Kemal Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu açıklaması: “Siyasi tutuklu değil”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ekrem İmamoğlu siyasi tutuklu mu?" sorusuna, "Siyasi tutuklu değil. Siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil. Bir kişi cumhurbaşkanı adayı ilan edildi, bundan sonra bu oldu diye buna 'siyasi dava' diyemezsiniz. Cumhurbaşkanı adaylığı ayrıdır. Dedim ya, gidip oy veren de benim aday olsun diye, cumhurbaşkanı adayı olsun diye. Bu davalar ayrıdır, bunlar ayrı. Kişi her yerde ve her ortamda, hesap vermeye hazır olmalı" yanıtını verdi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ekrem İmamoğlu siyasi tutuklu mu?" sorusuna, "Siyasi tutuklu değil. Siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil. Bir kişi cumhurbaşkanı adayı ilan edildi, bundan sonra bu oldu diye buna 'siyasi dava' diyemezsiniz. Cumhurbaşkanı adaylığı ayrıdır. Dedim ya, gidip oy veren de benim aday olsun diye, cumhurbaşkanı adayı olsun diye. Bu davalar ayrıdır, bunlar ayrı. Kişi her yerde ve her ortamda, hesap vermeye hazır olmalı" yanıtını verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Euronews Türkçe'nin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, 38'inci Olağan Kurultayı için verilen mutlak butlan kararına ilişkin, "Ben bu davanın tarafı değilim, dava açan değilim, ifade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum. Sadece para alanlar 'Para aldık' diyor, para verenler de 'Evet, parayı verdik' diyor. Dolayısıyla dedim, mahkeme diyor ki: 'Ben bu kurultayı iptal ediyorum. Yeni bir kurultay yapın' diyor. Olay bu, benimle hiçbir ilgisi yok" dedi.
CHP Genel Merkezi'ne polisle girilmesini doğru bulmadığını, "Keşke hiç yaşanmasaydı" diyerek anlatan Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin Genel Merkeze alınmadığını hatırlatarak, "Burada bir şeyi yalnız atlıyoruz, medya da bunu atlıyor; çok üzülerek ifade edeyim: Neden Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine alınmadı? Şimdi bakın, bu tarihi bir sorudur ve temel bir sorudur. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine sadece milletvekilleri değil, bütün sade vatandaşlar gelirler; kapıları her zaman açıktır. Neden buraya milletvekilleri alınmadı? Hangi gerekçeyle alınmadı? Bu soru medya tarafından niçin sorulmuyor? Benim kafamda kocaman bir soru işareti. Neden? CHP'nin, bir partinin genel merkezi herkese açıktır. Vatandaşlara açıktır, gelirler buraya. Siz bırakın vatandaşları, milletvekillerini içeri almıyorsunuz. Neden? Hangi gerekçeyle almıyorsunuz? Bu ahlaki değil. Ben genel merkeze zorla girilmesine kesinlikle karşıyım" ifadelerini kullandı.
"ÖZGÜR BEY'İN EFORUNU HER ZAMAN TAKDİR ETTİM"
CHP'nin yerel seçimlerde birinci parti olmasının ve Özgür Özel'in genel başkanlık döneminin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Partinin birinci olmasından elbette büyük memnuniyet duydum. Ben de gittiğimde oy verdim, kendi partime oy verdim. Özgür Bey'in çalışmasını, eforunu her zaman takdir ettim. Hiçbir zaman 'Niye bunu yapıyorsun?' veya 'Niye şunu yapıyorsun?' demedim. Seçimlerden sonra uzlaşma zemini arayınca ona karşı çıktım. Birinci parti olduysak derhal erken seçim çağrısı yapılmalıydı. 'Biz mücadele değil, müzakere ederiz' dediğiniz andan itibaren birinciliğinizi tartışmaya açıyorsunuz. Neden? Erdoğan var; tamam, doğru. Birinci gelmişim; doğru. Artık bundan sonra müzakere değil, mücadele edeceğiz; saray rejimiyle mücadele edeceğiz. Bunu söylemesi lazımdı. Erken seçim tarihi vermeniz değil, erken seçime zorlayacaksınız. Bizim tarih vermemizle erken seçim olacaksa verelim ama öyle değil. Siz iktidarı erken seçim yapmaya zorlayacaksınız" yanıtını verdi.
"ALTI OK'A GİDECEK MÜHRÜNÜ BASACAK"
CHP'nin mevcut hali ile oy potansiyelinin ne olduğunun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Halk gerçeği görüyor, gerçeği görmeyen taraflı medya. Gerçeği gören insan, halk evinde oturuyor, zaten görüyor bunu. CHP'li, CHP olarak yerinde duruyor. Altı Ok'a gidecek ve mührünü basacak, bu kadar basit. Zaman geçtikçe süreç daha iyi anlaşılacak, daha iyi görülecek. Niçin böyle oldu, hangi gerekçeyle böyle oldu? CHP neden böyle bir savrulmanın içine girdi? Neden arınmadan söz ediyor, neden ahlaki üstünlükten söz ediyoruz?" diye konuştu.
CHP'nin bölünerek güç kaybettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bu sizi iktidar olma hedefinizde başka planlara sevk edecek midir? Bununla ilgili bir çalışma yapıyor musunuz?" soruna şu yanıtı verdi:
"Daha çok erken. Daha bir seçim ortamına henüz girilmiş değil. Seçim ortamına girildiği andan itibaren oturulur, yeniden konuşulur. Şimdi burada önemli olan ne? Biz yüzde 25, yüzde 30 diyoruz. Yüzde 51 olayını gerçekleştirmediğimiz sürece hiçbir anlamı yok ki. Düzen değişti, siyasi ortam değişti, ilkeler değişti, kurallar değişti, yasalar değişti. Biz hala sanki 1970'lerde, 80'lerdeki gibi çıkaracağımız milletvekili sayısına göre partinin başarısını ölçüyoruz. Partinin başarısı artık cumhurbaşkanı adayının kazanmasıdır. Yüzde 51'i alırsanız başarılısınız. Yüzde 48,5 oy aldık, ne oldu? Cumhurbaşkanlığını kazanamadık, değil mi? Yüzde 38 oy alsak, yüzde 48 oy alsak ne olur ki? Sonuç değişmiyor. Hedef neydi? Biz Altılı Masayı niye kurduk? Güçleri neden birleştirdik? Cumhurbaşkanlığını kazanmak için değil mi? Rejim değişti ama hala rejim değişikliğinin farkında değil çoğu kişi."
İMAMOĞLU SİYASİ TUTUKLU MU?
CHP'nin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi için erken olduğunu, önceliklerinin halkın sorunları ile ilgilenmek olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığı için temas kurulması gerektiğini belirttti. CHP'nin seçimlerde istişareye her zaman hazır olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Ekrem İmamoğlu siyasi tukulu mu?" sorusuna, "Siyasi tutuklu değil. Siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" diye yanıt verdi.
İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olduğu için tutuklandığı yönündeki yorumların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Bir kişi cumhurbaşkanı adayı ilan edildi, bundan sonra bu oldu diye buna 'siyasi dava' diyemezsiniz. Ayrı bir şey. Cumhurbaşkanı adaylığı ayrıdır. Dedim ya, gidip oy veren de benim aday olsun diye, cumhurbaşkanı adayı olsun diye. Bu davalar ayrıdır, bunlar ayrı. Kişi her yerde ve her ortamda, az önce söyledim, hesap vermeye hazır olmalı; hesap vermeye! 'Her kör kuruşun hesabını vereceğim' diyecek, bu kadar" dedi.
"TÜRKİYE'NİN BAŞARISI"
Dış politikaya ilişkin soruları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Suriye'deki rejim değişikliği, çözüm süreci ile eş zamanlı SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonunun sorulması üzerine, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başarısıdır bu. Orta Doğu'ya huzuru getirecek, barışı getirecek. Orta Doğu halklarıyla barışı getirdiğimiz andan itibaren ekonomik olarak, sosyal olarak, kültürel olarak ilişkilerimiz daha güçlü olur. Dolayısıyla terörden arınmış, tümüyle ekonomiyi önceleyen, kültürü önceleyen, sosyal yaşamı önceleyen, sorunlara eğilen ve o sorunların çözümünde de baş aktör olarak ortaya çıkan bir Türkiye'yi kim istemez? Hepimiz isteriz. Benim de en büyük arzularımdan birisi buydu. Zaten 'Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı mutlaka kurulmalıdır' diye hiçbir siyasi parti dillendirmemişken dillendiren parti biziz. Çünkü biz dünyayı okuruz, Türkiye'yi okuruz; ama siyaseti okuruz, dünyayı da okuruz, bölgeyi de okuruz. Nasıl olması gerektiğini söyleriz. Eğer bu çözülecekse, çözülme konusunda ciddi adımlar atıldı, Türkiye o bölgede —yani Suriye'de de Irak'ta da diğer bölgelerde de güçlü bir aktör olarak— bölgenin barışını, huzurunu sağlayabilmeli; halklar arasındaki ilişkiyi, kardeşliği güçlendirmeli, çatışmadan bölge arınmalı. Dolayısıyla Türkiye bunu yapabilir mi? Evet, yapabilir ve nitekim önemli adımlar atıyor" şeklinde yanıtladı.
"ÖZGÜR ÖZEL İLE DÜŞMAN DEĞİLİZ"
CHP'de yaşananları YENİ Parti dahil tüm partilerin seçmenlerine anlatacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, "YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile bir görüşme veya ona buradan bir çağrınız var mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Görüşme olabilir. Biz kan davalı, düşman değiliz ki. Zaten Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılan arkadaşlarımız. Görüşme de olur, tokalaşma da olur, sohbet de olur. Olur tabii, niye olmasın? Ahlaki temelli her türlü görüşmeye bizim kapımız açıktır. Hiçbir zaman kimseyi reddetmedik, sade vatandaşımızı da reddetmedik. Elbette Özgür Bey görüşmek isterse otururuz, konuşuruz. Hani özel bir düşmanlığımız, özel bir karşıt grup oluşturma gibi bir düşüncemiz yok. O da partiye belli bir süre genel başkanlık yaptı, ben de genel başkanlık yaptım. Partinin durumunu o da biliyor, ben de biliyorum. Üyeleri o da biliyor, ben de biliyorum. Yapıların ne olduğunu üç aşağı beş yukarı ikimiz de biliyoruz. Belediye başkanlarının pozisyonlarını ikimiz de biliyoruz, bilmiyor değiliz yani. Arkadaşlarıma il başkanları toplantısında söyledim: Asla ve asla eleştirmeyeceksiniz. Asla ve asla kavga etmeyeceksiniz. ya bizim eleştireceğimiz yer iktidar. Muhalefet muhalefeti eleştirir mi? Hayır, eleştirmez. Hiç eleştiri diye bir şey yok. Bizim dediğim gibi ülkeyi 25 yılda bu hale getiren bir parti varken bizim asıl eleştireceğimiz yer orası. Kendi iç kavgalarımıza dönmek kadar yanlış bir şey yok.
Doğrunun yanında her zaman olacağız. Özgür Bey doğruları söylerse Özgür Bey'e de doğruları söylediği için teşekkür edeceğiz. Yani temel hedefimiz iktidarı değiştirmek. İktidarı nasıl değiştiririz? Ahlaki duyguyu bu ülkede yeniden egemen kılmak zorundayız. Hırsızlıktan bu millet bıktı ya! Hırsızlıktan bıktı, yolsuzluktan bu millet bıktı ya! Şey için söyleniyordu, Melih Gökçek için kim söylüyordu? Kendi milletvekili söylüyordu, kendi eski meclis başkan vekili ya da meclis başkanı söylüyordu: 'Ankara'yı parsel parsel sattınız' diye. Şimdi yeni dava açılıyor. Olmaz, olmaz, olmaz, olmaz. Kim tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediyse onun partisi olmaz, onun partisi olmaz. Onun kulağından tutacaksın, hakimin önüne çıkaracaksın. Ama neyle? Delilleriyle, delilleriyle! Birisinin talimatıyla değil; delilleriyle, belgeleriyle çıkaracaksın, yargılayacaksın."
CHP'nin kapısının Özgür Özel'e açık olup olmadığının sorulması üzerine, Kılıçdaroğlu, "Bizim özel bir kavgamız yok. Partinin ilkelerine, Altı Ok'a kim sahip çıkıyorsa, ahlaki üstünlüğü kim savunuyorsa bizim başımızın üstünde yeri vardır. Her zaman, her yerde, her ortamda... Hiçbir zaman özel bir tartışma, özel bir kavga hiçbir zaman yapmadık. Bana yönelik çok ağır eleştiriler oldu. Ama hiçbirisine yanıt vermedim çünkü ben bu partinin kültürünü korumak zorundayım. Ben bu partinin geleneklerini korumak zorundayım. Bir genel başkanı eleştirebilirsiniz ki bizim partinin eleştiri kültürü çok güçlüdür ama hakaret edemezsiniz. Hakaret edenlerin kulağından tutulup atılması lazım, ben attım. Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenleri tuttum, partiden attım. Buyurun beyler, çıkın gidin mahkemede kendinizi savunun. İzin vermem, izin vermem. Partinin kültürüne her zaman saygılıyım" şeklinde yanıt verdi.






















