Ahmet Muhip Dıranas vefatının 46. yılında anılıyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Gölgeler", "Çıkmaz", "O Böyle İstemezdi", "Oyunlar", "Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı", "Büyük Olsun", "Atlıkarınca", "Olvido" ve "Kar" gibi önemli tiyatro ve şiir metinlerine imza atan Dıranas'ın, Charles Baudelaire'den Türkçeye çevirdiği "Çalar Saat" adlı şiir tercümesi de bulunuyor

Şair ve tiyatro yazarı Ahmet Muhip Dıranas'ın vefatının üzerinden 46 yıl geçti.

Galip Efendi ile Seniha Hanım'ın oğlu olarak 1909'da dünyaya gelen şair ve oyun yazarı Dıranas'ın doğum yeri, bazı kaynaklarda İstanbul, bazılarında ise Sinop'un Salı köyü olarak yer alıyor.

Babası Galip Bey, Birinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında Çanakkale'de, daha sonra da Balkan Savaşları'nda görev aldı, 7 sene boyunca Kafkasya ve Arabistan topraklarında mücadele etti. Bu esnada annesi Seniha Hanım, Ahmet ve kardeşi Fehime'yi de alarak İstanbul'a gitti.

Savaşın bitimiyle Sinop'taki köyüne yerleşen ve burada ikinci evlilik yapan Galip Bey'in peşinden giden Seniha Hanım ve çocukları da Sinop'a yerleşti. Ahmet Muhip, burada 9 yaşındayken ilkokula başladı, yazları da köye giderek çobanlık yaptı. Babasının yeniden askere çağrılması üzerine ailesiyle Ankara'ya taşınan Dıranas, gençlik yıllarının çok büyük bir kısmını bu şehirde tamamladı.

Dıranas'ın çocukluk döneminde tecrübe ettiği yaşam koşulları ve doğuştan gelen hassas yapısı, ilerleyen yıllarda üreteceği eserlerin de temel taşını oluşturdu.

Ortaokul ve lise eğitimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamlayan şairin, "Muhip Atalay" takma adını kullandığı "Bir Kadına" isimli ilk şiiri, 1926 yılında Milli Mecmua'da yayımlandı.

Şiirde biçime verdiği önem nedeniyle birçok kez eleştirildi

Şiirde biçime verdiği önem nedeniyle eleştirildiğini her daim dile getiren usta edebiyatçı, TRT'de Ahmet Oktay'ın hazırlayıp sunduğu "Edebiyat Dünyası" adlı programda bu hususu şu sözlerle açıkladı:

"En son şiir cereyanlarında, serbest yani özgür nazımdan yeniden kafiyeli hatta sone biçiminde şiirlere dönen tanınmış şairlerimiz var. Ben biçimi hiçbir zaman kendi sanat kadromun dışında bırakmadım. Bununla beraber biçimle özü aslında birbirinden ayırmak mümkün değildir. Biçim bir disiplindir. Kelimeler bazen sel gibi akar. Bunun önüne sanatta, söz sanatlarında, şiirde baraj çeken şey, biçim olmalıdır ya da ben öyle düşünüyorum. Aslında şiirin malzemesi kelimelerdir. Şiirin size bir tarifini yapayım mı? Hani Shakespeare'in bir sözü vardır: 'Kelimeler, kelimeler, kelimeler.' der. Kelimelerden müteşekkil bir yapıtın şiir olabilmesi için bu üç kelimeden oluşan cümlenin, iki kelimesini atıp bir kelimeye indirgenmesi gerekir. Yani 'Kelimeler, kelimeler, kelimeler' değil, sadece 'kelimeler' yaptığınız zaman şiire ulaşabilirsiniz. Çok kelime üretmek, şiirde daima bizi yanlış yere götürür."

Lisedeyken Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi usta edebiyatçıların öğrencisi olan Dıranas, bu dönemde Fransızca da öğrendi. 1931'de lise mezuniyetinin ardından, 1932 yılına kadar Hakimiyet-i Milliye gazetesinde görev yaptı.

Üniversiteye başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 2 yıl sonra bırakan şair, devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden de mezun olmadan ayrıldı.

İstanbul yılları ve sanat çevresi

Edebi kimliğinin temellerini İstanbul'da oluşturan Dıranas, üniversite eğitimini sürdürürken bir yandan Güzel Sanatlar Akademisi'nde kütüphane müdürü, diğer yandan Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi'nde müdür yardımcısı olarak çalıştı.

İstanbul'da Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Baki Süha Edipoğlu ve Şevket Rado gibi dönemin genç şair ve yazarlarından oluşan edebi çevre içinde yer alan ve Fransızcasını ilerleten şair, Fransız ve Rus edebiyatını yakından takip etti.

Resim koleksiyoncusu olan ve resim de yapan Dıranas'ın, Cahit Sıtkı Tarancı ile Türkçeye kazandırdığı Adolph Basler imzalı iki ciltlik "Fransa'da Müstakil Resim" adlı eser, 1937 yılında Güzel Sanatlar Akademisi tarafından basıldı.

Anadolu Ajansında yönetim kurulu üyeliği yaptı

Ankara'ya 1938'de tekrar yerleşen Dıranas, burada 4 yıl boyunca Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınlarının idaresini üstlendi.

Münire Ülker ile 1940'ta dünyaevine giren yazar, 1942'de konusunu Milli Mücadele'den alan ve Fransızcadan adapte edilen "Üç Kahraman" adlı tek perdelik oyun yayımladı.

Askerliğini 1942-1944 yıllarında Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinin Sürbehan köyünde yapan edebiyatçı, ünlü uzun şiiri "Ağrı"yı ve 1946'da İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahneye taşınan "Gölgeler" adlı tiyatro eserini askerlik yaptığı bu dönemde kaleme aldı.

Askerliğin ardından Çocuk Esirgeme Kurumu çatısı altında çalışmaya başlayan Dıranas'ın, 1940-1962 yıllarında pek çok oyun ve roman çevirisi yayımlandı. Şair, 1947 yılında "O Böyle İstemezdi" isimli oyun metnine imza attı.

Türkiye İş Bankası ve Anadolu Ajansında yönetim kurulu üyesi, Devlet Tiyatrosu Edebi Kurulunda da başkan sıfatıyla görev aldı.

Şiirlerinde aşk, yalnızlık ve yurt sevgisi gibi konuları işledi

Ahmet Muhip Dıranas, şiirlerinde ağırlıklı olarak aşk, yalnızlık, keder, kaçış, ölüm, doğa, hayat ve vatan sevgisi gibi temalara odaklandı.

Şairin çeşitli dergilerde yer alan şiirleri, 1974'te "Şiirler" başlığıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı. Tevfik Fikret'in "Rübab-ı Şikeste" eserini Türkçeleştirdiği "Kırık Saz" adlı çalışması da yine aynı yayın kuruluşu tarafından okuyucuyla buluşturuldu.

Zafer gazetesinde köşe yazarlığı da yapan Dıranas, tiyatro eserleri, tercümeler, adapteler, incelemeler ve makalelerle edebiyata zengin katkılar sundu.

Münire Hanım, TRT'nin hazırladığı programda eşine ilişkin, "Ahmet Muhip Bey, çok duygusal bir insandı. Çevrenin etkisi altında çok kalırdı. Kendisinin de ayrıca çevreyi etkisi altına alacak bir gücü vardı." ifadelerini kullanmıştı.

Aynı yayında tiyatroyu "sözün eyleme ve harekete dönüşmesi" olarak nitelendiren Dıranas ise şu değerlendirmede bulundu:

"Sözsüz bir tiyatro düşünmek, hiç şüphesiz mümkün değildir. Sonra tiyatronun bir tarifini de yapmak gerekir. Tiyatro, sadece bir güldürü ya da sadece bir ağlatı değildir hiç şüphesiz. İnsana insanın kendisini keşfettiren, insana bir şeyler katan, insanın birtakım gizlerini yeniden buldurup çıkaran bir eylemdir tiyatro."

Ankara'da 21 Haziran 1980'de 71 yaşındayken hayatını kaybeden Dıranas'ın cenazesi, vasiyeti üzerine Sinop'a defnedildi.

"Gölgeler", "Çıkmaz", "O Böyle İstemezdi", "Oyunlar", "Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı", "Büyük Olsun", "Atlıkarınca", "Olvido" ve "Kar" gibi önemli tiyatro ve şiir metinlerine imza atan Dıranas'ın, Charles Baudelaire'den Türkçeye çevirdiği "Çalar Saat" adlı bir şiir tercümesi de bulunuyor.

Kaynak: AA / Asya Setinay Karagül
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.