Korku hikayeleri sevenler buraya! En güzel korku hikayeleri ve kısa korku hikayeleri burada!
Haber Videosunu İzle 
Korku hikayeleri sevenlerin en sevdiği kısa korku hikayeler ve gerçek korku hikayelerini bir araya getirdik. Sürükleyici tarzı ile okuyucunun adeta nefesini kesen korku hikayeleri farlı tarzları ve kurguları ile okuyucunun ilgisini çekiyor. İşte yaşanmış korku hikayeleri, ve kısa korku hikayeleri ve en güzel korku hikayeleri…
hikayeleri hem dünya edebiyatında hem de Türk edebiyatında en çok okunan hikaye türlerinden olmuştur. Sizde korku hikayeleri okuyucusuysanız ya da korku hikayeleri okumayı düşünenlerdenseniz yaşanmış korku hikayeleri, kısa korku hikayeler ve gerçek korku hikâyeleri arasından tercih yapabilirsiniz. İşte en güzel korku hikâyeleri ve okuyabileceğiniz korku hikayeleri…
KORKU HİKAYELERİ / PERİLİ EV
Sağlık sorunları nedeniyle bir süre kırsal kesimde yaşaması gereken John, bir arkadaşının tavsiyesi üzerine II. George döneminden kalma bakımsız, fakat uygun bir evde kalmaya karar verir. Evi ilk kez görmeye gittiğinde, evin bulunduğu köyde biraz dolaşan John, evin perili olduğuyla ilgili söylentilere kulak asmaz ve evi kiralamaya karar verir. Kız kardeşi Patty, sağır bir seyis, iki kadın hizmetçi, genç bir kız ve bir av köpeğiyle birlikte eve yerleşirler. Ancak ilk günden itibaren huzursuzluk baş gösterir. Şüphe ve korku bulaşıcı bir hastalık gibi yayılır; John'a da bulaşır. Hizmetlilerin evden kaçmalarıyla birlikte John evden çıkmaları gerektiğini düşünmeye başlar. Fakat kızkardeşinin telkinleriyle evde kalmaya ikna olur. Yalnız artık hizmetçi tutmaktan vazgeçip kendi işlerini kendileri görmeye ve eve arkadaşlarını çağırmaya ve Noel'e kadar birlikte kalmayı teklif etmeye karar verirler.
Tüm arkadaşlar geldikten sonra kalınacak odaların belirlenmesi için kura çekilir. John evi ara sıra ziyaret edilen evin eski sakinlerinden Efendi B'nin tavanarasındaki odasında kalmaya başlar. İlk günler yeni gelenlerin, evin geceleri ses çıkardığını düşündükleri bölümlerini tamir etme çalışmasıyla geçer. Hayalet ya da sıradışı bir durumla karşılaşan olmaz. Ancak bir sabah John, tıraş olurken aynada küçük bir oğlanı tıraş ettiğini fark eder. O gece bunu düşünerek yatağa girer ancak gece yarısı yeniden uyanır ve yanında Efendi B'nin iskeletini görür.
KORKU HİKAYELERİ / ANNE NİNNİSİ
Baba, yeni kalkmış, yatağında tembellik yapıyordu. Anne ise mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Alt kattan gelen sesleri duyarak biraz daha dinlenmek için uyumaya devam eden baba, bir müddet sonra aniden gözlerini açtı. Belli ki karısı, kısa süre önce dünyaya gelen bebeklerine ninni söylüyordu. Monitöre baktığında bebeğin mışıl mışıl uyuduğunu, annenin de ninni söylemeye devam ettiğini gördü.
KORKU HİKAYELERİ / BODRUMDAKİ KİM?
Bodrum kata girmek yasaktı. Bu her zaman böyle olmuştu. Ve çocuk, annesinin koyduğu yasağı çiğnememek için direniyordu. Çünkü o annesinin sözünden hiçbir zaman çıkmazdı. Ama bir gün, bodrumdan gelen seslere daha fazla karşı koyamadı ve aşağıya inmeye karar verdi. Sonuçta; annesi dışarıda çim biçmekle meşguldü ve o da bu sırada bodrumdaki küçük köpekle birazcık oynayabilirdi. Hem belki de çok açtı köpek. Sonuçta; günlerdir ağlar gibi havlıyordu. Yanına biraz da süt alarak bodrum kata inmeye başladı ve kilitli kapıyı açtı.
Aşağısı çok karanlıktı ve köpeğin hiç sesi çıkmıyordu. İçeri doğru biraz daha ilerlediğinde, gözleri karanlığa alışmış, etraftaki cisimleri seçmeye başlamıştı. Nefesini tutmuş, çevresine bakmaya devam ederken, bir çift el onu arkadan sımsıkı tuttu ve dışarı çıkardı. Ne olduğunu anlayamayan çocuk, karşısında ona öfkeyle bakan annesini gördü. Çok kızgın olan ve ona ilk kez bağıran annesine bir daha oraya inmeyeceğine söz vererek odasına çıktı. Ve bir daha annesini sinirlendirmemek için ne duyduğu köpek seslerinden ne de bodrumdaki elleri ve ayakları olmayan çocuktan söz edebildi.
Korku hikayeleri
KORKU HİKAYELERİ / SADECE KIRMIZI!
Yeni bir iş görüşmesi için şehir dışına gidiyordum. Uzun süredir beş parasızdım ve bu işi alırsam hayatımı yeniden yoluna koyabilirdim. Saatlerce araba kullandıktan sonra, geceyi geçirmek için yol kenarındaki bir motele girdim. Resepsiyondaki tuhaf kadına bir oda istediğimi söyledikten sonra anahtarımı alarak merdivenlere doğru yürüdüm. Tam bu sırada kadın "Son bir şey daha beyefendi! Otelde numarasız ve her zaman kilitli olan bir oda var. Oraya yaklaşmamanızı öneririm." dedi. Çatlak kadının söylediklerini umursamayarak odaya çıktım ve yatağa uzandım. Ama birkaç saat sonra rahatsız edici bir su sesiyle uyandım.
Yeniden uyumaya çalışsam da durmak bilmeyen ses buna engel oluyordu. Ben de odanın kapısını açıp, musluğu açık unutan kimse onu bulmak için koridora çıktım. Çok geçmeden su sesinin karşıdaki odadan geldiğini anladım ve kapılarını çaldım. Her seferinde daha hızlı vursam da kapıyı açan kimse yoktu. Sonunda delikten bakmaya karar verdim ve gözümü kapı deliğine yaklaştırarak içeriyi görmeye çalıştım. Fakat gördüğüm tek şey kırmızıydı! Birileri kapı deliğine kırmızı bir örtü falan asmış olmalıydı. Sinirle aşağıya inip, resepsiyondaki kadına olanları anlattım.
Ve kadın beni sessizce dinledikten sonra, odanın hikayesini anlatmaya başladı. "Yıllar önce o odada bir kadın öldürüldü. Ve sadece kapıdan içeri giren genç bir adama baktığı için. Kıskanç kocasının gözü döndü ve kadına odalarına çıkmayı teklif etti. O kadar güzel ve naif bir kadındı ki! Gülümseyerek kocasının dediğini yaptı ve merdivenlerden yukarı çıktı. Sabah olduğunda çift aşağıya inmedi, öğlen ya da akşam da öyle. Sonunda anahtarımla odalarına girdiğimde banyodan dışarı taşan suyu gördüm. Banyonun kapısını açtığımda ise kadının bembeyaz teni ve oyulmuş, kırmızı gözleriyle karşılaştım"
KORKU HİKAYELERİ / YÜZSÜZ ADAM
1990'lı yıllarda Kanada'nın Québec eyaletine epey uzak bir kasabada yaşıyorduk. Evimize en yakın ev, 3 km uzakta oturan komşularımıza aitti. O zamanlar ben 6, kardeşlerim ise 4 ve 2 yaşlarındaydı. Soğuk bir kış gecesinde, birbirimize sarılmış uyuyorduk. Sonra alt kattan gelen seslerle uyandık. Yabancı bir adamın sesiydi ve anlayamadığımız bir dilde kendi kendine konuşuyor gibiydi. Babam bize sesimizi çıkarmamamızı söyleyerek, tüfeğiyle aşağıya indi. Ayak sesleri merdivenleri gıcırdattıkça nefesim biraz daha hızlanıyor, aşağıdaki kişinin (büyük ihtimalle hırsızdı) babama zarar vermemesi için dua ediyordum. Aradan yarım saat geçtikten sonra, babam yüzü bembeyaz olmuş bir şekilde geri döndü. Ne olduğunu sorduğumuzda "sadece fare" deyip geçiştirse de yalan söylediğini anlamıştım.
Ertesi gün olduğunda annem ısrarlarıma dayanamayarak olanlarını anlattı. Babam aşağıya indiğinde salonun ortasında deli gibi volta atan bir adam varmış. Bir yandan hızlı hızlı adım atıyor bir yandan da kendi kendine konuşuyormuş. Babamın "iyi misin" sorusu karşısında, adam aniden durup başını ona doğru çevirmiş. Gördüğü manzara karşısında ne yapacağını bilemeyen babam, hemen geri dönüp ışıkları yakmış ama salona yeniden döndüğünde karşısında hiç kimse yokmuş. Saniyeler önce gördüğü yüzü olmayan adamın şokuyla da bize "sadece fare" diyerek, olanları anneme anlatmış.
Annem bu hikayeyi anlattıktan kısa süre sonra komşularımızdan biri geldi ve birlikte sohbet etmeye başladılar. Ve duyduklarım karşısında daha çok korkmaya başladım. Çünkü gelen kadın anneme, gece yaşanan kazadan haberimiz olup olmadığını sorduktan sonra, genç bir adamın yolda kaza yapıp kafasına saplanan ağaç dalı yüzünden feci şekilde öldüğünü anlattı. Kadın heyecanlı heyecanlı anlatmaya devam ederken, bizim annemle düşündüğümüz tek şey dün gece evimize gelen yüzsüz adamdı!
KORKU HİKAYELERİ / ASLA YABANCILARLA KONUŞMA!
7-8 yaşlarındaydım ve annemle alışverişe girmiştik. O ihtiyacı olan şeyleri alırken ben de oyuncak reyonuna bakıyordum ki bu o zamanlar gayet normaldi. Tam da bu sırada, yanıma orta yaşlı bir adam geldi ve benimle konuşmaya başladı. Onun da bir torunu olduğunu ve şu anda dışarıda top oynadığını söyleyerek elimi tuttu.
Çıkış kapısına doğru yürüyorduk ki birden kuyrukta bekleyen annemi gördüm ve adamın elinden kurtularak onun yanına koştum. Geriye dönüp baktığımda, adam orada değildi ve ben annemden azar yememek için bu hikayeyi hiç anlatmadım. Ama her zaman; onunla gitseydim başıma neler gelirdi düşündüm ve o adamın elinden tutan çocuklar var mıdır diye hep üzüldüm.
KORKU HİKAYELERİ / GÖLGELER
Aile, maddi sıkıntılardan dolayı kırsal alanda yeni bir eve taşınmıştı. 13 ve 1 yaşlarında iki çocuğu olan anne, baba eski evi ellerinden geldiğince tamir etmeye çalıştılar. Ancak uğuldayan camlara ve gıcırdayan tahtalara yapılabilecek daha fazla bir şey yoktu. Yeni düzenlerine alışmaya çalışan ailede, halinden tek memnun olan kişi ise küçük John'du. Normalde tek başına duramayan, sürekli oyun isteyen bebek düşe kalka evin içinde geziniyor, kendi kendine gülümsüyor ve genellikle eğleniyor gibi görünüyordu.
Bir gece hepsi uyurken anne, bebek telsizinden sesler geldiğini fark etti. John'un kıkırdamasının haricinde fısıltı şeklinde sesler vardı. İlk önce bebeğin yanında eşinin olduğunu düşünse de onun yanında uyuduğunu görünce içini bir korku kapladı. Yataktan kalkarak yavaşça bebeğin odasına doğru ilerledi ve odadaki manzara karşısında adeta buz kesildi. Çünkü bebeğin beşiğinin etrafında uzun boylu, ince yapılı birkaç kişi duruyordu. Işığı açtığında ise hepsi yok olmuştu.
KORKU HİKAYELERİ / YATAĞIMIN ÜSTÜNDE BİRİ VAR!
Her çocuk gibi o da dolabın içinde saklanan yaratıklardan, yatağın altındaki canavarlardan korkuyordu. Bu nedenle de kapısını hiç kapatmaz, her gece uykuya dalana kadar annesi ya da babasının anlattığı masalları dinlerdi. Yine bir gün babasına uykusunun geldiğini söyledi ve beraber çocuğun odasına gittiler. Çocuk pijamalarını giyerken, babası bu sırada çalan telefona koştu ama ahizeden sadece cızırtı geliyordu.
Hatlarda bir sorun olduğunu düşünerek, oğlunun yanına geri dönen baba, onun yatağına çoktan girmiş olduğunu gördü. Ve her gece yaptığı gibi "hadi bakalım, yatağının altında canavar var mı yok mu kontrol edelim" dedi. Ama aşağıya eğilince orada öylece donakalacaktı. Çünkü yatağın altında elindeki pijamalarına sıkı sıkı sarılmış oğlu vardı ve korku içinde fısıldayarak "baba yatağımın üstünde biri var" diyordu.
KORKU HİKAYELERİ / HAYALET ANNE!
Kardeşim ve ben küçükken, ailemizle sevimli bir çiftlik evine taşınmıştık. Babamın işi gereği, 7-8 ay boyunca orada kalacaktık. Ama bu bizim için hiç sorun değildi çünkü hem ben hem de kardeşim o evde oynamayı çok seviyorduk. Dışarıda yemyeşil kocaman bir alan vardı. Ayrıca ev de bir sürü eski eşyayla, zaman geçirecek onlarca ıvır zıvırla doluydu. Tüm bunların yanı sıra, evin en sevdiğimiz tarafı oradaki kibar hayaletti. Kardeşimle ben, kibarlığı ve şefkati nedeniyle ona Anne ismini vermiştik.
Anne bizi fazlasıyla düşünüyor olmalıydı çünkü sabah uyandığımızda komodinlerimizin üzerinde hep birer bardak süt oluyordu. Ayrıca biz oyun oynarken ya da televizyon izlerken, salondaki eski sandalyeye oturup bizi seyrediyor, hatta bazen sandalyeyi odanın ortasına kadar getiriyordu. Anne her anımızda yanımızda oluyor, bizi koruyup kolluyordu. Ya da biz öyle sanıyorduk. Aradan yıllar geçtikten sonra, eski bir gazetede tesadüfen bizim kaldığımız çiftlik evinin fotoğrafını gördüm ve haberi okumaya başladım.
Anne dediğimiz kadının fotoğrafının altında yazanlar, onun dul bir kadın olduğunu, 2 çocuğunu sütün içine zehir koyarak öldürdüğünü ve sonrasında da salonun ortasında kendini asarak intihar ettiğini gösteriyordu. Ve fotoğrafa bakılırsa; kadının kendini öldürmek için üstüne çıktığı sandalye, biz oyun oynarken onun oturup bizi izlediği sandalyeydi.
Korku hikayeleri
KORKU HİKAYELERİ / AMEN-RA'NIN LANETİ
1880'li yıllarda Güney Mısır'da Amen-Ra'nın mumyasını bulan 4 İngiliz genci yüzünden başlamış felaketler zinciri. Önce gençlerden bir tanesi tuhaf biçimde ortadan kaybolmuş. Sonrasında bir diğeri, hizmetkarı tarafından vurularak öldürülmüş. Ve cinayetin ardından hizmetkar bunu istemeyerek yaptığını itiraf etmiş. Geriye kalan 2 İngiliz genç, mumyayı alıp İngiltere'ye dönmüşler. Bir tanesi parasını yatırdığı bankanın battığını öğrenirken, diğeri de ölümcül bir hastalığa yakalanarak bütün servetini sokaklarda harcamış.
Bir iş adamının eline geçen lanetli prensesin mumyası, British Museum'a hediye edilmiş. Ama garip olaylar devam ediyormuş. Müzede çalışan bekçiler, tabuttan ağlama sesleri duyduklarını söylüyor, ona yaklaşmaktan korkuyorlarmış. Aradan çok fazla zaman geçmeden, bekçilerden biri müzede ölü bulunmuş. Bu sırada mumyanın fotoğrafını çeken bir gazeteci de kendini vurarak öldürmüş. Aradan yıllar geçtikten sonra Amerikalı bir arkeolog tarafından satın alınan mumya, 1912 yılında Titanik'e yüklenmiş. Ve hepimizin bildiği gibi, batmaz denilen Titanik bir buz dağına çarparak yüzlerce insanın mezarı olmuş. Amen-Ra'nın lanetiyle ilgili son olay da bu olmuş.
KORKU HİKAYELERİ / TUHAF TABLOLAR
İki arkadaş, birlikte kamp yapmak için yola çıkarlar. Fakat karanlık çökmeden kısa süre önce arabaları bozulur. Yardım aramak için dışarı çıksalar da orman yolundan kimse geçmez. Bir müddet yürüyen gençler, ağaçların arkasında bir ev olduğunu görür ve evin kapısını çalarlar. Ama etrafta ne bir ses, ne de bir hayat belirtisi vardır. Arka kapıdan eve giren arkadaşlar, telefon bulmak ümidiyle etrafa baksalar da çabaları boşunadır. Zaten karanlıktan pek bir şey de göremezler.
Sonunda iyice yorulur ve orada uyumaya karar verirler. Bir battaniyenin altına girip birlikte yatan gençler, duvarlarda asılı tuhaf tablolardan dolayı uzun süre uyuyamazlar. Çünkü hepsi garip şekilde onlara bakıyor gibidir. Ayrıca görünüşleri de epey korkunçtur. Tablolara baka baka korkuyla uyuyakalan gençler, ertesi gün yüzlerine vuran güneş ışınlarıyla uyanırlar. Ve yataktan kalktıktan kısa süre sonra etrafa dehşetle bakarlar. Çünkü duvarlarda gece onları rahatsız eden tablolar, aslında tablo değil, birkaç küçük camdır.

























