Ağıralioğlu'ndan Arıkan'a Ziyaret: "Milletin Sahipsiz, Dertlerinin Çözümsüz Olmadığını, Çok Daha İyi Şartlarda Yaşamanın Mümkün Olduğunu Göstereceğiz"
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, “Samimi şekilde bir araya gelmeye ve istişare etmeye devam edeceğiz. Milletin sahipsiz, dertlerinin çözümsüz olmadığını, bu şartlardan çok daha iyi şartlarda yaşamanın mümkün olduğunu; Türkiye’nin doğru yönetildiğinde yalnızca 85 milyona değil, 850 milyona dahi yetebilecek potansiyele sahip bulunduğunu hem göstereceğiz hem de milletimizin umutlarını diri tutarak temsil edeceğiz inşallah. Verimli bir ziyaret ve verimli bir istişare oldu. Ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum” dedi.
(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, "Samimi şekilde bir araya gelmeye ve istişare etmeye devam edeceğiz. Milletin sahipsiz, dertlerinin çözümsüz olmadığını, bu şartlardan çok daha iyi şartlarda yaşamanın mümkün olduğunu; Türkiye'nin doğru yönetildiğinde yalnızca 85 milyona değil, 850 milyona dahi yetebilecek potansiyele sahip bulunduğunu hem göstereceğiz hem de milletimizin umutlarını diri tutarak temsil edeceğiz inşallah. Verimli bir ziyaret ve verimli bir istişare oldu. Ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum" dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ı partisinin genel merkezinde ziyaret etti. Görüşme sonrası iki lider ortak basın toplantısı yaptı.
Arıkan, "Bugün Anahtar Parti'nin kıymetli Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ve heyetini misafir ettik. Gerek ülkemizdeki, gerekse bölgemizdeki gelişmeleri istişare etme imkanı bulduk. Önümüzdeki dönemde neler yapılabilir, ülkedeki yönetim değişikliğiyle alakalı neler yapılabilir müzakeresini yaptık. Ben nazik ziyaretleri için kendisine teşekkür ediyorum" dedi.
Ağıralioğlu ise görüşmeye ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Ülkenin acil sorunları nelerdir, hangi meseleler daha önemlidir, hangileri duyurulmalı, hangileri daha çok gündeme getirilmelidir, memleketin ve milletin gerçek gündemini konuşan siyasetin hayata geçirilmesi nasıl sağlanabilir… Bunları istişare ettik. Çünkü Türkiye'de siyasetin bir gündemi var, bir de milletin gündemi var. Türkiye'de siyasetin konuşulmasını istediği bir gündem var; milletin ise konuşulması elzem olan bir gündemi var."
"İktidar bu kadar uzun süre görevde kaldığı için siyasi bünyenin yaşlandığını ve yıprandığını düşünüyoruz"
Dolayısıyla biz muhalefet partileriyiz. Millet içiniz, milletin dertlerine derman olmak içiniz. İktidar bu kadar uzun süre görevde kaldığı için siyasi bünyenin yaşlandığını ve yıprandığını düşünüyoruz. Bu nedenle iktidarın duyamadığı, göremediği, anlayamadığı ve çözemediği ne kadar sorun varsa, bunları yeni bir enerji ve yeni bir sorumluluk anlayışıyla çözmek; dertleri bitirip ülkemizi daha güçlü bir geleceğe taşımak için yollardayız, gayret ediyoruz. Bu yüzden memleketin gündemine odaklıyız. Milletin konuşulmasını istediği sorunların ve duyulmasını arzu ettiği dertlerin dile getirilebildiği, çözülebilecek olanların çözüldüğü; çözülemiyorsa yönetimin devredilebildiği ya da devralınabildiği bir siyasal eşikte duruyoruz.
"Bundan sonra da samimi şekilde bir araya gelmeye ve istişare etmeye devam edeceğiz"
Sayın Genel Başkan'a ve kıymetli heyetine ev sahiplikleri için minnettarız. İstişaremiz verimli oldu. Bundan sonra da samimi şekilde bir araya gelmeye ve istişare etmeye devam edeceğiz. Milletin sahipsiz olmadığını, dertlerinin çözümsüz olmadığını, bu şartlardan çok daha iyi şartlarda yaşamanın mümkün olduğunu; Türkiye'nin doğru yönetildiğinde yalnızca 85 milyona değil, 850 milyona dahi yetebilecek potansiyele sahip bulunduğunu hem göstereceğiz hem de milletimizin umutlarını diri tutarak temsil edeceğiz inşallah. Verimli bir ziyaret ve verimli bir istişare oldu. Ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum.
"Bizim bu konuda kuvvetler ayrılığına dair bir hassasiyetimiz vardır"
Ağıralioğlu, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı atamalarına yönelik gelen soruya ilişkin şunları söyledi:
"Memleketimiz için hayırlı olmasını temenni ederiz. Görev yapan arkadaşlar ellerinden geldiğince mücadele ettiler; kendilerine emekleri için teşekkür ederiz. Ancak bundan sonra söyleyeceklerimiz siyasi değerlendirmelerimizle ilgilidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yargıyı siyasallaştırdığı ve yargının siyasetin gölgesinde kaldığı yönünde eleştirilere konu olmaktadır. İktidar partisinin HSK ve Anayasa Mahkemesi üzerindeki hakimiyetinin, partili cumhurbaşkanlığı modeliyle birleşmesi sonucunda yargının siyasetin tesiri altında karar vermek zorunda kaldığı yönünde tenkitler yapılmaktadır. Bizim bu konuda kuvvetler ayrılığına dair bir hassasiyetimiz vardır."
Sürekli eleştirmekten yorulduk. Hakkımızda pek çok dava açıldı, bu davalar kamuoyunda tartışıldı. 'Bu adil mi' denildi. 'Mahkeme kararlarına saygılı olun' denildi. Hükümet, siyasi vizyonunun hilafına çıkan kararlarda Anayasa Mahkemesi'ni dahi sorgulayabildi. Bunların hepsi gözümüzün önünde oldu. Bu nedenle özellikle adli bürokraside görev yapanların, emeklilik ya da görevden ayrılma sonrasında belli bir süre siyasete girmelerinin önünün kapatılması gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin yedi yıl gibi bir süre öngörülebilir. Emekli olan ya da görevinden ayrılan bir adalet bürokratının, en az bir seçim dönemi geçmeden siyasi pozisyon almaması gerekir.
"Yargının töhmet altında kalmaması için bu alana bir sınırlama getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz"
Bazı mesleklerde siyasete geçişlerin belirli bir süre sınırlandırılması gerekir. Aksi halde verilen kararların bir ödül ya da mükafat beklentisiyle ilişkilendirilebileceği düşüncesi ortaya çıkabilir. Yargının töhmet altında kalmaması için bu alana bir sınırlama getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yargı ile siyaset arasındaki bu geçişkenlik, devlete ve adalet duygusuna olan güveni azaltabilecek bir ilkesizlik alanı oluşturmaktadır. Meseleyi ilkesel zeminde ele almayı tercih ediyorum. Bunun önüne geçecek düzenlemeler yapılmalıdır. Sorunun köklü çözümü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin değiştirilmesidir.
"Siyaseti ve siyasetçiye olan güveni aşındırabilecek bu alan kapatılmalıdır"
Bu sistemin, Türk toplumunun adalet ihtiyacını ve kurumsal kapasitemizin verimliliğini karşılayamadığını düşünüyoruz. Ancak bu değişiklik yapılmasa dahi, en azından bu konuya ilişkin süre sınırlamasının getirilmesi gerekir. Verilen kararların objektifliği konusunda şüphe oluşmaması ve adalet mekanizmasının töhmet altında kalmaması için bu adım atılmalıdır. Siyaseti ve siyasetçiye olan güveni de aşındırabilecek bu alan kapatılmalıdır.
"İçeriden yapılan atamaların, kurum içindeki hiyerarşiyi ve kurumsal yapıyı zedeleme riski vardır"
İçişleri Bakanlığı için de hayırlı olmasını temenni ederim. Hususi özel bir itirazım yoktur. Ancak mülki idarede içeriden yapılan atamaların, kurum içi hiyerarşiyi zedeleyebileceğini düşünüyorum. Ben bir Mekteb-i Mülkiye mezunuyum ve mülkiyeye dair bir aidiyet hissi taşırız. Bununla birlikte, bu kurumların siyasete daha açık olması gerektiğini düşünüyorum. Devleti ve kurumları bilen, işleyişe hakim kişilerin görevlendirilmesi önemlidir. İçeriden yapılan atamaların, kurum içindeki hiyerarşiyi ve kurumsal yapıyı zedeleme riski vardır. Yeni görev alanlara muvaffakiyet dilerim; inşallah hayırlı hizmetler yaparlar. Ancak devleti, adaleti, mülki idareyi ve devletin kurumsal kapasitesini korumak; siyaseti ve siyaset kurumunu aşırı kazanma hırsından muhafaza etmek gibi sorumluluklarımız vardır. Sistemler de bunun için vardır. Mevcut sistem ise bu endişelere konu olacak ölçüde aksaklıklar barındırmaktadır."
Arıkan ise konuya ilişkin şunları söyledi:
"Elbette bu tür atamalar hukuken mümkündür. Ancak bazı atamalar vardır ki zamanlaması itibarıyla mesaj içerir. Bu değişikliği bu çerçevede değerlendiriyoruz. Bugün baskın seçim hazırlıklarına dair çizilen tabloya yeni bir halka eklenmiştir. Bu adımla birlikte siyasi atmosferin yeniden şekillendirileceğini ve devlet mekanizmasının seçim sürecine daha hızlı uyum sağlayacağını düşünüyoruz."
"Adalet makamı, seçim tartışmalarının değil, hukukun teminatı olmalıdır"
Saadet Partisi olarak tavrımız nettir: Adalet makamı, seçim tartışmalarının değil, hukukun teminatı olmalıdır. Çünkü adalet algısı zedelenirse, ki bugün ülkemizde böyle bir tabloyla karşı karşıyayız, sandığın itibarı da tartışılır hale gelir. Sandığın itibarını korumak zorundayız. Siyasetin ya da hükümetin gölgesinde gerçekleşecek seçimler Türkiye için doğru değildir. Türkiye'nin ihtiyacı olan siyasi mühendislik değil; adil bir ortamı temin ederek ülkeyi adil şartlarda seçimlere götürmektir."














