FETÖ'nün Marmaris suikast timinden Burkay Karatepe'nin itirafları

FETÖ'nün Marmaris suikast timinden Burkay Karatepe'nin itirafları
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan FETÖ üyesi Burkay Karatepe'nin ifadesi ortaya çıktı. Karatepe, Pensilvanya'da Gülen ile görüştüğünü, örgütün tedbirleri kapsamında izdivaç ve deşifre olmamak için alkol gibi uygulamaları anlattı. Darbe gecesi Marmaris'teki konuta saldırıyı ve sonrasında yaşananları detaylandırdı.

15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik Marmaris'te yapılan suikast teşebbüsüne katılan ve 10 yıldır kırmızı bültenle aranırken yakalanan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi Burkay Karatepe'nin ifadesine ulaşıldı.

Karatepe, emniyetteki ifadesinde, 2012'nin yaz aylarında Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde ABD'ye paraşüt kursu için gittiğini, "kendisinden sorumlu örgüt abisi" Muhammet Baran'ın "irtibatlandırdığı 'abi' vasıtasıyla Pensilvanya'ya gidebileceğini söylediğini" anlattı.

Pensilvanya'daki terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in kaldığı malikaneye bu kişiyle gittiklerini kaydeden Karatepe, şöyle devam etti:

"Malikanenin bulunduğu araziye girmeden önce şahıs bana kıyafetlerimi değiştirmemi, şapka ve gözlük takmamı, bu durumu uydu ile takibin engellenebilmesi amacıyla tedbiren aldıklarını söyledi. Burada bizi karşılayan kişiler beni bir odaya yerleştirdi. Ertesi gün Fetullah Gülen ile görüşmek üzere kaldığı konuta götürüldüm. Eve girdiğimde önce bekleme salonuna aldılar. Burada beni Cevdet Türkyolu karşıladı. Fetullah Gülen'e hediye olarak Özel Kuvvetler kantininden aldığım bir bıçak götürmüştüm. Bunu Cevdet Türkyolu'na gösterdiğimde 'Hediye olarak bunu mu getirdin' şeklinde aşağılayıcı bir tavırla söylendi. Sıram gelince odaya alındım. Fetullah Gülen, ismimi sormadı, nerede görev yaptığımı, evli olup olmadığımı sordu. Ben bekar olduğumu söyledim."

Karatepe, burada yaklaşık 10-15 dakika FETÖ elebaşı ile başka kimse bulunmaksızın görüştüğünü, ardından odadan ayrıldığını belirtti.

"Evlenmek için 'izdivaç abisi' ile tanıştırıldım"

Burkay Karatepe, 2013'te evlenmek maksadıyla "izdivaç abisi" olarak bilinen "Hami" isimli kişiyle tanıştırıldığını söyledi.

Bir evde buluştuklarını belirten Karatepe, "Burada birinci aday olarak birisiyle görüştürüldüm. Adayı getiren izdivaç ablası da evdeydi. Bu adayla evin salonunda baş başa bir süre görüştük. Bu ilk görüşmede aramızda bir uyum oluşmadı. Bu izdivaç durumlarında adaylardan birisinin görüşü olumsuz olduğunda tekrar görüşme sağlanmıyormuş." dedi.

Bundan bir süre sonra ikinci aday olarak evlenip boşandığı eşiyle yine bir evde "Hami" vasıtasıyla buluştuklarını dile getiren Karatepe, "Yine öncesinde bana fotoğrafını göstermişti. Görüşme öncesinde Hami isimli şahıs mesleğimi söyleyebileceğimi ancak görev yaptığım yeri söylememi bu aşamada istemedi. Eşimle yaptığımız bu ilk görüşmede birbirimizi beğendik." diye konuştu.

"Konuta giriş yapılmadan önce içeriye bir bomba atıldı"

İfadesinde darbe girişimi gecesi yaşananları anlatan Karatepe, İzmir'deki Çiğli Askeri Hava Üssü'nde saat 03.00 sıralarında helikopterlere bindiklerini ve yaklaşık 35-40 dakika sonra Marmaris'e ulaştıklarını söyledi.

Deniz üzerinden otellerin bulunduğu bölgeyi gördüğünü belirten Karatepe, "İniş yapmadan önce helikopterler kısa bir süre havada kaldı. Önce bir helikopter sahile yaklaştı ve personelini tahliye etti. Yere inince herkes kendi timini toparladı. Burada Şükrü Seymen, Cumhurbaşkanı'nın Grand Yazıcı Otel'de olduğunu söyledi. Otelin yerini bilmiyorduk. Yürümeye başladık. Aramızdan birisi çevrede bulunan bir taksiciye otelin yerini sordu. Bu tarife göre yürüyerek otele doğru gitmeye başladık." dedi.

Yaklaşık 1,5 kilometre yürüdükten sonra oteli bularak ana girişinden girdiklerini anlatan Karatepe, gördükleri kişilere Cumhurbaşkanı'nın nerede kaldığını sorduklarını kaydetti.

Bu şekilde Cumhurbaşkanı'nın kaldığı konutun yerini öğrendiklerini dile getiren Karatepe, ifadesini şöyle sürdürdü:

"Konuta yaklaşık 50 metre kadar yaklaştığımız sırada üzerimize ateş açıldı. Ben de hedef gözetmeden korkutma amaçlı ateş açtım. En önde bizim tim vardı. Şükrü Seymen de bizimle birlikteydi. Ateş açılınca tedbir için açılarak siper aldık ve ateşle karşılık verdik. Bu çatışma yaklaşık 10 dakika kadar sürdü. Daha sonra içeriye teslim olmaları doğrultusunda çağrı yapıldı. İçeridekiler eller yukarı şekilde dışarıya çıktı. Konutta bulunan koruma personelleri derdest edilerek konutun giriş kapısından biraz uzakta açık alanda toplamıştık. Koruma personellerinin tamamı ters kelepçeye alındı."

Karatepe, konuta giriş yapılmadan önce içeriye bir bomba atıldığını ve gördüğü kadarıyla konuta arama yapmak üzere Zekeriya Kuzu, Şükrü Seymen, İsmail Yiğit ve denizcilerin tim komutanı olan Taner Berber'in girdiğini ifade etti.

İçeriden çıktıklarında özellikle Şükrü Seymen'in çok sinirli bir şekilde koruma personelinin bulunduğu yere geldiğini belirten Karatepe, "Burada personellere tekme tokat saldırdı. Aynı şekilde Zekeriya Kuzu da sinirli bir şekilde koruma personellerini darbetti. Şükrü Seymen telefon ile Gökhan Şahin Sönmezateş ile irtibata geçmeye çalıştı. Sonra bize 'Çekiliyoruz, helikopterler bizi almaya gelecek' diye emir verdi. Geldiğimiz istikametten iniş yaptığımız yere doğru yöneldik." diye konuştu.

Ara sokaktan sahile inerken ters istikametten üzerlerine atış geldiğini dile getiren Karatepe, şöyle devam etti:

"Casa de Maris Otel'e girdik. Ben karşı atış yapmadım fakat diğerleri ateşe karşılık verdi ayrıca helikopterden polislerin bulunduğu yöne ateş edildiğini gördüm. Otelin içerisine girdik. Sahil tarafına doğru yöneldik. Bu esnada hatırladığım kadarı ile iki helikopter deniz üzerinden iniş yaptığımız bölgeye doğru geldi. Yerden güvenlik güçleri tarafından helikopterlere doğru ateş açılıyordu. Bu sebeple sahile yaklaşamıyorlardı. Hava aydınlanmaya yakındı. Sahile inişimiz ile otele giriş çıkış ve arazi istikametine kaçışımız toplamda 1,5-2 saat kadar sürmüştür. Helikopterler inemeyince Şükrü Seymen arazi istikametine doğru gitmemizi söyledi. Casa de Maris Otel'den sahildeki yola çıktık. Ardından arazi istikametine doğru ana yoldan geçerek araziye çıktık."

Karatepe, Şükrü Seymen'in cep telefonu ve uydu telefonu üzerinden Gökhan Sönmezateş ve başka birilerine ulaşmaya çalıştığını ancak başarılı olmadığını söyledi.

O saat itibarıyla darbe girişiminin başarısız olduğunu anladığını ifade eden Karatepe, daha sonra arazide Ali Sarıbey ile kendisinin gruptan ayrıldığını belirtti.

Karatepe, satın aldığı şort ve tişörtü giydikten sonra dolmuşla Muğla'ya gittiğini ardından da otostopla İzmir'e ulaştığını kaydetti.

Bornova'da oturan köylüsünün evine gittiğini anlatan Karatepe, bulunduğu yere gelen babası ile araçla Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesine gittiklerini söyledi.

"Evden dışarıya zorunlu olunca geceleri çıkıyordum"

Burkay Karatepe, babasının kendisine "Tayfun Gezveci" adına düzenlenmiş eski tip sahte kimlik getirdiğini, Afyonkarahisar'da gizlediğini belirterek, "Bu sürede kendimi Salih ismi ile tanıttım. Hurda toplama işini bir süre yaptım ayrıca inşaat işlerinde amele olarak çalışmaya başlamıştım. İlk eve taşındığımda iki yıl kadar hiçbir işte çalışmadım. Evden dışarıya zorunlu olunca geceleri çıkıyordum. İki yılın sonunda önce hurda toplama işlerine başladım." dedi.

Meslek hayatı boyunca örgütsel toplantılara katıldığını belirten Karatepe, ancak bir görev almadığını iddia etti.

Karatepe, Kara Harp Okulunda iken "Selim" kod ismini kullandığını, Kara Harp Okuluna başladığında kurmaylık sınavı öncesinde kendisine sorular verildiğini ifade etti.

"Mecbur kalırsak alkol almamızı isterlerdi"

Askeri lisede öğrencilik döneminde "mahrem imam" olarak tabir edilen örgüt mensubu olan kişi/kişilerin belirledikleri evlerde buluştuklarını kaydeden Karatepe, ifadesinde şunları anlattı:

"İhtiyaç olması halinde ankesörlü ve kontörlü hatlardan irtibat kuruyorduk ayrıca ihtiyaç olması durumunda GSM numaralarımızı da birbirimize verdiğimiz olurdu. Görüşme şeklimiz bu şekildeydi. Sohbetleri yüz yüze evlerde yapıyorduk. Görüşmede bir sonraki görüşmenin yeri ve zamanını kararlaştırıyorduk. Deşifre olmamak için bizden lojmanda evimizin önüne boş içki şişelerini çöpe koymamızı, mecbur kalırsak alkol almamızı isterlerdi. Yine bu kapsamda kod isim kullanmamız istendi. Sorumlu abi ile görüşürken dahi kendimi kod ismimle tanıtıyordum. Bu kapsamda aynı sohbet grubunda olduğum Hasan Hüseyin Altınsoy ve Ümit Burtaçoğlu da kod isim kullanıyorlardı fakat bu kişilerin kod isimlerini hatırlamıyorum. İma yoluyla namaz kılmak yine bir tedbir biçimidir. Eş seçimi de aynı şekilde bir tedbirdir hatta asker eşleri özellikle başı açık bayanlardan seçiliyordu. Bütün bunlar deşifre olmamak için uygulanan ve bizden de uygulamamızı istedikleri örgütsel tedbirlerdir."

Harp Akademisi'nde eğitim amacı dışında bir görevlendirme yapılanmasının olağan bir durum olmadığını anlatan Karatepe, Çiğli Üssü'ne indiklerinde durumun vahametini Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen'in "ordunun darbe yaptığını ve Cumhurbaşkanını almak için hareket etmelerini gerektiğini" söylemesi üzerine anladığını belirterek, "Eğer bizden istenen şeyin bu olduğunu bilseydim ben akademiden kesinlikle çıkmazdım." dedi.

"Örgüt tarafından bize güvenildiği için böyle bir seçim yapıldı"

Karatepe, suikast girişimine katılacak isimlerin kim tarafından ve nasıl seçildiğine ilişkin soru üzerine, o dönemde Harp Akademisi'nde kursiyer olduğunu, bu sebeple emir komuta zinciri içerisinde buraya bağlı olduğunu dile getirerek, "Kurmay Binbaşı Şükrü Seymen'in Harp Akademisi ile bir ilgisi olmadığından benim emir komuta zinciri içerisinde yer almamaktadır. Tahmin ediyorum benim ve timde bulunan diğer personellerin seçiminde örgüt ile olan ilişkimizin etkisi olmuştur. Kurmaylığa girerken soruların örgüt tarafından bana verildiğini ifade etmiştim, örgüt tarafından bize güvenildiği için böyle bir seçim yapıldı." ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Kaynak: AA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.