Iraklı öğrenciye akrabasından hayat veren karaciğer nakli

Iraklı öğrenciye akrabasından hayat veren karaciğer nakli
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Kastamonu'da yaşayan 21 yaşındaki Iraklı öğrenci Mustafa Abdulwahhab Al-Janabi, genetik hastalığa bağlı karaciğer yetmezliği nedeniyle yoğun bakımda tedavi gördükten sonra, Irak'tan gelen akrabasının bağışladığı karaciğerle sağlığına kavuştu. 'Sanki yeniden doğmuşum gibi' diyen Al-Janabi, hayallerini gerçekleştirmek için fırsat bulduğunu belirtti.

Türkiye'de yaşayan Iraklı üniversite öğrencisi Mustafa Abdulwahhab Al-Janabi, genetik hastalığa bağlı karaciğer yetmezliği nedeniyle yoğun bakımda süren tedavisinin ardından Irak'tan gelen akrabasından yapılan karaciğer nakliyle hayata tutundu.

Ailesiyle 12 yıldır Kastamonu'da yaşayan 21 yaşındaki Iraklı Al-Janabi'nin sağlık sorunları, 15 yaşında şiddetli kaşıntı şikayetiyle başladı.

Kastamonu'da hastaneye başvuran Al-Janabi, yapılan tetkiklerde karaciğerinde büyüme tespit edilmesi üzerine tedavi için Ankara'ya yönlendirildi.

Yıllar içinde tedavisi devam eden Al-Janabi'nin bu yıl sağlık durumunun ağırlaşması üzerine, Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde yapılan değerlendirmelerde karaciğer nakline ihtiyaç duyduğu belirlendi.

Canlı vericili nakil için aile bireyleri değerlendirilen ancak uygun verici bulunamayan Al-Janabi için Irak'taki akrabaları arasında verici aranmaya başlandı.

Bu sırada durumu daha da ağırlaşan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan Al-Janabi'ye sevindiren haber geldi. Al-Janabi'ye Irak'tan gelen akrabasından karaciğer nakli yapıldı.

"Sanki yeniden doğmuşum gibi"

Karaciğer nakliyle sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Al-Janabi, AA muhabirine, hastalığının ilerlediği dönemde sürekli uyuduğunu, vücudunda sararma olduğunu, koşmakta ve yürümekte güçlük çektiğini söyledi.

Yoğun bakımda olduğu için nakil sürecinin bir bölümünü hatırlamadığını ifade eden Al-Janabi, nakil olduğunu öğrendiğinde çok mutlu olduğunu belirtti.

Al-Janabi, hastalığın uzun yıllar hayatını etkilediğini ifade ederek, "Bu hastalıktan dolayı çocukluğumdan beri hayallerimi gerçekleştiremedim, hayatımda çok engel oldu. Şimdi çok iyiyim, sanki yeniden doğmuş gibiyim. Doktorlarıma minnettarım, hayallerimi gerçekleştirmek için bana fırsat verdiler." diye konuştu.

Kendisine karaciğerini veren akrabasına teşekkür eden Al-Janabi, "Bana karaciğerini veren akrabamız sayesinde hayata döndüm. Yaşamla ölüm arasındaydım. Bundan sonra üniversite eğitimime devam etmek, daha başarılı bir insan olmak istiyorum." dedi.

"Oğlum 9 gün komada kaldı"

Al-Janabi'nin babası Abdulvahap Al-Janabi de oğluna karaciğer nakli gerektiğinin belirlenmesinin ardından aile bireylerinin verici olmak için değerlendirildiğini anlattı.

Kendisinin kan grubunun farklı olduğunu, Mustafa'nın annesinin ise yapılan değerlendirmelerde karaciğerinin küçük olduğunun belirlendiğini aktaran Al-Janabi bunun üzerine Irak'ta yaşayan amcasının oğluyla iletişime geçtiğini söyledi.

Al-Janabi, akrabasının Türkiye'ye gelerek tetkiklerinin yapıldığını ve verici olmaya uygun bulunduğunu belirterek, "Oğlum, hastanede komaya girdi ve yaklaşık 9 gün yoğun bakımda kaldı. Oğlumun acıları gitti, yeniden doğmuş gibi. Her şey düzeldi. İyileştiği için herkes çok mutlu." diye konuştu.

Oğlunun sağlığına kavuşmasından dolayı duyduğu mutluluğu dile getiren Al-Janabi, tedavide görev alan doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

"Mustafa'yı hayatta tutabilmek için uzun bir çalışma sürecine girdik"

Ankara Etlik Şehir Hastanesi Organ Nakli Birimi Karaciğer Nakil Sorumlusu Doç. Dr. Şener Balas, Al-Janabi'nin genetik bir hastalığa bağlı kronik karaciğer hastalığı bulunduğunu söyledi.

Hastalığın zaman zaman akut ataklara yol açabildiğini belirten Balas, Al-Janabi'nin de böyle bir atakla hastaneye geldiğini dile getirerek, "Hastamızın, genel durumu son derece kötüydü. Yoğun bakımda takip etmek durumunda kaldık. Bunun önemli bir bölümünde Mustafa, makineye bağlı kaldı." dedi.

Al-Janabi'nin Irak vatandaşı olması nedeniyle Türkiye'de kadavradan nakil olma ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenle canlı vericili nakil yapılması gerektiğini kaydeden Balas, şöyle devam etti:

"Nakil için Irak'tan kendisine verici olabilecek akrabasının gelmesi gerekiyordu. Bu süreçte Mustafa'yı hayatta tutabilmek için büyük bir ekip, uzun bir çalışma sürecine girdik. Sonrasında vericisi geldi, vericisinin gelmesiyle nakil için hazırlıklara başladık. Bir akşam saat 19.30'da başlayıp sabah saat 04.00'te biten bir ameliyat süreciyle Mustafa'nın sağlığı için bir adım attık. Çok şükür bugün iyi. Her şey yolunda. Çok kısa süre içerisinde kendisini evine göndereceğiz."

Balas, hastalığın kalıtsal olduğunu ve akraba evliliklerinin fazla olduğu Orta Doğu gibi bölgelerde bu tür genetik hastalıkların daha sık görülebildiğini söyledi.

Vericinin de bir hafta içerisinde evine döndüğünü ve herhangi bir sorun yaşamadığını belirten Balas, "Hayatını kaybetmek üzereyken, makineye bağlı olarak hastanemize gelen Mustafa, nakilden sonra sağlıklı ve evine gitmek üzere." dedi.

"Karaciğer yetmezliği vücuttaki tüm organların fonksiyonlarını bozabilen bir durum"

Ankara Etlik Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Deniz Kütük de Al-Janabi'nin hastaneye ilk olarak Wilson hastalığı tanısıyla yönlendirildiğini, yaptıkları tetkiklerde ise "progresif ailesel intrahepatik kolestaz" olarak adlandırılan kalıtsal hastalığın bulunduğunu, bu durumun ise karaciğerin ürettiği safranın safra kanallarına akamaması olduğunu söyledi.

Al-Janabi'de karaciğer yetmezliğinin yanı sıra yemek borusundaki damarların genişlemesiyle ortaya çıkan özofagus varislerinin de bulunduğunu belirten Kütük, "Karaciğer fonksiyonunu göremeyince amonyak dediğimiz madde vücutta birikiyor ve bu da bilinç bulanıklığına sebep oluyor. Özofagus varisleri de ani kanamalara sebep olabilen durumlar. Karaciğer yetmezliği aslında vücuttaki tüm organların fonksiyonlarını bozabilen bir durum." diye konuştu.

Nakilde vericinin karaciğerinin yüzde 60'ının alındığının bilgisini veren Kütük, sağlıklı bir insanda karaciğerin ortalama 3 ayda kendisini yenileyebildiğini, vericinin de herhangi bir sorun yaşamadan bir hafta içerisinde taburcu edildiğini ve kontrollerinin düzenli olarak sürdüğünü kaydetti.

Kütük, yeterli organ bağışı olmaması nedeniyle Türkiye'de canlı vericili nakillerin daha fazla gerçekleştirildiğini aktararak, diğer tedavi seçeneklerinden sonuç alınamayan ve hastalığın son evresine ulaşan hastalarda organ nakline başvurulduğunu belirtti.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.