Sahil Güvenlik Komutanlığı Davasında Üçüncü Gün - Haberler
Haberi Paylaş

Sahil Güvenlik Komutanlığı Davasında Üçüncü Gün

AA - Haberler | Güncel
Sahil Güvenlik Komutanlığı Davasında Üçüncü Gün

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Sahil Güvenlik Komutanlığındaki eylemlere ilişkin, aralarında eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem'in de bulunduğu 28 kişi hakkında açılan davanın üçüncü günü tamamlandı.

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Sahil Güvenlik Komutanlığındaki eylemlere ilişkin, aralarında eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem'in de bulunduğu 28 kişi hakkında açılan davanın üçüncü günü tamamlandı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda görülmeye devam eden davanın üçüncü gününde sanıklar, avukatları ve bazı sanık yakınları duruşmada hazır bulundu.

Sanık savunmalarıyla devam eden duruşmada savunmasını yapan eski astsubay Hakan Mercan, 15 Temmuz'da evinde kızının odasını boyadığını ve sonrasında televizyonda yapılan açıklamaları izlediğini söyledi.

Bunlardan sonra 16 Temmuz'da eski Binbaşı Abdulkadir Akcan'ın Sahil Güvenlik Komutanlığına gelmesini istediğini ifade eden Mercan, televizyonda izledikleri ve çevresinde hayatın normal akışına döndüğünü gördüğü için birliğe gittiğini belirtti.

Mercan, Harekat Merkezinde eski Albay Süleyman Yarayan'ın bulunduğunu ve dışarıdan geldiğini duyunca durumu sorduğunu, kendisinin de hayatın normal devam ettiğini anlattığını dile getirdi.

Albay Yarayan'ın verdiği emirlerde sıkıntılı bir durum olmadığını öne süren Mercan, komutan emriyle silah alınması istendiğinde kendisinin de silah alıp nizamiyeye indiğini aktardı. Mercan, bir süre sonra Merkez Komutanlığından gelen askerlerin yaptığı Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Üstem'in görevden alındığı anonsu üzerine silahını teslim ettiğini bildirdi.

Emirle hareket ettiğini, hukuk dışı emir olduğunu anladığı anda silahını teslim ettiğini anlatan Mercan, bundan sonra kendisini dışarıdan izole ederek 18 kişiyle birlikte bir odaya girdiğini söyledi.

Mercan, meslek hayatında 18 yıl geçirdiğini, ceza almadığını belirterek, hiçbir örgütle bağlantısı olmadığını savundu.

Sanıklardan eski Personel Plan Şube Müdürü Vekili Binbaşı Erkan Şirin, hiçbir suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Şirin, yurt dışı görevlendirme yapıldığı için 15 Temmuz'da ilişiğini kesmiş olduğunu ancak Sahil Güvenlik Komutanlığında olduğu için emirlere de uyması gerektiğinden, emir doğrultusunda darbe girişiminin olduğu gece birliğine geldiğini iddia etti.

Yurt dışı görevlendirme olduğu için evindeki eşyaları bir gün önce, 14 Temmuz'da eşinin ailesinin evine taşıdığını anlatan Şirin, darbe planlayıcısı ya da yöneticisi olsa böyle bir şeyi yapmayacağını ileri sürdü.

Birliğe geldiğinde Harekat Merkezi Başkanı Albay Süleyman Yarayan'ın kendisini santralde görevlendirdiğini dile getiren Şirin, "Süleyman Yarayan, 'Santrale git, gelen aramaları bana yönlendir, dışarıya arama yapılmasın' dedi." diye konuştu.

Şirin, birliğin dışarıyla bağlantısının kesildiği iddialarının da doğru olmadığını öne sürerek, FETÖ/PDY ile alakası bulunmadığını iddia etti.

Miğfer ve çelik yeleği "nasıl bir şey diye" giymiş

Sanıklardan eski Personel Başkanlığı Disiplin Moral Astsubayı Samet Sorkulu, 20 gün önceden belirlenen nöbet listesi dolayısıyla 15 Temmuz'da nöbetçi olduğunu ifade ederek, Harekat Merkezi Başkanı Albay Süleyman Yarayan'ın emri doğrultusunda bağlı botlara iletilmek üzere hazırlanan mesajı daktilo ettiğini dile getirdi.

İçeride ve dışarıda yapılan anonsları yakında olmadığı için anlamadığını iddia eden Sorkulu, silah alma emri verildiğinde silahlığa çıkıp bir tabanca ve şarjör aldığını anlattı. Sorkulu, "Daha önce çelik yelek ve miğfer giymemiştim. Hemen yanda duruyordu, nasıl bir şey diye giydim." dedi.

Herhangi bir çatışma olmadığını, silahını da içeri geçip teslim ettiğini anlatan Sorkulu, şu an Sahil Güvenlik Komutanı olan Bülent Olcay geldiğinde Merkez Komutanlığınca gözaltına alındığını söyledi.

"Darbe girişimini televizyonlardan öğrendim"

Sanıklardan eski Subay Atama Danışma Subayı Yüzbaşı Temur Yılmaz, 15 Temmuz'da nöbetçi olduğunu, akşam saatlerindeki askeri hareketliliğin Suriye, Rusya ya da PKK'ya karşı yaşandığını değerlendirdiğini ifade etti.

"Harekat yıldırım" önceliğiyle gelen mesajı, eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Daire Başkanı Albay Yarayan'a götürdüğünü ancak içeriğini bilmediğini ifade eden sanık Yılmaz, "Mesajı Yarayan'a götürdükten sonra görevli uzman çavuş iki mesaj daha getirip Yarayan'a verdi. Daha sonra Yarayan, bana nizamiyeye gitmemi, güvenliği sağlamamı istedi." diye konuştu.

Yılmaz, 15 Temmuz akşamı Genelkurmaydan gelen hava araçlarının uçuşlarının iptali yönündeki talimatın ardından darbe girişimi konusunda bir bilgilendirme yapılmadığını belirterek, "Darbe girişimini televizyonlardan öğrendim. Sahil Güvenlik Komutanlığının bu girişimde rol alıp almadığını ya da Sahil Güvenlik Komutanlığındaki personelden kimlerin darbeye destek verdiğini halen bilmiyorum. İddianamede, bazı sanık savunmalarında yer aldığı gibi ben hiç kimseye 'Ateş edin' emri vermedim. Aksine 'Benim emrim olmadan kimse ateş etmeyecek' dedim." savunmasını yaparak tahliye talebinde bulundu.

Sanık eski Binbaşı Muammer Köse, birliğe komutanın emriyle gittiğini belirterek, birliğe geldiğinde olağandışı bir hareketlilik olduğunu ve bir terör saldırısı ihtimalinin konuşulduğunu aktardı.

Yaşanan olağanüstü koşullar nedeniyle silah aldığını kaydeden söyleyen Köse, darbe girişiminde yer almadığını dile getirerek, "FETÖ'nün okullarına gitmedim, gazete ve dergilerine abone olmadım. Hakkımdaki somut olmayan iddiaları kabul etmiyorum. 15 Temmuz gecesi birliğimde darbeye ilişkin bir emir almadım. Şiddet içerikli hiçbir eylemim olmadı. Suçsuzum, öncelikle tahliyemi ardından da beraatimi talep ediyorum." savunmasını yaptı.

"Babam dahil amirlerim dışında hiç kimseden emir almadım"

Sanıklardan eski Binbaşı Abdulkadir Akcan da darbe girişiminde rol almadığını ve suçsuz olduğunu öne sürdü. Darbe girişiminin olduğu gece izinden çağırıldığını belirten Akcan, yaptığı faaliyetlerin darbeyle alakalı değil güvenlikle alakalı olduğunu iddia etti.

Sanık Akcan, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Ben babam dahil amirlerim dışında hiç kimseden emir almadım. Türk Silahlı Kuvvetleri dışında hiçbir yapının üyesi değilim. Dolayısıyla FETÖ üyeliği iddiasını da kabul etmiyorum. Ben 15 Temmuz öncesi yıllık izne ayrılmıştım. O gece 21.30'da komutanın emir subayı aradı ve birliğe gelmem gerektiğini söyledi. Ailemle birlikte tatilimi yaptığım Konya'dan Ankara'ya geldim. Gece 03.30 sularında birliğe katılış yaptım. Böyle bir durumda birliğime gitmemek ayıptır. Gittikten sonra komutanın yanına çıktım ve geldiğimi ifade ettim. Astsubayları çağırmamı istedi. Bazı astsubayları arayarak birliğe çağırdım. Yoldan geldiğim için yorgundum. Zamanımın çoğunu birlik binasının içinde geçirdim. Öğleden sonra Merkez Komutanlığından askerlerin geldiklerini öğrenince birliğin güvenliğini onlar sağlayacak diye rahatladım. Anlıyorum ki gayet safmışım. Nizamiyeye gittiğimde şu an Sahil Güvenlik Komutanı olan Bülent Olcay'a 'Şimdi ne olacak?' diye sordum. O da 'Seni alacağız' dedi ve böylece şüpheli durumuna düştüm. Ben darbeciysem beni neden izne, garnizon dışına göndersinler? Beraatimi talep ediyorum."

Eski Tuğamiral Kulaç'tan oğlu için istek

Sanık eski Binbaşı Güray Demir, 15 Temmuz gecesi yaptığı faaliyetlerin sadece birliğin güvenliğini sağlamak amaçlı olduğunu beyan etti. FETÖ mensubu olmadığını ileri süren Demir, hiçbir silahlı eyleminin bulunmadığını söyledi.

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski Tuğamiral Hasan Kulaç ve eski Sahil Güvenlik Komutanı Üstem'le yaptıkları görüşmenin, "darbenin planlanması" olarak iddia edildiğini ve bunun doğru olmadığını savunan sanık Demir, "Darbe girişiminden önce Üstem'in emir subayı beni aradı ve komutanın beni çağırdığını söyledi. Komutanın yanına gittiğimde adını sonradan öğrendiğim Tuğamiral rütbesindeki Hasan Kulaç da oradaydı. Kulaç, oğlunun Deniz Harp Okulu son sınıf öğrencisi olduğunu ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görev almak istediğini belirtti. Ben de bunun mevzuat gereği mümkün olmadığını söyledim ve oradan ayrıldım. Yaptığımız üçlü görüşmenin içeriği bundan ibarettir." savunmasını yaptı.

Savunmasını yapan diğer sanık Emir Nazlı ve Mustafa Özdemir de suçlamaları kabul etmeyerek tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verdi.

AA - Son Dakika Haberleri
/beğendim
/alkışladım
/beğenmedim
/güldüm
/üzüldüm
/sinirlendim
/şaşırdım
title