Kamu Denetçiliği'nin 2025 Raporu TBMM Karma Komisyonu'nda Görüşüldü
Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2025 Yıllık Raporu’nun görüşüldüğü TBMM Karma Komisyonu’nda, başvurulardaki yüzde 42’lik artış, tavsiye kararlarına uyum oranlarının düşmesi, rapordaki "tek kurum" ifadesi, kuşe kağıtla basım eleştirisi ve İstanbul Sözleşmesi tartışması öne çıktı. CHP’li milletvekilleri, hukukun işleyişine ve idarenin kararlara uymamasına dikkati çekti.
(TBMM) - Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 2025 Yıllık Raporu'nun görüşüldüğü TBMM Karma Komisyonu'nda, başvurulardaki yüzde 42'lik artış, tavsiye kararlarına uyum oranlarının düşmesi, rapordaki "tek kurum" ifadesi, kuşe kağıtla basım eleştirisi ve İstanbul Sözleşmesi tartışması öne çıktı. CHP'li milletvekilleri, hukukun işleyişine ve idarenin kararlara uymamasına dikkati çekti.
TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon, Dilekçe Komisyonu Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Sunay Karamık başkanlığında toplandı. Komisyonda, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 2025 yıllı raporunun sunumu yapıldı.
Sunumu yapan Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca, Anayasa'nın 74'üncü maddesinden aldığı yetkiyle 2012 yılında kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu'nun geçen süre içerisinde yalnızca bir Anayasal kurum olmanın ötesine geçerek birey ile idare arasında güven tesis eden güçlü bir kurum haline geldiğini söyledi.
"Hak arama kültürünü yaygınlaştıran faaliyetler, kurumun anayasal konumuna uygun bir anlayışla ele alınmıştır"
Akarca, "Geçen on üç yıllık süreçte, kurumumuz ilkeleri ve uygulamalarıyla kurumsal kimliği, sağlam temeller üzerine inşa etmiştir. Ulusal ve uluslararası alanda saygın bir konum kazanmıştır. Bugün kurumumuz, tecrübeyle şekillenen, birikimle derinleşen ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir anlayışın temsilcisidir. Bu süreç, özverili çalışma, kararlılık, istikrar ve inançla yürütülmektedir. Bugün, Kamu Denetçiliği Kurumu, hukukilik denetiminin yanında hakkaniyeti önceleyen, iyi yönetim ilkelerini rehber edinen ve insan onurunu merkeze alan bir denetim anlayışını hayata geçirmektedir. Hukukun soyut normlarını bireyin somut hakları anlayışıyla buluşturan bu yaklaşım, kamu kurumlarının hak arama mekanizmaları içinde özgün ve güçlü bir konuma taşımıştır. Bu anlayışın somut bir yansıması olarak hazırlanan 2025 Yıllık Raporu da yalnızca sayısal verilerin sunulduğu veya karar özetlerine yer verilen bir faaliyet raporu olmanın ötesine geçmiştir. Başvurular ve verilen kararlar analiz edilmiş, böylece idari işleyişin güçlü ve geliştirilmesi gereken yönleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Hak arama kültürünü yaygınlaştıran faaliyetler ve hazırlanan özel raporlar, kurumun anayasal konumuna uygun bir anlayışla ele alınmıştır" diye konuştu.
"2025 yılında yapılan başvuruların yüzde 30,40'ı kamu personel rejimi alanında yapılmışken bunu yüzde 16,81'le adalet..."
2025 Yıllık Raporu'nda kamu yönetiminin işleyişine ışık tutan, sorun alanlarını tespit eden ve bunlara çözüm üretmeyi hedefleyen bir bakış açısı esas alındığını sözlerine ekleyen Akarca, hazırlanan yıllık raporun, yalnızca geride kalan bir dönemin muhasebesi olmadığını raporun, geleceğe yönelik daha adil, daha güçlü bir yönetim anlayışı için bir rehber niteliği taşıdığını söyledi. Akarca, şöyle konuştu:
"2025 yılı, Kamu Denetçiliği Kurumuna duyulan güvenin somut göstergelerle pekiştiği bir yıl olmuştur. Kurumumuza yapılan başvurular bir önceki yıla göre yüzde 42,49 oranında artmıştır. Önceki yıldan devreden başvurularla birlikte incelenen toplam dosya sayısı 21 bin 837'ye ulaşmıştır. Aynı kararlılık ve titizlikle, yıl boyunca 20 bin 473 başvurunun karara bağlanarak adalet arayışına güçlü bir karşılık verildiği ifade edilmelidir. Yıl boyunca sonuçlandırılan başvuruların yüzde 20,47'si yani 4 bin 191 adedi kabul edilebilir nitelikte değerlendirilmiştir. 2025 yılında yapılan başvuruların yüzde 30,40'ı kamu personel rejimi alanında yapılmışken bunu yüzde 16,81'le adalet, milli savunma ve güvenlik; yüzde 9,12'le eğitim öğretim, gençlik ve spor alanı takip etmiştir."
"2025 yılında, dostane yollarla çözüme kavuşturulan dosya sayısı 2 bin 42'ye ulaşmıştır"
Başvuruların idare bazında değerlendirmesi sonucunda en fazla başvurunun yüzde 13,04'lük oranla Adalet Bakanlığına yönelik olduğu tespit edilmiştir. Burada ağırlıklı olarak cezaevleri nakilleriyle ilgili talepler var, cezaevindeki konular. İkinci sırada, yüzde 12,07'lik oranla Sağlık Bakanlığı gelmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu birçok başvuruda, tavsiye kararına gerek kalmaksızın çözüm üretmektedir. İdare ile vatandaş arasında kurduğu yapıcı diyalog sayesinde adalete hızlı ve etkili erişim mümkün olmuştur. Bu yaklaşımın somut bir göstergesi olarak 2025 yılında, dostane yollarla çözüme kavuşturulan dosya sayısı 2 bin 42'ye ulaşmıştır. Bu başvuruların bin 86'sı dostane çözüm kararıyla, 956'sı gönderme kararı sonucu gerçekleştirilmiştir. Böylece, uyuşmazlıkların gecikmeden çözülmesi sağlanmıştır"
Komisyonda söz alan CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, raporun sunuş bölümünde yer alan bazı ifadelere eleştiriler yöneltti. Raporun üçüncü sayfasında yer alan "Kurumumuz hakkaniyet denetimi yapan tek kurumdur" ifadesinin abartılı ve hatalı olduğunu söyleyen Tanal, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Anayasa'nın 74'üncü maddesi ve 6328 sayılı Kanun uyarınca idarenin işlem ve eylemlerini hukuka ve hakkaniyete uygunluk açısından bağlayıcı olmayan bir denetime tabi tuttuğunu hatırlattı.
CHP'li Tanal'dan "kuşe rapor kitapçığı" eleştirisi: İsraftan kaçırmak lazım
Tanal, "Bu doğru ama tek kurum değil. Hakkaniyet denetimini yapan başka kurumlarımız da vardır; mahkemeler, idari yargı mercileri, iptal ve tam yargı davaları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru yolu da hakkaniyet denetimi yapmaktadır" dedi. Bu nedenle raporda yer alan ifadenin düzeltilmesi gerektiğini belirten Tanal, "'Tek kurum' denilirse yanlış ve abartılı olur. Bunun yerine 'hakkaniyet temelli denetim yapan anayasal kurumdur' denirse doğru olur. Bu şekilde düzeltilmesini istirham ediyorum" ifadelerini kullandı.
Önceki yıllara ait faaliyet raporlarına da değinen Tanal, 2025 Yıllık Raporu'nun basımında kullanılan birinci hamur kuşe kağıdı eleştirdi. Kamu kurumlarında tasarruf tedbirlerinin uygulanması gerektiğini vurgulayan Tanal, "Güya tasarruf genelgemiz var, yazık günahtır, bu israftan kaçınınız. Önceki raporlarımız gayet daha kağıt iken yani böyle birinci kuşe kağıt, böyle abartılı bir rapor değil idi; şimdi, bu israflardan vesaireden kaçırmak lazım" diye konuştu.
CHP'li Suiçmez: TÜİK'ten çok daha doğru bir şekilde veri verdiğiniz için sizi de kutlamak isterim
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, "2025 yılında başvuru sayısının, 2024 yılına göre yüzde 42,49'luk bir artış yaşanmasına sevinsem mi, üzülsem mi bilemiyorum" diye konuştu. Suiçmez, "Elbette ki sizler, kurumun tanıtımı neticesinde bu rakama ulaşıldığını söyleyeceksiniz ama bir yandan da bu ülkede Adalet Bakanlığı var. Hukuk adına bu sayının giderek artıyor olmasının doğru olmadığını, Türkiye'de hukuk sistemimizin ne hale geldiğini de gösteren bir veri olarak kabul ettiğimi söylemek isterim. Bu anlamda da en azından TÜİK'ten çok daha doğru bir şekilde veri verdiğiniz için sizi de kutlamak isterim Sayın Başkan. 2025 yılında 21 bin 34 başvuru ve 2024 yılından devreden 803 başvuruyla birlikte 21 bin 837 adet şikayet başvurusunu değerlendirmek üzere işleme aldığınızı söylediniz. Dolayısıyla bu rakam büyük bir rakam" dedi.
"Türkiye'de hukukun ne hale geldiğini, başvuruda ilk ona girenler bölümünde de görmekteyiz"
Suiçmez, "Türkiye'de hukukun ne hale geldiğini, başvuruda ilk ona girenler bölümünde de görmekteyiz. Siz her ne kadar ağırlıklı olarak cezaevinden gelen deseniz de o da tabii bizim adalet sistemi içerisinde yer aldığı için, direkt insan hakları ve özgürlüklerini ilgilendirdiği için, Adalet Bakanlığı'nın birinci sırada olmasını Türkiye'de hukukun gelmiş olduğu vahim durumu iki kere raporunuzda tescil ettiğinizi görüyoruz. Bu anlamda da size teşekkür ediyorum. Yine çok önemli bir insan hakkı olan sağlık hakkını ilgilendiren Sağlık Bakanlığının da ikinci sırada olması ayrıca düşündürücüdür, eklemek isterim. 2025 yılında tavsiye yönünde verilen bin 214 adet kararın bin 39 adeti hakkında uyulup uyulmayacağı yönünde bilgi verilmişken, 41 adeti hakkında karar değerlendirme aşamasında olduğu ve 34 adet karara ilişkin de henüz bir cevap verilmemiş olduğunu söylemişsiniz, raporunuzda belirtmişsiniz. Ben yine kurumunuzu tebrik ediyorum. En azından bizim vermiş olduğumuz soru önergelerine Meclis'te bu kadar cevap verilmiyor. Yani bu açıdan baktığımız zaman, Meclis'ten ileri bir konumda olduğunuzun da altını çizmek isterim. Bunun da Sayın Numan Kurtulmuş, Meclis Başkanı nezdinde Meclis'imizin ciddi bir şekilde düşünmesi gerektiğinin de altını çiziyorum" ifadelerini kullandı.
CHP'li Karaca: Nihai çözümleri üreten önemli ve etkin bir kurum ise, bu tavsiye kararlarına uyma oranlarının giderek düşmesini nasıl açıklayacağız
CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise şunları söyledi:
"Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruları kısa sürede nihai çözümler üreten, önemi giderek artan etkin bir kurumdur. Ben baktım, etkin bir kurum. Evet, bunun olması gerçekten kıymetli. Keşke rakamlar da aynı şeyleri söyleyebilse ya da belki de bir çelişkidir, onu da ifade etmek isterim. Tavsiye kararlarına uyma oranlarına baktım. 2022 yılından bu yana tavsiye kararlarına uyma oranları maalesef çok ciddi şekilde gerilemektedir. 2022 yılında tavsiye kararlarına uyma oranı yüzde 80,01; 2023 yılında yüzde 77,51; 2024 yılında yüzde 71,29; 2025 yılında ise yüzde 59,38'dir. 2025 yılı, uyma oranı bakımından tavsiye kararlarına inanılmaz şekilde tabloyu kötüleştiren bir orana sahiptir. Eğer kurum gerçekten nihai çözümleri üreten önemli ve etkin bir kurum ise, bu tavsiye kararlarına uyma oranlarının giderek düşmesini nasıl açıklayacağız? 2025 yılı içerisinde 21 bin 837 başvuru yapılmış. Bu başvuruların kabul edilebilir kısmı 4 bin 191'dir. Yani sadece yüzde 20 civarında bir oran kabul edilebilir hale gelmiştir. Vatandaşların başvuru kabul edilebilirlik oranının bu kadar düşük olmasının gerekçesi nedir? Acaba Kamu Denetçiliği Kurumu'na başvurularda kaynaklı eksikliklerden mi, başvuru konularından mı? ya da Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yol, yöntem ve şekilleri ya da hangi konularda başvurulacağına ilişkin vatandaş yeterince bilgilendirilmiyor mu? Ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü yaptığınız il ziyaretleri, geziler, bilgilendirme toplantıları ve çalışma toplantılarına baktığımız zaman, gerçekten neredeyse bütün Türkiye'yi dolaşıyorsunuz. Kadına yönelik şiddetle ilgili bir çalışmanız var. Onu da inceledik. Kadına yönelik şiddet ile yapılan çalışmalarınızda İstanbul Sözleşmesi'nden hiç bahsedilmemiş olması, şahsım adına ve milletvekili arkadaşlarımız adına dikkat çekicidir."
MHP'li Taytak ve CHP'li Karaca arasında İstanbul Sözleşmesi tartışması
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, "Zaman zaman bazı şeyleri ifade ederken, kendi düşüncelerimizi sağlamlaştırmak adına bazen yükseltiyoruz, bazen alçaltıyoruz. Bunun için burada bence gündem olarak yapılması gereken konular daha gerçekçi olacak. Tavsiye ediyorum" diye konuştu. MHP'li Taytak'ın sözleri üzerine CHP'li Karaca, "Öncelikle bizlerin düşüncelerine ya da neyi konuşup konuşmayacağımıza siz karar vermeyeceksiniz. O yüzden bizim için kapanmamış bir konudur. Yasal anlamda da kapanmamış bir konudur. ve İstanbul Sözleşmesi'ni uygun bulma kanunun hala Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yeriyse, o zaman bu konu kapanmaz" sözleriyle yanıt verdi. Bu sözler üzerine MHP'li Taytak, "Vallahi Türkiye'de bakmamız gereken çok daha ciddi konular var" dedi. CHP'li Karaca ise "Kadının yaşam hakkından çok daha ciddi bir konu olamaz" sözlerini kullandı. Tartışmaya dahil olan CHP'li Suiçmez de "Toplumun çok büyük bir bölümünün hala istediği bir yasa ile ilgili konu kapanmıştır' demeniz üzücü" dedi.
"Burada bir kurum var, o kurumun verdiği kararlar var ve bu kararlara uymayan bürokratlar var"
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise sunuma dair şu eleştirilerini sıraladı:
"Ben gerçekten çok merak ediyorum. Kurumun delege üyesi yok. Hakikaten merak ediyorum. Kurumun yapısı ve yapısal sorunları üzerine bir tartışma yürütüyoruz. Bunu her zaman konuşuyoruz ama sonuçta, bu yapısıyla yapması gerekenlere bürokrasisi direniyorsa ve kararları yerine getirmiyorsa buna ne demek lazım? Nasıl direndiler? Mesela Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı, Başkanlığa bağlı, onun denetiminde olan; hatta Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çoğunluğuyla seçilen denetçilerden oluşan ve büyük bir emekle yapılan inceleme sonucu verilen kararlara, AK Parti idaresindeki bir idari birim nasıl uymaz? Nasıl direnir? Dolayısıyla burada başka bir yapısal sorun var. ya kararın içeriğinden kaynaklı ya da o bürokratların sahip oldukları zırhtan kaynaklı sorunlar var. Bu doğrudan doğruya Adalet ve Kalkınma Partisi'nin siyasi anlayışıyla ilgilidir. Burada bir kurum var, o kurumun verdiği kararlar var ve bu kararlara uymayan bürokratlar var. Kendilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde mi sanıyorlar, yoksa AK Parti yönetiminin iradesinin üstünde mi görüyorlar? Hukuka uygunluk ve insan haklarına saygı amacıyla kurulmuş bu kurulun kararına bir memur, bir idare amiri nasıl uymaz? Gerekçesi ne oluyor? Aslında bunları tartışmamız lazım. Geçmişten bugüne, son 4-5 yıla bakalım: Hangi kurumlar hangi kararlara uymamış? Bu gerçekten rahatsız edici. Bu durum, insan haklarına saygı bakımından hem parlamentonun hem de siyasal iktidarın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin üzerine düşeni yapmadığı anlamına geliyor. Bu yapısal sorunları özellikle ifade ediyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili arkadaşlarıma da söylüyorum: İdarenin işleyişinden kaynaklanan sorunların da giderilmesi gerekir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı en azından bir genelge yayımlamalı; bundan sonra Ombudsman kararlarını yerine getirmeyen ya da süresi içinde cevap vermeyenlerle ilgili olarak Devlet Personel Başkanlığı'nın gerekli işlemleri yapacağı açıkça belirtilmelidir."
Kamu Denetçiliği Kurumu 2025 yıllık raporu üzerine çalışmalar yapmak üzere bir alt komisyon kurulması önergesi oy birliği ile kabul edildi. Buna göre karma alt komisyonda AK Parti'ye 7, CHP'ye 3, DEM Parti'ye 1, MHP'ye 1, İYİ Parti'ye 1 ve Yeni Yol Partisi'ne 1 üye düşecek.























