AB'de tecavüz tanımı değişiyor: Sadece evet, evet demektir

Cinsel istismar konusunda rıza ilkesini esas alan tarihi düzenleme Avrupa Parlamentosu'ndan geçti.
Cinsel istismar konusunda rıza ilkesini esas alan tarihi düzenleme Avrupa Parlamentosu'ndan geçti. Artık mağdurun direnç gösterme veya darp izi kanıtlama zorunluluğu kalkıyor; belirleyici unsur "açık rıza" olacak.Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet, dünya çapında en yaygın insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor. Avrupa Konseyi'nin internet sayfasındaki verilere göre de, Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki kadınların yaklaşık yarısı 15 yaşından itibaren en az bir kez cinsel tacize maruz kalıyor. Bu nedenle AB, kadınları ve kız çocuklarını cinsel saldırılardan daha iyi korumak amacıyla çeşitli önlemleri hayata geçirdi ve geçiriyor:
1 Ekim 2023 tarihinde toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadelede dünyanın en kapsamlı düzenlemelerinden sayılan İstanbul Sözleşmesi'ni kabul etti. 2024'te iş yerinde cinsel taciz, siber takip ve mahrem görüntülerin rıza olmaksızın yayılması gibi eylemleri AB genelinde cezalandıran bir düzenleme çıkardı. AB'nin yeni Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi de özellikle siber saldırıları, deepfake yani yapay zeka ile üretilen sahte içerikleri ve kadınlara yönelik dijital şiddete odaklanıyor.
Ayrıca üye ülkeler, şiddetin önlenmesi ve mağdurların korunmasına yönelik projelere de yüz milyonlarca euro yatırım yapıyor.
Öte yandan ceza hukuku açısından ise neyin "tecavüz" sayılması gerektiği konusunda 27 AB üyesi onlarca yıldır tartıştı durdu. Avrupa Parlamentosu'ndaki (AP) partiler üstü bir girişim bunu değiştirmek amacıyla bir süredir yoğun çaba gösteriyor.
Amaç, AB Komisyonu'nun bu konudaki yasal çerçeveyi yeniden elden geçirmesi için baskıyı artırmaktı. ve girişim başarılı oldu.
Evin İncir'in partiler üstü girişimi
Yeni girişimin öncülerinden olan İsveçli Sosyal Demokrat Avrupa Parlamentosu Milletvekili Evin İncir, DW'ye verdiği mülakatta; amacın, cinsel ilişkilerde sadece 'evet' denmesi halinde gerçekten 'evet' olarak kabul edilmesi olan ve AB'deki cinsel istismara ilişkin tüm ceza yasalarında da bu "rıza" temelini baz alarak hazırlanacak ortak yasal düzenleme olduğunu vurguladı.
Gelecekte, bir istismar suçlamasında birlikteliğin "rıza olmadan" yaşandığı olgusunun belirleyici olması gerektiğini, yani cinsel istismara uğrayan mağdurun direndiğini veya zorla istismara uğradığını kanıtlamak zorunda kalmadan, varsa vücudundaki darpları, morlukları gösterme mecburiyetinde olmadan olayın yargıya intikalini savunuyor.
İncir ve diğer girişimcilerin çabası karşılık da buldu. 28 Nisan'da AP'den geçen düzenleme sadece rızayı değil, tüm üye devletlerde yardım, uzman destek ile sağlık hizmetlerine erişim de dahil olmak üzere uluslararası ortak standartların sağlanmasını ve mağdurlara daha güçlü destek verilmesini de öngörüyor.
Düzenleme dün Avrupa Parlamentosu'nda 160'a karşı 447 oy gibi büyük bir çoğunlukla kabul edildi.
Avrupa'da mevcut kanunlar nasıl?
Şimdiye kadar Avrupa'da mahkemede neyin tecavüz sayılacağına dair cezai suç tanımları birbirinden farklılıklar gösteriyor. Peki bu konuda öne çıkan hangi düzenlemeler söz konusu?
Mevcut yasal modeller kabaca üç kategoride toplanabilir:
Bazı AB ülkelerinde, bir eylemin tecavüz sayılması için failin fiziksel şiddet uygulaması veya bununla tehdit etmesi gerekiyor.
Aralarında Almanya, Avusturya ve Polonya'nın da bulunduğu bazı ülkelerde ise "Hayır demek hayırdır" modeli geçerli. Söz konusu modelde, mağdurun direniş göstermiş olması yani birlikteliği bizzat aktif şekilde reddetmiş olması durumunda ceza hukuku açısından vaka tecavüz sayılıyor.
Buna karşılık "Sadece evet, evet demektir" modeli ise, açık ve net biçimde, gönüllülük yani rıza olmaksızın yaşanan her türlü cinsel ilişkinin tecavüz olarak tanımlanması anlamına geliyor.
Bu uygulama ilk olarak İsveç'te 2018'de yürürlüğe girdi; Belçika, Danimarka, Hırvatistan ve Yunanistan gibi diğer birçok AB ülkesinde de düzenleme kabul gördü. Son yıllarda İspanya veya Hollanda gibi diğer bazı ülkeler de bu düzenlemeye geçti.
En son da Kasım 2025'te, tüm ülkeyi sarsan, yıllarca eşinin istismarına uğrayan Gisele Pelicot davasının etkisiyle Fransa bu düzenlemeyi kabul eden ülkelere katıldı. Çekya'da da bu düzenleme gündemde.
Almanya'da ise dijital şekilde üretilmiş sahte porno içerikli videoları dolaşıma sokulan tanınmış sunucu Collien Fernandes vakası, son haftalarda yoğun toplumsal ve siyasi tartışmalara neden oldu ve yeni bir hassasiyet yarattı.
Öncü ülke İsveç oldu
Tecavüz vakalarında aydınlatılma oranı son derece düşük. Bir yandan söz konusu olayların sadece çok küçük bir kısmı ihbar ediliyor, diğer yandan da yargıya intikal eden davalarda sıklıkla zanlı ile mağdurun ifadeleri dışında kanıt sağlanamadığından tecavüzün tespiti zor oluyor. Bu nedenle tahminler, Avrupa genelinde tecavüzcülerin çoğunun yargılanmadığı ve mahküm edilemediği yönünde.
Bu duruma savaş açan ilk ülke İsveç oldu. Ülkenin "Sadece evet, evet demektir" düzenlemesini 2018 yılında uygulamaya koymasından bu yana mahküm edilen tecavüzcü sayısı önemli ölçüde arttı. Bunun bir nedeninin de Stokholm hükümetinin aynı zamanda "ihmal sonucu tecavüz" suçunu da yasaya eklemiş olması olabileceği kaydediliyor. Zira ona göre failler, karşılarındaki kişinin cinsel ilişkiye rızası olduğundan önceden emin olmadıkları takdirde de mahküm edilebiliyorlar.
Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları örgütleri, "Sadece evet, evet demektir" düzenlemesine geçişi toplumsal değişim açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriyor.
Fransa ve Almanya neden itiraz ediyordu?
28 Nisan'da AP'den geçen düzenlemeye yönelik girişim, "Sadece evet, evet demektir" düzenlemesini Avrupa genelinde yerleşik hale getirmeye yönelik ikinci deneme.
2024 yılındaki önceki bir girişim, diğer nedenlerin yanı sıra Fransa ve Almanya'nın Avrupa Konseyi'ndeki engelleyici tutumuna takılmıştı. O zaman sorun, rıza ilkesinin içerik olarak reddedilmesinden ziyade usul ve hukuki kaygılardı. Söz konusu ülkeler, tecavüzün AB antlaşmalarında açıkça "sınır ötesi boyuta sahip bir suç" olarak listelenmemesi nedeniyle AB'nin Avrupa genelinde bir tanım belirleme yetkisine sahip olmadığı görüşünü savunmuşlardı.
Ceza hukuku, ulusal hükümetlerin temel alanlarından biri olarak kabul edildiğinden, her iki devlet AB Komisyonu'nun yetkilerini aşacağını ve ilgili bir yasal düzenlemenin Avrupa Adalet Divanı'ndan döneceği endişesini gerekçe göstermişti.
İsveçli AB parlamenteri Evin İncir, "Tecavüzle ilgili kalıcı bir mevzuat talep ettiğimiz 2024'ten bu yana çok şey değişti" diyerek girişiminin bu kez başarılı olacağına dair umutlu konuşuyor:
"Fransa'nın ulusal düzeyde konumunu değiştirmesinin ardından, İtalya'nın da şu dönem benzer bir yasa üzerinde çalıştığını görüyoruz. Bu kez AB Konseyi'nde büyük bir çoğunluğa sahip olabileceğimizi ve muhtemelen artık engelleyici bir azınlık olmayacağını tahmin ediyoruz."
İncir, AB çapındaki girişimden umutlu; öte yandan "Sadece evet, evet demektir" prensibini ilk uygulamaya başlayan ülkede ise konuya dair tartışmalar son bulmuş değil.
Eleştiriler özellikle bir tecavüz iddiasının mahkemeye taşınması durumuna odaklanıyor. İsveç Barolar Birliği'nden Bengt Ivarsson'a göre hala en büyük sorun, durumun genellikle "ifadeye karşı ifade" şeklinde kalması; bu durumda da mahkeme, sadece her iki tarafın inandırıcılığına göre karar vermek zorunda kalıyor. Ivarsson, bu durumlarda kendini daha iyi ifade edebilen ve yaşandığı söylenen olayları daha etkili biçimde kelimelere dökebilen tarafın avantajlı olduğunu belirtiyor.
2018'de de düzenlemeye karşı çıkanların başında gelen hukukçu, asgari cezanın üç yıl olmasını da eleştiriyor ve bunun hakimleri ürküttüğünü düşünüyor. "Çoğunlukla 18 yaşında ve civarında gençlerden bahsediyoruz. Hayat tecrübesi olmayan, deneyimsiz gençler. Belki biraz alkol almışlar. Bir hata veya yanlış anlaşılma olmuş; onlara doğrudan üç yıl hapis mi verilecek?" diye soruyor ve bu tür durumlarda hakimlerin çekingen davranabileceğini söylüyor.
Asgari cezanın üç yıl olmasını kriminolog Stina Holmberg de eleştiriyor; alt sınırın bir yıl olmasının yeterli olacağını savunuyor.


















