Küresel Sumud Filosu'ndaki Aktivistler İstanbul'da Yaşadıklarını Anlattı

İsrail'in uluslararası sularda alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'ndaki aktivistler, İstanbul Havalimanı'nda karşılandı. Aktivistler, İsrail güçlerinin şiddeti ve işkencelerini anlatarak, Filistin davası için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
İsrail'in uluslararası sularda alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'nda yer alan aktivistler, Türk Hava Yollarının (THY) uçaklarıyla geldikleri İstanbul Havalimanı'nda bu süreçte yaşadıklarını anlattı.
Aktivistleri havalimanı apronunda Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile diğer yetkililer karşıladı.
Karşılama sonrası basın mensuplarına açıklama yapan Filistin'e Destek Platformu Başkanı Kabaktepe, Sumud'un rüzgarının kesilmeyeceğini belirterek, "Sumud'un yelkeni aşağıya inmeyecek. Filistin özgür olana kadar, Kudüs özgür olana kadar Sumud vicdan olacak, insanlık sel olacak. Zalim İsrail bu merhamet selinde inşallah boğulacak." dedi.
Filoya katılan aktivistlerden HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da Filistin davası için toplanan herkese teşekkür etti.
Arslan, 70 ülkeden aktivistin Sumud Filosu'na dahil olduğunu belirterek, "Sumud Filosu misyonunun ne kadar değerli, kıymetli olduğunu bir kez daha gördük. Bu katil sürüleri, bu siyonist katiller en fazla Sumud'dan korkuyor. Sumud organizasyonunu yapan bütün arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Gerçekten tarihe önemli bir not düştüler. Sumud gelecek demektir, Sumud katil sürülerinden hesap sorma demektir. Sumud gelecekte daha büyük organizasyonlara imza atmak demektir." diye konuştu.
Filistin davasında Gazzeli kardeşlerinin neler yaşadığını deneyimlemek için gittiğini vurgulayan Arslan, "Bu katil sürüleri insanlık dışı işkence, zulmü, baskıyı yaptılar ama asla geri döndüremediler, asla bu yoldan bizi vazgeçiremediler. Bize yapılanların hesabını mutlaka bu katil sürülerinden soracağız. Mutlaka bu katil sürülerinin yaptıkları yanlarına kar kalmayacak. İnsan hakları ihlali yaptılar ama biz daha güçlü döndük." ifadelerini kullandı.
"Aramızda arkadaşlarımızdan kulak zarı patlayanlar, kaburgası kırılanlar oldu"
Aktivistlerden Abdullah Aydın, Gazze'ye ulaşamadıkları için çok üzgün olduklarını dile getirdi.
Tutuklu oldukları süre boyunca gördükleri şiddeti anlatan Aydın, şöyle konuştu:
"Bu sefer umduğumuzu bulamadık yani başaramadık diyelim. Gazze'ye ulaşmaya çalıştık, ulaşamadık bizim elimizden bu kadar geldi. İnşallah bir sonraki sefere daha güçlü olacak bir şekilde yola çıkarız ve amacımıza ulaşırız. Gazze'de yaşayan arkadaşlarımızın, yani oradaki Müslüman kardeşlerimizin yaşadıklarını göz önüne alırsak bizim yaşadıklarımız muhtemelen çok daha hafifti. Arkadaşlarımızdan kulak zarı patlayanlar, kaburgası kırılanlar oldu. Köpekler saldırdı, böyle şeyler yaşadık. Ellerinden geleni yapmaya çalıştılar ama bunlar ne bizi ne de Gazzelileri yıldıramayacak."
"Yerli John Wick" olarak bilinen sosyal medya fenomeni Ömer Aslan da İsrail askerlerince kendilerine ateş açıldığı anları ve maruz kaldığı şiddeti şöyle anlattı:
"Üzülüyorum, Gazze'de bizi bekleyen masum bebekler ve masum insanlar vardı. Bu insani yardımı oraya ulaştıramadık. Bekleyenleri belki hayal kırıklığına uğrattık. Dünya ve Türk insanı olarak vicdanımızla elimizden geleni yaptık. Dünyada birçok ülkeyi gezdim, insanlarla karşılaştım ama İsrail'de bize işkence eden İsrail güçleri insan dışı varlıklar, merhametten yoksun, vicdandan yoksun lanet olsun diyorum."
Aslan, ellerinden geleni yaptıklarını ama ablukayı geçemediklerini vurgulayarak, "Bebekleri, masum insanları mutlu edemedik. Pes etmeyeceğiz, güçlüyüz, cesuruz. Buradan bizleri yalnız bırakmayan devlet büyüklerimize, milletimize ve basın mensuplarına çok teşekkür ederiz. Bizi feci şekilde dövdüler, sadece ben 27 İsrail askeri tarafından dövüldüm, sorun değil. Bu işkenceye 1,5-2 gün zor dayandım. Ayakkabı dahi vermediler, üzerimdeki her şeyi yırttılar. Bunu yıllarca Gazze'deki masum insanlar yaşıyor. Onun için ben acımı unuttum." ifadelerini kullandı.
Teknelerine ateş açıldığı anları anlatan Aslan, "Yaklaşık 36 mermi sıktılar. Mermiler arkadaşımızın sırtından, benim kafamın yanından geçti. Mermi direkten sekti ve ben yere yatmak zorunda kaldım. Bir tane arkadaşımızın burnuna mermi geldi, burnu parçalandı kanadı. Orada teslim olmak zorunda kaldık. Amacımız şiddetsiz bir eylemdi ama karşımızda bundan anlayacak bir vicdan ve insan evladı görmedik." diye konuştu.
"Gerçekten kardeşlerimizin halini birazcık anlama fırsatımız oldu"
Aktivistlerden Dr. Abdulhamid Yağmurcu da gözaltı sürecinde fiziksel şiddete ve kötü muameleye maruz kaldığını söyledi.
İsrail güçlerinin kendilerine sert müdahalede bulunduğunu belirten Yağmurcu, şunları kaydetti:
"Allah'ın zulümleri nedeniyle lanetlediği kavmin nasıl bir canavara dönüştüğünü gördük. Bu arada gerçekten kardeşlerimizin halini birazcık anlama fırsatımız oldu. Katılımcıların ciddi bir kısmının kemiklerini kırdılar. Benim de kaburgalarımı kırdılar ama hiç sıkıntı değildi. Şu anda hiçbir acı hissetmiyorum. Birkaç ayda geçecek şeyler. Bizim umudumuz vardı. Ülkemiz arkamızdaydı. Hükümetimiz arkamızdaydı. Bütün Türkiye'deki dostlarımız, kardeşlerimiz, vatandaşlarımız arkamızdaydı."
Yağmurcu, Gazze'deki insanların yaşadığı zorlukları daha iyi anladıklarını ifade ederek "Yani geçici bir sıkıntı olduğundan emindik. Geçici olduğu için de bizi çok rahatlatıyordu. Gazze'deki, Filistin'deki kardeşlerimizin bir tek Allah'ı var bir de İslam ümmeti var. Dolayısıyla onlara desteğimizi asla esirgemememiz lazım. Medyadan desteklerimizi yapmamız lazım. Aynı zamanda boykota sonuna kadar devam etmek lazım." diye konuştu.
Yağmurcu, gözaltı sürecinde aktivistlerin profesyonel şekilde darp edildiğini dile getirerek, şunları söyledi:
"Hazırlanmışlar profesyonel bir şekilde. Birçoğunun kaburgaları kırıldı, iç organları zedelendi. Dışarıdan bir şey gözükmüyor ama iç kanamalar kesinlikle çıkacak sağlık kontrollerinden sonra. Her fırsatta, her yerde sürekli boynumuzu eğdiler sanki suçluymuşuz gibi. Çok ağır şeyler ama kardeşlerimizin çektikleri yanında bunların hiç olduğunun farkındayız. Hayatımda yaşadığım en zor anları yaşadım. Şahsiyetsiz, seviyesiz, şerefsiz siyonist zalimlerin zulümlerine maruz kaldık."
Gözaltında temel ihtiyaçlara erişimde de ciddi sıkıntılar yaşadıklarını aktaran Yağmurcu, şöyle devam etti:
"Tuvalete bile çıkmadık. Kesinlikle sabuna ulaşamadım. Tuvalete gitmek için yalvarmak gerekiyordu. Onlara yalvarmamak için ölmeyecek kadar su içmeye çalıştık. Yemeklerini yemedik, boykot ettik. Dolayısıyla onlara muhtaç olmamak için elimizden geleni yaptık. Geceleri uyandırıp, tek tek alıp bir yerlere götürüp, dövdüler. Dövdükleri zaman müdahale etmemizi istemiyorlar. Tekrar altını çizeyim, Gazze ve Filistin'deki mazlum kardeşlerimizin halini birazcık da olsa anladık."
"Başımdan başörtümü çıkardılar"
Aktivistlerden Fatma Zengin de filoda ilk baskına uğrayan teknede olduğunu söyledi.
Tekneden alınana kadar İsrail askerlerinin kameralar eşliğinde kendilerine kibar davrandığını, ancak tekneden indirildikten sonra kadın askerler tarafından darbedildiğini anlatan Zengin, şöyle konuştu:
"Kameranın kayıtta olmadığı yerde iki kadın asker beni dövdü. Bacaklarıma ve boynuma vurdular. Sürekli darp ederek ters kelepçe taktılar. Şu an parmaklarımı hissetmiyorum. Yüzüstü yatırarak tekmelediler. Orada ağladım ama ağlamamın sebebi Filistinlilerin bu acıyı yıllardır çekmesiydi. Biz yıllarca Filistin için hiçbir şey yapamamışız, çok geç kalmışız. Sonra bana başörtülü olduğum için 'Sen Hamas'ın üyesisin.' dediler. Başımdan başörtümü çıkardılar. Tekrar dövdüler. 'Buraya neden geldin?' dediler. Ben de 'Burası Filistin, İsrail değil. Siz çocuk ve kadın katilisiniz.' dedim. 'Kameraya bak ve İsrail'e gülümse.' dediler. Ben de kameralarına tükürdüm. Bize çok fazla işkence ettiler. Şiddet ve taciz uyguladılar."
İsrail askerlerinin plastik mermili saldırısında bacağından yaralanan ve tedavi olmayı reddeden aktivistlerden Abdülmecid Bağçivan ise "İsrail askerinin yaklaşık yarım metreden sıktığı bir plastik mermiyle yaralandım. Bacağımda şu an bir delik var. Çok şükür hiçbir sorun yok, iyiyim. Tedavi etmelerini reddettim. Sadece bandaj yaptılar. Tedavinin devamını da talep ettiler ama ben istemedim." şeklinde konuştu.
Aktivistler, karşılamanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma kapsamında sağlık muayenesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na götürülürken, İsrail askerlerince işkenceye maruz kalan 51 aktivist ise ambulanslarla çevredeki hastanelere sevk edildi.



















