Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama

Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama

23.09.2020 23:16 | Son Güncelleme: 24.09.2020 03:57

Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama "Anayasa Mahkemesi gibi çok saygın bir ortamla kişisel sorunumuzun olması mümkün değil" "Müzakere koşullarından tutun rezil bir bildiri bu" İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Anayasa Mahkemesi gibi çok saygın bir ortamla sorunumuzun olması...

Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama

"Anayasa Mahkemesi gibi çok saygın bir ortamla kişisel sorunumuzun olması mümkün değil"

"Müzakere koşullarından tutun rezil bir bildiri bu"

İSTANBUL - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Anayasa Mahkemesi gibi çok saygın bir ortamla sorunumuzun olması mümkün değil. Ama kişisel sorunumuzun olması mümkün değil. Elbette ki Devletin tepesinde böyle bir sorunu kabul edebilmemiz mümkün değil. Çünkü hepimiz ülke için çalışıyoruz. Ancak karşı karşıya kaldığımız meseleyi ifade etmek zorundayız" dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TGRT Haber Gündem Özel programına konuk oldu. Bakan Soylu, programda Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç ve Türkiye Gazetesi yazarları Cem Küçük ile Süleyman Özışık sorularını yanıtladı.

"Anayasa Mahkemesi gibi çok saygın bir ortamla kişisel sorunumuzun olması mümkün değil"

Anayasa Mahkemesiyle ilgili konuşan Bakan Soylu, "Anayasa Mahkemesi gibi çok saygın bir ortamla sorunumuzun olması mümkün değil. Ama kişisel sorunumuzun olması mümkün değil. Elbette ki Devletin tepesinde böyle bir sorunu kabul edebilmemiz mümkün değil. Çünkü hepimiz ülke için çalışıyoruz. Ancak karşı karşıya kaldığımız meseleyi ifade etmek zorundayız. Eğer ifade ediyor bu konuyla ilgili aynı ısrarı görüyorsanız elbette ki göreviniz bunu tekrar söylemek. Bende kendi üslubumla bunu ifade etmeye çalıştım. Şunu söyleyeyim kullanılan düşünceyi saklar diye bir Avusturalya filozofun lafı var. Biz düşünceyi saklamayız belki problemimiz bu olabilir. Benim dilim düşünceyi saklamaz. Ne varsa onu ifade etmeye çalışırız. Size yakın tarihten bir örnek vereyim. Bizim İçişleri Bakanlığı onun döneminde yapıldı. Ankara Valisi Nevzat Tandoğan var duydunuz mu? Milliyetçilik ve Komünistlik gibi konuşmaları yaptıktan sonra der ki, bu ülkeye komünistliği getirecekse de biz getiririz, komünizmi sağlayacaksakta biz sağlarız. Sonra der ki, 'Ey Anadolu köylüleri sizin iki vazifeniz var, birisi çiftçilik yapmak, diğeri askerlik yapmak.' Bu aslında vesayet düşüncesinin en veciz şekilde ifadesidir. Anayasa mahkemesinin bahsettiğiniz yazısı da esas itibariyle maalesef soğuk savaş döneminin Nevzat Tandoğan'a dönmüş bir anlayışı ifade etmektedir. İlk anayasa mahkemesinin içerisinde Adnan Menderes'i asan iradenin kendisi Salim Başol ve onun arkadaşları. Yani dendi ki Nevzat'tan sonra, 'Ey Anadolular, ey köylüler, ey halk denilen garabet insanlar siz anlamadınız, sizin seçtiklerinizi astık, astırdığınız adamları da getirdik sizin üzerinize vesayet olarak koyduk.' Bir kere gömlek buradan iliklenmiyor. Biz bu sistemi tartışmazsak yaptığımız işlerin hiçbir ehemmiyeti kalmaz. Ondan sonra Türkiye'de birçok tartışmalar oldu. Türkiye başörtü kaç yıl tartıştı? 1986 yılında ben Karadeniz Teknik Üniversitesinde bir yıl okudum. Trabzon postanesine gittik arkadaşlarımızla beraber cumhurbaşkanımıza mektup yazdık. Geldi hocanın birisi sınavda sınıfımızdaki bir kız arkadaşımızın başörtüsünü almaya çalıştı. O tarihten il başkanı oldum. Anayasa mahkemesi burada ne yaptı? Anayasa mahkemesi oradaki başörtüsü hakkının engellemesini sağlayan kendinin görevi olmayan bir meseleyi iptal etti. Siyaset yol açmaya çalıştı, anayasa mahkemesi iptal etti. Bu ne demektir biliyor musunuz? Nevzat Tandoğan'ın dediği gibi 'Milliyetçilikse biz getiririz, komünistlikse biz getiririz.' Bu bir şey daha demektir. İstediğiniz kadar özgürlük veririz istediğiniz kadar kısıtlarız. Bu bizim sürecimizdedir. Refah Partisini kim kapattı, peki Refah Partisi bu ülkeye ne yaptı? Nerede özgürlük. Peki 367 garabetine cumhurbaşkanı seçeceksiniz, bunu böyle yapamazsınız diyor ve engelliyor. Bunu Anayasa Mahkemesi sağladı" dedi.

"Müzakere koşullarından tutun rezil bir bildiri bu"

"Anayasa maddesi değişti, anayasanın içine giremezsin sen ya" diyerek konuşmasını sürdüren Bakan Soylu, "17-25 Aralık bu ülkeye nasıl geldi? Hala bitti mi elbette bitmedi. Bütün bunlardan sonra derdiniz ne ya? Tekrar bisiklet tartışması başlatıyorsunuz. Anayasa Mahkemesi üyesinin bisikletini gösterip hukuka kimse müdahale edemez gibi twett atması son derece sakil bir davranıştır. Bu davalar görülürken, İçişleri Bakanı olarak ben bunun benimle kamu düzeniyle şöyle bir alakası var, böyle bakın dersem bu tweet atarsın. Dersin ki yargıya kimse müdahale edemezsin dersin. Bitmiş benimde sonradan haberim olmuş, görünce bir reaksiyon ortaya koymuşum eleştirme hakkı her zaman var. Ben eleştirmiyorum ki, senin arkadaşların eleştiriyor. Arkadaşlar üyeler karşı oy yazıyorlar. O eleştiriyor. Netice itibariyle öyle bir hava oluşturuluyor ki, biz buna müdahale etmişiz de, bu anayasaya aykırı gelmiş. Böyle bir istifham oluşturmaya çalışmış bu büyük bir haksızlık. Bende ne zaman ajansta yayınlanmışsa bu nasıl oldu diye bakmışım. Bu ülkede çukur, barikat, hendek olayları oldu mu? Yüzlerce evladımız şehit oldu. Ne istediler, dediler ki biz 17-18 yerde biz özerklik ilan ettik dediler. Yani dediler ki, 'Ey devlet senin otoriteni ortadan kaldırıyorum ben burada yeni bir yapı ve otorite kuruyorum.' Bunu yaptılar, yıktılar mı? Bu yakıp yıkarken seyahat özgürlüğünü engellediler mi, teşebbüs hürriyetini engellediler mi, yaşam hakkını engellediler mi? bütün bu hakların tamamını kim engelledi PKK. Devletin görevi kamu düzenini kamu nizamını oturtup bu hadiseleri ortaya çıkartanlar ders vermektir. Devlet dediğiniz polisten, jandarmadan, hükümetten müteşekkildir, yoksa devlet bir bütün müdür? Devlet bir bütündür. Peki millilik, yerlilik, vatanseverlik sadece cumhurbaşkanını, polisin, jandarmanın, TSK, istihbarat teşkilatımızın uhdesinde midir? Hayır herkesin görevidir. Anayasa Mahkemesi şöyle bir karar verdi. Bir takım sözde akademisyenler bir bildiri imzaladı. Bu bildiri şurada duruyor. Devlet uluslararası alanda burada şikayet ediliyor. Yaşam hakkını, özgürlüğü ortadan kaldırdı diyorlar. Şu cümleyi kim kabul eder, 'Bu kasıtlı ve planlı kıyım' kim yapıyor bu kıyımı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, orada özerklik olmaması adına kıyım yapıyor, hem planlı, hem kasıtlı bir kıyım. Şimdi Allah'ını seversiniz, kimse kusura bakmasın. Başkomiser Ahmet Çamur katil mi? orada şehit oldu. Onlarca yüzlerce evlat orada şehit gazi oldular. Ayağını, Kafasını orada kaybetti. Bu memleket kolay mı kurtarıldı. Geçen gün Van'da bir teröristin açtığı ateş sonucu 3 askerimiz şehit oldu. O zaman bu insanlar niye şehit oluyorlar. Burada devletimizin vatandaşa uyguladığı şiddeti, müzakere koşullarından tutun rezil bir bildiri bu" diye konuştu.

Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama
Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama
Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama
Bakan Soylu'dan Anayasa mahkemesi ile ilgili açılama

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / MEHMET BAŞA

Manşet Haberler

title