarak devam ettiği sürece bunlar çözülemez. O yüzden Talim Terbiye Kurulunda toplumsal cinsiyetle ilgili bir komisyon oluşturuldu. Bütün kitaplara bu manada bakılıyor. Gazete okunacaksa kadın erkek beraber okuyacak, mutfağa girilecekse de kadın erkek beraber girecek."

-Şiddetle mücadele-

Göreve gelince ilk talimatını kadının yaşam hakkının korunması için verdiğini belirten Bakan Şahin, bu konuda ne yapmak gerekiyorsa hemen yapmak istediklerini söyledi. Şahin, bakanlık görevine gelmeden önceki tecrübelerinden ötürü kadının yaşama hakkına ilişkin sorunlarla ilgili yeterince bilgi sahibi olduğunu, bu nedenle göreve gelir gelmez bir kanun teklifi hazırladıklarını hatırlattı.

İlgili Bakanlarla hemen görüşerek 10 günde bunu taslağa dönüştürdüklerini anlatan Şahin, katılımcı demokrasi gereği 105 kuruma taslağı göndererek, görüş istediklerini vurguladı. 55 kuruluştan görüş geldiğini ifade eden Bakan Şahin, şiddetle mücadele eden 41 sivil toplum kuruluşu, aile mahkemeleri hakimleri ve büyükşehirlerin baro başkanlarıyla ortalama 5 saatlik toplantılara katılarak, eksiklerini dinlediklerini kaydetti.

Bakan Şahin, "Çünkü ayağı yere basan bir yasa çıkarmak istiyoruz. 'Şunu da düşünmedik' dediğimiz şeyin az olmasını istiyoruz. Dört dörtlük olmayabilir ama en az hatayla götürebilmek için en yüksek katılımı başarmamız gerektiğini düşündük" dedi.

Gelinen noktada muhalefetin ve kendi partisinin kadın milletvekillerinin de görüşlerini aldıklarını dile getiren Bakan Şahin, "Ülker Tarhan Hanım önümüzdeki hafta birkaç maddeyle ilgili görüş bildireceğini söyledi. Şimdi onu bekliyoruz. O geldiği zaman maddelerimizi kuvvetlendireceğiz ve inşallah önümüzdeki hafta görüş aldıktan sonra Bakanlar Kuruluna sevk edeceğiz" diye konuştu.

Şahin, Bakanlar Kurulunda da bu taslağın diğer kanunlardan çok daha önce çıkması için çaba harcayacaklarını belirterek, "Hukuki temel önemli ama yeterli mi? Yeterli değil. Bu mücadeleye 74 milyonun seferberliğinde ve kadına yönelik şiddete sıfır toleransla devam etmeliyiz" dedi.

Erkeğin evden uzaklaştırılmasına yönelik yasal düzenlemenin, özellikle boşanma sürecinde yeterli olmadığını ifade eden Şahin, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılığında özel birimlerin kurulması, bunlarla ilgili de izleme merkezleri oluşturulması gerektiğini söyledi. Bakan Şahin, bunlarla ilgili 30 maddelik bir temel yasa oluşturulacağını kaydederek, topyekun mücadeleyle uygulamaların da takip edilmesini istedi.

Salondaki bazı kadınlar tarafından şiddete yönelik açılan pankartlara aynen katıldığını vurgulayan Bakan Şahin, "Kadın meselesi partiler üstü, toplumsal bir meseledir. Bu yasa tasarısıyla beraber daha lokal, daha mikro çözümler için de sizinle beraber çalışacağız" diye konuştu.

Herkesin aynı geminin içinde olduğuna dikkati çeken Bakan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mustafa Kemal Atatürk'ün bize bıraktığı manevi miras bilim ve akıl. Mustafa Kemal, bilim ve akılla o süreci yönetti. Biz de Cumhuriyet'in kadınları olarak bilimi ve aklı kullanacağız. Ön yargılardan, birbirimizi ötekileştirmeden, birbirimizi yok saymadan uzaklaşacağız. Herkes çok kıymetlidir ve değerlidir. Herkes birbirine değer verecek, herkes birbirinin elinden tutacak, gönlünü birbirine yaklaştıracak ve yeni bir Türkiye için güç ve gönül birliği içinde yolumuza devam edeceğiz."

-"Kıskanmıyor da değiliz"-

Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kadından sorumlu devlet bakanlığı gibi çalıştığını kaydederken, "Ağırlıklı olarak kadın sorunlarıyla ilgileniyor olması biz erkekler bakımından bir olumsuzluk tabii. İşin esprisindeyiz ama kıskanmıyor da değiliz" dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının kadın sorunlarının en yoğun yaşandığı bölgenin milletvekili olmasının ve o bölgeyi çok iyi bilmesinin büyük avantaj olduğunu vurgulayan Altıparmak, kendisinin de bölgede çalıştığına işaret etti. Altıparmak, "Kadınlar açısından ciddi sorunlarımız var. Hala yüzde 50'lerde okuma yazma bilmeme oranlarıyla karşı karşıyayız. Bunun mutlaka masaya yatırılıp, ivedi olarak çözülmesi lazım" diye konuştu.

Antalya'daki kadınlarının şanslı olduğunu ifade eden Altıparmak, kadın hakları konusunda büyük büyük bir hassasiyet olduğunu, sivil toplum kuruluşları başkanlarının büyük bölümünün kadın olduğunu söyledi. Töreden, şiddetten kaçan kadınların ilk olarak Antalya'ya geldiğini kaydeden Altıparmak, otogardaki ekiplerin kadınları alarak olumsuz bir ortama sürüklenmemesi için kadın konuk evinde barındırdığını, işe yerleştirmeden hukuki sorumluluklarına kadar her alanda kadınlarla ilgilenildiğini anlattı.

1991'den bu yana bin 857 kadının konuk evlerine sığındığını bildiren Altıparmak, kadınların 445'inin fiziksel şiddet, 74'ünün ise duygusal şiddet nedeniyle konuk evine geldiğini, 2010 yılında 109 olan bu rakamın bugün 137 olduğunu bildirdi. Töre ve istenmeyen evlilik açısından 2011 yılında hiç başvuru olmadığını söyleyen Altıparmak, "Boşanma nedenleri açısından Antalya'da maalesef çok şanslı değiliz, şansız bir iliz. Zira fena muameleden başvuru az ama geçimsizlikten sadece 2010 yılında 5 bin 239 boşama var. Rakam çok yüksek" diye konuştu.

Şiddetin her türlüsüne karşı olmak gerektiğini ifade eden Altıparmak, Türk aile yapısının şiddeti kutsayan bir yapıda olduğuna değindi. Şiddetin sadece kadın ve çocuğa değil, herkese yönelik uygulandığına dikkati çeken Altıparmak, ortak yaşam kültürünü ön plana çıkarıp özümsemek gerektiğini dile getirdi.

Altıparmak, erkeğin yetersizlik, kompleks ve küçümsenmenin acısını kadından çıkardığına işaret etti. Kadının uğradığı şiddeti erkeğe göre daha rahat yansıttığını söyleyen Altıparmak, "Şiddet gören erkek ise asla polise başvurmuyor bizim toplumumuzda. Şiddet kim tarafından gelirse gelsin, kınanmak zorunda. Aksi takdirde bunun önüne geçmek mümkün değil" diye konuştu.

-Okul öncesi eğitim-

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın da Büyük Önder Atatürk'ün Türk kadınına batı ülkelerinde olduğundan çok önce siyasi hakları tanıdığını hatırlatarak, "Bu konuda lider bir Müslüman ülke olduğumuz halde kadın haklarında sıkıntılar yaşayan bir toplumuz" dedi.

Türkiye'nin kadın erkek ayrımcılığında 134 ülke arasında son 10 ülke arasına girdiğine dikkati çeken Akaydın, bunda "erkek egemen bir toplum" olmanın etkisi olduğuna işaret etti.

Altın Portakal'ın da bu nedenle kadın odaklı yapıldığına değinen Akaydın,

"Kadının erkeğiyle yan yana olduğu dünyada toplum gelişebilir. Kadının ötelendiği, erkeğin arkasında durduğu bir toplumda bunların gerçekleşmesi çok zor" dedi.

Kadına yönelik şiddetin çözümünün eğitimle başlayacağını da vurgulayan Akaydın, "Çok önemli etkinliklere parmak basan bir bakanımız var. Okul öncesi eğitimde bu iş çok önemli şekilde ele alınacaktır diye düşünüyorum. Okul öncesi eğitim çok önemli" diye konuştu.

- ANTALYA

Kaynak: AA