Sıla Usar İncirli: "Kıbrıs Müzakerelerinde Masadan Kaçan Taraf Kaybeder"
KKTC'de ana muhalefet partisi CTP'nin Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin, "Masadan kaçan taraf kaybeder" dedi. Kıbrıslı Türklerin Tufan Erhürman'ı seçmesiyle Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz olduğunun aşikar hale geldiğini vurgulayan Usar İncirli, "Şu anda kendileri masaya yanaşmayan durumuna düşebilirler" diye konuştu.
Haber: Melis YILDIRIM
(ANKARA) - KKTC'de ana muhalefet partisi CTP'nin Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin, "Masadan kaçan taraf kaybeder" dedi. Kıbrıslı Türklerin Tufan Erhürman'ı seçmesiyle Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz olduğunun aşikar hale geldiğini vurgulayan İncirli, "Şu anda kendileri masaya yanaşmayan durumuna düşebilirler" diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ve CTP Dışilişkiler Sekreteri ve Girne Milletvekili Fikri Toros, Ankara'da Divan Otel'de bir grup gazeteciyle bir araya geldi.
Kıbrıs sorunundaki son durum ile KKTC iç siyasetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Usar İncirli, Kıbrıs sorununun partileri için önemli bir mesele olduğunu belirtti. Usar İncirli, "Partimiz federal temelde, iki toplumlu, iki kesimli siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm için mücadele eder. Bu çözümün adil ve kalıcı olmasını arzu eder, bunun için çalışır. Aynı zamanda çözüme ulaşamadığımız koşullarda da her şey kendiliğinden düzelsin diye bir şeye de sahip değildir. Çözüme ulaşabileceğimiz siyasi iklimin oluşabilmesi için siyasi iklimin yumuşaması, daha pozitif bir hale girebilmesi için çaba harcar. Güven yaratıcı, artırıcı önlemleri çok önemseriz" ifadelerini kullandı.
"KIBRISLI TÜRKLER BİZE YENİ HÜKÜMETİ KURMA GÖREVİ VERECEK"
Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesinin net olduğuna ve bunun son örneğinin Ekim 2025'teki seçim sonrası yaşanan değişim olduğuna değinen Usar İncirli, bu değişimin devam etmekte olduğunu gördüklerini söyledi. Usar İncirli, "Bu yıl seçim olacak. Normalde genel seçim tarihimiz Ocak 2027. Lakin ülkedeki siyasi iklim gergin. Bundan dolayı da daha erken bir zamanda bir seçim olacak. Bizim baktığımız yerden de Kıbrıslı Türkler bize yeni hükümeti kurma görevi verecekler. Bunun için yoğun da bir çalışma içerisinde CTP" diye konuştu.
Usar İncirli, Kıbrıs Adası'nın dışarıdan bakanlar için "uçak gemisi" ancak kendilerinin vatanı olduğunu ifade ederek, "O yüzden Kıbrıs'ın güvenliği, Kıbrıslı Türklerin güvenliği bizim için çok büyük öneme sahip. Son zamanlarda bölgede jeopolitik bir sarsıntı var. Gazze'de yaşanan trajik olaylar var. Ardından İsrail'in İran'a saldırısı, Lübnan'da yaşananlar, daha sonra ABD'nin de işin içine girerek olayın boyutunun değişmesi durumu jeopolitik olarak Kıbrıs'ı çok daha önemli bir hale getirdi" dedi.
ADA'DAKİ SİLAHLANMA VE GKRY'NİN YAPTIĞI ANLAŞMALAR
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in Ada'yı farklı bir güvenlik mekanizması içine sokmaya çalıştığına dikkati çeken Usar İncirli, GKRY ile Fransa arasında 2024 yılındaki anlaşma ile Kuvvetler Statüsü Anlaşması'na (SOFA) değindi. 1959 Zürih Anlaşması'na atıfta bulunan ve Anlaşma kapsamında Ada'da varlık gösteren Birleşik Krallık'ın Ağrotur ve Dikelya üslerine işaret eden Usar İncirli, son zamanlarda İngiliz üslerinin hedef alındığını söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kıbrıs böyle bir riskli duruma girdi. Kendi riskini kendi üretiyor durumuna girdi. Güney Kıbrıs'ın yapmış olduğu bu uluslararası anlaşmalar da bu riski artırıyor, bu riski büyütüyor, bizim gördüğümüz kadarıyla. Çünkü haziran ayında SOFA kapsamında Fransa asker getirecek Kıbrıs'a, askeri teçhizat da getirecek. Bizim baktığımız yerden, Kıbrıs Adası'nı bir riskli bölge haline getiriyor."
Dahası, ABD'nin bir Senato kararı var 2019'da. Onlar da adaya doğru çok büyük bir yaklaşma ve oralarda bulunma durumu içerisine girdiler. Hal böyle olunca da elbette garantörlük anlaşması, Türkiye'nin garantörlüğü simgesel bir şey değil. Bu uluslararası hukukun önemli bir parçasıdır. Bu güvenlik asimetrisinin oluşması nedeniyle de Türkiye Cumhuriyeti F-16'larını getirdi, Ercan'a konuşlandırdı ve bunun yanı sıra hava savunma hattını da kurdu. Bu bizim için çok kıymetlidir.
İngiliz üslerinin hedef alınması, Fransa'nın oraya asker getirecek olması, ABD'nin oralarda olması, bu Kıbrıslı Türkler açısından ve Türkiye açısından bir asimetrik güvenlik durumu oluşturdu. Çünkü orada bu güvenlik mekanizmaları oluşurken Kıbrıslı Türkler tamamen dışlanıyor ve Türkiye Cumhuriyeti'ne de karşı bir durum söz konusu oluyor."
" T ÜRKİYE'NİN DAHİL EDİLMEDİĞİ BİR GÜVENLİK MEKANİZMASINI DOĞRU BULMUYORUZ"
Usar İncirli, "Türkiye'nin dahil edilmediği bir güvenlik mekanizmasını da biz doğru bulmuyoruz. Oldukça da riskli buluyoruz" dedi. Bu durumda dengenin sağlanmasının gündeme geldiğini söyleyen Usar İncirli, "Kıbrıs sorununun çözülmesiyle birlikte bu dengenin oluşabileceği ve bu güvenlik asimetrisinin ortadan kalkabileceği ve hem Türkiye Cumhuriyeti hem de KKTC açısından, Kıbrıslı Türkler açısından bu dengenin birçok çözümle sağlanabileceğini biz görüyoruz. Bölge yeniden şekilleniyor. Ekonomik olarak da bazı fırsatların öne çıkacağını görüyoruz. Yani hem güvenlik açısından hem de ekonomik bazı fırsatlar açısından bölge yeniden şekilleniyor. Bu şekillenme içerisinde Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin de yerini alması bizim için çok çok önemli" diye konuştu.
TEMMUZ AYINDA YAPILMASI BEKLENEN 5 ARTI BM TOPLANTISI...
Usar İncirli, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in görev süresinin yıl sonunda biteceğini ve Guterres'in önemli adımlar atılması konusunda istekli olduğunu belirttiğini anımsattı. Usar İncirli sözlerini, "Temmuz ayı itibarıyla bir 5 artı BM sürecine girebileceğimizi biz buradan öngörüyoruz. Bir hareketlilik söz konusu olacak. Kıbrıs'ın, Kıbrıs Adası'nın jeopolitik öneminin de artmasıyla birlikte çözümün de daha önem kazanmış olduğu diğer taraflar açısından da önemli. O yüzden Temmuz ayı itibarıyla bu 5 artı BM Zirvesi olacak gibi görünüyor. Bu da bu çözüm sürecinde bir ilerleme kaydedecek diye düşünüyoruz" ifadeleriyle sürdürdü.
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'ın dört maddeden oluşan önerisinin yapılan temaslarda yer edindiğini belirten Usar İncirli, bunların ön koşul olarak değil, müzakerelerin başarıyla sonuçlanabilmesine zemin hazırlamak amacıyla önerildiğine dikkati çekti. Birincisinin siyasi eşitlik olduğunu söyleyen Usar İncirli, bunun dönüşümlü başkanlık ve federal devletin karar alma organlarında, en az bir Kıbrıslı Türk'ün onayı olmaksızın herhangi bir kararın geçirilmemesi olduğunu söyledi.
"BU STATÜKONUN KIBRISLI TÜRKLERE VE TÜRKİYE'YE BEDELLERİ VAR"
İkincisinin çözüm odaklı ve takvim çerçevesinde müzakerelerin yapılması gerektiği olduğunu söyleyen Usar İncirli, "50 yıl müzakere oldu. Biz hala daha bu statüko içerisinde bulunuyoruz ki bu statüko, bizim açımızdan kabul edilebilir değildir, sürdürülebilir değildir. Bu statükonun da büyük bir bedeli vardır ve bu bedeli de başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti de ödemektedir. Aslında Kıbrıslı Rumlar için de ödenen bedeller vardır. Türkiye Cumhuriyeti açısından Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konusunda her zaman karşısına çıkar. Başka meselelerde karşısına çıkar. Özellikle ekonomik konularda da yine Türkiye Cumhuriyeti'nin karşısına çıkar bu statüko. Dolayısıyla biz bu statükonun Kıbrıslı Türklere ve Türkiye Cumhuriyeti'ne bedelleri olduğunu düşünüyoruz. Bölgeye de bedelleri olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Usar İncirli, 2017'de Crans Montana'daki müzakerelere kadar olan yakınlaşmaların teyit edilmesi gerektiğini ve anlaşılmayan konuların görüşülmeye devam etmesi gerektiğini kaydetti. Usar İncirli, "Kıbrıslı Rumların bu konuya yanaşmamasıyla, onların reddiyle ki biz bunu 2014 ve 2017'de yaşadık, bir daha böyle bir şey olmasın. Eğer yine onlardan dolayı bir çözüme ulaşamazsak, biz de artık bu statükoya dönmeyelim. Uluslararası toplum da bizi bu konuda cezalandırmaya devam etmesin. Çünkü Kıbrıslı Türkler aslında çözüm iradelerini defalarca ortaya koymuşlardır" ifadelerini kullandı.
Kıbrıs'ta siyasi eşitliğe dayalı ve güvenlikten taviz verilmeden kalıcı, adil, kapsamlı bir çözüm olmasının Kıbrıslı Türklerin menfaatine olduğunu vurgulayan Usar İncirli, "Bunu Rumlar için, birleşmek için değil, bunu toplumsal varoluşları için istemektedir Kıbrıslı Türkler. Çünkü içinde bulunduğumuz siyasi tecrit ortamı bizim kimliğimizi, kültürümüzü, Ada üzerindeki varlığımızı çok aşındıran bir şeydir. Aynı zamanda devletin kurumlarını da zayıflatan bir şeydir. O yüzden bizim bütün kurumlarıyla birlikte güçlü bir devlet yapısına ulaşma hedefimiz vardır. Bunu da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte yapacağız. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti sadece güvenlik konularında değil, ekonomik konularda da Kıbrıs Türkleri her zaman yanında olan bir devlettir" şeklinde konuştu.
"İNSANLAR DEĞİŞİM ARZUSU İÇİNDE"
Usar İncirli, Kıbrıslı Türklerin de üzerine düşen görevler olduğunun altını çizerek, ülkede ciddi bir yozlaşma olduğunu belirtti. Bütçe açığına dikkati çeken Usar İncirli, mali disiplinin sağlanmasının, gelir-gider dengesinin sağlanmasının ve sosyal adalet çerçevesinde en çok ihtiyacı olanların yanından duran bir devletin olması meselelerinin öne çıktığını kaydetti. Usar İncirli, "Çünkü insanlar adaletsizlikler, kötü yönetim nedeniyle şu anda hiç mutlu değil. Bir değişim arzusu içerisindedirler. Bizler de bu sorumluluğun farkında olan bir siyasal partiyiz. Göreve geldiğimiz andan itibaren değil, şimdiden hazırlıklarımızı yapıyoruz. Çünkü göreve gelmemiz artık herkesin kabul ettiği bir hakikattir, herkes bekliyor. Farklı bir sonuç çıkması çok mümkün görünmüyor, kamuoyu yoklamalarında da öyle. Sadece bunun zamanı belli değil. Çünkü seçim tarihini vermiyor hükümet. Ama eninde sonunda bu yıl içerisinde bu seçim gerçekleşecek" diye konuştu.
Türkiye'nin Kıbrıs sorununa yaklaşımı ile KKTC'deki yaklaşım arasındaki farklılığın ve Türkiye'nin iki devletli çözüm söylemini öne çıkardığı anımsatılan Usar İncirli, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çözüm istediğini bildiğini söyledi. Usar İncirli, "Model olarak, kelimelere takılmadan hukuki içeriğe bakmamız gereken bir zamandayız biz şu anda. Burada modelin ismi neydi değil, içerik çok önemli ve hukuki zemini çok önemli bizim için. Burada federasyonun daha önceden rahatsızlık yaratan bir ifade olduğunu görüyoruz. Ama burada önemli olan çözümün içeriğidir. Çözümün hukuki gücüdür, hukuki durumudur" dedi.
"SIRTIMIZDAKİ YÜKLERİ ATMAMIZ GEREK"
Usar İncirli, yeni bir güvenlik mekanizmasının oluştuğunu ve o güvenlik asimetrisinin hem KKTC hem Türkiye'ye güvenlik açısından risk oluşturduğunu vurguladı. Usar İncirli şöyle konuştu:
"Enerji, güvenlik meselelerinde de ortak menfaatler söz konusudur. Bu jeopolitik rekabet ortamında hem bizim hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin var olabilmesi için Kıbrıs sorununu çözmemiz gerekiyor. Çünkü sadece bu değil, tabii bir de üçgen var: Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs üçgeni var. Deniz yetki alanları meselesinde sorunlar var Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan arasında. Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte bunların da giderileceği bir dönemi arzu ediyoruz."
Artık sırtımızdaki yükleri yavaş yavaş atmamız lazım. Çünkü bu yüklerle ilerleyemiyoruz. Kıbrıs sorunu da bana bakarsanız, Türkiye Cumhuriyeti'nin önünde bir zorluk çıkarıyor. AB ile ilişkiler noktasında, Yunanistan-Türkiye dengesi meselesi konusunda, ekonomik meseleler, fırsatlar konusunda, enerji meseleleri konusunda, güvenlik meselesi konusunda varlığımızı orada bizim koyabilmemiz lazım. Bunu da Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıslı Türkler beraber yapabilir, yapması gerekir."
"KIBRISLI RUMLAR MASAYA YANAŞMAYAN DURUMUNA DÜŞEBİLİR"
Temmuz ayında yapılması beklenen 5 artı BM görüşmelerine ilişkin soru üzerine Usar İncirli, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Masadan kaçan taraf kaybeder. Bizim de aslında Tufan Hoca'nın seçilmesiyle birlikte kazandığımız avantaj tam da budur. Çünkü daha önce bir önceki Cumhurbaşkanı döneminde masadan kaçan taraf Kıbrıslı Türkler görünüyordu. Kıbrıslı Rumlar da masanın kurulmasını, müzakerelerin başlamasını, işte uluslararası hukuk şöyle, BM böyle diyerek bir pozisyon almışlardı. Bu samimi bir duruş değildi. Şimdi Kıbrıslı Türklerin Tufan Erhürman'ı seçmesiyle birlikte Kıbrıslı Rumların aslında uzlaşmaz olduğu aşikar bir duruma girdi. Dolayısıyla onlar yıllardır zaten masaya kendilerinin gelmek istediği, çözümü kendilerinin istediği, uluslararası hukuku ön plana çıkardığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarını hatırlattığı zamanlar bitti. Şu anda kendileri masaya yanaşmayan durumuna düşebilirler. O yüzden bu uluslararası toplum açısından kendileri için hoş bir şey olmaz. Bunu yapacaklarını sanmıyorum."
KKTC'deki taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde iddia edilen haklara ilişkin bağlayıcı kararlar veren ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde geçerli bir iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu'na ilişkin son gelişmelere dair soru üzerine Usar İncirli, "Kıbrıslı Rumlar bundan hiçbir zaman hoşlanmadılar. Komisyon'un devam etmesini arzu etmediler ve onun aleyhinde bir çalışma başladılar. Bunun sonucunda da geçersizliğine neden olacak bir karar üretilmesi yönünde lobi çalışmaları yapıyorlar AB'de. Bununla ilgili biz de çalışmalarımızı yapıyoruz. Haziran ayında oylama olacak tekrar. Biz de üzerimize düşeni yapıyoruz" dedi.
"N-82 KONUSUNDA YANLIŞ ANLAŞILMA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"
Kıbrıslı Türk akademisyen Senih Çavuşoğlu, N-82 kodu gerekçe gösterilerek Türkiye'ye alınmamasıyla ilgili soru üzerine Usar İncirli, bu tür konuların iki ülke ilişkilerini geren konular olduğunu söyledi. Usar İncirli, "Büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum. Bunun da çözülebilmesi için iş birliği yapmak lazım Türkiye Cumhuriyeti nezdinde. Türkiye Cumhuriyeti devletin kendi takdiridir bu. Ama KKTC açısından bakıldığında, biz ortada büyük bir yanlış anlaşılma olduğu hissine sahibiz ve bunun da mutlaka çözülmesi gereken bir mesele olduğunu düşünüyoruz. Çözülmesini istememizin nedeni elbette Kıbrıslı Türklerin seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, onu da da önemsiyoruz ama bu konu bizi üzen bir konu" diye konuştu.
Orta Doğu'daki gelişmeler bağlamında Birleşik Krallık'ın Ada'ya sevkiyatı, Ada'daki üslerin hedef alınmasının ardından Türkiye'nin de F-16'ları ve hava savunma sistemlerini Ercan Havalimanı'na konuşlandırmasının risk teşkil edip etmediği sorusu üzerine Usar İncirli, Türkiye'nin bir denge kurmak zorunda olduğunu belirtti.























