Yapay Zeka Afrika'da Terör Örgütlerinin Kapasitesini Güçlendiriyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Uzmanlar, yapay zekanın Afrika'daki silahlı gruplara yeni yetenekler kazandırmaktan ziyade mevcut faaliyetlerini hız, ölçek ve maliyet açısından güçlendirdiğini belirtiyor. Boko Haram gibi örgütlerin yapay zekayı propaganda, teknik bilgi edinme ve operasyon planlamada kullandığı, bu durumun özellikle Sahel ve Nijerya'da güvenlik risklerini artırabileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar, yapay zekanın Afrika'daki silahlı gruplara yeni bir kapasite kazandırmaktan çok mevcut imkanlarını hız, ölçek ve maliyet açısından güçlendirdiğini belirterek, teknolojinin sosyal medya ve mevcut dijital ağlarla birleşmesinin kıtadaki güvenlik risklerini artırabileceğine dikkati çekiyor.

Yapay zeka, Afrika'daki terör ve silahlı örgütlerin propaganda ve iletişim faaliyetlerinin yanı sıra teknik bilgiye erişim, örgüt içi eğitim, bilgi toplama ve operasyonel süreçlerde de kullanılmaya başlanıyor.

Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Ofisi (UNOCT), Cambridge Üniversitesi Yapay Zeka Bilimi ve Politikası Programı (CASP), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Terörle Mücadele Komitesi ve Global Terrorism Index 2026 verileri, yapay zekanın silahlı örgütlerin mevcut faaliyetlerini daha hızlı ve düşük maliyetle yürütmelerini sağlayabilecek bir araca dönüştüğüne işaret ediyor.

CASP araştırmacısının Nijerya'nın kuzeydoğusunda terör örgütü Boko Haram'ın 27 eski mensubuyla yaptığı görüşmeler, örgütün ChatGPT, Claude, Gemini, Grok, Meta AI ve DeepSeek gibi yapay zeka sistemlerini çatışma ve günlük faaliyetlerinde kullanmaya başladığını ortaya koydu.

Görüşmeler sonucunda, örgüt mensuplarının yapay zekadan silahların kullanımı ve bakımına ilişkin teknik bilgi edinmek, başarısız operasyonları değerlendirmek, taktik planlama yapmak ve operasyon güvenliğini geliştirmek amacıyla yararlandığı belirlendi.

Görüşme yapılan 27 eski Boko Haram mensubundan 15'inin örgütün yapay zeka faaliyetlerinden haberdar olması, yapay zeka kullanımının belirli örgüt elebaşları ve teknik birimler çevresinde yoğunlaştığını gösterdi.

Yapay zekanın terör örgütlerince propaganda amacıyla kullanılması yeni bir olgu değil. Ancak üretken yapay zeka araçlarının yaygınlaşması, propaganda içeriklerinin hazırlanması, farklı dillere çevrilmesi ve ses, görüntü ve video üretimini daha hızlı ve düşük maliyetli hale getiriyor.

BM Terörle Mücadele Ofisinin 2026 tarihli uygulama rehberinde, üretken yapay zekanın terör örgütlerinin çok dilli ve çok formatlı propaganda üretimini hızlandırabileceği, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin zararlı anlatıların yayılımını artırabileceği değerlendiriliyor. Afrika'nın dil ve kültürel çeşitliliği de teknolojinin propaganda alanındaki etkisini artırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Global Terrorism Index 2026 verilerine göre, Sahra Altı Afrika küresel terörün merkez üssü olmayı sürdürüyor. Dünya genelinde 2025'te terör kaynaklı ölümler azalırken, Nijerya'da terör kaynaklı ölümler yüzde 46 artarak 750'ye yükseldi. Ülkedeki can kayıplarının yüzde 80'inden terör örgütü Boko Haram ile DEAŞ'ın Batı Afrika kolu ISWAP sorumlu tutuldu.

"Mevcut güvenlik sorunlarını daha hızlı ve düşük maliyetle büyütebilir"

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, Afrika'da terör ve silahlı örgütlerin yapay zeka araçlarına erişiminin artmasının kıtadaki mevcut güvenlik sorunlarını tamamen değiştirmekten ziyade, bu örgütlerin sahip olduğu bazı kapasitelere yeni bir boyut kazandırabileceğini belirtti.

Sahel bölgesinde sınır güvenliği, devlet otoritesinin zayıflığı, düzensiz göç ve silahlı grupların hareketliliği gibi sorunların halihazırda bulunduğunu söyleyen Kırık, Nijerya'da Boko Haram ve benzeri yapıların, Doğu Afrika'da ise özellikle Somali merkezli örgütlerin dijital alanı daha etkin kullanmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Yapay zekanın bu yapılara propaganda, iletişim, bilgi toplama ve mevcut dijital faaliyetleri daha hızlı yürütme konusunda avantaj sağlayabileceğini dile getiren Kırık, "Yapay zekayı tek başına yeni bir tehdit kaynağı olarak görmek yerine, mevcut güvenlik sorunlarını daha hızlı ve daha düşük maliyetle büyütebilecek bir araç olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır." dedi.

Kırık, Afrika'daki dil çeşitliliğinin yapay zeka araçlarıyla farklı topluluklara yönelik içerik üretimini kolaylaştırabileceğini belirtti.

Terör örgütü Boko Haram örneğinde yapay zekanın propaganda dışında teknik bilgi edinme, operasyon planlama ve örgüt içi eğitim gibi alanlarda kullanılmasının örgütlerin kapasitesini güçlendirebileceğine işaret eden Kırık, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yapay zekayı tek başına yeni bir operasyonel kapasite oluşturan bir teknoloji olarak değerlendirmek yerine, mevcut kapasitenin daha verimli kullanılmasını sağlayabilecek bir çarpan olarak görmek daha doğru. Özellikle düşük maliyetli ve herkesin erişebildiği yapay zeka araçlarının yaygınlaşması, teknik bilgiye erişim konusunda daha önce yaşanan bazı engelleri azaltabilir."

Kırık, gelecek 3 ila 5 yılda deepfake ve dezenformasyonun Afrika'da önemli riskler arasında yer alacağını, kıtadaki dil ve kültürel çeşitliliğin hedef kitleye özel içerik üretimini kolaylaştırabileceğini söyledi.

Örgütlerin yapay zekaya erişimini kolaylaştıran unsurların başında teknolojinin ucuzlaması ve erişilebilir hale gelmesinin geldiğini belirten Kırık, şunları kaydetti:

"Sosyal medya ve mevcut dijital ağlar da bu kapasitenin etkisini artırıyor. Dolayısıyla burada tek bir faktörden söz etmek yerine, ucuz ve erişilebilir yapay zeka araçları, sosyal medya platformları ve mevcut dijital ağların birleşiminin asıl riski oluşturduğunu söylemek daha doğru olacaktır."

Gelecek dönemde güvenlik politikalarının yalnızca teknolojiye erişimi kısıtlamaya değil, bu üç alanın birlikte oluşturduğu ekosistemi izlemeye odaklanması gerektiğinin altını çizen Kırık, "Afrika'da terör örgütlerinin ve silahlı örgütlerin yapay zeka araçlarına erişiminin artması, mevcut güvenlik sorunlarını tamamen değiştirmekten çok, bu örgütlerin sahip olduğu bazı kapasitelere yeni bir boyut kazandırabilir." ifadesini kullandı.

"Yapay zeka bir anlamda çarpan etkisi yaratıyor"

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceren Yegen, özellikle son yıllarda görünürlüğü hızla artan deepfake ve yapay içeriklerin yaygınlaşmasının propaganda faaliyetlerinin yanı sıra dezenformasyon ve toplumsal güven açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti.

Afrika'da terör ve silahlı örgütlerin yapay zekaya erişiminin kolaylaşmasının ciddi sorunları beraberinde getireceğini dile getiren Yegen, "Günümüzde birçok yerde olduğu gibi Afrika'da da terör örgütleri ve silahlı örgütlerin yapay zekaya erişiminin kolaylaşması, bilhassa Sahel, Nijerya ile Doğu Afrika'da halihazırda kırılganlık taşıyan güvenlik ortamını daha karmaşık hale getirebilir." dedi.

Buradaki temel meselenin yapay zekanın örgütlere sıfırdan bir kapasite kazandırmasından ziyade, mevcut kapasiteyi hız, ölçek ve erişim açısından güçlendirmesi olduğunu ifade eden Yegen, "Yapay zeka bir anlamda çarpan etkisi yaratıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Propagandanın söz konusu etkinin en görünür olduğu alanlardan biri olduğunu söyleyen Yegen, "Metin, görüntü, ses ile video farklı dillerde kısa zaman içerisinde ve düşük maliyetle üretilebiliyor. Böylelikle örgütlerin farklı topluluklara ulaşmasını kolaylaştırabiliyor. Afrika'nın dilsel ve kültürel çeşitliliği göz önüne alındığında, bu durum önemli." diye konuştu.

Boko Haram örneğinde yapay zekanın teknik bilgiye erişim, eğitim ve örgüt içi iletişim gibi alanlarda kullanılmasının mevcut kapasiteyi güçlendirebileceğini belirten Yegen, "Önümüzdeki yıllarda, hatta hayli yakın vadede, yapay zekanın doğrudan operasyonel kullanımından daha fazla propaganda, deepfake ve dezenformasyonu kitlesel ölçekte kolaylaştırdığını görebiliriz." ifadesini kullandı.

Güvenliğin artık yalnızca sahada şekillenmediğine işaret eden Yegen, "Şimdilerde güvenlik sadece sahada şekillenmiyor, bireylerin neye inanacağı ve hangi bilgiye güveneceği üzerinden de şekilleniyor." dedi.

Yapay zekanın tek başına bir tehdit olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yegen, "Yapay zeka tabii ki tek başına tehdit değil; ancak asıl risk, söz konusu teknolojinin örgütlerin mevcut dijital ağları ve sosyal medya ile birleşmesinde ortaya çıkıyor." diye konuştu.

Yegen, yapay zekanın güvenlik açısından oluşturduğu riskler değerlendirilirken yalnızca örgütlerin teknolojiye erişimine odaklanılmaması gerektiğini, üretilen içeriğin ne kadar hızlı yayıldığı, farklı topluluklara nasıl uyarlandığı ve sosyal medya üzerinden ne ölçüde dolaşıma sokulabildiğinin de dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

"Sahel bölgesinin kırılgan güvenlik ortamı, bu tür bir yayılmaya elverişli zemin sunuyor"

Afrika üzerine çalışmalar yapan Ali Fahd, terör gruplarının tarih boyunca en kolay ve hızlı çözümün peşinden gittiğini belirterek, bu grupların daha önce "dini söylemler ve fetvalar" üzerinden propaganda yaparken şimdi yapay zeka sohbet robotlarından yararlanmaya başladığını anlattı.

Fahd, yapay zeka veya başka bir araç kullanılsa da değişen bir şey olmadığını dile getirerek "Değişen şey ise kullanılan araç, değişmeyen ise arkasındaki amaç ve zihniyet." değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte gelişmenin hafife alınmaması gerektiğinin altını çizen Fahd, klasik terör pratiğinde bir patlayıcıyı doğru şekilde üretebilmenin tecrübe, usta-çırak ilişkisi ve uzun bir deneme-yanılma süreci gerektirdiğini, bugün ise bu tür bilgilerin bir ekrana sorulan birkaç soruyla elde edilebildiğini belirtti.

Fahd, yapay zekanın, tehdidin niteliğinden çok ölçeğini değiştirerek bilgiye erişimi ve yayılımı hızlandırdığına dikkati çekti.

Yoksulluğun, eğitim eksikliğinin ve siyasi otorite boşluğunun hakim olduğu bölgelerde bu tür kolaylaştırıcı bir teknolojinin ne denli hızlı yayılabileceğini öngörmenin zor olmadığını söyleyen Fahd, "Nitekim Sahel bölgesinin kırılgan güvenlik ortamı, tam da bu tür bir yayılmaya elverişli zemin sunuyor ve bu da beraberinde güvenlik riskini artırıyor." ifadesini kullandı.

Teknoloji şirketlerinin güvenlik önlemlerine ilişkin söylemlerinin sahadaki gerçeklikle örtüşmeyebileceğini dile getiren Fahd, basit bahanelerle veya birkaç hesap değiştirmekle aşılabilen kısıtlamaların gösterişten öteye geçmeyen bir güvenlik anlayışına işaret ettiğini aktardı.

Bu noktada geliştiricilerin test senaryolarını yeniden düşünmesi gerektiğini kaydeden Fahd, "Durum burada münferit, kötü niyetli bir bireysel kullanıcı olmaktan çıkıp örgütlü, sabırlı ve kaynak ayırabilen yapılara dönüşmüş vaziyette." dedi.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.