Başbakan Erdoğan(2): "Futbol Maçı Seyretmiyoruz Beyler"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'i (BM) adil kararlar almamakla eleştirirken, "Suriye'de kan gövdeyi götürüyor Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'i (BM) adil kararlar almamakla eleştirirken, "Suriye'de kan...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'i (BM) adil kararlar almamakla eleştirirken, " Suriye'de kan gövdeyi götürüyor Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'i (BM) adil kararlar almamakla eleştirirken, " Suriye'de kan gövdeyi götürüyor. Buna seyirci mi kalacağız? Biz futbol maçı seyretmiyoruz beyler.. Bir dramı, bir trajediyi maalesef izlemek zorunda kalıyoruz" dedi.
Başbakan Erdoğan, BM'nin Uluslararası Parlamenterler Konferası'nda katılımcılara hitap ettiği konuşmasında, dünyada şu anda tarihin en ciddi ve maliyeti en yüksek ekonomik krizlerinden birinin yaşandığını söyledi. Küresel ekonominin geleceğine ilişkin belirsizlikler ve risklerin devam ettiğinin altını çizen Başbakan Erdoğan, "Ekonomik krizin geniş çaplı siyasal ve toplumsal etkileri olabileceğini de artık farklı ülke tecrübelerinden müşhade ediyoruz. Taktir edersiniz ki küresel kriz ortamında kaynakların daralması, bütçelerin kısılması en çok gelişme yolundaki ülkelerin kalkınma çabalarını olumsuz etkiliyor" değerlendirmesinde bulundu.
-"DAYANIŞMAYI YARDIMLA SINIRLAMAK SORUNLARI ÖTELEMEKTEN BAŞKA İŞE YARAMAZ"-
Erdoğan, BM'nin gerçekleştirdiği konferansın da gündeminde olan "Bin Yıl Kalkınma Hedefleri"nin gerçekleştirilmesi için önlerinde üç yıl olduğunu, ancak bugünden birçok ülke için "Bin Yıl Kalkınma Hedefleri"ni yakalamanın imkansız olduğunu gördüklerini vurguladı. "Elbette kaydedilen ilerlemeleri memnuniyetle karşılıyoruz" diyen Erdoğan, yapılamayanların üzüntüsünü de derinden hissettiklerini söyledi. Erdoğan, kalkınma modellerini zihinlerde şekillendirmeye devam edilmesi gerektiğini, vizyoner bir bakış geliştirmenin daha büyük önem arz ettiği, dayanışmanın ve ortak hareket etmenin daha fazla gerekli olduğu bir süreçten geçildiğini kaydetti. Oluşturulacak yeni kalkınma modellerinde uluslararası işbirliği ve dayanışmanın en üst düzeye çekilmesinin "olmazsa olmaz" bir gereklilik halini aldığına dikkati çeken Erdoğan, bu konuda bir hususun altını çizmek durumunda olduğunu ve dayanışmanın, sadece yoksul ülkelere yardımla sınırlı kalamayacağını, gerçekten büyük felaketler yaşayan ülkelere yıllık yapılan yardımların vicdanları rahatlatabileceğini, ancak sorunları çözmeyeceğini belirterek, "Dayanışmayı yardımla sınırlamak sorunları ötelemekten başka işe yaramaz" yorumunu yaptı.
-"AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERİ DESTEKLEMELİYİZ"-
Başbakan Erdoğan, az gelişmişlik seviyesindeki ülkelerin kendilerine uygun çözümler üretmelerinin teşvik edilmesi ve onların bu hedef konusunda desteklemek gerektiğinin altını çizerek, tüm sıkıntılara ve yokluklara rağmen en az gelişmiş ülkelerdeki halkların kalkınma için gösterdikleri çabaları teşvik etmek gerektiğini, bunların dünyaya bir örnek olarak sunulması gerektiğini belirtti. "Tarih bizim yaşadığımız zamanla sınırlı değildir" diyen Başbakan Erdoğan, tarihin bilinen dönemlerine bakıldığında, eşitsizlik ve adaletsizliğin, yoksulluğun göç, terör ve savaş olarak dünyaya çok büyük acılar yaşattığını herkesin bildiğini kaydetti.
-"KAYITSIZLIKLA DAHA BÜYÜK FELAKETLERİ ÖNGÖRMEK 'FALCILIK' OLMAYACAK"-
Bugün birçok ülkenin, gelişmiş insan hakları, ileri standartlarda demokrasi ve yüksek refah seviyesi ile yaşarken, maalesef farkına varmadan sınırlarına sanal duvarlar çekebildiğinin altını çizen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kendisi için, kendi halkı için evrensel insani değerleri, demokrasiyi ve refahı bir hak olarak gören ülkeler, yanı başlarında ya da yakın coğrafyalarda yaşanan trajedileri adeta bir 'gerilim filmi' izler gibi sadece izlemekle yetiniyor. Hatta kendi topraklarında evrensel insani değerleri yücelten, başka milletleri insan hakları ihlaleri konusunda eleştiren ülkeler, siyasi, diplomatik ve ekonomik bahanelerde başka ülkelerde yaşanan zulme sessiz ve tepkisiz kalabiliyor. Sadece sermayenin küreselleştiği insan haklarının, demokrasinin, refahın,adaletin küreselleşemediği bir dünya, işte yaşadığımız bu küresel ekonomik krizi doğurmuştur. Ülkeler, dünyada yaşananlara kayıtsız kaldığı müddetçe, daha büyük krizlerin yaşanacağını, daha büyük ve küresel ölçekte felaketlerin yaşanacağını öngörmek, taktir edersiniz ki falcılık olmayacaktır."
-"SORUMLULUK BİZİM ÜZERİMİZDE"-
"Bizler, belki 50-100 yıl sonrasını göremeyeceğiz" diyen Başbakan Erdoğan, "Belki biz ormanların yok olduğu, buzulların eridiği, petrolün bittiği, kaynakların son derece azaldığı bir dünyayı göremeyecek olabiliriz ama unutmayın çocuklarımız adına, torunlarımız adına, insanlık adına tedbirleri bugünden almamız gerektiği, bu sorumluluğun bizim üzerimizde olduğu açıktır" uyarısında bulundu. AB gibi evrensel değerler taşıyan, dayanışma içinde refahı paylaşan oluşumların ortaya çıkması için illa ki tarihin en kanlı dünya savaşının yaşanmasının gerekmediğine vurgu yapan Erdoğan, tarihte yaşananlardan ders alarak, bugüne insani ve vicdani tepkiler koymanın, herkezin ortak mesuliyeti olduğunu söyledi. Çatışmalara, başta Somali olmak üzere bir çok ülkedeki sorunlara ve ağır yoksulluğa çareler çözümler üretmenin, gelecek adına ağır bir yükümlülük olduğunu belirten Erdoğan, samimi değerlerle, gelecek nesilleri de dikkate almak gerektiğinin altını çizdi.
-"DEMOKRATİK VE LAİK OLMAKLA İŞ BİTMİYOR"-
Türkiye'nin anayasada "demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti" olarak tanımladığına dikkati çeken Erdoğan, demokratik ve laik olmanın bu işi bitirmediğini, aynı zamanda sosyal bir devlet olunduğunun da unutulmaması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, "Çünkü sosyal olamıyorsanız, ülkenizde yaşayan fakir fukarayı, garip gurabayı arayıp bulamıyorsanız, idareci olarak sorumluluğunuzun farkında değilsiniz demektir. Sadece ülkeniz değil, dünyada olanları da arayıp bulamıyorsanız, oralarada elinizi uzatmıyorsanız, siz bir siyasetçi olduğunuzun farkında değilsiniz demektir. Artık dünya büyük bir köydür. Bu köyde en oluyorsa bundan haberdar olmak durumundayız" dedi.
-"FUTBOL MAÇI SEYRETMİYORUZ BEYLER"-
Konuşmasında Birleşmiş Milletleri (BM) adil kararlar almamakla eleştiren Erdoğan, bütün kararların 5 üyenin dilinde olduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu kuruluşlar niye var? BM niye var. Bakn ben son genel kurulda birşey söyledim. 'BM kendini reforme etmelidir' dedim. 'Sadece 5+1 ile daimi üyelerle, sınırlı ve kısıtlı bir BM'nin adil karar alacağına inanmıyorum' dedim. Geçici ülkeler sıfatıyla bulunan ülkelerin, orada hiç bir anlamı yok. Her şey o 5 tane üyenin dilindedir. Onlar ne karar verirse, siz ona uymak zorundasınız. İşte buyrun Suriye'de kan gövdeyi götürüyor. 100 bin civarında yaralı var. Sadece benim ülkemde 23 bin göçmen var. Ürdün'de 100 bini aşkın göçmen var. Bütün bunlar olurken, siz BM Güvenlik Konseyi olarak bir karar alıyorsunuz ve konseye götürüyorsunuz daimi üyelerden iki tanesi veto edince iş bitmiştir. ve bu adımı atamıyorsunuz. Buna seyirci mi kalacağız? Biz futbol maçı seyretmiyoruz beyler. Bir dramı, bir trajediyi maalesef izlemek zorunda kalıyoruz. Burada savunmasız kadınlar, çocukların öldürülüyor. Yaşlı insanlar öldürülüyor. Boğazları kesilerek öldürülenler var burada. Bunu mu izleyeceğiz? Bunu mu seyredeceğiz? Buna kimse duyarsız kalamaz, buna mecburuz."
-"EN AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERE 2 MİLYAR DOLAR DESTEK VERDİK, BU YIL FAZLA OLACAK"-
Erdoğan, 4 gün önce kendisine Pakistan'da fahri doktora verilirken, orada kendisinin söylediği sözleri anımsatarak, artık dünyada birşeyin ayırt edilmesi gerektiğini, güçlülerin hakim olduğu bir dünya istemediklerini, haklının güçlü olduğu bir dünya istediklerinin altını çizdi. Bunun başarılması gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Eğer haklıların güçlü olduğu bir dünya kurmazsak, insanlığın geleceği aydınlık değildir. İşte bunu beraber kuracağız. Bu adımları çocuklarımız, torunlarımız için atacağız. 'Bize, babalarımız, dedelerimiz böyle bir dünya bıraktı' dedirtmemiz lazım, bunun içinde çok çalışmamız lazım. İşte bu yüzden Türkiye son 10 yılda 3 kat daha fazla büyüme kaydetmiş, krizde en az etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Türkiye artık, alan el değil, veren el oldu. Biz, geçen yıl en az gelişmiş ülkelere 2 milyar dolar destek verdik. Bu yıl daha fazla olacak. Ekonomimiz büyüdükçe daha fazla destek vereceğiz. Bunlar kredi değil, hibe.. Bu şekilde vereceğiz. Bunu bir insanlık görevi olarak görüyoruz. Bunu yapmaya mecburuz" dedi.
-"EŞİ ÖLEN HANIMEFENDİ, KESİNLİKLE YALNIZ DEĞİL DEVLET OLARAK YANINDAYIZ"-
Türkiye'nin insani kalkınmayla ilgili birçok alanda, son yıllarda özellikle çarpıcı ilerlemeler kaydettiğini söyleyen Erdoğan, ülke olarak tüm kadın kollarını bütüncül bir şekilde ele almak üzere kurulan BM Kadın Birimi'nin faaliye geçmesini önemli bir gelişme olarak gördüklerini söyledi. Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesine ve diğer birçok uluslararası belgeye Türkiye'nin taraf olduğunu anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ülke genelindeki 145 aile danışma ve toplum merkezinde 85 bin vatandaşımıza hizmet veriyoruz. 57 kadın konuk evinde 31 bin kadınımız şuanda istifade ediyor. Nüfus araştırmasına göre, anne ölüm oranı 2005 yılında 100 bin canlı doğumda 28 iken, 2010 yılında 100 bin canlı doğumda bu oran yüzde 16'ya düştü. Bebek ölümleri 2003-2008 yılları arasında yüzde 48 azalmış, 100 binde 13'e gerilemiştir. Anne ölümlerinde yakaladığımız düşme eğilimi ile ülkemiz, dünyada anne ölümlerinde en çok düşüş sağlayan 10 ülkeden biri olmuştur. Öte yandan kadınlarımıza yönelik politikalar kapsamında eşi vefat etmiş kadınlara sosyal yardım programını uygulamaya koyduğumuzu, aylık dünzenli nakit ödemelerini başlattığımızı da burada ifade etmek isterim. Yani artık, bir hanımefendinin eşi ölmüşse, kesinlikle yalnız değildir. Devlet olarak biz onun yanındayız."
-"HER AİLEDEN EN AZ ÜÇ ÇOCUK İSTİYORUM"-
Dünyada her yıl 5 yaş altında 5 milyon çocuğun yaşamını yitirdiğini, 101 milyon çocuğun ilkoğuk çağına bile ulaşamadığına işaret eden Erdoğan, temiz suya bile ulaşma imkanı bulunmayan, açlıkla mücadele eden, eğitim hakkı elinden alınmış çocukların sayısının azımsanmayacak derecede kalmaya devam ettiğini kaydetti. Türkiye olarak çocuklar konusunda da büyük bir hassasiyet içerisinde olduğunun altını çizen Erdoğan, bu kapsamda kürtajı bir cinayet olarak gördüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çocukları çok severim ama belki burada farklı da düşünebiliriz. Ben ülkemde en az 3 çocuk istiyorum her aileden. Çünkü genç, dinamik bir nüfusa ihtiyacımızın olduğuna inanıyorum. ve bu çalışmayı sürdürüyorum. Türkiye, BM Çocuk Hakları sözleşmesini ilk imzalayan ülkelerden biridir. Ayrıca, Çocuk Koruma Kanunu'nu kabul etmiş, çocuklarımızla ilgili hukuki temeldeki eksikliklerin giderilmesi için önemli bir yol kat etmiş durumdayız. Şunu da açık söylüyorum; sezeryanla doğuma karşı olan bir başbakanım. İki, kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etmeye hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürürsünüz, ha doğduktan sonra öldürürsünüz hiç bir farkı yok. Buna karşı çok daha duyarlı olmaya mecburuz. Buna karşı el birliği içerisinde olmaya mecburuz."
-"TÜRKİYE GÜÇSÜZLERLE EKMEĞİNİ PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEK"-
Erdoğan, herkes için daha müreffeh bir dünya oluşturmanın şartının hiç kuşkusuz demokrasi ve siyasi irade olduğunu, netice alınması için en büyük sorumluluğun da siyasi liderlere, parlamenterlere düştüğünü kaydetti. Erdoğan, "Uluslararası toplumun yükselen yıldızı olarak Türkiye'nin, bundan sonra da yoksulların, güçsüzlerin, dışlanmışların yanında tüm imkanları ile yer almaya, tecrübesini ve ekmeğini paylaşmaya devam edeceğini, buradan açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum" dedi. (ANKA/SON)
(HMD/ÖZK) - İstanbul




















