Bankalar Birliği'nin 55. Genel Kurulu
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkarılma ihtimalinin çok fazla konuşulur hale geldiğini hatırlatarak, "Avro Bölgesi'ne mensup bir ülkenin iflasına izin verilirse ki Avro Bölgesi'nden çıkması, tam bir iflastır."
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkarılma ihtimalinin çok fazla konuşulur hale geldiğini hatırlatarak, "Avro Bölgesi'ne mensup bir ülkenin iflasına izin verilirse ki Avro Bölgesi'nden çıkması, tam bir iflastır. Avro Bölgesi'nden çıktığı anda zaten dönüp de Avro cinsinden borcunu ödeme imkanı kalmayacaktır" dedi.
Babacan, Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) 55. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, küresel kriz sürecinde özellikle 2008 2009'da ve sonrasında bankaların gösterdiği başarılı performanstan dolayı bankacılık sektörü ile bu kritik dönemde sergilediği yapıcı tutum ve gösterdiği gayretlerden dolayı TBB'ye teşekkür etti.
Küresel krizin çok farklı evreler geçirdiğini, 2008-2009 ile bugünü mukayese ettiklerinde sorunların köküne hala inilebilmiş, sorunlara kalıcı çözümler hala üretilebilmiş olmadığını ifade eden Babacan,, 2009'dan sonra 2010 ümitlerin arttığı bir yıl olduğunu ve bu işin artık toparlandığı havasının bir miktar oluştuğunu hatırlattı.
Babacan, ancak 2011'in ikinci yarısından itibar beklentilerin tekrar bozulmaya başladığını, bu dönemde ağırlıklı olarak sadece Merkez Bankalarının şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte likidite operasyonlarıyla ülkelerin ya da bankaların iflasına izin vermemek olduğunu, ancak sadece merkez bankaları sahnede olunca, sadece para basma çözüm olarak ortaya konunca, güveni ve istikrarı sağlamanın mümkün olmadığını kaydetti.
-"Belirsizlikler beklentileri bozdu"-
Nitekim 2011 yılı ortasında ABD'de nasıl bir maliye politikası izlenir tartışmaları ve belirsizliklerinin beklentileri bozduğunu, bunun hemen yanında AB'de köklü kararların alınamaması, geçen yıl bütün liderlerin tatile çıkmasının beklentileri olumsuza çevirdiğini anlatan Babacan, bu yıl başında yine ümitlerin attığı kısa bir dönem yaşandığını, Avrupa Merkez Bankası'nın daha uzun vadeli operasyona girdiğini ve yüksek miktarda para basıldığını, Avrupa güvenlik duvarının bir miktar artırıldığını, Avrupa Birliği Komisyonu'nun üzerinde çalıştığı 6 kural seti ve yine Konseyin 25 ülkenin katıldığı mali anlaşmanın, yine Avrupa'da birlik beraberlik ve karar alabilme kapasitesini sınırlı da yavaş da olsa çalıştığını gösterdiğini söyledi.
Bu arada Yunanistan ile ikinci anlaşma yapıldığını, İtalya'da da reformların hız kazandığını ve bu tabloda bu senenin ocak ve şubat aylarının tekrar bir rahatlama, çözüm yolunda mesajların verildiği bir dönem olduğunu anlatan Babacan, kendilerinin bu kararların hepsinin güzel olduğunu, ancak uygulamanın önemli olduğunu ve bunları takip etmek gerektiğini ifade ettiklerini hatırlattı.
Babacan, 25 ülkenin bütçe açıklarını hangi hızda düşürecekleri konusunda vardıkları mali anlaşmayı uygulamaya çalışan Hollanda'da koalisyon hükümetinin dağıldığını ve eylülde erken seçime gidileceğini, seçim sonucunda kurulacak hükümetin bu işlere nasıl bakacağını öngörmenin zor olduğunu vurguladı.
Romanya'da hükümetin düştüğünü, Yunanistan seçimlerinin bir hükümet kurmaya elverişli meclis tablosu ortaya koyamadığını, Fransa'da seçimde "25 ülkenin yaptığı anlaşmayı tekrar masaya koyacağım" diyen adayın kazandığını anlatan Babacan, İspanya'da bankacılık sistemiyle ilgili problemlerin çözülememesi ve yerel yönetimlerin bütçe kontrolünün merkez tarafından sağlanamamasının bu ülkeyle ile ilgili riskleri de artırdığını söyledi.
Babacan, İspanyol borçlanma faizleri ile Alman borçlanma faizleri arasındaki farkın tarihin en yüksek seviyelerinde dolaştığını, İspanyol tahvilleri Alman tahvilleriyle mükayase edildiğinde hiçbir zaman risk priminin bu kadar yükselmediğini kaydetti.
-"Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkarılma ihtimali"-
İtalya'daki hükümetin de yılın ilk 3 ayında hızlı adımlar atarken kilit bazı reformlarda takılmaya başladığını, bütün bu tablonun son 2-3 aydır beklentilerin tekrar bozulmasına neden olduğunu ifade eden Babacan, Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkarılması ihtimalinin artık daha çok konuşulur hale geldiğini ve başından beri Yunanistan'ın AB ekonomisinin yüzde 2'si olduğunu, Yunanistan'ın iflasının ya da Avro Bölgesi'nden çıkmasının çöküş demek olduğunu söylediğini dile getirdi.
Babacan, "Borcu, alacağı, mevduatı olan var. Mevduatı varken mevduatını alıp çıkanlar var. Bunu nasıl düzenleyeceksiniz- Nasıl bir gecede başka para birimine geçeceksiniz- O para birimi de uygulamaya girdiği ilk dakikada ciddi şekilde devalüe olmak zorunda olacak bir para birimi. Ne kadar devalüe olacağına ya piyasa mekanizmaları belirleyecek ya da kendileri belirleyecek. Bu durumlarda tahmin nokta aştı hesap çok çok zor. Bunlar bugünlerde çok çok tartışılıyor Avrupa'da" dedi.
-"AB'de görmek istediğimiz güçlü dayanışma ruhu"-
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, uluslararası toplantılarda Yunanistan'ı kurtarmanın maliyetinin belli olduğunu ve 'bunu tamam veriyoruz dediğinizde sorun çözülür' dediklerini hatırlatarak, şunları söyledi:
"Diyeceksiniz ki 'Yunanlılar hiçbir şey yapmıyor.' Bunu kendi aileniz içinde halledeceksiniz. Avro Bölgesi'nin aynı zamanda bir aile olduğunu unutmamak lazım. En önemli egemenlik göstergisi olan paranızı kendi aranızda paylaşıp ortak bir para birimi dedikten sonra artık bunun ötesinde 'biz hiçbir ülkeye karışmayız herkes kendi başının çaresine bakar' diyemezsiniz. Eğer bu kapı açılırsa, Avro Bölgesi'ne mensup bir ülkenin iflasına izin verilirse ki Avro Bölgesi'nden çıkması, tam bir iflastır. Avro Bölgesi'nden çıktığı anda zaten dönüp de Avro cinsinden borcunu ödeme imkanı kalmayacaktır. Dolayısıyla ne yapıp edip Avro Bölgesi'ndeki bir ülkenin kesinlikle iflasına izin verilmemesi gerektiğini açık yüreklilikle söyledik. O kapı açılırsa, o açılan kapıdan geçen tek ülke Yunanistan olmayacaktır. Bu bir örnek teşkil edecek. Bu da olabiliyormuş denilecektir. Avro Bölgesi'ndeki bir çok ülkenin risk pirimleri çok daha yükselecektir. Çünkü her bir ülke için artık yeni bir kapı açık, o kapıdan geçme ihtimali hesaplanarak katılacaktır. Bunun hem avro hem de dünya üzerindeki olumsuz etkisinin çok çok daha büyük olacağını düşünüyoruz. Her ülke kendine düşen ödevleri yapmalıdır. Kendi reformlarını mutlaka yerine getirmeli. Bütçe açığı varsa onu kapatmalı. Ama düşünün ki 17 mensubu olan bir ailenin bir ferdi şu ya da bu sebeple sıkıntıya düştüyse, şu veya bu sebeple başarısız olduysa,
'sen başarısızsın, o nedenle seni aile mensubu olmaktan çıkarıyoruz' denmez. ne yapıp edip bir dayanışma ruhu oluşur. AB'de görmek istediğimiz şu anda daha güçlü bir dayanışma."
-"Avrupa'da ciddi bir siyasi liderlik açığı var"-
Babacan, tek tek insanlarla görüştüklerinde "çok doğru" dediklerini, ancak her ülkenin kendi iç siyasetinin liderleri farklı tutum almaya yönlendirdiğini söyledi.
Bu liderlerin güç kaybeden liderler olduğunu, kamuoyunun ne dediğine baktıklarını ifade eden Babacan, "Bu noktada siyasi liderlik çok önemli. Siyasi liderlik çoğu zaman halkın nabzını, beklentisini, arzusunu, talebini iyi ölçebilmektir. Bunları yerine getirebilmek için çabalamaktır ama bazı durumlarda da liderlik kamuoyunun genel kanaatine rağmen 'kardeşim bu doğrudur. Bunu yapmak zorundayım' deyip bu doğrultuda adım atabilmektir. Bunu maalesef pek çok Avrupa ülkesinde bugünlerde göremiyoruz. Ciddi bir siyasi liderlik ciddi bir devlet adamlığı açığı var" dedi
- İSTANBUL














