Türkiye, 67 Gün Sonra Başa Döndü
Haber Videosunu İzle 
7 Haziran'daki seçimin üzerinden 67 gün, AK Parti-CHP görüşmelerinin başlamasının üzerinden 32 gün geçtikten sonra gelinen nokta erken seçim!
7 Haziran'daki seçimin üzerinden 67 gün, AK Parti-CHP görüşmelerinin başlamasının üzerinden 32 gün geçtikten sonra gelinen noktada anlaşma yok. Şimdi hesaplar kasımda seçim ihtimali üzerine yapılıyor.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu koalisyon görüşmesinden sonra "Bize koalisyon değil, seçim hükümeti önerildi. Ya kısa süreli seçim hükümetini ya da AKP'nin kuracağı azınlık hükümetini destekleyin önerisi ile geldiler. Koalisyon müzakeresi söz konusu olmadı." açıklamasında bulunurken, Başbakan Davutoğlu ise "CHP'yle dış politika ve eğitim gibi konularda derin görüş ayrılıkları var. Türkiye'yi erken seçime götürme sorumluluğu üzerimizdedir. Seçim sıhhat için aşı gibidir, korkmamak lazım." dedi.
AK Parti-CHP arasında 13 Temmuz'da başlayan koalisyon görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı. CHP'nin 4 yıllık yüksek profilli koalisyon önerisine karşı AK Parti '3 aylık seçim hükümeti' önerdi. Başbakan Davutoğlu, dün CHP lideri Kılıçdaroğlu ile buluşmasının ardından gelişmeleri açıklarken "Kılıçdaroğlu ve ekibine teşekkür ediyorum" dedi.
Davutoğlu özetle şunları söyledi:
KILIÇDAROĞLU VE EKİBİNE TEŞEKKÜR
"CHP ile görüşmelerde bütün temel devlet ve hükümet meseleleri, parti politikaları gözden geçirilerek takdire şayan bir anlayış ve üslup çerçevesinde çok önemli bir müktesebat oluşturuldu. İki tarafı da takdir ederek söylüyorum, Türk demokrasi tarihindeki en derinlikli görüşmeler oldu, çıkan rapor da en kapsamlı müktebesattan oluşan bir metindir. Bu, başlı başına bir kazanımdır. Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibine teşekkür ediyorum. Bizim gibi onlar da bu görüşmelerin doğasını etkileyecek tavır geliştirmedi. Bu medeni bir tavırdır.
DERİN GÖRÜŞ AYRILIKLARI
Üzerinde ittifak edilen bazı hususlar olduğu da aşikardır. Bunların düşünülenden daha fazla olduğunu da memnuniyetle gördüm. Dış politika ve eğitim başta olmak üzere bazı temel konularda çok derin görüş ayrılıkları, temel anlayış farklılıkları da oldu. Bu derin görüş ayrılıkları nedeniyle uzun süreli koalisyonun yaratacağı sıkıntılar ve seçim de göz önünde bulundurularak, ülkenin de hükümetsiz bırakılmaması için süreli bir reform hükümeti kurulmasının daha doğru olacağını söyledik. Uzun dönemli koalisyon isteyen Sayın Kılıçdardoğlu ise kısa süreli hükümete ilişkin kaygılarını ifade ettiler. Sonunda geldiğimiz husus, bu diyalogların sürdürülmesi, ancak bu noktada bir hükümet oluşturmama kanaati hasıl olmuştur. Bunun olumsuz bir gelişme olarak telakki edilmemesi gerekir. Anlaşmak ne kadar doğalsa anlaşmamak da doğaldır. Önemli olan bu sonuca ulaşırken sergilediğiniz tavırdır, müzakere yöntemidir.
"ERKEN SEÇİM GÜÇLÜ İHTİMALDİR"
Kalıcı bir istikrar için tekrar milli iaredeye başvurma ihtimali yükselmiş, tek ihtimal haline gelmiştir diyebiliriz. CHP ile oluşturamadığımız hükümet ortaklığı da göz önüne alındığında erken seçim önümüzde görünen güçlü bir ihtimaldir. Sayın Cumhurbaşkanımızın koalisyon istemediği, benim için de koalisyon için çabaladığım, hatta ve hatta kongre kaygısıyla koalisyon istediğim görüşüyse bir bühtandan, vehimden ibarettir. Bizim şahsi ahlakamımız da devlet ahlakımız da buna izin vermez. Sayın Cumhurbaşkanımızın bana herhangi bir yerde 'Koalisyon olmasa iyi olur' gibi telkini olmamıştır. O telkin zaten doğası gereği bana istişare olur.
"SEÇİM AŞI OLMAK GİBİDİR, AŞIYI GECİKTİRMEMELİ"
CHP bize bir seçim hükümeti ihtimalinin CHP ile AK Parti arasında olamayacağını açıkça ifade etti. Kafamda daha var 3-4 alternatif. Erken seçime gidilmesi de felaket senaryosu değildir. Erken seçim Türkiye'ye 1 yıl kaybettirir, 5 yıl kaybettirir gibi yorumlara girmemek lazım. Seçim aşı olmak gibidir. Aşı olduğunuzda bazen küçük bir sızı hissedebilirsiniz ama aşı bünyeyi sıhhate kavuşturur. Eğer aşı olacaksanız da zamana yaymamanız lazım. Sayın Bahçeli ile yapacağımız temaslar sonrasında bir erken seçim tablosu çıkacaksa, mümkün olan en erken zamanda aşıyı olup sıhhate kavuşmak lazım.
"TABANIMI İKNA EDERDİM"
Eğer CHP ile sürdürülebilir bir koalisyon ihtimali olsaydı, derin görüş ayrılıkları olmasaydı, ben açık şekilde kendi tabanımı ikna edeceğime inanıyorum. Ama tereddütlerin olduğu bir koalisyonu büyük iddialarla, 4 yıl sürecek diye kurmak, ama 4 ay sonra bu bir restorasyon hükümeti mi, reform hükümeti mi tartışmasıyla karşı karşıya kalmak daha büyük sıkıntı olurdu.
BAHÇELİ İLE GÖRÜŞME
Tabii Sayın Bahçeli'yle görüşmek gerekirse bunu da yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Erken seçim kendisinin de gündeme getirdiği bir husustu. Bunun nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin herkesle istişare etmesi gerektiği günlerdeyiz. 23 Ağustos'a kadar siyasi liderler olarak, bu meseleyi kendi aramızda halletmeliyiz. Siyasi liderlerin başarısız olduğu senaryoyu düşünmek bile istemiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızı da görüşme sonrası bilgilendirdim."
GÖREVİ İADE EDECEK Mİ?
Davutoğlu "Görevi iade edecek misiniz" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Anamuhalefet partisiyle koalisyona ulaşmamış bile olsak güzel bir örnek teşkil ettik. Benim bu görevi aldığımda AK Parti dışındaki hükümet formüllerinin tümü tüketilmişti. Yola çıktığımda zihnimde 9 seçenek vardı. Bugün itibariyle CHP ile olanlar tükendi. Şimdi diğerlerine devam edeceğiz. Tükete tükete gideceğiz. MHP'yle yaptığımız temaslar sonrası, Bahçeli'ye bir şey empoze etmedim, etmem, yol haritamı belirlemiştim, o yol haritasının gereğini yapıyorum. Sayın Bahçeli ile de görüşmem onun bir parçasıdır. Ondan sonra Sayın Cumhurbaşkanı'yla bir istişare ihtiyacı ortaya çıkar."
GÖRÜŞMELER TOPLAM 40 SAAT SÜRDÜ
AK Parti ile CHP arasındaki koalisyon görüşmeleri, 32 gün önce, Başbakan Davutoğlu'nun 13 Temmuz'da CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu ziyaretiyle başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevi 9 Temmuz'da vermişti. 1 saat 40 dakika süren bu görüşmeyle iki parti arasındaki koalisyon süreci başladı. Ardından heyetler 'istikşafi (keşif amaçlı)' diye nitelenen 5 ayrı görüşme yaptı. 30 saate yakın süren heyetler arası görüşmelerin ardından Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu, geçen pazartesi yeniden bir araya geldi.
Başbakanlık Resmi Konutu'nda yemek de yenen 4 saat 20 dakikalık görüşmede, uzlaşılamayan konuları ele alan iki lider, varılan noktayı partilerinin yetkili kurullarında değerlendirip 3 gün sonra yeniden dün bir daha buluştu. Tarihi Ankara Palas'ta 1.5 saat süren bu görüşmede koalisyon süreci anlaşmazlıkla sonuçlandı.
Böylece toplamda 40 saati aşan 32 günlük koalisyon arayışı sonuçsuz kaldı.
AK PARTİ KAYNAKLARI:
DÖRT TEMEL KONUDA AYRILIK
AK Parti kaynaklarına göre, AK Parti ile CHP görüşmesinden koalisyon çıkmamasının dört ana nedeni bulunuyor.
AK Parti'de ilk neden olarak, CHP'nin "4 yıllık, geniş tabanlı hükümet" önerisinden "hiçbir şekilde" geri adım atmaması gösteriliyor. AK Parti, "1 yılın altında kısa süreli hükümet" önerisinin CHP tarafından olumlu bulunmamasının uzlaşıyı engellediğini savunuyor. Kaynaklar, önerilen sürenin 1 yılın üzerine hatta 2 yıla çıkıp çıkamayacağına ilişkin de, "CHP'nin 4 yılın dışında bir yaklaşımı olmadığı için bu değerlendirilmedi" yorumu yaptı.
İkinci neden olarak ise, "Dış politika"daki ciddi ayrışma gösterildi. Özellikle Ortadoğu temelli, Suriye, Mısır ve İsrail politikalarındaki farklı bakış açıları gösterildi.
Üçüncü ana neden olarak ise, eğitimdeki CHP'nin önerdiği 1+8+4 modeli gösterildi. AK Parti kaynakları, CHP'nin bu önerisinin seçim beyannamesinde yer aldığı ve bir geri adım atılmadığı görüşünü dile getirdi.
Dördüncü neden olarak da kaynaklar, AK Parti'nin, "Milli iradenin yönetildiği yer TBMM'dir. Devletin politik önceliklerinin milli iradeye göre belirlenmesi" görüşünde olduğunu CHP'nin ise "devleti önceleyen bir yaklaşım içinde" olmasının da ayrışmaya neden olduğunu ifade ettiler. Ak Parti kurmayları, bu nedenler dışında da ayrışma olan konular olduğunu ancak bunların çözülebileceğini ifade etti.
CHP KAYNAKLARI:
AK PARTİ'NİN TUTUM SORUNU
CHP kaynakları ise uzlaşma olmamasının ana nedeni olarak AK Parti'nin zaten koalisyon için masaya oturmamasını gösteriyor. Tarafların dün açıkça uzlaşamadığı yeni hükümetin süresi dışında Kılıçdaroğlu'nun görüşmeler daha başlamadan çizdiği 14 ilke ve 14 ilke ışığında belirlediği beş ana sorun başlığı noktasında taraflar arasında ciddi uzlaşmazlıklar bulunuyordu.
CHP'nin "eğitim", "ekonomi", "dış politika", "yeni anayasa" ve "Kürt sorunu" olarak açıkladığı beş ana sorun başlığından, "eğitim" ve "dış politika" başlıklarında ciddi görüş ayrılıkları bulunduğu belirtiliyordu. Liderler arası görüşmelerde konu başlıklarının detaylı olarak incelenmediği ancak CHP liderinin "sorun" olarak gördüğü alanları Davutoğlu'nun "sorun" olarak tanımlamadığı kamuoyuna yansımıştı. CHP yönetiminin kapsamlı eğitim reformu talebi için gündeme getirdiği "1+8+4" formülünün yansıttığı "İmam hatipleri kapatmak istiyor" propagandasının doğru olmadığını göstermek amacıyla CHP kurmayları, "Öyle bir niyetimiz yok. Gerekirse 1+5+3+4 diyelim, kapsamlı ve samimi bir eğitim reformu istiyoruz" önerisini dile getirdi. Ak Parti cephesinde, "Din derslerine karşı algısı yaratmak tehlikeli olur" endişesi yarattığı ifade ediliyor.
DIŞ POLİTİKA SIKINTISI
CHP kurmayları, iki parti arasındaki en temel sorun alanının "dış politika" olduğuna işaret ediyor. Dış politika alanında CHP yönetimi kapsamlı bir reform öneriyor. CHP kurmayları, Suriye, Irak ve Mısır başta olmak üzere Türkiye'nin dış politika alanında bakış açısını tamamen değiştirecek bir değişiklik talep ediyor. Davutoğlu ise CHP'nin eleştirilerin temelinde kendisinin Dışişleri Bakanlığı dönemi olduğuna inandığından kapsamlı bir dış politika restorasyonuna karşı çıkıyor.
CHP kurmayları ayrıca, Davutoğlu'nun koalisyona yakın durduğunu ancak Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın etkisi nedeniyle bunun mümkün olmadığına işaret ediyor.





















