Dağlık Karabağ'da Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında farklı bir cephe: Propaganda savaşı - Haberler
Haberi Paylaş
BBC

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında farklı bir cephe: Propaganda savaşı

BBC - Haberler | Dünya
Dağlık Karabağ'da Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında farklı bir cephe: Propaganda savaşı

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 26 yıldır çözüm bekleyen Dağlık Karabağ sorunu, 27 Eylül'de yeniden başlayan çatışmalarla gündeme geldi.

"Ermenistan psikolojik operasyon yürütüyor, basın kuruluşları gri propaganda yapıyor, Azerbaycan ise meşru müdafaa savaşı içinde."

Azerbaycan'dan bir akademisyenin Dağlık Karabağ'la ilgili haberler e dair yorum yaparken kullandığı bu sözler, iki ülke arasında zaman zaman çıkan çatışmaların yanında aralıksız bir savaşın sürdüğünün de göstergesi: Propaganda savaşı.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 100 yıldır devam eden, ancak Sovyetler dağıldıktan sonra yeniden ortaya çıkan ve 26 yıldır çözüm bekleyen Dağlık Karabağ Sorunu, 27 Eylül'de yeniden başlayan çatışmalarla gündeme geldi.

Zaman zaman yaşanan her çatışmada olduğu gibi bu kez de iki ülkenin sadece orduları savaşmıyor. "Haklılık ve meşruiyet iddiası" üzerinden süren bir mücadele de var.

İki tarafa yakın yayın organları, son 10 gündür sıklıkla karşı tarafın "kara propaganda yaptığına dair" haberler paylaşıyor.

ABD başta olmak üzere yurt dışında yaşayan Ermeniler, hafta sonu çeşitli eylemler düzenledi. Hollywood'daki medya kuruluşlarının bulunduğu yolu trafiğe kapatan yaklaşık 500 Ermeni protestocu, "Ermenistan'a karşı daha adil bir haber yayını yapılmasını" talep etti. Protestocular, "Azerbaycan'ın Türkiye'den destek alarak agresif saldırılarda bulunduğunu ve Ermenistan'ın halkını korumak için meşru müdafaa yaptığını" savunuyor.

Uluslararası hukuka göre bölge, Ermenistan işgali altındaki Azerbaycan toprağı olarak görülüyor.

Ermenistan'ın 1992-1994 arasında süren savaşta ele geçirdiği ve "Ermenistan toprağı" ilan ettiği bölgede, savaş öncesi daha fazla olan Ermeni nüfusun silahlanarak düzenlediği saldırılar ve iki halk arasında karşılıklı yaşanan çatışmalar sonrası, Azeri nüfusun yarısı bölgeyi terk etti. Böylece Ermeni nüfusun oranı yüzde 80'e yükseldi. Bölgedeki Azeriler de mülteci konumuna geçti.

Azerbaycan uluslararası alanda tanınan pozisyonunu koruduğunu öne sürerken Ermenistan, bölgedeki Ermeni nüfusun taleplerine karşılık verdiğini söylüyor.

Ancak çatışmada kimin haklı olduğu tartışması bununla bitmiyor.

Çatışmalar nasıl başladı?

İki taraf da karşılıklı olarak, bazı yetkililer ya da basına sızdırılan bilgiler aracılığıyla birçok iddia ortaya atıyor. Ancak bu iddialarla ilgili herhangi bir kanıt sunulmuyor.

İlk olarak çatışmaları kimin başlattığıyla ilgili olarak iki taraf da birbirini suçladı. Ermenistan, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki Hankendi bölgesine top ateşi açtığını, 16 asker ve biri kadın biri çocuk 2 sivilin hayatını kaybettiğini, 100 kişinin yaralandığını, Ermenistan ordusunun da ateşe karşılık verdiğini duyurdu.

Azerbaycan ise Ermeni ordusunun sivillere ateş açtığını ve aynı aileden 5 kişiyi öldürdüğünü, Azerbaycan ordusunun buna karşılık verdiğini açıkladı.

26 yıldır çıkan her çatışmada olduğu gibi, taraflar ilk atışı yapan tarafın karşı taraf olduğunu iddia etse de, bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanamadı.

' Suriyeli savaşçılar ve YPG'liler bölgeye gönderildi ' iddiası

Çatışmalar başlamadan önce, uluslararası basında yer alan haberler e göre, Suriye'de Türkiye'nin destek verdiği muhalif gruplardan savaşçılar, Gaziantep'ten Azerbaycan'a gönderilerek Dağlık Karabağ'da savaştıklarına dair bilgiler paylaştı.

İsimlerinin gizli tutulması kaydıyla gazetecilere konuşan Suriyeli savaşçı ve komutanlar, bölgeden çektiklerini iddia ettikleri videolar da paylaştı.

İddialar henüz kanıtlanmamışken Ermenistan'ın Moskova Büyükelçisi Vardan Toghanyan, Türkiye'nin Suriye'den Azerbaycan'a yaklaşık 4 bin savaşçı gönderdiğini öne sürdü.

Ermeni yetkililer, bu gelişmenin "Bölgedeki savaşı körükleyeceği" yorumunu yaptı ancak iddialarıyla ilgili bir kanıt ortaya koymadı.





İddiaları kesin bir dille yalanlayan Türkiye ve Azerbaycan'daki yetkililer ise, buna karşılık farklı bir iddia ortaya koydu:

"Suriye'nin kuzeyinde savaşan Halk Savunma Birlikleri (YPG) üyesi bir grup, Dağlık Karabağ'a giderek Azeri ordusuna karşı savaşıyor."

Türk ve Azeri yetkililerin ifadeleri olarak basına yansıyan bu bilgilerle ilgili de bir kanıt ortaya konulmadı.

Türkiye'nin Ekim 2019'da Suriye'nin kuzeydoğusunda yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı sırasında YPG'nin başını çektiği ve ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) altında savaşan "Şehir Nubar Ozanyan Tugayı" adlı Ermeni savaşçılardan oluşan grup, Nisan 2019'da kuruluşunu duyurmuştu.

Türk yetkililer, bu grubun şimdi Ermenistan'a destek olmak için Dağlık Karabağ'da savaştığını iddia ediyor. Ancak bu iddialarını kanıtlamak için herhangi bir belge ya da bilgi paylaşılmış değil.

Ermenistan'ın, Türkiye'nin savaşa müdahil olduğu iddiaları, Suriyelilerle sınırlı değil. Türk ordusuna ait F-16 savaş uçaklarının da Türk pilotlarca bölgede kullanıldığına yönelik iddialar ortaya atıldı.

Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Shusan Stepanyan, 30 Eylül'de Twitter hesabı üzerinden bir video yayımlayarak Türk F-16'larının Ermenistan'a ait bir SU-25'i Ermenistan hava sahasında düşürdüğünü iddia etti.

Ancak uzmanlar, bu videonun üzerinde oynanmış ve sonradan üretilmiş olduğunu ortaya koydu.

2 Ekim'de Fransız gazetesi Le Figaro'ya konuşan Ermenistan Devlet Başkanı Nikol Paşinyan, "Kanıtımız var. SİHA'lar ve F-16'lar kullanıyorlar, Dağlık Karabağ'da sivillerin yaşadığı bölgeleri bombalıyorlar" dedi.

Ermenistan şu ana kadar Türkiye'nin aktif müdahalesi iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt paylaşmış değil.

Erivan, bu iddiaları ortaya koyarken 1915 olaylarını sıklıkla gündeme getirerek, "Türkiye'nin bir kez daha Ermeni Soykırımı yapmayı hedeflediğini" iddia ediyor. Bu şekilde bölgede etkili olabilecek güçlü ülkelerin desteğini almayı hedefliyor.

Ermenistan, 1915 olaylarının "soykırım" olarak kabul edilmesi için on yıllardır ABD ve Avrupa'da çabalarını sürdürüyor. ABD Kongresi'nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi, Türkiye ile ABD arasındaki gerilimin hem Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda başlattığı Barış Pınarı Harekatı hem de Rusya'dan alınan S-400 füze savunma sistemi nedeniyle gerildiği bir dönemde, 29 Ekim 2019'da 1915 olaylarının "soykırım" olduğunu belirten bir tasarıyı onaylamıştı.

Kongre'nin üst kanadı Senato da 12 Aralık 2019'da, 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıyan bir yasa tasarısını oybirliği ile kabul etmişti. İki meclisten de geçen metinlerin ortaklaştırılması ve ABD Başkanı Trump'a sunulması sonrası eğer Trump onaylarsa, ABD "Ermeni Soykırımı"nı tanımış olacaktı.

Ancak Trump yönetimi alınan bu kararları desteklemediğini açıkladı.

Fransa da 2001 yılında 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımış ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, olayların yıldönümü olan 24 Nisan'ı "Ermeni Soykırımı'nı anma günü" ilan ettiğini açıklamıştı.





Ele geçirilen bölgeler ve kayıplarla ilgili iddialar

Çatışmaların başladığı 27 Eylül tarihinden itibaren Azerbaycan tarafı, zaman zaman Ermenistan işgali altındaki bazı kasaba ve köylerin ele geçirildiğine yönelik açıklamalar yaptı.

Ermenistan tarafı ise bu iddiaları yalanladı. Başkent Erivan'da "Dağlık Karabağ bölgesine yönelik haksız saldırılar düzenlendiği" gerekçesiyle protestocular sokaklara çıktı.

Azerbaycan'da binlerce kişi, 26 yıldır işgal altında olan bölgelerin geri alınması için haklı bir savaş yürütüldüğünü söyleyerek, yetkililerin de desteğiyle, hükümete destek olmak için gösteriler düzenledi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, "Ermeni ordusunun saldırılarına karşılık vermek için geniş çaplı bir operasyon emri verdiğini, 30 yıldır süren işgal ve haksızlığa bir son verileceğinden emin olduğunu" açıkladı.

Ardından da Azerbaycan Savunma Bakanlığı, ele geçirilen yerleri tek tek açıklamaya başladı.

Her seferinde Ermenistan ordusu iddiaları yalanladı.

Ancak çatışmanın 2. gününde konuşan, uluslararası alanda meşru kabul edilmeyen Dağlık Karabağ lideri Arayik Harutyunyan, bazı bölgelerin Azerbaycan ordusunun eline geçtiğini açıkladı.

İki taraflı verilen kayıplarla ilgili de bir enformasyon savaşı sürüyor. Her iki taraf da karşı tarafın askeri kayıplarını abartılı rakamlarla verirken, karşı tarafın sivilleri hedef aldığını savunuyor.

Dağlık Karabağ yönetimi, Salı günü savaşta 244 savaşçılarının hayatını kaybettiğini açıkladı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise geçen hafta Ermenistan ve Dağlık Karabağ'dan toplam "2 bin 300 düşman askerinin hayatını kaybettiğini" duyurmuştu.

Ermenistan, çatışmalar sonrası Azerbaycan'ın da 100'e yakın askeri personelinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ancak Azerbaycan bu iddialara karşılık vermiyor. Bunun yerine Ermenistan'ın saldırıları sonucu ölen sivillerin sayısını paylaşıyor.

Sivil ölümlerine yol açan saldırıların nasıl başladığıyla ilgili de taraflardan farklı açıklamalar geliyor. Ermenistan, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki Ağdam bölgesinde sivilleri hedef aldığını duyurdu. Pazar günü Dağlık Karabağ yönetimi, Azerbaycan'ın ikinci büyük kenti Gence'ye yapılan saldırıyı da buna karşılık başlattıklarını açıkladı.

Azerbaycan ise Dağlık Karabağ bölgesinden kendi sınırlarında yaşayan sivillere yönelik saldırıların Ermeni ordusu tarafından başlatıldığını savunuyor.

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında farklı bir cephe: Propaganda savaşı

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında farklı bir cephe: Propaganda savaşı

BBC
/beğendim
/alkışladım
/beğenmedim
/güldüm
/üzüldüm
/sinirlendim
/şaşırdım
Yorumlar (1)
Dursan:En fazla almanya fransa teröristleri türkiye ve azerbeycana karsi yalan haber propogandasi yapiyorlar avrupanin yalan haber yayinlarin maskesi özgür yayin altinda yalanlari yayicaksin fransa da 20 aydan beri macron karsi protestolari polislerin insanlara iskencelerini hangi avrupa yayinladi hepsini susturdular kendilerini gelince yayin yasak oluyor türkiyeye karsi yalan haber serbes iste avrupanin gercek yüzü.
500